bugün
- ben geldim naneler18
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek14
- ferdi özbeğen9
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması18
- karşılıklı aşk yaşamadan ölmek5
- örgüt evlerinde vurduran dhkp c li kız2
- sözlükte flörtleşmek18
- dün erkeklerin yüzde 35'i seks yapmadı4
- cristiano ronaldo dos santos aveiro2
- sevgiliyle sevişirken akla ilyas salmanın gelmesi3
- devlet kim lan7
- çok çişi gelen insan5
- kız arkadaşıma hediye edeceğim araba için öneriler11
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği5
- pandela43
- menekşe moru oje4
- kaçak bey kullanmayan elektrik5
- erkekler olarak sokakta donla dolaşmak istiyoruz6
- hem entelektüel hem sikici hem yakışıklı erkek8
- pandela tarzı entry gir6
- neden entry girmiyorsunuz nereye kayboldunuz3
- rus edebiyatı vs türk edebiyatı3
- anın görüntüsü20
- sözlüğü siliyorum dostlar17
- gay oğlunu sevgilisiyle basan baba2
- geceye 90 lardan bir şarkı bırak5
- wednesdayin annesi8
- sözlüğün zıvanadan çıkması4
- ispanyol erkeklerini türk erkekleriyle takas etmek4
- 35 yaşında ölmek4
- ince ruhlu erkek olmak2
- gargamel deki akıllara zarar mantık hatası2
- renkli gözün türkiyede çok yaygınlaşması5
- mmm pandela poposu kocaman5
- yazarlara verilmiş lakaplar3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları7
- annenin ölmesi5
- pandela1bukentay3
- tai lung ile revani yemek4
- zoey2
- güne bir şarkı bırak2
- aylık 409 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- arkadaşlar bu ayakkabı nasıl8
- izlenmiş en kusursuz film8
- azgın türbanlı10
- alain delon vs cüneyt arkın5
- 20263
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- burcu yüzünden bir kızı reddeden erkek2
- sevmek2
sevdiği entry'ler
adolf hitler'in sanatsal yönünü ortaya çıkarmış olan eserlerdir.
içlerinde gerçekten güzel çalışmalar var.
ben en beğendiğim 10 hitler tablosunu seçtim.
şüphesiz ki biz senin sanatçı kişiliğini de sevdik reis...
Mother Mary with the Holy Child Jesus Christ(1913)
görsel
The Courtyard of the Old Residency in Munich(1914)
görsel
Carnations(1910)
görsel
Prague in Fog(1914)
görsel
Ruins of a Cloister in Messines(1914)
görsel
Haubourdin(1916)
görsel
Shelter in Fournes(1915)
görsel
Academy of Fine Arts Vienna(1908)
görsel
festmenyei;
görsel
renkli ev;
görsel
içlerinde gerçekten güzel çalışmalar var.
ben en beğendiğim 10 hitler tablosunu seçtim.
şüphesiz ki biz senin sanatçı kişiliğini de sevdik reis...
Mother Mary with the Holy Child Jesus Christ(1913)
görsel
The Courtyard of the Old Residency in Munich(1914)
görsel
Carnations(1910)
görsel
Prague in Fog(1914)
görsel
Ruins of a Cloister in Messines(1914)
görsel
Haubourdin(1916)
görsel
Shelter in Fournes(1915)
görsel
Academy of Fine Arts Vienna(1908)
görsel
festmenyei;
görsel
renkli ev;
görsel
dolar/tl paritesi şu an itibarı ile 3.90 olarak gözüküyor. elbette ki piyasa türkiye'nin notunun düşürüleceği (yatırım yapılabilir seviyesinin altına düşürebileceği) beklentisi ile dolar/tl paritesini zaten kısmen fiyatlandırdı. O sebeple eğer bu beklenti bugün gerçekleşirse, ben doların kısa vadede 3.90 seviyesinin çılgınlar gibi üstüne çıkacağını açıkçası pek zannetmiyorum. Tabii bu sadece bir tahmin. Ama daha önemli olarak unutulmaması gerekilen nokta; zaten bu tarz uluslararası kredi kuruluşların verdiği notların ekonomik süreçlerin sebepleri değil, sonuçları olduğu gerçeği. Yani sayın reis haşmetlilerimizin "bizi kıskanıyorlar, güçlü bir türkiye istemiyorlar, kredi derecelendirme kuruluşları da faiz lobisinin bir koludur, Türkiye üzerinden para kazanmaya çalışır" vs. gibi açıklamalarına bakmayın. işin gerçeği bu kuruluşlar milyonlarca yatırımcı için referans noktasıdır ve ancak bir ülkenin ekonomisinin ve siyasi sisteminin güçlü, zayıf ve kırılgan noktalarını objektif bir şekilde analiz ederek, bahsettiğimiz bu milyonlarca yabancı yatırımcı için referans noktası olmaya devam edebilirler. Kısacası uluslararası piyasanın dönmesi ve ülkelerin sıcak para ihtiyacını karşılayabilmesi için çok kritik bir öneme sahiptirler.
Dolayısı ile Moody's den sonra fitch de Türkiye'nin notunu düşürürse bu artık Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarının iyice yapısallaşmış olduğu anlamına gelir. Aslında bu kırılganlıklardan onlarcasını saymam mümkün. Benim ilk aklıma gelenler, dışarıya (özellikle 2001 krizi sonrası Kemal Derviş'in tasarladığı, AKP'nin yukarıdan gelen kutsal bir emirmiş gibi sıkı bir biçimde uyguladığı 'yapısal reformlar' ile) inanılmaz derecede bağımlı hale getirilmiş bir Türkiye ekonomisi, yüksek teknolojili ve katma değerli sanayi üretimleri yerine, bütün parayı katma değeri çok düşük inşaat-beton ekonomisine yatırışımız, ekonomik büyüme adı altında ülkenin sibobu vazifesini gören devlet kuruluşlarının hepsini birkaç yıl içinde özelleştirmemiz, ihracatımızın ithalata bağımlı olmasından dolayı sahip olduğumuz inanılmaz yüksek cari açığımız, yine dışa çok bağımlı olmamızdan ötürü inanılmaz kırılgan enflasyonumuz vs. Ama bence bütün bunlardan çok daha kritik olarak son yıllarda iyice kredi ekonomisine dönmüş olduğumuz gerçeği. Bunun zaten iş dünyası için ne kadar geçerli olduğunu hepimiz biliyoruz. Özellikle neredeyse bütün küçük-orta ölçekli şirketler öz sermayesi yerine krediler vasıtası ile iş yapabiliyor. Ama bence çok daha önemli olarak, bu durum çalışan-emekçi kesim için de farklı değil. O muhteşem neoliberalizm adı altında insanların reel ücretlerini baskılayabildikleri kadar baskıladırlar ve karşılığında insanlara çok çok düşük faizli geri ödemeler karşılığında kredi dağıtıp durdular. Bunu da ev, araba, son model telefon vs. gibi inanılmaz bir tüketim kültürü ile birleştirip, hepimizi borçlu bireyler haline getirdiler. Şu an ise ekonominin iyice durgunlaşmasına, yaşamın pahalılaşmasına, çalışan çıkarımlarının artmasına bağlı olarak neredeyse kimse borçlarını geri ödeyebilecek bir konumda değil. Bütün bu şartlar altında fitch nasıl bir karar verir ve yabancı sermaye ülkeye nasıl ve hangi şartlar altında yatırım yapar gerçekten çok merak ediyorum. Hele bir de demokrasinin sadece isminin kaldığı, terörün, siyasi belirsizliklerin iyice arttığı ve özel mülkiyet haklarının devlet tarafından iyice aşındırıldığı bir ortamda.
Bu noktada bence kimse merkez bankasından (en azından referandum sonuçlanana kadar) faiz arttırımı filan beklemesin bu bahsettiğimiz kredi ekonomisine çok büyük bir darbe olur ve reisi cumhurumuzun hiç işine gelmez. O yüzden fitch'in kararından bağımsız olarak dolar yükselmeye, Türkiye ekonomisi de iyice kırılganlaşmaya devam edecektir zaten. Sonuçta finansal kuruluşlar bu süreçlerin yaratıcısı filan değil, sadece gözlemleyicileri ve notlandırıcılarıdır. Birileri dış mihrak, büyük resim, faiz lobisi filan demeden önce söylemek istedim sadece. Çuvaldızı da azıcık kendimize batıralım.
Dolayısı ile Moody's den sonra fitch de Türkiye'nin notunu düşürürse bu artık Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarının iyice yapısallaşmış olduğu anlamına gelir. Aslında bu kırılganlıklardan onlarcasını saymam mümkün. Benim ilk aklıma gelenler, dışarıya (özellikle 2001 krizi sonrası Kemal Derviş'in tasarladığı, AKP'nin yukarıdan gelen kutsal bir emirmiş gibi sıkı bir biçimde uyguladığı 'yapısal reformlar' ile) inanılmaz derecede bağımlı hale getirilmiş bir Türkiye ekonomisi, yüksek teknolojili ve katma değerli sanayi üretimleri yerine, bütün parayı katma değeri çok düşük inşaat-beton ekonomisine yatırışımız, ekonomik büyüme adı altında ülkenin sibobu vazifesini gören devlet kuruluşlarının hepsini birkaç yıl içinde özelleştirmemiz, ihracatımızın ithalata bağımlı olmasından dolayı sahip olduğumuz inanılmaz yüksek cari açığımız, yine dışa çok bağımlı olmamızdan ötürü inanılmaz kırılgan enflasyonumuz vs. Ama bence bütün bunlardan çok daha kritik olarak son yıllarda iyice kredi ekonomisine dönmüş olduğumuz gerçeği. Bunun zaten iş dünyası için ne kadar geçerli olduğunu hepimiz biliyoruz. Özellikle neredeyse bütün küçük-orta ölçekli şirketler öz sermayesi yerine krediler vasıtası ile iş yapabiliyor. Ama bence çok daha önemli olarak, bu durum çalışan-emekçi kesim için de farklı değil. O muhteşem neoliberalizm adı altında insanların reel ücretlerini baskılayabildikleri kadar baskıladırlar ve karşılığında insanlara çok çok düşük faizli geri ödemeler karşılığında kredi dağıtıp durdular. Bunu da ev, araba, son model telefon vs. gibi inanılmaz bir tüketim kültürü ile birleştirip, hepimizi borçlu bireyler haline getirdiler. Şu an ise ekonominin iyice durgunlaşmasına, yaşamın pahalılaşmasına, çalışan çıkarımlarının artmasına bağlı olarak neredeyse kimse borçlarını geri ödeyebilecek bir konumda değil. Bütün bu şartlar altında fitch nasıl bir karar verir ve yabancı sermaye ülkeye nasıl ve hangi şartlar altında yatırım yapar gerçekten çok merak ediyorum. Hele bir de demokrasinin sadece isminin kaldığı, terörün, siyasi belirsizliklerin iyice arttığı ve özel mülkiyet haklarının devlet tarafından iyice aşındırıldığı bir ortamda.
Bu noktada bence kimse merkez bankasından (en azından referandum sonuçlanana kadar) faiz arttırımı filan beklemesin bu bahsettiğimiz kredi ekonomisine çok büyük bir darbe olur ve reisi cumhurumuzun hiç işine gelmez. O yüzden fitch'in kararından bağımsız olarak dolar yükselmeye, Türkiye ekonomisi de iyice kırılganlaşmaya devam edecektir zaten. Sonuçta finansal kuruluşlar bu süreçlerin yaratıcısı filan değil, sadece gözlemleyicileri ve notlandırıcılarıdır. Birileri dış mihrak, büyük resim, faiz lobisi filan demeden önce söylemek istedim sadece. Çuvaldızı da azıcık kendimize batıralım.
inşaat sektörü bir koyup üç almaya devam etsin ve rüşvet çarkı dönsün diye türkiye cumhuriyet merkez bankası'na yaptığı düşük faiz baskısı ile ülke ekonomisinin anasını bellemiş adam.
olay basit:
1- başta istanbul olmak üzere, akp'li belediyelerin elindeki tüm büyükşehir belediyelerinde imar projeleriyle oynayarak müteahhitlere arsaları peşkeş çekmek. (örn: istanbul bölge jandarma komutanlığı'nın ormanlık arazisi maslak 1453'e dönüştü)
2- peşkeş çekilen arsaların imara açılmaları için kamyonla rüşvet almak. (örn: maslak 1453 için ali ağaoğlu milyonlarca dolar rüşvet dağıttı)
3- faizleri düşük tutarak vatandaşın elinde avucundaki tüm birikimini konuta yatırmasını, yani müteahhitlerin cebine koymasını sağlamak. (burada örn. maslak 1453 değil çünkü oradaki en dandik daireler bile milyon liralara satılıyor)
buradan sonra ekonominin başka bir sorununa değinmek gerek:
bir ülkede düşük faiz yatırımları, üretimi ve hâliyle istihdamı artırır. gelgelelim kemal derviş politikalarının devam ettirildiği akp'nin ilk dönem iktidarı haricinde türkiye'de üretim inşaat sektörü ile sınırlı kaldı ve hâliyle de istihdam artmadı. bunun da nedeni basittir: bir işletmeyi kârlı biçimde işletmek için piyasayı bilmek, yöneticilik vasıfları ve daha da önemlisi zeka gerekir. oysa apartman dikmek için cebinizde biraz para olması yeterlidir. ancak o apartman, inşaatı bittikten sonra içine girip yatmak dışında hiçbir boka yaramadığı için katmadeğer üretmez. tek yaptığı şey büyüme rakamlarını yüksek göstermektir. hâl böyleyken düşük faizde yapılması gereken şey yatırımcıları fabrika, atölye, çiftlikler kurmaya özendirmek; bunun kârlılığını artırmaktı. ancak ülkemizde enerji ölümüne pahalı olduğu ve yandaş zenginler de işletme kurup işletemeyecek kadar beceriksiz olduklarından bu yalan oldu. türkiye'de resmi işsizlik oranları %10'un, genç nüfuste işsizlik oranı %20'nin altına hiç inmedi. tayyiban bize kısaca "ya amele ya polis olacaksınız" dedi. doktoramız, mastırımız, üç yabancı dilimiz varmış; kim takar!
düşük kurun ekonomiye etkisi ise ithalatı artırıp ihracatı düşürmektir. ekonominin besmelesi budur. türkiye'de alım gücü yerlerde süründüğü için tüm yurt çin malı cennetine dönüştü. bu ise üretimi tümüyle bitirdi. bakınız türkiye sanayisinin en önemli lokomotiflerinden tekstil kan ağlıyor. kapanan atölyelerin haddi hesabı yok. zaten kafaları nedeniyle baskı altında olan istihdam, düşük kur ile tümüyle güdük kaldı.
pekiyi türkiye'de kur neden düşüktü? abd'deki mortgage krizi nedeniyle gelişmiş ekonomileri etkisine alan ekonomik krizden dolayı. risk her yerde yüksekse para risk-kâr çizgelgesinin azami olduğu yere gider. bu da küresel ekonomik kriz döneminde rusya, brezilya, çin halk cumhuriyeti ve türkiye gibi tam olarak gelişememiş ama afrika ülkeleri gibi de tümüyle geri kalmamış ülkelerdi. yani türkiye'nin o dönemde bol bulduğu düşük faizli krediler türkiye'de uygulanan ekonomi politikalarından falan değildi. hatta ekonomi politikalarından dolayı çok daha ucuz ya da bol olabilecek krediler bu kadarla kaldı.
dolar'ın yükselmesi ekonomimizi nasıl ve neden tehdit ediyor? ne yazık ki bunun da yanıtı akp'nin uyguladığı yanlış politikalardır. zamanında çiftçiyi israil'in tohumuna mahkûm ettiler. hayvancıyı meralardan kovdular. türkiye'nin son 10 yıldır doğru düzgün tek ihraç ürünü meyve sebzeyken onun bile tohumunu israil'den, dolar'la alıyoruz. meraları bitirerek ülkede hayvancılık yapılmaz hâle getirdiler ve et ithâl etmek zorundayız. 2002'de bunlar görev başına geldiklerinde türkiye kendi kendini besleyebilen dünyadaki 7 ülkeden biriydi. yani kimse kalkıp da "tayyip'in suçu ne" muhabbeti yapmasın, tastamam onun suçu.
pekiyi, şimdi ne oluyor? ekonomik krizden çıkmakta olan abd birkaç yıldır, yavaş yavaş yurtdışındaki parasına gel gel çekiyor. hâliyle dolar'ın belli ölçülerde yükselmesi doğal. buna karşı merkez bankası'nın yapabileceği şey faiz artırımına gitmek ve dolar'ın türkiye'de kalmasını daha cazip hâle getirmek. yani öyle piyasaya dolar basmak çözüm değil. bu yalnızca dolar'ın kısa vâdede ateşini düşürmeye ve dolar toplayanların daha ucuza bu işi yapabilmelerine yarar. ancak recep tayyip erdoğan uzun süredir türkiye cumhuriyet merkez bankası'nın özerkliğine hâlel getiren söylem ve eylemleriyle faiz artırımına engel oluyor. bunun nedeni zaten yukarıda yazmıştım. tekrar etme gereksinimi görmüyorum.
iktidara geldikleri günden bu yana enflasyon ve kbdmg rakamlarıyla oynayan akp artık sıkıştı. hâl-i hazırda hâddinden fazla yüksek olan vergileri artırmaya çalışıyorlar. faiz artırımı demek altın yumurtlayan kazı kesmek demek. faiz artırmamak demek türkiye'yi moratoryum riskine her an daha da yaklaştırmak demektir. eh, ortada bir de referandum var ki onun da böyle yangından mal kaçırır gibi alelacele başkanlık getirme çabaları da bu zaten. tüm yetkileri kleine führer'in elinde toplayacaklar ve bu sayede kafasına göre yasa çıkarttıracak, yargılanmayacak.
sonuç olarak 14 yıldır önünü arkasını hesap etmeden yaptığı her şey ülkenin tabutuna çakılan çivilerdi. bu başkanlık muhabbeti de türkiye cumhuriyeti yurttaşlarının özgürlüklerini tümüyle ortadan kalktığı adımdır, ülkenin tabutuna çakılan son çividir.
olay basit:
1- başta istanbul olmak üzere, akp'li belediyelerin elindeki tüm büyükşehir belediyelerinde imar projeleriyle oynayarak müteahhitlere arsaları peşkeş çekmek. (örn: istanbul bölge jandarma komutanlığı'nın ormanlık arazisi maslak 1453'e dönüştü)
2- peşkeş çekilen arsaların imara açılmaları için kamyonla rüşvet almak. (örn: maslak 1453 için ali ağaoğlu milyonlarca dolar rüşvet dağıttı)
3- faizleri düşük tutarak vatandaşın elinde avucundaki tüm birikimini konuta yatırmasını, yani müteahhitlerin cebine koymasını sağlamak. (burada örn. maslak 1453 değil çünkü oradaki en dandik daireler bile milyon liralara satılıyor)
buradan sonra ekonominin başka bir sorununa değinmek gerek:
bir ülkede düşük faiz yatırımları, üretimi ve hâliyle istihdamı artırır. gelgelelim kemal derviş politikalarının devam ettirildiği akp'nin ilk dönem iktidarı haricinde türkiye'de üretim inşaat sektörü ile sınırlı kaldı ve hâliyle de istihdam artmadı. bunun da nedeni basittir: bir işletmeyi kârlı biçimde işletmek için piyasayı bilmek, yöneticilik vasıfları ve daha da önemlisi zeka gerekir. oysa apartman dikmek için cebinizde biraz para olması yeterlidir. ancak o apartman, inşaatı bittikten sonra içine girip yatmak dışında hiçbir boka yaramadığı için katmadeğer üretmez. tek yaptığı şey büyüme rakamlarını yüksek göstermektir. hâl böyleyken düşük faizde yapılması gereken şey yatırımcıları fabrika, atölye, çiftlikler kurmaya özendirmek; bunun kârlılığını artırmaktı. ancak ülkemizde enerji ölümüne pahalı olduğu ve yandaş zenginler de işletme kurup işletemeyecek kadar beceriksiz olduklarından bu yalan oldu. türkiye'de resmi işsizlik oranları %10'un, genç nüfuste işsizlik oranı %20'nin altına hiç inmedi. tayyiban bize kısaca "ya amele ya polis olacaksınız" dedi. doktoramız, mastırımız, üç yabancı dilimiz varmış; kim takar!
düşük kurun ekonomiye etkisi ise ithalatı artırıp ihracatı düşürmektir. ekonominin besmelesi budur. türkiye'de alım gücü yerlerde süründüğü için tüm yurt çin malı cennetine dönüştü. bu ise üretimi tümüyle bitirdi. bakınız türkiye sanayisinin en önemli lokomotiflerinden tekstil kan ağlıyor. kapanan atölyelerin haddi hesabı yok. zaten kafaları nedeniyle baskı altında olan istihdam, düşük kur ile tümüyle güdük kaldı.
pekiyi türkiye'de kur neden düşüktü? abd'deki mortgage krizi nedeniyle gelişmiş ekonomileri etkisine alan ekonomik krizden dolayı. risk her yerde yüksekse para risk-kâr çizgelgesinin azami olduğu yere gider. bu da küresel ekonomik kriz döneminde rusya, brezilya, çin halk cumhuriyeti ve türkiye gibi tam olarak gelişememiş ama afrika ülkeleri gibi de tümüyle geri kalmamış ülkelerdi. yani türkiye'nin o dönemde bol bulduğu düşük faizli krediler türkiye'de uygulanan ekonomi politikalarından falan değildi. hatta ekonomi politikalarından dolayı çok daha ucuz ya da bol olabilecek krediler bu kadarla kaldı.
dolar'ın yükselmesi ekonomimizi nasıl ve neden tehdit ediyor? ne yazık ki bunun da yanıtı akp'nin uyguladığı yanlış politikalardır. zamanında çiftçiyi israil'in tohumuna mahkûm ettiler. hayvancıyı meralardan kovdular. türkiye'nin son 10 yıldır doğru düzgün tek ihraç ürünü meyve sebzeyken onun bile tohumunu israil'den, dolar'la alıyoruz. meraları bitirerek ülkede hayvancılık yapılmaz hâle getirdiler ve et ithâl etmek zorundayız. 2002'de bunlar görev başına geldiklerinde türkiye kendi kendini besleyebilen dünyadaki 7 ülkeden biriydi. yani kimse kalkıp da "tayyip'in suçu ne" muhabbeti yapmasın, tastamam onun suçu.
pekiyi, şimdi ne oluyor? ekonomik krizden çıkmakta olan abd birkaç yıldır, yavaş yavaş yurtdışındaki parasına gel gel çekiyor. hâliyle dolar'ın belli ölçülerde yükselmesi doğal. buna karşı merkez bankası'nın yapabileceği şey faiz artırımına gitmek ve dolar'ın türkiye'de kalmasını daha cazip hâle getirmek. yani öyle piyasaya dolar basmak çözüm değil. bu yalnızca dolar'ın kısa vâdede ateşini düşürmeye ve dolar toplayanların daha ucuza bu işi yapabilmelerine yarar. ancak recep tayyip erdoğan uzun süredir türkiye cumhuriyet merkez bankası'nın özerkliğine hâlel getiren söylem ve eylemleriyle faiz artırımına engel oluyor. bunun nedeni zaten yukarıda yazmıştım. tekrar etme gereksinimi görmüyorum.
iktidara geldikleri günden bu yana enflasyon ve kbdmg rakamlarıyla oynayan akp artık sıkıştı. hâl-i hazırda hâddinden fazla yüksek olan vergileri artırmaya çalışıyorlar. faiz artırımı demek altın yumurtlayan kazı kesmek demek. faiz artırmamak demek türkiye'yi moratoryum riskine her an daha da yaklaştırmak demektir. eh, ortada bir de referandum var ki onun da böyle yangından mal kaçırır gibi alelacele başkanlık getirme çabaları da bu zaten. tüm yetkileri kleine führer'in elinde toplayacaklar ve bu sayede kafasına göre yasa çıkarttıracak, yargılanmayacak.
sonuç olarak 14 yıldır önünü arkasını hesap etmeden yaptığı her şey ülkenin tabutuna çakılan çivilerdi. bu başkanlık muhabbeti de türkiye cumhuriyeti yurttaşlarının özgürlüklerini tümüyle ortadan kalktığı adımdır, ülkenin tabutuna çakılan son çividir.
Adamın dediği şeylerin on katını her gün bu ülkede milyonlarca kişi söylüyor.
Bilemiyorum kütür kütür giren zamlardan, ayda iki üç kere terör saldırılarından memnun olan var mı yok mu.
Ama ülkede bunlardan memnun olmayan, gidişatı tehlikeli gören, gittikçe gerilemeyi sindiremeyen ama kendi devletinden korkan bir sürü insan var.
Ve onların her biri değiştiremeyecekleri şeylerden dolayı her gün sövüyor.
Şu saldıranların tipine bir bakın, böğürtülerini dinleyin.
Bu tipler size hayatı trafikte, okulda, caddede, kız arkadaşınızla yürürken, yemek yerken zehir etmeye hazır tiplerdir.
Onlardan dışarıda çok görürsünüz.
Yarın namlunun size doğrulmayacağını kimse garanti edemez.
Bu sikindirik darbe olayından sonra çevrenizdeki devlet memurlarını bir gözleyin. Eğer normal geliyorsa bir şey diyemem.
Tekrar saldırıya dönelim. Ülkedeki onca facianın içinde bu adamın söylediklerinin bir önemi yoktur.
istediğini desin . O tek bir kişi sövüyor. Duymazsınız olur biter. Ne yapacak ? Bomba mı patlatacak, can mı alacak ?
Ama sırf eşcinsel diye ona sövecek, öldürmek isteyecek milyonlar var.
Hangisi daha tehlikeli ?
Bilemiyorum kütür kütür giren zamlardan, ayda iki üç kere terör saldırılarından memnun olan var mı yok mu.
Ama ülkede bunlardan memnun olmayan, gidişatı tehlikeli gören, gittikçe gerilemeyi sindiremeyen ama kendi devletinden korkan bir sürü insan var.
Ve onların her biri değiştiremeyecekleri şeylerden dolayı her gün sövüyor.
Şu saldıranların tipine bir bakın, böğürtülerini dinleyin.
Bu tipler size hayatı trafikte, okulda, caddede, kız arkadaşınızla yürürken, yemek yerken zehir etmeye hazır tiplerdir.
Onlardan dışarıda çok görürsünüz.
Yarın namlunun size doğrulmayacağını kimse garanti edemez.
Bu sikindirik darbe olayından sonra çevrenizdeki devlet memurlarını bir gözleyin. Eğer normal geliyorsa bir şey diyemem.
Tekrar saldırıya dönelim. Ülkedeki onca facianın içinde bu adamın söylediklerinin bir önemi yoktur.
istediğini desin . O tek bir kişi sövüyor. Duymazsınız olur biter. Ne yapacak ? Bomba mı patlatacak, can mı alacak ?
Ama sırf eşcinsel diye ona sövecek, öldürmek isteyecek milyonlar var.
Hangisi daha tehlikeli ?
görsel
Bunu sineye çeken türkiye'ye bokunda boğul demiş:
Barbaros'a linç, a*ına koyanlara ihale üstüne ihale, vergi borcu affı üstüne vergi borcu affı.
Mehmet cengiz gibilere ses çıkarmayan ve hatta önünde ceket ilikleyenlere öfkesinden ileri geri konuşan barbi gibilere gücü yetenler bokunda boğulur zaten. barbaros'un temennisine gerek yok.
Bunu sineye çeken türkiye'ye bokunda boğul demiş:
Barbaros'a linç, a*ına koyanlara ihale üstüne ihale, vergi borcu affı üstüne vergi borcu affı.
Mehmet cengiz gibilere ses çıkarmayan ve hatta önünde ceket ilikleyenlere öfkesinden ileri geri konuşan barbi gibilere gücü yetenler bokunda boğulur zaten. barbaros'un temennisine gerek yok.
"ya bak seninle vakit gecirmek, seninle uyumak, elini tutmak, öpmek, sevismek cok güzel ben gercekten cok mutlu oluyorum ama yanlıs anlama bunlar ask adı altında yaptığım seyler değil." cümlesi kurulmustu zamanında efendim. evet.
Gezi ile suriye ve halep arasinda iliski kuran beyinsiz terorist sevicilerin katliam var dedigi yer.
Sizlerin pkk'li teroristlerden farki yok. Zaten acilimda kanka idiniz. Amac ayni. Cumhuriyet ve ataturk dusmanligi. Hal boyle olunca o.cocuklugu da benzer oluyor.
Mesela tsk dogu da pkk'ya operasyon yapinca pkk seviciler "katliam var, cocuklar oluyor" demisti.
Simdi esad halepteki isgalci islamci teroristleri temizliyor, akp'liler, muhafazakarlar "katliam var, cocuklar oluyor" diyor.
Not: isid, el-nusra ve oso 5 yildir sivilleri katledip, kadinlara tecavuz ederken, halki sefalete suruklerden tek ses cikmamisti siz alcak terorist sevicilerden.
Allah korusun ulke isgal edilse sizin gibi o.cocuklari direk isgal kuvetleri ile bir olur. Hos atalariz yapmisti zira.
Hahahahha notu: ne oldu lan esad hani iniyordu. Sam da namaz kiliyordunuz bi de.
Tarihe not: bugun esad'in kazanmasi demek islamci teroristlerin, siyasal islam denen pisligin ve bunlari kucaginda hoplatan amerika,israil ve ingiltere gibi emperyalist katillerin yenilgisi demektir.
Bop denen ve tayyip'in ea baskan oldugu kanli projeye de koca bir darbedir.
Sizlerin pkk'li teroristlerden farki yok. Zaten acilimda kanka idiniz. Amac ayni. Cumhuriyet ve ataturk dusmanligi. Hal boyle olunca o.cocuklugu da benzer oluyor.
Mesela tsk dogu da pkk'ya operasyon yapinca pkk seviciler "katliam var, cocuklar oluyor" demisti.
Simdi esad halepteki isgalci islamci teroristleri temizliyor, akp'liler, muhafazakarlar "katliam var, cocuklar oluyor" diyor.
Not: isid, el-nusra ve oso 5 yildir sivilleri katledip, kadinlara tecavuz ederken, halki sefalete suruklerden tek ses cikmamisti siz alcak terorist sevicilerden.
Allah korusun ulke isgal edilse sizin gibi o.cocuklari direk isgal kuvetleri ile bir olur. Hos atalariz yapmisti zira.
Hahahahha notu: ne oldu lan esad hani iniyordu. Sam da namaz kiliyordunuz bi de.
Tarihe not: bugun esad'in kazanmasi demek islamci teroristlerin, siyasal islam denen pisligin ve bunlari kucaginda hoplatan amerika,israil ve ingiltere gibi emperyalist katillerin yenilgisi demektir.
Bop denen ve tayyip'in ea baskan oldugu kanli projeye de koca bir darbedir.
deleted content 13412411