bugün

entry'ler (12039)

oral erdoğan

piri reis üniversitesi rektörü olan iktisatçı.
görsel

kardeş sen neden ismini değiştirmiyorsun??? sen hayırdır, milli iradeye mesaj mı veriyorsun bu isim soyisim kombinasyonuyla?

tarım kredi kooperatifinde yağa kota gelmesi

sadece yağa mı?
un ve şekere de kota gelmiş.

görsel

aya giderken iyiydi ama değil mi

döviz kurundan, hayat pahalılığından şikayetçi olan muhaliflere hatırlatılması gereken gerçek.

niye şikayet ediyorsunuz?
aya giderken iyiydi değil mi?

eee o aya gidişin de bir maliyeti var haliyle.

uzay mekiğinin yakıtı, astronotların kıyafetleri, çalışna ofisleri falan...bunlar hep masraflı şeyler.

o yüzden vicdansızlık yapmayın. şünun şurasında 2023'e ne kaldı. o zaman madenlerimizi çıkarıp satacağız ve rahat edeceğiz.

destan dizisi

şahsıma muhteşem bir hayal kırıklığı yaşatmış dizi.

öncelikle islam öncesi türk dünyasını anlatan bir dizi yapıyorsunuz, ama dizinin içine abdest alıp namaz kılan bir çocuk sokuşturup, tengri inancının islamiyet ile benzediğini vurgulayıp, böyle bir dizide bile islam-namaz propagandası yapıyorsunuz.
bunun adı acizliktir.

21. yüzyılda artık hiç kimse sizin namazınıza abdestinize özenmiyor. bilakis siz böyle yaptıkça insanlar dinden uzaklaşıyor...

destan dizisi adı üstünde bir hikaye, bir masal.

lakin masal da olsa, islam öncesi türklüğü, türk inanışını anlatıyorsunuz lakin dersinize hiç çalışmamış olduğunuz aşikar.

ulan, hangi türk kağanı lüks saraylarda oturmuş?

hangisi ha?
bilge kağan mı? bumin kağan mı? kutluk kağan mı? hangisi saraylarda oturuyordu?

sarayı bırak, türkler yerleşik hayata tam geçmemişti.

ama dizide görüyoruz ki, baya baya yerleşik hayata geçilmiş, hatta şehirleşilmiş...
dizide gök hanlığın başkenti bildiğin osmanlı rumelisi gibi evlere sahip, caddelere sahip...

yahu bizim gerek islam öncesi, gerek islam sonrası zaten kültürümüz son derece zengin.

ne gerek var tarihi çarıtmaya???

çok büyük beklentiye girmiştim, alp kızları, bacıları anlatırlar diye, lakin adamlar namaz kılan çocuk sokuşturuverdi bize iyi mi?

pelikancı atv'den ne beklersin ki???

döviz garantili ihale yapıp tl ye guvenin demek

şüphesiz ki reyisin vardır bir bildiyi.
ben şahsen şahsım olarak canım sıkıldığı zaman otoban kenarına çıkıp yolun akışını seyrediyorum. herkeşe tavsiye ederim.

selam arkadaşlar markete gidiyorum

şüphesiz ki arabama tüp taktiracak kadar fakir olsaydım ben de 4 litrelik yağ alırdım. ama önümüzde zorlu günler var bütün dünya bizi kıskanıyorken 2 tane 5 litre alayım dedim.

görsel

evet artık savaş falan çıkabilir. kamon.

dolar 13 türkiye süper güç hedef 2023

güşlü türküyenin yeni sloganı.
yerli uçağımız göklerde...

katarın imdada yetişmesi

bizim kahvedeki dede de dedi ki; "katar'a götümüzden başka verecek bir şeyimiz kalmadı."

bizim kahvedeki dede çok haklı...

dolar a ne zaman müdahale edilecek sorusu

asıl sorulması gereken soru: "dolara ne ile müdahale edilecek?" olmalıdır.

zira dolar kuruna müdahale etme inisiyatifi ne yazık ki şu an hükümetin elinde değil.

şöyle düşünelim.
freni patlamış bir kamyon yokuş aşağı gidiyor, freni patlayan bir kamyonun önüne geçebiir misiniz? ya da freni patlayan kamyonda frene bassanız değişen bir şey olur mu?

şu an türkiye'nin durumu aynen budur.

freni patlamış kamyon gibiyiz, ne var ki bizim kamyonun frenleri bile isteye patlatıldı.

şimdi dolara müdahale nasıl olur?
merkez bankası döviz rezervlerini piyasaya sürer ve hamle yapar, dolar kuru dizginlenir, piyasanın talep ettiği döviz merkez bankasınca arz edildiğinde dolar düşüş trendine girer.

peki merkez bankasının piyasaya sürebileceği dolar var mı?
net rezervi şu an eksi 37 milyar dolar olan bir kurumun piyasaya dolar sürebilmesi için acil olarak en az 50 milyar dolar para lazım. böyle bir paranın şu an türkiye'ye gelebilme ihtimali var mı?
yok.

o halde dolara müdahale etme şansımız da yok.

dolara ne zaman müdahale edilecek diyen arkadaşlar, çok romantiksiniz cidden, ya da durumun hala farkında değilsiniz.

farkındaysanız katar'dan da para gelmiyor artık.
neden? katar'a verebilecek bir şeyimiz de kalmadı.

ne acı...
15 milyon ne idüğü belirsiz mülteci ile dolu, ekonomisi batmış, vatandaşı çaresiz bırakılmış bir ülkedeyiz artık.

yol yabdııııııııııı...yolunuzu sikeyim...

ekonomik kurtuluş savaşı

asrın liderimiz erdoğan'ın bugün kabine toplantısından sonra ilan ettiği savaş.

şahsım erdoğan demiş ki;
“ülkemizi bunca tuzaktan, bunca badireden nasıl çıkardıysak, allah'ın yardımı ve milletimizin desteğiyle bu ekonomik kurtuluş savaşından da zaferle çıkartacağız.”

yani şu an bir ekonomik kurtuluş savaşı veriyormuşuz.

yahu bu nasıl bir ekonomik kurtuluş savaşıdır ki özel imalat mercedes maybach'lar ile veriliyor.

bu nasıl bir ekonomik kurtuluş savaşıdır ki 400 milyon dolarlık süper lüks uçaklar ile veriliyor.

bu nasıl bir ekonomik kurtuluş savaşıdır ki yazlık saraylar, kışlık saraylar yetmiyor göl kenarında saraylar inşa ediliyor.

bu nasıl bir ekonomik kurtuluş savaşıdır ki, ekonomik savaş başlatan başkomutanın damadı ailesini alıp paris'te tatil yapıyor.

bu nasıl bir ekonomik kurtuluş savaşıdır ki türkiye'den ta amerika'ya uçaklarla konvoy yapmak için araba götürülüyor, new york'ta gökdelen yapılıp görkemli açılışlar yapılıyor.

bu nasıl bir ekonomik kurtuluş savaşıdır ki, ekonomik savaşı sadece halkımız veriyor???

ekonomik savaş falan verdikleri yok bunların.

bunların verdiği savaş twitter üzerinde tt kasmak ancak.

#ekonomikkurtuluşsavaşı tagı ile saatlerdir twitter tt listesinde goygoy yapıyorlar utanmadan.

madem ekonomik savaş veriyorsunuz, yüreğiniz yetiyorsa halkın arasına inin, halk ile aranıza duvarlar örmeyin, koruma orduları dikmeyin de görelim savaşınızı...

********************

gençlere not:

sevgili gençler, bizler ve bizden önceki nesiller gerçekten ekonomik kurtuluş savaşı verdiğimiz yıllara şahit olduk.

rahmetli babam bana bir gün, demirel ve özal'ın kutu bir odada çekilmiş fotoğrafını gösterdi.
demirel o dönem başbakan, özal'da onun yardımcısı.
70 cent'e muhtaç olduğumuz dönemlerde, demirel ve yardımcısı özal öyle bir poz vermişti ki, halk içinden herhangi biri ile aralarında bir fark yoktu.
soğuk odada paltolarını giymişler, üşümelerine rağmen loş bir ortamda çalışıyorlardı.

yani o dönemin yöneticileri "ekonomik kurtuluş savaşı veriyoruz" deyip, saray saltanatı sürmüyorlardı.

hadi verin ekonomik kurtuluş savaşını da görelim...

sizin verdiğiniz kurtuluş savaşı, ancak ve ancak şahsımın kurtuluş savaşıdır.

vahdettin in ingiliz gemisine binme anı

bende malta'da ingiliz gemisinden indiği ana dair bir fotoğraf var, bindiği anın fotoğrafından tatmin olmayanlar, bindiği gemiden indiği anın fotoğrafıyla tatmin olabilirler.

buyrun;
görsel

pylades

sevgili dostum libary naif bir şekilde uyarmış nickinden dolayı.
ben de biraz detay vereyim dedim.

pylades nam kefere foça kralının oğludur. daha doğrusu foça kralı kendisini bir erkek evladı var zannetmektedir.

aynı şekilde foça kralının karısının abisi olan agamemnon'un da orestes adlı bir oğlu vardır.

orestes'in anası Clytemnestra (truvalı helen'in bacısı) kocası agamemnon truva savaşında olduğu sırada ateş başına vurduğundan dolayı Aegisthus ile fuckbuddy olur, tabi oğlu orestes anasının bir haltlar çevirdiğinden şüphelenmektedir, bu yüzden Clytemnestra oğlu orestes'i durumu çakozlamasın diye "hadi sen biraz halangilin yanına git" diyerekten foça'ya gönderir.

orestes halasının oğlu olan kuzeni pylades ile epey kaynaşır, hatta kaynaşmaktan öteye giderek bu iki kuzen birbirini düdüklemeye başlarlar. ama bu düdükleme öyle böyle düdükleme değildir.

foça sahilleri senin, çeşme-karaburun benim, nerede akşam orada sabah bütün ege kıyı şeridi boyunca gezip tozar şarap içer ve birbirini düdüklermiş bu iki kuzen.

tabi oğlunun yaptığı ibinelikler agamemnon'un kulağına gider. agamemnon oğlu pylades ve kuzeni orestes'i bugünkü kuşadası civarında birbirini düdüklerken yakalar. "sizi gidi ibneler sizi" diyerek bunların tam boynunu vurduracakken pylades babasına dönerek "kes lan fetöcü, sen kendi kızını kurban etmiş bir ibinesin" diyerek rencide eder.

o an agamemnon'un aklına truva savaşı için kurban ettiği kızı iphigeneia gelir ve o kalpsiz, o ruhsuz agamemnon birden bire yumuşar, "bir evladımı anadolu için kaybettim, bir evladımı daha kaybedemem, zeus bana yardım et yarebbim" diyerek oğlunu ve kuzeni orestes'i öldürmekten vazgeçer.

tabi bu arada agamemnon'un başka sorunları da vardır.
truva savaşı yıllar yıllar sürmüştür, agamemnon'un binlerce kişilik ordusundaki askerler yıllar yıllar süren savaş boyunca birbirini düdüklemiştir. bu yüzden kıçları yara olmuştur.

bakınız muhterem müminler, antik çağın hiciv yazarı eubulus, dört diyalog adlı eserinde agamemnon'un ordusundaki göt sancısından şöyle bahsetmiştir;
"savaş sonrasında aka askerlerinin kıçları, aldıkları truva kapıları kadar genişlemişti..."

işte ordusundaki bu sorunu göz önüne alan agamemnon'un aklına bir fikir gelir. birbirini düdükleyen askerlerini anadolu'da bırakmaya karar verir.

birbirini düdüklemiş aka askerleri anadolu'da bir rehabilitasyon merkezinde kalacak, burada tedavi olduktan sonra yunanistan'a döneceklerdi.
agamemnon bu iş için oğlu pylades ve yeğeni orestes'i görevlendirir, onları yakaladıkları yer olan kuşadası yakınlarında bu askerler için bir rehabilitasyon merkezi kurar, kurduğu bu rehabilitasyon merkezine de yunanca "göt" anlamına gelen pyge kelimesinden türetilen pygela adını verir.

aka ordusunun götveren askerleri ile, birbirini düdükleyen pylades ile orestes bundan böyle işte bu pygela'da yaşamaya başlarlar.

göt merkezi pygela'yı kurup bütün ibneleri orada bırakıp truva savaşından dönen agamemnon, miken'e dönüşünden kısa bir süre sonra karısı Clytemnestra ve dostu dostu tarafından öldürür. (oh iyi de olmuştur agamemnon puştuna, hem boynuzu yemiş, hem eşek cennetini boylamış puştlavat)

şimdi siz bu anlattıklarımın uydurma olduğunu düşüneceksiniz.

peki yarramın antenleri kuşadası'na gidin ve ibneler kenti pygela'yı görün o halde. çok da fifi...
görsel
görsel
görsel

evet...
şimdi bir çift lafım da pylades ismini nick olarak alan yetkiliye...
sanırım bu nicki bilmeden aldın. olsun, 6 ay sonra değiştirirsin.

sevgili arkadaşlar, nick seçerken lütfen dikkat edelim. yabancı kelime olarak görüp beğendiğiniz isimler çok değişik anlamlara sahip olabilir tengir de bunu yakalayabilir...

hadi see you...

#tarih
#mitoloji

3 üncü izmir seferad kültür festivali

güzel izmirimin güzel etkinliklerinden biri.
görsel

28 kasım(benim doğumgünüm)-6 aralık 2021 tarihleri arasında izmir musevi cemaati vakfı ve konak belediyesi işbirliği ile bu sene 3. kez düzenleniyormuş.

etkinlik programı da dopdolu maşallah.
görsel

hazır kulüp dizisinin etkisi tazeyken bu sene hanukkah çok ilgi çekici olacak gibi geliyor bana.

zaten bu tür etkinlikler ben hep bursa'dayken oluyor anasını satayım, dana bayramını da kaçırdık, hıdrellezi de. neyse ben de bocuk gecesi için edirne'ye giderim madem...

sevgili izmirlilerin ve yahudi kardeşlerimizin hanukkah bayramları şimdiden kutlu olsun.

uludağ sözlük 2022 tasarımı geri bildirimleri

aman tanrım...
ben mi yanlış okuyorum yoksa bir moderatör başlık açmış ve uludağ sözlük ile ilgili bizden tavsiye mi istiyor?

yıllar sonra birileri sözlükle ilgileniyor sanki.

vay anasını sayın seyirciler.

titanik koş lan ibiş koş...bak da gör eski günlerden bir esinti var sanki...

neyse, uludağ sözlük 2022 tasarımı geri bildirimleri konusuna gelecek olursak, benim herhangi bir geri bildirimim yok. zira ben konvansiyonel insanım, gelenekçiyim, o yüzden eski tasarımı kullanıyorum, yeni tasarıma hiç geçmedim, kurcalamadım bile, beğenmedim zira. o yüzden herhangi bir geri bildirimim yok...

mülteci güzellemesi yapan satılmış akademisyenler

ayşegül evladımız hayatını kaybetti.
mutlu musunuz orospu çocukları?

(bkz: 22 11 2021 mülteciseverlerin götüne kına yakması)

süreyya plajı

bir zamanlar kıyıdan 50 metre açıktaki bakireler anıtı ile istanbullulara hizmet eden plaj. (kıyıdan 50 mt açıktaki bu bakireler anıtı şimdi sahilde bir parkın içinde kaldı)

plajın sahibi süreyya ilmen paşa olup istanbul'un anadolu yakasında pek çok girişime imza atmış biridir.

süreyya plajı dışında süreyya sineması da bu abinin işletmesiydi. adam her yere kendi ismini vermiş koca bir semte, yaptırdığı hastaneye falan hep süreyya ismini koymuş. yetmemiş kendisi için bir de operet kumpanyası kurarak bir de opera binası yaptırmış.
(bkz: süreyya opereti)

filhakika maltepe, bostancı sahilleri falan hep bu abiye aitmiş ona da babasından kalmış ki babası da abdülhamit'in seraskeri imiş.
(bkz: mehmed rıza paşa)

adı çokça yolsuzluklarla anılmış bu amcayı da abdülhamid çok severmiş.

işte süreyya plajının sahibi süreyya ilmen, abdülhamid'in has adamı olan mehmet rıza paşa'nın oğludur.

görsel

çomarları çıldırtacak bir resim bırak

görsel

frank lucas

halka karşı, halka rağmen savunduğun adamlara dön de bir bak istedim gecenin şu vaktinde.



yazık oğlum sana, kendini helak ettin şu adamları savunacağım diye.

gerçekten çok yazık...

türkiye nin aksakalı gençlerle buluşuyor

(bkz: cumhurbaşkanı gençlerle buluşuyor) goygoyu sonrası gençlerden oy istemeye devam eden akp'nin, joker elemanı binali yıldırım'ı da yeni ünvanı ile sahaya sürmesidir.
görsel

kot pantolon falan da giydirmişler, çıkışta da aksakalımız harley davidson motoruna atlayıp uzaklaşır artık...

tabi buluştukları gençler, akp gençlik kollarının gençleri. bu buluşmaların, toplantıların masrafı ise hepimizden karşılanıyor tabi.

gerçek gençlerimizle asla buluşmazlar. hep şekil, hep şov, hep kurgu...

kemal kılıçdaroğlu nun rte ye verdiği ayar

fena ayardır...çok fena...başkası adına utandım resmen şu an...

evet, geçtiğimiz gün erdoğan, kemal kılıçdaroğlu'na açtığı davaları geri çektiğini açıklamıştı. kılıçdaroğlu da bu konuya cevapları içeren tweetler atarak, olayın bir yalan ve algıdan ibaret olduğunu ortaya koymuş.

kemal kılıçdaroğlu'nu şu adaylık muhabbetlerinden dolayı eleştiriyorum, ama hakkını yememek lazım, bilezik gibi geçirmiş resmen, rencide etmiş şahsımı...

tweetlerden oluşan ayar silsilesi şöyle;

1-şahıs çıkmış, “kılıçdaroğlu'nu affediyorum” söylemiyle, açtığı 17 davayı güya “geri çekiyorum” mesajı vermiş. şimdi bu algıcıbaşının algılarını bir kenara itip, gerçekleri öğrenmeniz zamanı.

2-2011’den bu güne kadar, şahıs tarafından bana açılan dava sayısı 44’tür. bu davalardan 21 tanesi nihai olarak sonuçlanmıştır. diğer davaları devam etmektedir. nihai sonuçlanan 21 davanın, 18 tanesi benim lehime, 3 dava da aleyhime sonuçlanmıştır.

3-aleyhime sonuçlanan 3 davadan 2 tanesi aihm’ye gitmiştir ve lehime sonuçlanmıştır. şahıs türk hukukunu tarumar ettiği için, dünyaya daha çok rezil olmamak adına, kalan davaları geriye çekmektedir.

4-kendisine çağrımdır, sen kimsin de kimi affediyorsun! o davaları geri çekme, sonuna kadar götür. her şeyiniz yalan, her şeyiniz algı…

kaynak;


bakalım şahsım bu tweetlere ne cevap verecek, daha doğrusu ne cevap veremeyecek...
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.