bugün
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı26
- sözlükte ciddi kitap okuyan yok28
- simko332
- bende kara patlıcan oturtması severim diyen kız5
- nürnberg havalimanı5
- ofsaytımsı vol 215
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası41
- seküler sanılan muhafazakarlar3
- yavuz sultan selim11
- dem terör partisi6
- yulaf lapası4
- durduk yere arabistan husi savaşına dahil olmak10
- sıcak çıtır lahmacun ezme salata buz gibi kola6
- ilham aliyev26
- barça bu galatasaray'a kaç atar5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak10
- nervio16
- nürnberg2
- kılıçdaroğlu bahçeli görüşmesi2
- chp zihniyeti vs ilham aliyev zihniyeti6
- tarhana4
- moğolların araplara saldırma nedeni3
- şabısgoy9
- mekke anlaşması10
- husiler8
- galatasaray barcelona maçı saat 22 de trt 1 de2
- kara para nasıl aklanır sorunsalı5
- cemil tugay17
- soğuk havalarda da ince külotlu çorap giyen kadın3
- gamalı köfte2
- donunu ve yarağını satmak4
- yazarların askerde sınıflrı ve rütbeleri9
- türkiye de artan okul saldırıları12
- kapıyı çalan komşu kızının fazla strapon sorması2
- allah3
- kapıyı çalanın kim o sorusuna adriyana lima demesi2
- yazılımcıların flört etme algoritması2
- bir önceki entryi devam ettir5
- çok film izleyen insandan zarar gelmez25
- devlet memurlarının suratının hep asık olması2
- soğuk havada battaniyeyi üzerine alıp tv izlemek3
- yüksek enflasyon16
- sözlük kızlarının kombinleri45
- güne bir ahmet kaya şarkısı bırak5
- uludağ sözlüğe kayyum atanması4
- cilt kanseri5
- son okunan kitap11
- ebulfeyz elçibey3
- yetiş'ya mokv5
- israilin husilere karşı suudilere katılması3
arapça yüklenici anlamına gelen kelime. yani bir işi yapmadan önce belli kurallar koyan, bedeli karşılığında belli sürede bitirmeyi taahhüt eden kişi.
tepesi kel, bıyıklı ve göbekli olma olasılığı en yüksek meslek grubu.
1999 depremi ve veli göçer isminin sıkca telafuz edilmesinden sonra daha cok ön plana çıkan meslek grubu.
ömründe yaptığı en büyük imalat duvara asacağı saat için çivi çakmak olan dar ufuklu insanların hayalini bile kuramayacakları meslek. birileri tarafından sürekli üçkağıtçılıkla suçlansa da bu meslek gurubu mensupları zor bir göreve soyunmuşlardır. boş arsaya tapu fotokopisi, proje atmakla bina olmuyor. en küçük yapı için en az 50 ayrı adamla çalışmalısınız.
taahhüt eden kişi manasındadır. oldukça zor bir meslektir, öyle böyle değil harbiden zordur eğer adam gibi usülüne uygun bina yapmak istiyorsanız.
önce arsa için anlaşılır daha sonra o arsaya yapılacak bina için plan yaptırmak gerekir, sonra o plana belediyenin ruhsat vermesi gerekir. eğer arsada ev varsa onun yıkılıp harfiyatın alınması gerekir sonra duvar ustaları ile anlaşılır ve temel için demir örme başlar. beton atma da bir derttir, her betonda polis tayfasına benzin parası vermek şart gibi bişeydir mesela. ruhsat için belediyeye rüşvet vermeseniz bile zaten resmi olarak baya bi para alırlar.
bu arada depremden sonra gelen yapı denetim uygulaması da maddi açıdan tuzlu olsa da güvenlik açısından oldukça güzel olmuştur.
nerede kalmıştık? ha, kaba inşaat bitti diyelim daha sonra sıvası, şap atılması, elektrik, su ve doğalgaz hatları, fayans/kalebodur, kartonpiyer, kapı/pencere, boya vs yapılması gerek. bunların her biri için ayrı kişilerle çalışılır ve başında durulmazsa da kimse işini doğru düzgün yapmaz. gerçekten yapmazlar ama. bu yüzden dandik olur sorumsuz müteahhit in daireleri. o kadar kişi ile uğraşmak da ömürden ömür yer zaten.
bir de kat karşılığı arsa sahibi ile anlaşılmışsa, arsa sahibinin afra tafrası ve bitmeyen istekleri derdi artırır.
hadi bitti diyelim satmak da ayrı bir mesele. aynı özellikteki daireler için istanbulun farklı muhitlerinde çok farklı fiyatlar ortaya çıkar mesela.
işini doğru düzgün yapan bi insan ise oldukça yorulur bu müteahhit demeye çalışıyorum kardeşlerim.
önce arsa için anlaşılır daha sonra o arsaya yapılacak bina için plan yaptırmak gerekir, sonra o plana belediyenin ruhsat vermesi gerekir. eğer arsada ev varsa onun yıkılıp harfiyatın alınması gerekir sonra duvar ustaları ile anlaşılır ve temel için demir örme başlar. beton atma da bir derttir, her betonda polis tayfasına benzin parası vermek şart gibi bişeydir mesela. ruhsat için belediyeye rüşvet vermeseniz bile zaten resmi olarak baya bi para alırlar.
bu arada depremden sonra gelen yapı denetim uygulaması da maddi açıdan tuzlu olsa da güvenlik açısından oldukça güzel olmuştur.
nerede kalmıştık? ha, kaba inşaat bitti diyelim daha sonra sıvası, şap atılması, elektrik, su ve doğalgaz hatları, fayans/kalebodur, kartonpiyer, kapı/pencere, boya vs yapılması gerek. bunların her biri için ayrı kişilerle çalışılır ve başında durulmazsa da kimse işini doğru düzgün yapmaz. gerçekten yapmazlar ama. bu yüzden dandik olur sorumsuz müteahhit in daireleri. o kadar kişi ile uğraşmak da ömürden ömür yer zaten.
bir de kat karşılığı arsa sahibi ile anlaşılmışsa, arsa sahibinin afra tafrası ve bitmeyen istekleri derdi artırır.
hadi bitti diyelim satmak da ayrı bir mesele. aynı özellikteki daireler için istanbulun farklı muhitlerinde çok farklı fiyatlar ortaya çıkar mesela.
işini doğru düzgün yapan bi insan ise oldukça yorulur bu müteahhit demeye çalışıyorum kardeşlerim.
(babamdan biliyorum) aralarında dolandırıcısı da olan temizi de olan;ama dolandırılan mesleklerden bitanesi...
halk arasında mütayit şeklinde telaffuz edilen meslek adı.
genelde lazdırlar.
oflu bir arkadaşıma "neden bütün lazlar müteahhit oluyo lan" diye sorduğumda "daha biz bile anlayamadık hiç kasma" cevabını almışlığım vardır bu konuda.
Kelime anlamı olarak "bir şeyi taahhüt eden kişi" anlamındadır.
Türk halkının, kışın donan yazın hamam gibi olan, göt kadar, etrafında hiçbir yeşillik olmayan, abd'de olsa kimsenin dönüp bakmayacağı evlerde yaşamasının müsebbibi olan kimselerdir. ilk hakedişlerini alıklarında genelde ilk işleri gidip bu parayla bir mercedes almaktır. türkiye'de şehirlerin bu kadar dandik olmasının sebebidirler kanımca.
Türk halkının, kışın donan yazın hamam gibi olan, göt kadar, etrafında hiçbir yeşillik olmayan, abd'de olsa kimsenin dönüp bakmayacağı evlerde yaşamasının müsebbibi olan kimselerdir. ilk hakedişlerini alıklarında genelde ilk işleri gidip bu parayla bir mercedes almaktır. türkiye'de şehirlerin bu kadar dandik olmasının sebebidirler kanımca.
çobanlıktan gelen, şöförlükten gelen, lokantacılıktan ,amelelikten gelen müteahhitler bile vardır. köklü ailelerden gelenleri, başka sektörlerde büyük olup bu iş koluna girenleri de vardır. pekçoğunun siyasi bir yönü baskın bir şekilde vardır. siyasi yönü olmayanların ise büyük olanlarına nadiren rastlanır. hem işçiyle, hem idareyle, hemde kendi personeliyle, hemde bütçesiyle arada bir denge tutturmak zorundadır. ödemeler dengesi bir kere şaştımı genellikle toparlayabilene az rastlanır. zor, yıpratıcı, kolay olmayan,kimsenin empati kurmadığı bir iştir. parası boldur, derdi de boldur, başağrısı da büyüklüğüne göre büyüktür.
akp nin ihya ettiği günümüzün en karlı işidir..
eski dilde taahhüt eden* anlamına gelen, gündelik dilde ise parası bol olup faize koymak yerine, daha çok getiri amacı ile bina yapıp satarak ve her daim bina malzemelerinden çalarak servetine servet katan kişi manasında kullanılan kelime.
sektörü elinde tutan babaların çoğunun karadenizli olduğu meslek dalı.
ve bu mevzu çok yaman bi çelişki. karadenizlilerin doğuştan ironik olmaları herhalde onları bu mesleğe yönelten.
karadenizli sayılırım az buçuk, hani kütük mütük olayları var ya o bakımdan. bağlarım kopmadı hani, gider gelirim her yaz. 3 dayım var, birinin adı şeref...*
demek istediğim karadeniz sahilini rizeye kadar dolaşmış bir insanım, insanların mimari anlayışı ''he başumuzu sokucağumuz bi yer olsun yeter da'' dan ibaret. ne binalar gördüm kapısı yok, ne evler gördüm sıvası yok. sıva yok lan sıva... amcanın evinin dış tasarımı tuğladan ibaret. he bi de arasında çimento var. allahtan...
bu ortamda yetişen bi genç nasıl olur da müteahhitliğe yönelir ilginç geliyo bana. acaba babaları ''oğlum bak evlerin halini görüyosun müteahhitlikte çok ekmek var'' diye gaza mı getiriyor ki?
arayayım da şeref dayıma bi sorup geliyim...
ayrıca verilmezse ayıp olacak bakınız için; (bkz: ali ağaoğlu)
ve bu mevzu çok yaman bi çelişki. karadenizlilerin doğuştan ironik olmaları herhalde onları bu mesleğe yönelten.
karadenizli sayılırım az buçuk, hani kütük mütük olayları var ya o bakımdan. bağlarım kopmadı hani, gider gelirim her yaz. 3 dayım var, birinin adı şeref...*
demek istediğim karadeniz sahilini rizeye kadar dolaşmış bir insanım, insanların mimari anlayışı ''he başumuzu sokucağumuz bi yer olsun yeter da'' dan ibaret. ne binalar gördüm kapısı yok, ne evler gördüm sıvası yok. sıva yok lan sıva... amcanın evinin dış tasarımı tuğladan ibaret. he bi de arasında çimento var. allahtan...
bu ortamda yetişen bi genç nasıl olur da müteahhitliğe yönelir ilginç geliyo bana. acaba babaları ''oğlum bak evlerin halini görüyosun müteahhitlikte çok ekmek var'' diye gaza mı getiriyor ki?
arayayım da şeref dayıma bi sorup geliyim...
ayrıca verilmezse ayıp olacak bakınız için; (bkz: ali ağaoğlu)
bu arkadaşların ortak noktaları; şehrin göbeğinde, trafiğin hiç durmadığı bir noktada, dört bir tarafı binalarla çevrili bir alana inşa etmeye başladıkları binanın proje resmini yeşillikler içinde ağaçların ortasında göstermeleridir. üzülerek belirteyim ki, bu eylemin tabelada güzel görünmesi dışında bir fonksiyonu yok, maalesef
belli miktar inşaat, malzeme ve statik bilgisine sahip olması gerektiği halde, en çok nasıl kar edilir, hangi malzeme daha ucuz hesabı yapabilmek için yeterli görülen toplama çıkarma bilgisine sahip olan ve dandikten de olsa bir projeyi hayata geçirebilmiş herkesin olduğunu iddia edebildiği taahhütçü.
Kat karşılığı arsa alırlar. işten en karlı çıkan onlardır.
Kârı yuksek rakamlar oldugu kadar zarari da oldukca yuksektir. isi beceremediginizde donunuzdan dahi olabilirsiniz. Bi kac milyar degil bi kac yüz milyarlarla oynuyorsunuz. Kolay degil. Dedemden gelen aile meslegimizdir.
dünyanın en karlı sektörlerinden birinin para babalarıdır.
ama çoğu, hatta büyük çoğunluğu 3-5 daha fazla kazanacağım diye her türlü hırsızlığı yapar ve olası depremde insan hayatıyla oynar.
ama çoğu, hatta büyük çoğunluğu 3-5 daha fazla kazanacağım diye her türlü hırsızlığı yapar ve olası depremde insan hayatıyla oynar.
ağzı iyi laf yapan, genelde sonradan görme, jiple gezen, üç kağıtçı kılıklı kişi.
(bkz: bu adam benim babam)
Dogu karadeniz insaninda ata sporu olan meslek dalidir.
Dünyanın örgütlenmemiş ancak örgütlü gibi çalışan tek grubudur. Ortak özellikleri şerefsiz olmalarıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar