bugün
- ispanya'nin terör bitirme formülü35
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi45
- fiziği güzel sözlük kızları52
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- hesabını gizleyenler hangi kafayı yaşıyor6
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak7
- akp'nin neo osmanlı devletine hazırlanması7
- ara sıra kadın gibi hissetmek12
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- sabahın köründe işe giden ezik13
- tayyip istifa7
- kadın şoför5
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek5
- nazilere tapınıp gayya çukuruna düşmek5
- sümük fetişi6
- dürümle ayranı aynı anda bitirmek6
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek11
- koç burcu insanları7
- lustral5
- en iyi antidepresan2
- 90 larda ayak fetişi diye bişe yoktu7
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- güllü muhallebi2
- ellerim bos gonlum hos8
- kuran da namazın olmaması8
- tel avive atom bombası atmak8
- muhallebici2
- yolda tanıdık görünce telefonla oynama numarası2
- yağmurcunun homofobikliği şüpheli mi3
- vakıflar'ın saraçhane'ye devir başvurusu3
- ayrı mutfakların insanları9
- edirneli başbirader2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- ağzı mantarlı ayak fetişisti6
- koltuğuma kılıçdaroğlu oturdu napmalıyım5
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş9
- 6 ekim 2026 lüksemburg bulgaristan maçı2
- silah bırakan pkklı kızlara ne olacak7
- haluk levent vs fatma betül sayan kaya6
- kasap köfte4
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- izmirdeki atatürk silüeti3
- özel uçak alacaklara tavsiyeler4
- yay burcu3
- sözlükteki aktroller8
- recep tayyip erdoğan31
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri9
- akrep burcu3
inşaat sektörü bir koyup üç almaya devam etsin ve rüşvet çarkı dönsün diye türkiye cumhuriyet merkez bankası'na yaptığı düşük faiz baskısı ile ülke ekonomisinin anasını bellemiş adam.
olay basit:
1- başta istanbul olmak üzere, akp'li belediyelerin elindeki tüm büyükşehir belediyelerinde imar projeleriyle oynayarak müteahhitlere arsaları peşkeş çekmek. (örn: istanbul bölge jandarma komutanlığı'nın ormanlık arazisi maslak 1453'e dönüştü)
2- peşkeş çekilen arsaların imara açılmaları için kamyonla rüşvet almak. (örn: maslak 1453 için ali ağaoğlu milyonlarca dolar rüşvet dağıttı)
3- faizleri düşük tutarak vatandaşın elinde avucundaki tüm birikimini konuta yatırmasını, yani müteahhitlerin cebine koymasını sağlamak. (burada örn. maslak 1453 değil çünkü oradaki en dandik daireler bile milyon liralara satılıyor)
buradan sonra ekonominin başka bir sorununa değinmek gerek:
bir ülkede düşük faiz yatırımları, üretimi ve hâliyle istihdamı artırır. gelgelelim kemal derviş politikalarının devam ettirildiği akp'nin ilk dönem iktidarı haricinde türkiye'de üretim inşaat sektörü ile sınırlı kaldı ve hâliyle de istihdam artmadı. bunun da nedeni basittir: bir işletmeyi kârlı biçimde işletmek için piyasayı bilmek, yöneticilik vasıfları ve daha da önemlisi zeka gerekir. oysa apartman dikmek için cebinizde biraz para olması yeterlidir. ancak o apartman, inşaatı bittikten sonra içine girip yatmak dışında hiçbir boka yaramadığı için katmadeğer üretmez. tek yaptığı şey büyüme rakamlarını yüksek göstermektir. hâl böyleyken düşük faizde yapılması gereken şey yatırımcıları fabrika, atölye, çiftlikler kurmaya özendirmek; bunun kârlılığını artırmaktı. ancak ülkemizde enerji ölümüne pahalı olduğu ve yandaş zenginler de işletme kurup işletemeyecek kadar beceriksiz olduklarından bu yalan oldu. türkiye'de resmi işsizlik oranları %10'un, genç nüfuste işsizlik oranı %20'nin altına hiç inmedi. tayyiban bize kısaca "ya amele ya polis olacaksınız" dedi. doktoramız, mastırımız, üç yabancı dilimiz varmış; kim takar!
düşük kurun ekonomiye etkisi ise ithalatı artırıp ihracatı düşürmektir. ekonominin besmelesi budur. türkiye'de alım gücü yerlerde süründüğü için tüm yurt çin malı cennetine dönüştü. bu ise üretimi tümüyle bitirdi. bakınız türkiye sanayisinin en önemli lokomotiflerinden tekstil kan ağlıyor. kapanan atölyelerin haddi hesabı yok. zaten kafaları nedeniyle baskı altında olan istihdam, düşük kur ile tümüyle güdük kaldı.
pekiyi türkiye'de kur neden düşüktü? abd'deki mortgage krizi nedeniyle gelişmiş ekonomileri etkisine alan ekonomik krizden dolayı. risk her yerde yüksekse para risk-kâr çizgelgesinin azami olduğu yere gider. bu da küresel ekonomik kriz döneminde rusya, brezilya, çin halk cumhuriyeti ve türkiye gibi tam olarak gelişememiş ama afrika ülkeleri gibi de tümüyle geri kalmamış ülkelerdi. yani türkiye'nin o dönemde bol bulduğu düşük faizli krediler türkiye'de uygulanan ekonomi politikalarından falan değildi. hatta ekonomi politikalarından dolayı çok daha ucuz ya da bol olabilecek krediler bu kadarla kaldı.
dolar'ın yükselmesi ekonomimizi nasıl ve neden tehdit ediyor? ne yazık ki bunun da yanıtı akp'nin uyguladığı yanlış politikalardır. zamanında çiftçiyi israil'in tohumuna mahkûm ettiler. hayvancıyı meralardan kovdular. türkiye'nin son 10 yıldır doğru düzgün tek ihraç ürünü meyve sebzeyken onun bile tohumunu israil'den, dolar'la alıyoruz. meraları bitirerek ülkede hayvancılık yapılmaz hâle getirdiler ve et ithâl etmek zorundayız. 2002'de bunlar görev başına geldiklerinde türkiye kendi kendini besleyebilen dünyadaki 7 ülkeden biriydi. yani kimse kalkıp da "tayyip'in suçu ne" muhabbeti yapmasın, tastamam onun suçu.
pekiyi, şimdi ne oluyor? ekonomik krizden çıkmakta olan abd birkaç yıldır, yavaş yavaş yurtdışındaki parasına gel gel çekiyor. hâliyle dolar'ın belli ölçülerde yükselmesi doğal. buna karşı merkez bankası'nın yapabileceği şey faiz artırımına gitmek ve dolar'ın türkiye'de kalmasını daha cazip hâle getirmek. yani öyle piyasaya dolar basmak çözüm değil. bu yalnızca dolar'ın kısa vâdede ateşini düşürmeye ve dolar toplayanların daha ucuza bu işi yapabilmelerine yarar. ancak recep tayyip erdoğan uzun süredir türkiye cumhuriyet merkez bankası'nın özerkliğine hâlel getiren söylem ve eylemleriyle faiz artırımına engel oluyor. bunun nedeni zaten yukarıda yazmıştım. tekrar etme gereksinimi görmüyorum.
iktidara geldikleri günden bu yana enflasyon ve kbdmg rakamlarıyla oynayan akp artık sıkıştı. hâl-i hazırda hâddinden fazla yüksek olan vergileri artırmaya çalışıyorlar. faiz artırımı demek altın yumurtlayan kazı kesmek demek. faiz artırmamak demek türkiye'yi moratoryum riskine her an daha da yaklaştırmak demektir. eh, ortada bir de referandum var ki onun da böyle yangından mal kaçırır gibi alelacele başkanlık getirme çabaları da bu zaten. tüm yetkileri kleine führer'in elinde toplayacaklar ve bu sayede kafasına göre yasa çıkarttıracak, yargılanmayacak.
sonuç olarak 14 yıldır önünü arkasını hesap etmeden yaptığı her şey ülkenin tabutuna çakılan çivilerdi. bu başkanlık muhabbeti de türkiye cumhuriyeti yurttaşlarının özgürlüklerini tümüyle ortadan kalktığı adımdır, ülkenin tabutuna çakılan son çividir.
olay basit:
1- başta istanbul olmak üzere, akp'li belediyelerin elindeki tüm büyükşehir belediyelerinde imar projeleriyle oynayarak müteahhitlere arsaları peşkeş çekmek. (örn: istanbul bölge jandarma komutanlığı'nın ormanlık arazisi maslak 1453'e dönüştü)
2- peşkeş çekilen arsaların imara açılmaları için kamyonla rüşvet almak. (örn: maslak 1453 için ali ağaoğlu milyonlarca dolar rüşvet dağıttı)
3- faizleri düşük tutarak vatandaşın elinde avucundaki tüm birikimini konuta yatırmasını, yani müteahhitlerin cebine koymasını sağlamak. (burada örn. maslak 1453 değil çünkü oradaki en dandik daireler bile milyon liralara satılıyor)
buradan sonra ekonominin başka bir sorununa değinmek gerek:
bir ülkede düşük faiz yatırımları, üretimi ve hâliyle istihdamı artırır. gelgelelim kemal derviş politikalarının devam ettirildiği akp'nin ilk dönem iktidarı haricinde türkiye'de üretim inşaat sektörü ile sınırlı kaldı ve hâliyle de istihdam artmadı. bunun da nedeni basittir: bir işletmeyi kârlı biçimde işletmek için piyasayı bilmek, yöneticilik vasıfları ve daha da önemlisi zeka gerekir. oysa apartman dikmek için cebinizde biraz para olması yeterlidir. ancak o apartman, inşaatı bittikten sonra içine girip yatmak dışında hiçbir boka yaramadığı için katmadeğer üretmez. tek yaptığı şey büyüme rakamlarını yüksek göstermektir. hâl böyleyken düşük faizde yapılması gereken şey yatırımcıları fabrika, atölye, çiftlikler kurmaya özendirmek; bunun kârlılığını artırmaktı. ancak ülkemizde enerji ölümüne pahalı olduğu ve yandaş zenginler de işletme kurup işletemeyecek kadar beceriksiz olduklarından bu yalan oldu. türkiye'de resmi işsizlik oranları %10'un, genç nüfuste işsizlik oranı %20'nin altına hiç inmedi. tayyiban bize kısaca "ya amele ya polis olacaksınız" dedi. doktoramız, mastırımız, üç yabancı dilimiz varmış; kim takar!
düşük kurun ekonomiye etkisi ise ithalatı artırıp ihracatı düşürmektir. ekonominin besmelesi budur. türkiye'de alım gücü yerlerde süründüğü için tüm yurt çin malı cennetine dönüştü. bu ise üretimi tümüyle bitirdi. bakınız türkiye sanayisinin en önemli lokomotiflerinden tekstil kan ağlıyor. kapanan atölyelerin haddi hesabı yok. zaten kafaları nedeniyle baskı altında olan istihdam, düşük kur ile tümüyle güdük kaldı.
pekiyi türkiye'de kur neden düşüktü? abd'deki mortgage krizi nedeniyle gelişmiş ekonomileri etkisine alan ekonomik krizden dolayı. risk her yerde yüksekse para risk-kâr çizgelgesinin azami olduğu yere gider. bu da küresel ekonomik kriz döneminde rusya, brezilya, çin halk cumhuriyeti ve türkiye gibi tam olarak gelişememiş ama afrika ülkeleri gibi de tümüyle geri kalmamış ülkelerdi. yani türkiye'nin o dönemde bol bulduğu düşük faizli krediler türkiye'de uygulanan ekonomi politikalarından falan değildi. hatta ekonomi politikalarından dolayı çok daha ucuz ya da bol olabilecek krediler bu kadarla kaldı.
dolar'ın yükselmesi ekonomimizi nasıl ve neden tehdit ediyor? ne yazık ki bunun da yanıtı akp'nin uyguladığı yanlış politikalardır. zamanında çiftçiyi israil'in tohumuna mahkûm ettiler. hayvancıyı meralardan kovdular. türkiye'nin son 10 yıldır doğru düzgün tek ihraç ürünü meyve sebzeyken onun bile tohumunu israil'den, dolar'la alıyoruz. meraları bitirerek ülkede hayvancılık yapılmaz hâle getirdiler ve et ithâl etmek zorundayız. 2002'de bunlar görev başına geldiklerinde türkiye kendi kendini besleyebilen dünyadaki 7 ülkeden biriydi. yani kimse kalkıp da "tayyip'in suçu ne" muhabbeti yapmasın, tastamam onun suçu.
pekiyi, şimdi ne oluyor? ekonomik krizden çıkmakta olan abd birkaç yıldır, yavaş yavaş yurtdışındaki parasına gel gel çekiyor. hâliyle dolar'ın belli ölçülerde yükselmesi doğal. buna karşı merkez bankası'nın yapabileceği şey faiz artırımına gitmek ve dolar'ın türkiye'de kalmasını daha cazip hâle getirmek. yani öyle piyasaya dolar basmak çözüm değil. bu yalnızca dolar'ın kısa vâdede ateşini düşürmeye ve dolar toplayanların daha ucuza bu işi yapabilmelerine yarar. ancak recep tayyip erdoğan uzun süredir türkiye cumhuriyet merkez bankası'nın özerkliğine hâlel getiren söylem ve eylemleriyle faiz artırımına engel oluyor. bunun nedeni zaten yukarıda yazmıştım. tekrar etme gereksinimi görmüyorum.
iktidara geldikleri günden bu yana enflasyon ve kbdmg rakamlarıyla oynayan akp artık sıkıştı. hâl-i hazırda hâddinden fazla yüksek olan vergileri artırmaya çalışıyorlar. faiz artırımı demek altın yumurtlayan kazı kesmek demek. faiz artırmamak demek türkiye'yi moratoryum riskine her an daha da yaklaştırmak demektir. eh, ortada bir de referandum var ki onun da böyle yangından mal kaçırır gibi alelacele başkanlık getirme çabaları da bu zaten. tüm yetkileri kleine führer'in elinde toplayacaklar ve bu sayede kafasına göre yasa çıkarttıracak, yargılanmayacak.
sonuç olarak 14 yıldır önünü arkasını hesap etmeden yaptığı her şey ülkenin tabutuna çakılan çivilerdi. bu başkanlık muhabbeti de türkiye cumhuriyeti yurttaşlarının özgürlüklerini tümüyle ortadan kalktığı adımdır, ülkenin tabutuna çakılan son çividir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar