sevgili

1850.
  • geleceğinizi düşlenmeye değer bir anlama kavuşturan, hayatınızı paylaştığınız için ne kadar şanslı olduğunuzu düşündüren, sizi sevdiğine emin olduğunuz müddetçe kavga etmekten bile keyif duyduğunuz, kalbinizdeki iyiliği en iyi siz bileceğiniz halde ondan dinlediğiniz zaman kendinizle daha kolay gururlandığınız, gece uyurken ve sabah uyanırken aklınıza getirmeden edemediğiniz kişidir. öpmeye kıyamaz ama sürekli öpmek istersiniz, bir derdim olsa da bana sahip çıksa dersiniz, ailenize katılmasını ümit ederek kuvvet bulursunuz. kaybetmekse gerçekten çok, çok ağırdır: onun ağzından çıkacak bir sözü bir daha asla duyamayacak olmak, zor günlerinizde sizi yatıştıracağından emin olduğunuz halde ona danışamamak ve daha kötüsü onun zor günlerinde teselli verememek, kendiniz için bile etmeyi bıraktığınız dualara onun mutluluğunu dileyebilmek için bir şans daha vermek ama bu mutluluğu bir başkasında bulabileceği ihtimalini düşündükçe de paramparça olmak ve daha bir sürü şey; insanı en derininden ve yavaş yavaş öldürür. artık sabahlar uyanmaya değer değildir.

    kendisiyle baş başa kalmaktan korktuğu için yalnızlığını unutturacak ilk kişiye sarılan ve zamanla sevmeyi öğrenir gibi olduysa da sevgilisini kaybettiği anda acısını bir başka fırsatla yatıştırmaya çalışanlar bu duyguları hiç gerçek anlamlarıyla tatmazlar. tadanları da sağlıksız bir ruhsal duruma girmekle, sevgiyi takıntıya dönüştürmekle suçlarlar. öyle değildir. insan ailesini sever gibi sevebilir bazen; nasıl ki anne babanız, başkası yapsa nefret edeceğiniz bir davranışta bulunduğu zaman öfkeden çıldırsanız da sevginizin azalmadığına eminseniz ve bu gayet sağlıklı bir davranışsa sevgiliden vazgeçememek de o kadar sağlıklıdır. insan sevdiğinden nasıl vazgeçer, kulağa korkunç gelmesi gereken asıl şey bu değil mi?
    3 0 ...
  • Oytun bey nasılsınız. Benimle bir cay içerek sahuruma şenlik katar mısınız? Hayirli sahurlar.
    Bir tayfa. Içinde bulunduğum. Evet.
    5 1 ...
  • gerçekten kötüyüm ya, gerçekten korkunç bir acı içindeyim. hani azıcık iyileşsem, bir gün işlerin tamamen yoluna gireceği inancıyla kendime tutunacak bir şey bulacağım; ama hiç geçmiyor sözlük, hiç geçmiyor, geçmiyor. mutlu gibi davranırsam eninde sonunda buna inanırım diyorum ama olmuyor; hep mutsuzum, çok mutsuzum. bıktım, olmuyor, yapamıyorum.
    8 0 ...
  • hayat çok tuhaf bir oyun.

    genelde buraya pozitif şeyler yazmaya çalışıyorum. belki bir ümit biri okurda hayatında harekete geçip, hayallerine koşar diye. bu kez düşünürken değil yazarken ağlamak istiyorum.

    şu ana dek yaşantımda en çok ağladığım olay 1989 senesinde gerçekleşti. daha doğmama 8 sene varken, haberim yokken.

    babam o zaman ki kız arkadaşıyla ve en yakın arkadaşıyla sinop ya da samsundan şu an tam hatırlamıyorum adanaya doğru yolculuk yapıyorlar arabayla.

    yolculuk sırasında hava kararmış. yavaş yavaş uykuları gelmeye başlamış. yolculuk devam ederken karşılarına kamyon gelmiş ve ani bir direksiyon kırmasıyla araba ters takla atmış.

    o kazada babam kız arkadaşını kaybetmiş. arzu ablayı. ben hiç görmedim. resmini bile.

    geceleri yatarken gözümün önüne getirmeye çalışıyorum acaba nasıl biriydi diye.

    sonra ya o kazada babamda ...? cümlenin devamını düşünürken bile getirmeye zorlanıyorum..

    o zamanlar annem ve babam arkadaşmış. bu olaydan sonra annem babama çok teselli verip hep yanında durmuş. hatta hep der; annen olmasa ben buralara gelemezdim diye. beni ayakta tutan annen oldu der. gerçekten başarılı erkeklerin arkasında kadınlar varmış. bunu bir kez daha görmüş olduk.

    dedim ya hayat tuhaf bir oyun diye. bir ''döngü'' de aslında.

    bunun adı kader mi? kelebek etkisi mi? bilmiyorum.

    ama o kaza sonucu gerçekleşebilecek başka bir hadise sonucu hayatta olamayabilirdim. ihtimaller saymak bile istemiyorum anladınız işte.

    kiminin vefatı yeni bir doğumu getirirken, kiminin doğumu ileride bir başkasının vefat etmesine yol açabiliyor.. her şeye rağmen şu an pencereye çıkıp;

    ''nefes almak gibisi yok kesinlikle..'' diyorum kendime.

    iyi geceler.. *
    12 1 ...
  • günümüz istanbul'unun mafyatik çomar taksicilerine 80 sene önceden nazire yapan beyefendi taksicidir.
    şu jilet abimiz ve en az kendisi kadar jilet taksisi;
    1930 lu yıllarda jilet gibi bir istanbul taksicisi

    hem araba, hem de taksici abimiz resmen ateş ediyor. o nasıl bir takım elbisedir, o nasıl fiyakalı bir duruştur, ceketinin ön cebinde mendil bile var taksici abinin.
    işte atatürk döneminde türk halkının kalitesi...

    şimdi lütfen yukarıdaki taksici abimize bir daha bakın.
    bir de şu taksici abimize bakın;
    1930 lu yıllarda jilet gibi bir istanbul taksicisi

    bu da 2018 yılı istanbul'daki taksici esnafının başındaki adam.
    türkiye, ey güzel ülkem!
    nereden nereye geldin sen yahu?

    bu arada ek bilgi olarak taksi 1932 ya da 1933 model dodge dp six. bu arabayı şimdi müzelerde görebilirsiniz anca;
    1930 lu yıllarda jilet gibi bir istanbul taksicisi

    ama bu dodge gibi modeller 60'ların sonlarına kadar hizmet verdi istanbul'da.
    12 5 ...
  • Muharrem ince gerçek bir çomarsavar. Bu gece bunu kafalara vura vura ülkeye gösteriyor.Her cevabı tokattan ziyade at çiftesi sertliğinde. Üstelik üslubunu hiç bozmadan yapıyor. Birazdan çekim ekibinden viski isteyecek, o derece. Bilimde tokatladı, ekonomide tokatladı, eğitimde tokatladı, sanatta tokatladı, memleket meselelerinde tokatladı, birazdan üfleyecek üçü birden moleküllerine ayrılacak ahahahah aşırı keyiflendim.Donanıma, doğru üsluba ve medeniyete hasret kalmışız. Uzun süredir vasıfsız yandaşların böyle hunharca silkelendiğini görmemiştik. Bu çok iyi geldi.
    10 0 ...
  • 23 yıldır düzenli olarak güzel kızlara yürüyen bir tipim. otobüste, yolda, kafede beğendiğim gidip açıldığım kızlar oldu ama hiçbiri kabul etmedi.. terslemediler ama kabul de etmediler 1-2 si edecek gibiydi biraz daha zorlasam onu da ben yapmadım bu kadınların çok güven problemi var. 5 dakika görmeyle senin ondan hoşlandığına inanmıyor onu arzuladığını biliyor sadece ve otomatik olarak güvenmek de istemiyor haklı olarak.. çevrende sohbet muhabbet ettiğin kişi ile şansın genellikle daha yüksek.. belki de ben hep inatçılara denk gelmişimdir çok yakışıklı sayılmam onun da etkisi olabilir. ama yakışıklı da olsan 2 dk kesiştin diye hemen buna numaramı vereyim diyen kız çok çok azdır. kesişme yoksa zaten hiç bulaşmayın derim.
    12 2 ...
  • diğer erkekleri bilmem, ben kadında hanımefendiliğe, tevazülüğe, sevimliliğe aşık oluyorum, olmaya başlıyorum. bu konuda herkes herkesin samimiyetini tartışmak zorunda da değildir bence. yani şöyle; orasını burasını açan kadınlara aşık oluyoruz işte diyen erkeğe, abi baksana samimice dürüstçe söyledi deniliyorsa, diğer başka türlü aşık olma nedenlerini sıralayanlara da ön yargı ile bakılmamalıdır. zaten erkek veya kadın ikisi de hemcinslerini az çok biliyor zaten, herkes sadece kendinin hoşnut olduğu şeylerden isteyip ve bu yüzden de hiç kimse kendini genellemeye tabii tutmak istemeyecektir diye düşünüyorum.
    13 1 ...
  • insanlar düzenli bir şekilde pide kuyruğu oluşturmuş ve çıkacak olan sıcak pideyi hayal ederken; sıranın 1 adım sol veya sağ tarafında çıkıntı gibi durarak, pide kuyruğunu kaosa sürükleme ihtimalini gözler önüne seren, sadece varoluşuyla bile insanları geren çomarcıktır.
    8 1 ...
  • Bir insanin borekcide "seks arzusu" nasil gelebilir aklim almadi su an. Hem guluyor hem sorguluyorum. Dusunsene borekcidesin ve "askim hadi seviselim" diyorsun. Dusunemedim. Cunku dusunmek istemiyorum cunku borekcideyiz.
    31 6 ...