bugün
- kız arkadaş kiralamak9
- meal kuran değildir15
- kutunun içine girmiş memelerini elleten japon kız4
- bir dakikada yapılacak güzel yemekler4
- iremga11
- birinin size söylediği en kırıcı şey nedir6
- gitarın sesinin bağlamadan yumuşak olması3
- sigarayı bırakmak4
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- 8 ayda 20 nin üzerinde teklif alan erkek4
- arkadaşlar sizce nasıl olmuş3
- mohamed salah ghaly2
- artuklu ünv tespih tasarımı ve imalatı bölümü2
- afrika nasıl kalkınabilir15
- had bildirmek7
- hak mezheplerin hak olduğunu kim söylüyor3
- bankamatikler yanında bekleyen dilenci2
- falkland yasası2
- arkadaşlar bakar mısınız20
- bennu gerede4
- bayan kelimesi neden rahatsız edici27
- arkadaşlar hesabımı silesim var ya4
- anomaly president2
- nervio2
- enel hak6
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- türkiye de giyim sektörü2
- honda civic5
- zenci öğrenci3
- danimarka da askerlik süresinin 11 aya çıkarılması2
- arkadaşlar çok mutluyum3
- akp'nin türkiye'ye verdiği zararın kalıcı olması7
- türkiye de iş hayatı2
- siz ne anlarsınız2
- kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı4
- ayetleri eğip büken kitle7
- nude atmak2
- çırılçıplak şekilde tabancayla ateş etmek3
- kpss sınav ücretinin 800 tl olması4
- yazarların en son bitirdiği kitap13
- turşunun iyisi limonla mı sirkeyle mi11
- derin mermerci3
- kart uzatınca nakit yok mu diyen esnaf3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz13
- koltuk sevdası olanların bu partide yeri yoktur2
- kayıp uygarlıklar4
- ekonomi13
- kadınların piç erkek tercihi4
- chp nin illuminati nin bir ayağı olduğu gerçeği6
- neli dondurma seversiniz14
bir zamanlar kalabalıklar şehri, üniversite hayatına denk düşen; şimdilerde yalnızlıklar saklayan koynunda, her daim hüzünlü şehrim.
asaleti bir tek söylenişindedir bu şehrin: an-ka-ra. onun dışında, ona benzer bir ruhla doğmamışsanız sevemezsiniz ancak katlanırsınız; ona da, insanlarına da...
atakuleye çıkınca dandik bilgisayar oyunlarını anımsatan şehir . hani o oyunlarda sadece gitmen gereken yol vardır ve kalan kısımlar dağlardır oraya yönelsen bile çarpıp yola dönmek zorunda kalırsın , aynı hisse kapılmıştım atakuleden ankaraya bakarken..
ölü şehir, benim cesedimi barındırıyor. mekanlar onlara yüklediğimiz anlamlardan ibarettir, onlara ait anılarımızdan ve bazı mekanlarda yaşar bazı mekanlarda ölürüz, her defasında, ölürüz, yavaş yavaş..
4-5 ay gibi bir süre asla gelmeyeceğinizi bilseniz de özlenmeyen, gece 11de kızılay diye tabir edilen merkezi bir yerde bile yemek yiyecek yer bulunamayan, 9dan sonra bir kızın tek ba$ına hareket etmesinin caiz olmadığı gidilecek yerin** çok az olduğu, adam gibi bir konser salonunun olmadığı kent. ayrıca belediye ba$kanının * her gece yatmadan önce yarın ankara'nın kötülüğü için ne yapabilirim diye dü$ündüğünü sandığım başkent
edit: entryyi anlamayan ki$i lutfen ozel mesat atar misin? cok merak ediyorum nereyi anlamadigini...
edit: entryyi anlamayan ki$i lutfen ozel mesat atar misin? cok merak ediyorum nereyi anlamadigini...
ülkenin nadir planlı şehirlerinden plduğu söylenir. tabi plana sadık kalınmış mı bilemem..
an itibariyle cumhuriyet mitingi ne ev sahipliği yapan şehrim.
antalya'dan kat be kat güzel ve sempatik olan şehirdir.
denizi de olsa tadına doyulmayacak şehir. ama insanı, bir zaman sonra, resmiyeti bıktırmaktadır.
ankara, dokunsan ağlamaktır;
yapılması gereken çokça işi * bir güne sığdırmış koşuştururken, cüzdanındaki bozuk paraların çanta ağırlığına bile etki ettiği farkedilip, ilk fırsatta bu bozuklukları bütünletmek amacıyla yaklaşılan büfenin, konuşmaya dahi tenezzül etmeden, kaşlarını kaldırıp kafasıyla "hadi git" işareti yapmasından sonra, ellerinde onlarca bozuk parayla, aklında "ama bu onların işine yarayan birşey değil miydi?" sorusuyla, kızılayın göbeğinde kalakalmışlığın yarattığı ait olmama duygusudur beni ankarayı betimlemeye iten. * * * *
eğer ankaraya, belki saflıklarıyla ünlü insanlarıyla tanınan, ama mutlaka neşe, içtenlik ve samimiyet bir de balık kokan bir şehirden geldiyseniz, kendinizi buraya ait hissetmeniz ne kadar da zor. dalgalarla iki yaşınızdayken tanışıp denize bile güvenebildiyseniz oralarda, patates ve yumurta ikilisine karıştırdığınız toprakla iğrenç evcilikler oynayabilme şansınız olduysa, para bütünletmek için gittiğiniz bakkal amcanız tarafından üzerine bir de plastik fanuslardan içi kremalı gofretle ödüllendirildiyseniz, ankara sizin için sadece dokunsan ağlama, boğazda düğümdür...
ankara, ayağın takılmasıdır;
bu şehir babasının yemek yerken konuştuğu iki kelimeyi duyup aydın(?) olan gençlere sahipse, güzel konuşmayı-yazmayı ya osmanlıca ya da öztürkçe sözlükle olan dostluğuyla doğru orantılı sanıyorsa, metroda cama yansıyan görüntüden kesiyorlarsa insanları birbirlerini, ve yine bu insanlar gözlerini kaçırarak konuşmayı çok iyi beceriyorlarsa, marjinalliği dövmene, saçlarındaki kızıllık oranına, dinlediğin placebo radiohead şarkı sıklığına göre alınan bir hediye olarak içselleştirmişse, mezunları hakkında yapacağın ödeve, kendi okulunun mezunlar derneğiyse izin vermeyen ,yürüyüşleri konuşmaları bakışları bile robotlaşmışsa insanlarının, yüzlerinde en ufak bir duygu görebilmek içinden yalvarıp, her seferinde daha dikkatli bakıyorsan gözlerine, ellerinde sigarayla yolda yürüyen kızlarsa ankaraya ait olanlar koskocaman bir hayal kırıklığıdır ankara. ayağın takılmasıdır, tökezlemektir...
ama düşmemektir ankara;
o soru işaretleriyle eve gelirken, ekmek almak için girdiğin markette bozuk paralarla boğuştuğunu gören "bakkal amca"nın *"ablacım izin verirsen onları bütünleyeyim mi hem benim de ihtiyacım var da" demesiyle sarsılan bünyede oluşan gülümseyiştir ankara. bülent ortaçgilin kulağına şarkı fısıldamasıdır, genco erkalın saatlerce tek başına orda oraya zıplayarak nazımı anlatmasıdır ankara. dans edebilmektir ankara. baba öpücüğü olmasa da, yanından her geçişinde, hazrola geçip;
"atam sen rahat uyu, yolcusuyuz biz hürriyetin,
atam sen rahat uyu, bekçisiyiz cumhuriyetin."
şarkısını söyleyip, yanın yörendekileri bezdirmeye sebep olan anıtkabirin verdiği huzur ve güven duygusuyla uykuya dalmaktır. * * * *
ankara; büyümektir...
yapılması gereken çokça işi * bir güne sığdırmış koşuştururken, cüzdanındaki bozuk paraların çanta ağırlığına bile etki ettiği farkedilip, ilk fırsatta bu bozuklukları bütünletmek amacıyla yaklaşılan büfenin, konuşmaya dahi tenezzül etmeden, kaşlarını kaldırıp kafasıyla "hadi git" işareti yapmasından sonra, ellerinde onlarca bozuk parayla, aklında "ama bu onların işine yarayan birşey değil miydi?" sorusuyla, kızılayın göbeğinde kalakalmışlığın yarattığı ait olmama duygusudur beni ankarayı betimlemeye iten. * * * *
eğer ankaraya, belki saflıklarıyla ünlü insanlarıyla tanınan, ama mutlaka neşe, içtenlik ve samimiyet bir de balık kokan bir şehirden geldiyseniz, kendinizi buraya ait hissetmeniz ne kadar da zor. dalgalarla iki yaşınızdayken tanışıp denize bile güvenebildiyseniz oralarda, patates ve yumurta ikilisine karıştırdığınız toprakla iğrenç evcilikler oynayabilme şansınız olduysa, para bütünletmek için gittiğiniz bakkal amcanız tarafından üzerine bir de plastik fanuslardan içi kremalı gofretle ödüllendirildiyseniz, ankara sizin için sadece dokunsan ağlama, boğazda düğümdür...
ankara, ayağın takılmasıdır;
bu şehir babasının yemek yerken konuştuğu iki kelimeyi duyup aydın(?) olan gençlere sahipse, güzel konuşmayı-yazmayı ya osmanlıca ya da öztürkçe sözlükle olan dostluğuyla doğru orantılı sanıyorsa, metroda cama yansıyan görüntüden kesiyorlarsa insanları birbirlerini, ve yine bu insanlar gözlerini kaçırarak konuşmayı çok iyi beceriyorlarsa, marjinalliği dövmene, saçlarındaki kızıllık oranına, dinlediğin placebo radiohead şarkı sıklığına göre alınan bir hediye olarak içselleştirmişse, mezunları hakkında yapacağın ödeve, kendi okulunun mezunlar derneğiyse izin vermeyen ,yürüyüşleri konuşmaları bakışları bile robotlaşmışsa insanlarının, yüzlerinde en ufak bir duygu görebilmek içinden yalvarıp, her seferinde daha dikkatli bakıyorsan gözlerine, ellerinde sigarayla yolda yürüyen kızlarsa ankaraya ait olanlar koskocaman bir hayal kırıklığıdır ankara. ayağın takılmasıdır, tökezlemektir...
ama düşmemektir ankara;
o soru işaretleriyle eve gelirken, ekmek almak için girdiğin markette bozuk paralarla boğuştuğunu gören "bakkal amca"nın *"ablacım izin verirsen onları bütünleyeyim mi hem benim de ihtiyacım var da" demesiyle sarsılan bünyede oluşan gülümseyiştir ankara. bülent ortaçgilin kulağına şarkı fısıldamasıdır, genco erkalın saatlerce tek başına orda oraya zıplayarak nazımı anlatmasıdır ankara. dans edebilmektir ankara. baba öpücüğü olmasa da, yanından her geçişinde, hazrola geçip;
"atam sen rahat uyu, yolcusuyuz biz hürriyetin,
atam sen rahat uyu, bekçisiyiz cumhuriyetin."
şarkısını söyleyip, yanın yörendekileri bezdirmeye sebep olan anıtkabirin verdiği huzur ve güven duygusuyla uykuya dalmaktır. * * * *
ankara; büyümektir...
ne şehrin adı, ne denizi, ne turistik yerleriymiş bir şehri sevdiren.. sadece içindeki yaşanmışlıklar, içinde barındırdıklarıymış o yeri sevdiren.. benim gibi bir istanbulluya bile bunu öğreten şehirdir ankara..
türkiye cumhuriyetinin başkenti.. kimine göre fazla gelişmiş köy,kimine göre medeniyetin göbeği, kimine göre ilk aşk, kimine göre yaşanmamış çocukluk, kimine göre memur şehri..
sizin için hangisi olursa olsun, etkisinden cıkamayacağınız kesindir, hele ankara'da kar yağıyorsa.. her gecen gün daha fazla ozlediğimi farkettiğim,icindeyken kıymet bilmeyip, allahın dağına gelince nasıl bi cennetin icinde yaşadığımı anladığım mekanım..
(bkz: kelimelerin kifayetsiz kalması)
sizin için hangisi olursa olsun, etkisinden cıkamayacağınız kesindir, hele ankara'da kar yağıyorsa.. her gecen gün daha fazla ozlediğimi farkettiğim,icindeyken kıymet bilmeyip, allahın dağına gelince nasıl bi cennetin icinde yaşadığımı anladığım mekanım..
(bkz: kelimelerin kifayetsiz kalması)
zamanla insanın sevebildiği bir şehir.
En ufak bir tatili bile değerlendirip,hasret gidermek için kaçtığım yuvam.. dandik kaldırımlarından dolayı sürekli takılıp karizmayı cizdiğim, kızlarına bakmaktan boynumun tutulduğu,esmerlerinin ağlattığı cocukluğumun geçtiği nadide şehir.. *
kuğulu'da havuzun sularının çekildiğini ve kuğuların ördeklerin havuzda "yürüdüklerini" görünce içim parçalandı..yazıktır,günahtır..zaten kuğulu'yu yıkıp yerine otopark yapan belediyeden anca bu beklenirdi..
ha bu arada,trabzona gelince hiç bir kızı beğenmememe neden olan şehirdir kendileri.. *
kuğulu'da havuzun sularının çekildiğini ve kuğuların ördeklerin havuzda "yürüdüklerini" görünce içim parçalandı..yazıktır,günahtır..zaten kuğulu'yu yıkıp yerine otopark yapan belediyeden anca bu beklenirdi..
ha bu arada,trabzona gelince hiç bir kızı beğenmememe neden olan şehirdir kendileri.. *
bahtıma çıkan karaları silmek için kullandıgım bir silgidir.
etlik te; herhangi bir binanın üst katından gece manzarasına dalarak biramı yudumladıgım..
oran da, yıldız da; herhangi bir binanın herhangi bir evinde dost sohbetlerine dalarak bogulmak istedigim..
kızılay da; dönerine, simidine, birasına gömüldüğüm..
outletlerinde kendimi kaybettigim..
ha bu arada uşak a gelince, doğru düzgün bir caddesi vardı. adliyenin ordan bedestana kadar yürünürdü. özlenmedi mi? özlendi tabi ama konu başka şimdi.
etlik te; herhangi bir binanın üst katından gece manzarasına dalarak biramı yudumladıgım..
oran da, yıldız da; herhangi bir binanın herhangi bir evinde dost sohbetlerine dalarak bogulmak istedigim..
kızılay da; dönerine, simidine, birasına gömüldüğüm..
outletlerinde kendimi kaybettigim..
ha bu arada uşak a gelince, doğru düzgün bir caddesi vardı. adliyenin ordan bedestana kadar yürünürdü. özlenmedi mi? özlendi tabi ama konu başka şimdi.
tek suçu denizinin olmayışıdır.. bulabildikleri tek eksik budur ankara düşmanlarının.. halbüsü sivas'ın da denizi yoktur,erzurumun da,gaziantep'in de, kütahya'nın da denizi yoktur..hatta adı "deniz li",yani denizi olan anlamına gelen denizli'nin bile denizi yoktur.. ama varsa yoksa ankara'ya yüklenilir..denize tapmıyorsanız hiç bir sorununuzun olmayacağı,kin kusmamanız gereken şehirdir..
denizi olmaması önemli bir eksisidir, tek sorunu değildir...tarihi yoktur, sıcaklığı yoktur, samimiyeti yoktur, estetik değildir göze gönüle hicbir yere hitap etmez, yapaydır...başlı başına bir olmamışlık abidesidir ankara, eğretiliktir. üstüne üstlük bir de başkenttir. esas sorun da burdadır zaten, başkent olacaksın yahu?
edit: kötüleyen arkadaşlarım, siz ankaraya bayılıyor olabilirsiniz, harika anılarınıza, cocukken koşup oynadığınız parka ev sahipliği yapıyor olabilir ama bir başkent olarak utanılası olmadığını hangi planlamaya, hangi estetik anlayışına dayandırabiliyosunuz merak ettim gercekten.
edit: kötüleyen arkadaşlarım, siz ankaraya bayılıyor olabilirsiniz, harika anılarınıza, cocukken koşup oynadığınız parka ev sahipliği yapıyor olabilir ama bir başkent olarak utanılası olmadığını hangi planlamaya, hangi estetik anlayışına dayandırabiliyosunuz merak ettim gercekten.
olmazsa olmaz şehrim.Hiçbir şehirde tadını alamadığım şehrim.Ankaram benim...
puslu şehir, mat.
renksiz ağaçlar, kokusuz vücutlar.
soluk ve eksik yaşanan hayatlar.
cansız, unutulmaya yüz tutmuş sokaklar.
tat vermeyen kelimeler, anlamsız olanlar bir de üstüne.
yazın sıcağının bile buz gibi terlettiği şehir, korku salan.
sahte insanlar.
oyun oynamayan çocuklar.
anlamsız anlamlar ifade eden bıçaklar.
takım elbiseliler.
güneş vurmayan siyah gözlükler.
ağlamayan bebekler.
gece yarısından önce sönen ışıklar.
rüzgarı bile fısıldayamayan şehir.
nefret ediyorum senden yaşadığım duygu olmasa...
renksiz ağaçlar, kokusuz vücutlar.
soluk ve eksik yaşanan hayatlar.
cansız, unutulmaya yüz tutmuş sokaklar.
tat vermeyen kelimeler, anlamsız olanlar bir de üstüne.
yazın sıcağının bile buz gibi terlettiği şehir, korku salan.
sahte insanlar.
oyun oynamayan çocuklar.
anlamsız anlamlar ifade eden bıçaklar.
takım elbiseliler.
güneş vurmayan siyah gözlükler.
ağlamayan bebekler.
gece yarısından önce sönen ışıklar.
rüzgarı bile fısıldayamayan şehir.
nefret ediyorum senden yaşadığım duygu olmasa...
kimilerinin deliler divaneler gibi aşık olduğu kiminin de nefret ettiği bunun ortasının asla bulunamadığı yegane şehirdir. Kurudur, kuraktır; büyüktür, kalabalıktır ama yaşanılası, aşık olunası bir havası vardır güzeldir be ankara.
karabulutlar şehri. mazinin barındığı sisli ortam.
abidik gubidik türkülerin memleketi..
ankaralı namık, ankaralı bilmem ne..
bunlar olmasaymış..
ankaralı namık, ankaralı bilmem ne..
bunlar olmasaymış..
memur kenti olarak anılan ciddi şehir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar