bugün
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey12
- akp'nin kemalistleşmesi4
- cenneti arzulayan örnek yaşam sürer5
- barbunya pilakisi seven bokkefali4
- sözlüğün yeni tasarımı22
- samsak döveci9
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur2
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- keyif kaçıran şeyler3
- tinto brass12
- masterchef 20263
- aponun villası9
- opel vectra b4
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- italyan arabaları3
- galatasaray amed operasyonu4
- holocaust2
- pforzheim toplum mürşidi piizci ismed efendi2
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- paranın mutluluk getirmemesi7
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- kötü bir insan mıyım ben5
- bik bik'in gerçek yüzü2
- uludede ile hacca gitmek3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- hayal garip2
- sense and sensibility2
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- atatürk denilince akla ilk gelen takım2
- terhis oluyorum sözlük21
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- royal starla kuş pazarına gitmek2
- belediye ruhsat birimi3
- şikayet et butonunun çalışmaması2
- sözlüğün en ılık yazarı3
- hababam sınıfı3
- küfürlü atasözleri4
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- fatma betül sayan kaya28
- açık beğen2
- kaçak akım rölesi3
- günaydın kızlar4
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- kendi yanağından makas almak3
- kafayı kıran geliyor3
ankara, dokunsan ağlamaktır;
yapılması gereken çokça işi * bir güne sığdırmış koşuştururken, cüzdanındaki bozuk paraların çanta ağırlığına bile etki ettiği farkedilip, ilk fırsatta bu bozuklukları bütünletmek amacıyla yaklaşılan büfenin, konuşmaya dahi tenezzül etmeden, kaşlarını kaldırıp kafasıyla "hadi git" işareti yapmasından sonra, ellerinde onlarca bozuk parayla, aklında "ama bu onların işine yarayan birşey değil miydi?" sorusuyla, kızılayın göbeğinde kalakalmışlığın yarattığı ait olmama duygusudur beni ankarayı betimlemeye iten. * * * *
eğer ankaraya, belki saflıklarıyla ünlü insanlarıyla tanınan, ama mutlaka neşe, içtenlik ve samimiyet bir de balık kokan bir şehirden geldiyseniz, kendinizi buraya ait hissetmeniz ne kadar da zor. dalgalarla iki yaşınızdayken tanışıp denize bile güvenebildiyseniz oralarda, patates ve yumurta ikilisine karıştırdığınız toprakla iğrenç evcilikler oynayabilme şansınız olduysa, para bütünletmek için gittiğiniz bakkal amcanız tarafından üzerine bir de plastik fanuslardan içi kremalı gofretle ödüllendirildiyseniz, ankara sizin için sadece dokunsan ağlama, boğazda düğümdür...
ankara, ayağın takılmasıdır;
bu şehir babasının yemek yerken konuştuğu iki kelimeyi duyup aydın(?) olan gençlere sahipse, güzel konuşmayı-yazmayı ya osmanlıca ya da öztürkçe sözlükle olan dostluğuyla doğru orantılı sanıyorsa, metroda cama yansıyan görüntüden kesiyorlarsa insanları birbirlerini, ve yine bu insanlar gözlerini kaçırarak konuşmayı çok iyi beceriyorlarsa, marjinalliği dövmene, saçlarındaki kızıllık oranına, dinlediğin placebo radiohead şarkı sıklığına göre alınan bir hediye olarak içselleştirmişse, mezunları hakkında yapacağın ödeve, kendi okulunun mezunlar derneğiyse izin vermeyen ,yürüyüşleri konuşmaları bakışları bile robotlaşmışsa insanlarının, yüzlerinde en ufak bir duygu görebilmek içinden yalvarıp, her seferinde daha dikkatli bakıyorsan gözlerine, ellerinde sigarayla yolda yürüyen kızlarsa ankaraya ait olanlar koskocaman bir hayal kırıklığıdır ankara. ayağın takılmasıdır, tökezlemektir...
ama düşmemektir ankara;
o soru işaretleriyle eve gelirken, ekmek almak için girdiğin markette bozuk paralarla boğuştuğunu gören "bakkal amca"nın *"ablacım izin verirsen onları bütünleyeyim mi hem benim de ihtiyacım var da" demesiyle sarsılan bünyede oluşan gülümseyiştir ankara. bülent ortaçgilin kulağına şarkı fısıldamasıdır, genco erkalın saatlerce tek başına orda oraya zıplayarak nazımı anlatmasıdır ankara. dans edebilmektir ankara. baba öpücüğü olmasa da, yanından her geçişinde, hazrola geçip;
"atam sen rahat uyu, yolcusuyuz biz hürriyetin,
atam sen rahat uyu, bekçisiyiz cumhuriyetin."
şarkısını söyleyip, yanın yörendekileri bezdirmeye sebep olan anıtkabirin verdiği huzur ve güven duygusuyla uykuya dalmaktır. * * * *
ankara; büyümektir...
yapılması gereken çokça işi * bir güne sığdırmış koşuştururken, cüzdanındaki bozuk paraların çanta ağırlığına bile etki ettiği farkedilip, ilk fırsatta bu bozuklukları bütünletmek amacıyla yaklaşılan büfenin, konuşmaya dahi tenezzül etmeden, kaşlarını kaldırıp kafasıyla "hadi git" işareti yapmasından sonra, ellerinde onlarca bozuk parayla, aklında "ama bu onların işine yarayan birşey değil miydi?" sorusuyla, kızılayın göbeğinde kalakalmışlığın yarattığı ait olmama duygusudur beni ankarayı betimlemeye iten. * * * *
eğer ankaraya, belki saflıklarıyla ünlü insanlarıyla tanınan, ama mutlaka neşe, içtenlik ve samimiyet bir de balık kokan bir şehirden geldiyseniz, kendinizi buraya ait hissetmeniz ne kadar da zor. dalgalarla iki yaşınızdayken tanışıp denize bile güvenebildiyseniz oralarda, patates ve yumurta ikilisine karıştırdığınız toprakla iğrenç evcilikler oynayabilme şansınız olduysa, para bütünletmek için gittiğiniz bakkal amcanız tarafından üzerine bir de plastik fanuslardan içi kremalı gofretle ödüllendirildiyseniz, ankara sizin için sadece dokunsan ağlama, boğazda düğümdür...
ankara, ayağın takılmasıdır;
bu şehir babasının yemek yerken konuştuğu iki kelimeyi duyup aydın(?) olan gençlere sahipse, güzel konuşmayı-yazmayı ya osmanlıca ya da öztürkçe sözlükle olan dostluğuyla doğru orantılı sanıyorsa, metroda cama yansıyan görüntüden kesiyorlarsa insanları birbirlerini, ve yine bu insanlar gözlerini kaçırarak konuşmayı çok iyi beceriyorlarsa, marjinalliği dövmene, saçlarındaki kızıllık oranına, dinlediğin placebo radiohead şarkı sıklığına göre alınan bir hediye olarak içselleştirmişse, mezunları hakkında yapacağın ödeve, kendi okulunun mezunlar derneğiyse izin vermeyen ,yürüyüşleri konuşmaları bakışları bile robotlaşmışsa insanlarının, yüzlerinde en ufak bir duygu görebilmek içinden yalvarıp, her seferinde daha dikkatli bakıyorsan gözlerine, ellerinde sigarayla yolda yürüyen kızlarsa ankaraya ait olanlar koskocaman bir hayal kırıklığıdır ankara. ayağın takılmasıdır, tökezlemektir...
ama düşmemektir ankara;
o soru işaretleriyle eve gelirken, ekmek almak için girdiğin markette bozuk paralarla boğuştuğunu gören "bakkal amca"nın *"ablacım izin verirsen onları bütünleyeyim mi hem benim de ihtiyacım var da" demesiyle sarsılan bünyede oluşan gülümseyiştir ankara. bülent ortaçgilin kulağına şarkı fısıldamasıdır, genco erkalın saatlerce tek başına orda oraya zıplayarak nazımı anlatmasıdır ankara. dans edebilmektir ankara. baba öpücüğü olmasa da, yanından her geçişinde, hazrola geçip;
"atam sen rahat uyu, yolcusuyuz biz hürriyetin,
atam sen rahat uyu, bekçisiyiz cumhuriyetin."
şarkısını söyleyip, yanın yörendekileri bezdirmeye sebep olan anıtkabirin verdiği huzur ve güven duygusuyla uykuya dalmaktır. * * * *
ankara; büyümektir...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com