bugün
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- günlük tutan erkek19
- halk başkanlık sistemini istiyor7
- wc'ye telefonsuz girmek4
- her yerde sümkürebilen insan6
- defterini kalpli kağıtla kaplayan erkek3
- gratisin içini merak etmek8
- 12 inci nesil olmanın çok ayıp olması2
- merhabalarr5
- sözlükte kavga olacak hissi4
- ay diyen erkek2
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- erkeğe şiddet uygulayan kadın4
- merfulu6
- modern insan dertlerini şımarıkça olması2
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde5
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- çok su içmek2
- kötü biri olduğunu fark etmek2
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- kendini fazla ciddiye almak2
- mekke anlaşması14
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- kendinden sıkılmak2
- arda güler2
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri6
- spor olsun diye her yere yürüyen insan2
- arkadaşlar nasılsınız11
- iyi parti'nin çerçeve yasaya muhalefet şerhi3
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- kavalali mehmet ali pasa4
- cansever18
- simko317
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- 40 hadis3
- futbol24
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam5
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- türkiye'ye en uygun yönetim şekli islami komünizm3
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- insan sevmemek6
- kendine bir soru sor5
- hewal ebo9
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- sözlüğün kırbacı5
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- sarapci koala7
entry'ler (2393)
sadece deli olanların dilinden anladığı..
" günaydınsız uyandın mı sen hiç günlük? ben uyandım. uyandım sandım. belki hala uyutuluyor bile olabilirim "günaydın" demeyenler tarafından. ama yemezler günlük. gerçekten "bayat" bi günaydın'ı esirgeyenleri yiyemezler; ne kadar da tatlı olsalar da dökerler günlükçüm, dökerler!
kararsızlık ne kötü günlük, bilir misin? hangi taçı kafana takman gerektiğini bilememek, altına ona uygun çantayı giyememek, ayakkabının rengini gözlerine sürememek, hangi kokunun acına iyi geleceğini kestirememek..
- ben hazırım! dedi
çıktım. yürüdüm biraz. biraz daha. ezbere yaşanan hayatı düşündüm. kapıyı açtım, anahtarı yerleştirdim, koltuğu ayarladım, düzeltmezsem olmazmış gibi saçımı düzeltip kontağı çevirdim. hayatın o anda değişeceğine inanırmış gibi. kontağı çevirmemle araçın infilak etmesini, etlerimin, ruhumun, gözlerimin, ellerimin ve dahi tüm nöronlarımın parçalanmasını öyle istedim ki, öyle istedim. olmadı günlük. arabaya küstüm, kadere sövdüm.
- geliyorum! dedim.
beni bekleyen arkadaşımı almak için, koltuğun altına yuvarlanan bir sigarayı almak gibi yalanlarımı kullandım. "yürüsek mi?"
insanın yakınında, hayatında, canında asla ve kat'a olumsuz bir yanıt ya da samimiyetsizliğin geçtiğine zerre inancı olmayan bir kişinin olması ne güzel diye düşündüm ve duydum.
- sen nasıl istersen!
yolların uzun oldugundan değil de, yumurtaların kapıya dayanması sebebiyle dolmuşa bindik. daha erken varınca "bir sigara daha içme zamanı" artsın diye. bozuk paralar aradım cebinde olmadığını bildiğim halde çantanın.. el yordamını bir kez daha sevdim usulca. şöför bastı gaza, biz gittik. şöför bastı gaza, biz gittik.
o sollayınca biz de geçmiş sayıldık tüm hayallerden..
indik. yüzümüze esen rüzgarı yok sayarak, montların önü açık, hedefe yürüdük. anlatılanlar vardı diller de, arkamızdakilerin daha net duyacağı şekilde. rüzgar, sırrımızı onlara da verir diye korkmadan üşüdük sokaklarda günlük, korkmadan.
bekledik. "bir ayağım kaldı, ondan sonra alırım" diyen pedükürcüye umut besledik. çay içtik bahçede. sigara bi de. bi'çocuk geldi yanımıza. üzüntülü şeyler söyler gibi, kırılgan bir sesle çakmak istedi. elimdeki çakmağı arattırdı bana çocuğun gözleri..
hesabı ödedik. her şeyin bi bedeli olduğunu bildiğimiz ama değerlere vuramadığımız "şey"lere ödediğimiz bedelleri düşünmeden.
alış-veriş. veriş ama alamayışlar. alıp iade edemeyişler. verilmiş ama hiç kullanılmamış hediyeler.. pil sonra, belki saç köpüğü, belki bi kalp, belki sigara ağızlıkları doldurduk çantamıza.
- nerdesiniz?
merak edilmek miydi yoksa beklemekten sıkılmış olmanın bir getirisi miydi diye geçti aklımdan.
- nerde değilsek, orda mutlu olacakmış sandığımız yerde olduğumuzu hepimiz biliyoruz dimi aslında.
(kahkahalar)
caddenden yürüdük günlük. ara sokaklara girip yolu kısaltmış olmayalım diye. düştüm sonra. gülüp, kalktım aceleden. "sen kayboldum ya birden arkadaşım" dedi arkadaşım. verilmiş ama tutulmamış sözlerden daha mı mühimdi sanki dizimin acısı..
toplandık sonra.. "bütün kızlar toplandık" demeden ama.. içeride sigara içme yasağı olan bir yere gelmişiz. üzerimize sindi rokaların limonu. balıkları sevdim. " tam zamanı" dedi içimizden beri. kim olduğunu unuttum. kim olduğumuzu.
kapının önüne içtik sigaralarımızı kahkahalarla. bıyıklı iki yakışıklıya laf attık sanırım, ellerinde yalnızlık olan iki insan, dönüp dönüp, bakıp bakıp uzaklaştılar ama..
"değişiklik yapıcam" diyen arkadaşın umudu azalmasın diye, bölmedik hesapları aramızda.
acıklı şarkılar dinledik hepbirlikte. acılarımızı bilirmiş gibi.. sadece suspus eden acıları yaşamış gibi.. ayrılığın verdiği o yoksunluğu, o hasretler bütünlerini, o içine sıçılası, amına koyulası, sikip atılası duyguları yeniden yaşamanın/yaşayacak olmanın verdiği çaresizlikle..
böyle anlarda fotograf çekilmek kötüdür mesela. ölümcül bi hastalık teşhisi koyulmuş ama o koyulan teşhisten haberi olmayan biriyle daha sık yanyana gelip, fotoğraf çektirmek ne kadar hüzünlüyse o kadar hüzünlüydü bu da.
bildik ama sustuk bir sırmış gibi.
şarkılar..
susmalar..
şarkılar..
bilmeden yapılan/ edilen her hata için özür diler mahiyetinde gülümsemeler..
şarkılar..
valize sığmayacak kadardı gerçekten havalar..
hazırlandı yine de. çıkılmak ve gidilmek içindi ya yollar. gidilsindi işte. daha fazla acısı olanlar geçebilsin diye değil miydi çift şeritler..
bi ses fısıldadı. iç! içildi. olundu da. şimdi bişiiler bişiiler.."
"Bu şehirde bir kadın var, adı bana özel bana özel..
Elleri var küçücük, yüzüyse çiçeklerinden güzel çiçeklerinden güzel..
Kimse bilmez benden başka, bir kalbi var kocaman ama bana özel bana özel bana özel..
Bazen kızar dünyaya ama sadece kendini üzer kendini üzer..
Göremezler göremezler.. izin vermese asla üzemezler üzemezler..
Çözemezler çözemezler.. Onun bir düşü var ki; asla asla bilemezler..
Onu neden sevemezler..?
Bilemezler.. Hiç hiç sevemezler.. "
inandım gitti.
https://www.youtube.com/watch?v=kVsCDsBgwLw
" günaydınsız uyandın mı sen hiç günlük? ben uyandım. uyandım sandım. belki hala uyutuluyor bile olabilirim "günaydın" demeyenler tarafından. ama yemezler günlük. gerçekten "bayat" bi günaydın'ı esirgeyenleri yiyemezler; ne kadar da tatlı olsalar da dökerler günlükçüm, dökerler!
kararsızlık ne kötü günlük, bilir misin? hangi taçı kafana takman gerektiğini bilememek, altına ona uygun çantayı giyememek, ayakkabının rengini gözlerine sürememek, hangi kokunun acına iyi geleceğini kestirememek..
- ben hazırım! dedi
çıktım. yürüdüm biraz. biraz daha. ezbere yaşanan hayatı düşündüm. kapıyı açtım, anahtarı yerleştirdim, koltuğu ayarladım, düzeltmezsem olmazmış gibi saçımı düzeltip kontağı çevirdim. hayatın o anda değişeceğine inanırmış gibi. kontağı çevirmemle araçın infilak etmesini, etlerimin, ruhumun, gözlerimin, ellerimin ve dahi tüm nöronlarımın parçalanmasını öyle istedim ki, öyle istedim. olmadı günlük. arabaya küstüm, kadere sövdüm.
- geliyorum! dedim.
beni bekleyen arkadaşımı almak için, koltuğun altına yuvarlanan bir sigarayı almak gibi yalanlarımı kullandım. "yürüsek mi?"
insanın yakınında, hayatında, canında asla ve kat'a olumsuz bir yanıt ya da samimiyetsizliğin geçtiğine zerre inancı olmayan bir kişinin olması ne güzel diye düşündüm ve duydum.
- sen nasıl istersen!
yolların uzun oldugundan değil de, yumurtaların kapıya dayanması sebebiyle dolmuşa bindik. daha erken varınca "bir sigara daha içme zamanı" artsın diye. bozuk paralar aradım cebinde olmadığını bildiğim halde çantanın.. el yordamını bir kez daha sevdim usulca. şöför bastı gaza, biz gittik. şöför bastı gaza, biz gittik.
o sollayınca biz de geçmiş sayıldık tüm hayallerden..
indik. yüzümüze esen rüzgarı yok sayarak, montların önü açık, hedefe yürüdük. anlatılanlar vardı diller de, arkamızdakilerin daha net duyacağı şekilde. rüzgar, sırrımızı onlara da verir diye korkmadan üşüdük sokaklarda günlük, korkmadan.
bekledik. "bir ayağım kaldı, ondan sonra alırım" diyen pedükürcüye umut besledik. çay içtik bahçede. sigara bi de. bi'çocuk geldi yanımıza. üzüntülü şeyler söyler gibi, kırılgan bir sesle çakmak istedi. elimdeki çakmağı arattırdı bana çocuğun gözleri..
hesabı ödedik. her şeyin bi bedeli olduğunu bildiğimiz ama değerlere vuramadığımız "şey"lere ödediğimiz bedelleri düşünmeden.
alış-veriş. veriş ama alamayışlar. alıp iade edemeyişler. verilmiş ama hiç kullanılmamış hediyeler.. pil sonra, belki saç köpüğü, belki bi kalp, belki sigara ağızlıkları doldurduk çantamıza.
- nerdesiniz?
merak edilmek miydi yoksa beklemekten sıkılmış olmanın bir getirisi miydi diye geçti aklımdan.
- nerde değilsek, orda mutlu olacakmış sandığımız yerde olduğumuzu hepimiz biliyoruz dimi aslında.
(kahkahalar)
caddenden yürüdük günlük. ara sokaklara girip yolu kısaltmış olmayalım diye. düştüm sonra. gülüp, kalktım aceleden. "sen kayboldum ya birden arkadaşım" dedi arkadaşım. verilmiş ama tutulmamış sözlerden daha mı mühimdi sanki dizimin acısı..
toplandık sonra.. "bütün kızlar toplandık" demeden ama.. içeride sigara içme yasağı olan bir yere gelmişiz. üzerimize sindi rokaların limonu. balıkları sevdim. " tam zamanı" dedi içimizden beri. kim olduğunu unuttum. kim olduğumuzu.
kapının önüne içtik sigaralarımızı kahkahalarla. bıyıklı iki yakışıklıya laf attık sanırım, ellerinde yalnızlık olan iki insan, dönüp dönüp, bakıp bakıp uzaklaştılar ama..
"değişiklik yapıcam" diyen arkadaşın umudu azalmasın diye, bölmedik hesapları aramızda.
acıklı şarkılar dinledik hepbirlikte. acılarımızı bilirmiş gibi.. sadece suspus eden acıları yaşamış gibi.. ayrılığın verdiği o yoksunluğu, o hasretler bütünlerini, o içine sıçılası, amına koyulası, sikip atılası duyguları yeniden yaşamanın/yaşayacak olmanın verdiği çaresizlikle..
böyle anlarda fotograf çekilmek kötüdür mesela. ölümcül bi hastalık teşhisi koyulmuş ama o koyulan teşhisten haberi olmayan biriyle daha sık yanyana gelip, fotoğraf çektirmek ne kadar hüzünlüyse o kadar hüzünlüydü bu da.
bildik ama sustuk bir sırmış gibi.
şarkılar..
susmalar..
şarkılar..
bilmeden yapılan/ edilen her hata için özür diler mahiyetinde gülümsemeler..
şarkılar..
valize sığmayacak kadardı gerçekten havalar..
hazırlandı yine de. çıkılmak ve gidilmek içindi ya yollar. gidilsindi işte. daha fazla acısı olanlar geçebilsin diye değil miydi çift şeritler..
bi ses fısıldadı. iç! içildi. olundu da. şimdi bişiiler bişiiler.."
"Bu şehirde bir kadın var, adı bana özel bana özel..
Elleri var küçücük, yüzüyse çiçeklerinden güzel çiçeklerinden güzel..
Kimse bilmez benden başka, bir kalbi var kocaman ama bana özel bana özel bana özel..
Bazen kızar dünyaya ama sadece kendini üzer kendini üzer..
Göremezler göremezler.. izin vermese asla üzemezler üzemezler..
Çözemezler çözemezler.. Onun bir düşü var ki; asla asla bilemezler..
Onu neden sevemezler..?
Bilemezler.. Hiç hiç sevemezler.. "
inandım gitti.
https://www.youtube.com/watch?v=kVsCDsBgwLw
5 tane ayakkabı aldım, bi'seferde. yanında da bilmemkaç liralık alışverişe şu kadara düşen bi'şeyler dah aldım. etti mi sana 8 parça. aynı adrese, aynı kişiye yollanacak bunlar; bana.
ama gel gör ki, hepsini ayrı ayrı günde günde yollayan site.
bi toplu sevinç yaşatmadı ya la. gıdım gıdım!
çok alındım hepsiburada, çok!
ama gel gör ki, hepsini ayrı ayrı günde günde yollayan site.
bi toplu sevinç yaşatmadı ya la. gıdım gıdım!
çok alındım hepsiburada, çok!
mecal, takat bırakmayan, olanı da sikip atan bi'şi bu. anlyacağın; bişiiler bişiiler..
nefesinin uzağında, feleğin kör tuzağında
görmediğim yar bana merakta
buraları boş gönül diyor koş
zaman geçmeden
içerde dışarıda olsun gözüm üstünde, üstünde
başına bir hal gelmesin elim üstünde, üstünde
sayılmakla geçer mi günler
ayrılık ölümden de beter
birkaç saat neyi halleder
yaralı garip gönlümde
çok özledim çaresizim
kim anlar ki ne haldeyim
bari sen affet sevgilim
aklım hep sende hep sende
çok özledim çaresizim
kapılar kitli neyleyim
bari sen affet sevgilim
https://www.youtube.com/watch?v=5UUJvbtQbXA
nefesinin uzağında, feleğin kör tuzağında
görmediğim yar bana merakta
buraları boş gönül diyor koş
zaman geçmeden
içerde dışarıda olsun gözüm üstünde, üstünde
başına bir hal gelmesin elim üstünde, üstünde
sayılmakla geçer mi günler
ayrılık ölümden de beter
birkaç saat neyi halleder
yaralı garip gönlümde
çok özledim çaresizim
kim anlar ki ne haldeyim
bari sen affet sevgilim
aklım hep sende hep sende
çok özledim çaresizim
kapılar kitli neyleyim
bari sen affet sevgilim
https://www.youtube.com/watch?v=5UUJvbtQbXA
katık etmeyi bilenlerin ya da bilmek zorunda olanların mecburiyeti.
paralarımızı ekleştirip onu öyle dinleyelim o pahalı restrolanlarda.. değer!
https://www.youtube.com/watch?v=V9v03-lMpaI
https://www.youtube.com/watch?v=V9v03-lMpaI
o ses türkiye sayesinde sesine nail olduğumuz muhteşem ses, muhteşem yorum sahibi.
o söylesin, ben vurayım rakının en dibine. dibini görmeyen sevdiğini göremesin!
https://www.youtube.com/watch?v=tBzSsfoL4UA
o söylesin, ben vurayım rakının en dibine. dibini görmeyen sevdiğini göremesin!
https://www.youtube.com/watch?v=tBzSsfoL4UA
22 cm alet ya da türevleri. çok yanılıyorsunuz kızlar; öyle bi'şey yok. hayır, olabilir de seksi tanımlamaz, ifade edemez.
bi'şarkının başka türlü de söylenebileceği/ dinlenebileceği.
"hayal değilmiş."
https://www.youtube.com/watch?v=iIiRXQTsWTo
"hayal değilmiş."
https://www.youtube.com/watch?v=iIiRXQTsWTo
sinir bozar.
hay memen kopsun ama ya! dedim ama, alkollüyüm bebeğim. özür dilerim. bluz, evet. gögüs. kız.ma.
hay memen kopsun ama ya! dedim ama, alkollüyüm bebeğim. özür dilerim. bluz, evet. gögüs. kız.ma.
bir ağaçın açmasını beklemek.. ekmemişsin. diyelim ektin, cansuyu vermemişsin; o nasıl olacak?
o zaman şarkılara devam!
"Bağladım canımı
Dilek ağacım aç hadi hadi"
o zaman şarkılara devam!
"Bağladım canımı
Dilek ağacım aç hadi hadi"
bazen başkalarının hayatlarını da sikmesin diye sessizce dinlenir. hani sebep olmayayım diye ona buna.
bir sokak köpeğine verdiğim değeri ve sevgiyi hiç bi'canlıya veremiyorum.
beşinci katta oturuyorum. asansör yok. balkon gideri kanalizasyona bağlı değil. sabahları balkona bulgur, ekmek koyuyorum kuşlar için. pisi pisi, diye seslenince duyan ve beni bilen kediler aşağıda toplanır. onlara da peynir atıyorum. bazen çok kalabalık oluyor kediler o zaman balkon giderinden süt döküyorum.
hep üşengeçlikten, hep.
hep üşengeçlikten, hep.
gökhan tepe'yle istabul'un yeşilköy'ünde adı çok lazım olmayan bir çay bahçesinde yanyana masalarda çay içmiştim. o zaman gökhan tepe yeni yeni ünlenen biriydi. o körpe ben çıtır; gözgöze gelişler.. inceliğini her haliyle, her bi'bakışıyla hayata yansıtan bu genç zaman içinde hiç yanıltmadı sevenlerini. bu şarkı da öyle; yanıltmıyor insanı. canım diyor, teşekkür ediyor.
ebru gündeş söyledi sonra.. güzel de oldu. daha güzeli olamaz diye mi sandığımızdan (evet, biz) nedir, şu da söylese ya diyemedik.
ta ki, geçen akşam o ses türkiye'de eren şenay isimli arkadaştan bunu dinleyene dek.
adam söylemiyor, öttürüyor. bir de bundan değil, bundan sonra burdan dinlensin istediğim şarkıdır. hı hı.
http://www.acunn.com/vide...kiye/eren-senay-beyaz/989
ebru gündeş söyledi sonra.. güzel de oldu. daha güzeli olamaz diye mi sandığımızdan (evet, biz) nedir, şu da söylese ya diyemedik.
ta ki, geçen akşam o ses türkiye'de eren şenay isimli arkadaştan bunu dinleyene dek.
adam söylemiyor, öttürüyor. bir de bundan değil, bundan sonra burdan dinlensin istediğim şarkıdır. hı hı.
http://www.acunn.com/vide...kiye/eren-senay-beyaz/989