bugün

entry'ler (1255)

11 aralık 2010 therion istanbul konseri

önceleri kadrosunun çok değişik olmuş olması bir kızgınlık yaratmış olsa da, çok sesliliğin hakimiyeti ele aldığını gösterdiğinden ötürü hoş biten konserdir.

denize yakılan türkü

akıp giden ezgi eşliğinde maziden bir suskunluk demeti çaldırtan parçadır.

sonisphere festival 2010 istanbul

bizlere tarihe tanıklık ettirten festivaldir.

sözlük yazarlarının ilk favori grubu

(bkz: iron maiden)

ağlama yar ağlama

celal güzelses' e ait diyarbakır türküsüdür.tam metni:
ağlama yar ağlama anam
mavi yazma bağlama
mavi yazma tez solar anam
yüreğimi dağlama

elmada al olaydın anam
selvide dal olaydın
bana göre yar mı yok anam
istedim sen olaydın

elma al olanda gel anam
eyvanı dolan da gel
hasta düştüm gelmedin anam
bari can verende gel

bugün ayın üçüdür anam
girme bostan içidir
dudakların bal kaymak anam
dilin badem içidir

aynur haşhaş yorumundaki metni:
Ağlama yar ağlama
Mavi yazma bağlama
Mavi yazma tez solar
Yüreğimi dağlama

Elmada al olaydın
Sevide dal olaydın
Bana göre yarmı yok
istedim sen olaydın

Elma al olanda gel
Ayva nar olanda gel
Hasta düştüm gelmedim
Bari car verende gel

senden midir benden midir

aynur haşhaş 'ın yorumuyla daha da bir kıvam bulan türküdür.

Yandıklarım şam-ı seher
Sendenmidir bendenmidir
Başımdaki aşktan eser
Sendenmidir bendenmidir

Bağrımdaki başım benim
Gözümdeki yaşım benim
Ağ oldu yoldaşım benim
Sendenmidir bendenmidir

Terk ettiğim can-ı teni
Yok eylediğim ben beni
Her gördüğüm sanmah seni
Sendenmidir bendenmidir

Seyit nizamoğlu bana
Benliksiz al senden yana
Sen ben sözü bilmem sana
Sendenmidir bendenmidir

seyit nizamoğlu-yavuz top

19 kasım 2009 wasp istanbul konseri

öncelikle konser için yapılması lazım gelen hiçbir reklamın yapılmaması ve yapılanlar varsa da onların da yeterli olmamasından kaynaklı olarak katılımın haliyle düşük olduğunu gözlemleyeceğiniz bir konserdi. Buna rağmen adamların performansı ise gayet iyiydi. güzel ve keyifli bir gece yaşattılar dinleyenlerine.. ama ne yalan söyleyeyim bu konser de diğerleri gibi çok kısa sürdü. akşam 21.30 sularında sahne alıp 23.00 dolaylarında goodnight deyip daha sonra gelip 2 parça daha söylediklerini de hesaba katarsanız 23.30 sularında bitişi bir burukluk yaratmadı değil..

sigara yasağındaki başarının verdiği mesaj

içki için alınan ruhsatın yanı sıra ileride sigara içilmesi için de ruhsata gerek olacağını gösteren emaredir.
(bkz: politik ayin ve tören)

banotu

Yumuşak tüylü, otsu bir bitki. Gavur haşhaşı adıyla da bilinmektedir.meyve çok tohumlu ve bir kapakla açılıp tohumlarını saçan bir kapsüldür.Altı türü vardır. (Siyah Banotu) ile (Mısır Banotu) tedavi sahasında kullanılır. Mısır Banotu Malatya civarında bulunmaktadır. Bilhassa alkaloit endüstrisi için önemlidir. Siyah Banotu hemen hemen bütün Anadolu ve Trakyada bulunur. Meyvaları çanak yapraklar tarafından sarılan, kapak ile açılan bir kapsüldür. Bu kapsül içinde gri esmer renkli, üzerinde küçük çukurcuklar bulunan çok miktarda tohum bulunur.Bitkinin kullanılan kısmı; yaprakları, kökü ve tohumlarıdır. Yapraklar, bitki çiçekli iken toplanır ve kurutulur. Tohumlar tamamen olgunlaştıktan sonra alınır, güneşte ya da 40-50 derecelik fırınlarda kurutulur. Kuvvetli bir uyuşturucu ve ağrı kesicidir. Bazi müshillerin tesir edebilmesini kolaylaştırır. Bilmeden kullanıldığında zehirlenmelere sebeb olan bir bitkidir.

balıkotu

şifalı bitkiler arasında yer alır.Fructus Cocculi indici Dahilen kurt düşürücü, sara nöbetlerini azaltıcı olarak kullanılır. Tehlikeli bir drogdur.

cafer cabbarlı

Cefer Cabbarlı 1899 yılında, Baku yakınlarındaki Xızı köyünde doğmuştur. Babasının adı Qafardır. Baküde, Rus-Tatar Mektebini ve 3enaye Mektebini (1920) bitirmiştir. Henüz talebeyken, yani 1915 yıllarında yazmaya başlamış, nesir, şiir ve dram türlerinde eserler kaleme almıştır. ilk hiciv ve lirik şiirleri MektebBabayi Emir Besiret gibi gazete ve dergilerde yayınlanmıştır. Sanat hayatınm ilk dönemi, Azerbaycan Cumhuriyetinin (1918-1920) kuruluşuyla başlayan siyasi, kültürel ve manevi yükseliş dönemine denk düşer. istiklal mücadelesini konu alan şiirlerini, Balkan Savaşlarında (1912-1914) Türklerin gösterdiği kahramanlıkları terennüm eden Edirne Fethi ve piyesini
yllarda yazar.

Azerbaycanda Sovyet hakimiyeti kurulduktan sonra Cabbarh, Baküde tiyatro okulunu ve Azsrbaycan Devlet Universitesinin Şark Fakültesini bitirir, Kommunist gazetesinde edebi işçi ve tercüman olarak, edebiyat, tiyatro ve sinema alanında bir yazar, dramaturk, senarist ve rejisör olarak büyük hizmetlerde bulunur. ilk Sovyet operaları için libretto, sinema filmleri için senaryolar yazar, filmlerin çekimine şahsen iştirak eder, dram tiyatrosunda bir rejisör olarak çalışır, yabancı dillerden piyesler tercüme eder ve sahneye koyar. Sovyet devrinde Cabbarlı sekiz piyes yazmıştır ki, bunların hemen hepsi başka dillere tercüme olunmuş, Baküde, Orta Asyada Eski Sovyet cumhuriyetlerinde sahneye konulmuştur.

Sovyet sanatına büyük katkılarından dolayı, kendisine 1932 yılında, emekdar senet xadimi fexri adı verilmiştir. Cabbarlının, Sabir üslubunda yazdiği ilk şiirlerinde hiciv ve alay, Ezilen Şerge syan Yarat Qız Qalası anzumelerinde felsefi romantizm,Aslan ve Ferhad hikayesi ve Vefalı SeriyyeSolgun Çiçekler gibi piyeslerinde ise hissi-sentimental-üslub belirgindir. Böylelikle O, kalemini bir bakıma bilinen bütün edebi üslublarda denedikten sonra realizmde karar kılmış ve Azerbaycanda Sovet EdebiyatıSosyalist realizmidenilen sanat anlayışının ilk ifadecisi ve hatta kurucusu sayılmıştır. Ancak bu realizm, hakikat duygusu ve onun büyük istidadı, bu üslubda, eyyamcılığa, bolşevik ritorikasına galip gelmiş ve Cabbarlı yaratıcılığını başlı başına bir sanat hadisesine çevirmiştir. Kapitalizm, Cabbarlınm Aydın; (1919-1920) ve Oqtay Eloğlu (1922) piyeslerinde dar smıfsal manada değil, beşeri değerler seviyesinde tahlil ve tenkid edilir. Bu eserlerde, Cabbarlınm protest kahramanları, burjuva ahlakının bozucu rolünü, mahiyetini ortaya koyarlar.


Od Gelini trajedisinde ise (1925-1928) Azerbaycan halkının IX. asırda, Babekin öncülüğünde, yabancı işgalcilere karşı verdiği bağımsızlık mücadelesini eserinin asıl konusu ve ana fikri olarak seçer, milli-manevi istiklal ve bağımsızlık düşüncesini bütün devirlerin ve halkların en yüksek değer yargısı ve en kıymetli serveti olarak terennüm eder. Bağımsızlık duygusunun bu şekilde ele alınmasının; sanatçının komünist zulmüne, bolşevik baskılarına duyduğu gizli bir isyani, protestosu olduğunu ileri sürenlerin düşüncelerinde de gerçek payı vardır. Od Gelininden sonra Cabbarlı, tarihi konulardan çağdaş gerçekliğe döner. Sovyet devrinin insanlarını, onların mücadelelerini, fikri arayışlarım, aldanış ve bunalımlarını, yani insan karakterinin oluşumunu tasvir eder. ;SevilAlmazYaşarDönüş bu tür eserlerindendir.

Bu piyesler,Sovyet gerçekliğidenilen fenomenin, onun henüz teşekkül ve doğuş döneminin canlı, estetik tecessümüdür. Bu destan bütün tarihi izdüşümleri, ifratları ve yönelişleriyle söz konusu eserde yansıtılmıştır. Üstelik güçlü bir sanatkarlıkla ve yüksek bir estetik seviyeden yansıtılmıştır. Bu piyesler, ayni zamanda söz konusu devre ışık tutan belge niteliğindedir. Diğer taraftan, bunların hepsinin de temelinde, tek tek bütün insanların, toplumların ve hatta insanlığın mutluluğu yolunda hummalı bir estetik arayış, bir çıkış yolu arayışı vardır. Cabbarlının piyesleri problematik piyeslerdir.

Halkların dostluğu meselesi onun ele aldığı problemlerden biridir. 1905 yılında, piyesinde, halkların dostluğu meselesini ortaya atıp, çok geniş bir tarihi planda irdeler. Geçen yüzyılın başlarından beri, Azerbaycanda sık sık tekrarlanan Rus ve Ermeni kaynaklı katliamların motivasyonunu bir tarihçi dikkati ve titizliğiyle ortaya koyar. Cabbarlı sanatkarlığının, artık her tür sınavdan geçmiş ifade gücü, onun hayatla iç içe oluşundan ve halkın geleceği ve kaygılarına duyduğu büyük ilgiden ileri gelmektedir. Şayet sağ kalsaydı, 1937 yılının imtihanindan herhalde zor çıkardı. Bolşevik iktidar ve dar görüşlü tenkit tarafından devamlı hırpalanan, hatta hapsedilen edip, 1934 yılında kalp krizinden hayata veda etti.

Başlıca eserleri: Eserleri (3 ciltte), Bakı, 1938-1948; ilk Dram Eserleri, Bakı, 1947; Seçilmiş Eser-leri, Bakı, 1949; Eserleri (4 ciltte), Bakı, 1950-1951; Seçilmiş pyesleri, Bakı, 1954.

Kaynakça: Mehdi Hüseyn. Ölmez Senetkar, Bakı, 1944; Xendan C. C.Cabbarhnm Heyat ve Ya-radıcılığı. Bakı, 1954; Memmed Arif. Cefer Cab-barlının Yaradıcılıq Yolu, Bakı, 1956; Memmed Cefer. Mütefekkirin Şexsiyyeti. Bakı, 1960; Ce-ferov C. Cefer Cabbarlı, 1960.

1. Azerbaycan Covet Edebiyatı Tarixi. l-II ciltler. Bakı, 1966-67
2. Azerbaycan Covet Edebiyatı Tarixi. Bakı, 1988
3. Arif Memmed. Esrin Oğlu. Bakı, 1979
4. Eliyev R. CCabbarhnm Yaradıcıhq Te kamülü. Bakı, 1989

kırtas

osmanlıcada kağıt demektir.

atasözü

osmanlıcası: DARB-I MESEL

markalar kanunu antlaşması

27. 10.1994 tarihinde Cenevrede benimsenmiş ve 1.8.1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Antlaşmanın amacı, markaların korunması ve ulusal başvurularla ilgili kurumsal işlemleri basitleştirmek ve uyumlaştırmaktır.Marka Kanunu Anlaşmasına,07.04.2004 tarih 5118 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunmuştur.Bakanlar Kurulunca verilen 06.09.2004 tarih 2004/7849 sayılı Kararla,bu Antlaşmaya 01.01.2005 tarihinden geçerli olmak üzere katılmamız kararlaştırılmıştır.Ayrıca,Marka Kanunu Antlaşması Uygulama Yönetmeliği oe 23.09.2004 tarih 25592 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.
Temel amaç ofis işlemlerinde akışın hızlandırılması, gereksiz belge işlemlerinin kaldırılması, belgeye dayalı çalışmaların en aza indirilmesi, başvuru masraflarının azaltılmasıdır.
Antlaşma görüntüyle algılanabilen işaretlerden oluşan ve mal veya hizmetler veya mal ve hizmetleri bir arada kapsayan markalara uygulanır. Üç boyutlu resim verebilen negatif markalarla, görüntüyle algılanamayan işaretlerden oluşan markalara, özellikle ses ve kokuya dayalı markalara uygulanmaz. Üç boyutlu markaların tescilini kabul eden taraf ülkeler, bu markalara da antlaşma hükümlerini uygulamak zorundadır. Ortak markalar ve garanti markaları kapsam dışındadır.
Antlaşma hükümlerine göre başvurunun takdiri ile ilgili gereklilikler hususunda taraf ülkeler müracaatı reddedemez. Ayrıca taraf ülkeler, kanunlarında belirtildiği sürece, imzalı talebin tescilin feragatını kapsadığı durumlar hariç, hiçbir .belgede tasdik, noter tasdiki, doğruluğunu ispat, kanuni izin veya herhangi bir sertifika isteyemez.
Bir başvuru Nice Sınıflandırmasına göre bir veya çeşitli sınıflara tekabül edip etmediğine bakılmaksızın, çeşitli mal ve/veya hizmetleri kapsayabilir. Nice Sınıflandırmasının çeşitli sınıflarına dayalı mal ve/veya hizmetler için tek başvuru yapılmışsa, bu başvuru tek tescil olarak sonuçlanır. Mal veya hizmetler, Ofisçe tescil veya yayında, Nice Sınıflandırmasının aynı sınıfında görünüyor olsa bile, birbirinin aynı olarak kabul edilmeyebilir.
Bu anlaşmaya taraf ülkeler markaları kapsayan Paris Sözleşmesi hükümlerini hizmet markalarına da uygulanacaktır.
Getirilen tüm düzenlemeler hem Marka Ofislerinin evrak, belge sayısını azaltarak dosya yükünü hafifletmekte hem de başvuru sahipleri için belge tamamlama sürecini ve yapacağı masrafları azaltmaktadır.
Bu arada Türk Patent Enstitüsünce halen uygulanmakta olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname nin hazırlık çalışmalarında söz konusu Antlaşmanın hükümleri dikkate alınmıştır. Ayrıca yine Antlaşmada öngörülen uluslar arası sınıflandırma sistemlerinden markalar ile ilgili olarak uygulanan Nice ve Viyana Sınıflandırmaları konusundaki iki Anlaşmaya taraf olunmuş ve uygulamaya başlatılmıştır

viyana anlaşması

Markaların Şekilli Elemanlarının Uluslar arası Sınıflandırmasını kuran Viyana Anlaşması 1973 yılında Viyanada kabul edilmiştir. Bu anlaşmaya Ocak 2000 itibariyle 15 ülke üyedir.
Markalar; kelime / kelimeler, şekil / şekiller yada kelime / kelimeler ve şekil / şekiller karışımından oluşmaktadır. Kelime markalarının alfabetik kodlanmasının kolay olmasına karşılık şekilli markaların kodlanması zordur. Bu zorluğu ortadan kaldırmak bakımından, marka olarak kullanılabilecek şekiller için özel bir kodlama Viyana Anlaşması ile gerçekleştirilmiştir. Şekilli markaların, fihristlenmesi yada bilgisayara yüklenmesi sırasında bu sınıflandırma kullanılmaktadır.
Sınai mülkiyet alanında hazırlanan diğer sınıflandırma sistemlerinde olduğu gibi, bu sınıflandırma da ülkeler arası işbirliği açısından avantajlar sağlamaktadır. Uluslar arası sınıflandırma yapılmadığı takdirde, her ofisin kendi sistemini geliştirmek durumunda kalacağı düşünülerek, başvuruların sınıflandırılması ve araştırılması için ortak kullanım amacıyla bu sistem oluşturulmuştur. Uluslar arası başvuru değişimleri esnasında bu sınıflandırmayı kullanan ülkeler, çok sayıda tekrar sınıflandırma yapma ve zaman kaybından kurtarılmıştır. Bu avantaj özellikle bu konuda yetişmiş ve yeterli personeli olmayan gelişmekte olan ülkeler için çok önemlidir.
Viyana Sınıflandırması, hiyerarşik bir sistemli şekilleri genelden özele doğru kategori, bölüm ve kısımları ayırarak hazırlanmıştır.
Viyana Anlaşması Türkiyede, 13.8.1995 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 1.1.1996 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

nice anlaşması

Markaların Tescili Amaçları için Eşyaların ve Hizmetlerin Uluslar arası Sınıflandırılması Hakkında Nice Anlaşması 1957 yılında Stockholmde, 1977 ve 1979 yıllarında Cenevrede değiştirilmiştir.
Nice Anlaşması, marka tescilinde kolaylık ve uyum sağlayan bir anlaşmadır. Bu anlaşma hükümlerine göre, eşyalar 34 sınıfa ve hizmetler 11 sınıfa ayrılmıştır. Marka başvuruları bu sınıflar esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Sınıflandırma sisteminin yararı, iki ayrı başvuruda birbirine benzer markaların tescili talep edildiği zaman, talep edilen eşyaların yada hizmetlerin sınıfları aynı yada benzer ise, ikinci başvurunun ret edilmesi, yani sicilde ve toplumda kargaşaya neden olacak, benzer marka tescilinin önlenebilmesidir. Nice Anlaşması Türkiyede, 13.8.1995 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 1.1.1996 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.
Nice Anlaşması, her ülkeyi kendisine uygun hukuki çerçevede bu anlaşmayı uygulamakta serbest bırakmıştır. Özellikle halen tescil edilmiş markaları sınıflandırma hususunda ve hizmet markalarını uygulamaya koyma konusunda ülkeleri zorlamamaktadır.
Nice Sınıflandırması hem başvuru sahipleri, hem de tescil işlerini yürüten ofislere çok sayıda avantaj sağlamaktadır. Değişiklik ülkelerde marka koruması isteyen başvuru sahipleri için kolaylık sağlamakta ve zaman kaybını önlemektedir. Bu sınıflandırmayı kullanın bir ülkedeki başvurunun, sınıflandırılmış ve ofisçe doğrulanmış aynı marka için, başka ülkelerde yapılan başvurular açısından sınıflandırılması ve kontrolü kolaylaşmaktadır.
Nice Sınıflandırması, araştırma yapan ulusal ofisler ile kuruluşlar için de araştırmayı kolaylaştırmaktadırlar. Bu uluslar arası sınıflandırma, dünya üzerinde geçerli tek sistem olarak kullanıldığında, temel araştırma yapılması, arşivlenmesi ve denetlenmesi mümkün olacaktır.
Nice Sınıflandırması halen birkaç lisanla eşya ve hizmetleri sınıflandırdığı için, başvuru sahibi için kendi lisanı dışındaki bir lisanla bu eşya ve hizmetleri sınıflandırma yaparak, iş yükünü azaltmaktadır.
Nice Sınıflandırmasının getirdiği diğer bir avantaj ise, periyodik olarak bu sınıflandırmanın güncelleştirilmesi ve modernize edilmesidir. Bu hizmetler Anlaşmaya üye ülkelerin temsilcilerinden oluşan Uzmanlar Komitesince yapılmaktadır

paris sözleşmesi

Sınai mülkiyet haklarının uluslar arası planda korunmasını sağlamak amacıyla paris'de yapılan toplantıda Sınai Mülkiyetin Himayesi için Bir ittihat Teşkili Hakkındaki Mukavelename(Paris Sözleşmesi) kabul olunmuştur.
Paris Sözleşmesinin temel ilkeleri:
Milli Muamele:Paris Sözleşmesi ile, üye devletler, sınai mülkiyetin korunması hususunda bir Birlik oluşturmuşlardır. Birliğe dahil Devlet vatandaşları, diğer bir (taraf) Devlette ikametgahı yada müessesesi bulunmasa dahi, sınai mülkiyet konusunda o Devletin vatandaşlarına tanıdığı haklardan yararlanma olanağına sahiptir.
Rüçhan Hakkı:Paris Sözleşmesi ile buluşların korunması için, patent ve faydalı modeller ile ilgili olarak 12 aylık rüçhan hakkı tanınmaktadır. Paris Sözleşmesinin en önemli ilkelerinden biri olan rüçhan hakkı ilkesi gereğince, rüçhan hakkından yararlanılarak yapılan bir başvuruda, ilk başvuru ile ikinci başvuru tarihleri arasında üçüncü kişiler tarafından yapılan başvurular karşıt referans olarak gösterilemez. Böylece, başvuru sahibine koruma isteyeceği diğer ülkelerde güvenli bir biçimde başvuru yapma olanağı sağlayarak korumanın diğer ülkeleri de kapsayacak biçimde genişletilmesi olanağı sağlanmış olur.
Paris Sözleşmesinin Üçüncü Mükerrer 4. ncü maddesi ile patent konusu ürünün veya patent konusu usulle elde edilen ürünün satışı ulusal mevzuattan doğan kısıtlamalara tabidir gerekçesiyle patent başvurusunun reddedilemeyeceği veya verilmiş patentlerin iptal edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Ayrıca Sözleşmenin 5 ve Birinci Mükerrer 5 madde hükümlerinde üye ülkeler yönünden yükümlülükler getirilmiştir.

1 mayıs için ille de taksim diyen zihniyet

tanımlanan zihniyetin sonuç olarak başarıya ulaştığını herkesin gördüğü, bir azimin yıllar sonra yine ve yeniden -en azından bir kitlenin bile- taksim meydanına çıktığının kanıtıdır.

dedim ey efendim gel kıyma bana

diyarbakır yöresine ait bir türküdür. (bkz: celal güzelses)

sözleri:
(aman) Dedim ey efendim gel kıyma bana
Dedi insaf ettim geldim imana
Dedim bi busecik kerem et bana
Dedi kamaştırır gözlerin yaşamaz

(ah ah) Dedim acele edin uyansın
Dedi bu haberi kimden duyarsın
Zalim didelerim kana boyarsın
Dedi aşık olan döker kanlı yaşı
Leyli leyli leylim ha leylim

(aman) Karlı dağlar kaplayınca yaradan
Haber aldım o kaşları karadan
Ver muradım yeri göğü yaradan
Koyma beni bu hasretle öleyim

(ah ah) Gah bi gönül ayinesi gah bi keder
Hani alem böyledir gelir böyle gider
Leyli leyli leyli leylim ha leylim

bahçada yeşil çınar

sözleri:

Bahçada yeşil çınar
Boyun boyuma uyar
Ben seni gizli sevdim
Bilmedim alem duyar

Aman gülüm nananay
Top kaküllüm nananay
Nanay kibar yarim
Nay nanay ay nay

Bahçalarda gül varı
Var git ellerin yari
Sen bana yar olmazsın
Yüzüme gülme bari

Aman gülüm nananay
Top kaküllüm nananay
Nanay kibar yarim
Nay nanay ay nay
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.