bugün

/636
en can alıcı sahnenin perde arkasında yaşanması.
Aşk dediğin ne görsel bi olaydır ne de göreceli. Üç harf ve tek heceli; tıpkı 'sen' gibi ..
Aşk... kimine göre olmazsa olmaz, kimine göre hastalık, kimine göre aptallık, kimine göre yalan... Herkes yaşamıştır bu duyguyu.. Şuan yaşıyorsan "Aşk herşeydir", olmazsa olmazdır, bütün hayatındır, Gelecek hakkındaki olumlu düşüncelerin kaynağıdır... Birine karşılıksız aşık'san veya unutamadığın aşkını düşünüp acı çekiyorsan ve tüm düşüncelerini kaplamış bir duygu bütünü hergece seni boğuyorsa, belki ağlatıyorsa, yannızlığı unutup sevgi arıyosan, şevkat arıyorsan, çocuk gibi ilgiyi özlüyorsan, "Aşk bir Hastalıktır..." Duygularını içinde bastıranlar, karşı cinsi kendinde hissedemeyen veya yetiştirilirken üstündeki baskıyı üstünden atamamış, aşkı yasak, günah gibi görenler için "Aşk aptallıktır..." Ama çoğunlumuz vardırki aşk'ın arkasından göz yaşı döktük, bi o kadarımız uçurumun eşiğinde hayatına son vermek bile istemiştir, yine bu kişiler çok şeyler hayal edip sonunda hiçbirşey alamamışlardır. Aşk'ı çok güzel yaşayıp kaybedenler için "Aşk bir yalandır..."

Herkes yanılıyor, Hiçbiri... "Aşk korkudur", O korkuyu iliklerinde hissetmektir... Sevdiğini kaybetme korkusu, Sevdiğinin değişeceği korkusu, yenisiyle geçmişi tekrar yaşama korkusu... Kıskançlık bile korkuyla meydana gelir.. Herkes sevdiğinin istediği gibi birisi olsun istiyor, geleceğinden korkuyor. Bazen aşırı sevgi, bazen bu korkunun etkisiyle sımsıkı aşka sarıldığında, Sevdiğine zarar geleceğinden korkup, aşırı korumacı olduğunda, yaşanılması gerekenin dışına çıktığında veya Aşk'ın anlamından dışarı taşıp saçmaladığında kavgalar, anlaşmazlıklar çıkıyor. insanı Sevdiğine bağlayan ve yaptığı hareketlerin kaynağıdır korku...

Herkesin hayatının sonuna kadar beraber olmak isteyeceği bir insan modeli vardır... Bu kişi çook uzakta, parmakla sayılcak kadar az gibi düşünülür fakat bu kişiler herkesdir. Aşk insanı mükemmel yapabilir... Hayatının sonunda sevdiğinin yanında ölmek, bütün hayatını bu şerefe layık geçirmek için çabalar... "Aşk Cesarettir!" Karanlık bir yola girmektir, ışık ise sadece gözlerindeki aşkın pırıltısıdır... Söndümü kaybolursun...

Korku, sevinç, üzüntü duygusu nasıl dışarıdan anlaşılırsa, Aşk'ta gözlerden anlaşılabilir... Aşık olan kimin hayatı değişmemiş, sabah kalkmak bile farklı geliyor... Her gözünü açtığında bir nedenin, bir sebebin var.. Aşıkken şarkılar bile anlamlı gelir, hiç söylemediğin yeni kelimeler türüyor dudaklarında, sevdiğin için birşeyler yapmak istiyorsun günün her anı, bir çağrı, bir mesaj bazen bir süpriz... Çünkü değer veriyorsun, Seviyorsun... "Aşk Sevgi yoğunludur" insanın içinde bulunan bütün iyi herşeyin birleştiği anda oluşan bir duygudur. Bu yüzden herkeste farklıdır, herkesin farklı bir aşk anlayışı vardır... "Aşk Saygı ve sadakattir" Sevdiğini hayatının parçası haline getirmek ve orda tutmak için çaba harcamaktır... "Aşk fedakarlıktır" Mutluluğu paylaşmak gibi acıyı, üzüntüyü paylaşmaktır, üstesinden gelmek için beraber savaşmaktır...

Çok basit gibimi anlatıyorum? Evet, Birini sevmek çok basit fakat iki kişinin birbirini sevmesi neredeyse imkansızdır... Gördüğümüz aşkların çoğu menfaat ilişkisine dayanıyor ve bu ilişkilerine birde aşk adını koyuyorlar... Aşık insan saçmalar, gözleri kör olur ve çok basit kandırılır. Aşk'a yalandır diyenlerin yarısı böyle kandırıldı, kullanıldı. Diğer yarısı ise aşk'ın bittiğini kabullemeyip devam ettirdikleri andan sonra kendilerini kandırıldılar... Aşk'ın kelime anlamı içinde cinselliğin katılması tek anlamıyla moronluktur. ikisi ayrı şeylerdir(tabi bana göre). Evlenmeden önce yapma arkadaşım! deneme! Yapıyomuş gibi bile yapma... ilişkinin iğrenç bir hal almasını istemiyorsan yapma, Evlenmeden önce ilişkiyi o boyuta getirdiğinde, aşk bitip çiftler arasında en küçük fırsatları ihtiyaç giderme eylemleri alıp, N'aptım ben dediğinde herşey çok geç olacağı zamandır...

Asla kendinden fazla sevme, Asla... Sevdiğini Kendinden fazla seveceğin zaman evlendiğinde bile değil, anne-baba olduğundadır.. Bir ailen olduğunda kendini 2. plana atma zamanın gelmiştir. Aşk'ta kararlar o kadar basittirki, duygusallık yaptığında, şansa bıraktığında, başkalarının düşüncelerini değiştirmesine izin verdiğinde hep yannış kararlar veririsin. Çok basit düşüneceksin... ilk öncelik herzaman Kendini sevdiğin yerine koymandır, ikincisi kararın geçmişle alakalı değil, geleceğinle alakalı olmalı, Üçüncüsü, asla kendini kandırma, olmaması gereken birşey olduğunda birşeyler yolunda gitmiyor demektir... Öyle ölüm kalım meselesi gibi düşünmen gereken hiçbirşey yoktur bu kararlarda ve yapılması gereken davranışlar, yapılmaması gereken davranışlar bellidir. Aşk konusunda ne kadar mı basit düşünmelisin? Örnek vereyim Bu kadar:

"Biz ayrıldık ilişkimizi zamana bıraktık?" Zamanla bırakmıycaktın, unut bitti... (zamana bırakıp tekrar birleştikten sonra problemsiz devam eden bir ilişki varsa söyleyin allah aşkına) "Sevgilim yalan söyledi bana?" Anında Ayrıl... "Bi şans daha vereyim ona" boşversene... insan sevdiği kişiye yalan söylemez. 2. şansı verme ayrıl..."Sevgilim beni takmıyor?" Ayrıl..."Çoktandır uzaktayız sanki beni özlemiyor gibi?" Ayrıl... "Gözlerindeki ışık söndü, sanki artık beni sevmiyor?" Düşüncesi gerçek sevende oluşmaz bile direk Ayrıl... "Sürekli ayrılıp, tekrar birleşiyoruz?" Ayrıl... "Bir sevgilim olsun istiyorum ama yok" Acıyorum böylelerine, Üzülüyorum ama bu onun suçu değil, anne babanın suçu, sevgisiz büyütmüşler... Özellikle kızlarımızda tehlikelidir bu durum... "Ben ayrıldım ama unutamıyorum?" ne güzel işte o acıyla pişip olgunlaşıyosun, çok şanslısın! 2 level sonra benim gibi yazmaya başlıycaksın, sırada yeni sevgilinin seni boynuzlaması var hazır ol. "Birine aşığım ama açılamıyorum" Sürekli seninle olmak istiyormu? "bilmem" seninleyken mutlumu? "bilmem" çekil şöyle öteye açıl... aklınızdaki nice sorulara bu kadar basit kararlar verebilirsiniz efenim. Sürekli düşünmek sizi hep olumlu yöne iticektir ve siz zaten hep olumlu düşünmek istiyceksiniz... Sonradan acı çekmeyin diye söylüyorum(isterseniz inanın)

Aşk'ın tanımını herkes farklı yapar demiştim, kimisi katılmaz bana, kimisi hala aşk yalandır diyip, umutsuz hayatında "yannızlığı seviyorum" numaraları çekebilir.. Aşk bu dünyadaki en güzel şeydir, dünyanın öbür ucuna gitsen birinin diğerine hissettiğin güçlü bir duygudur, Özlemdir... Saatlerce göz göze bakışıp gözlere seni seviyorum dedirtebilmektir... Her dakikanı unutulmuycak anılarla süsleme çabalasıdır, Hayatındaki en sevdiğin insanla arandaki o muhteşem bağdır. Saymakla bitmeyen bütün güzellikler, zaten hepimizin hayallerinde birşeyler var uzatmaya gerek yok.. işte Bu gerçekler yalansa, bende sezen cumhur önal'dan sonra en büyük yalancıyım...

Acıyı kalbinizden atın, gururu bir kenara bırakın ve inadına sevin, hergün aşık olun, eğer aşık olunacak o değerli kişiye sahipseniz hergün onu ne kadar çok sevdiğinizi kanıtlayan birşeyler yapın, Onu hakkettiğinizi kanıtlayın ve ozman görüceksiniz anlam değişicek... Böylece Gözlerdeki ışığı hiç söndürmeyin... Kimsenin aşkına özenmeyin, Hep gülün, güldürün ve en önemlisi fark yarartın! Heycanı yakalayın, tanım'ı aşıp yeni bir soyut yaratın.. Herkesten farklı olun... Kimsenin olmadığı gibi olun... Mutlu olun...
iki kişilik yalnızlıktır...
sevgilinin çarpık bacaklarını düz görmektir.
aşk mı? tanımlanmaz yaşanır,
aşka tanım gerekmez, herkesin ki kendine özel.
aşk kendinden geçmektir, yalnızlıkta kaybolmaktır, aşık olunanı akıldan çıkaramamaktır. aşk yenilgidir ama kayıp değildir.
Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim!
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim.

Kimsesizim hısmım da yok hasmım da...
Görünmezim cismim de yok resmim de..
Dil üzmezim tek hece var ismimde,
Barınağım gönül denen yer benim.

Bülbül benim lisanımla ötüştü,
Bir gül için can evinden tutuştu,
Yüreğine toroslardan çığ düştü,
Yangınımı söndürmedi kar benim.

Niceler sultandı, kraldı, şahtı;
Benimle değişti talihi bahtı;
Yerle bir eyledim tâc ile tahtı;
Akıl almaz hünerlerim var benim.

Kamil iken cahil ettim alimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim’i,
Her oyunu bozan gizli zor benim.

ilahimle Mevlana'yı döndürdüm,
Yunusumla öfkeleri dindirdim,
Günahımla çok ocaklar söndürdüm,
Mevla’danım; hayır benim, şer benim.

Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di;
Hatrım için yüce dağlar delindi;
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi;
Kuvvet benim, kudret benim, şer benim,

Yeryüzünde ben ürettim veremi;
Lokman hekim bulamadı çaremi;
Aslı için kül eyledim Keremi;
ibrahimin atıldığı kor benim.
Benim adım AŞK!

Cemal safi
Aşkı kalpten ayırmak mümkün müdür diye sorarsak şayet; yıllara mağlup düştüysek evet, artık hiçbir şey gelmiyorsa elden evet, lakin aşk her şeye rağmen aşksa, hiro'larımızın içinde hala aşk diye bir şey varsa, bu öyle -de, -da yı ayırmaya benzemez, kavanoza koyup saklamak gerekir bir ömür boyu... Bazen çıkarır bakmak istersin, ya da her gün dışarı çıkarır hiro'nla beraber - o işte hiro'ya göre değişir-. Sanırım aşk kavanozda ya da kalpte durduğu gibi durmuyor dışarı çıkınca, bencilliğiyle sadece benim olsun diye yırtınıyor fakat biz o vahşi aşkı elbet evcilleştirmeyi bileceğiz öyle bir aşk kapıdan içeri girerse ya da hiro buna izin verirse şayet... (kendimi şuandan itibaren gönül dostu füsun vb. tipler olur ya hani gazetelerde, dergilerde işte öyle bir şey sandım lakin bunu üzerimden hemen atıyorum!) önce kendimizi aş(k)mak lazım, değişmek, bir daha değişmek, yenilenmek lazım. Ama şuna siz karar vereceksiniz: iyi biri mi olmak istiyorsunuz yoksa mutlu biri mi? Aşkın ne olduğuna işte tam da buna cevap verdiğinizde bakacağız hepberaber.
şehvettir, bunun sonucu olarakta -evet- hayvani bir istektir. fakat bazı kimseler bunu öyle bir şekilde anlatmışlardır ki gerçek bu kadar rahat görülememektedir. biraz düşününüz, dediğime hak vereceksiniz. tabi çocukluk aşklarını bunun dışında tutuyorum.

o değilde ben bunun esiri olan zayıf insanlara üzülüyorum. dünyada o kadar fazla güzel şey varken anlık veya geçici bir hevese kendini kaptırıyorlar. fakat aşk olmasa kadın ve erkeğin de hayvandan farkı kalmazdı o yüzden de gerekli görüyorum sanki.
aniden soğuyan havayla zaten kansız olan vücudunun iyiden iyiye donmasına ve ellerinin buz tutmasına aldırmayıp, bu soğukta, sırf bir önceki günden üzerinde o'nun bakışları kaldı diye, incecik gömlek ve incecik hırkayla dolaşmak, hatta üzerinden çıkarmamak için yıkamak dahi istememektir.

Anlayacağın, aşk denilen şey insanın aptal olma halidir. Başka bir şey değil.
bu saatten sonra mümkün olmayan.
beşeri ve ilahi diye ikiye ayırmamak gerekir, aslında bütün beşeri aşklar da ilahiye olanın temsilidir.- dücane cündioğlu
koskocaman bir yalan . 1 kere kapıldım çok büyük hata ettim .
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yanyana düşecek
topraga beraber dalacagız
ve birgün bir yabani çiçek bu toprak parcasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak iki çiçek acacak biri sen diğeri ben (nazım HiKMET)
AŞK onsuz nefes alamamak,onu kaybetmekten her saniye korkmak,öldüğünde bile yanyana olmayı istemektir,en güzeli biz olmaktır.
yalnızca iki kişinin bildiğidir. yalnız birinin bildiği de, ikisinden başkalarının bildiği de aşk olamaz. aklına geldiğinde öyle bir sızlamalı ki için, bilmelisin ki o duyguyu başka bilen varsa o da aşık olduğun olmalı. bir anı hayal ediyorsan onu ondan başkası senin gibi hayal edememeli.
--spoiler--
Kadın kalbi sahiplenir. Ama sadece kadınların sahiplendiğini sanma; erkeklerde yapar, ama o zaman erkek değil, kadın kalbine sahiptirler.

Kadın neden erkekten daha kıskançtır? Çünkü kıskançlık korkudan doğar. Erkek kadından daha az korkar, sebep budur. Daha az korktuğu içinde daha az sahiplenir. Kadın aklı daha fazla korkar, korku ona doğal gelir, hep titrer durur.

Bu korku nedeniyle kadın daha fazla sahiplenir. Sahip olduğu konusunda tamamen tatmin olmadığı sürece mutlu olmaz. Ve tamamen sahiplendiğinde de mutlu olamaz, çünkü adam artık ölüdür. Ancak özgürlük insanı canlı kılar.

Birisini sevdiğinde onun bir yerlere hapsolmasını istersin. Sanki saksıda ağaç yetiştiriyor gibi olursun; sırf kökleri değil, koskoca ağacı, sonra da onu öldürürsün. Ağacın göğe ermesi, yayılması gerekir. Çiçekleri pek çok kişiye parfümünü yayacak, dalları bir çoğuna gölge sağlayacak; meyvalarından çok kişi yararlanacak .

Elbette kökleri senin içinde, ama ağaç büyümeye devam ediyor. Ve aşk aklına gelebilecek en büyük ağaçtır; tüm gökyüzüne yayılır, hapsedilemez bir yerlere kapatılamaz.

Onu sınırlandıramazsın. aşkın doğası sonsuzluktur. osho
--spoiler-
kusursuzu bulduğunu sanmaktır.
kalp devrimidir.
aşkın kürtajı yok kardeşim, bakamıycağin aşka gebe kalma.
ellerinde cennete dokundum benim içimde olan kimselere bahsetmediğim,

gözlerinde yarına gittim sana sarıldım sonsuzlukta,

teninde buldum biletimi dudaklarında duraksadım bekledim gelinceye kadar aşk,

sonra başladım sen yolculuğuna öptüm nefessiz,

kalbine fısıldadım seni sevdiğimi geçerken,

düşüncelerine uzandım senle düşündüm,

ruhuna ulaştım yoruldum biraz dinlendim orda,

yansımamı buldum derinlerde biraz daha ilerledim,

o kadar aydınlıktı ki cennetteyim sandım,

durdurdum zamanı sadece seni yaşadım senin içinde...

derin bi nefes aldım sanki seni çektim içime gülümsedim yine.
Ani bir bakışla tutuşup, beklenmedik bir göz işaretiyle yanıp tütmek, kıt sabırlılığın kanıtıdır. onu unutmakta çok gecikmeyeceğinin habercisi, sevgide kararsızlığın ve oynaklığın belirtisidir. Büyüme, gelişme ne kadar hızlı ise yok oluş, bitiş de o kadar çabuk olur. Birşey ne kadar yavaş ortaya çıkarsa, tükenip bitmesi de o denli yavaş olur. Durum hemen her zaman, her alanda böyledir
caoca cola gibidir...

soğuk ve Asidi kaçmadan içilmeli.
aşk bir yangın, bırak tutuşsun aklın. aşk aydınlık, kalbinde yanan ışık..
sanırım sözler böyleydi, emin değilim ama o müzikte emin olmak mümkün değil zaten.
© copyright 2005 - 2026