bugün

/636
iki insanın gurursuzluğu.
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu
fark edeceksin.
Sokağa fırlayacaksın.
Sokaklar da dar gelecek.
Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi.
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü.
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar
küçüleceksin.
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan.
Önemli olan sağlık.
Yaşamak güzel.
Boş ver, her şey unutulur.
Sen hiçbirini duymayacaksın.
Göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin.
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek
isteyecek kadar çok seveceksin.
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin.
Ölüme çare bulundu ya da ,Yarın kıyamet kopacakmış deseler başını
kaldırıp Ne dedin? diye sormayacaksın.
Yalnız kalmak isteyeceksin.
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak.
ikisi de yetmeyecek.
Geçmişi düşüneceksin.
Neredeyse dakika dakika.
Ama kötüleri atlayarak.
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin.
Gittiğin yerlere gitmek.
Bu sana hiç iyi gelmeyecek.
Ama bile bile yapacaksın
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksın.
Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yasamak için direneceksin.
Hayatinin geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin.
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin.
Herkesi ona benzetip.
Kimseyi onun yerine koyamayacaksın.
Hiçbir şey oyalamayacak seni.
ilaçlara sığınacaksın.
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren.
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek,
Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin,
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak,
Sabahı iple çekeceksin,
Bazen de Hiç güneş doğmasa diyeceksin,
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler,
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin,
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak
isteyeceksin,
Nafile
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek,
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin,
Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin,
Telefonun çalmasını bekleyeceksin,
Aramayacağını bile bile,
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek,
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla,
Yüreğin burkulacak,
Canın yanacak
Bir daha sevmemeye yemin edeceksin.
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden,
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın,
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için kendinden nefret
edeceksin,
Yasadığın şehri terk etmek isteyeceksin,
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek,
Ama bir umut,
Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu,
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak,
Gel gitler içinde yaşayacaksın,
Buna yasamak denirse.
kendi dünyasında, burnu kaf dağında kimseye kapısını açmadan yaşar, gider. biz ona hayran hayran bakarız uzaktan, o bile yeter bize. hakkında atıp tutarız, ama bir türlü yanına yaklaşamayız. yaklaştığımızda ise korkarız; bünyemiz kabul etmez, kaçarız.

kaçan kovalanır hesabı... o sürekli kaçar, biz yılmadan kovalarız. kovaladığımızla da kalırız.
hayatın altını, üstünden daha güzel gösterebilecek his. kişinin hem kendini kandırması hem özünü bulması.

not: covered by elif şafak.
(bkz: yalan)

yaşanabilecek en büyük aşlkı yaşadıktan sonra söylüyorum yok öyle bir şey kandırmayın kendiniz.
A-cıya ş-ikayetsiz K-atlanmaktır, diye okumustum bir yerde... Başlıklara iyi kelimeleri sıralamıs olsa da yorumsuz bir konu kişiden kişiye değişir. Kafa yapısına has düşünce değişikliği gibi sevgi çeşitliliği de boldur nasıl olsa.
aşk çiftleşmek değil, tekleşmektir.
hayatı resetleyebilmektir.
iki kişilik başlayıp tek kişi ile devam eden kişinin kendi başına yazıp oynadığı bir gösteri.
'...
duvarlar beyaz burda, burda her yer duvar. çıkmaz dışarı artık olanlar, sızdırsa da gözyaşlarım acılarımı sesimi hiç çıkarmam. kapamayın beni de onların yanına, kapamayın. ben bir köşeye sindim, devam ediyorum oyunuma. ben bir köşeye çıkmamacasına sindim. ben vazgeçtim asla yaşanmayacak olan geleceğimizden, ben gerçekten vazgeçtim. biraz özlüyorum, bazen ağlıyorum, hissedebildiğim tek şey bazen bunlar. ölmekten beter bu halim. beklemek, ölmekten beter beklemek.. vazgeçmişken gelecekten, yaşamaya devam etmek ölmekten beter.

odama gonderın benı. beyaz odama. bır tek yatak, bır dolap, bır sandalye doktor..
yorgunum, beklemekten ölümü.
yorgunum, çok yorgunum doktor..'

başında ve ortasında silinmiş onca cümle ile birlite, aşağı yukarı bunun gibi bir şeydir. bir çeşit duygusal koma biçimi. nahoş.
(bkz: yalan dostum aşk diye birşey yok)
aşk, hakkında 237 sayfa entry girilmiş, şefkatsiz sevgi, kısa süreli ve insanların en bencil oldukları duygudur.
beni bulsun istediğimdir..öyle güzel bir kelime ki..söylemesi bile ahenkli..aşk..üç harfli ama içinde ne cevherler gizli..o benimleyken hiç kimse üzemiyor beni. çocuk gibi o zaman hep gözlerimin içi, pırıl pırıl parlıyorum. gelse, tekrar bulsa beni. öpse çok özledim diye..
-aşk tüm dünyanın başını döndüren hormanları altüst eden şahane şey ama hayatlara yansıması bir o kadar sikinidirik olan aşk neler yapmıyor ki insanlara.
-aşk bir aileyi dağıtabilir.
-aşk bir çocuğu babasından ayırmaya gücü yeter.
-aşk bir anneyi yoldan çıkarabilir.
-aşk onyedisinde bir genç kızın evden kaçmasına sebep olabilir.
-aşk savaş sebebi.
-aşk aşık bir adamın tüm parasını elinden alabilir.
-aşk servet kaybettirebilir.
-aşk aldattırabilir.
-aşk seksi unutturabilir.
-aşk kendini prenses sanmana sebep olabilir.
-aşk tanrının insanlığa en büyük kazığı.
-aşk dünyanın tek yalancı elma şekeri.
-aşk herkesin aradığı şey.
-aşk başlı başına bencillik.
-aşk büyü.
-aşk tanrının altın kasede sunduğu bir nimet gibi görünse de tenezzül edilmeyecek kadar en sikindirik şey.
-aşk en boktan şey.**
Gülüş bir yanaşım'dır öbür bir kişiye;
Bir'den iki kişiyi döndürür bir kişiye..
Anılarından kale yapıp sığınsa bile,
Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.
budur.
yaşanması karşılığında çekilen bir çok acı sonucunda kırılan inançla dolanıp "bir daha asla" nidaları atılırken, gelip birinin inandırmasıyla insanı afallatan. bir yan varlığına bile inanmak istemezken diğer yan "gel beni inandır" diye yalvarır onun yüzünden *
nispi butlan olmalı.
Özletti kendini.
yan masada garip 1 çift oturuyordu. üst baş düzgün , yalnız biraz alkollüydüler.
birden kız kusmaya başladı , masanın , hatta biraz yenmiş tabağın tam üzerine. kız sürekli adama bir şeyler söylüyor ve ağlıyordu. kendi kusmama bile dayanamazdım , midem bulandı ; bakamıyordum.

şimdi deftere yazarken bile midem bulanıyor. ama adam hiçbirşey olmamış gibi kızın saçlarını topladı. eliyle yüzüne su serpti ve yemeğine devam etti.
aşk buydu galiba , midenin çok güçlü olması gerekiyordu.

(bkz: dur bir mola ver) (bkz: tom robbins)
iskender pala; Galiba varlığın çekim alanına giren en ulvi acıydı aşk, ve maddeyi mânâya veren en cömert sancıydı
''seviyor sun *, seviyor um *; aşk budur'' *
gözünü sımsıkı kapatabilip sırtını dönüp de kendini geriye doğru bırakabildiğinde düştüğün huzur dolu yer.
Kalp ile beynin frekanslarının karıştığı andır.
mucizevi hediye!
bir kez girdi mi hayatına, her yöne onunla bakmak istiyorsun. gittiğin her yere götürüyorsun. heyecandan nefesini tutarak sana sunduğu o renk cümbüşünü izlemekten daha güzel gelmiyor artık hiçbir şey. tüm hayallerine bulaşıyor. bir parçan oluyor resmen... sonsuzluk vaat ediyor sanki; zaman, mekan, zorunluluk, sorumluluk, etik, ahlak, ne varsa unutturuyor sana.
-sence aşk nedir?

+aşkla ilgili pek çok şey gibi, o'nu tarif etmeye çalışmakta haybeden gerçek üstü bir çabadır.

-nasıl yani tarif edilemez mi?

+içine etmek daha kolaydır.

(bkz: haybeden gerçeküstü aşk)
© copyright 2005 - 2026