bugün
- velvet44
- nick uzunluğu ile zeka arasındaki ters orantı7
- true yahudi mi10
- 7 şişe eker çilekli kefir içmek5
- arkadaşlar bakar mısınız9
- bir yazara uzaktan aşık olmak5
- puura6
- hepinizi karim yapacam olum4
- fake hesapların sahibi6
- habire1239
- lezbiyenler kız hakkımızı yiyorlar6
- velvet bu sevgi ve ilgi selinden memnun mu soruau4
- ctrlx vs velvet3
- sözlükteki israil sempatizyanları4
- mastürbasyon yapmayı unutmayın10
- erdoğan'ın peygamber gibi bir adam olması3
- true nefreti6
- 2026 yılında kablolu kulaklık kullanan tip3
- canın erdoğan'a oy atmak çekmesi3
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir7
- hadise'yi seksi bulmayan erkek3
- sözlüğün elleri en güzel kızını seçiyoruz3
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- bu entry 15 artı oy alsın true'ye veriyorum4
- yeni parti24
- velvet'in amca çocukları3
- tarih bölümü çok mu gereksiz sorunsalı3
- bu başlıkta üstteki yazarı övüyoruz3
- kız arkadaşa alınabilecek hediyeler9
- velvet'in elini sıkmak2
- true vs yagmurcu12
- erkek adamın erkek sevgilisi olur2
- antipanik7
- din olmadan ahlak temellendirilemez10
- ahmet sezer bey2
- 43100 entry girmek2
- kızların keko erkek seviyoruz demesi13
- seri gizli artı oy veren melek8
- adana'ya damat gitmek2
- erkeğine poğaça yapan hamarat kadın2
- sedat peker'e küfür etmek6
- lionel messi vs lamine yamal4
- lamine yamal6
- içki bulamayıp kolonya içmek2
- burak demirbilek3
- zafer partisi neden düştü8
- sol frame in özeti2
- kalbi duran gencin parasının çalınması2
- 81 ilde 355 düzensiz göçmen yakalanması2
- cumhuriyet halk partisi10
aşk ; tanrının insanlığa cezası.
para, güç, teknoloji, savaş, çıkar, menfaat, iktidar, makam, materyalizm karşısında kaybetmeye mahkumdur aşk.
böyle bir şey olabilir bazen:
"kural tanımayan sevgim benim
aykırım fizikötem doğa üstüm yanlışlığım
aşkım.sevgili yanılgım benim başyargıcım
nefretim nefretim nerdesin.."
olmayabilir
de.
"kural tanımayan sevgim benim
aykırım fizikötem doğa üstüm yanlışlığım
aşkım.sevgili yanılgım benim başyargıcım
nefretim nefretim nerdesin.."
olmayabilir
de.
hani karşıdaki vapurda parmaklıklara dayanmış sigara içen ama sana değil denize bakan güzel kadın var ya, aşk odur.
uzak, daha uzak, çok uzak... sonunda soğuk bir akşamda soğuk bir taşın üzerinde, bitmekte olan bir sigarayla o anı düşünürken önünden geçen çift de senin yalnızlığının kanıtıdır.
uzak, daha uzak, çok uzak... sonunda soğuk bir akşamda soğuk bir taşın üzerinde, bitmekte olan bir sigarayla o anı düşünürken önünden geçen çift de senin yalnızlığının kanıtıdır.
tatmazsan, dünyadaki en büyük güzellikten mahrum kalırsın. tadarsan, acıların en büyüğünü yaşarsın.
sevdiğinin osuruğunu ciğerlerine çekmektir.
(bkz: bok)
karşı cinse aşık olursunuz...
bu; aynı ben dersiniz...
gördüğünüz kendinizdir aslında...
vazgeçersiniz sevgiliden...
bıraktığınız kendinizdir.
bu; aynı ben dersiniz...
gördüğünüz kendinizdir aslında...
vazgeçersiniz sevgiliden...
bıraktığınız kendinizdir.
Aşk hakkında herşey doğru, herşey yanlıştır. Hakkında söylenecek hiçbir şeyin saçma olmadığı tek şey aşktır. *
Sen benim sarhoşluğumsun. ne ayıldım, ne ayılabilirim, ne ayılmak isterim. nazım hikmet ran
yaşamayan için 3 harftir,yaşayan içinse ask deyince aklına sadece "onun" gelmesidir.
hakkında, geçmişten; günümüze yazılmış-söylenmiş olan ve mutlakiyetle "-dır, -dir" şeklinde sonlanan her yargıyı yalancı çıkartabilecek türden bir hastalıktır.
modern tıp bile çare bulamıyor bu derde, hiç bir psikolojik çözümleme üstesinden gelemiyor ve "bilici" olarak tek bir kişi bulunmuyor yer yüzünde. en azından ben şimdiye dek "aşk anabilim dalı" üzerine yüksek öğrenimini tamamlamış birisini ne duydum, ne gördüm... eski ahmet altan'a göre bir kadının memelerinden ibarettir falan filan. veya bir orospuyu azize, bir azizeyi orospu yapardır da bilmem nedir.
velhasılı, bugün bir kitap yazılacaksa içinde aşka yer vermeli yazar. bir film çekilecekse eğer senarist aşkı işlemeli ve yönetmen ışığını aşka göre ayarlamalı sahnenin. bir şarkı bestelenecekse dahi aşka dair bir tarafı olmalı. öyle boktan lan. günde bilmem kaç ameliyata giren, bilmem kaç yaşındaki uzman doktorun dahi rakı masalarında kendisini heba etme sebebi...
bana göre mi? özgürlük tutkumun, ırzına geçmesine rağmen orospulaştıramadığı yegâne duygu. ışıklar söndüğünde göz bebeklerimde çığlıklar atarak feryadlarını duyurmak istercesine ortalığa saçılan o şey... artık her neyse işte.
modern tıp bile çare bulamıyor bu derde, hiç bir psikolojik çözümleme üstesinden gelemiyor ve "bilici" olarak tek bir kişi bulunmuyor yer yüzünde. en azından ben şimdiye dek "aşk anabilim dalı" üzerine yüksek öğrenimini tamamlamış birisini ne duydum, ne gördüm... eski ahmet altan'a göre bir kadının memelerinden ibarettir falan filan. veya bir orospuyu azize, bir azizeyi orospu yapardır da bilmem nedir.
velhasılı, bugün bir kitap yazılacaksa içinde aşka yer vermeli yazar. bir film çekilecekse eğer senarist aşkı işlemeli ve yönetmen ışığını aşka göre ayarlamalı sahnenin. bir şarkı bestelenecekse dahi aşka dair bir tarafı olmalı. öyle boktan lan. günde bilmem kaç ameliyata giren, bilmem kaç yaşındaki uzman doktorun dahi rakı masalarında kendisini heba etme sebebi...
bana göre mi? özgürlük tutkumun, ırzına geçmesine rağmen orospulaştıramadığı yegâne duygu. ışıklar söndüğünde göz bebeklerimde çığlıklar atarak feryadlarını duyurmak istercesine ortalığa saçılan o şey... artık her neyse işte.
acı. bidaha yaparmıyım? hayır. pişmanmıyım? hayır. bir daha gelsem yine aynı kişiye aşık olurmuyum? evet. ben aptalmıyım? evet
nedir aşk daha kesin cevabını bulan yok heralde.birini sevmek mi uğruna herşeyi yapmak mı uğruna ölmek mi.acı çekmek mi o'nu gördüğünde yüzünün gülmesi kalbini ritminin değişmesi mi.gece yatarken sabah uyandığında o'nu düşünmek mi.evet uğruna ölmek hariç herşeyi yaptım.hayatımı .iktim belki şuanda çok iyi bi yerde okuyoken çok boktan bir bölümde okuyorum.hayatım mahfoldu.ama elimde ne var koca bi SIFIR herşey boşmuş yani.pişmanmıyım hayır.o duygunun tarifi yok ama mükemmel bişey.inşallah sizin aşkınız hiç bi zaman sona ermez hep mutlu olursunuz.
gurur yok.
akıl be$ karı$ semada.
endi$e (sadece onu kaybetmek uğrana) var.
kendi geleceğinin ölüsüne rahmet okutma.
pi$manlık duygusu yok.
acı nirvana'dan dönmü$ geliyor.
ba$kası çokta umrunda.
elde kalan sıfır(0).
a$k güzel $ey.
akıl be$ karı$ semada.
endi$e (sadece onu kaybetmek uğrana) var.
kendi geleceğinin ölüsüne rahmet okutma.
pi$manlık duygusu yok.
acı nirvana'dan dönmü$ geliyor.
ba$kası çokta umrunda.
elde kalan sıfır(0).
a$k güzel $ey.
batıkente gitmek için eryaman otobüsüne binmektir aşk..
sonra jandarmada inip inönü mahallesine kadar karanlıkta otobüsün ayna olan camında yol boyunca kestiğin sevgilinin silüetiyle beraber yürümektir.ve bunu aşkın eryamandan taşınana dek her okul çıkışında yenilemektir.
sonra jandarmada inip inönü mahallesine kadar karanlıkta otobüsün ayna olan camında yol boyunca kestiğin sevgilinin silüetiyle beraber yürümektir.ve bunu aşkın eryamandan taşınana dek her okul çıkışında yenilemektir.
hayatta senin dışında bir sen daha olduğunu deneyimleyebileceğin tek boyuttur aşk.
bir bebeğin doğumunu gördüğünde de, bir ölüme şahit olduğunda da ve hatta kendin ölümün eşiğine geldiğinde bile oradaki sen, "sen"dir işte... sevinirsin, üzülürsün, korkarsın...
ancak aşk öyle birşeydir ki... oradaki, o zamandaki artık o bildiğin sen değilsindir. o ne sevmektir, ne üzülmektir, ne korkmaktır. insan sevmeyi de üzülmeyi de korkmayı da v.b., çok zor tanımlayabilir. peki bunların hepsi bir aradayken nasıl tanımlayabilir? işte bundan dolayı bunun adı "aşk"tır. hiçbir tanıma sığmaz. ya da 5950 tane tanım çıkar ortaya şu 4 yılda.
bir bebeğin doğumunu gördüğünde de, bir ölüme şahit olduğunda da ve hatta kendin ölümün eşiğine geldiğinde bile oradaki sen, "sen"dir işte... sevinirsin, üzülürsün, korkarsın...
ancak aşk öyle birşeydir ki... oradaki, o zamandaki artık o bildiğin sen değilsindir. o ne sevmektir, ne üzülmektir, ne korkmaktır. insan sevmeyi de üzülmeyi de korkmayı da v.b., çok zor tanımlayabilir. peki bunların hepsi bir aradayken nasıl tanımlayabilir? işte bundan dolayı bunun adı "aşk"tır. hiçbir tanıma sığmaz. ya da 5950 tane tanım çıkar ortaya şu 4 yılda.
aşk gerçekten bir (bkz: fotosentez)dir arkadaşlar.
Uzaktan sevmek
Her şey olduğu gibi kalsın istiyorum. Ben hep bir sıfır mağlup olayım; sen hep uzak bir hayalden ibaret. Sen olduğun gibi kal. Ulaşılmaz. Dokunulmaz. Koklanılmaz. Ben olduğum gibi. Dünya olduğu gibi.
Ruhunun en çirkef, suretinin en çirkin, zihninin en çiğ hallerini biliyorum; hiçbirini gözlerimle görmemiş olsam da. Ne bir mükafat verdin bana ne bir ceza. Ama cennetini de biliyorum, cehennemini de.
"Seni uzaktan seviyorum...." diye düşündü erkek içinden. "Yaklaşmadan, anlatmadan, anlaşılmadan.... Ben seni beklentisiz seviyorum. Hiçbir şey ummadan, talepte bulunmadan, hayal bile kurmadan. Kendi içimde taşıdığım sessiz sedasız bir sır bu. Ben belki de senden çok bu sırrı seviyorum."
Sırrın senden bile güzel çünkü, senden bile özel. Sırrın bir billur kadeh, kırılmasın diye yüreğimde taşıyorum. Sırrın nazenin bir mum alevi, sırf yanmaya devam etsin diye karanlığı gündüze yeğliyorum. Kimse bilmiyor, bilmesi de gerekmiyor. Hem kim ne anlar? Ateş bu, hep düştüğü yeri yakar. Bense ne bir şeyleri değiştirmek peşindeyim, ne bir yere varmak. Ne sahip olmak derdindeyim, ne kendimi kanıtlamak. Her şey olduğu gibi kalsın istiyorum. Ben hep bir sıfır mağlup olayım; sen hep uzak bir hayalden ibaret. Sen olduğun gibi kal. Ulaşılmaz. Dokunulmaz. Koklanılmaz. Ben olduğum gibi. Dünya olduğu gibi. Merkez Efendi'nin dediği gibi, "her şey zaten dengede ve ahenkte, canım efendim. Her şey zaten merkezinde."
Ben senin ismini tarçın kokulu akide şekeri gibi tutuyorum ağzımda, damağımda, ruhumda. Kaygılarını biliyorum, yalnızlıklarını, kırgınlıklarını ve hırslarını da. Kalbinin ritmini duyuyorum; yanında olmasam, elini tutmasam da. Ruhunun en çirkef, suretinin en çirkin, zihninin en çiğ hallerini biliyorum; hiçbirini gözlerimle görmemiş olsam da. Ne bir mükafat verdin bana ne bir ceza. Ama cennetini de biliyorum, cehennemini de.
Seni olduğun gibi sevdim, tüm günahların ve arızalarınla. Uzaktan sevmenin en güzel yanı bu zaten. Kimseyi değiştirmeye kalkmıyorsun. Her şeyi olduğu gibi kabulleniyorsun. Aynı gökkubbenin altında yaşadığımızı bilmek yetiyor bana. Başımızı kaldırdığımızda gördüğümüz sema aynı, yıldızlar aynı, dolunay aynı. Bunu bilmek yetiyor bana. Umurumda değil ki nerede uyuyorsun, kimin yanında.
Bacağında şarapnel parçasıyla yaşayan bir asker gibiyim. Etimde yabancı bir madde, kemiğimde bir metal parçası gibi duruyor aşkın bende. Başkası duysa korkar, "aman" der. "Nasıl olur? Böyle de yaşanır mı?" Halbuki ben alıştım. Rahatsız etmiyor beni, onu anladım. Şarapnel ve ben, gül gibi geçiniyoruz, yanyana ama karışmadan birbirimize.
*
"Seni uzaktan seviyorum...." diye geçirdi kadın içinden ve başını çevirdi. Bakmadı bile ondan yana. Bakması gerekmedi.
Ne güzel uzaktan sevmenin rahatlığı, hafifliği, beklentisizliği. Herkesin habire birbirinin hayatı hakkında konuştuğu bu dünyada "biz" diye bir şey olmayınca, hakkımızda konuşacak bir şey de bulamıyorlar ya, ne güzel. Özgürlük işte!
Sen özgürsün. Dilediğin zaman gidersin aklının estiği yöne. Tutsaksın bir o kadar. Mecbursun kendi sorumluluklarına, alışkanlıklarına, hayatına. Yapışmışsın kabuğuna. Hayalimdeki sen gerçek senden daha özgür aslında. Görsen, hayalimdeki seni kıskanırsın.
Seni sevdiğimi söylememekteki ısrarım bu yüzden. Her şey böyle daha duru, daha güzel. Söylesem büyü bozulur. Zaman ağırlaşır, zaman hantallaşır. Doğallık kaybolur, konuşmalar yapaylaşır. Söylesem dünya durur, bir daha hiçbir şey aynı olmaz. Sen değişirsin. Bir başka hal gelir üzerine. Bir beklenti, bir istek, bir kıvanç, gizliden gizliye bir kibir siner bakışlarına. "Aşıklar kibirli olur" demiş şair. Sevdiklerini fethedilmiş bir kale gibi görmeye kalkarlar. Bense hayat boyu susmaya razıyım, o kibiri gözlerinde görmektense.
"Böyle adama
Yaklaşmaz hiçbir güzellik
Doğduğu günden beri kalbinde bir delik,
Almak için bütün sızıları içine."
Oğuz Atay tanısa, seni anlatmak için söylerdi bunları. Bütün sızıları içine çeken adamsın çünkü. Bir de beni almanı istemem o delik kalbine.
*
Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen. Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar ne kanatır. Gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun, varlığıyla huzur bulduğun bir denizin yakınında yürümek gibidir böyle sevmek..... Uzaktan sevmek en güzelidir bazen
............................
...............................
...........................
bu yazıyı okuyunca bir hüzün tıkadı bütün kimliğimi.. ne yapacağımı bilemez bir halde dedim, bunun içinde aşk var, evet aşk var dı.. evren diye bir kız yazmış, helal olsun..
okumayın lan...
Her şey olduğu gibi kalsın istiyorum. Ben hep bir sıfır mağlup olayım; sen hep uzak bir hayalden ibaret. Sen olduğun gibi kal. Ulaşılmaz. Dokunulmaz. Koklanılmaz. Ben olduğum gibi. Dünya olduğu gibi.
Ruhunun en çirkef, suretinin en çirkin, zihninin en çiğ hallerini biliyorum; hiçbirini gözlerimle görmemiş olsam da. Ne bir mükafat verdin bana ne bir ceza. Ama cennetini de biliyorum, cehennemini de.
"Seni uzaktan seviyorum...." diye düşündü erkek içinden. "Yaklaşmadan, anlatmadan, anlaşılmadan.... Ben seni beklentisiz seviyorum. Hiçbir şey ummadan, talepte bulunmadan, hayal bile kurmadan. Kendi içimde taşıdığım sessiz sedasız bir sır bu. Ben belki de senden çok bu sırrı seviyorum."
Sırrın senden bile güzel çünkü, senden bile özel. Sırrın bir billur kadeh, kırılmasın diye yüreğimde taşıyorum. Sırrın nazenin bir mum alevi, sırf yanmaya devam etsin diye karanlığı gündüze yeğliyorum. Kimse bilmiyor, bilmesi de gerekmiyor. Hem kim ne anlar? Ateş bu, hep düştüğü yeri yakar. Bense ne bir şeyleri değiştirmek peşindeyim, ne bir yere varmak. Ne sahip olmak derdindeyim, ne kendimi kanıtlamak. Her şey olduğu gibi kalsın istiyorum. Ben hep bir sıfır mağlup olayım; sen hep uzak bir hayalden ibaret. Sen olduğun gibi kal. Ulaşılmaz. Dokunulmaz. Koklanılmaz. Ben olduğum gibi. Dünya olduğu gibi. Merkez Efendi'nin dediği gibi, "her şey zaten dengede ve ahenkte, canım efendim. Her şey zaten merkezinde."
Ben senin ismini tarçın kokulu akide şekeri gibi tutuyorum ağzımda, damağımda, ruhumda. Kaygılarını biliyorum, yalnızlıklarını, kırgınlıklarını ve hırslarını da. Kalbinin ritmini duyuyorum; yanında olmasam, elini tutmasam da. Ruhunun en çirkef, suretinin en çirkin, zihninin en çiğ hallerini biliyorum; hiçbirini gözlerimle görmemiş olsam da. Ne bir mükafat verdin bana ne bir ceza. Ama cennetini de biliyorum, cehennemini de.
Seni olduğun gibi sevdim, tüm günahların ve arızalarınla. Uzaktan sevmenin en güzel yanı bu zaten. Kimseyi değiştirmeye kalkmıyorsun. Her şeyi olduğu gibi kabulleniyorsun. Aynı gökkubbenin altında yaşadığımızı bilmek yetiyor bana. Başımızı kaldırdığımızda gördüğümüz sema aynı, yıldızlar aynı, dolunay aynı. Bunu bilmek yetiyor bana. Umurumda değil ki nerede uyuyorsun, kimin yanında.
Bacağında şarapnel parçasıyla yaşayan bir asker gibiyim. Etimde yabancı bir madde, kemiğimde bir metal parçası gibi duruyor aşkın bende. Başkası duysa korkar, "aman" der. "Nasıl olur? Böyle de yaşanır mı?" Halbuki ben alıştım. Rahatsız etmiyor beni, onu anladım. Şarapnel ve ben, gül gibi geçiniyoruz, yanyana ama karışmadan birbirimize.
*
"Seni uzaktan seviyorum...." diye geçirdi kadın içinden ve başını çevirdi. Bakmadı bile ondan yana. Bakması gerekmedi.
Ne güzel uzaktan sevmenin rahatlığı, hafifliği, beklentisizliği. Herkesin habire birbirinin hayatı hakkında konuştuğu bu dünyada "biz" diye bir şey olmayınca, hakkımızda konuşacak bir şey de bulamıyorlar ya, ne güzel. Özgürlük işte!
Sen özgürsün. Dilediğin zaman gidersin aklının estiği yöne. Tutsaksın bir o kadar. Mecbursun kendi sorumluluklarına, alışkanlıklarına, hayatına. Yapışmışsın kabuğuna. Hayalimdeki sen gerçek senden daha özgür aslında. Görsen, hayalimdeki seni kıskanırsın.
Seni sevdiğimi söylememekteki ısrarım bu yüzden. Her şey böyle daha duru, daha güzel. Söylesem büyü bozulur. Zaman ağırlaşır, zaman hantallaşır. Doğallık kaybolur, konuşmalar yapaylaşır. Söylesem dünya durur, bir daha hiçbir şey aynı olmaz. Sen değişirsin. Bir başka hal gelir üzerine. Bir beklenti, bir istek, bir kıvanç, gizliden gizliye bir kibir siner bakışlarına. "Aşıklar kibirli olur" demiş şair. Sevdiklerini fethedilmiş bir kale gibi görmeye kalkarlar. Bense hayat boyu susmaya razıyım, o kibiri gözlerinde görmektense.
"Böyle adama
Yaklaşmaz hiçbir güzellik
Doğduğu günden beri kalbinde bir delik,
Almak için bütün sızıları içine."
Oğuz Atay tanısa, seni anlatmak için söylerdi bunları. Bütün sızıları içine çeken adamsın çünkü. Bir de beni almanı istemem o delik kalbine.
*
Uzaktan sevmek daha güzeldir bazen. Ne incitir, ne acıtır. Ne yaralar ne kanatır. Gözlerinle görmediğin ama sesini duyduğun, varlığıyla huzur bulduğun bir denizin yakınında yürümek gibidir böyle sevmek..... Uzaktan sevmek en güzelidir bazen
............................
...............................
...........................
bu yazıyı okuyunca bir hüzün tıkadı bütün kimliğimi.. ne yapacağımı bilemez bir halde dedim, bunun içinde aşk var, evet aşk var dı.. evren diye bir kız yazmış, helal olsun..
okumayın lan...
karşılıksız sevmektir,neden aramamaktır, koşul gözetmemektir,gitmek istediğinde sevgiyle uğurlamaktır gittiği yere...
"sana karşı duygularım üst üste dizilmiş bardaklar gibi, birini çekince hepsi gelecek sanki. o yüzden hiç dokunmuyorum."
marvin' s room.
marvin' s room.
ekim ayı için ağız dolusu küfürdür aşk.
darısı kasım ayının başına.
darısı kasım ayının başına.
leziz bir yemektir.
yemek yapmak biraz maharet ama daha çok sabır isteyen bir iştir. ocağın başında bekleyip, kısık ateşte yavaş yavaş pişirmek gerekir bazen yemeği. ne zaman ve ne kadar tuz katılacak, su konacak, hepsi için zamanı beklenmeli ve ölçüsü iyi ayarlanmalıdır. alel acele pişen yemeğin ya tadı tuzu olmaz, çiğ yavan olur ya da yanar, bi tencere yemek heba olur.
işte aşkta böyle sabır isteyen bir uğraş. o leziz tada ulaşmak için, epey bi kol sallamak gerekiyor kısık ateşte ve hep zamanında ve kararında olması gerekiyor içine dahil olacakların.
sıcak yiyiniz, afiyet olsun.
yemek yapmak biraz maharet ama daha çok sabır isteyen bir iştir. ocağın başında bekleyip, kısık ateşte yavaş yavaş pişirmek gerekir bazen yemeği. ne zaman ve ne kadar tuz katılacak, su konacak, hepsi için zamanı beklenmeli ve ölçüsü iyi ayarlanmalıdır. alel acele pişen yemeğin ya tadı tuzu olmaz, çiğ yavan olur ya da yanar, bi tencere yemek heba olur.
işte aşkta böyle sabır isteyen bir uğraş. o leziz tada ulaşmak için, epey bi kol sallamak gerekiyor kısık ateşte ve hep zamanında ve kararında olması gerekiyor içine dahil olacakların.
sıcak yiyiniz, afiyet olsun.
Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde
El tutmak yol açıyor diye hesapsız Susmalara kaldırdık tüm tutuşmaları
Yasak kelime oyunu yapmak
Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıktı
Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok
Tomurcuklanmak günah
Ve bir insan gözü yüzünden yüz gün art arda uyumamak
Kimse ölmesin diye , Kimsenin aklında her sevdalı verdiği sözü geri alır
Güneşi ayı ve hatta hiç bir tabiat olayı
Şahit gösterilmeyecek hiç bir sevdaya
Ne deniyorsa onu atacak kalp
Ve süresi 24 saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın
yılmaz erdoğan.
El tutmak yol açıyor diye hesapsız Susmalara kaldırdık tüm tutuşmaları
Yasak kelime oyunu yapmak
Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıktı
Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok
Tomurcuklanmak günah
Ve bir insan gözü yüzünden yüz gün art arda uyumamak
Kimse ölmesin diye , Kimsenin aklında her sevdalı verdiği sözü geri alır
Güneşi ayı ve hatta hiç bir tabiat olayı
Şahit gösterilmeyecek hiç bir sevdaya
Ne deniyorsa onu atacak kalp
Ve süresi 24 saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın
yılmaz erdoğan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar