1. 1.
    ta'm e guilass seklinde yazilan 1997 tarihli altin palmiye odullu enfes bir abbas kiarostami filmi, iran sinemasi. homayon ershadi ve abdolrahman bagheri basrolleri paylasmistir. umutsuz bir insanin mukemmel betimlemesi. ama aslinda film tamamen umutsuzluk uzerine degil kesinlikle.
    4 -1 ... laz pacino
  2. 2.
    abbas kiarastami'ye 1997'de altın palmiye getiren dağ taş toz toprak filmi.

    hatta şöyle bir de türk fıkrası geçer filmde..

    kadının biri doktora gider ve toktur beye şöyle der :
    - doktor bey elimle nereme dokunsam çok acıyor , koluma dokunsam acıyor , karnıma dokunsam acıyor..

    doktor kadını muayene eder ve kadına şöyle der
    - vücudun sağlam, ama parmağın kırık.
    2 -1 ... sayincevizkabugu
  3. 3.
    zıtlıklarla bezenmiş pek leziz film. intihara karar vermiş ancak mezarının ustunun acık kalmasını isremeyen bir adamın, etrafında gorduklerini bu konuda ikna etmeye calısmasını izliyoruz film boyunca.

    --spoiler--
    film boyunca ana kahramanımız colun ortasında doner durur. her taraf toz topraktır yani adamın yasamak icin pek de sebebi yoktur. aynı yollardan gider durur ki bu yol onu olume goturecektir. yaslı adam arabaya bindiginde ise "soldan git, orası daha uzun ancak daha guzel bir yoldur" diyerek adama hayatın uzun bir yolculuk oldugunu hatırlatmak ve intihardan vazgecirmek ister.

    butun film boyunca toz toprak icinde adam debelenirken tam olecegi sırada yagmur yagmaya baslar, yasamak icin bir sebeptir belki. iste bu noktada adamın gercekten intihar edip etmedigini bilememekteyiz, zira filmin son sahnesinde yonetmen kendisini ve cekim ekibini gosterek "ahanda bu filmdi gencler, ben gosterecegim gosterdim, simdi siz nasıl yorumlarsanız yorumlayın" der.

    filmde baska hosuma giden detay ise aslında bir olumun baska birinin yasamına onayak olacagı zıtlıgının anlatılması. zira kahramanımızın en son buldugu adam, topraga gomme islemi karsısında alacagı parayla hasta cocugunu iyilestirecektir. işte buradan yola cıkarak aslında olumun korkulması,kacılması gereken bir sey olmadıgı gibi bir cıkarım yapılabilir ki bu da insanlara filmin sonunda adamın intihar edecegi yonunde kanı uyandırabilir, ki bende uyandırdı.

    bir de film boyunca adamın niye intihar edecegi uzerinde hicbir fikir edinmiyoruz.zaten bunun pek onemi de yok. asıl vurgulanmak istenen yasama umutu ile umutsuzlugu arasında kalmıslık ve bunun sonucunda ne yepılacagı... bu sorunun cevabını da yukarıda belirtildigi gibi bilemiyoruz, akılda soru isaretleriyle kalakalıyoruz. belki de filmin guzel olmasının sebebi budur...
    --spoiler--
    7 ... saduman
  4. 4.
    başrolünde fenerbahçeli semih'in oynadığı film *...
    1 ... mevlo
  5. 5.
    cannes'da altın palmiye kazanan film. eleştirmenler ölüp bitiyor bu filme.

    --spoiler--
    orta yaşlı bir adam intihar etmeye karar veriyor, nasıl yapacağına da karar veriyor ama yardım edecek birine ihtiyacı var; film boyunca kendisine intiharında yardım edecek bir kişi arıyor, buluyor da...
    filmde en önemli öğelerden biri iran'ın tozu toprağı. kendi hayatına son verme, islam dininde intihara bakış, yaşamın değeri ile ilgili çok çarpıcı diyaloglar da var.
    --spoiler--
    1 ... headacheda
  6. 6.
    Adı altında bu kadar iyi entry bulmayı beklemediğim filmdir. Sözlük için hala umut var galiba.
    1 -1 ... rick blaine
  7. 7.
    abbas kiarostami'nin cannes'da altın palmiye kazanan muhteşem filmi. hele ki o final yok mu o final..
    1 ... furelise
  8. 8.
    doğallığıyla dikkat çeken enfes bir kiarostami filmi. özellikle orjinal dili olan farsçadan izlemek çok büyük keyif vermiştir.
    1 ... stratosfer
  9. 9.
    iranlı usta yönetmen abbas kiyarüstemi'nin izlenmesi gereken başyapıtı. belki de iran sinemasının/ yeni dalgasının en başarılılarından.
    yakın zaman filmlerinden ten 'deki gibi toplumsal yapının irdelenişinden çok * * , bir içsellik yaşam ve ölüm arasındaki ince çizginin doğallığında buluyoruz kendimizi.
    film intihara ve nasıl yapacağına yani şekline karar vermiş bedii'nin kendisine bu konuyla ilgili yardım aramasını yansıtıyor. bir ilahıyatcı bir asker ve de bir güvenlik görevlisi bedii'nin tahran yolculuğunda karşılaştığı kişilikler. ve bunlarla bedii arasındaki diyaloglara tanık oluyoruz. bedii, bu yardım karşılığında para teklif ediyor. yeter ki kendisine yardım edilsin. film bu şekilde yaşama ölüm paradoksları içinde izleyiciyi kilitlerken bedii'nin son olarak arabasına aldığı bıyıklı göbekli amcanın anlattıklarıyla farklılaşıyor. hastalıklı olan düşüncelerimiz diyor malum amcamız. sorun bakış açımızda. herkesin sorunu olabilir hayatta belki de anlatmıyorsun çok büyüktür. lakin her sorunu olan bu yöntemi seçseydi * dünyada insan mı kalırdı? amcanın dünya görüşü ve ifadelemeleri hayata ne kadar pozitif ve geniş bakabildiğinin kanıtı. bu ifadelemelerden sonra bedii'nin kararından dönmeye başlayışı sürecinde film zirve yapıyor. bedii'nin amcamızın yanına gelmesi akabinde söyledikleri. ölüp ölmediğini kontrol esnasında taşı 2 değil 3 kere atmasını istemesi bakış açısının değişmeye başlayışını ve kararsızlığın olumluluğa dönüşünü göstermesi açısından hayli güzel bir sahne. ruh halinin karmaşıklığının tavan yapışı.
    şu arabada konuşulanlar esnasında dikkat kesildiğim bir nokta da amcanın yıllar evvel sorunlardan bunalıp ölümü istemesi intihar etmek için bir ağaca çıkması ve akabinde ağaçtaki kirazdan tatması. sonra ağacın altındaki çocuklara kiraz vermesi. daha sonra da ev de eşine kiraz götürmesi akşamleyin. önce kendi mutlu oluyor sonra kiraz verdiği çocukları mutlu ediyor. daha sonra da eşini. görünürde basit ve sıradan bir kiraz nelere mal oluyor. o bir dünya güzelliği çünkü. diğerleri gibi. paylaşıldıkça güzelleşen. işte bu diyalog bana dondurmam gaymak'ta intihar etmek isteyen dondurmacımıza dedenin anlattıklarını çağrıştırdı. dede, düriyeyi sevmiş zamanında. onun için askerden firar etmiş ve düriyenin düğününe gelmiş. düriye, düğün de bir baksa dünyalar onun olacak kaçıracak düriye'yi. lakin düriye oralı bile değil. bu onun çok ağrına gidiyor ve ölmek istiyor sevgisinin karşısızlığı üzerine. sonra kendisini öldürmek istiyor ve biraz daha sakinleşip kendisini görmezden gelen kendisine değer vermeyen birisi için değmeyeceğini düşünüyor. bu ölümü düşünen dondurmacımıza dedenin hayat tecrübesi eşliğinde söyledikleri birazcıkta öğütleri.
    şu kirazın tadı bana bu diyalogları anımsattı belki de yüksel aksu'dan bir göndermedir kimbilir.
    basit sıradan bir kiraz deyip geçmeyecekmişiz. güneşin doğuşu bile kendi içinde bir anlam silsilesiymiş her zaman. bu güzellikler ve niceleri bırakılıp gidilir miymiş? gidilmezmiş elbet.
    10 üzerinden 8.5!
    4 -1 ... bachelorette
  10. 10.
    abbas kiyarüstemi'nin toz toprak kokan filmi.

    nereden başlayacağımı bilmiyorum...

    doğu dillerindeki kibarlıktan mı, o araba içindeki diyaloglardan mı, (gbkz: iran)'dan bertaraf olmuş yaşamlarından kesitler mi?!! kiyarüstemi'nin serisine başlarken bundan başlayayım dedim, sanırım gayet yerinde bir tercihte bulundum. majid majidi, bahman ghobadi eserlerini yalayıp yutmaya çalışan birisi olarak; kiyarüstemi'nin bu çalışmasını çok beğendim.
    --spoiler--
    bu sıcak öğleden sonrası için yerinde bir tercih. bu açıdan mutluyum. filmde metaforlar çok. yaşam-ölüm zıtlığına göndermeler, toprağın aldığı gibi geri vermesi gibi birbiri içinde zıt kavramların uyumu. final sahnesinde e noluyor yahu tüm bunlar da neyin nesi gibi soru geçebilir ama kiyarüstemi'nin kamerasından her şeyin aslında bir kurgu olduğunu, ölüm-yaşam çizgisine atfettiği noktalar başarılı.

    film izlettiriyor kendisini. yani pat diye akşam, sabah olmuyor. her şey kendi halinde (bu doğal süreçte) yol alıyor, zamanın akışıyla ilerliyorsunuz. yaşlı amca (ramiz dayı gibi nan); bir çıkıyor, yemin ederim o adam böyle pesimist insanları hayata bağlar, hızır gibi. intihar için gittim, bir dut hayatımı değiştirdi diyor. e kiraz geçiyor mu diyecekler? var, adam onu araya serpiştiriyor. o halde şurada bir parantez açayım; "(...)tüm bunlardan vazgeçmek mi istiyorsun? her şeyi bırakmak mı istiyorsun? kirazların lezzetini bırakmak mı istiyorsun?(...)"

    ayrıca bedii bey'in şehrin dışından tek tek adam çağırıp kendisini gömmesini istediği adamlar nasıl oynamışlar, şaştım. sanki orada oynayanlar halktan birisi, öyle pek tanınmamış gibiler. oraları da iyidi. türk fıkrası anlatılıyor arada, o gayet hoştu. yukarıdaki entrylerde vermişler ama özet geçeyim dedim. çöplükteki o adam, asker, ilahiyatçılar ile konuşmalar.

    (bedii bey : sabah 6'da buraya geldiğinde iki kez bedii bey bedii bey diye bağır. eğer sana karşılık verirsem, elimi tut ve bu çukurdan çıkmam için bana yardım et. ama şayet sana cevap vermezsem üzerime 20 kürek toprak at.)
    --spoiler--
    valla uzatırım daha da gerek yok.
    arşivlik bir film. bakar bakar hatırlarsınız arada. tozlu ama bir o kadar da hoş bir yapıt...
    4 ... la paz