entry'ler (6174)

ahmet uğurlu

Tabutta rövaşata, Behzat Ç. falan tamam da bizim kuşak onu ilk olarak karşı şov'da izlemişti. Düşünün işte şovun adı neden karşı? Siyasi hiciv, taşlama da içerirdi. Şimdi mümkün değildi yani. Hülagü... Unutmayacağım seni.-

Karşı şov'daki bir esprisini hala kullanırız arkadaşlar arasında.
Hülagü skeçte patronuna çok kızgın bir şekilde kendi kendine konuşmakta ve ona da kahve yapmaktadır.
"Şimdi tüküreceğim kahvesine"...
O sırada içerden patronun sesi duyulur.
"Hülagü kahve bol köpüklü olsun"
"Bak.. Bak... Nasıl da tahrik ediyor beni"...

Bunu seyretmiş olanlar belki hatırlayacaktır. Ben yazarken o mimikleri geldi gözümün önüne, o kelimelere vurgusu. Bunları aktaramam elbette
Huzur içinde yat. Yakışıklı bir oyuncu olmanın çok uzağındaydı. Ama öyle büyük bir karakterdi işte.

sokak hayvanları yasası

Hükümetin çalışmalarını tamamladığı ama şu anda teklif halindedir.
iktidarın, sahiplenilmeyen hayvanların bir ay sonunda uyutulmasına ilişkin düzenleme içeren teklifinde, aksi düşünülmesi halinde ise 1 milyon 900 bin sokak köpeği bulunduğu varsayıldığında her 1.000 hayvan için 1.900 yeni barınak yapılması gerektiği bunun da sürdürülebilir olmadığı yazıyor. Teklif, belediyelerin bu konudaki sorumluluğunu arttırırken, işini yapmayanlara ceza getiriyor.

Teklifte uyutulacak hayvanların durumlarına göre seçileceğine ilişkin metinde bir hüküm bulunmuyor. Bazı basın organlarında bunun aksi iddia edilmişti.

AKP Kaynakları sihiplenilmeyen köpeklerin uyutulmasından geri adım atılmasının düşünülmediğini söylüyorlar.

Teklifin gerekçesi ise özetle şöyle:

Mevcut yasa ile hayvanların toplanması ve rahabilitasyonuna ilişkin sorumluluk belediyelere verilmiş ancak gerekli denetim mekanizmaları tesis edilemediğinden ilgili kuruluşlar, üzerine düşeni tam anlamıyla yerine getirmemiştir. Bazı durumlarda ise ilgili kanun maddeleri sebebiyle çözüme katkı sunmak istedikleri halde çizilen sınırları geçemeyeceklerini belirtmiş ve popülasyon her geçen gün katlanarak devam etmiştir.

Ülkemizde 100 bin kapasiteli 326 adet hayvan bakımevi bulunmaktadır. Mevcut iki milyon sahipsiz hayvan göz önünde bulundurulduğunda halihazırda bulunan hayvan bakımevi kapasitesinin yetersiz olduğu görülmektedir. Kapasite düşünüldüğünde 1.900.000 sahipsiz hayvan için 1.900 adet ve bin hayvan kapasiteli bakımevi tesis edilmesi gerekmektedir.

Hayvan başına 4 metrekare alan ayrılmak suretiyle 1.000 hayvan kapasiteli 1 bakımevinin maliyeti minimum 3,5 milyon TL olarak hesaplanmıştır. 1.900 bakımevi yapılmasının gerektiği düşünüldüğünde maliyetin 6,65 milyar liraya vuracağı hesaplanmıştır. Belediyelerden elde edilen verilen göre ise bir hayvanın ortalama besleme maliyetinin de aylık 3.500 lira olduğu düşünülürse de bir bakımevinin yıllık besleme maliyeti 42.000.000 TL'yi bulacaktır.

2 milyon hayvana ömürleri boyunca hayvan bakımevinde bakılacak olması halinde ise bunun yıllık maliyetinin 84 milyar olacağı belirtilmiştir.

Uyutulma maddesi ise şöyle;

Hayvan bakım evlerinde bulunan hayvanlardan 1 ay içinde sahiplendirilmemiş olanlara ötenazi yapılır. Sahiplendirilenler, rehabilitasyon işlemleri yerel yönetimlerce tamamlandıktan sonra sahibine teslim edilir. Sahipsiz hayvanların hayvan bakım evlerinde barındırılması, sahiplendirilmesi ve ötenazi yapılması ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenecek.
t
Belediyelerin sorumluluklarının arttırıldığı maddelere göre de görevin yapılmasına ilişkin denetim Tarım Bakanlığı'nda olacak. Yerel yönetimlerce yapılan denetimler sonucu kesilen idari para cezaları yerel yönetimlere gelir olarak kaydedilecek. Yerel yönetimler, sahipsiz hayvanların kayıt altına alınması ile ilgili işlemleri yapmakla yükümlü olacaklar.

Belediyelerin görevlerini yerine getiremediği durumlarda bu görev vali tarafından üslenilecek. Alınan tedbirlerin masrafları ilgili belediye veya özel idaresinden tahsis edilecek. Aksi durumlarda belediyelerin kasasından tahsis edilecek.

Belediyeler, sahipsiz veya güçten düşmüş ya da tehlike arz eden hayvanların rehabilitasyonunun sağlanması ve sahiplendirilinceye kadar yaşamaları amacıyla hayvan bakımevleri kurmak zorunda olacaklar. Bakımevlerine götürülen bu hayvanlar bakanlıkça oluşturulan veri tabanına kayedilecek.

Belediyeler, üç yıl süreyle hayvan bakımevleri kurmak, rehabilitasyon işlemlerini yapmak ve sahipsiz hayvanlara sahiplendirilinceye kadar bakmak için kesinleşmiş en son bütçe gelirlerinin binde beşi oranında kaynak ayırmak zorunda olacaklar. Bu oran büyükşehir belediyelerinde binde 3 olarak uygulanacak. Ayrılan ödenekler başka bir amaç için kullanılmayacak.

Yazı, Gazete Pencere'nin 31.05.2024 tarihinde internet sitesindeki Nuray Babacan'ın yazısından alıntılanmıştır.

Köpeklerin uyutulması şu an için hemen yapılacak bir eylem gibi görülmüyor. Ama mevcut koşullar altında başka çare kalmış gibi de görülmüyor. Hayvanların uyutulması vahşice görünse de bu koşullarda en insani çözüm de bu olacak sanki. Durumu bu kadar vahim ve katliam gibi gösteren durum sayının korkunç bir sayıya ulaşana dek pek çok kurum ve kuruluşun, iktidarın, devletin, muhalefetin kulağının üstüne yatması.

alınan bu karara karşı çıkanlar olacaktır. Ama bu kişilerin evlerinde hayvan besleyip beslemediğine bakılmalı, beslese de beslemese de ilave bir hayvan daha besleyip beslemeyeceği sorulması gerekiyor. Dünyada köpek saldırıları sonucu bizden daha çok can kaybı yaşayan bir ülke var mı acaba? Ben görüntüden çok rahatsızım. izmir de yaşıyorum. Otogarımızda 7-8 köpeklik bir sürü yaşıyor ve zaman zaman insanlara saldırıyorlar. Saat kulesinin civarı ona keza. Yürüyüş yapılan yerlerde öbekleşiyorlar ve nedensiz bir şekilde zaman zaman saldırılıyorlar. Bu şekilde saldırıya uğrayan arkadaşım ağır yaralandı. Evimde iki kedi bir köpek besliyorum. Köpek erkek bir pug. Sokak köpeklerinin saldırma korkusun yüzünden rahat rahat dışarıda dolaştıramıyoruz. Herşeyden önemlisi bir çocuğun hayatı bile 2.000.000 köpeğin hayatı ile kıyaslanamaz.

Bunun yanında devlet neler yapabilir daha... Çok ama çok şey. Hayvan sahiplenenlere doğalgaz, elektrik faturalarında indirim yapabilir. Hayvansız fabrikalara 2 üstü hayvan besledikleri takdirde "bazı avantajlar verebilir. Askerliğimi güneydoğu da yaptım. Uygun ırklar askeriyeler, sınır bölükleri için çok ideal. Buralara dağıtılabilir. Bu hayvanlar termal kameralardan bile daha iyi bir algıya sahipler. Kendi masraslarını bu sayede çıkarırlar. Birçok kayıp verdiğimiz olay yeterli sayıda eğitimli hayvan olsaydı ya gerçekleşmezdi ya da kayıp sayısısı minumumla atlatılabilirdi. Askeri olarak eğitilmesi halinde bu hayvanların çok fazla kullanılacağı alan var.

Bunca zaman kendi kendine geçeceği beklenmeseydi, gerekli bilimsel önlemler alınsaydı bizler şimdi vicdanımız ve mantığımız arasında kalmayacaktık.

parmağınızdaki pırlantanın maliyeti

ilk olarak mücevher şirketlerinin satılabilir ürün haline getirip vitrine koydukları ürünlerin fiyatları :

Zen Diamond: 0,3 karat Hera tektaş yüzüğün üyelere özel indirimli fiyatı 22.899 lira. Sadece pırlanta ölçü alınırsa karat başına fiyat 68.700 lira ya da 2.100 $

Blue Diamond: 0,58 karatlık baget pırlanta yüzüğün % 50 indirimli fiyatı 32.990 lira. Karat başına fiyat 56.880 lira ya da 1.750 $

D Diamond: 0,85 karatlık iri taşlı bir yüzüğün indirimli fiyatı 116.011 lira. Karat başına fiyat 136.500 lira ya da 4.200 $

Koçak Pırlanta: 1,29 karatlık bir yüzüğün internete özel fiyatı 85.820 lira. Karat başına 66.530 lira ya da 2.040 $

Türkiye'de kuyumcu dükkanından veya büyük mücevher şirketlerinin online kanallarından satın alınan pırlanta yüzüklerin ortalama karat fiyatları 2.000 $ civarında. Elbette bunda taşın büyüklüğü, berraklığı, rengi ve kesim kalitesi fiyatı etkiliyor. 1 karat pırlantanın ağırlığı ise yaklaşık 200 mg geldiğini, yani 1 gr'ın beşte biri olduğunu da belirtelim.

Şimdi de bu taşların gerçek maliyetine bakalım.

De Beers: Botsvana, Namibya , Güney Afrika ve Kanada'da madenleri bulunan şirket 2023 yılında toplamda 31.865.000 karat üretim yapıp bunun 24.682.000 karatını ham taş olarak satmış. Her madenin farklı maliyetleri olsa da karat başına maliyeti 71 $, karat başına satış fiyatı ise 147 $

para dismorfisi

Tiktok, Youtube ve ınstagram gibi platformlardaki zengin içerik oluşturucular, müsrif yaşam tarzlarını, giyim alışverişlerini, yurt dışı gezilerini, lüks spor arabalarının görüntüleriyle takipçilerinin yüzlerini ovuşturmaktalar. Gerçekçi olmayan standartlar belirlemek ve zenginliği gösteriş yapmak için kullanmak yeni bir şey olmasa da sosyal medya kullanımının aşırı yaygınlaşması nedeniyle yansımaları farklı olmaya başladı.

Bu karşılaştırma kültürünün yaygınlaşması özellikle Z kuşağı jenerasyonunu fazlasıyla tetikliyor ve banka bakiyelerini gözardı ediyorlar. Kısacası ayağını yorganına göre uzatmayı birden ve büyük bir istekle bırakıp aslında ihtiyaçlarının çok ötesinde
şeylere parasını yatırıyor.

Görüntü ve hikaye bombardımanına tutulan özellikle j kuşağı jenerasyonu da internette gördüğü görselleri yaşatmak ve belirli bir satınalma işlemi yapmaya, imkanlarının üstünde yaşamaya kendini adeta mecbur hissediyor. Bunu kendi yaş grubunda, altında ya da üstünde pekçok kişinin de yaptığını düşünüyor. Adeta inceldiği yerden kopsun ya da belki bir kuyuıya düşeceğini bilmesine rağmen oradan çıkıp çıkamayacağına olan merakı.

işte bu fenomeni uzmanlar "Para Dismorfisi" diye adlandırdılar. Yani "kişinin mali durumu hakkında kötü kararlara yol açabilecek çarpık bir görüşe sahip olması

Öte yandan bu kuşağın aldığı her harcama kararı da kötü sonuçlara yol açmıyor. Özellikle gündelik kullanım harcamaları değil de mülk, araba gibi şeylere ödeyebileceğinin çok üstünde para verenler bundan hiç de zararlı çıkmadılar. Özellikle benim çevremde... Biriktirdiği üç kuruş paranın üstüne ödeyebileceğinin çok üstünde uçuk bir kredi çekerek ev aldı bu jenerasyondan bir arkadaşım. Benim gibi orta kuşak üstü yaş grubundaki abla ve abilerinin "aman yapma, nasıl ödersin" laflarına aldırmadan devam etti. işler normal bir şekilde devam etseydi gerçekten de ödeyemezdi. Ama ülkede ekonomi çok hızlı bir şekilde tepetaklak oldu. 1 milyon gibi döneminde çok fahiş bir fiyatla aldığı evi 2,5 yıl sonra 15 -17 milyon aralığında sattı. Kullanmış olduğu kredinin pula dönmesi bundan da önce oldu. Parasının neredeyse yarısını abuk subuk diyebileceğimiz bir süre şeye harcadı. Tatillere gitti, yemeği sürekli dışarda yedi, lüks diyebileceğimiz şeyler aldı. Ama bu sefer de faizler çıldırdı. Kalan parasını bankaya yatırdı. Faizlerin 30'lu bandlarda olduğunda ayda 180 bin faiz getirisi vardı. Şimdi sormuyorum bile. Biz de sözde akıl veren büyükler durumundayken ahkam kesen iş bilmezler katına indik. Evet, belki her alınan karar bu derece olumlu sonuçlanmayabilir. Ama Z kuşağının hayatı yaşamakla ilgili kesin bir kararı var. Kendilerinden önceki kuşaklardan çok daha cesurlar. Bu kimilerinin patlamasına yol açacak elbette. Ama yaşamın hakkını veren, ardında iz bırakan çok daha fazla üyeye sahip olacaklar.

al pacino

Doğum günün kutlu olsun Baba... Seni hep sevdik.

Unutulmaz Performansları , Karakterleri

1 - Michael Corleone - Baba 1 (1972), Baba 2 (1974), Baba 3 (1990)
2 - Tony Montana - Scarface - Yaralı Yüz (1983)
3 - Vincent Hanna - Heat - Büyük Hesaplaşma(1995)
4 - Serpiko - Serpico (1973)
5 - Frank Slade - Scent of a Woman - Kadın Kokusu (1992)
6 - Sonny - Dog Day Afternoon - Köpeklerin Günü (1975)
7 - John Milton - The Devil's Advocate - Şeytanın Avukatı (1997)
8 - Frank Keller - Sea Of Love - Aşk Denizi (1989)
9 - Carlito - Carlito's Way - Carlito'nun Yolu (1993)
10 - Lefty - Donnie Brasco (1997)

dna

1953'te bugün, yani 25 Nisan 1953'te Cambridge Üniversitesi'nde iki bilim insanı, Francis Crick ve James Watson kalıtsal özellikleri ebeveynden çocuğa taşıyan deoksiribonükleit asit (DNA) adını verdikleri molekül yapısını buldular. Yani DNA'nın keşfinin 71. yılı.

merkez bankası nın 818 milyar tl zarar etmesi

Tarihi zararın sebebinin ağırlıklı olarak Kur Korumalı mevduat hesaplarında oluşan kur farkı ödemelerinin Hazine yerine merkez bankası tarafından yapılmasından kaynaklandığını hemen herkes tahmin ediyordur.

Amerikan Merkez Bankası da (FED) 2022'yi 58,8 milyar dolar gelirle kapatmasına rağmen 2023 yılında resmi olarak 114,3 milyar dolar zarar etmişti. Onlardaki bu zararın sebebi ise ABD Merkez Bankası'nın kısa vadeli faiz oranı hedefinin yönetilmesine yönelik harcamalar olduğu duyurulmuştu. Ayrıca Avrupa Merkez Bankası da 2004 beri ilk kez zarar açıklamış ve bu rakamın 1,3 milyar euro olduğunu belirtmişti.

Ama... Hazine ve Maliye Bakanlığı, merkezi yönetim bütçesine dair verileri de açıkladı. Sadece Mart ayında 209 milyar lira açık veren bütçedeki açık yılın ilk üç ayı sonunda 500 milyar lirayı aşmış oldu. Belli ki ekonomi bu lüks ve sefahat içinde yönetilemiyor.

binyamin netanyahu

Geçen haftayı oldukça sıkıntılı geçirmiş 74 yaşındaki israil başbakanı.
Öncelikle rehinelerin aileleri ve muhalefet tarafından uzun süredir kendisine karşı yapılan protestolar kendisi tam da fıtık ameliyatı için 2 geceyi hastanede geçirdiği zamanlarda geri döndü.

En büyük siyasi rakibi ve müstakbel israil'in yeni başbakanı Benny Gantz, erken seçim çağrısında bulunarak savaş zamanında hükümetin birliğini zayıflattı. Netanyahu'nun koalisyon ortakları ise zorunlu askerlikle ilgili bir tartışma nedeniyle ona zaten tavırlı.

Gazze'de 6 yabancı yardım görevlisinin insansız hava araçlarıyla öldürülmesinden sonra yaptığı açıklamada "Savaş zamanı böyle şeyler olur" diyerek geçiştirmesi bütün dünyada öfke ve nefretle karşılandı.

Son olarak ABD başkanı Biden'in savaşın sonunu işaret edecek şekilde işlenen cinayetlerle ilgili azarlaması ile hafta bitti.

Üzerinde çok büyük bir iç ve dış baskı olmasına rağmen yine koltuğu kolayca bırakmayacak gibi görünüyor. iSmi açıklanmayan bir hükümet yetkilisi Haaretz'e yaptığı açıklamada Netenyahu'nun savaşı sürdürmekteki yegane amacının kendisine yönelik yolsuzluk suçlamalarını yenmek için zaman kazanmak olduğunu söylemiş. Suudi Arabistan'la normalleşmesi son şansı olarak görünse de bu ihtimal de giderek azalıyor.

israil Demokrasi Enstitüsü'nün yaptığı kamuoyu yoklamasına göre seçmenlerin % 57'si Netenyahu'nun savaş dönemi lideri olarak performansını ya zayıf ya da çok zayıf buluyor. % 51 ise 2026 sonbaharını beklemek yerine hemen erken seçime gidilmesini istiyor.

Buna rağmen kurduğu koalisyon kendisinin muhafazakar Likud partisi önderliğinde istikrarını koruyor. Aşırılık yanlısı ve dinci partilerden oluşan bu blok kasım 2022'de beşinci seçimi de kesin bir şekilde kazanarak israil tarihinin en sağcı yönetimini oluşturdu.

Yani erken seçim olsa bile Netanyahu'nun yeniden koalisyon kurması çok olağan. Ayrıca rakibi Benny Gantz'ın koalisyon ortakları da savaş arzularını gizlemiyorlar.

Dünya kamuoyunun ve belki bizim de anlamadığımız şey biraz da bu belki de. israil'i kim yönetirse yönetsin Gazze'deki savaş bitmeyecek gibi görünüyor. Çünkü ocak ayında israil'de yapılan bir ankete katılanların % 88'i Gazze'de yaklaşık 34 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan (o dönem 25 bin idi) savaşın haklı bir şekilde sürdüğünü belirtti. Ankete katılanların büyük çoğunluğu ise israil'in Gazze'de ya yeterli ya da çok az güç kullandığını söyledi. Yapılan başka bir ankette ise katılanların % 68'i bağımsız ve askerden arındırılmış bir Filistin istemediklerini belirttiler.

Netanyahu iktidarını kaybetse bile politik bir değişiklik çok olası değil.
(The Guardian, Bethan McKernan - Oksijen Gazetesi)

*** Kendi ülkesinde belki yolsuzluktan yargılanabilir ama asla savaş suçlusu olarak görülmeyecek.

trafiğe kayıtlı araç sayısı

Tüik'in açıkladığı verilere göre 2022 yılı itibariyle trafiğe kayıtlı araç sayısı 23.303.638 olmuştur. Bu kadar araç ile toplam 343 milyar 917 milyon kilometre yol katedilmiş. Bir başka ifade ile Türkiye'de trafiğe kayıtlı araçlar 2022 yılında dünyanın etrafında yaklaşık 8,6 milyon kere tur attı. Bu mesafenin % 55,7'si otomobiller, % 20,4'ü kamyonetler, % 12,4'ü kamyonlar, yüzde 4,4'ü motosiklerler, % 4'ü minibüsler ve % 3,2'si de otobüsler tarafından yapıldı.

Taşıtların bir yılda yaptıkları ortalama kilometreler incelendiğinde; 2022 yılında otobüslerin 53.409, kamyonların 46.305, minibüslerin 27.951, kamyonetlerin 16.382, otomobillerin 13.415 ve motosikletlerin 3.648 km yaptığı hesaplandı.

Otomobiller tarafından 2022 yılında katedilen mesafe taşıtların yakıt türlerine göre incelendiğinde; toplam taşıt-km'nin yüzde 48,4'ü dizel, yüzde 30,5'i LPG ve yüzde 21,1'i benzin yakıtlı otomobiller tarafından yapıldı.

Dizel otomobillerin 100 km’de 6 litre, benzinlilerin 8.5 litre, LPG’lilerin ise 10 litre yaktığı kabul edilir. Buna göre dizel otomobiller 2022 yılında ortalama 6 bin 493 kilometre yol için yaklaşık 390 litre dizel tüketti. Bu da litresi 42 TL’den 16 bin 380 TL yapıyor. Benzinli araçlar ise ortalama 2 bin 831 kilometre için 240 litre benzin harcarken bunun da tutarı yaklaşık 10 bin 560 TL oldu. LPG’li araçlar ise 4 bin 92 kilometre yol için 410 litre yakıt tüketti ve bunun için de yaklaşık 9 bin lira ödedi.

Türkiye'de 2022 yılında katedilen toplam mesafe taşıtların yaş gruplarına göre incelendiğinde; en fazla yol yüzde 37'lik oranla taşıt filosunun yüzde 48,4'ünü oluşturan 12 yaş ve üstü taşıtlar tarafından yapılırken, bunu sırasıyla yüzde 23,5 ile 4-7 yaş, yüzde 20,3 ile 0-3 yaş ve yüzde 19,2 ile 8-11 yaş grubu taşıtlar takip etti. Bu oran otomobillerde 12 yaş ve üstü otomobiller için yüzde 35,6, 4-7 yaş için yüzde 25,3, 0-3 yaş için yüzde 21,3 ve 8-11 yaş için yüzde 17,8 oldu.

Türkiye'de 2022 yılında trafiğe kayıtlı toplam motorlu kara taşıtları sayısı bir önceki yıla göre yüzde 5 artarken toplam taşıt-km yüzde 4,3 artış gösterdi. Yine TÜiK verilerine göre 2023 yılı aralık sonunda Türkiye’de kayıtlı toplam motorlu araç sayısı 28 milyon 740 bin 492 olarak açıklandı. Bu bir önceki yıla oranla yüzde 23.3’lük bir artış demek. Bu artış dikkate alındığında 2023 yılında katedilen mesafenin ise yaklaşık 424 milyar kilometre olacağı tahmin ediliyor.
(Gazete Oksijen, 08.04.2024)

iyi parti

Meral Akşener 27 Nisan'daki Kurultay'da aday olmayacağını açıklamıştır. bu kadar büyük umutlarla siyaset sahnesine girip bu kadar çabuk dip yapan, bana göre seçmenine ve ülkesine siyasi ihanet etmiş bir parti zor bulunur. Ne oldu ne bitti tam anlayamadan Meral Abla'yı patates yaptılar. Yerel seçimler öncesi siniri her halinden zaten belli oluyordu. Ama madem siyasi bir intihar deneyeceksin bari partinin başına birini getirseydin de öyle gitseydin.Şimdilik Genel başkanlık yarışı anlamına gelen kurultay'da 4 isim adaylığını açıklamış. Kurucular Kurulu Üyesi Günay Kodaz, Göç Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Tolga Akalın, Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu ve TBMM Grup Başkanı Koray Aydın. Gidişata göre genel seçimde AKP ile işbirliği yaparlarsa benim için sürpriz olmayacaktır.

javier milei

Ülkede milyonlarca insanı yoksulluğa sürükleyen bir kemer sıkma paketini uygulamaya koyan ama sonra kendi maaşına % 48 zam yaparak ikiyüzlülükle suçlanan Arjantin Devlet Başkanı. Ama durum ortaya çıkınca suçu eski kanunlara bağlayıp maaş zammını iptal etti ve önceki dönemleri suçladı. Milei "Her geçen gün politikacıları kayıran ve Arjantinlilere zarar veren yeni bir yasa keşfediyoruz" açıklamasını yapıp başkanlık ve bakanlık maaşlarının belirlenmesi için yeni bir yöntem getireceğini söyledi. Ama bu sefer de imzaladığı kararnameyi okumamakla eleştirildi.

ömer çelik

Çok garibime gitti muhalefet için "Milletin önüne çıkıp yan yana poz verenler şimdi birbirlerine ağır laflar ediyor. Her biri yerel seçim için çıkıp da oy istemeden önce o süreçte ortaya koydukları tutumla ilgili olarak milletten özür dilemeli" demesi...

Valla sizin bir zamanlar yanyana fotoğraf çektirdiğiniz insanlar sizi kandırdı, rejimi yıkmaya kalktı 250 insanımız canından oldu Ömer Çelik. Keşke birbirlerinize ağır laflar etseydiniz. Terörist ve vatan haini ilan ettiniz.

Ayrıca Abdullah Gül, Abdüllatif Şener, Necmettin Erbakan v.b. daha niceleri. Birlikte yürüdüğünüz insanlar bunlar. Ama yollar ayrılınca hepsi tukaka oldu. Kaldı ki genel başkan mı desem cumhurbaşkanı mı desem bilemedim Fatih Erbakan ve Yeniden Refah Partisi için "sirk maymunu" demiş. Şimdi o da özür dileyecek mi?Ona da bu tavsiyede bulunacak mısınız?

Yahu eninde sonunda siyaset bu. Dünyanın çoğunda ülkemizdeki kadar seviyesizlikler olmuyor ama her ülkede yanar dönerlik var. Menfaat meselesi bu. O yüzden garipsememek lazım. Sizin zürriyetsiz dediğiniz adam bugün için "en büyük destekçiniz" olmadı mı?Recep Tayyip Erdoğan'dan cumhurbaşkanı olmaz diyen Bahçeli'ye bugün için birşey diyor musunuz?

Ha olay istikrar meselesi ise cumhuriyet tarihimizin en istikrarsız, en tutarsız, en bir dediği diğerini tutmayan parti AKP'dir. Hangisini saysam bilemedim ki? Rahip Bronson'dan girsem, "Faiz sebep enflasyon sonuç" larda dolansam, darbeci sisi'de bitirmeden bir dönem "miçotakis benim için bitmiştir"de dursam % 10'unu bulmaz yapıklarınızın.

brics

Yeniden şekillenmeye başlayan dünyanın yeni ve en önemli aktörlerinden. Bu kadar az başlığı gerçekten hak etmiyor ama bu da sözlüğün gündeminin nasıl kaydığının göstergesi. Yazık.

Brics, 2006 yılında gelişmekte olan ülkelerinin uluslararası alanlarda daha çok söz sahibi olması için Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin tarafından kurulan gruptur. 2011 yılında bu gruba Güney Afrika'nın da katılımıyla grubun adı Brics oldu.

01.01.2024 yılında gruba Mısır, Etiyopya, iran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri de gruba katıldı. Grubun bu yeni hali için bir isim kullanılmadıysa da "Brics +" olacağı düşünülüyor.

Gruba üye ülkelerin toplam nüfusu 3,5 milyar, bu rakam dünya nüfusunun % 45'i.

Brics ülkelerinin ekonomilerinin toplam büyüklüğü ise 28 Trilyon Dolar. Bu da, dünya ekonomisinin % 28'ine denk geliyor. Aynı zamanda bu ülkeler ham petrolün de % 44'ünü üretiyor.

Suudi Arabistan dün (21.02.2024) yaptığı bir açıklamada Rusya'yı stratejik ortak olarak gördüğünü ve politikalarının bu yönde ilerleyeceğini bildirdi. Suudi Arabistan'ın batı kampından ayrılışı çok hızlı oldu. Suudi Arabistan'ın paralarını artık ABB bankalarına yatırmaması da ABD'yi kaygılandırıyor.

Bu gelişmeler doğrultusunda Türkiye yakın zamanda Mısır ile yeniden ilişkileri normalleştirmeyi başardı. Mısır, Kahire'den 350 km uzaklıktaki bir adasını 22 Milyar dolara Birleşik Arap Emirlikleri'ne verdi. Bunun dışında ise iskenderiye Limanı'nın de Türkiye'ye satılacağı söylentisi var.

israil - Filistin savaşı sırasında Gazze yerle bir oldu. Geçtiğimiz günlerde Brezilya Lideri Lula israil'i yahudilere soykırım yapan Nazilere ve Hitler'e benzetti. israil, Hamas militanlarına yönelik yaptığı roket saldırısında Lübnan ve Suriye'de bazı binaları vurmuş ve sivil ölümlerine neden olmuştu. Ama dün Suriye'ye yaptığı roket saldırısında kullandığı roketler Rus S-300'leri tarafından anında vuruldu. Bu Rusya'nın koruması altındaki Suriye'ye yaptığı saldırılar içim israil'e bir "Dur" çekmesiydi.

Dünya inanılmaz bir hızla değişiyor ve Brics bu yeni dünya düzeninde çok etkin bir söz sahibi olmak üzere. Türkiye'nin hamleleri de batı yanlısı gibi görünse de batı ve özellikle ABD f-16 krizinde olduğu gii kaprisler yapacak olursa önünde bir seçenek daha olacak. Ama hem NAto'ya üyeyken hem de bu gruba dahil olması mümkün değil. Dolayısıyla Nato üyesi olduğu için gruptan Türkiye'nin gruba katılmasına yönelik bir davet gitmiş değil.

altın madeni faciası

AKP döneminde kaç vatandaşımız bu şekilde can verdi acaba? Ey AKP'ye oy verenler... Azıcık da olsa Allah inancınız varsa inanın ki bunun hesabı sizden bir şekilde sorulacak. Bu can kayıplarının altında doğrudan katkınız var.

Pamukova tren kazası 2004 yılında olduğunda 40 küsur vatandaşımız öldüğünde kimse sorumluluk almadı, kimse tutuklanmadı, kimse istifa etmedi, kimse görevinden alınmadı. Oysa 80 kilometre'nin üstüne çıkılmaması için uyarılan viraja 132 km. hızla girmişlerdi. Bunun altında da o dönemin TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman vardı. Çünkü trenin hızlanmasını o istemişti. Cumhuriyet Savcıları'nın hakkında soruşturma açmak istemesi dönemin ulaştırma bakanı Binali Yıldırım tarafından reddilmişti. Ne de olsa istanbul Büyükşehir Belediyesi'nde çalışmıştı. Ölenler öldüğüyle kaldı. Dava yıllar içinde unutturularak zaman aşımına uğrayıp kapatıldı. Ama Süleyman Turan görevinde kalmakla da sonlanmadı. 2015 yılında AKP'den milletvekili oldu. Dün TV ekranlarında Erzincan Valisi'nin arkasında görünen isimlerden biri de oydu.

ilhan Cihaner'i hatırlayanınız var mı? 2011 ve 2018 yılları arasında CHP istanbul Milletvekilliği yapmıştı. AMa bu görevinden önce Cumhuriyet Başsavcısı'ydı. Hangi dilde derseniz. E Tabii ki Erzincan.
Yiğit bir adamdı. Siyasi olarak desteklersiniz desteklemezsiniz o ayrı. Ama yiğidi öldürün hakkını yemeyin. Zamanında Jitem'e "silahlı çete" olarak görüp örgüt olarak dava açan ilk kişiydi. 2007 yılında Erzincan Başsavcısı olarak atandığında AKP'nin o dönemki kankisi Fethullan Gülen ve ismailağa cemaatine karşı soruşturma başlattı. Bugünden bakınca ne büyük cesaret ve ne büyük aptallık değil mi? Ama adaletin varlığına inandığımız zamanlardı. Açtığı soruşturmada dönemin istanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın, örgüt üyeleri ile görüşen bakanların adı geçti. Birçok kişi tutuklandı. ismailağa cemaatinin lideri Mahmut Ustaosmanoğlu'nun da gözaltına alınmasından sonra dönemin Adalet Bakanlığı Cihaner'in görev yerinin değiştirilmesini istedi. Cihaner aranarak bazı tutuklu şüphelilerin serbest bırakılması istendi. Ama ilhan Cihaner'in cesareti bununla da bitmedi. Zaten neden bu başlığın altında adının geçtiğini sorgulamaya başlamışsınızdır. Çünkü kendisine gelen ihbarlar üzerine Erzincan'da faaliyet gösteren Anagold Madencilik hakkında soruşturma açtı. işte bu da başsavcılık görevinde sonun başlangıcı olsun. Çünkü din her ne kadar bir maske olarak kullanılsa da ana amaç her zaman Para'dır. Sen bu para çarkına çomak sokarsan yaşatmazlar. *** Burası Önemli*** Cumhuriyet Tarihimiz boyunca görevi başında tutuklanan ilk cumhuriyet başsavcımız oldu. Hem de başka bir Cumhuriyet Başsavcısı, dönemin Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Osman Şanal tarafından. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu görev ve yetki aşımı yaparak tutuklama yapan savcılar ve polisler hakkında suç duyurusunda bulunurken savcıların yetkileri de alındı. Adalet Bakanlığı bu karara itiraz etmekle kalmadı ilhan Cihaner'e ilerleyen süreçte 26 yıl hapis istemi ile dava açtı. Cihaner dört ay tutuklu kalıp tahliye oldu. Dönemin o savcıları FETÖ/PDY soruşturmasında tutuklandı. Osman Şanal'a 11 yıl 3 ay ceza verildi. Ama Altın madeni çalışmaya devam etti.

Son olarak Metin Feyzioğlu... Eski Türkiye Barolar Birliği Başkanımız. Hukuk Profesörü. Adalet hakkındaki, hukuk hakkındaki çıkışları nedeniyle ileride cumhurbaşkanı olarak adı anılmaya bile başlanmıştı. Tayyip Erdoğan'a karşı sözünü esirgememiş ve barolar birliği açılışı sırasında yaptığı konuşma sırasında Tayyip Erdoğan ki o zaman başbakandı. Yanına cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü de alarak toplantıyı kavga gürültü terk etmişti. Ne olduysa oldu. Tarih bunu da bir zaman sonra yazacaktır. Ama bu kadar muhalif adam Erdoğan'ı alkışlarken buldu kendini. iyi bir şey varsa kim olursa olsun elbette alkışlanır. Şimdi kendisi Kuzey Kıbrıs'ta Lefkoşa Büyükelçimiz. Ama bu başlığın altında adının geçme sebebi başka. iliç'teki bu madende 21.06.2022 tarihinde siyanür içerikli solüsyon taşıyan boru hattında oluşan yırtılma nedeniyle yaklaşık 20 metreküp siyanürlü solüsyon çevreye yayılmıştı. Soruşturmalar açıldı. Tabi ki yine yandaşlar kollandı. Maden Mühendisleri Odası kendini yırtıyordu, "Yapmayın" diye... Bırakın Kanadalı Anagold şirketin faaliyetlerine son vermeyi bir süre sonra kapasitesini arttırdılar. işte açılan bu soruşturmada Anagold firmasının avukatı elbette ki Metin Feyzioğlu idi...

Şimdi ne olacak dersiniz... Hiçbir şey olmayacak . Bunu herkes biliyor. "Ölü sayısını sakın söyleme" diyen Süleyman Karaman'ın tavrına bakılacak olursak ölü sayısı 9'dan çok daha fazla olacak. Ama bu maden dünya standartlarının çok üstünde bir altın toner'ine sahip. Kaldırılan toprakta 1 ton'da 1.25 gr altın çıkıyor. Bunu çok az gibi görebilirsiniz ama ton başına 0,1 gr altın çıkan madenler bile işletilmeye değer görülür. Yılda yaklaşın 6,5 ton altın çıkıyor ki bu tüm Türkiye'de çıkarılan altının % 20'sine denk düşüyor. Sizce bu insancıkların ölmesi bu musluğun kapatılmasına yeter mi? Tenezzül bile etmezler. Yine kimse istifa etmeyecek, kimse hakkında soruşturma açılmayacak, kimse tutuklanmayacak, kimse görevinden alınmayacak ve bir süre sonra bu olay da unutturulacak. Bu da AKP dönemindeki birçok iş cinayetlerinden biri olarak tarihteki yerini alacak. Elinizi vicdanınıza koyun ve nasıl bu kararları alan insanları desteklediğinizi sorun. illa sizin mi canınızın yanması gerekiyor? Emin olun o da birgün olacak.

gürsel tekin

CHP'den istifa ettiğini açıklamıştır az önce. Hayırlı olsun diyeceğim ama kendi içinde bu kadar huzursuz olan bir parti vatandaşın güvenini nasıl kazanacak da oy alacak. Hergün bir olay.

seymour hersh

Seymour Hersh, 2004 yılında The New Yorker dergisinde yayımlanan "Torture at Abu Ghraib - Ebu Gureyb'de işkence" başlıklı makalesiyle, ABD askerlerinin Iraklı mahkumlara işkence yaptığını ve bunu fotoğrafladığını ortaya çıkarmıştır. Hersh, aynı yıl içinde "Chain of Command - Komuta Zinciri" başlıklı başka bir makalede, ABD askerlerinin Irak'ta sivillere ateş açtığını ve bunun beyaz saray tarafından bilindiğini iddia etmiştir. Hersh, bu iddialarını daha sonra "Chain of Command: The Road from 9/11 to Abu Ghraib - Komuta zinciri: 11 Eylül'den Ebu Gureyb'e yol) adlı kitabında da genişletmiştir.

Hersh dışında, ABD'nin Irak'ta silahsız Irak askerlerine ve sivillere ateş açtığını ortaya çıkaran başka gazeteciler de vardır. Örneğin, Julian Assange ve Wikileaks ekibi, 2010 yılında "Collateral Murder - Yan Tesir Cinayeti" adlı video yayımlamıştır. Bu video, 2007 yılında Bağdat'ta ABD helikopterlerinin silahsız Iraklı sivillere ve Reuters muhabirlerine ateş açtığını göstermektedir. Ayrıca, Amy Goodman ve Democrasy Now ! ekibi, 2005 yılında Haditha'da ABD askerlerinin 24 Iraklı sivili öldürdüğünü ve bunu gizlediğini haber yapmıştır. Bu olay "haditha katliamı" olarak bilinmektedir.

Seymour HErsh, 1969 yılında Vietnam Savaşı sırasında ABD askerlerinin silahsız Vietnamlı sivillere yaptığı katliamı ve bunu örtbas etme çabalarını ortaya çıkarmıştır. Bu haberle 1970 yılında Pulitzer Ödülü'nü kazanmıştır.

Ayrıca, 2015 yılında London Review of Books'ta yayımladığı makalede, ABD'nin Usame Bin Ladin'in ölümü konusunda kamuoyunu yanlış bilgilendirdiğini, Bin Ladin'in Pakistan'da değil Afganistan'da öldürüldüğünü ve cesedinin denize atılmadığını iddia etmiştir. Bu iddialar ABD hükümeti tarafından yalanlanmıştır.

Hersh, bunların yanı sıra, ABD'nin Suriye'deki kimyasal saldırılarla ilgili rolünü, ABD'nin nükleer silah programını, ABD'nin iran'a yönelik siber saldırılarını ve ABD'nin Rusya'ya karşı yürüttüğü gizli operasyonları da haber yapmıştır. Hersh, araştırma gazeteciliğin en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilir.

Bizim gazetecilerimizin yanına bile yaklaşamadığı Hersh'in son ifşalarından biri de Rusya'nın Avrupa'ya olan enerji etkisini azaltmak için boru hatlarını ABD'nin havaya uçurduğunu iddia etmiştir.

ton 618

Dünya'dan yaklaşık 10,4 milyar ışıkyılı uzakta bulunan ve bilinen evrenin en büyük ikinci kara deliğidir.
66 milyar güneş bir araya gelse TON 618 ile aynı ağırlığa ancak ulaşır. Çapı'da güneşin çapının 280.000 katı yani yaklaşık olarak 390 Milyar kilometredir. Bunu şu şekilde de kıyaslayabiliriz. Güneş en uzak gezegen Neptün'dür ve güneş'e olan uzaklığı 4.5 milyar kilometredir. Ton 618'i güneşin bulunduğu konuma yerleştirsek Neptün'ün yörüngesi ton 618'in çapının sadece 40'ta biri olacak bir mesafede yer alırdı. Ton 618 o denli büyüktür ki güneş'i, gezegenleri hatta güneş Sistemi'nin bir parçası olan Aort Bulutu'nu da dahil ederek bir top hazırlasak ve bu topu TON 618'e fırlatsak bunu hissetmezdi bile.

TON 618 ilk olarak 1954 yılında keşfedildi. O kadar parlak bir nesneydi ki onun bir kara delik değil de yakınlarda olan bir yıldız olduğu sanıldı. Aslında teknik olarak Ton 618 bir kara delik değil de bir kuasar'dır. Yani farklı olarak etrafında çevresinden topladığı gaz, yıldız artığı maddeler vardır ve bunlar o kadar ama o kadar hızlı onun etrafında dönerler ki sonuçta sürtünmeden dolayı ışınım yayarlar. Bu öylesine parlak bir ışıktır ki astronomlar bunu ilk önce oldukça yakınlarda olan bir yıldız sandılar. Ton 618'in bir yıldız değil bir karadelik hatta bir kuasar olduğu teknolojinin ve ölçüm tekniklerinin gelişmesiyle ancak 1971 yılında anlaşıldı. Kuasarlar çevresinde kendisine çektiği yıldız, gezegen, toz v.b. nesneyi kendine çeker, bunları da birdenbire yutamaz. Etrafında uzunca bir süre olağanüstü bir hızla döner. Bu partiküller öylesine hızla döner ki birbirine çarpar, sürtünür ve bundan doğan ısıyla müthiş bir şekilde ışık yaymaya başlar. Kuasar'ları karadeliklerden ayıran şey de budur. Bu öyle bir parlaklıktır ki içinde bulunduğu galaksiyi normal ışıkla görmemizi engeller. Parlaklığı, dile kolay güneşten tam 140 trilyon fazladır. Bu nedenle de 10,4 milyar ışık yılı uzakta olmasına rağmen gökyüzünün en parlak cisimlerinden biridir. işte bu ışık 10.4 milyar yıl önce yola çıkmıştır.

Öte yandan bu büyüklükte bir kuasar / karadelik olağan koşullarda da oluşmuş olamaz. Bu bouda bir kuasarı oluşturacak yıldızın çok çok çooook büyük olması gerekirdi ki bu da fizik kurallarına aykırıdır. Bu yüzden ton 618'in evrenin ilkel koşullarında olması muhtemel yüksek miktardaki hidrojenin oluşturduğu gaz bulutlarının çökmesiyle ya da milyon yıllar içinde bir çok defa başka karadeliklerle çarpışıp birleşmesi sonucu oluştuğuna inanılmaktadır.

Büyüklüğü o denli inanılmazdır ki saatte 120.000 km hızla giden bir uzay aracıyla etrafında bir tur atmak istesek bu yaklaşık 292 yıl sürerdi, ışık hızıyla giden bir gemiyle bile bu turu 18 dakikada bitirebilirdik. Bu yüzden ton 618 gibi karadeliklere büyük, masif değil ultrakütleli karadelikler denir. Ama ton 618'in de tahtı elinden alınmıştır. Kısa bir süre önce çapı 590 milyar kilometre olan Phoenix A kuasar'ı ton 618'i sollamıştır ama ondan da büyük olduğu düşünülen bir başka karadelik bilimadamlarının onayını beklemektedir.

dunkirk

ingiltere'ye giden Türk sığınmacıların bindikleri botlarla geçiş yaptıkları Fransız şehri.
Son bir yılda ingiltere'ye geçen türk sığınmacıların sayısı % 171 artarak 3.060'a yükseldi.
Elbette bunların bir kısmı Türkiye vatandaşlığını bir şekilde almış olan Afrikalı ve Orta Doğulu göçmenler.

peyami safa dan anlamlı sözler

En çok düşündüğümüz kelimeyi en az kullanmaya bizi mecbur eden gururumuzu aldatmak için sevmek fiiline sözden başka ifade şekilleri ararız.

big ben

31 Mayıs 1859 günü Londra'nın en ünlü saraylarından biri olan Westminister Sarayı'nın simgesi haline gelen Big Ben Saat Kulesi olarak açılmıştır. "Big Ben" aslında Westminister Sarayı'nda bulunan kulenin içindeki çanın adı olup kulenin adı da 2012 yılında Elizabeth Kulesi olarak değiştirilmiştir.