bugün

entry'ler (5826)

galatasaray ın haksız şampiyonluklarının cezası

Trabzonspor almış başını gidiyor, penaltılar verilmiyor, kollanmalar falan.

Hala gelmiş burada birbirini yiyor birileri.

Biri olmadan diğeri olmaz aslında. Hala sidik yarışında olmanın alemi yok.

Trabzonspor'a Beşiktaş maçında verilmeyen penaltı, Fenerbahçe maçında Kim'in oyundan atılması, Malatyaspor maçında yine verilmeyen penaltı... Biraz da bunlar konuşulmalı.

Öte yandan şu da bir gerçek ki Uğurcan gerçekten iyi bir kaleci. Türk futbolu adına sevindirici. Bu akşam da maçı sonuna kadar bırakmadılar ve GS'ın bir hatasını ağır ödettiler. Galibiyetlerine de en azından bu maçta leke sürmeyelim.

Bunun dışında da 3 büyükler her sene milyonlarca euro'yu çöpe atarken akıllı ve yerinde transferin pastasını yiyorlar. Şu Nwakame Beşiktaş'ın Avrupa kupasındaki rakibinin adamıydı. O zamanda 2 gol atmıştı. Kimse göremedi Trabzonspor gördü. Bakasetas'ın nasıl bir oyuncu olduğunu zaten bilmiyorlar mıydı geri kalan takımlar? Sadece Edin Visca transferini biraz şaibeli buluyorum. Başakşehir'i Trabzonspor için birileri mi aradı acaba? Fener'in yıllardır almak için uğraştığı adamı tereyağından kıl çeker gibi alıverdiler. Kimsenin günahını da almayalım. Yeter ki onurlu galibiyetler olsun.

Bu sene var'ın verilen ya da verilmeyen kararlarından 3 büyükler çok çekti.

GS taraftarı hala geçen seneki Hatay maçında kalmış. Aynı Hatay bu hafta da 6 yedi. Demek ki oluyormuş. Üstelik ligin ilk yarısında 5 attıkları takımdan 6 yediler. Ayrıca bu bok atmayla uğraşırken Denizli maçında nasıl oluyor da 3 penaltı alıyorlar. Bunu da hesaba katıyorlar mı? Bir maçta kaç takımın lehine 3 penaltı verilmiştir. acaba? O maçta Emre Akbaba penaltıyı atsa Bilong iftirasına bu kadar sarılırlar mıydı acaba? Ya da kende sahalarında Rize'den 4 gol yiyerek yenilmeselerdi ne olurdu?

Bu ülkenin en büyük sorunu, yaptığı hataların ya da yanlışların sorumluluğunu almayı bilememek...

okan kocuk

Yağmurdan kaçarken doluya tutulan GS taraftarı için Yağmur'dur. Özellikle ismail Çipe'nin Muslera'nın sakatlanmasından sonra sergilediği performans ile Galatasaray taraftarının kafalarını taşlara , kale direklerine çarpmasına neden olmuştur. Biz Okan'ı neden Giresunspor'a verdik diye...

20.01.2022 tarihinde Trabzonspor ile oynanan maçın son anlarında skor 1-1 iken Trabzonspor'un Bakesetas ile kullandığı penaltıyı kurtarmıştır. Bu sezon Trabzonspor'u şampiyon yapalım mottosunda olan federasyon baskısı sayesinde haken kurtarılan bu penaltıyı tekrarlattırdı. Ama Okan bu penaltıyı da kurtardı. Kurtarılan bu penaltıyla birlikte bu sezon Okan'In kurtardığı penaltı sayısı 4'ü buldu.

Bu sezon penaltı atışlarında Galatasaray'da Diagne, Göztepe'de Tijanic, Altay'da Paixao, Trabzonspor'da Bakesetas Okan karşısında gol sevinci yaşayamadı.

Kariyerinde ise çıktığı 133 maçta 12 penaltı kurtararak çok iyi bir yüzde yakaladı.

activision blizzard

69 Milyar $ ile tarihin en büyük satın alımı ile Microsoft bunyesine geçmiştir. Son dönemde cinsel taciz ve ayrımcılık suçlamaları ile zor günler geçiren Activision'un CEO'su Bobby Kotick'in satınalma işlemlerinin tamamlanmasından sonra görevden ayrılacağı iddia ediliyor.

yarımburgaz mağarası

istanbul'un Başakşehir semtinde tarih öncesi çağlardan itibaren insanlara ev sahipliği yapmış olan mağara. içinde sarkıt ve dikitlerin olduğu, yaklaşık 1 kilometre uzunluğundaki mağara, hem jeologların, hem arkeologların hem de mağara bilimcilerinin büyük ilgisini çekmektedir. Mağaradaki insan izinin milattan önce 600.000 yıl öncesine kadar gittiği belirlenmiştir. insanların binlerce yıl boyunca kesintisiz bir şekilde burayı kullandığı ve Eski taş Çağı'nın bütün evrelerine buluntu vermiş bir yerdir. Tüm Balkan Bölgesi'nde bu kadar önemli olan 4 yerden bir tanesidir.

Düşününce insan bir yuhaf oluyor gerçekten. Günümüzde bir evde 50 yıl otursan sıkılırsın. O dönemde ise 0nbinlerce yıl değişmeden burada yaşamışlar. Orada yaşayanların bir kısmı daha sonra istanbul'un ilk yerleşimlerini oluşturmuş olmalılar. Bir kısmı da Batı'ya doğru ilerlemek için oradaki medeniyetlerin ilk adımlarını atmış olmalılar. Keşke adım adım geçmişe doğru giderek insanların kaçının soyunun buradaki insanlardan geldiğini tespit etme imkanı olsa. Kaç kişi sığıyordu bu mağaraya diye bir süredir düşünmekteyim...

ibb den ayasofya skandalı

Yaklaşık 1.000 sene olarak kilise olarak kullanılmış bir yapının ne kültürümüze, ne de dinimize ait bir şey olmamasına rağmen bu nasıl bir sahiplenme anlamıyorum.

2. Balkan Savaşı yaşanmasaydı ve Edirne'yi Bulgarlardan geri almasaydık, onların Selimiye Camii'ni kiliseye çevirmesini ister miydiniz? Benim mantığım "Sana yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına da yapma"dır. Adının bile ne islam ile ne de Türkçe ile alakası yokken neden illa da Ayasofya. islam Dini için çok büyük bir önemi var.

istanbul'da çok büyük bir cami sıkıntısı olduğunu düşünmüyorum. isteyen istediği yerde ibadetini de yapabilir. Ama gündem ekonomik sıkıntılar olunca AKP şürekası her gün başka bir gündem yaratmaya çalışarak halkı oyalayacağını sanıyor.

Öyle bir hale geldi ki ortam Sanki Türkiye 2002 yılında islam'a geçti sanırsınız. insanlar yemek bulamıyor bunlar hala neyin derdindeler. Bir gün gelecek bu yaptıklarınızdan dolayı yüzleriniz kızaracak.

frank lucas

Hayat zor. O da ekmek parası derdinde. Anlayışlı olun.

asgari ücret 4253 tl olunca sus pus olan muhalif

Ne yaşadık yahu bu 2002 öncesinde çok merak ediyorum. Neredeyse 50 yaşındayım ve ben bu 2002 öncesinde neler yaşandı da bu kadar dilde bilmiyorum.

2002 öncesinde yakınlarımızın düğününde, doğumunda çeyrek altın takıyorduk. Şimdi cesareti olan var mı* Zamla birlikte bir bile 3 çeyrek altın anca alabiliyoruz.

Yahu bir yazı yazarken bile 10 defa gözden geçirecek kadar oto kontrol sahibi olduk. Neyden ceza alacağız bunu bile kestiremiyoruz.

Ekmek kuyruklarında kimseyi hatırlamıyorum. Çiftçi bu halde değildi.

Bu kadar kadın cinayeti olmuyordu.

Ülkede en azından özgür bir medya vardı ya. doğru bildiklerini bile söylemekten korkan, ülkenin içine girdiği darboğazı görmezden gelen bir medya yoktu.

Ülkemize rumenler ve bulgarlar alışveriş çılgınlığı ile gelmiyorlardı. Açıkça söyleyim euro böyle giderse ülkemize fuhuş içinde gelecekler. Zamanında onlara da bu yapıldı.

Asgari ücret arttı, hem de gerçekten sağlam arttı ama hayat ne kadar pahalılaştı. Aynı gemideyiz. Bu AKP trollerini anlıyorum aslında. Bu hayat pahalılığında onlar da ekmek parası derdinde ve eminim ki inanmadığı şeyleri yazıyorlar. Ama asıl gerçek şu ki; bir milletin üretim damarları tıkanmışsa, çiftçisi aç ise ve çiftçilik yapmayacağını dile getiriyorsa durum buzdağına çarpmış Titanik'ten farksızdır. Artık sadece ne zaman tam olarak batacağımızı bekler olduk.

Bir top A4 kağıdı 53 lira bu ülkede artık. A4 demişken AKP'ye gönül vermiş, reise sevdalı birisi de bana şu kağıt fabrikalarımızı satıp dışarıdan kağıt almamızın mantığını bir anlatsın hele.

17 25 aralık 2013 yolsuzluk ve rüşvet operasyonu

Türkiye, 17 Aralık 2013 sabahı adına "Büyük Yolsuzluk Operasyonu" denilen polis baskınları ile sarsılmıştı.

Sonradan FETÖ'cü oldukları ortaya çıkan ve birçoğu kaçan polis ve savcıların yürüttüğü operasyonda 89 kişi gözaltına alındı.

istanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Zekariya Öz'ün koordine ettiği operasyonda o dönemin içişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler, Ekonomi bakanı Zafer Çağlayan'ın oğlu Salih Kaan Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, işadamları Ali Ağaoğlu, Reza Zarrab ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir de gözaltına alınanlar arasındaydı.

"Rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık" gibi suçlamalarla başlatılan operasyonu dönemin Cumhuriyet Savcısı Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç yürüttü.

Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, soruşturmayı hükümeti ve ekonomiyi hedef alan siyasi bir operasyon olarak değerlendirdi.

Hükümet yetkilileri operasyonun arkasında Gülen Cemaati'nin olduğunu ve devleti ele geçirmeye çalışan bir 'paralel yapı' olduğunu açıkladı.

Gün gün yaşananlar ise şöyledi.

17 Aralık Salı
`
Sabah saatlerinde operasyon başladı. Barış Güler, Abdullah Oğuz Bayraktar, Salih Kaan Çağlayan, işadamı Ali Ağaoğlu, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Şarkıcı Ebru Gündeş'in eşi Reza Zarrab ve Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan gözaltına alındı.

istanbul Emniyeti'nde tüm Şube Müdürlerinin makama çağrıldığı haberleri yayılmaya başladı. Gün boyunca hükümet kanadından bir açıklama beklendi ama gelmedi. Konya'da konuşan Başbakan Erdoğan "Bu ülke bize yeter. Hepimize yeter. Kimse operasyona kalkışmasın. Operasyona kalkışanlar bizi karşısında bulur." diyerek ilk tepkisini verdi. Soruşturma kapsamında yapılan teknik takiplere ilişkin çok çarpıcı fotoğraflar ortaya çıktı.

18 Aralık Çarşamba

17 Aralık operasyonlarından bir sonraki gün medyaya soruşturma dosyası ile ilgili haberler sızmaya başladı.

Örgüt lideri olduğu iddia edilen Rıza Sarraf'ın (Reza Zarrab) bürokraside dört farklı bakanla geliştirdiği ilişkiler açığa çıkmaya başladı.

Rüşvet, kara para aklama, altın kaçakçılığı gibi suçlar işlendiğini gösteren soruşturma detayları sosyal medyaya düştü.

Barış Güler'in evinde yapılan aramalarda görüntülenen paralar ve para sayma makineleri günün en çarpıcı konusu oldu.

Halk Bankası Genel Müdürü Aslan'ın evindeki ayakkabı kutusundan çıkan 4,5 milyon dolar, bazı telefon görüşmesi kayıtları ve fotoğraflar medyada yer aldı.

iktidar cephesi karşı hamlelerini yapmaya başladı ve Emniyet'te operasyonu gerçekleştirenlerin de aralarında olduğu 5 şube müdürü görevden alındı. Yerlerine ise aynı hızla yeni atamalar yapıldı.

Soruşturmaya imza yeterliliğini zorlaştırmak için iki ek savcı atandı.

Aklanan paranın 87 milyar euro olduğu iddia edildi. Reza Zarrab'ın üst düzey bir siyasiye rüşvet vererek görevden alınmasını sağladığı iddia edilen emniyet müdür yardımcısı Orhan ince, "Şu anda yansıyanlar bu olayın % 10'luk bir kısmı bile değil" dedi.

Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç konuşmasında, "Milleti niye sabahın beşinde evinden alıyorsunuz" diye sordu.

Erdoğan istanbul'a "Ana" uçağıyla geldi. istanbul Emniyet Müdürlüğü'ne atanan Selami Altınok da başbakanın uçağında yer aldı.

19 Aralık Perşembe

Şube müdürlerinin ardından istanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın merkez valiliğine atandı. Çapkın'ın yerine Aksaray valisi Selami Altınok getirildi. Gözaltındaki şüphelilerden bazıları adliyeye sevk edildi. Sevk edilenlerden 8'i tutuklandı.

Samanyolu TV'den transfer edilmiş olan TRT Haber Dairesi Koordinatörü Ahmet Böken ve yardımcısı Ahmet Çavuşoğlu görevinden alındı.

Görevden almalar hız kesmeden devam etti. Emniyet Genel Müdürlüğü'nde neredeyse tüm daire başkanlıkları ve yardımcılıklarına yeni atamalar yapıldı.

20 Aralık Cuma

Emniyet'teki tasfiyeler yayıldı. Mali Suçları Araştırma Komisyonu Başkan Yardımcısı ve eski Masak Başkanı olan Faruk Elieyioğlu, operasyonu hükümetten gizlediği için gerekçesiyle görevden alındı. Aynı gün aralarında bakan çocuklarının da bulunduğu şüphelilerin tamamı adliyeye sevk edildi ve gün boyu ifadeleri alındı.

Soruşturmayı başlatan ve dosyaya sonradan görevlendirilen 3 savcı , oybirliğiyle Barış Güler, Kaan Çağlayan ve Abdullah Oğuz Bayraktar'ın da aralarında bulunduğu şüpheliler için tutuklama istedi.

21 Aralık Cumartesi

Bakan çocukları Barış Güler ve Salih Kaan Çağlayan, iş insanı Reza Zarrab ve Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan günün ilk saatlerinde tutuklandı.

iki bakanın oğluna yönelik suçlama, "Rüşvet almaya ve vermeye aracılık etmek" oldu.

ilk günkü tutuklamalarla birlikte soruşturmada toplam 26 kişi cezaevine gönderildi. Bakan Bayraktar'ın oğlu, iş insanı Ağaoğlu ve Fatih Belediye Başkanı'nın da aralarında olduğu şüpheliler ise serbest bırakıldı.

Hükümet, kendisinden habersiz yapılan operasyonun ardından Adli Kolluk Yönetmeliği'ni değiştirdi.
Savcıların emrinde soruşturmada görevli polislerin, soruşturmalara ilişkin amirlerine bilgi vermesi zorunlu hale getirildi. Bu adım kamuoyunda büyük tartışmalara ve tepkilere yol açtı. Bazı barolar yönetmeliğin iptali için dava açtı.

22 Aralık Pazar

Emniyet'in kapıları gazetecilere kapatıldı ve Türkiye genelinde tüm gazeteciler emniyet müdürlüklerindeki basın odalarını boşaltmak zorunda kaldı.

Erdoğan, operasyonların ardından yaptığı bir başka açıklamada, "Arkasına karanlık odakları alanlar, çeteleri alanlar bu ülkeye istikamet çizemezler. Arkasına sermayenin, medyanın gücünü alanlar bu ülkeye istikamet çizemezler. Türkiye içinde ve dışında bir takım karanlık çevreleri alanlar, istikametiyle oynayamazlar. Ayarlarımızı değiştiremezler. Türkiye üzerinde operasyon yapılacak, ameliyat yapılacak bir ülke değildir. AK Parti iktidarı buna izin vermez" dedi.

23 Aralık Pazartesi

istanbul istihbarat Şube Müdürü Ahmet Arıbaş, soruşturmayı deşifre ettiği, şüphelilere bilgi sızdırdığı iddiasıyla savcılıkça "şüpheli" sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Emniyet ise müdürün ifadeye gitmesine "Gerekçesi belli değil, mevzuata aykırı" diyerek olumsuz yanıt verdi.

24 Aralık Salı

içişleri Bakanı Güler operasyonlara ilişkin açıklama yaparak "Devlet içinde farklı bir yapılanma var. Ortaya atılan iddialar asılsızdır. Yapılan siyasi mühendisliktir. Savcıların fezleke düzenlemesi kanun dışıdır. Operasyon şantaj için yapılmıştır ve amacı da yerel seçimleri etkilemektir. Bana haber verilmeyebilirdi ama bu ülkenin başbakanı var. Ben de hesap vereceğim, yanlış bilgi verenler de" dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarına ilişkin ilk kez açıklama yaparak şunları söyledi: "Bir yolsuzluk varsa üzeri kapanmaz. Mahkemeler bağımsız ve tarafsızdır. Herkesin yargı sürecine saygılı olması lazım. Kabine revizyonu ile ilgili de başbakan hazırlığını yapıyor, kendisi ile yurda dönüşünde görüşeceğiz."

25 Aralık Çarşamba

25 Aralık günü operasyonların ikinci dalgası başladı.

Ergenekon Savcıları arasında yer alan Savcı Muammer Akkaş'ın gerçekleştirdiği operasyonlarda Başbakan Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın da yer aldığı listedeki toplam 41 kişinin gözaltına alınması girişimi, hükümetin yeni göreve atadığı emniyet görevlilerinin, Akkaş'ın gözaltı talimatını yerine getirmeyi reddetmesi nedeniyle sonuçsuz kaldı.

Savcılık ile emniyet arasında yetki krizi çıktı. Savcı Akkaş, soruşturmaya engel oldukları iddiasıyla Vali Hüseyin Avni Mutlu, il Emniyet Müdürü Selami Altınok ve sorumlu kolluk kuvvetleri hakkında "Gizliliği ihlal, görevi kötüye kullanma ve delilleri yok etme" gerekçesiyle soruşturma başlattı.

Gözaltı listesinde yer alanlar, "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek, ihaleye fesat karıştırmak ve rüşvet vermekle" suçlanıyordu.

Bu süreçte yeni göreve gelen iç işleri Bakanı Efkan Ala'nın , Başbakan Erdoğan'ın ailesinin güvenliği için özel korumalar görevlendirdiği, olası gözaltına almaları engellediği hatta "Yaklaşan kim olursa olsun vurun" talimatı verdiği basına sızdı.

Operasyonlardan Gülen yapılanmasını sorumlu tutan hükümet, Gülen hareketinin yürütme ve yargı içine sızdığını, bir "paralel devlet" hüviyetini aldığını söyledi.

Bakan Erdoğan Bayraktar ise NTV'ye telefonla bağlandı ve tarihe geçen bir açıklama yaparak görevi bıraktığını ancak ne yapıldıysa Başbakan Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla yapıldığını ve onun da istifa etmesi gerektiğini söyledi.

26 Aralık Perşembe

Dosya, Savcı Muammer Akkaş'tan alındı. Akkaş, akşam saatlerinde adliye önünde yazılı bir basın açıklaması dağıttı. Akkaş, "Soruşturma yapmam engellenmiştir" dedi. Ardından Başsavcı Turan Çolakkadı, bir basın toplantısı ile Savcı Akkaş'ı soruşturmanın gizliliğini ihlal etmekle suçladı.

Çolakkadı'nın ardından bu sefer de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'ndan (HSYK) bir açıklama geldi. HSYK, bir "bildiri" yayımladı ve soruşturmayı bir üst birime bildirmeye mecbur kılan yeni Adli Kolluk Yönetmeliği'nin, davaların önünü tıkayacağını ve Anayasa'ya aykırı olduğunu savundu.

27 Aralık Cuma

Kimliği belirsiz bir kişi tarafından Mali Şube'nin bilgisayarlarına girildiği iddia edildi ve buna ilişkin inceleme başlatıldı. Muammer Akkaş'ın yerine soruşturmada bir savcı vekili ve dört savcı görevlendirildi.

Dosyayı inceleyen savcılardan idris Kurt'un sağlık sorunlarını gerekçe göstererek soruşturmadaki görevini reddettiği öğrenildi. Geriye kalan dört savcı dosya üzerinde çalışmaya başladı.

Danıştay 10. Dairesi de yargıda krize neden olan "Adli Kolluk Yönetmeliği"nin yürütmesini durdurdu.
Savcı Akkaş'ın polisin operasyon yapmaması üzerine jandarmaya talimat verdiğine ilişkin yazısı ortaya çıktı. Bu talimatın hazırlandığı ancak jandarmaya iletilmediği belirlendi.

28 Aralık Cumartesi

istanbul Emniyet Müdürlüğü'nde bir değişiklik daha yapıldı. Basın ve Halkla ilişkiler Şube Müdürü Zülküf Atılgan görevinden alındı. Yerine Özel Güvenlik Şube Müdürü Seylan Demir getirildi.

29 Aralık Pazar

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ HSYK'ya "Yetki devri yenilenmesi" isimli yazı göndererek, kurum adına açıklama yapma yetkisinin artık kendi bakanlığında olduğunu bildirdi.

Euronews Türkçe'den alıntılanmıştır.

ibb nin günah galerisi

iç işleri bakanı kendisini mualefette sanıyor herhalde.
Ya bu ülkede Genelkurmay Başkanı'nı terörist ilan etmiş bir partisiniz. ilker Başbuğ bile terörist denilerek 1,5 yıl hapis yattı. Madem elinizde bir kanıt var, bir belge var ne duruyorsunuz?
Kimden korkuyorsunuz?
Gidin tutuklayın teröristleri. Yok eğer elinizde böyle bir bulgu yoksa neye dayanarak bu yaftayı attığınızı açıklamak zorundasınız.

Şu bir gerçek ki AKP iktidarında "Terörist" kavramının içi oldukça boşaltıldı. AKP 'ye muhalefet ediyor ya da aldığı kararı bir şekilde eleştiriyorsan kolayca "terörist" olabilirsin; o olmazsa vatan haini.

Gerçi güvenlik kuvvetleri şimdi bu isimleri terörist diye içeri alsa benim gibi düşünen pek çok kişinin kafasında hep soru işareti olarak kalacak... "Bu insanlar gerçekten terörist mi" diye...
Adalet kavramı öyle dejenere edildi ki artık bu konuda yapılan haksızlıkların, içlenen suçların bile örtülmesine gerek duyulmuyor.

Son söz; Ben imamoğlu'nun terör ile ilişkili kişileri işe alacağına inanmıyorum. Bunun dışında hiçbirinin sabıka kaydı yokmuş. Peki imamoğlu nereden anlayabilirdi terörist olduklarını? Soylu neye dayanarak söylüyor bunu? Güvenin kalmadığı bir yerde nasıl inansın ki insanlar size?

kaptan

Tuğçe Şenoğul şarkısı.
Güzel şarkısıdır.

Sözleri şu şekilde

Merhaba kaptan
Yine ben geldim
Bekleme artık sıramı savdım
Çocukluğa böyle uzakta kaldım
Unuttum artık

Bugün de bir hüzün sardı
içimde gün gece kaldı
Masal mı rüya mı bilmem
Adını ellerim yazdı

Bugün de bir hüzün sardı
içimde gün gece kaldı
Yaşayan bilir ya dostlar
Adını ellerim yazdı

Bugün düşündüm mesafeleri
Bilmediğimden olduğun yeri
Bulutların arasındaki resmi
Silinen bizi

Bugün de bir hüzün sardı
içimde gün gece kaldı
Masal mı rüya mı bilmem
Adını ellerim yazdı

rte nin fotoğrafını yere atan adamın tutuklanması

Türkiye'nin ilk ilk iki cumhurbaşkanına 2 Ayyaş diye hakaret eden bir zihniyetin ibre kendilerine dönünce nasıl da samimiyetsiz davrandığı durum.

Ahmet Necdet Sezer'i örnek vermişler bir de... Yahu bu ülkede dönemin sağlık bakanı Mehmet Müezzinoğlu aynen şunu dedi "Ahmet Necdet Sezer diye bir saksı, sizin önünüze koyarız siz de seçersiniz"... Ne oldu sağlık bakanı hapse mi atıldı, yoksa özür mü diledi...

Bakın bu ülkenin aktif ya da eski cumhurbaşkanına hakaret etmek suç olmalıdır. Kimse aldığı kararları benimsemese de Recep Tayyip Erdoğan'a küfür de etmemeli, hakaret de etmemeli. Ama bunu Süleyman Demirel'e de, Turgut Özal'a da, Ahmet Necdet Sezer'e de, ismet inönü'ye de, Mustafa Kemal Atatürk'e de etmemeli. Suç aynıysa cezası da aynı olmalıdır.

Öte yandan bu tutuklanan kişinin aynı zamanda hakaret ettiğini tek bir kaynak yazıyor. O da iddia. Hakaret diye yazan Sputnik News.

Yalnız bugün Cumhurbaşkanlığı'nda Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı açılışlarda kullandığı makaslar sergileniyorsa resmi yere atanın tutuklanması da normaldir. Ama Atatürk'ü putlaştırdınız diye slogan üreten kesim buna nasıl tepki verir acaba?

atatürk atamız değil

Atatürk'ün tek atamız olduğunu kimse iddia etmiyor bildiğim kadarı ile. Aksine bu topraklarda yaşamış ve Türk olmayan kişiler de atamız sayılır. Soyunuzun orta asya bozkırlarından geldiğinin bir ispatı var mı?

Ben kendimi Türk olarak nitelendiriyorum ve bundan dolayı da ne bir gurur ne de komplekse kapılıyorum. Ama Türkler Orta Asya'dan Anadolu'ya göç etmek zorunda kaldıklarında burada o dönem yaşayan tüm insanları öldürmediler. Birarada yaşayan karma bir toplum kurdular. Bu yüzden Atatürk ne kadar Atamız ise Alparslan ve Romen Diyojen de o kadar atamız sayılabilir. Bu coğrafyayı paylaştığımız geçmişte yaşamış tüm insanlar atamız olabilir. Osmanlı padişahları da bunlara dahildir, bizans imparatorları da... Kaldı ki Osmanlı ve o dönem dünyanın geri kalanı için Anadolu Rum diyarı olarak geçerdi. Mevlana Celaleddin Rumi'nin adında geçen "Rumi" , Afganistan'ın Belh şehrinden göç etmiş olan bu kişinin artık Anadolu'lu olduğunu belirtmek için söylenmiştir. Ayrıca Atatürk'ün Çanakkale Zaferi'nden sonra "Sonunda Hektor'un intikamını aldık" dediğini, Fatih Sultan Mehmet'in o dönemim papasına yazdığı mektupta "Biz de truvalıların torunları sayılırız, neden bize bu kadar karşısınız" anlamına gelen sözlerinin yazdıklarımla paralellik taşıdığını ve geçmişlerine ne kadar da hakim olan liderler olduğunu göstermektedir.

Ama Mustafa Kemal düşmanlığını riyakarca maskelemeye çalışan kişiler şimdi de başka mazeretlerle ve saçma bahanelerle "Atatürk Atamız Değil" şeklinde gündem yaratmaya çalışıyorlar. Ama twitter'da hemen hergün gündemi değiştirmeye çalışmak için uydurulan spekülasyonlardan başka bir şey değil bunlar. Millet can derdine düşmüş bunlar halen et derdindeki kasap sadece.

Bir bakarsınız bir gün "Haç ile Hilal" diye trend topic yapmaya çalışırlar, bir başka gün de bu olur.
Ne yapacaklarını, ne yazacaklarını kaçınılmaz sona doğru yaklaştıkça bilemez oldular artık. Bir gün gelip de bu trollerin nasıl çalıştığını anlatan bir belgesel izlemeyi dört gözle bekliyorum.

rte nin fotoğrafını yere atan adamın tutuklanması

Hırsızların, cinayet şüphelilerinin denetimli serbestlik bahanesiyle sokaklarda dolaştırıldığı ülkemizin son halini gözler önüne seren ibretlik bir olaydır.

tugce senogul

Blutv'de yayınlanan "Çıplak" dizisinde yeralan Kaptan parçası ile adını duyduğum söz yazarı ve besteci sanatçımız. Kaptan parçası spotfy'de 1.627.843 gibi kayda değer bir dinleme sayısına ulaşmış.

Jakuzi'den Taner Yücel ve Bubituzak'tan Görkem Karabudak prodüktörlüğünde ilk solo albümü "Gölgelerine"çalışmalarını 2017 yılında tamamladı.

Müzik otoriteleri tarafından güçlü olduğu kadar naif bir ses, alaturka olduğu kadar sert melodiler, şairane olduğu kadar da akılda kalıcı sözlere sözler üreten bir sanatçı olarak nitelendirilmektedir.

2022 pekin kış olimpiyatları

Sincan'da Uygur Türklerine yapılan zulüm veinsan hakları ihlalleri nedeniyle ABD, Avustralya, ingiltere ve Kanada'nın diplomatik boykot uygulama kararı aldıkları organizasyondur. Yani sporcular gidecek ama devlet görevlisi olarak kimse katılmayacak. Konuya yetkin kişiler Sporcuları etkilemese de Çin'e bir mesaj olduğu konusunda hemfikir.

Bu arada Uygur Türklerine yapılanlar yüzünden uzun süredir bu konuyu gündeminde tutar Türkiye'nin konuyla ilgili bir açıklaması henüz olmadı. Ekonomik durumlar kötü olduğu için kimseyle kötü olmak istemiyor hükümet haliyle...

avrupa 8taş a yasaklansın

Bu gibi kışkırtıcı başlıklara rağmen bu akşam hem Galatasaray hem de Fenerbahçe için ekran başında olacağım. Umarım ikisi de kazanır. Lig ayrı, Avrupa ayrı.

Başlık sahibinin temennisini de ergenliğine ya da ergen beynine sahip olmasına bağlıyorum.

selahattin demirtaş

ister sevin ister sevmeyin hüküm giymeden bu kadar uzun süre tutuklu bulunmasının kendini hukuk ülkesi diye nitelendiren bir ülkeye uygun değil. Bu ileride bize acı acı yazar. Adam terörist mi, destekçi mi, yardakçı mı, sun kanıtlarını ver hükmü... istersen müebbet ver. O zaman bir mahkeme kararı olacak ortada ve kimse böyle içişlerimize doğrudan burnunu sokma cüretini gösteremeyecek...

Ama şu anki durum "Hiçbir şey bulamasak bile kesinlikle bir şey yaptı" tavrı ve bizim kendimizi gördüğümüz kalibredeki ülkeler için kabul edilebilir bir durum değil.

Recep Tayyip Erdoğan'ın "Avrupa insan Hakları Mahkemesi'nin aldığı kararlar bizim için yok hükmündedir" demesi de bir tarafa yazıldı. Bu şekilde devam edilirse bir zaman gelir bunu bize ödetirler. Bakkal dükkanı mı kardeşim burası. Altına devlet olarak imza attığın uluslararası anlaşmalar var. Ha şimdi Rusya - Ukrayna krizi var, Yani Rusya - NAto krizi. Bir de bitmeyen göç ve göçmen sorunu. Ülkemizin ani şekilde hoplayan sinirlerini ve fevri tavrını bildiklerinden ağırdan alacaklardır. Ama eninde sonunda dediklerini yapacaklardır.

Bu kadar oynak ve değişken bir siyasi strajilerle yönetilen ülkenin vatandaşlarının elbette çekeceği çile vardır daha...

cerrahpaşa da bir gecede 4 saldırı

istanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Acil Servisi'nde görev yapan sağlık çalışanlarının bir gecede 4 kez saldırıya uğramasıdır. Saldırıya uğrayan sağlık çalışanları adına açıklama yapan Prof. Dr. Haluk Çokuğraş "Korkarım bir süre sonra hasta olduğunuzda size bakacak hekim bulamayacaksınız" şeklinde açıklama yaptı.

Ne yazık ki hastanelerde görevli personele fiziksel saldırıda bulunmak medeniyet göstergemiz. Benim bizzat şahit olduğum hastane personeli hatasına rağmen fiziksel saldırıda bulunmamıştık. Bu saldırıların hiçbir şekilde yanında olmama rağmen ne yazık ki zaman zaman sağlık çalışanlarının da hataları olabiliyor. Bunların olmasının bir kısmı ise çalışma koşullarının zor ve ağır oluşu. Bu koşullara bir süre sonra insanın ne bedeni ne de ruhu dayanıyor.

Ama hasta yakını da bu tavırları bu şekilde analiz edecek durumda olmuyor. Hele bir de işin içinde çocuk varsa en önemli, en kritik hasta kendi hastası oluyor.

Sağlık çalışanlarının sayısı yeterli değil. Ama devlet ekonomik nedenlerden ötürü yeni kadro almıyor. Aynı sebeplerden dolayı mevcut kadronun yaşam standartları da iyileştirilemiyor. Bu koşullar altında sağlık çalışanları da çalışırken tahammül standartlarını zorluyor ve bir yerde de patlıyor.

metin feyzioğlu

Cem Gariboğlu'nun avukatı olabilir. Çünkü Hukuk devleti'ne göre katilin de caninin de kendisini savunacak bir avukatı olmalıdır.

15 Temmuz 2016'da elbette ki devlete, millete karşı işlenen bu ihtilal kalkışmasının karşısında bir şeyler söyleyecekti. Sonuçta hukuk devleti'nde bu tip olaylar olmamalı. ihtilalin olduğu hiçbir ülke yoktur ki adalet ve hukuk sistemi yara almasın. Bu konuda konuşmasının da bir sakıncası yok...

Ama...

AKP'yle paralel düşünceleri dile getirmeye başladıktan sonra o Barolar Birliği başkanlığını devam ettirsin diye ağzını açmadı ya... Bütün o lafları of diye söndü. Barolar Birliği seçimleri ertelendi, Barolar bölündü, Bölünen Barolara delege hakkı verildi, muhalif baroların delege sayısı düşürüldü ama Metin Feyzioğlu bu konularda hiç hukuk devletinin üstünlüğü ile ilgili bir kelam etmedi. iktidar bu konuda suyu yatağına koyacak kanunlar çıkarmış olabilir ama çıkarılan bu kanunların adil olduğuna inanıyor mu sadece ?

Adı altında yazılanları ilk entry'den itibaren şöyle bir okuyun. Bir anda 180 derece nasıl ve neden döner bir adam. Bu ülkede anayasa mahkemesi kararlarını bile takmadılar da ağzını açmadın be Metin Feyzoğlu. ibretlik olarak hep hatırlanacaksın. Allah kimseyi bu duruma düşürmesin. Ne düştün be Metin Feyzoğlu...

erinç sağkan

"Hukukun üstünlüğünü sağlamak için yeterli çabayı sarf etmeyen bir anlayışın sonuna geldik" diyerek göreve başlayan Yeni Türkiye Barolar Birliği başkanımız. 348 delegeden 182'inin oyunu alarak göreve başladı. Rakibi Metin Feyzioğlu ise 156 delege alarak 8,5 yıl süren başkanlığını sona erdirdi.

Sayfasında Eren Bülbül fotoğrafı da olması gerekirdi belki ama Berkin Elvan'ın fotoğrafını koymasının sebebi, onun devletin onu korumak için görevlendirdiği kişilerce öldürülmüş olmasıdır. Eren Bülbül şehidimizdir ve Berkin Elvan canımı ne kadar yaktıysa Eren Bülbül de o kadar yakmıştır. Ama birisi devlet kanalıyla şehid ilan edilirken öbürü terörist ilan ettirilip meydanlarda annesi yuhalatıldı. Erinç Sağkan da bu eşitsizliğe son vermek için sayfasında paylaşmıştır. Eren'i de koysa daha şık olurdu. O ayrı...
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.