bugün
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri10
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması7
- otel odasında intihar etmek5
- kabak tatlısını sevenler15
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz23
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak5
- sözlüklerde gezinen erkekler namusuz diyen yazar4
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek9
- fingirdek sözlük erkeği6
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- kış gelince sigarayı bırakmak2
- sarhoş2
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- okan yalabık'ın son hali5
- arkadaşlar çok sıkıcısınız3
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi8
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- tanju çolak samimiyetsizliği3
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- taksim delisi cenk7
- aydın da cipin şarampole devrilmesi2
- harran2
- kocam aldatıyor ama olsun ekmeğimi yemeğimi veriyo3
- anın görüntüsü25
- kasımda aşk başkadır7
- adnan şenses in 1975 te giydiği gömlek2
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- sözlük erkekleri aranıyor mu3
- sarı tekere gelinlik giydirmek2
- pirizade ismed molla balizade kafadumanevi5
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- hector cuper2
- sudekiray'a soralım2
- yazılımcıların flört edememesi4
- elmas bey birader'in online olmaması3
- seni sevmekten başka neydi benim günahım2
- kafanın çok büyük olması8
- pazar akşamları3
- allah vardır diyenlerin kanıtları3
- bafra pidesi4
- lucas torreira2
- göksel'in memeleri4
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı2
- terrifier'in yasaklanması gerekliliği2
- nat rothschild4
- beşiktaş a çıkmayan kırmızı kart2
- sözlük sevgilisi2
(bkz: üstad)
harry potter serisi kadar akıcı ve fantastik kitaplar yazan adam.
(bkz: said nursi ve şeyhler yoldaşlığı)
(bkz: said nursi ve hacer ül esved taşı)
(bkz: said nursi ve üç üfürükçü turnuvası)
(bkz: said nursi ve şeyhler yoldaşlığı)
(bkz: said nursi ve hacer ül esved taşı)
(bkz: said nursi ve üç üfürükçü turnuvası)
http://tr.pandapedia.com/wiki/Resim:SaidNursi01.jpg
ici yuzune yansimis bir sahis.. seytana hizmet eder gibi icinde nefret ve ibret dolu bir ifade var.
ici yuzune yansimis bir sahis.. seytana hizmet eder gibi icinde nefret ve ibret dolu bir ifade var.
cumhuriyet e gönülden bağlı, kendisine zulmedenlere dahi hiç beddua etmemiş,
şeyh said in başkaldırma teklifine red cevabı vermiş, dini olan herşeye karşı olan kişilerin sevmemesi çok normal muhterem zat.
şeyh said in başkaldırma teklifine red cevabı vermiş, dini olan herşeye karşı olan kişilerin sevmemesi çok normal muhterem zat.
adının sonuna gelen nursi yi nur tarikatını kurduktan sonra olmasına bağlayanlara içten içe güldüğüm fikir insanı. adam nurs köyünde/kasabasında doğmuş nursi aslında başından beri ama cahil cühela akıl yormaya kalkınca böyle meselelere saçma sapan şeyler çıkıyor tabi ortaya.
her eleştiriye 'ok' denilse bile atatürk'ün, cumhuriyet kurulduktan sonra konuşma yapması için kendisini bizzat meclise çağırdığı kişidir. anlamıyorum, neye inanacağımı bilmiyorum.
said kürdi olarak da bilinen laiklik ve cumhuriyet düşmanı adam.
bir tefsirci değil bir felsefecidir.
yanlış anlaşılmış, fikirleri çarpıtılmış islam alimi, ulema.
said i kürdi olarak devamlı şekilde anılmasının nedeni kürt olmasından değil Kürtçülük yapmış olmasındandır sonra taktik değiştirip kürtçülüğü tarikat,cemaat bağlantılarına üstü kapalı olarak taşımış ve günümüzdeki Kürt islamcı yapının temel taşlarını atmıştır.işin üzücü yanı ise Bu Kürtçü ingiliz ajanı Göksultan Abdulhamid hanın Kürtçü üniversite istediği için tımarhaneye kapattırdığı teroristin ardından giden Türklerin de olmasıdır.
cemil meriçin "cumhuriyetin ilk yıllarında mübariz, mücadeleci bir insan ... 70li yıllara gelince etkisini kaybetmiş biri" gibissinden sözleri var onun için.
hoş insandır belki. hayatı boyunca azap çektiği için bu yönüne saygı duyarım.
yer-yer -bilmeden de olabilir- varoluşçu düşünce tarzının belirtilerini görür, daha da saygı duyarım ona.
--spoiler--
ama burası da var ki, bilim ve -kelamın metot olarak benimsediği- felsefede iktidar sahibi değildir. bu yönüyle, bu konulardaki görüşlerine "icaz" olarak bakmam. * *
esir maddesi ile ilgili yazdıkları (bkz: yedinci lema) (bkz: işarat ül icaz) onun bu konulara vakıf olmadan donkişotluk yaptığının göstergesidir.
aynı şekilde daha 18. yyda kant tarafından tanrının varlığının nazari bilgilerle bilinemeyeceğinin tanıtlanmasına rağmen -demek ki okumamış, çağının felsefi düşünüşünden uzak birisi olmuş- 1 asır sonra bile hala bu konuda reis-marus, lokomotif-vagon gibi örneklendirmelerle bu meseleyi çözüme kavuşturacağını sanar. aynı şekilde el kindiden, ibn rüştten, farabiden, molla sadradan da bilgisi ya çok az ya da yok.
--spoiler--
nur cemaati mensupları tarafından müceddid olarak görülen birisidir şahsen.
ilimlerde aşılmayacak noktaya varmıştır, hikmette en yüce mertebedelerdedir diye tekellüm edilir. bunların getirisi olarak tabulaştırılmış birisidir - asarıyla birge.
eleştirilemez niteliğe sahiptir-layüseldir-, yoksa eleştirilirdi. nitekim onlarca derin insanlar var cemaatin içinde. ** **
hoş insandır belki. hayatı boyunca azap çektiği için bu yönüne saygı duyarım.
yer-yer -bilmeden de olabilir- varoluşçu düşünce tarzının belirtilerini görür, daha da saygı duyarım ona.
--spoiler--
ama burası da var ki, bilim ve -kelamın metot olarak benimsediği- felsefede iktidar sahibi değildir. bu yönüyle, bu konulardaki görüşlerine "icaz" olarak bakmam. * *
esir maddesi ile ilgili yazdıkları (bkz: yedinci lema) (bkz: işarat ül icaz) onun bu konulara vakıf olmadan donkişotluk yaptığının göstergesidir.
aynı şekilde daha 18. yyda kant tarafından tanrının varlığının nazari bilgilerle bilinemeyeceğinin tanıtlanmasına rağmen -demek ki okumamış, çağının felsefi düşünüşünden uzak birisi olmuş- 1 asır sonra bile hala bu konuda reis-marus, lokomotif-vagon gibi örneklendirmelerle bu meseleyi çözüme kavuşturacağını sanar. aynı şekilde el kindiden, ibn rüştten, farabiden, molla sadradan da bilgisi ya çok az ya da yok.
--spoiler--
nur cemaati mensupları tarafından müceddid olarak görülen birisidir şahsen.
ilimlerde aşılmayacak noktaya varmıştır, hikmette en yüce mertebedelerdedir diye tekellüm edilir. bunların getirisi olarak tabulaştırılmış birisidir - asarıyla birge.
eleştirilemez niteliğe sahiptir-layüseldir-, yoksa eleştirilirdi. nitekim onlarca derin insanlar var cemaatin içinde. ** **
komedik insandır kendileri. yok atatürkün teklif ettiği milletvekilliğini reddetmişmiş de, yok çağın dehasıymış da... bir de şöyle bir hikaye anlatılır: zamanında said efendi meclisteyken atatürk ondan sarığı çıkarmasını istemiş. said efendi de atanın yakasına yapışarak "bu sarık ancak ben ölünce bu bedenden ayrılır." demiş. bu nasıl bir saçmalıktır. atanın yakasına yapışmak o kadar kolay mı? ipe götürür bu tür davranışlar adamı. sözün özü günümüzdeki gereksiz insanların ele başı. (bkz: said i kürdi)
edit: haddinden fazla eksi oyla şereflendirdiğiniz için allah sizden razı olsun hizmet aşkıyla yanıp tutuşan arkadaşlarım.
edit: haddinden fazla eksi oyla şereflendirdiğiniz için allah sizden razı olsun hizmet aşkıyla yanıp tutuşan arkadaşlarım.
Varlığının Abartılması durumlarında insanın asabının bozulmasına sebep olan yerine göre büyük bi insan.
tam olarak tanımak için Nevzat Kösoğlu'nun "Said nursi hayatı ve eserleri" kitabını okumanızı öneririm.
Zira öyle her önüne gelen bilip bilmeden överse bu işin sonu gelmez.
tam olarak tanımak için Nevzat Kösoğlu'nun "Said nursi hayatı ve eserleri" kitabını okumanızı öneririm.
Zira öyle her önüne gelen bilip bilmeden överse bu işin sonu gelmez.
risale-i nur adlı safsatasında kendine ''mehdilik'', ''peygamberlik'' vasıfları yüklediği, ''kuran a alternatif bir kitap ortaya çıkardığı'' düşünceleri nedeniyle nurcu olmayan müslümanlar tarafından çokta hoş yadedilmeyen adam.
bu adamın izinden gidip, onun yalanlarını kullanarak kendine özgü bir cemaat oluşuran ve bu sayede sosyal, ekonomik ve politik bir güç olmayı başaranlar ise günümüz türkiyesinde iktidAr sahipleridir.
(bkz: nur cemaati)
bu adamın izinden gidip, onun yalanlarını kullanarak kendine özgü bir cemaat oluşuran ve bu sayede sosyal, ekonomik ve politik bir güç olmayı başaranlar ise günümüz türkiyesinde iktidAr sahipleridir.
(bkz: nur cemaati)
Okuyucu, Yazıcı, Yeni Asya, Fethullah Gülen ve bilimum Risale-i Nur cemaatleri mensupları tarafından, kitapları Kur'an'dan üstün görülmeyen asrın cumhuriyetçi mütefekkiri.
"bu arı ve karınca milleti cumhuriyetçidirler, o cumhuriyetperverliklerine hürmeten çorbanın tanelerini karıncalara verirdim."
"ben dindar bir cumhuriyetçiyim"
"Hürriyetin en geniş şekli cumhuriyettir"
"bu arı ve karınca milleti cumhuriyetçidirler, o cumhuriyetperverliklerine hürmeten çorbanın tanelerini karıncalara verirdim."
"ben dindar bir cumhuriyetçiyim"
"Hürriyetin en geniş şekli cumhuriyettir"
büyük islam alimi.
kendisi yüzyılın en önemli din adamlarındandı. sözler, mektubat gibi eserlerinde kuran-ı kerimi çağa uygun olarak tefsir etmiştir. her müslümanın kütüphanesinde bulunması gereken eserlerdir bunlar. o kadar güzel yorumları vardır ki çoğu zaman ağzım açık kalmakta.
kendisi yüzyılın en önemli din adamlarındandı. sözler, mektubat gibi eserlerinde kuran-ı kerimi çağa uygun olarak tefsir etmiştir. her müslümanın kütüphanesinde bulunması gereken eserlerdir bunlar. o kadar güzel yorumları vardır ki çoğu zaman ağzım açık kalmakta.
kürt mukavemetçi. şuan kitaplarını okuyup, yolundan gidenlerin aynı mukavemeti göstermediklerini düşünüyorum.
(bkz: kürt said)
bugün bilgisayarin karsisinda hakkinda bilgi sahibi olmadiklari zatlarla ilgili atip tutabilecek kadar gaflete düsen ve kendisini sarlatan diye nitelendiren insanlar icin, birinci dünya savasi basladiginda van da talebeleriyle gönüllü milis alaylari teskil ederek cepheye kosan, yaralanip rusya da 3 yil esaret hayati yasayan islam mütefekkirlerinden biridir.
bu zat in sarlatan, inancinin ve düsüncelerinin bir zirvadan ibaret oldugunu düsünen insanlarin 6000 küsür sayfalik risale-i nur külliyatini okumaya muktedir olmalari gerekmektedir. okuyacak ve okudugunu anlayabilecek kadar zeka sahibi insanlar, 1935 te eskisehir, 1943 te denizli, 1947 de afyon ve 1952 de istanbul mahkemelerinde bu eserlerin topluma hicbir sekilde zarar vermeyecegi fikrinde birlesmis ve zati serbest birakmislardir.
ögrencilerine gelince, türkiye cumhuriyetini ele gecirme gibi bir düsünceleri hic bir zaman olmamistir. cünkü bugün haklarinda ileri geri konusanlarin haritada dahi gösteremeyecekleri ülkelerde ülkemizin bayragini dalgalandiran türkiye cumhuriyetinin esas sahibidirler.
bu zat in sarlatan, inancinin ve düsüncelerinin bir zirvadan ibaret oldugunu düsünen insanlarin 6000 küsür sayfalik risale-i nur külliyatini okumaya muktedir olmalari gerekmektedir. okuyacak ve okudugunu anlayabilecek kadar zeka sahibi insanlar, 1935 te eskisehir, 1943 te denizli, 1947 de afyon ve 1952 de istanbul mahkemelerinde bu eserlerin topluma hicbir sekilde zarar vermeyecegi fikrinde birlesmis ve zati serbest birakmislardir.
ögrencilerine gelince, türkiye cumhuriyetini ele gecirme gibi bir düsünceleri hic bir zaman olmamistir. cünkü bugün haklarinda ileri geri konusanlarin haritada dahi gösteremeyecekleri ülkelerde ülkemizin bayragini dalgalandiran türkiye cumhuriyetinin esas sahibidirler.
Adnan Menderes'in elini öptüğü kişidir. Olay şaka gibidir ve kanıtlanmıştır.
şeyh sait ayaklanmasıyla anılmasına üzüldüğüm zattır,halbuki şeyh sait ayaklanmada kendisine destek vermesi için gittiğinde;osmanlı ordusunda binlerce derviş var ben nasıl onlara karşı ayaklanmanıza yardımcı olurum deyip şeyh saitinde bundan vazgeçmesine çalışmış fakat başarılı olamamış muhterem insandır.
Kurandaki nur suresinin, kendisini işaret ettiğini sanıp, dine küfretmiş bir adamdır kendisi.
bahtiyar bir ihtiyar var. etrafı, sekiz yaşından seksen yaşına kadar bütün nesiller tarafından sarılmış. yaşlar ayrı, başlar ayrı, işler ayrı, fakat bu ayrılıkta gayrılık yok! hepsi bir şeye inanmış, allaha!.. âlemlerin rabbı olan allaha, onun ulu peygamberine.. onun büyük kitabına.. kur'ân henüz yeni nâzil olmuş gibi, herkes aradığını bulmuş gibi bir hal var onlarda. said nur ve talebelerini seyrederken, insan kendini âdeta asr-ı saadette hissediyor. yüzleri nur, içleri nur, dışları nur hepsi huzur içindeler. temiz, ulvî, sonsuz bir şeye bağlanmak, her yerde hâzır, nâzır olana, âlemlerin yaratıcısına bağlanmak, o yolda yürümek, o yolun kara sevdalısı olmak evet!.. ne büyük saadet!
said nur, üç devir yaşamış bir ihtiyar. gün görmüş bir ihtiyar. üç devir; meşrutiyet, ittihad ve terakki, cumhuriyet. bu üç devir büyük devrilişler, yıkılışlar, çökülüşlerle doludur. yıkılmayan kalmamış! yalnız bir adam var. o ayakta şark yaylâlarından, güneşin doğduğu yerden istanbul'a kadar gelen bir adam. imanı, sıradağlar gibi muhkem. bu adam, üç devrin şerirlerine karşı imanlı bağrını siper etmiş. allah! demiş. peygamber demiş, başka bir şey dememiş. başı ağrı dağı kadar dik ve mağrur. hiçbir zalim onu eğememiş, hiçbir âlim onu yenememiş kayalar gibi çetin, müdhiş bir irade şimşekler gibi bir zekâ işte said nur!.. divan-ı harbler, mahkemeler, ihtilâller, inkılâblar... onun için kurulan idam sehpaları... sürgünler... bu müdhiş adamı, bu mâneviyat adamını yolundan çevirememiş! o, bunlara îmanından gelen sonsuz bir kuvvet ve cesaretle karşı koymuş. kur'ân-ı kerîm'de "inanıyorsanız muhakkak üstünsünüz" (âl-i imran sûresi âyet 139) buyuruluyor. bu allah kelâmı, sanki said nur'da tecelli etmiş!
mahkemelerdeki müdafaalarını okuduk. bu müdafaalar bir nefs müdafaası değildir; büyük bir dâvânın müdafaasıdır. celâdet, cesaret, zekâ eseri, şaheseri.
niçin sokrat bu kadar büyüktür? bir fikir uğruna hayatı hakîr gördüğü için değil mi? said nur en az bir sokrat'tır; fakat islâm düşmanları tarafından bir mürteci, bir softa diye takdim olundu. onlara göre büyük olabilmek için ecnebi olmak gerek. o, mahkemelerden mahkemelere sürüklendi. mahkûmken bile hükmedi-
yordu. o hapishanelerden hapishanelere atıldı. hapishaneler, zindanlar onun sayesinde medrese-i yûsufiye oldu. said nur zindanları nur, gönülleri nur eyledi. nice azılı katiller, nice nizam ve ırz düşmanları, bu îman âbidesinin karşısında eridiler; sanki yeniden yaratıldılar. hepsi halim selim mü'minler haline, hayırlı vatandaşlar haline geldiler… sizin hangi mektebleriniz, hangi terbiye sistemleriniz bunu yapabildi, yapabilir?
onu diyar diyar sürdüler. her sürgün yeri, onun öz vatanı oldu. nereye gitse, nereye sürülse, etrafı saf, temiz mü'minler tarafından sarılıyordu. kanunlar, yasaklar, polisler, jandarmalar, kalın hapishane duvarları, onu mü'min kardeşlerinden bir an bile ayıramadı. büyük mürşidin, talebeleriyle arasına yığılan bu maddî kesafetler; din, aşk, îman sayesinde letafetler haline geldiler. kör kuvvetin, ölü maddenin bu tahdid ve tehdidleri, ruh âleminin ummanlarında büyük dalgalar meydana getirdi. bu dalgalar, köy odalarından başlayarak, yer yer her tarafı sardı; üniversitelerin kapılarına kadar dayandı.
yıllardır mukaddesatları çiğnenmiş vatan çocukları, mahvedilen nesiller, îmana susayanlar; onun yoluna, onun nuruna koştular. üstadın nur risaleleri elden ele, dilden dile, ilden ile ulaştı, dolaştı. genç-ihtiyar, cahil-münevver sekizinden seksenine kadar herkes ondan bir şey aldı, onun nuruyla nurlandı. her talebe, bir makine, bir matbaa oldu. iman, tekniğe meydan okudu. nur risaleleri binlerce defa yazıldı, teksir edildi.
gözlerinin nuru sönmüş, iç âlemlerinin ışığı sönmüş, harabeye dönmüş olan körler; bu nurdan, bu ışıktan korktular. bu aziz adamı, dillerden hiç eksik etmedikleri "inkılâba-lâikliğe aykırı hareket ediyor" diye, tekrar tekrar mahkemeye verdiler; tekrar tekrar hapishanelere attılar. kaç kerre zehirlemek istediler. ona zehirler, panzehir oldu. zindanlar dershane... onun nuru, kur'ânın nuru, allahın nuru vatan sınırlarını da aştı. bütün âlem-i islâmı dolaştı. şimdi türkiye'de, her teşekkülün, vatanını seven herkesin, önünde hürmetle durması lâzım gelen bir kuvvet vardır: said nur ve talebeleri. bunların derneği yoktur, lokali yoktur, yeri yoktur, yurdu yoktur, partisi, patırtısı nutku, alâyişi, nümayişi yoktur. bu, bilinmezlerin, ermişlerin, kendini büyük bir dâvâya vermişlerin şuurlu, îmanlı, inanlı kalabalığıdır.
o. yüksek s
said nur, üç devir yaşamış bir ihtiyar. gün görmüş bir ihtiyar. üç devir; meşrutiyet, ittihad ve terakki, cumhuriyet. bu üç devir büyük devrilişler, yıkılışlar, çökülüşlerle doludur. yıkılmayan kalmamış! yalnız bir adam var. o ayakta şark yaylâlarından, güneşin doğduğu yerden istanbul'a kadar gelen bir adam. imanı, sıradağlar gibi muhkem. bu adam, üç devrin şerirlerine karşı imanlı bağrını siper etmiş. allah! demiş. peygamber demiş, başka bir şey dememiş. başı ağrı dağı kadar dik ve mağrur. hiçbir zalim onu eğememiş, hiçbir âlim onu yenememiş kayalar gibi çetin, müdhiş bir irade şimşekler gibi bir zekâ işte said nur!.. divan-ı harbler, mahkemeler, ihtilâller, inkılâblar... onun için kurulan idam sehpaları... sürgünler... bu müdhiş adamı, bu mâneviyat adamını yolundan çevirememiş! o, bunlara îmanından gelen sonsuz bir kuvvet ve cesaretle karşı koymuş. kur'ân-ı kerîm'de "inanıyorsanız muhakkak üstünsünüz" (âl-i imran sûresi âyet 139) buyuruluyor. bu allah kelâmı, sanki said nur'da tecelli etmiş!
mahkemelerdeki müdafaalarını okuduk. bu müdafaalar bir nefs müdafaası değildir; büyük bir dâvânın müdafaasıdır. celâdet, cesaret, zekâ eseri, şaheseri.
niçin sokrat bu kadar büyüktür? bir fikir uğruna hayatı hakîr gördüğü için değil mi? said nur en az bir sokrat'tır; fakat islâm düşmanları tarafından bir mürteci, bir softa diye takdim olundu. onlara göre büyük olabilmek için ecnebi olmak gerek. o, mahkemelerden mahkemelere sürüklendi. mahkûmken bile hükmedi-
yordu. o hapishanelerden hapishanelere atıldı. hapishaneler, zindanlar onun sayesinde medrese-i yûsufiye oldu. said nur zindanları nur, gönülleri nur eyledi. nice azılı katiller, nice nizam ve ırz düşmanları, bu îman âbidesinin karşısında eridiler; sanki yeniden yaratıldılar. hepsi halim selim mü'minler haline, hayırlı vatandaşlar haline geldiler… sizin hangi mektebleriniz, hangi terbiye sistemleriniz bunu yapabildi, yapabilir?
onu diyar diyar sürdüler. her sürgün yeri, onun öz vatanı oldu. nereye gitse, nereye sürülse, etrafı saf, temiz mü'minler tarafından sarılıyordu. kanunlar, yasaklar, polisler, jandarmalar, kalın hapishane duvarları, onu mü'min kardeşlerinden bir an bile ayıramadı. büyük mürşidin, talebeleriyle arasına yığılan bu maddî kesafetler; din, aşk, îman sayesinde letafetler haline geldiler. kör kuvvetin, ölü maddenin bu tahdid ve tehdidleri, ruh âleminin ummanlarında büyük dalgalar meydana getirdi. bu dalgalar, köy odalarından başlayarak, yer yer her tarafı sardı; üniversitelerin kapılarına kadar dayandı.
yıllardır mukaddesatları çiğnenmiş vatan çocukları, mahvedilen nesiller, îmana susayanlar; onun yoluna, onun nuruna koştular. üstadın nur risaleleri elden ele, dilden dile, ilden ile ulaştı, dolaştı. genç-ihtiyar, cahil-münevver sekizinden seksenine kadar herkes ondan bir şey aldı, onun nuruyla nurlandı. her talebe, bir makine, bir matbaa oldu. iman, tekniğe meydan okudu. nur risaleleri binlerce defa yazıldı, teksir edildi.
gözlerinin nuru sönmüş, iç âlemlerinin ışığı sönmüş, harabeye dönmüş olan körler; bu nurdan, bu ışıktan korktular. bu aziz adamı, dillerden hiç eksik etmedikleri "inkılâba-lâikliğe aykırı hareket ediyor" diye, tekrar tekrar mahkemeye verdiler; tekrar tekrar hapishanelere attılar. kaç kerre zehirlemek istediler. ona zehirler, panzehir oldu. zindanlar dershane... onun nuru, kur'ânın nuru, allahın nuru vatan sınırlarını da aştı. bütün âlem-i islâmı dolaştı. şimdi türkiye'de, her teşekkülün, vatanını seven herkesin, önünde hürmetle durması lâzım gelen bir kuvvet vardır: said nur ve talebeleri. bunların derneği yoktur, lokali yoktur, yeri yoktur, yurdu yoktur, partisi, patırtısı nutku, alâyişi, nümayişi yoktur. bu, bilinmezlerin, ermişlerin, kendini büyük bir dâvâya vermişlerin şuurlu, îmanlı, inanlı kalabalığıdır.
o. yüksek s
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com