1. 1.
    büyükçe bir tohum üretme şirketi.
    ... pilotmont
  2. 2.
    Earthfirstnews’ün haberine göre tüm dünyaya gdo’lu ürünler saçan ve ekine fesat karıştıran Monsanto firması, çiçeklerin ve diğer gdo’lu hasatların döllenme ve tozlanma işini kendi icat ettikleri robot arılara yaptıracaklarmış.

    Haberi bir kaç defa okuduk çünkü doğruluğa inanmakta zorlandık, bir yandan da Albert Einstein’ın “arılar ölürse insanların 4 yıl ömrü kalır” sözünü hatırladık.

    Monsanto’nun bu “çılgın” robot arı projesini Harvard üniversitesinin Microrobotics laboratuvarı gerçekleştiriyormuş. Bu “bilim yuvası” her nedense, Monsanto’nun gdo’lu ürünlerinin ve ekinlerinin ekildiği tarlalardaki arıların neden doğal yollardan tozlanma ve dölleme görevlerini yapmayıp, onun yerine öldüğünü araştıracağına, robot arılar üretmekle meşgul.

    Yine aynı üniversitenin konu ile ilgili olarak bu tarz robot arıların “askeri gözlem” amacı ile kullanılabileceğine dair raporları mevcut.

    Üniversitenin herhalde Monsanto’nun etkisi altına kaldığı için söylemediği basit gerçeği hatırlayalım, zaten Monsanto’nun lobicilik faaliyetleri ABD kongresini kaplamış, bir üniversiteyi ele geçirmek onlar için çok kolaydır.

    Monsanto’nun gdo’lu ürünleri ve bu ürünler için kullandıkları tarım ilaçları arıları öldürüyor, bu kadar basit.

    Bu bilim adamları ayrıca bu robot arılar için “yapay” bir arı kovanı yapıp, hangi bitkileri döllenmesi gerektiği konusunda birbirleri ile bir network ağı üzerinden haberleşebileceği fikrini de geliştirmeye çalışıyorlarmış. (haricihaber.com)

    MEĞER BENZER BiR TEKNOLOJi ZATEN TÜRKiYE'DE KULLANILIYORMUŞ

    http://www.gidahareketi.o...les/images/gdo/arigdo.jpg

    http://www.youtube.com/wa...mbedded&v=VxSs1kGZQqc
    2 ... anambunelan
  3. 3.
    (bkz: Le monde selon Monsanto)
    ... deepnote
  4. 4.
    açık açık insan neslini kurutmaya yönelik işler yapan bioteknoloji ve tarım şirketi.

    işin görünen yüzü: tohumların genetikleriyle oynayarak daha verimli ve dayanıklı tahıl v.s. üretmek.

    perde arkasında yapılan: bu götler dünya tohum üretiminde tekel durumundadırlar. piyasaya verdikleri tohumların tümünde baskın genler bulunmaktadır. bu da tohumların ekili oldukları alanlardan çevreye yayılmasına neden olmaktadır. bu da tarlalarında bunların tohumlarını kullanılan tarlalara komşu tarlalara yayılması anlamına gelmektedir. bunu bahane eden monsanto kendi ürünlerini kullanmayan çiftçileri telif hakkı/patent ihlâli nedeniyle dava etmektedirler. şerefsiz abd yönetiminin telif hakkı ve patent ihlâllerine çok ağır yaptırımları ve genel anglo amerikan hukuk sistemi nedeniyle davalı çiftçiler 100 yıl çalışsalar kazanamayacakları cezaları ödemeye mahkûm edilmektediler. bu da monsanto'nun bu çiftçilerin tarla ve çiftliklerine el koymasına neden olmaktadır.
    bunun yanında gdo dediğimiz tohumlar bunlar. yani her birinin insan sağlığına olan zararları doğrudan kanıtlanması 25-30 yıl sürüyor. bu da tohumun güncel kaldığı dönemin çok dışında kalıyor. oysa bunların neredeyse tümünün günümüzdeki kanser salgınına neden olma olasılığı %99.

    günümüzde türkiye'de ekimi yapılan sebze ve tahılların tümünün tohumları yurtdışından, özellikle de israil'den gelmektedir. çekirdeksiz karpuzdan tutun da kıpkırmızı ve pasparlak görünen ama kestiğinizde kupkuru, tatsız ve neo'nun pardesüsünden bile kalın derisi olduklarını görüyoruz. pembe domates gibi yerli ve son derece güzel sebze ve tahıllar ülkede bulunmaz oldu ve yakında hepten tükenecekler. o zaman bu orospu çocuklarının kucağına hepten oturacağız.

    özellikle mısıra yoğunlaştıklarını, türkiye'de mısır, mısırdan üretilen ya da mısırla beslenen her şeyin bunların tohumlarından geldiğini de ayrıca belirtmek isterim. büyük tavuk şirketlerinden aldığınız tavukların nasıl üretildiğini görmüş biri olarak, aman!

    bir de cargill var. onlar doğrudan doğruya türkiye'yi sikmek için çalışıyorlar. bahsetmeden geçmeyeyim. onlar ülker'le ortaklar. ülker ürünleri yiyorsanız bilin ki gdo yiyorsunuz. zaten recep tayyip erdoğan'ın bunlara arka çıkması da ondan. türkiye'de insanlar ürettikleri gıda ürünlerinin üzerine gdo'suz olduğunu bile yazamıyorlar. gdo'lar kontrol edilmiyor.

    bu tür şirketler yasaklanmalıdır. açık söylüyorum, sonumuz bu şerefsizlerden olacak. bir yandan kanser, öte yandan obezite falan... açık söylüyorum silah şirketlerinden fazla insanın canına mâl oluyorlar.

    burada ilaç sanayine de iki giydirmek gerekti: danışıklı dövüş öyle çirkin oynanıyor ki... biri gdo ile insanları hasta eder, beri ki sağlık havucuyla insanların olmayan paralarını bile alır...

    düzen bu işte.
    ... sadaeke
  5. 5.
    bir de belirtmeden geçmeyeyim;

    bunların ürettikleri tohumlardan elde edilen ürünleri tohumluk olarak saklayamazsınız. kısırdırlar. ikinci nesil olmaz. ille gidip gene alacaksınız.
    ... sadaeke
  6. 6.
    --spoiler--
    milyonlarca maldan oluşan bir sürü mtv kliplerinde illuminati sembolü ararken onları güzel güzel içerden zehirlemekte olan şirket. arayın siz gözleri daha.
    --spoiler--
    1 ... husu
  7. 7.
    pislik bir şirkettir efenim. Doğal ürünlere karşıdır. Genetiği değiştirilmiş tohumlar üretir ve satar. Doğal tohum kullanmakta ısrar eden çiftçilerin tohumlarını silah zoruyla ellerinden alıyorlarmış.
    2 ... wilder wein
  8. 8.
    1901 yılında kurulmuş olan anonim şirket. önemli bir hisseye sahip hissedarlarından biri de bill gates dir.
    3 ... papamidnite
  9. 9.
    kariyer günü adı altında bedavadan reklam yapan firma.
    ... kederlininja
  10. 10.
    Cargill ile birlikte türkiye'yi gıda terörü vasıtasıyla bitiren, dünyanın başına gdo illetini musallat eden küresel şirket.
    (bkz: cargill/#39103501)

    monsanto 1901'de abd'de kurulmuş küresel bir şirket. şirketin bilinirliği abd'de sakarin'i ilk olarak üretmesinden kaynaklanıyor.
    sakarin üretimi ile büyüyen şirket daha sonra kafein, vanilin ve çeşitli sakinleştirici ürünler üretmeye başladı.
    1920 yılından itibaren bir kimya devi haline geldi.
    40'lı yıllarda ise hepimizin çocukluğundan bildiği ddt adı verilen zehiri üretti.
    monsanto'nun ürettiği ddt, 1970'lerde yasaklanana değin pek çok balık ve kuş türünün yok olmasına sebep oldu.

    50'li yıllarda petrol esaslı gübre ve silikon üretimine başladı.

    monsanto zehir saçmaya ve bu zehirler ile katliama vietnam savaşında da devam etti.
    vietnam'da abd ordusunun ilerleyişini durduran sık orman ve bitki örtüsü monsanto'nun ürettiği yaprak dökücü zehirler ile aşıldı. (bkz: agent orange) bugün monsanto ürünlerinin serpildiği bu topraklarda halen bitki yetişmiyor ne yazık ki...

    bu esnada monsanto nükleer silahların gelişmesine katkıda bulundu.

    monsanto 70'lerde gdo araştırmalarına girdi ve 1982'de ilk defa bir bitkinin genetiğini değiştirmeyi başardı.

    80'li yılların ikinci yarısında ise genetiği değiştirilmiş soya ürünleri ile abd piyasasına hakim olmaya başladı.
    yine 90'larda inek sütünü arttırıcı gdo'lu hormonları piyasaya sürdü.

    monsanto bütün bunları yaparken abd'de gerek cumhuriyetçi, gerek demokratlar olsun iktidarda kim varsa hepsi tarafından desteklendi.
    zira abd gıda koruma dairesi (bkz: fda) ve abd çevre koruma kurumu (bkz: epa) gibi kuruluşların kilit noktalarında hep kendi adamları vardı.
    hatta monsanto'nun siyasi uzantıları bunlarla da sınırlı kalmadı, abd anayasa mahkemesinden tutun da, obama'nın tarım danışmanına kadar her yerde monsanto için çalışan insanlar vardı.

    monsanto 1997 yılında "tarım ilaçlarıyla" türkiye pazarına giriş yaptı. bir sene sonra da stratejik ortağı cargill'in türkiye'deki tohumculuk bölümünü satın aldı.
    monsanto'nun türkiye'deki yegane amacı gdo'lu tohumlarını ve hayvan yemlerini türk piyasasına satmak ve yine kullancığı tarım ilaçları ile türk tarımını bitirmek.

    sadece türkiye'de değil, girdiği her ülkede uyguladığı strateji bu monsanto vb firmaların.

    örneğin wikileaks belgelerinde bu küresel terörist şirketin fransa'da yasaklanan gdo'lu mısır üretimi faaliyetleri sonrası abd hükümeti aracılığıyla fransa'ya karşı bir ticari savaş açılmasına dair belgeler ortaya çıktı.

    syngenta ve monsanto gibi dünya devi şirketler cargill'in üreteceği mısır şurubu için türkiye'de mısır üretimine başladılar.
    tabi ekilen mısırların gdo'lu olduğunu belirtmemize gerek yok sanırım.

    bu arada monsanto 2016'da bir başka dünya devi bayer tarafından satın alınmıştır, lakin bu satın alma/satılma aslında iki dünya devinin birleşmesidir.
    (bkz: dünya tarım piyasasının hakimi küresel şirketler)

    yukarıda monsanto'nun vietnam'da yaptığına kısaca değindik.
    bakın aynı şirket tarım ve hayvancılık devi arjantin'in başına nasıl çoraplar örmüş;

    1996'da monsanto, arjantin'de "roundup ready" adlı soya fasulyesi tohumlarının üretim ve dağıtım lisansını aldı. o yıllar arjantin sıkıntı içindeydi ve rockefeller vakfı(monsanto'nun ortağı)'nın tavsiyesi ile arjantin dış borçlarını ödemek için gdo'lu soya fasulyesi üretimini kabul etmişti. (not: bu arada bill gates'te monsanto'nun ortaklarından biridir.)
    ------------------------------
    bu arada monsanto'nun geliştirdiği "roundup" adlı güya "zararlı otları öldüren kimyevi madde" tarlaya ekilen tohuma bulaştırılıyor, bu gdo'lu tohum dışında topraktaki tüm canlıları öldürüyor, toprağı mineral yönünden fakirleştirip yok ediyor. roundup kullanılarak çeşitliliği yok edilen milyonlarca hektar toprak var ne yazık ki...
    ----------------------------------------------
    monsanto'nun, arjantin'de gdo'lu soya, mısır, buğday, ayçiçeği vb sebze meyve üretip ihraç etmeye başlamasıyla ülkedeki köylüler geleneksel tohum üreticiliğini ve saklamayı bırakmaya başladılar. gdo'lu soya fasulyesi ekilen alan 16 milyon hektar büyüklüğüne ulaştı.
    ihracattan para geliyor, ama bir yandan da yerli tohum ve tarım bitiyordu.
    aynı gdo'lu ürünler hayvan yemi olarak da kullanılıyordu.
    fakat bu yüzden dünyanın en gelişmiş hayvancılık ülkelerinden olan kaliteli süt ve et üretimi ile bilinen arjantin'de hayvancılık ürünleri üretimi düşmeye başladı ve arjantin kendini uruguay'dan süt ithal ederken buldu...
    aynı arjantin'de pirinç üretimi yüzde 44, mısır üretimi yüzde 26, ayçiçek üretimi yüzde 34, domuz üretimi yüzde 36 düştü. bu ürünlerin fiyatları yüzde 150 ila yüzde 300 arasında arttı.

    hayvan yemi üretilecek bu ürünlerdeki artış tüm tarım ve hayvancılık fiyatlarına yansıdı ve 2002'deki ekonomik krizle birlikte halk ayaklanması başladı.
    halk ayaklanmasından korkan hükümet, monsanto'nun yardımlarıyla halka bedava yiyecek dağıtmaya başladı...

    işte arjantin'de üretilip ihrac edilen bu gdo'lu soyalar gemilerle türkiye'ye geliyordu.

    hatta arjantin'den türkiye'ye soya getiren bir gemi, 2003 yılında greenpeace tarafından brezilya açıklarında durduruldu.
    gemiden numuneler alındı, incelendi ve ürünlerin gdo'lu olduğu ortaya çıktı.
    şayet greeppeace bu eylemi yapmamış olsaydı, o ürünler bizim mersin limanına boşaltılacaktı.
    bu gemi türkiye'ye gelen onlarca gemiden biriydi. yakalanmıştı. peki ya yakalanmayanlar?

    işte, ülkemizde gıda terörünü domine eden bu şirketin faaliyetleri özellikle akp döneminde ziyadesiyle arttı, şu an gdo'lu tohum pazarının ve soya, mısır ithalatının lideri durumunda.

    şirketin "tohum dedektifleri" meşhur, bu tohum dedektiflerini ayrı bir yazıda anlatacağım.
    güya dünyada açlığı ve kıtlığı bitirmek için gdo'lu tohum üretimi yapan bu insanlığa faydalı(!) şirket, bu tohum dedektifleri vasıtasıyla, akp'nin çıkardığı tohum yasasına dayanarak yerli tohumculuğu bitiriyor, her şeye rağmen yerli tohum saklayan köylülerin ceza alması için elinden geleni yapıyor...

    ayrıca mahkeme kararı ile hakkında yazılan olumsuz yazıları kaldırtmakla da ünlü bir şirket. bu yazı da muhtemelen mahkeme kararıyla kaldırılır, ama kaldırılana kadar 5-10 kişi okusa fayda faydadır...
    13 ... tengir budun