bugün
- kuran da namazın olmaması16
- 31 yaşında bakire olan kız6
- bir ayet reddedince dinden çıkmak5
- hiç kimsenin hiçbir şeyi olmamak4
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı11
- ehli sünnet hocalar10
- hanımın yatakta seni gidi azgın köpek demesi3
- atatürk'ün abartılmış bir lider olması11
- iş arkadaşlığı5
- mandacı menderes4
- sabah gözünü kahve sigarayla açanlar13
- yanlışlıkla döl fışkırtmak5
- kalça ellemek3
- sözlüğe bedenini atan kadın güzelliği4
- dna sı bozuk olan insan3
- youtube müslümanı3
- hep sinirli yazarlar7
- otopark girişine araba bırakan kişi3
- arabesk7
- uff diye üzülen erkek6
- kavanoz kapağını açamamak4
- huzur islamda9
- metrobüse binecek kızlara tavsiyeler6
- deniz göktaş'ın gösterisine erişim engeli5
- iç güveysi gidecek kadar aşağılık bir erkek olmak5
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen12
- döner3
- iz bırakan kitap cümleleri3
- sevgiliyi 10 seneden beri görmemek3
- saraca finch house21
- sözlükteki ezik kompleksi2
- giorgia meloni3
- götü güzel olan kız6
- kendi ses kaydını dinleyince hissedilen o his2
- ayet indirilen dönem5
- trump'ın f35 hakkında henüz karar vermedim demesi5
- birinin seni sevdiğini zannetmek2
- macron koşacak diye park kapatan akepe35
- alkolsüz bira içen müslüman6
- limon2
- gurbetçilerin dövizle askerlik fiyatına isyanı4
- closer3
- göbekli tepe6
- porno filmlerindeki erkeğe uyuz olmak2
- öbür sözlük7
- bir ehli sünnet hocası masalı daha2
- gülben ergen'in ateistlere şifa dilemesi2
- kadın patron erkek sekreter3
- ona bir şey söyle18
- yalnizca deli yalnizca sair4
büyükçe bir tohum üretme şirketi.
(bkz: Le monde selon Monsanto)
açık açık insan neslini kurutmaya yönelik işler yapan bioteknoloji ve tarım şirketi.
işin görünen yüzü: tohumların genetikleriyle oynayarak daha verimli ve dayanıklı tahıl v.s. üretmek.
perde arkasında yapılan: bu götler dünya tohum üretiminde tekel durumundadırlar. piyasaya verdikleri tohumların tümünde baskın genler bulunmaktadır. bu da tohumların ekili oldukları alanlardan çevreye yayılmasına neden olmaktadır. bu da tarlalarında bunların tohumlarını kullanılan tarlalara komşu tarlalara yayılması anlamına gelmektedir. bunu bahane eden monsanto kendi ürünlerini kullanmayan çiftçileri telif hakkı/patent ihlâli nedeniyle dava etmektedirler. şerefsiz abd yönetiminin telif hakkı ve patent ihlâllerine çok ağır yaptırımları ve genel anglo amerikan hukuk sistemi nedeniyle davalı çiftçiler 100 yıl çalışsalar kazanamayacakları cezaları ödemeye mahkûm edilmektediler. bu da monsanto'nun bu çiftçilerin tarla ve çiftliklerine el koymasına neden olmaktadır.
bunun yanında gdo dediğimiz tohumlar bunlar. yani her birinin insan sağlığına olan zararları doğrudan kanıtlanması 25-30 yıl sürüyor. bu da tohumun güncel kaldığı dönemin çok dışında kalıyor. oysa bunların neredeyse tümünün günümüzdeki kanser salgınına neden olma olasılığı %99.
günümüzde türkiye'de ekimi yapılan sebze ve tahılların tümünün tohumları yurtdışından, özellikle de israil'den gelmektedir. çekirdeksiz karpuzdan tutun da kıpkırmızı ve pasparlak görünen ama kestiğinizde kupkuru, tatsız ve neo'nun pardesüsünden bile kalın derisi olduklarını görüyoruz. pembe domates gibi yerli ve son derece güzel sebze ve tahıllar ülkede bulunmaz oldu ve yakında hepten tükenecekler. o zaman bu orospu çocuklarının kucağına hepten oturacağız.
özellikle mısıra yoğunlaştıklarını, türkiye'de mısır, mısırdan üretilen ya da mısırla beslenen her şeyin bunların tohumlarından geldiğini de ayrıca belirtmek isterim. büyük tavuk şirketlerinden aldığınız tavukların nasıl üretildiğini görmüş biri olarak, aman!
bir de cargill var. onlar doğrudan doğruya türkiye'yi sikmek için çalışıyorlar. bahsetmeden geçmeyeyim. onlar ülker'le ortaklar. ülker ürünleri yiyorsanız bilin ki gdo yiyorsunuz. zaten recep tayyip erdoğan'ın bunlara arka çıkması da ondan. türkiye'de insanlar ürettikleri gıda ürünlerinin üzerine gdo'suz olduğunu bile yazamıyorlar. gdo'lar kontrol edilmiyor.
bu tür şirketler yasaklanmalıdır. açık söylüyorum, sonumuz bu şerefsizlerden olacak. bir yandan kanser, öte yandan obezite falan... açık söylüyorum silah şirketlerinden fazla insanın canına mâl oluyorlar.
burada ilaç sanayine de iki giydirmek gerekti: danışıklı dövüş öyle çirkin oynanıyor ki... biri gdo ile insanları hasta eder, beri ki sağlık havucuyla insanların olmayan paralarını bile alır...
düzen bu işte.
işin görünen yüzü: tohumların genetikleriyle oynayarak daha verimli ve dayanıklı tahıl v.s. üretmek.
perde arkasında yapılan: bu götler dünya tohum üretiminde tekel durumundadırlar. piyasaya verdikleri tohumların tümünde baskın genler bulunmaktadır. bu da tohumların ekili oldukları alanlardan çevreye yayılmasına neden olmaktadır. bu da tarlalarında bunların tohumlarını kullanılan tarlalara komşu tarlalara yayılması anlamına gelmektedir. bunu bahane eden monsanto kendi ürünlerini kullanmayan çiftçileri telif hakkı/patent ihlâli nedeniyle dava etmektedirler. şerefsiz abd yönetiminin telif hakkı ve patent ihlâllerine çok ağır yaptırımları ve genel anglo amerikan hukuk sistemi nedeniyle davalı çiftçiler 100 yıl çalışsalar kazanamayacakları cezaları ödemeye mahkûm edilmektediler. bu da monsanto'nun bu çiftçilerin tarla ve çiftliklerine el koymasına neden olmaktadır.
bunun yanında gdo dediğimiz tohumlar bunlar. yani her birinin insan sağlığına olan zararları doğrudan kanıtlanması 25-30 yıl sürüyor. bu da tohumun güncel kaldığı dönemin çok dışında kalıyor. oysa bunların neredeyse tümünün günümüzdeki kanser salgınına neden olma olasılığı %99.
günümüzde türkiye'de ekimi yapılan sebze ve tahılların tümünün tohumları yurtdışından, özellikle de israil'den gelmektedir. çekirdeksiz karpuzdan tutun da kıpkırmızı ve pasparlak görünen ama kestiğinizde kupkuru, tatsız ve neo'nun pardesüsünden bile kalın derisi olduklarını görüyoruz. pembe domates gibi yerli ve son derece güzel sebze ve tahıllar ülkede bulunmaz oldu ve yakında hepten tükenecekler. o zaman bu orospu çocuklarının kucağına hepten oturacağız.
özellikle mısıra yoğunlaştıklarını, türkiye'de mısır, mısırdan üretilen ya da mısırla beslenen her şeyin bunların tohumlarından geldiğini de ayrıca belirtmek isterim. büyük tavuk şirketlerinden aldığınız tavukların nasıl üretildiğini görmüş biri olarak, aman!
bir de cargill var. onlar doğrudan doğruya türkiye'yi sikmek için çalışıyorlar. bahsetmeden geçmeyeyim. onlar ülker'le ortaklar. ülker ürünleri yiyorsanız bilin ki gdo yiyorsunuz. zaten recep tayyip erdoğan'ın bunlara arka çıkması da ondan. türkiye'de insanlar ürettikleri gıda ürünlerinin üzerine gdo'suz olduğunu bile yazamıyorlar. gdo'lar kontrol edilmiyor.
bu tür şirketler yasaklanmalıdır. açık söylüyorum, sonumuz bu şerefsizlerden olacak. bir yandan kanser, öte yandan obezite falan... açık söylüyorum silah şirketlerinden fazla insanın canına mâl oluyorlar.
burada ilaç sanayine de iki giydirmek gerekti: danışıklı dövüş öyle çirkin oynanıyor ki... biri gdo ile insanları hasta eder, beri ki sağlık havucuyla insanların olmayan paralarını bile alır...
düzen bu işte.
pislik bir şirkettir efenim. Doğal ürünlere karşıdır. Genetiği değiştirilmiş tohumlar üretir ve satar. Doğal tohum kullanmakta ısrar eden çiftçilerin tohumlarını silah zoruyla ellerinden alıyorlarmış.
kariyer günü adı altında bedavadan reklam yapan firma.
Cargill ile birlikte türkiye'yi gıda terörü vasıtasıyla bitiren, dünyanın başına gdo illetini musallat eden küresel şirket.
(bkz: cargill/#39103501)
monsanto 1901'de abd'de kurulmuş küresel bir şirket. şirketin bilinirliği abd'de sakarin'i ilk olarak üretmesinden kaynaklanıyor.
sakarin üretimi ile büyüyen şirket daha sonra kafein, vanilin ve çeşitli sakinleştirici ürünler üretmeye başladı.
1920 yılından itibaren bir kimya devi haline geldi.
40'lı yıllarda ise hepimizin çocukluğundan bildiği ddt adı verilen zehiri üretti.
monsanto'nun ürettiği ddt, 1970'lerde yasaklanana değin pek çok balık ve kuş türünün yok olmasına sebep oldu.
50'li yıllarda petrol esaslı gübre ve silikon üretimine başladı.
monsanto zehir saçmaya ve bu zehirler ile katliama vietnam savaşında da devam etti.
vietnam'da abd ordusunun ilerleyişini durduran sık orman ve bitki örtüsü monsanto'nun ürettiği yaprak dökücü zehirler ile aşıldı. (bkz: agent orange) bugün monsanto ürünlerinin serpildiği bu topraklarda halen bitki yetişmiyor ne yazık ki...
bu esnada monsanto nükleer silahların gelişmesine katkıda bulundu.
monsanto 70'lerde gdo araştırmalarına girdi ve 1982'de ilk defa bir bitkinin genetiğini değiştirmeyi başardı.
80'li yılların ikinci yarısında ise genetiği değiştirilmiş soya ürünleri ile abd piyasasına hakim olmaya başladı.
yine 90'larda inek sütünü arttırıcı gdo'lu hormonları piyasaya sürdü.
monsanto bütün bunları yaparken abd'de gerek cumhuriyetçi, gerek demokratlar olsun iktidarda kim varsa hepsi tarafından desteklendi.
zira abd gıda koruma dairesi (bkz: fda) ve abd çevre koruma kurumu (bkz: epa) gibi kuruluşların kilit noktalarında hep kendi adamları vardı.
hatta monsanto'nun siyasi uzantıları bunlarla da sınırlı kalmadı, abd anayasa mahkemesinden tutun da, obama'nın tarım danışmanına kadar her yerde monsanto için çalışan insanlar vardı.
monsanto 1997 yılında "tarım ilaçlarıyla" türkiye pazarına giriş yaptı. bir sene sonra da stratejik ortağı cargill'in türkiye'deki tohumculuk bölümünü satın aldı.
monsanto'nun türkiye'deki yegane amacı gdo'lu tohumlarını ve hayvan yemlerini türk piyasasına satmak ve yine kullancığı tarım ilaçları ile türk tarımını bitirmek.
sadece türkiye'de değil, girdiği her ülkede uyguladığı strateji bu monsanto vb firmaların.
örneğin wikileaks belgelerinde bu küresel terörist şirketin fransa'da yasaklanan gdo'lu mısır üretimi faaliyetleri sonrası abd hükümeti aracılığıyla fransa'ya karşı bir ticari savaş açılmasına dair belgeler ortaya çıktı.
syngenta ve monsanto gibi dünya devi şirketler cargill'in üreteceği mısır şurubu için türkiye'de mısır üretimine başladılar.
tabi ekilen mısırların gdo'lu olduğunu belirtmemize gerek yok sanırım.
bu arada monsanto 2016'da bir başka dünya devi bayer tarafından satın alınmıştır, lakin bu satın alma/satılma aslında iki dünya devinin birleşmesidir.
(bkz: dünya tarım piyasasının hakimi küresel şirketler)
yukarıda monsanto'nun vietnam'da yaptığına kısaca değindik.
bakın aynı şirket tarım ve hayvancılık devi arjantin'in başına nasıl çoraplar örmüş;
1996'da monsanto, arjantin'de "roundup ready" adlı soya fasulyesi tohumlarının üretim ve dağıtım lisansını aldı. o yıllar arjantin sıkıntı içindeydi ve rockefeller vakfı(monsanto'nun ortağı)'nın tavsiyesi ile arjantin dış borçlarını ödemek için gdo'lu soya fasulyesi üretimini kabul etmişti. (not: bu arada bill gates'te monsanto'nun ortaklarından biridir.)
------------------------------
bu arada monsanto'nun geliştirdiği "roundup" adlı güya "zararlı otları öldüren kimyevi madde" tarlaya ekilen tohuma bulaştırılıyor, bu gdo'lu tohum dışında topraktaki tüm canlıları öldürüyor, toprağı mineral yönünden fakirleştirip yok ediyor. roundup kullanılarak çeşitliliği yok edilen milyonlarca hektar toprak var ne yazık ki...
----------------------------------------------
monsanto'nun, arjantin'de gdo'lu soya, mısır, buğday, ayçiçeği vb sebze meyve üretip ihraç etmeye başlamasıyla ülkedeki köylüler geleneksel tohum üreticiliğini ve saklamayı bırakmaya başladılar. gdo'lu soya fasulyesi ekilen alan 16 milyon hektar büyüklüğüne ulaştı.
ihracattan para geliyor, ama bir yandan da yerli tohum ve tarım bitiyordu.
aynı gdo'lu ürünler hayvan yemi olarak da kullanılıyordu.
fakat bu yüzden dünyanın en gelişmiş hayvancılık ülkelerinden olan kaliteli süt ve et üretimi ile bilinen arjantin'de hayvancılık ürünleri üretimi düşmeye başladı ve arjantin kendini uruguay'dan süt ithal ederken buldu...
aynı arjantin'de pirinç üretimi yüzde 44, mısır üretimi yüzde 26, ayçiçek üretimi yüzde 34, domuz üretimi yüzde 36 düştü. bu ürünlerin fiyatları yüzde 150 ila yüzde 300 arasında arttı.
hayvan yemi üretilecek bu ürünlerdeki artış tüm tarım ve hayvancılık fiyatlarına yansıdı ve 2002'deki ekonomik krizle birlikte halk ayaklanması başladı.
halk ayaklanmasından korkan hükümet, monsanto'nun yardımlarıyla halka bedava yiyecek dağıtmaya başladı...
işte arjantin'de üretilip ihrac edilen bu gdo'lu soyalar gemilerle türkiye'ye geliyordu.
hatta arjantin'den türkiye'ye soya getiren bir gemi, 2003 yılında greenpeace tarafından brezilya açıklarında durduruldu.
gemiden numuneler alındı, incelendi ve ürünlerin gdo'lu olduğu ortaya çıktı.
şayet greeppeace bu eylemi yapmamış olsaydı, o ürünler bizim mersin limanına boşaltılacaktı.
bu gemi türkiye'ye gelen onlarca gemiden biriydi. yakalanmıştı. peki ya yakalanmayanlar?
işte, ülkemizde gıda terörünü domine eden bu şirketin faaliyetleri özellikle akp döneminde ziyadesiyle arttı, şu an gdo'lu tohum pazarının ve soya, mısır ithalatının lideri durumunda.
şirketin "tohum dedektifleri" meşhur, bu tohum dedektiflerini ayrı bir yazıda anlatacağım.
güya dünyada açlığı ve kıtlığı bitirmek için gdo'lu tohum üretimi yapan bu insanlığa faydalı(!) şirket, bu tohum dedektifleri vasıtasıyla, akp'nin çıkardığı tohum yasasına dayanarak yerli tohumculuğu bitiriyor, her şeye rağmen yerli tohum saklayan köylülerin ceza alması için elinden geleni yapıyor...
ayrıca mahkeme kararı ile hakkında yazılan olumsuz yazıları kaldırtmakla da ünlü bir şirket. bu yazı da muhtemelen mahkeme kararıyla kaldırılır, ama kaldırılana kadar 5-10 kişi okusa fayda faydadır...
(bkz: cargill/#39103501)
monsanto 1901'de abd'de kurulmuş küresel bir şirket. şirketin bilinirliği abd'de sakarin'i ilk olarak üretmesinden kaynaklanıyor.
sakarin üretimi ile büyüyen şirket daha sonra kafein, vanilin ve çeşitli sakinleştirici ürünler üretmeye başladı.
1920 yılından itibaren bir kimya devi haline geldi.
40'lı yıllarda ise hepimizin çocukluğundan bildiği ddt adı verilen zehiri üretti.
monsanto'nun ürettiği ddt, 1970'lerde yasaklanana değin pek çok balık ve kuş türünün yok olmasına sebep oldu.
50'li yıllarda petrol esaslı gübre ve silikon üretimine başladı.
monsanto zehir saçmaya ve bu zehirler ile katliama vietnam savaşında da devam etti.
vietnam'da abd ordusunun ilerleyişini durduran sık orman ve bitki örtüsü monsanto'nun ürettiği yaprak dökücü zehirler ile aşıldı. (bkz: agent orange) bugün monsanto ürünlerinin serpildiği bu topraklarda halen bitki yetişmiyor ne yazık ki...
bu esnada monsanto nükleer silahların gelişmesine katkıda bulundu.
monsanto 70'lerde gdo araştırmalarına girdi ve 1982'de ilk defa bir bitkinin genetiğini değiştirmeyi başardı.
80'li yılların ikinci yarısında ise genetiği değiştirilmiş soya ürünleri ile abd piyasasına hakim olmaya başladı.
yine 90'larda inek sütünü arttırıcı gdo'lu hormonları piyasaya sürdü.
monsanto bütün bunları yaparken abd'de gerek cumhuriyetçi, gerek demokratlar olsun iktidarda kim varsa hepsi tarafından desteklendi.
zira abd gıda koruma dairesi (bkz: fda) ve abd çevre koruma kurumu (bkz: epa) gibi kuruluşların kilit noktalarında hep kendi adamları vardı.
hatta monsanto'nun siyasi uzantıları bunlarla da sınırlı kalmadı, abd anayasa mahkemesinden tutun da, obama'nın tarım danışmanına kadar her yerde monsanto için çalışan insanlar vardı.
monsanto 1997 yılında "tarım ilaçlarıyla" türkiye pazarına giriş yaptı. bir sene sonra da stratejik ortağı cargill'in türkiye'deki tohumculuk bölümünü satın aldı.
monsanto'nun türkiye'deki yegane amacı gdo'lu tohumlarını ve hayvan yemlerini türk piyasasına satmak ve yine kullancığı tarım ilaçları ile türk tarımını bitirmek.
sadece türkiye'de değil, girdiği her ülkede uyguladığı strateji bu monsanto vb firmaların.
örneğin wikileaks belgelerinde bu küresel terörist şirketin fransa'da yasaklanan gdo'lu mısır üretimi faaliyetleri sonrası abd hükümeti aracılığıyla fransa'ya karşı bir ticari savaş açılmasına dair belgeler ortaya çıktı.
syngenta ve monsanto gibi dünya devi şirketler cargill'in üreteceği mısır şurubu için türkiye'de mısır üretimine başladılar.
tabi ekilen mısırların gdo'lu olduğunu belirtmemize gerek yok sanırım.
bu arada monsanto 2016'da bir başka dünya devi bayer tarafından satın alınmıştır, lakin bu satın alma/satılma aslında iki dünya devinin birleşmesidir.
(bkz: dünya tarım piyasasının hakimi küresel şirketler)
yukarıda monsanto'nun vietnam'da yaptığına kısaca değindik.
bakın aynı şirket tarım ve hayvancılık devi arjantin'in başına nasıl çoraplar örmüş;
1996'da monsanto, arjantin'de "roundup ready" adlı soya fasulyesi tohumlarının üretim ve dağıtım lisansını aldı. o yıllar arjantin sıkıntı içindeydi ve rockefeller vakfı(monsanto'nun ortağı)'nın tavsiyesi ile arjantin dış borçlarını ödemek için gdo'lu soya fasulyesi üretimini kabul etmişti. (not: bu arada bill gates'te monsanto'nun ortaklarından biridir.)
------------------------------
bu arada monsanto'nun geliştirdiği "roundup" adlı güya "zararlı otları öldüren kimyevi madde" tarlaya ekilen tohuma bulaştırılıyor, bu gdo'lu tohum dışında topraktaki tüm canlıları öldürüyor, toprağı mineral yönünden fakirleştirip yok ediyor. roundup kullanılarak çeşitliliği yok edilen milyonlarca hektar toprak var ne yazık ki...
----------------------------------------------
monsanto'nun, arjantin'de gdo'lu soya, mısır, buğday, ayçiçeği vb sebze meyve üretip ihraç etmeye başlamasıyla ülkedeki köylüler geleneksel tohum üreticiliğini ve saklamayı bırakmaya başladılar. gdo'lu soya fasulyesi ekilen alan 16 milyon hektar büyüklüğüne ulaştı.
ihracattan para geliyor, ama bir yandan da yerli tohum ve tarım bitiyordu.
aynı gdo'lu ürünler hayvan yemi olarak da kullanılıyordu.
fakat bu yüzden dünyanın en gelişmiş hayvancılık ülkelerinden olan kaliteli süt ve et üretimi ile bilinen arjantin'de hayvancılık ürünleri üretimi düşmeye başladı ve arjantin kendini uruguay'dan süt ithal ederken buldu...
aynı arjantin'de pirinç üretimi yüzde 44, mısır üretimi yüzde 26, ayçiçek üretimi yüzde 34, domuz üretimi yüzde 36 düştü. bu ürünlerin fiyatları yüzde 150 ila yüzde 300 arasında arttı.
hayvan yemi üretilecek bu ürünlerdeki artış tüm tarım ve hayvancılık fiyatlarına yansıdı ve 2002'deki ekonomik krizle birlikte halk ayaklanması başladı.
halk ayaklanmasından korkan hükümet, monsanto'nun yardımlarıyla halka bedava yiyecek dağıtmaya başladı...
işte arjantin'de üretilip ihrac edilen bu gdo'lu soyalar gemilerle türkiye'ye geliyordu.
hatta arjantin'den türkiye'ye soya getiren bir gemi, 2003 yılında greenpeace tarafından brezilya açıklarında durduruldu.
gemiden numuneler alındı, incelendi ve ürünlerin gdo'lu olduğu ortaya çıktı.
şayet greeppeace bu eylemi yapmamış olsaydı, o ürünler bizim mersin limanına boşaltılacaktı.
bu gemi türkiye'ye gelen onlarca gemiden biriydi. yakalanmıştı. peki ya yakalanmayanlar?
işte, ülkemizde gıda terörünü domine eden bu şirketin faaliyetleri özellikle akp döneminde ziyadesiyle arttı, şu an gdo'lu tohum pazarının ve soya, mısır ithalatının lideri durumunda.
şirketin "tohum dedektifleri" meşhur, bu tohum dedektiflerini ayrı bir yazıda anlatacağım.
güya dünyada açlığı ve kıtlığı bitirmek için gdo'lu tohum üretimi yapan bu insanlığa faydalı(!) şirket, bu tohum dedektifleri vasıtasıyla, akp'nin çıkardığı tohum yasasına dayanarak yerli tohumculuğu bitiriyor, her şeye rağmen yerli tohum saklayan köylülerin ceza alması için elinden geleni yapıyor...
ayrıca mahkeme kararı ile hakkında yazılan olumsuz yazıları kaldırtmakla da ünlü bir şirket. bu yazı da muhtemelen mahkeme kararıyla kaldırılır, ama kaldırılana kadar 5-10 kişi okusa fayda faydadır...
orospu çocuğu bir şirket.
(bkz: beter ol)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar