bugün
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
- uyudun mu11
- hayattan beklentiler8
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i22
- şeffaf ayakkabı9
- 81 ilde sığınak yapılması7
- kafasında konuşan sesi uzaylı zannetmek6
- patso3
- kadın bacağı paylaşan mehdi4
- adana dürüm vs adana porsiyon2
- deliler bize ne anlatıyor sorunsalı7
- queen ravenna ve cinleri14
- sinek as5
- olgunlaştıkça farkına varılan şeyler4
- insanı yoran duygular6
- bir zihinden diğer zihne geçen memler8
- gammazların gizli hesapları görebilmesi2
- manifestten hangi kızla sevişirdin16
- gebze yi gebze yapan şeyler3
- spora başladım4
- at eti yemek3
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular12
- sözlüğün en kültürlü yazarı2
- öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler5
- tavuğun neden kanatları var11
- karabüyü yapılan kaynananın hala yaşaması7
- beni affettiğini söylesin gideyim10
- sözlük şifresinin uzaylılar tarafından çalınması6
- ahlak abartılmış balon bir kavramdır5
- sözlükte üzdüğüm yazarlar11
- pandela 310
- sueda uluca silvermist benzerliği11
- özgüven3
- komünistlerin tatar sürgünü2
- izmir yanıyor5
- sözlüğün en masum yazarları18
- hayatın insana diz çöktürmeye çalışması5
- taliban7
- uludağ sözlük deli istilası4
- 3 yaşındaki elif'i göz göre göre ezen kadın sürücü12
- hastanede kendini siktiren güvenlik kız2
- sonbahar depresyonu4
- karton toplayan birini görseniz naparsınız5
- öldükten sonraki ilk 1 milyar yıl4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı8
- kuru patlıcan dolması4
- s'i l v'e r m'i s t35
- bilim ve materyalizm her şeyi açıklamaz4
- kulaklık6
- kadınların cinsel cinsel konuşması3
Modernizm, aydınlanmayla birlikte ortaya çıkan, hümanizm ve demokrasi temeli üzerine yükselen bir düşünce sistemidir. «Modern» kavramının kökeni oldukça eskiye dayanmaktadır: «Modern» köken itibariyle Latince bir kelime olan «modo» (son zamanlar, tam şimdi)’den türetilen modernus teriminden gelen bir sözcüktür.
Klasik Çağ”dan "Modernizm"e geçiş önemli bir belirleyenin yön değiştirmesiyle mümkün olabilmiştir. Klasik çağda dinin ve kilisenin egemenliği altında olan Batı düşünce dünyası ‘modernizm’ ile din etkisinden kurtularak buluşabilmiştir. Bu, Modernizme geçişin en önemli belirleyicisi olarak görülmektedir çünkü modernzimle birlikte akıl ve aklın egemenliğinde ortaya çıkan felsefi ve bilimsel söylemler her türlü yaklaşımı yeniden şekillendirilmiştir. Bu süreçte dinin kutsal, soyut ve Tanrı temelli açıklamalarının yerinibilimsel, somut ve akıl odaklı değerlendirmeler almıştır. Pozitivizizm, rasyonalizm, emprizm, varoluşçuluk gibi felsefi akımlar toplumsal hayatı ve bilimsel yaklaşımı belirleyen önemli felsefi söylemler oldu.
Foucault’nun görüşleri çerçevesinde yapılan çalışmalara göre Modernizmi 18. Yüzyılda Aydınlanma ile başlayarak 20. yüzyılın ilk yarısına kadar olan süre içerisinde değerlendirmek mümkün olabilmektedir. Söz konusu dönemin temel kavramları rasyonellik, aklın egemenliği, mantık, bilimsel ve evrensel doğrular, sistematik düşünme ve pozitivizm olmuştur. Modernizmde aydınlanmanın ilkelerini temel alınmıştır. Bu çerçevede akıl ve bilim ilerlemenin aracı olarak görülür; nesnel ve evrensel bilgiye akıl ve deney yoluyla ulaşılabileceği temel savına dayanılır. Modernizmin siyasal ve kültürel özellikleri ise ilerlemeci tarih anlayışı, dindışı siyasal ve toplumsal hayattır.
Modernizmin temel karakteristikleri konusunda bir mutabakat olduğunu söylemek zorsa da bir çerçeve çizmek mümkün olabilmektedir. Farklı düşünürler bu karakteristikleri farklı olarak tanımlamakta ve ele almaktadır. Örneğin Modernizmin temel karakteristikleri literatürde farklılık göstermektedir. Örneğin, Pippin’e göre bu karakteristikler şöyle sıralanmaktadır:
-Üzerinde tefekkür edilecek olan bir tabiat anlayışından ziyade yönetilecek bir tabiat düşüncesi,
-Tabiata materyalistik ve matematikleştirilebilir bir yaklaşım,
-Açıklamada nihai neden fikrinin reddi,
-Bilgi ile ulaşılabilecek sonlara yönelik realistik bir yaklaşım,
-Temelinde bilimsel bilginin bulunduğu ilerlemeye yönelik genel inanç.
Pippin’den farklı olarak Lawrence j. Hatab ise, modernizmin eleştiri, rasyonalite, sübjektivizm ve optimizm olarak dört temel karakteristiği bulunduğunun altını çizer.
Klasik Çağ”dan "Modernizm"e geçiş önemli bir belirleyenin yön değiştirmesiyle mümkün olabilmiştir. Klasik çağda dinin ve kilisenin egemenliği altında olan Batı düşünce dünyası ‘modernizm’ ile din etkisinden kurtularak buluşabilmiştir. Bu, Modernizme geçişin en önemli belirleyicisi olarak görülmektedir çünkü modernzimle birlikte akıl ve aklın egemenliğinde ortaya çıkan felsefi ve bilimsel söylemler her türlü yaklaşımı yeniden şekillendirilmiştir. Bu süreçte dinin kutsal, soyut ve Tanrı temelli açıklamalarının yerinibilimsel, somut ve akıl odaklı değerlendirmeler almıştır. Pozitivizizm, rasyonalizm, emprizm, varoluşçuluk gibi felsefi akımlar toplumsal hayatı ve bilimsel yaklaşımı belirleyen önemli felsefi söylemler oldu.
Foucault’nun görüşleri çerçevesinde yapılan çalışmalara göre Modernizmi 18. Yüzyılda Aydınlanma ile başlayarak 20. yüzyılın ilk yarısına kadar olan süre içerisinde değerlendirmek mümkün olabilmektedir. Söz konusu dönemin temel kavramları rasyonellik, aklın egemenliği, mantık, bilimsel ve evrensel doğrular, sistematik düşünme ve pozitivizm olmuştur. Modernizmde aydınlanmanın ilkelerini temel alınmıştır. Bu çerçevede akıl ve bilim ilerlemenin aracı olarak görülür; nesnel ve evrensel bilgiye akıl ve deney yoluyla ulaşılabileceği temel savına dayanılır. Modernizmin siyasal ve kültürel özellikleri ise ilerlemeci tarih anlayışı, dindışı siyasal ve toplumsal hayattır.
Modernizmin temel karakteristikleri konusunda bir mutabakat olduğunu söylemek zorsa da bir çerçeve çizmek mümkün olabilmektedir. Farklı düşünürler bu karakteristikleri farklı olarak tanımlamakta ve ele almaktadır. Örneğin Modernizmin temel karakteristikleri literatürde farklılık göstermektedir. Örneğin, Pippin’e göre bu karakteristikler şöyle sıralanmaktadır:
-Üzerinde tefekkür edilecek olan bir tabiat anlayışından ziyade yönetilecek bir tabiat düşüncesi,
-Tabiata materyalistik ve matematikleştirilebilir bir yaklaşım,
-Açıklamada nihai neden fikrinin reddi,
-Bilgi ile ulaşılabilecek sonlara yönelik realistik bir yaklaşım,
-Temelinde bilimsel bilginin bulunduğu ilerlemeye yönelik genel inanç.
Pippin’den farklı olarak Lawrence j. Hatab ise, modernizmin eleştiri, rasyonalite, sübjektivizm ve optimizm olarak dört temel karakteristiği bulunduğunun altını çizer.
Aydınlanmadan başlayarak batı felsefesinin her geÇen gün yeni bir savı ile güÇlendirilen, rasyonal düşünce, seküler toplum, demokratik devlet, özgür fert merkezli mefhum...
Klasik anlamıyla modernizm, 19. yüzyılda kültür, sanat ve bilimde gerçekleşen değişimleri ifade etmektedir.
Modernizm, bir kavram olarak belli bir semantiği ifade etmektedir. Bu semantiğin içinde pozitivizm ve sekülerizmin dışında evrensellik, akılcılık, mantık, bilimsellik, algoritmik, sistematik düşünme, naturalizm, sembolizm, kübizm, ekspresyonizm, fütürizm, sürrealizm, yapısalcılık gibi kavramaları/olguları bulmak mümkündür. Modernite, kapitalist dönüşüm, aydınlanma aynı anlamı ifade edecek biçimde birbirleri ile özdeş olarak kullanılabilmektedir. Gencay Şaylan’ın yaptığı bu tespite dayanarak kapitalist dönüşümün, ekonomik vurguladığını ve yaşam biçimini değiştirdiğini; Aydınlanmanın, toplumsal dönüşümün düşünce biçimini yansıttığını; modernitenin ise bahsedilen dönüşümden bugüne kadar gelinen tarihsel dönemi, bu tarihsel dönem içinde ortaya çıkan tutum ve düşünceleri ifade etmektedir. Bu bilgiler ışığı altında modernizmi derinlemesine incelemeden önce onu oluşturan belli başlı yapı taşlarına bakalım. Bunlar;
1-Dinselliğin yerine bilimin geçmesi
2-Yaşama, ekonominin egemen olması
3-Kentlerin ön plana çıkması
4-Oligarşi ve Monarşilerin yıkılıp siyasal sistemlerin demokratikleşmesi
5-Yeni türde toplumsal kimliklerin toplumsal bütünleşme de belirleyici olması
Bütün bu sayılanlar çerçevesinde Rönesans, Reformasyon, Aydınlanma, Burjuvazi’nin Doğuşu ve Kapitalist Dönüşüm, Sanayi Devrimi modernleşme süreci içinde modernizmi ortaya çıkaran yönlendirici olgular olmuştur.
Modernizm, bir kavram olarak belli bir semantiği ifade etmektedir. Bu semantiğin içinde pozitivizm ve sekülerizmin dışında evrensellik, akılcılık, mantık, bilimsellik, algoritmik, sistematik düşünme, naturalizm, sembolizm, kübizm, ekspresyonizm, fütürizm, sürrealizm, yapısalcılık gibi kavramaları/olguları bulmak mümkündür. Modernite, kapitalist dönüşüm, aydınlanma aynı anlamı ifade edecek biçimde birbirleri ile özdeş olarak kullanılabilmektedir. Gencay Şaylan’ın yaptığı bu tespite dayanarak kapitalist dönüşümün, ekonomik vurguladığını ve yaşam biçimini değiştirdiğini; Aydınlanmanın, toplumsal dönüşümün düşünce biçimini yansıttığını; modernitenin ise bahsedilen dönüşümden bugüne kadar gelinen tarihsel dönemi, bu tarihsel dönem içinde ortaya çıkan tutum ve düşünceleri ifade etmektedir. Bu bilgiler ışığı altında modernizmi derinlemesine incelemeden önce onu oluşturan belli başlı yapı taşlarına bakalım. Bunlar;
1-Dinselliğin yerine bilimin geçmesi
2-Yaşama, ekonominin egemen olması
3-Kentlerin ön plana çıkması
4-Oligarşi ve Monarşilerin yıkılıp siyasal sistemlerin demokratikleşmesi
5-Yeni türde toplumsal kimliklerin toplumsal bütünleşme de belirleyici olması
Bütün bu sayılanlar çerçevesinde Rönesans, Reformasyon, Aydınlanma, Burjuvazi’nin Doğuşu ve Kapitalist Dönüşüm, Sanayi Devrimi modernleşme süreci içinde modernizmi ortaya çıkaran yönlendirici olgular olmuştur.
kısaca lider Atatürk'tür.
candır.
candır.
modernizm, modernite ile çok karıştırılır. yada tam tersi. ama karıştırılır.
kısaca;
modernite: kurumsal (bilim/teknoloji/ekonomik...) açıdan örgütlenmedir.
modernizm: modernitenin kültürüdür. yani, modern toplumların fikren, kültürel, sanat ve kısaca ideolojik açıdan üst yapısıdır.
modernleşme ise bu ikisinin ele alındığı ve yola konulduğunda, atılan adımların kendisidir. az gelişmişlikten, çok gelişmişliğe doğru olur. daima, ileriye doğru bir durum söz konusudur.
18. yüzyılda ortaya atılan, aydınlanma ve pozitivist* anlayışla başlayan, rasyonel (akılcı) harekettir.
fakat ikinci dünya savaşı sonrası, vaat edilen, söylenen, olur denilen fikirlerin/düşüncelerin, refah toplumun gerçekleşmemesi üzerine, hatta yaşanan açlık, sefalet, yoksulluk, az gelişmişliğin çaresizliği, üstüne üstlük yaşanan bilimsel gelişmelerin ışığında, ortaya çıkan acımasız savaşların sonucu postmodern düşünce ortaya çıkmıştır.
*pozitivist: olguculuk olarak türkçeleştirilen kavram, olguların gözlem, deney ve testlerle ifade edilebileceği ve bilimsel bilginin bu yollarla sınırlı olduğunu söylememektedir. yöntemi, tektir ve o da, ampirik yani duyumsal ve deneysel olduğudur. geriye kalan tüm bilgi türlerini de reddeder.
kısaca;
modernite: kurumsal (bilim/teknoloji/ekonomik...) açıdan örgütlenmedir.
modernizm: modernitenin kültürüdür. yani, modern toplumların fikren, kültürel, sanat ve kısaca ideolojik açıdan üst yapısıdır.
modernleşme ise bu ikisinin ele alındığı ve yola konulduğunda, atılan adımların kendisidir. az gelişmişlikten, çok gelişmişliğe doğru olur. daima, ileriye doğru bir durum söz konusudur.
18. yüzyılda ortaya atılan, aydınlanma ve pozitivist* anlayışla başlayan, rasyonel (akılcı) harekettir.
fakat ikinci dünya savaşı sonrası, vaat edilen, söylenen, olur denilen fikirlerin/düşüncelerin, refah toplumun gerçekleşmemesi üzerine, hatta yaşanan açlık, sefalet, yoksulluk, az gelişmişliğin çaresizliği, üstüne üstlük yaşanan bilimsel gelişmelerin ışığında, ortaya çıkan acımasız savaşların sonucu postmodern düşünce ortaya çıkmıştır.
*pozitivist: olguculuk olarak türkçeleştirilen kavram, olguların gözlem, deney ve testlerle ifade edilebileceği ve bilimsel bilginin bu yollarla sınırlı olduğunu söylememektedir. yöntemi, tektir ve o da, ampirik yani duyumsal ve deneysel olduğudur. geriye kalan tüm bilgi türlerini de reddeder.
Bundan 20 yıl önce babasının yanında konuşamayan insanların şimdi oğulları tarafından fırça yemesidir.
Seçmeli olarak aldığım ve lanet ettiğim derstir. Karl Marx bahsediliyor Das Kapital konuşuluyor kaç cilt olduğunu bilmiyor kapalı hocamız.
Modernizm adı altında topluma aşılanan öğeler ile toplumsal ahlaki değerlerimizi tek tek kaybetmekteyiz. Vefa, vicdan, hatır, saygı, sevgi, sadakat, tahammül, hoşgörü gibi huzuru çağrıştıran ilkel ama evrensel olan kavramların yerini; vefasızlık, vicdansızlık, hatır bilmezlik, saygısızlık, sevgisizlik, sadakatsizlik, tahammülsüzlük, hoşgörüsüzlük, doyumsuzluk gibi kaosu çağrıştıran modern hissiyatsızlıklar almış durumda. Bu kaos doğurma potansiyeli yüksek olan modern hissiyatsızlıklar, kimileri tarafından özgürlüğün tanımı olarak ele alınarak, modern insanın kişisel özgürlüğünü ya da kişisel özgürlük anlayışını hissiz bir insana indirgiyor. Bu noktada, sosyal ilişkilerimizde huzuru ve hoşgörüyü arayışımız; akıl ve ruh sağlığı küflenmiş, sözde aydın ve sözde bilge insanların topluma kötü niyetli önderlik etme insafsızlığını kendilerinde bulmaları ile yavaş yavaş son bulmaktadır.
Modern kültür, bence, bu hissiyatsızlıklardan kaynaklanan çatışmaların doğurduğu bir kaos kültürüdür. Umarım gelip geçicidir.
Modern kültür, bence, bu hissiyatsızlıklardan kaynaklanan çatışmaların doğurduğu bir kaos kültürüdür. Umarım gelip geçicidir.
pozitivizm denen akımla kol kola yürüyen, metafiziği öcü olarak gören, metafiziksiz bilim olamayacağını düşünen, lineer neden sonuç ilişkilerinden sıyrılamayan sığ filozof ve bilim adamlarını içinde barındıran;
batının ilerlemesinin, batı tarzı düşünmenin, toplumsallık yerine bireyselciliğin; dişi kültür (empati, hoşgörü vs.) yerine erkek kültür (saldırganlık, zafer) gelişmeler neticesinde savaşlarda artışa neden olan gelişmeleri yaşatan,
türk toplumuna kültürel olarak uymayan bir akımdır.
batının ilerlemesinin, batı tarzı düşünmenin, toplumsallık yerine bireyselciliğin; dişi kültür (empati, hoşgörü vs.) yerine erkek kültür (saldırganlık, zafer) gelişmeler neticesinde savaşlarda artışa neden olan gelişmeleri yaşatan,
türk toplumuna kültürel olarak uymayan bir akımdır.
öyle herkesin ülkemizde sandığı gibi içip sıçıp bir gün onla bir gün bunla takılmak değildir. her insanın fikirlerini düşüncelerini sevmeseniz bile saygı göstermektir. herkese kim olursa olsun saygılı davranmaktır. kendini geliştirmektir... böyle devam eder gider işte.
Kapitalizmi ayakta tutan en büyük güç.insanları maddi şeyler için maymuna çevirip utanmadan bir de maymundan geldiğine ciddi ciddi inandırmaya çalışan çöplük.Günümüzün yapmacık dünyası.
üç asır zaman farkına rağmen mimar sinan'ın da katkıda bulunduğu akım. şöyle ki; 20. yy başında, mimari modernizmin öncüsü le corbusier tarzını oluşturmadan önce çıktığı bir gezide istanbul'da çarpıcı bulduğu bir detayla karşılaşmış ve çok etkilenmiş. topkapı sarayı'nın mutfak bölümü.
sarayın marmara denizi'ne bakan cephesinde sıra kubbeler ve onların üzerinde bacaları var. bunlar mutfakları oluşturuyor. bu sıradışı bir durum çunkü o dönem cephe dediğin süslü olmalı. bu yapıda ise biçim işlevi takip ediyor(modernizmin en önemli kuralı) yani sadece işlevsel özelliği olan bacalarla görsel bir tasarım yapılmış.
topkapı sarayı'nın bu mutfak bölümü ise mimar sinan'ın eseridir.
sarayın marmara denizi'ne bakan cephesinde sıra kubbeler ve onların üzerinde bacaları var. bunlar mutfakları oluşturuyor. bu sıradışı bir durum çunkü o dönem cephe dediğin süslü olmalı. bu yapıda ise biçim işlevi takip ediyor(modernizmin en önemli kuralı) yani sadece işlevsel özelliği olan bacalarla görsel bir tasarım yapılmış.
topkapı sarayı'nın bu mutfak bölümü ise mimar sinan'ın eseridir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar