bugün

Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim.
sahip olduğumuz en değerli şey.. (bkz: albert einstein)
bilim, ancak felsefenin bir alt kolu olarak mesru varligini devam ettirebilecek bir alan olmasina ragmen, bircok noktada ancak teorilerle destekleniyor olmasi sebebiyle felsefenin tersine spekulatif bir kurumdur.
1953 yılında %100 Türk sermayesi ile kurulmuş olan bir ilaç firması.
kökü bilmek fiili olan türemiş isim.
Ayrıca somut sonuçların alındığı her türlü uğraş dalına son zamanlarda bu ad verilmektedir.
doğanın kanunlarını anlamaya yönelik yapılır, deney ve gözleme dayalıdır, sistemli çalışmalar sonucu ortaya çıkar.
felsefi olarak inkârdan geçen bir algısal yaklaşımdır.

akıl ve neden tabanlı bir farkındalık "algısı" olan bilim, kuramsal ya da deneysel olarak gözlemlenemeyen hiç bir şeyle ilgilenemez. gerçekliği önceden doğaüstü olarak telakki edilen şeyleri nedenler ve sonuçlar olarak ayırır ve bilimsel açıklamalarını getirir.

bilimin başlangıç noktası "sıfır"dır. herhangi bir takım dogmalar değildir. dogmalarla başlayan bilim, bilim değil ancak ve ancak laf salatası, lakırdıdır*.
(bkz: bilim org)
felsefenin ekürisidir. felsefe "düşünür", bilim "yapar". bazen felsefe bilimin olmadığını yaptıklarının yanlış olduğunu düşünür, bazende bilim felsefenin düşündüklerini yanlış çıkartır ama genelde birbirini tamamlarlar.

çoğu bilim adamı aynı zamanda iyi birer felsefecidirde. yaptıklarıyla yetinmezler aynı zamanda yapılabilecekleri bir felsefe olarak ortaya atar ve ilerisi için açık kapı bırakırlar

bilimde bir şeyin "kanun" olarak adlandırılmasının zorluğunun nedeni de felsefeyle sahip olduğu birlikteliktir.
bilim, neşv-ü nemasını doğmaya borçlu olmasından öte, kendi içerisinde aksiyom diye tabir edilen doğmalara sahiptir. aksiyomları ispatlayamazsınız ama sezgisel olarak doğru olduğunu kabul eder ve bilmi bu aksiyomlar üzerine inşa edersiniz.
Kötüye kullanılabileceği çok sayıda fırsat olsa da bilim yeni uluslar için yoksulluk ve gerilikten çıkışı gösteren altın yol olabilir. Bilim ulusal ekonomileri ve küresel uygarlığı ayakta tutar. Bilimsel gerçekler yerleşik inançlara meydan okuyabilir. Ürünleri siyasetçilerin ya da sanayicilerin ellerine teslim edildiğinde, kitle tahrip silahlarına ya da çevre için ölümcül tehditlere dönüşebilir. Bilimin doğrudan gözlenir başarısı, aklın yolundan gelir. Bilim gerçek konusunda TEKEL dir.

Bilim bizi, önceden bildiklerimiz ya da sandıklarımızla uyuşmasa da gerçekleri kabul etmeye çağırır. Alternatif hipotezler geliştirip gerçeğe en uygun düşenleri belirlemeye yönlendirir. Rahatımıza düşüp eleştiriden kaçındığımız, umutlarla gerçekleri birbirine karıştırdığımız her defa da sahte bilim ve batıl inanış çukuruna yuvarlanıyoruz. Bilimin en önemli kurallarından biri, otoriteden gelen açıklamalara güvenmemektir. Bilimde yasaklı sorular, incelenmeyecek denli hassas konular, kutsal gerçekler yoktur.
ing: science.
Neden-sonuç ilişkisine dayalı olarak olgu ve süreçleri kuramsallaştıran ve bu kuramlarla gerçeği açıklayan sistematik bilgiler topluluğu.
http://www.bilimtarihi.org
http://www.radikal.com.tr...p?ek=ktp&haberno=6671
(bkz: ussal mitoloji)
+evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkaran hedeye nedir bilirmisin?
-he biliim
+harbiden bildi lan *
nesnel dünyaya ve bu dünyada yer alan olgulara ilişkin tarafsız gözlem ve sistematik deneye dayalı zihinsel etkinliklerin ortak adıdır.
ideolojilerle birlikte yürüyemeyen kavram.
emin kansu'nun deyimiyle bilimin üç türü vardır:
1. akli bilim:
oturup sorgulayan, araştıran, bulan, bulduğunu aktaran adamın yaptığı bilim.
2. nakli bilim:
textbookları, makaleleri, vsyi okuyup, sorgulamadan, merak etmeden, araştırmadan, üretmeden bunları başkasına aktaranın yaptığı iş. türkiye'deki yaygın bilim anlayışı.
3. nakdi bilim:
para, makam gibi her tür çıkar için kötüye kullanılan, çarpıtılan, ırzına geçilen bilim.
bilimle ilgili en ağırıma giden şey şudur:
insanların çoğu bilimin ne olduğunu bilmez, anlamaz, hatta küfreder ona.
bilim uğruna yapılanları takdir etmezler veya eleştirmezler. umurlarında bile değildir. ortaya konan teorileri veya işlemleri genellikle uygunsuz bulurlar.
ama yine aynı insanlar onun her türlü iyi yönünü sonuna kadar talep ederler. ilaçları isterler, genetik testleri isterler, televizyonları isterler, isterler de isterler.
ancak şu vardır ki onu anlamayıp takdir edemeyen, onu üretmeye çalışmayan ama onun her tür iyi yönünü talep edenler sonunda onu üretenler tarafından sömürülmeyi de peşinen kabul etmiş sayılırlar. ve bunun adil olmayan veya şeytani bir tarafı yoktur.
amerikaya küfrederken izlediğiniz televizyonu kimin icat ettiğini unutmayın.
bilim yalanlanabilir bilgidir. yalanlanamıyorsa "kabul"dür.
Bilim; doğa, toplum ve düşünceyle ilgili daha ileri bilgi edinmeye yönelik araştırma alanıdır.
Sokrates,Giordano Bruno ,Laurent Lavoisier ... gibi adamların sectikleri hayat şekli.bu onların ölümüne sebeb olmuştur.
bilimin ne olduğuna dair yazdığım bir öykü:

Ateş

Üçüncü ders başlamak üzereydi. Hoca son birkaç dakikayı bekliyordu amfide. Birinci sınıf tıp amfisinde o gün yüzden fazla öğrenci vardı. Pencereleri olmayan, içindeki genç insanlar olmadan havasız bir mezardan farksız amfide ders zamanı gelmişti. O günkü antropoloji dersinde insanın evrimi anlatılacaktı. Homo erectus ve diğerleri, primatlar ve Darwin tabii ki. Ve ders başladı. Fakat profesör derse başlayalı henüz birkaç dakika geçmişti ki hemen itirazlar duyuldu. Bunların saçmalık olduğunu söyleyen öğrenciler evrimi reddediyordu. Tek yaratıcının Tanrı olduğunu bağırarak hocayı susturmaya uğraşıyorlardı. Tartışma ilerledikçe hocanın sabrı taştı. "Sessizlik!" diye bağırdı ve cebinden bir çakmak çıkardı. Herkes susmuş çakmağa bakıyordu. "Burada bilim öğrenmek için bulunuyorsunuz. Size önce bilimin ne olduğunu öğretmek lazım ki ne için burada olduğunuzu idrak edesiniz." Ve ışıkları kapattı. Tık, tık, tık... Koca amfide onlarca öğrenci şimdi sonsuz bir karanlıktaydı. Kimse konuşmuyordu, sadece bekliyorlardı. Ve birden zifiri karanlığın içinde bir kıvılcım parladı. "işte bu ateş elimizdeki yegâne aydınlanma aracı yani bilim ve akıldır. Bu ateşin ışığında aydınlanansa bilebileceğimiz yegâne gerçek bilgidir. Yani bu koca, karanlık ve bilinmezlerle dolu evrende bize bir şeyleri gerçekten gösterebilecek tek araç olan bu ateş güvenebileceğimiz tek bilgi kaynağıdır. O halde bilim ve aklı tek rehber kabul eden üniversitede size öğretilecek tek bilgi ve disiplin de işte bu ateşin ışığında hazırlanandır. Bu ateşin ulaşamadığı karanlıkta ise ancak gölgeler ve kara bir bilinmez vardır. Karanlıkta kalanın ne olduğu ise ancak sezgi ve tahminle yorumlanabilir. Bu tahmin doğru da olabilir yanlış da. işte sizin ödeviniz bu ateşi tek rehber ve onun aydınlattığını ise bilinen tek gerçek bilgi kabul etmek, göreviniz ise bu rehberi ve bilgiyi kullanarak karanlıktakileri de aydınlatmak, tahminlerin gerçekliğini açığa çıkarmak ve bu rehberi ve bilgiyi daha iyi hale getirmektir. O zamana kadar ise karanlık sizin için her zaman ancak bir şüphe kaynağı, o karanlıktakilere inanmak ise sizin için bir kişisel inanç meselesi olarak kalmalı ve ateşin aydınlığından daima ayrı tutulmalıdır, kıyaslanmamalıdır. işte gerçek bilimsel yaklaşımın özü budur ve bunu kabul etmek kişisel bir tercihtir. Ancak bunu reddedenlerin burada işi yoktur. Çünkü bilimin geldiği bu nihai anlayış nice emek ile cana mal olmuştur ve insanlık bunun için yüzlerce hatta binlerce yıl beklemiştir. Gücü yadsınamaz ve geçerliliği gösterilebilen tek yaklaşım olan bu anlayışı nice zorlukların sonucu olarak işte burada, bu amfide gururla temsil eden ben de bizi aydınlatan bu yegâne ateşi ne pahasına olursa olsun savunmak amacındayım. Çünkü bu dünyada bizi insan gibi yaşatacak gücün tek kaynağını işte bu ateşte buluyorum. Elimizden alındığında soğuktan donacağımız, yem olacağımız veya karanlıklarda kör kuyuların dibini boylayacağımız bu ateşi ne pahasına olursa olsun savunmak ve büyütmek, yani sahiplenip kullanmak, yani sonuna kadar akılcı olup en gayretli çalışkanlıkla bir şeyler üretmek sizin de tek kurtuluşunuzdur. Şimdi bu anlayışı kabul edenlerle konuşacaklarım var. Bu anlayışı, yani aslında kendi akıllarını da reddedenler, onu eleştirmeyip karalayanlar, onu daha iyi hale getirmeyip yıkmaya uğraşanlar ise dışarı çıksınlar ve yeniden düşünsünler. Dünyada aklını satıp umut ve hayal çöplüğünün köle pazarlarında sürünen çoğunluğun yanında onlara da mutlaka yer bulunur."
Ve ateş söndü. Geriye kalan ise sessiz bir karanlıktı.
hakkında konuşulacaksa andavallık edilmemesi gereken, sadece gerçeklerle ilgilenen çalışmalar/disiplinler bütünü. kuramlarının, kurallarının, tezlerinin vs kanıtlar dahilinde sınandığı, bütün bunlar hakkında kanıt ve inanç arasındaki farkı bilmeyen palyaçoların çıkıp "çürüttüh bunu lah" diye yorum yapmaması gerekendir.
eğer bilim olmasaydı hastalıklara çare bulabilir miydik? hayır. sanırım bu bilimin en önemli faydalarından yalnızca bir tanesi. bilim, eşsiz bir hazinedir. sizlere 2 link vermek istiyorum; bilim ile ilgili geniş bilgi alabilirsiniz bu sitelerden: http://www.bilim.org , http://www.bilimbilmek.com.
doğru bir tanımlama, anlama ve kullanma klavuzu oluşturma çabası.
--spoiler--
ilim ilim bilmektir
ilim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Ya nice okumaktır

Yunus Emre
--spoiler--
"hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir, ilim ve fenden baska yol gösterici aramak gaflettir, dalalettir, cehalettir." demiş Atatürk bilim için.
şeytan oyunudur, fazlası küfre götürür. ayrıca siyonisttir, komünisttir, derin devletçidir ve masondur. aha bunlar da başlı başına pislik yuvaları gomonist mason derin devletçi inleridir:

(bkz: üniversite)
(bkz: tübitak)
kimine göre allah'ın varlığının, kimine göre ise yokluğunun; kimine göre insanın gücünün, kimine göre ise güçsüzlüğünün; kimine göre maddenin büyüklüğünün, kimine göre ise küçüklüğünün kanıtı olan; bana göre ise, insanın kendisini ve çevresini tanıma merakından ilerigelen ve insanın kendisini ve çevresini daha sağlıklı, iyi ve rahat yapma çabalarının oluşturduğu bir daldır efendim.
çin'de dahi olsa gidip bulunması gerekli şey.
bilim gerçeği bilmektir.
(bkz: mustafa kemal atatürk)
içler acısı bir anıyı hatırlatan kelimedir.
üniversite birinci sene.
prof: herkes bir kağıt kalem çıkarsın yazdıracağım soruyu cevaplasın. bilim nedir?
bir iki kişi dışında -ki ben bile doğru tanımı arıyordum kafamda- hiç kalem sesi yoktur sınıfta.
ve onlarca boş kağıt.
anlaşılamadığında felsefe sanılan teori ve pratik durumu
(bkz: karl marks)
nihilizmi çürütme çabası.
karış karış gezdiğim türkiye'de bulamadığımdır..bi buldurun n'olur..
bugün inkar eder yarın kabul eder, bugün kabul eder yarın inkar eder.
TOEFL sınavını verirsem bir parçası olacağım siyaset ve politikadan uzak durması gereken çok güzel olay.
kütleye sahip bir şeyi ışık hızında hareket ettirebilseydi,
bir şeyi yoktan var edebilseydi,

işte ozaman kutsal kitabın gökten nasıl ışınlandığına ve tanrının ise sapık zihinlerde nasıl yoktan var edilebildiğine bir ışık tutardı.

ve bir gün bilim bunları yaptığında, eminim ki ritüellerimizin amacı ve aracı değişecek.
türkiye'de alenen pozitivizm düşmanı olduğunu söyleyen tayyip hükümeti tarafından bafilenerek ölen, anası mikilen şey.
"yalnızca bilmediğini değil, bilemeyeceğini de bilmektir."

(bkz: celal şengör)
bilim, insanın evreni anlama kapasitesini artırmak amacıyla, önümüze çıkan sorunları parçalara ayırıp inceleyen bir yöntemdir. sadece ama sadece bir yöntemdir.
ancak evreni anlama çabamızda son derece çiğ bir araçtır.

araçta bir takım kusurlar olması, aracı kullananın hatasını gizlemez.

şöyle ki;
son 200 yıl içerisinde -tarihsel kayıt anlayışımızın geliştiği bir aralıktan bahsediyorum- bilimin insanlığa yadsınamaz faydaları olduğu rahatlıkla söylenebilir. kuduz aşısı, renkli diş macunu, uzayın fethi, uydu ve bilgisayar teknolojileri...

bu ilerleme muazzam ölçüde gerçekleşti. ancak getirilerinin yanında, götürülerini hiç düşünmedik.

1800'lerin başında dünya nüfusu 1 milyarken, gelişen imkanlar ve teknolojinin getirdiği rahatlıkla "200 yılda 5 milyar çoğaldık"
yine bilimin getirileri (!) sayesinde doğa hiç olmadığı kadar kirli. hiç olmadığı hızda yok oluyor. hepimizin bir ağaçtan düşme maceramız yok muydu? hepimiz erik ağaçlarında büyümedik mi, ilk kız arkadaşımızla incir ağacının tepesinden dünyaya bakmadık mı?

biliyor musunuz, şimdiki nesil ağaç nedir bilmiyor. bildikleri şey resim. ya da okul gezisiyle gördükleri belgrad.

daha da vahim olanı tüm dünya ülkeleri silahlanıyor. birbirimizi öldürmek için, evreni anlama amacımızı kullanıyoruz.

değil bir başkasını, kendimizi tanımayı bile reddediyoruz. kendi pisliğimizde boğulmaya mahkumuz. 2050de dünya nüfusu 9 milyar olacak ve kaynaklar tükenecek, savaşlar -en kötüsü de sıcak savaş olmayacak, nükleer savaş gerçekleşecek- artacak ve kendi pisliğimizde boğulacağız.

ne için? evreni anlamak için. sıçarım öyle anlayışa. ben ilkel olmak istiyorum. bunlar gibi; http://www.haberaktuel.com/amazon-ormanlarinda-tas-devrinden-kalma-ilkel-kabile-haberi-132675.html
hangimiz daha medeniyiz?!
Farkına varma eylemidir. Doğayı izleyen bilim adamları kıyaslama yoluyla farklılıkları gözlemler ve araştırırlar. Genellikle dikkat ve sabır isteyen bu işlemlerin ilk neticeleri olağan üstüdür.
Örneğin: Bir gurup bilim adamının salt ormanlık bir arazide izlediği maymunların hikayesi muhteşemdir.
Bilim adamları maymunların her mevsim çiftleştiğini ve neticesinde doğum yaptıklarını gözlemlerler. Ancak maymunların yılın bazı dönemlerinde çiftleşseler bile doğum yapamadıklarının farkına varırlar. Araştırmalar gösterir ki, maymunlar o dönemde başka bir meyve yerler. Araştırılan meyvenin bugünün doğum kontrol haplarınının ham maddesini teşkil ettiğini biliyormuydunuz ?
kedisi bile kendine güvenmeyendir.bilimi bilim yapan güvensizliği... zıddının ıspatlanabilmesi.... bugün doğru olanın yarın olmayabileceği gerçeği.... her zaman yenilenen değişen. yeninin eskiyi yıktığı en son olanın doğru kabul edildiği bilim...

bin yıl sonra bizi ilkel kabul edecek olan bilim....
doğmalar beni daha bi güzel aydınlatıyor.. en azından kendine güveni var doğmaların . kendinden emin.
çoğu zaman insana mutluluk verir.
fringe dizisinin temeli.
az sonra kızlar anlamaz denilebilir.
dindarlar işine geldiğinde allahı bununla kantılamaya çalışırlar. işine gelmediklerinde ise bilim de neymiş be daha bi şunun çözümünü bulamadılar, peygamber efendimiz miraca yükseldi bunlar daha uzaya çıkamadılar blæ blæ blæ.
bugün bilim metodolojik naturalizm gibi buluşlarında tanrının varlığını baştan inkar ederek buluşları açıklar.oysa orta çağlarda bunun tam tersi durum vardı, bir buluş yapıldığında önce tanrının varlığı baştan kabul edilip buluşlar yorumlanırdı.benim buradaki eleştirim bilimin yönteminedir,oysaki ne baştan bir kabul veya kabul etmeme gibi bir saplantıya girmemelidir bilim.bulguların ışığında bu değerlendirmeleri yapmalıdır.