bugün
- uyudunuz mu arkadaşlar6
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı23
- sözlükteki kızların bilgisiz olması13
- göbekli erkek vs kaslı erkek9
- domdom biraderin münih te yaşaması4
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- midye dolma5
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- bundesliga3
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- 2026 ekim ayı nasıl geçti3
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar6
- otobüste uludağ sözlükte takılan birini görmek7
- erkek komedyenlerin komik olmaması gerçeği3
- futbol14
- kadıköy5
- simge sağın'ın sahnede giydiği tayt4
- rüya3
- fon olaylarında adı geçen şahıslar2
- ismet gürbüz beyin tırnakları4
- psikologların psikolojilerinin bozuk olması5
- tayta duyulan yoğun ilginin kaynağı3
- heidegger benimle ol3
- kahverengi keşiş örümceği2
- türk usulü ödeyelim diyen alman3
- çorapsız uyumak2
- bir kadın olarak dünyaya fırlatılmak4
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim7
- deli divane dizisi4
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemenin ahlakı4
- gece gece aniden gelen kelle paça içme hissi3
- osuruğun maddenin hangi hali olduğu sorusu4
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- göztepe neymiş böyle be3
- en son ne aldınız16
- kızın haberi yokken fotoğrafıyla şarkı yapmak3
- israil'in kızlarından daha ucuzu7
- iyi geceler arkadaşlar ben uyuyorum6
- milan skriniar7
- avakado kestim al'ye diyen anne3
- sanırım yeterince yazdım2
- efendi erkek5
- fidan'dan rusya ukrayna açıklaması3
- düşün ki o bunu okuyor3
- evde makyaj malzemesi yapmak4
- atatürk düşmanı facebook dayısı5
- gülriz sururi'nin gözleri3
- senin gibisi yok4
- kedilerin açacağı başlıklar3
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi2
Evrenin sonsuz olduğunu iddia eden italyan düşünür, şair. (1548-1600) çağdaşı olan galile'den farklı olarak inandığından çark etmediği için engizisyon tarafından roma'da yakılarak cezalandırılmıştır. ortaçağ düşününün temeli olan yaratan-yaratılan ayrılığını reddetmiş, tanrı ve evrenin aynı gerçeklik olduğunu savunmuştur.
"Ne gördüğüm gerçeği saklamaktan hoşlanırım, ne de bunu açıklamaktan korkarım. Aydınlık-karanlık, bilim-cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bu yüzden her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin ağababaları resmi akademisyenlerin ve kalın kafalı çoğunluğun öfkesine uğradım."
"Ne gördüğüm gerçeği saklamaktan hoşlanırım, ne de bunu açıklamaktan korkarım. Aydınlık-karanlık, bilim-cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bu yüzden her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin ağababaları resmi akademisyenlerin ve kalın kafalı çoğunluğun öfkesine uğradım."
' ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu aşıkça ifade etmekten korkarım. aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım. ' *
şamdancı, neden - ilke ve birlik üzerine, sonsuz evren ve dünyalar üzerine ile yiğitçe öfkeler üzerine adlı kitapların yazarı, tommaso campanella' nın, farklı ve özgürce düşündüğü için yakılan halefi, italyan düşünür. *
Erhan Gökgücü tarafından yazılıp yönetilen ve sezon itibariye (2007-2008) ankara devlet tiyatrosu'nca sahnelenmekte olan biyografik oyundur.
(bkz: irfan şahinbaş atölye sahnesi)
(bkz: akün sahnesi)
(bkz: irfan şahinbaş atölye sahnesi)
(bkz: akün sahnesi)
bruno'ya naat şeklinde özetleyebileceğimiz didaktik, satirik ve kimi bölümlerinde grotesk öğelerle bezenmiş iki perdelik oyun. özellikle alt-metin okumayı sevenler için gündeme göndermeleri bulma ç/cabası.
özgür düşüncenin havarisi olan, yakılarak katledilen italyan filozoftur.
2007-2008 sezonunda ankara devlet titarosu tarafından sahnelenen aynı adlı oyundur.
oyunda giordano buruno' yu durukan ordu oynamaktadır.
herşeyi bırakıp küçük bi kasabaya yerleşmek isteyenlerin özellikle izlemesi gereken oyundur.
(#3198786)*
2007-2008 sezonunda ankara devlet titarosu tarafından sahnelenen aynı adlı oyundur.
oyunda giordano buruno' yu durukan ordu oynamaktadır.
herşeyi bırakıp küçük bi kasabaya yerleşmek isteyenlerin özellikle izlemesi gereken oyundur.
(#3198786)*
(bkz: #3455486)
Ankara Devlet Tiyatroları tarafından sergilenen mükemmel oyun.
1563'te dominiken olmuştur, fakat katolik doktrinlerine karşı olan şüpheci tavrı italya'yı terk etmesine neden olmuştur. 1593'te venedik'te engizisyon tarafından tutuklanmış ve kopernik astronomisini kabul etmesi nedeniyle yakılmıştır.
bakınız giordano bruno ne demiş taa 16.yy larda:
''insan yaşamının anlamı, Tanrı'nın var ettiği bu evreni kendi bütünlüğü içerisinde kavrama çabasında yatar. Tanrı'nın kendisi kadar olağanüstü ve sonsuz bir güzelliğe sahip olan bu evreni seyretmek, onu kavramaya çalışmak bizi ölümün ve tek tek şeylerin verdiği üzüntüden, acıdan kurtarır. Tek tek şeylerle uğraşmaktan kurtulup evrenin birliği içerisinde Tanrısal öze yaklaşmak ancak kahramanca bir coşkunlukla olanaklıdır''.
o kadar içimize işletilmiştir ki bu 'şey' ler, parçadan bütün olmaya bir türlü geçemeyiz. geçsek de bir şeyleri eksik bırakırız yazık ki.
her şeyin ilklerini reddetmeye yönelik olan zihnimiz tarihin düşünce özgürlüğünün ilk havarisi olarak kabul edilen bu filozof u da katletmeyi ne yazıkki görev sanmıştır.
herhalde öldürülmeden kısa bir süre önce de şunu demiştir.
"tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için tanrı'yı kullanırlar.
''insan yaşamının anlamı, Tanrı'nın var ettiği bu evreni kendi bütünlüğü içerisinde kavrama çabasında yatar. Tanrı'nın kendisi kadar olağanüstü ve sonsuz bir güzelliğe sahip olan bu evreni seyretmek, onu kavramaya çalışmak bizi ölümün ve tek tek şeylerin verdiği üzüntüden, acıdan kurtarır. Tek tek şeylerle uğraşmaktan kurtulup evrenin birliği içerisinde Tanrısal öze yaklaşmak ancak kahramanca bir coşkunlukla olanaklıdır''.
o kadar içimize işletilmiştir ki bu 'şey' ler, parçadan bütün olmaya bir türlü geçemeyiz. geçsek de bir şeyleri eksik bırakırız yazık ki.
her şeyin ilklerini reddetmeye yönelik olan zihnimiz tarihin düşünce özgürlüğünün ilk havarisi olarak kabul edilen bu filozof u da katletmeyi ne yazıkki görev sanmıştır.
herhalde öldürülmeden kısa bir süre önce de şunu demiştir.
"tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır; yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için tanrı'yı kullanırlar.
ankarada mücadelelerinin anlatıldığı bir tiyatro oyunu da bulunan bilim adamı, düşünürdür.oyun süperdir şiddetle tavsiye ederim.
italyan filozof diri diri yakılmadan önce ölüm kararını Bruno'ya bildiren yargıç, ondan şu cevabı almıştır: "Ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz".
italya'nın hallac-ı mansur'udur.
16.cı asır Latin düşünürü Giordano' un günümüze kadar gelen 'iki şey' hakkındaki sözleri değerlerinden hiçbir şey kaybetmemiş.
iki şey 'Kalitesiz insan'ın özelliğidir:
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu
iki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
iki şey yanlış yapmanı engeller:
1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgeçinden geçirmek
2- Hak yememek
iki şey kişiyi gözden düşürür :
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)
iki şey insanı 'Nitelikli insan' yapar
1- iradeye hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak
iki şey 'Ekstra Değer' katar:
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
iki şey geri bırakır:
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik
iki şey kaşif yapar:
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik
iki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak
iki şey başarının sırrıdır:
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek
iki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık
iki şey milyonlarca insandan ayırır:
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek
iki şey gelişmeyi engeller:
1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat)
2- Felakete odaklanmış olmak
iki şey çözüm getirir:
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükut (susmak)
iki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1- Anne
2- Baba
iki şey geri alınmaz:
1- Geçen zaman
2- Söylenen söz
iki şey ulaşmaya değerdir:
1- Sevgi
2- Bilgi
iki şey "hayatta önemli olan her şey" içindir:
1- Nefes alabilmek
2- Nefes verebilmek
"Allah, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır"
"Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için
Allah'ı kullanırlar. "
" Giordano Bruno (..... - 1600) " Din adamları tarafından meydanın ortasında yakıldı......
iki şey 'Kalitesiz insan'ın özelliğidir:
1- Şikayetçilik
2- Dedikodu
iki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek
iki şey yanlış yapmanı engeller:
1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgeçinden geçirmek
2- Hak yememek
iki şey kişiyi gözden düşürür :
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)
iki şey insanı 'Nitelikli insan' yapar
1- iradeye hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak
iki şey 'Ekstra Değer' katar:
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek
iki şey geri bırakır:
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik
iki şey kaşif yapar:
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik
iki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1- Baskın yeteneği bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak
iki şey başarının sırrıdır:
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek
iki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık
iki şey milyonlarca insandan ayırır:
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek
iki şey gelişmeyi engeller:
1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat)
2- Felakete odaklanmış olmak
iki şey çözüm getirir:
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükut (susmak)
iki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:
1- Anne
2- Baba
iki şey geri alınmaz:
1- Geçen zaman
2- Söylenen söz
iki şey ulaşmaya değerdir:
1- Sevgi
2- Bilgi
iki şey "hayatta önemli olan her şey" içindir:
1- Nefes alabilmek
2- Nefes verebilmek
"Allah, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır"
"Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için
Allah'ı kullanırlar. "
" Giordano Bruno (..... - 1600) " Din adamları tarafından meydanın ortasında yakıldı......
''tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır;yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hakim kılmak için tanrı'yı kullanırlar'' demiş çok akıllı bir biliminsanı.
"Yaşamın amacı, kaderi anlayabilmektir; çünkü bu bilgi gerçek kurtuluş olan tanrı ve sonsuzla birleşme bilincine bizi yöneltebilen tek şeydir."
Irak TV'sin de ;Dünya düz mü, yuvarlak mı?; diye tartışan, zıt görüşlerdeki iki bilim(!) adamınından birisi ,dünyanın düz olduğunu savunurken ;diğeri, yuvarlak olduğunu ispatlamaya çalışıyordu.. Dünyanın düz olduğunu savunan taraf ; Güneşin dünyadan küçük olduğunu ve güneşin dünyanın etrafında döndüğünü(!) beyan etti. Ay ve Güneş in çap hesaplamalarını yanlış yaparak; ama kendinden emin bir şekilde de sürdürdü konuşmasını..
Bu videoyu izledikten sonra, aklımın ilk gittiği yer, Ortaçağda ki skolastik düşünce yapısı oldu.Takribinde,serbest çağrışımla bir isim geldi aklıma; bu isim, Giordano Bruno idi..
Giordano Bruno, 1548 yılında italya-Nola da doğdu.Soylu bir ailenin çocuğu idi ve 16 yaşında dinsel bir tarikat olan, dominken tarikatına girmek durumunda kaldı.Ancak,bilime olan aşkı ve evreni çözümleme çabası , bilimi reddeden bu tarikat ile yollarını ayırmasına neden oldu ve bilimsel çalışmalara başladı.içinde bulunduğu sistem, bilimi yasaklıyordu ve kiliseye karşı bilimi savunduğu için din sapkınlığı ile suçlandı.Engizisyon baskısından kurtulmak için ülke ülke gezdi.sabit bir yerde duramadı.
Bruno, Evrenin sonsuz olduğunu; dünyanın, evrenin merkezi olmayıp,evrende dünyadan başka da gezegenler olduğunu savunuyordu.Tabi,asla düşünemesi gereken başka bir şeyi; dünyanın düz olmadığı görüşünü, Galilei gibi o da savunuyordu, ki bu bütün savunduğu düşünceler,16.yüzyılın cahil avrupasında hıristiyanlık dinine aykırıydı ve kiliseye karşı cürüm işlemek anlamına geliyordu..Bunun cezası ise ölümdü...
En Nihayetinde, 1600 yılında Zürihe gittiğinde tartıştığı bir aristokrat,Bruno'yu Engizisyon mahkemesine teslim etti. Mahkemede ; görüşlerinden vazgeçerse ve bu sonsuz evren görüşünün din sapkınlığı olduğunu kabul ederse, kilise tarafından affedileceği söylendi.Lakin o,gördüğü bütün işkencelere karşı görüşlerinden ödün vermedi ve savunmaya devam etti.Bunun üzerine, Roma'nın Compo de Fiori meydanında diri diri yakılarak ölüm cezası infaz edildi...
Şimdi düşünelim; Ortaçağ Avrupasında 15.-16.yüzyıl da bilimle uğraşmanın cezası işkence ve ölüm iken, Şimdiki Ortadoğu; yani o zamanın Mezopotamya topraklarında ve Arap dünyası’nda, ibn el-Şatir gibi bilim adamları bilimlerini son hızla ve engelsiz devam ettirmişti.
Zamanında Dünya bilim tarihine damga vuran gökbilimcilerin yetiştiği bu coğrafya(Irak,iran vb.. dahil), yüzyıllar sonunda, nasıl çağının bu kadar gerisinde düşünebilen bir coğrafyaya dönüştü, bu nasıl bir ironidir?..Bunun nedeni nedir bunu tartışmayacağım,iyi bildiğim halde.. sadece gelinen bu nokta gerçekten hazin..
Irakda 400 yıl kadar başa sarıp, hala ;dünya düzdür,dönmüyor, güneş dünyadan küçük;gibi bilimsel araştırmadan yoksun,yanlış öğretilmiş bilgiler ile donatılmış zihniyetler ile, Bizim ülkemizde ''7,5 lik deprem yetmedimi!'' diye,depreme neden olan şeyin, insanların işledikleri günahlardan ibaret olduğu ve doğa olayına değil, hurafelere bağlandığı zihniyetle aynı kalıpta.. Yani iğneyi en çok kendimize çuvaldınız da başkasına batırmak gerekiyor biraz da..Hani BOP'a göre rol-model devletiz(!) ya..Bizi örnek alacaklar ya, o açıdan dedim. Hani sempozyumlar falan da düzenliyoruz aptal saptal evrim teorisi karşıtı falan..
Kıssadan hisse son olarak diyeceğim şudur ki; Evet ,dünya yuvarlak ,elips ya da geoid şeklinde..Ancak Kafalar düz olunca,dünyanın şeklinin ne olduğu fark eder mi? Bu düzlük devam ettiği sürece de bırakın müspet düşünmeyi ; düşünebilen bir akıl bile kalmayacak maalesef..
Bu videoyu izledikten sonra, aklımın ilk gittiği yer, Ortaçağda ki skolastik düşünce yapısı oldu.Takribinde,serbest çağrışımla bir isim geldi aklıma; bu isim, Giordano Bruno idi..
Giordano Bruno, 1548 yılında italya-Nola da doğdu.Soylu bir ailenin çocuğu idi ve 16 yaşında dinsel bir tarikat olan, dominken tarikatına girmek durumunda kaldı.Ancak,bilime olan aşkı ve evreni çözümleme çabası , bilimi reddeden bu tarikat ile yollarını ayırmasına neden oldu ve bilimsel çalışmalara başladı.içinde bulunduğu sistem, bilimi yasaklıyordu ve kiliseye karşı bilimi savunduğu için din sapkınlığı ile suçlandı.Engizisyon baskısından kurtulmak için ülke ülke gezdi.sabit bir yerde duramadı.
Bruno, Evrenin sonsuz olduğunu; dünyanın, evrenin merkezi olmayıp,evrende dünyadan başka da gezegenler olduğunu savunuyordu.Tabi,asla düşünemesi gereken başka bir şeyi; dünyanın düz olmadığı görüşünü, Galilei gibi o da savunuyordu, ki bu bütün savunduğu düşünceler,16.yüzyılın cahil avrupasında hıristiyanlık dinine aykırıydı ve kiliseye karşı cürüm işlemek anlamına geliyordu..Bunun cezası ise ölümdü...
En Nihayetinde, 1600 yılında Zürihe gittiğinde tartıştığı bir aristokrat,Bruno'yu Engizisyon mahkemesine teslim etti. Mahkemede ; görüşlerinden vazgeçerse ve bu sonsuz evren görüşünün din sapkınlığı olduğunu kabul ederse, kilise tarafından affedileceği söylendi.Lakin o,gördüğü bütün işkencelere karşı görüşlerinden ödün vermedi ve savunmaya devam etti.Bunun üzerine, Roma'nın Compo de Fiori meydanında diri diri yakılarak ölüm cezası infaz edildi...
Şimdi düşünelim; Ortaçağ Avrupasında 15.-16.yüzyıl da bilimle uğraşmanın cezası işkence ve ölüm iken, Şimdiki Ortadoğu; yani o zamanın Mezopotamya topraklarında ve Arap dünyası’nda, ibn el-Şatir gibi bilim adamları bilimlerini son hızla ve engelsiz devam ettirmişti.
Zamanında Dünya bilim tarihine damga vuran gökbilimcilerin yetiştiği bu coğrafya(Irak,iran vb.. dahil), yüzyıllar sonunda, nasıl çağının bu kadar gerisinde düşünebilen bir coğrafyaya dönüştü, bu nasıl bir ironidir?..Bunun nedeni nedir bunu tartışmayacağım,iyi bildiğim halde.. sadece gelinen bu nokta gerçekten hazin..
Irakda 400 yıl kadar başa sarıp, hala ;dünya düzdür,dönmüyor, güneş dünyadan küçük;gibi bilimsel araştırmadan yoksun,yanlış öğretilmiş bilgiler ile donatılmış zihniyetler ile, Bizim ülkemizde ''7,5 lik deprem yetmedimi!'' diye,depreme neden olan şeyin, insanların işledikleri günahlardan ibaret olduğu ve doğa olayına değil, hurafelere bağlandığı zihniyetle aynı kalıpta.. Yani iğneyi en çok kendimize çuvaldınız da başkasına batırmak gerekiyor biraz da..Hani BOP'a göre rol-model devletiz(!) ya..Bizi örnek alacaklar ya, o açıdan dedim. Hani sempozyumlar falan da düzenliyoruz aptal saptal evrim teorisi karşıtı falan..
Kıssadan hisse son olarak diyeceğim şudur ki; Evet ,dünya yuvarlak ,elips ya da geoid şeklinde..Ancak Kafalar düz olunca,dünyanın şeklinin ne olduğu fark eder mi? Bu düzlük devam ettiği sürece de bırakın müspet düşünmeyi ; düşünebilen bir akıl bile kalmayacak maalesef..
ölüm sebebi bilimsel düşünceleri olan bilim adamı.*
tövbe etmediği için 1600 yılında düşünceleri dolayısıyla yakılan düşünür.
gençken bir papaz olmasına ve o dönemki katolik gericiliğine rağmen kopernik in yazdığı astronomi kitabını okumasıyla tetiklenerek cübbesini bir kenara atıp çağdaş ve hatta çağdaştan öte ilerici bir bilim savaşçısı olmuştur. birçok şehir gezip sözde bilim adamlarının isteği ile oluşan yasadan çok hurafe dolu olan bilim(!)e karşı pozitif bilimi savunmuştur. öğretileri incile ters düştüğü düşünülüp engizisyon tarafından diri diri yakılmıştır.
okuduğum bir kitabın anlatımına göre bruno yanarken tek inilti çıkarmamış, ve beklenilenin aksine düşüncelerini asla değiştirmemiştir ve ölüme mahkum edildiğinde yargıçlara şunu söylemiştir:
"siz kararınızı bildirirken korkuyorsunuz da ben onu dinlerken korkmuyorum!"
aah aah bilim! din ile mi öğrenmeli bilim ile mi evrenin gerçeklerini? tarih gösteriyor ki "biliiim!" diye haykırmak gerek.
okuduğum bir kitabın anlatımına göre bruno yanarken tek inilti çıkarmamış, ve beklenilenin aksine düşüncelerini asla değiştirmemiştir ve ölüme mahkum edildiğinde yargıçlara şunu söylemiştir:
"siz kararınızı bildirirken korkuyorsunuz da ben onu dinlerken korkmuyorum!"
aah aah bilim! din ile mi öğrenmeli bilim ile mi evrenin gerçeklerini? tarih gösteriyor ki "biliiim!" diye haykırmak gerek.
sözünden dönmediği için galileo'dan daha erdemli bulduğum gökbilimci.
1548 doğumlu italyan filozof, matematikçi ve astronomdur kendileri. Kopernikus'un güneş-merkezli evren dizgesini geliştiren ve sonsuz dünyaların varolduğunu söyleyen fikirleri nedeniyle kendisi kilise tarafından diri diri yakılmıştır. Bu yakılma onu ilerleyen yüzyıllarda özgür düşüncenin sembolü halina getirmiştir. Kopernikus'a kadar hakim olan paradigma Aristoteles-tolemios sistemidir. Bu sistemde, dünya merkezde diğer gezegenler ise onu etrafında yörüngeleri vasıtasıyla devinemktetir. yine bu sistemde, yeryüzünün yapısını 4 madde oluşturur. hava, su toprak ve ateştir, gökyüzündeki nesnelerin yapısını ise aither oluşturur. Ortaçağ'da theologia aristotelis ve Corpus Aeropageicum adlı eserler Aristoteles dizgesi ve Platon'un düşünceleri bağlamında yorumlanmış ve aynı zamanda kilisenin dogmalarını inşa etme yolunda kullanılmıştır.
bu düşünceye göre gökteki her nesnenin bir tanrısallığı vardır. Bir hier-archos(tanrısal sıradüzeni)a tekabül etmektedir. Neoplatonculuk olarak da adlandıracağımız, Plotinos'un düşüncesinde ciddi bir şekilde pay alan ve Plotinos dizgesinin Aristoteles evreni üzerine oturtulması ile kilise dogmalaları inşa edilmiştir. Bu sistemde, her bir göksel cisme bir tanrısal varlık tekabül etmektedir. gök(coelum)/ouranu) yapıca ve yasaca farklıdır ve aynı zamanda madde tarafından temsil edilen ve 4 ana elementten oluşan dünyadan da üstündür. Çünkü Plotinos dizgesinde madde kötüdür. Giardino tarafından, Aristoteles sisteminde belirtilen ve evrenin sınırını ifade eden çakılı yıldızlar ötesinde sonsuz dünyalar olacağına dair görüş kilise tarafından büyük bir tepki ile karşılanır. Bununla birlikte bruno gök ile yeryüzü arasında herhangi bir yasa farklılığı olmadığını da ifade eder.
Bu tip bir düşünce Kilise tarafından daha önce de Kopernikus'un kitabının yasaklanmasında gördüğümüz gibi mahkum edilmiştir. çünkü tüm dogmalarını bu sistem üzerine kuran kilise için bu kutsal kitabın söylediklerinin(bir başka anlamda yorumlananların) yanlış olduğu anlamına geliyordu. Çünkü Cusanus'un deyimi ile dünya bir stella nobilis(soylu yıldız) oluyordu, yani kötü olan maddenin tanrısal bir duruma gelmesi gibi bir şeydi bu. Bu nedenle kilise Bruno'ya hiç acımadı. Fakat Cusanus ve Kopernikus ile yakılan fitil, Galileo ile devam etti. Brecht Galileo'nun yaşamı isimli eserinde, bilhassa Bruno'nun yakılmasını Galileo'yu uyaran bir dostun ağzından "burnuma yanık et kokusu geliyor" diyerek Bruno'nun ölümünü defalarca vurgular. insanlık böyledir, önce yakar daha sonra aziz ilan eder; Papalığın kalbine heykelini diker.. [Roma'nın tam göbeğinde Bruno'nun bir heykeli bulunmaktadır]
bu düşünceye göre gökteki her nesnenin bir tanrısallığı vardır. Bir hier-archos(tanrısal sıradüzeni)a tekabül etmektedir. Neoplatonculuk olarak da adlandıracağımız, Plotinos'un düşüncesinde ciddi bir şekilde pay alan ve Plotinos dizgesinin Aristoteles evreni üzerine oturtulması ile kilise dogmalaları inşa edilmiştir. Bu sistemde, her bir göksel cisme bir tanrısal varlık tekabül etmektedir. gök(coelum)/ouranu) yapıca ve yasaca farklıdır ve aynı zamanda madde tarafından temsil edilen ve 4 ana elementten oluşan dünyadan da üstündür. Çünkü Plotinos dizgesinde madde kötüdür. Giardino tarafından, Aristoteles sisteminde belirtilen ve evrenin sınırını ifade eden çakılı yıldızlar ötesinde sonsuz dünyalar olacağına dair görüş kilise tarafından büyük bir tepki ile karşılanır. Bununla birlikte bruno gök ile yeryüzü arasında herhangi bir yasa farklılığı olmadığını da ifade eder.
Bu tip bir düşünce Kilise tarafından daha önce de Kopernikus'un kitabının yasaklanmasında gördüğümüz gibi mahkum edilmiştir. çünkü tüm dogmalarını bu sistem üzerine kuran kilise için bu kutsal kitabın söylediklerinin(bir başka anlamda yorumlananların) yanlış olduğu anlamına geliyordu. Çünkü Cusanus'un deyimi ile dünya bir stella nobilis(soylu yıldız) oluyordu, yani kötü olan maddenin tanrısal bir duruma gelmesi gibi bir şeydi bu. Bu nedenle kilise Bruno'ya hiç acımadı. Fakat Cusanus ve Kopernikus ile yakılan fitil, Galileo ile devam etti. Brecht Galileo'nun yaşamı isimli eserinde, bilhassa Bruno'nun yakılmasını Galileo'yu uyaran bir dostun ağzından "burnuma yanık et kokusu geliyor" diyerek Bruno'nun ölümünü defalarca vurgular. insanlık böyledir, önce yakar daha sonra aziz ilan eder; Papalığın kalbine heykelini diker.. [Roma'nın tam göbeğinde Bruno'nun bir heykeli bulunmaktadır]
17. yüzyılda italyada engizisyon mahkemesi ve dönemin yobaz hıristiyan tayfası, sırf dünyanın güneşin çevresinde döndüğünü söylediği için galileonun anasından emdiği sütü burnundan getirmişlerdi. galileo iki kez toplanan engizisyon konseyinin baskılarını kabul etmediği için hayatının kalan kısmını ev hapsinde geçirmek zorunda kalmıştı.
giordano bruno çağdaşı galileo kadar şanslı değildi. engizisyon aynı gerekçelerle, yani dünya güneşin çevresinde dönüyor dediği ve bu konuda inatla direttiği için onu da kafirlikle suçlamış ve romadaki campo die fiori meydanında diri diri yakmıştı. brunonun bedeni kül oldu evet ama savunduğu değerler hala insanlığa ışık tutuyor. bugün biz brunoyu hayranlık ve minnetle anıyoruz fakat onun bedenini ateşe veren yobazlardan hiçbirinin adını dahi bilmiyoruz. işte bu yiğit adamın şu sözleri yaşam felsefesinin bir özeti gibidir;
ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. bundan dolayı her yerde zorluklarla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.
güçlü olana karşı hakkın ve gerçeğin yanında durmak mangal gibi yürek ister. bu, insanlık tarihi boyunca hep böyle oldu. hayatınızdan memnunsanız, yani kaybedecek bir şeyleriniz varsa, sorun yaşamak istemezsiniz. hayatınızın hep böyle tatlı tatlı sürüp gitmesini dilersiniz. hiç kimse gereksiz yere risk almaktan hoşlanmaz. bu yüzden brunoların, galileoların sayısı azdır. ve onlar bu yüzden değerlidirler.
giordano bruno çağdaşı galileo kadar şanslı değildi. engizisyon aynı gerekçelerle, yani dünya güneşin çevresinde dönüyor dediği ve bu konuda inatla direttiği için onu da kafirlikle suçlamış ve romadaki campo die fiori meydanında diri diri yakmıştı. brunonun bedeni kül oldu evet ama savunduğu değerler hala insanlığa ışık tutuyor. bugün biz brunoyu hayranlık ve minnetle anıyoruz fakat onun bedenini ateşe veren yobazlardan hiçbirinin adını dahi bilmiyoruz. işte bu yiğit adamın şu sözleri yaşam felsefesinin bir özeti gibidir;
ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. bundan dolayı her yerde zorluklarla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım.
güçlü olana karşı hakkın ve gerçeğin yanında durmak mangal gibi yürek ister. bu, insanlık tarihi boyunca hep böyle oldu. hayatınızdan memnunsanız, yani kaybedecek bir şeyleriniz varsa, sorun yaşamak istemezsiniz. hayatınızın hep böyle tatlı tatlı sürüp gitmesini dilersiniz. hiç kimse gereksiz yere risk almaktan hoşlanmaz. bu yüzden brunoların, galileoların sayısı azdır. ve onlar bu yüzden değerlidirler.
Siz karşımda oturanlar, dedi son duruşmasında mahkeme heyetine. Siz benim yüzüme ölüm cezamı okurken benden daha çok korkuyorsunuz. Ortaçağ karanlığının ,yok ettiği düşünür.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar