bugün
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
- gocu'ya özgürlük11
- gocu'nun çaylaklık durumu kaldırılsın7
- yazılımcıların maaş pazarlığında yaptığı hatalar3
- kahve ve sigara ile yağmuru izlemek5
- fon mağdurlarının ana para iadelerini beğenmemesi4
- gocu10
- farklı mısın4
- yeşil parka giyen kız5
- tüik ve enag'ın eylül enflasyonu verileri3
- fatma betül sayan kaya49
- sözlük hesabını sil perileri4
- senden benden trilyonları çalanlar5
- ne yazarsam yazayım çaylak olmuyorum4
- sabahları nefret edilen şeyler11
- arkadaşlar beni neden sevmediniz3
- 4 ekim 2026 konohafest saldırısı3
- sarımsak6
- riyad da ikinci mekke ittifakı toplantısı3
- ideal bira bardağı3
- pazartesi sabah 7 de spor salonuna giden insan3
- yıldız tilbe kızılı2
- cin filmleri4
- cemil ipekçi2
- arkadaşlar çok uykum var2
- hepinizden nefret ediyorum ama tek başıma da canım2
- şiiri ayak kokan kadın3
- türk korku filmi klişeleri3
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- pazartesi sabahı erken kalkmak için bir neden3
- pizza5
- sözlük gıybeti12
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- pizza margarita4
- italya türkiye maçı saat 21 45 te atv de3
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi8
- iwf yapay zeka çocuk istismarı materyali artışı2
- hangi tatlısınız10
- yaşlı ve bunak sözlük yazarları3
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- cin musallat olan kişi nasıl anlaşılır3
- akp seçmeni16
- nasıl birisiniz8
- anın görüntüsü20
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması43
- asrın soygunu14
- kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler7
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz7
- gunluklerim aylik olmus11
- napıyorsunuz7
entry'ler (1307)
aştiden ankara'nın her yanına ücretsiz servislerin olduğu şehir.
keyifli müzik yapan adam. Kürtçe ve blues ikisini aynı cümlede düşünmek garip gelebilir ama bu adam çok iyi yapmış bunu, twitterdan da takip edebilirsiniz kendisini.
yine bir efsane bölümle bizlerle olan dizlmisssss, kıymetlimissssss.
Her bölümü birbirinden farklı ve özel.
Her bölümü birbirinden farklı ve özel.
ebru gündeş - ben olmayınca.
türkiye'deki epik tiyatronun güzel örneklerlnden biridir. istanbul büyük şehir belediyesi tarafından hala oynanmaktadır. Oyuncuların mikrofon kullanmaması, müziğin çok ağır basmaması oyunun artıları olarak düşünülebillr. Ama oyunu izlerken aklıma bir fikir geldi; şimdi oyun sırasında bazı noktalarda oyuncular donup kalıyor ve sahne sephia tonlarında aydınlatılıyor ve sahne gerçekten bir fotoğraf karesi gibi duruyor. O kareler benim çok hoşuma gitti, belki fuaye alanı o karelerle süslenebilirdi. Oyun arasında fuaye alanına baktım ama göremedim. Ayrıca lütfü ustanın şivesi yer yer repliklerin anlaşılmamasına neden oluyor.
barış bıçakçı'nın yanılmıyorsam 2002 yayınlanan kitabıdır. Her biri ayrı bir tat bırakan barış bıçakçı kitaplarının benim için ' bir süre yere paralel gittikten sonra' ile birlikte başı çeken eseridir.
kitap okurken, çok tedbirliyidir, hiç kıyamam onlara. Sayfalarını çok açmam bile, aman kırılmasın kıvrılmasın diye uğraşırım. Okuduğum beğendiğim kısımların altını çizmem, çizemem. Dokunamam, sanki bozulacakmış büyüsü kaçackamış gibi gelir ama ilk defa bu kitapta altını çizmek istedim ama sonra fark ettim ki altını çizersem bütün kitabı çizmem lazım ama yapamam, dokunamam.
110 sayfalık bu kitabı bugün işyerimde okudum, bir solukta! işten çıkıp, eve gelip hüngür hüngür ağlamak istedim.
kitap okurken, çok tedbirliyidir, hiç kıyamam onlara. Sayfalarını çok açmam bile, aman kırılmasın kıvrılmasın diye uğraşırım. Okuduğum beğendiğim kısımların altını çizmem, çizemem. Dokunamam, sanki bozulacakmış büyüsü kaçackamış gibi gelir ama ilk defa bu kitapta altını çizmek istedim ama sonra fark ettim ki altını çizersem bütün kitabı çizmem lazım ama yapamam, dokunamam.
110 sayfalık bu kitabı bugün işyerimde okudum, bir solukta! işten çıkıp, eve gelip hüngür hüngür ağlamak istedim.
4 saat önce yine yüzüm uyuşuyor diye acile gittim. Tomografi, mr, kan ve idrar tesleri, nörolojik muayne, acille nöroloji servisi arasında mekik dokumamdan sonra öğrendimki 7 ay kadar önce ufak bir beyin kanaması geçirmiş olabilirmişim, tetkiklerim hala devam ediyor. Yine nörolojiye sevk ettier bu defa asistanların değil uzman doktorların bakması gerekiyormuş. Meğer benim 7ay önce aşırı kilo vermem, mide bulantılarım, kusmam, baş dönmelerim yüzümde kolumda uyuşmalarım, hep bu yüzdenmiş. Aslında söylemek istediklerim bunlar değildi, şunu söylemek istiyorum: "bunun sorumlusu sensin, vebali senin boynunadır. Sen ki bana bunu yaşattın, hala daha bunun sonuçlarını çekiyorum, bin beteri gelsin başına demiycem, böyle bişey olmasını istemem. Sadece bunu unutma, her mutlu olduğun an, bana yaşattığın şey aklına gelsin. Hem de Her defasında"
ahmet aslan-susarak özlüyorum
Adresinde yokluğunun kıyamet bilerek!
Adresinde yokluğunun kıyamet bilerek!
hiç bir farkın yok biliyormusun, hani 'utanmazlar, hala hiç birşey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar' dediğin insanlardan hiç bir farkın yok!
üzgünüm, sende onlardansın.
üstelik birde 'hak'tan bahsediyorsun, 'insanlık'tan, kökhneleşmiş 'insanlık onur'undan, hemde utanmadan. yatacak yerin yok unutma bunu...
Benim tanıdığım insan olsaydın, hala insan içine nasıl çıkabildiğini sorgulardım, ama yanılmışım. Daha doğrusu aldanmışım.
Üzgünüm sende onlardansın.
Kavramlarına birbirine karıştırıyorsun; 'onur' siyasi idealistlik değil, yaşam biçimidir. Başın dimdik gezebiliyormusun?
Daha söyleyeceğim çok şey var ama anlarmısın bilemiyorum, çünkü okadar dar görüşlüsün ki, düşünmüyorsun!
Mutlu olduğunu düşünmüyorum, daha doğrusu senin mutlu olabileceğini düşünmüyorum. Sen bunu başaramazsın.
Birde şunu anlatayım, geçenlerde 8-9 aydır görüşmediğim bir arkadaşımla karşılaştım, yani ben şehir değiştirmeden, aşağılanmadanö incilmeden önce, beni görünce şöyle dedi:
-estel kuş kadar kalmışsın.
+kuş kadar bıraktılar beni.
Kolumu kanadımı kırdın, unutma bunları, unutma beni.
benden çok daha inançlı bir insansın bunun sende farkındasın, o yüzden de sana şunu söyleyeceğim, şuanki mutsuzluğunun tek sebebi benim, bana yaptığın, bana yaşattığındır. Bunu da hiç bir zaman unutma.
Kendini akladığını düşünüyorsun ama ben seni aklamadım.
üzgünüm, sende onlardansın.
üstelik birde 'hak'tan bahsediyorsun, 'insanlık'tan, kökhneleşmiş 'insanlık onur'undan, hemde utanmadan. yatacak yerin yok unutma bunu...
Benim tanıdığım insan olsaydın, hala insan içine nasıl çıkabildiğini sorgulardım, ama yanılmışım. Daha doğrusu aldanmışım.
Üzgünüm sende onlardansın.
Kavramlarına birbirine karıştırıyorsun; 'onur' siyasi idealistlik değil, yaşam biçimidir. Başın dimdik gezebiliyormusun?
Daha söyleyeceğim çok şey var ama anlarmısın bilemiyorum, çünkü okadar dar görüşlüsün ki, düşünmüyorsun!
Mutlu olduğunu düşünmüyorum, daha doğrusu senin mutlu olabileceğini düşünmüyorum. Sen bunu başaramazsın.
Birde şunu anlatayım, geçenlerde 8-9 aydır görüşmediğim bir arkadaşımla karşılaştım, yani ben şehir değiştirmeden, aşağılanmadanö incilmeden önce, beni görünce şöyle dedi:
-estel kuş kadar kalmışsın.
+kuş kadar bıraktılar beni.
Kolumu kanadımı kırdın, unutma bunları, unutma beni.
benden çok daha inançlı bir insansın bunun sende farkındasın, o yüzden de sana şunu söyleyeceğim, şuanki mutsuzluğunun tek sebebi benim, bana yaptığın, bana yaşattığındır. Bunu da hiç bir zaman unutma.
Kendini akladığını düşünüyorsun ama ben seni aklamadım.
2009 yapımı umut filminin sonundaki şarkı.
Tanımı yaptığımıza göre olaya geçebiliriz; işten çıkmışım yorgun argın, sırf bütün gün oturuyorum diye işyerinden eve yürüyerek gidiyorum. Unkapanından beşiktaşa kadar yani yürüyorum.* bildiğiniz gibi yüroyüş yaparken müzik önemli, kulaklığımı taktım rastgele bir radyo frekansında ilerliyorum. Bir müzik çıktı, sanki kanun sesi. Ben bu şarkıyı biryerlerden hatırlıyorum derken yasemin göksu'nun sesiyle sözler başladı.
'elveda gözüm, elim, yüreğim, sesim
merhaba ölüm, ol bedelim benim
payıma düşen kader sana ne diyeyim
ya bu ağlayan yürek kimin ne bileyim'
yolun ortasında kaldım, yürüyemedim. Beynimden vurulmuşa döndüm. Neden bilmiyorum. Uzun zamandır böyle olmamıştım. Hatta baya baya eğleniyordum hayatta. Ama kaldım öylece, sonra günlerce bu şarkıyı dinledim. Tabi herşey gibi buda geçti gitti.
Tanımı yaptığımıza göre olaya geçebiliriz; işten çıkmışım yorgun argın, sırf bütün gün oturuyorum diye işyerinden eve yürüyerek gidiyorum. Unkapanından beşiktaşa kadar yani yürüyorum.* bildiğiniz gibi yüroyüş yaparken müzik önemli, kulaklığımı taktım rastgele bir radyo frekansında ilerliyorum. Bir müzik çıktı, sanki kanun sesi. Ben bu şarkıyı biryerlerden hatırlıyorum derken yasemin göksu'nun sesiyle sözler başladı.
'elveda gözüm, elim, yüreğim, sesim
merhaba ölüm, ol bedelim benim
payıma düşen kader sana ne diyeyim
ya bu ağlayan yürek kimin ne bileyim'
yolun ortasında kaldım, yürüyemedim. Beynimden vurulmuşa döndüm. Neden bilmiyorum. Uzun zamandır böyle olmamıştım. Hatta baya baya eğleniyordum hayatta. Ama kaldım öylece, sonra günlerce bu şarkıyı dinledim. Tabi herşey gibi buda geçti gitti.
murat yılmazyıldırım (bkz: adsız özlem)
d şıkkına dersim diyen öğretmen olabilir.
akıllara william golding'in sineklerin tanrısı kitabındaki şu cümleyi getirir.
" yüzünü örten boya maskesinin arkasında, utançtan da kurtulmuştu, kişiliğinin bilincinden de."
" yüzünü örten boya maskesinin arkasında, utançtan da kurtulmuştu, kişiliğinin bilincinden de."
jülide özçelik - bugün neden gelmedin?
akıllara ' ekmek için ekmeleddin, kürt böreği için selahattin' sözünü çağırıştırır.
' ekmek bulamıyorlarsa kürt böreği yesinler'
' ekmek bulamıyorlarsa kürt böreği yesinler'
sait faik'e göre sevişme vaktir.
(bkz: Şimdi sevişme vakti)
(bkz: Şimdi sevişme vakti)
" evet, bilirim nereden geldiğimi
Alev gibi doymamış, aç
yanar, tüketirim kendimi.
Işık olur, ne tutarsam,
küldür arkamda kalan.
Ben ateşim besbelli."
Alev gibi doymamış, aç
yanar, tüketirim kendimi.
Işık olur, ne tutarsam,
küldür arkamda kalan.
Ben ateşim besbelli."
"banyoda bir saat kadar kaldım. Banyo filan yaptım. Sonra yatağa girdim. Uykuya dalmam epey sürdü -uykum bile yoktu daha- ama sonunda daldım. Ne istedim ama, canıma kıymak geçti aklımdan. Pencereden atlayıvereyim dedim. Yere indikten sonra hemen üstümü örteceklerinden emin olsaydım, atlardım da. Bir sürü meraklı turşucu salağın beni kanlar içinde seyretmelerini istemiyordum."