bugün
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması7
- sözlük kimsenin tekelinde değildir9
- tememda kenka nalaka11
- dune5
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı57
- çingeneyle sevişmek5
- nervio10
- istanbul un çok pahalı olması7
- bu mesajı 10 kişiye göndermeyelerin durumu4
- kasiyer kızdan hoşlanmak9
- oğuzhan uğur13
- çift taraflı testis kanseri teşhisi8
- allah başımızdan erdoğan'ı eksik etmesin7
- trt'nin devre arası konserini göstermemesi2
- zamanbaba mokv dir6
- uyku bozukluğu2
- messi uzaylı panpa goat amk2
- eski eşin hesabı3
- karaağaç meydanında çuçulara dikala diye bağırmak3
- sözlüğe fake nickle gelip yazarlara hakaret etmek5
- bot'un feyki olması2
- canim benim cok tatlisin4
- üç cisim problemi2
- arkadaşlar görüşürüz2
- truenun yetkili olması7
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak7
- düşünüyorum2
- 2990 tl tutan rakama düz 3000 çek demek2
- gammazlık8
- gonulden bagli5
- ülfet2
- dhalsim9
- kitap okumak2
- bulgara kumara gitmek2
- erdoğan giderse akepe bürokrasisi ne olacak7
- kız görünce karakter değiştiren erkek2
- arjantin'in 90 dakikada tek şutunun olmaması6
- sigaranın son fırtını alırken ağzın yanması3
- true nickli yazar16
- hoşlanıp da söyleyememek2
- 15 mayıs gecesi3
- epimiz edirneliyiz ba2
- oyna kızım şıkşıkı şık şık zıpla kızım2
- edirneli olmak2
- bir yıldız duruyordu aniden hareket edip gitti3
- lamine yamal3
- true nickli namussuz kadın düşkünü5
- artı oy artışı2
- odyssey3
- muslettin amca3
şeyh gâlib'den :
"ey güzeller güzeli, yüzün mehtaba misâl,
her gören âşık olur, her bakan pervane hâl."
"ey güzeller güzeli, yüzün mehtaba misâl,
her gören âşık olur, her bakan pervane hâl."
Belli özelliklerin yoksa yaşayamadığın güzel duygu. Ötesi yok.
Cennet azığı...
Üç şey seçtiler cennetten çıkarmak için:
Bir: Kelimeler.
iki: Aşk.
Üç: Annelik duygusu.
Kelimeleri Adem yanına aldı, annelik duygusunu taşımak Havva'ya kaldı.
Ama aşk çok ağırdı.
ikisinin de aşkı tek başına taşıması mümkün olmayınca, ikisinin zembili de aşkı bir başına kaldıramayınca, bölüştüler yükü.
Yarısını Adem sırtlandı, aşkın yarısı Havva'ya kaldı.
nazan Bekiroğlu
Üç şey seçtiler cennetten çıkarmak için:
Bir: Kelimeler.
iki: Aşk.
Üç: Annelik duygusu.
Kelimeleri Adem yanına aldı, annelik duygusunu taşımak Havva'ya kaldı.
Ama aşk çok ağırdı.
ikisinin de aşkı tek başına taşıması mümkün olmayınca, ikisinin zembili de aşkı bir başına kaldıramayınca, bölüştüler yükü.
Yarısını Adem sırtlandı, aşkın yarısı Havva'ya kaldı.
nazan Bekiroğlu
Aşk insanı güzelleştirir güçlendirir.
Zamanım geldi galiba yine yeniden.
Zamanım geldi galiba yine yeniden.
bana en dogru versiyonu -aşıklar acısından- yogun hayranlık gibi gelen...
elif safak kitabı.
dinlemeyi bilene suskunlugun da dili vardır:
---spoiler---
Bundan uzun zaman önceydi. Bir roman düştü gönlüme. Aşk Şeriatı. Yazmaya cesaret edemedim. Dilim lal oldu, kalemimin ucu kör. Kırk fırın ekmek yemeye yolladım kendimi. Dünyayı dolaştım. insanlar tanıdım, hikâyeler topladım. Üzerinden çok bahar geçti. Fırınlarda ekmek kalmadı; ben hâlâ ham, hâlâ aşkta bir çocuk gibi toy...
"Hamuş" derdi Mevlâna kendine. Yani Suskun. Düşündün mü hiç, bir şairin, hem de nâmı dünyayı sarmış bir şairin, yani işi gücü, varlığı, kimliği ve hatta soluduğu hava bile kelimelerden müteşekkil olan ve elli binden fazla muhteşem dizeye imza atmış bir insanın, nasıl olup da kendine SUSKUN adını verdiğini?...
Kâinatın da tıpkı bizimki gibi nazenin bir kalbi ve düzenli bir kalp atışı var. Seneler var ki nereye gidersem gideyim o sesi dinledim. Her bir insanı Yaradan'ın emaneti saklı bir cevher addedip, anlattıklarına kulak verdim. Dinlemeyi sevdim. Cümleleri, kelimeleri ve harfleri... Oysa bana bu kitabı yazdıran şey som sessizlik oldu.
Mesnevi'yi şerh edenlerin çoğu bu ölümsüz eserin "b" harfiyle başladığına dikkat çeker. ilk kelimesi "Bişnev!"dir. Yani "Dinle!" Tesadüf mü dersin ismi "Suskun" olan bir şairin en kıymetli yapıtına "Dinle!" diye başlaması. Sahi, sessizlik dinlenebilir mi?
Bu romanda her bölüm aynı sessiz harfle başlar. "Neden?" diye sorma, ne olur. Cevabını sen bul. Ve kendine sakla.
Çünkü öyle hakikatler var ki bu yollarda, anlatırken bile sır kalmalı.
A. Z. Zahara Amsterdam, 2007
elif safak-ask
----spoiler----
dinlemeyi bilene suskunlugun da dili vardır:
---spoiler---
Bundan uzun zaman önceydi. Bir roman düştü gönlüme. Aşk Şeriatı. Yazmaya cesaret edemedim. Dilim lal oldu, kalemimin ucu kör. Kırk fırın ekmek yemeye yolladım kendimi. Dünyayı dolaştım. insanlar tanıdım, hikâyeler topladım. Üzerinden çok bahar geçti. Fırınlarda ekmek kalmadı; ben hâlâ ham, hâlâ aşkta bir çocuk gibi toy...
"Hamuş" derdi Mevlâna kendine. Yani Suskun. Düşündün mü hiç, bir şairin, hem de nâmı dünyayı sarmış bir şairin, yani işi gücü, varlığı, kimliği ve hatta soluduğu hava bile kelimelerden müteşekkil olan ve elli binden fazla muhteşem dizeye imza atmış bir insanın, nasıl olup da kendine SUSKUN adını verdiğini?...
Kâinatın da tıpkı bizimki gibi nazenin bir kalbi ve düzenli bir kalp atışı var. Seneler var ki nereye gidersem gideyim o sesi dinledim. Her bir insanı Yaradan'ın emaneti saklı bir cevher addedip, anlattıklarına kulak verdim. Dinlemeyi sevdim. Cümleleri, kelimeleri ve harfleri... Oysa bana bu kitabı yazdıran şey som sessizlik oldu.
Mesnevi'yi şerh edenlerin çoğu bu ölümsüz eserin "b" harfiyle başladığına dikkat çeker. ilk kelimesi "Bişnev!"dir. Yani "Dinle!" Tesadüf mü dersin ismi "Suskun" olan bir şairin en kıymetli yapıtına "Dinle!" diye başlaması. Sahi, sessizlik dinlenebilir mi?
Bu romanda her bölüm aynı sessiz harfle başlar. "Neden?" diye sorma, ne olur. Cevabını sen bul. Ve kendine sakla.
Çünkü öyle hakikatler var ki bu yollarda, anlatırken bile sır kalmalı.
A. Z. Zahara Amsterdam, 2007
elif safak-ask
----spoiler----
günümüzde belli tip ve özelliklere sahip olamayanların yaşayamadığı, olanların yaşadığı, aslında herkesin yaşaması gerekirken ne yazık ki kısıtlanan güzel duygu.
aşk meşk olaylarında 2 yolunuz olan:
-ya kalp kırarsınız
-ya kalbiniz kırılır.
-ya kalp kırarsınız
-ya kalbiniz kırılır.
Sonsuz arzulama...
demet akalın'ın 2011 yazını kasıp kavuran şarkısı.
aşk her şeyi geride bırakır
en sevdiğim yanı hep önüne baktırır
düşünmeden geçmişi sildirir
bir bakmışsın ki iki yüzük seçtirir
düşünmeden yeniyi sevdirir
bir bakmışsın ki gelinlik giydirir
mutlu olan herkes el kaldırsın
kutla kutla kutla kutla
çekemeyen aramızdan ayrılsın
hızla hızla hızla hızla
aşk her şeyi geride bırakır
en sevdiğim yanı hep önüne baktırır
düşünmeden geçmişi sildirir
bir bakmışsın ki iki yüzük seçtirir
düşünmeden yeniyi sevdirir
bir bakmışsın ki gelinlik giydirir
mutlu olan herkes el kaldırsın
kutla kutla kutla kutla
çekemeyen aramızdan ayrılsın
hızla hızla hızla hızla
Fromm' un nefis bir tanımı var, şöyle der:
"Aşk doğal bir şey değildir. Aksine disiplin, konsantrasyon, sabır, inanç ve narsisizmin üstesinden gelmeyi gerektirir. Bir his değil, bir uygulamadır."
modern dünyanın iş birliğine dair yarattığı tahribat ile sarıldığımız tekilliği bir kenara itip karşımızdakinin duygularına, istek ve ihtiyaçlarına zaman zaman kendimizinkileri göz ardı ederek yanıt verebilmek; beklentilerimizi gerçekçi bir seviyeye getirmek adına nevrozlarımızla savaşmak ve en nihayetinde alma-verme dengesinin sağlandığı bir ilişkide var olabilmek.. oldukça zorlu bir uygulamadır.
"Aşk doğal bir şey değildir. Aksine disiplin, konsantrasyon, sabır, inanç ve narsisizmin üstesinden gelmeyi gerektirir. Bir his değil, bir uygulamadır."
modern dünyanın iş birliğine dair yarattığı tahribat ile sarıldığımız tekilliği bir kenara itip karşımızdakinin duygularına, istek ve ihtiyaçlarına zaman zaman kendimizinkileri göz ardı ederek yanıt verebilmek; beklentilerimizi gerçekçi bir seviyeye getirmek adına nevrozlarımızla savaşmak ve en nihayetinde alma-verme dengesinin sağlandığı bir ilişkide var olabilmek.. oldukça zorlu bir uygulamadır.
aşkın bir tanımı icin begendigin bedenlere hayalini kurdugun ruhları monte ediyorsun diyorlar.
ben bu tanımla hemfikir degilim.
hatta aşk bunun tam tersi bence.
bir adam veya kadın var mesela, vuruluyorsun, kafanda ona dair bilmedigin seyleri hayaline gore tamamlıyorsun.
sonra hayatına giriyor. kendi degisik tarafları, garip garip huyları, mukemmel tarafları, zaafları vs ile kafanda canlandırdıgından bambaska biri cıkıyor. ama sen ısrarla bu yeni tanıstıgın adama ya da kadına hayranlık duyuyor, onunla cehennemi bile kimseyle cennete degismiyorsun.
aşk bence sevebilecegin insana dair butun checklistleri taruman eden bir sey.
sadece o ve o oldugu icin.. buyuk hayranlıkla..
ben bu tanımla hemfikir degilim.
hatta aşk bunun tam tersi bence.
bir adam veya kadın var mesela, vuruluyorsun, kafanda ona dair bilmedigin seyleri hayaline gore tamamlıyorsun.
sonra hayatına giriyor. kendi degisik tarafları, garip garip huyları, mukemmel tarafları, zaafları vs ile kafanda canlandırdıgından bambaska biri cıkıyor. ama sen ısrarla bu yeni tanıstıgın adama ya da kadına hayranlık duyuyor, onunla cehennemi bile kimseyle cennete degismiyorsun.
aşk bence sevebilecegin insana dair butun checklistleri taruman eden bir sey.
sadece o ve o oldugu icin.. buyuk hayranlıkla..
cok basic bir tanımı var.
-insanın baskalarıyla sevisme sansı olmasına ragmen hep ısrarla onunla sevismeyi secmesine aşk deniyordu.
orhan pamuk
-insanın baskalarıyla sevisme sansı olmasına ragmen hep ısrarla onunla sevismeyi secmesine aşk deniyordu.
orhan pamuk
(bkz: mauro icardi)
sevgi kelimesinin eş değil yakın anlamlısı.
ne güzel şeysin sen.
başımı döndüren.
günümüzde artık anlamını yitirdi. herkes başka şeylerin arayışında.
başımı döndüren.
günümüzde artık anlamını yitirdi. herkes başka şeylerin arayışında.
"Başkalarının aşklarıyla başlıyor hayatımız
Ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla"
( ismet özel - bir yusuf masalı )
Ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla"
( ismet özel - bir yusuf masalı )
aşık olunan kadından tam 3525 kilometre uzakta, hasretinden yutkunurken boğazının düğümlenmesiymiş. ya.. ergenliğimde anneme ben aşık olmam derken, oğlum karşına öyle bir kadın çıkar ki neye uğradığını şaşırırsın demişti. bu kadar güçlü bir duygu olduğunu bilmiyordum. insan kimyasıyla bu kadar oynadığını bilmiyordum. bir kadının teninin kokusunu özleyebileceğimi bilmiyordum. bunu da yaşamış olduk.
"Hayatımın en mutlu aniymis bilmiyordum" masumiyet müzesi kitabındaki ilk cümle gibi , hissedilen bir an dir.
görsel
edebiyatçıların para kazanmak için hayal ettiği bir boşluk, üstelik boşluktaki kara delikten daha karanlık.
inanmayın, sevmeye çalışın.
edebiyatçıların para kazanmak için hayal ettiği bir boşluk, üstelik boşluktaki kara delikten daha karanlık.
inanmayın, sevmeye çalışın.
Benim sağlayamayacağım duygusal bir bağlam gerektiriyor. Fakirim diye sanırım.
Bakın arkadaşlar bu yazacağım şeyleri evet hayata tamamen rasyonel bakmasıyla tanınan “phileo sophia “olarak yazacağım
Arkadaşlar aşk denilen bir duygu var ten uyumunu, kafa uyumunu dibine kadar hissettiğiniz öpmeye koklamaya doyamadığınız yanından ayrıldığınız saniye özlemeye başladığınız çok değişik bir duygu, his bu. Dünyayı çekilir kılan nadir şeylerden birisi bence bu hissi yaşadığınız kadınla sevişmek öpmek dokunmak hatta ellerini tutmak bile çok başka bir hissiyat.
Ama olmayınca bazı şeyler olmuyor işte.
Arkadaşlar aşk denilen bir duygu var ten uyumunu, kafa uyumunu dibine kadar hissettiğiniz öpmeye koklamaya doyamadığınız yanından ayrıldığınız saniye özlemeye başladığınız çok değişik bir duygu, his bu. Dünyayı çekilir kılan nadir şeylerden birisi bence bu hissi yaşadığınız kadınla sevişmek öpmek dokunmak hatta ellerini tutmak bile çok başka bir hissiyat.
Ama olmayınca bazı şeyler olmuyor işte.
ben hayatta bir kere aşık olunurculardan değilim.
her aşk kendine has bence.
ama bugün itibariyle ne hissettirdiğini anlatabilirim.
sanki biz kundaktan beri berabermisiz gibi bı hissiyat. öyle tanıdık.. öyle benden..
iletişimin yağ gibi akması. öyle doğal. öyle aynı frekanstan.
birbirine acayip bir manevi güç vermek. mutlandirmak.
biraz heyecan. biraz huzur. salıncağı başkası kapacak korkusuyla hep başında beklemek biraz. ama biraz da özgürlük. kişisel alanlara saygı.
iç huzuru. tek eşlilik. sadakat. bunların doğal ve kolay bir şekilde yerini alması hayatta.
hayatımda tanidugim bana en benzeyen adam olması.
muhabbetin hiç bitmemesi.
dokunduğunda içinin titremesi.
güvenmek. inanmak. görmek. gorulmek. anlamak. anlaşılmak. çok aşk. çok sevgi.
her aşk kendine has bence.
ama bugün itibariyle ne hissettirdiğini anlatabilirim.
sanki biz kundaktan beri berabermisiz gibi bı hissiyat. öyle tanıdık.. öyle benden..
iletişimin yağ gibi akması. öyle doğal. öyle aynı frekanstan.
birbirine acayip bir manevi güç vermek. mutlandirmak.
biraz heyecan. biraz huzur. salıncağı başkası kapacak korkusuyla hep başında beklemek biraz. ama biraz da özgürlük. kişisel alanlara saygı.
iç huzuru. tek eşlilik. sadakat. bunların doğal ve kolay bir şekilde yerini alması hayatta.
hayatımda tanidugim bana en benzeyen adam olması.
muhabbetin hiç bitmemesi.
dokunduğunda içinin titremesi.
güvenmek. inanmak. görmek. gorulmek. anlamak. anlaşılmak. çok aşk. çok sevgi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar