bugün
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı7
- fakir siniri5
- hiçbir kanuna uymayan akp'li zenginler6
- arkadaşlar beni hanginiz takipten çıktı4
- sözlükte kavga edecek birini bulamamak9
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması21
- aklınıza gelen şarkı sözü3
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil9
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- ups boobss nickli yazar5
- 8 saniye süren osuruk3
- fiziği güzel sözlük kızları2
- cips yerken çıkan ses yan komşuya kadar gidiyor mu3
- kurşuni renkler dinlerken hüngür hüngür ağlamak3
- memelerin çok acayip birer organ olması4
- kalp krizi geçirseydim3
- fatma betül sayan kaya57
- 29 eylül 2026 slovakya kazakistan maçı3
- işe dans ederek gitmiyorsanız o işi bırakın3
- yazarların ihtiyacı olan şey2
- şampuan önerisi8
- kolunu sıkınca biceps kası ortaya çıkmayan erkek4
- sözlüğün aptal kaynaması4
- allah diye bir varlığın olmaması5
- tinder da ilk mesaj olarak stack sormak2
- amerika da yaşadığını zanneden yazar3
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi12
- nokia 33104
- mis gibi sözlük2
- rastgele bir yazar seçip karabüyüyle öldürmek4
- açık oylamalardaki mantık hatası3
- false3
- karton toplayan piç2
- 29 eylül 2026 lüksemburg izlanda maçı2
- toplumun çöküşü2
- ktç'yi kafes dövüşüne davet etmek2
- 29 eylül 2026 finlandiya beyaz rusya maçı3
- 29 eylül 2026 moldova faroe adaları maçı3
- kazakistan5
- slovakya5
- o gece neredeydin3
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- kendisiyle övünen insanlar15
- gündoğdu gıda3
- tofaş arabamın hava yastığı açılmadı3
- diamond tema'nın çocuğuna leonidas ismini koyması3
- ismet kalk çay koy kanka6
- el falı bakıyorum sadece seviyeli yazarlar3
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
hayat bazen bir anlık karşılaşmalarla değişir. benim hikayem de tam olarak böyle başladı. şu an 20 yaşındayım ama anlatacağım olaylar lise yıllarıma, beni bambaşka biri yapan o döneme ait.
sınıfta yeni bir okula naklim çıktı. küçük bir ilçede yaşadığım için, buradaki herkes birbirini tanıyordu. benim içinse her şey yeniydi. okula alışmaya çalışırken muhammed adında biriyle arkadaş oldum. hâlâ da dostluğumuz devam eder. o zamanlar muhammed'le her teneffüs bahçeye çıkar, goygoy yapar, milletle dalga geçerdik. tipik lise muhabbetleri işte…
bir gün, tam da böyle bir teneffüste, gözüm bir kıza takıldı. 1.60 boylarında, sarışın… o zamanlar farkında değildim ama inanılmaz güzel bir kızdı. yanında sevgilisi vardı ve her gördüğümde içimde anlamlandıramadığım bir his oluşuyordu. kıskançlık mı, sinir mi bilmiyorum ama ona karşı bir şeyler hissediyordum. her teneffüs onu gördükçe kendimi onu eleştirirken buluyordum: "bu nasıl bir kız ya?" ama asıl anlamadığım şey, neden sürekli ona dikkat ettiğimdi.
ben d şubesindeydim, o ise a şubesinde. aramızda herhangi bir etkileşim bile yoktu. ama hayat, bazen hiç beklemediğin sürprizler yapar.
o sıralar hayatımda büyük bir değişim yaşıyordum. 9. sınıfa kadar asosyal, gözlüklü, yazılımla ilgilenen bir tiptim. bir kere hoşlandığım biri olmuştu ama hüsranla sonuçlanmıştı. 10. sınıfın ikinci dönemine girerken spora başladım ve özgüvenim inanılmaz derecede arttı. artık her ortama daha rahat girip çıkabiliyordum. ve tam da bu dönemde sınıflar değişti.
ben artık a şubesindeydim.
o günü hiç unutmuyorum. cuma günü sonuçlar açıklandı ve sınıfa adım attım. keşke o kapıdan hiç girmeseydim diyorum bazen, çünkü içeriye adım attığım an hayatım değişti.
sınıfta tanıştığım ilk insanlardan biri ela oldu. ama bu tanışma, sıradan bir merhaba ile başlamadı. aksine, inanılmaz bir zıtlaşmayla, tartışmalarla… sürekli atışıyorduk. birbirimize su fırlatıyor, şakalar yapıyor, resmen okulun altını üstüne getiriyorduk. öyle ki, bir keresinde onun çantasını klozete bile sokmuştum! o da bana karşı boş durmuyordu, her fırsatta uğraşıyordu.
ama farkında olmadan bir oyunun içindeydik. bir gün yine tartışırken ona pat diye "sen benden hoşlanıyorsun!" dedim. o da hemen karşılık verdi: "ne hoşlanacağım senden! asıl sen benden hoşlanıyorsun!"
bu defa bunun kavgasını etmeye başladık. ama içten içe ikimiz de bir şeylerin değiştiğini hissediyorduk.
günler geçti, biz hâlâ birbirimizle uğraşıyorduk ama bu uğraşlar artık farklı bir anlam taşıyordu. sonra bir gün okulda deneme sınavı yapıldı. ela, sonuçlarından dolayı üzülmüş, sınıfta ağlıyordu. onu o halde görünce içim burkuldu. onca kavga, şaka, atışma… bunların hiçbiri önemli değildi o an.
herkesin önünde yanına gittim. bluzumun ucunu elime getirip gözyaşlarını sildim. "sen aptal bir kız değilsin, düzelteceksin. bu dünyanın sonu değil." dedim.
ela'nın arkadaşlarının o an aralarında fısıldaşarak beni övdüklerini fark ettim. o bakışları hissettim. ama en önemlisi, ela’nın gözlerindeki ifadeydi. o anı düşündüğümde hâlâ kalbim hızlanır.
birkaç gün sonra, okul bir sinema gezisi düzenledi. film avatar 2 idi.
geziden bir gün önce, ela beklenmedik bir teklifte bulundu:
"gel, bizimkilerle takıl. anlaşırsınız zaten, beraber vakit geçiririz."
bu sözleri duyduğumda içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. artık ela'ya gerçekten farklı bir gözle bakıyordum. eskiden sadece inatlaşmalar vardı, ama şimdi her an onunla olmayı istiyordum.
gezi günü sabah uyandım, okula gittik ve servislere bindik. ama moralim bozuldu, çünkü ben ikinci servisteydim, ela ise birincideydi. yol boyunca aklım ondaydı. avm’ye vardığımızda önce arkadaşlarımla yemek yedim, çünkü onlara söz vermiştim. ama sabırsızlanıyordum, hemen ela’nın yanına geçtim.
sohbet ettik, güldük, şakalaştık derken sinema salonuna girdik. yanına oturdum. ışıklar kapandı, loş ışıklar açıldı. içimde bir cesaret yükseldi. kalbim deli gibi atıyordu.
ela'ya döndüm, gözlerinin içine baktım ve hiç düşünmeden söyledim:
"ben senden hoşlanıyorum. benimle çıkar mısın?"
elini tuttum.
ela bir an şaşırdı. beklemiyordu. sonra tuttuğum elini diğer eliyle kapattı, bana baktı ve hafifçe gülümsedi:
"süründürsem mi, yoksa hemen kabul mü etsem?"
güldü… ve kabul etti.
o an, herşeye değerdi gerçekten herşeyime değerdi
(aşırı yazarlık bir tecrübem yok geçen olayların tamamı birebir bana şahsıma aittir noktalama işaretleri anlam bozuklukları var bazı yerlerde onların kusuruna bakmayın chatgpt ile düzeltebildim burda 4 yıllık bir hikaye yatıyor etkileşim alırsa düzenleyip düzenletyip eklerim çünkü hayatımı alt üst eden hikayeyi birilerine anlatmak içimi dökmek istiyorum artık dipnot=hikayede geçen isimler değiştirilmiştir gerçek bir karşılığı yoktur)
sınıfta yeni bir okula naklim çıktı. küçük bir ilçede yaşadığım için, buradaki herkes birbirini tanıyordu. benim içinse her şey yeniydi. okula alışmaya çalışırken muhammed adında biriyle arkadaş oldum. hâlâ da dostluğumuz devam eder. o zamanlar muhammed'le her teneffüs bahçeye çıkar, goygoy yapar, milletle dalga geçerdik. tipik lise muhabbetleri işte…
bir gün, tam da böyle bir teneffüste, gözüm bir kıza takıldı. 1.60 boylarında, sarışın… o zamanlar farkında değildim ama inanılmaz güzel bir kızdı. yanında sevgilisi vardı ve her gördüğümde içimde anlamlandıramadığım bir his oluşuyordu. kıskançlık mı, sinir mi bilmiyorum ama ona karşı bir şeyler hissediyordum. her teneffüs onu gördükçe kendimi onu eleştirirken buluyordum: "bu nasıl bir kız ya?" ama asıl anlamadığım şey, neden sürekli ona dikkat ettiğimdi.
ben d şubesindeydim, o ise a şubesinde. aramızda herhangi bir etkileşim bile yoktu. ama hayat, bazen hiç beklemediğin sürprizler yapar.
o sıralar hayatımda büyük bir değişim yaşıyordum. 9. sınıfa kadar asosyal, gözlüklü, yazılımla ilgilenen bir tiptim. bir kere hoşlandığım biri olmuştu ama hüsranla sonuçlanmıştı. 10. sınıfın ikinci dönemine girerken spora başladım ve özgüvenim inanılmaz derecede arttı. artık her ortama daha rahat girip çıkabiliyordum. ve tam da bu dönemde sınıflar değişti.
ben artık a şubesindeydim.
o günü hiç unutmuyorum. cuma günü sonuçlar açıklandı ve sınıfa adım attım. keşke o kapıdan hiç girmeseydim diyorum bazen, çünkü içeriye adım attığım an hayatım değişti.
sınıfta tanıştığım ilk insanlardan biri ela oldu. ama bu tanışma, sıradan bir merhaba ile başlamadı. aksine, inanılmaz bir zıtlaşmayla, tartışmalarla… sürekli atışıyorduk. birbirimize su fırlatıyor, şakalar yapıyor, resmen okulun altını üstüne getiriyorduk. öyle ki, bir keresinde onun çantasını klozete bile sokmuştum! o da bana karşı boş durmuyordu, her fırsatta uğraşıyordu.
ama farkında olmadan bir oyunun içindeydik. bir gün yine tartışırken ona pat diye "sen benden hoşlanıyorsun!" dedim. o da hemen karşılık verdi: "ne hoşlanacağım senden! asıl sen benden hoşlanıyorsun!"
bu defa bunun kavgasını etmeye başladık. ama içten içe ikimiz de bir şeylerin değiştiğini hissediyorduk.
günler geçti, biz hâlâ birbirimizle uğraşıyorduk ama bu uğraşlar artık farklı bir anlam taşıyordu. sonra bir gün okulda deneme sınavı yapıldı. ela, sonuçlarından dolayı üzülmüş, sınıfta ağlıyordu. onu o halde görünce içim burkuldu. onca kavga, şaka, atışma… bunların hiçbiri önemli değildi o an.
herkesin önünde yanına gittim. bluzumun ucunu elime getirip gözyaşlarını sildim. "sen aptal bir kız değilsin, düzelteceksin. bu dünyanın sonu değil." dedim.
ela'nın arkadaşlarının o an aralarında fısıldaşarak beni övdüklerini fark ettim. o bakışları hissettim. ama en önemlisi, ela’nın gözlerindeki ifadeydi. o anı düşündüğümde hâlâ kalbim hızlanır.
birkaç gün sonra, okul bir sinema gezisi düzenledi. film avatar 2 idi.
geziden bir gün önce, ela beklenmedik bir teklifte bulundu:
"gel, bizimkilerle takıl. anlaşırsınız zaten, beraber vakit geçiririz."
bu sözleri duyduğumda içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. artık ela'ya gerçekten farklı bir gözle bakıyordum. eskiden sadece inatlaşmalar vardı, ama şimdi her an onunla olmayı istiyordum.
gezi günü sabah uyandım, okula gittik ve servislere bindik. ama moralim bozuldu, çünkü ben ikinci servisteydim, ela ise birincideydi. yol boyunca aklım ondaydı. avm’ye vardığımızda önce arkadaşlarımla yemek yedim, çünkü onlara söz vermiştim. ama sabırsızlanıyordum, hemen ela’nın yanına geçtim.
sohbet ettik, güldük, şakalaştık derken sinema salonuna girdik. yanına oturdum. ışıklar kapandı, loş ışıklar açıldı. içimde bir cesaret yükseldi. kalbim deli gibi atıyordu.
ela'ya döndüm, gözlerinin içine baktım ve hiç düşünmeden söyledim:
"ben senden hoşlanıyorum. benimle çıkar mısın?"
elini tuttum.
ela bir an şaşırdı. beklemiyordu. sonra tuttuğum elini diğer eliyle kapattı, bana baktı ve hafifçe gülümsedi:
"süründürsem mi, yoksa hemen kabul mü etsem?"
güldü… ve kabul etti.
o an, herşeye değerdi gerçekten herşeyime değerdi
(aşırı yazarlık bir tecrübem yok geçen olayların tamamı birebir bana şahsıma aittir noktalama işaretleri anlam bozuklukları var bazı yerlerde onların kusuruna bakmayın chatgpt ile düzeltebildim burda 4 yıllık bir hikaye yatıyor etkileşim alırsa düzenleyip düzenletyip eklerim çünkü hayatımı alt üst eden hikayeyi birilerine anlatmak içimi dökmek istiyorum artık dipnot=hikayede geçen isimler değiştirilmiştir gerçek bir karşılığı yoktur)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar