bugün
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu8
- yakışıklı bir erkekle öpüşmek7
- arkadaşlar yeni aldığım şarj cihazıma bakın7
- gül gibi efendi erkek10
- din olmadan ahlak temellendirilemez4
- chp dönemi bitti5
- escorta giden erkek8
- kızların keko erkek seviyoruz demesi10
- g'i l d'e d l'i l y14
- muslettin amca10
- true vs yagmurcu4
- bayandan nasıl istenir5
- kemalizmin gericilik olması3
- üvey anneannem oğlunu abukat oğlum diye severdi4
- bir escortu etkilemek mümkün müdür sorusu3
- sözlükten bir kızla sevişmek4
- ardaya yüzmeye gitmek4
- pipisi 18 cm olan erkek4
- sevilen kadının bu bir emirdir bip beni demesi5
- ata yaşat2
- sözlüğün viagra içmiş gibi coşması4
- türkiye'nin en iyi dizisi kanıt2
- dişçiye gitmek9
- evliliğin aslında bir çıkar ilişkisi olması5
- yeni parti16
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız13
- sözlükteki yaşlı amcalar ve teyzeler3
- şakalaşırken kız kankayı saksoya yatırmak2
- karşı binadaki kızlar4
- ben geldim kerkenezler18
- yagmurcu3
- sezer efendi sezer efendi 5 nolu ameliyathaneye3
- şimdi herkes su içsin7
- cumhuriyet halk partisi4
- mal mal bakan adam2
- ben ne yapıyorum anı3
- alakasız yerde tanıdıkla karşılaşmak3
- velvet36
- emirhan yıldız'ın 16 kattan düşmesi3
- habire1233
- özelde fingirdeşen yazarlar14
- sude sendromu2
- fetö siyasete nasıl sızdı3
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması5
- evlilik çocukları zengin etme müessesidir2
- her yere geç kalan insan modeli3
- temizlikçi gelmeden etrafı toplamak2
- mrbeast3
- mantığın sesi yazarlar2
- rüyasında sevgilisiyle seviştiğini gören erkek2
bazı insanlar için karşılıklı yazılmamış anlaşılan. yoksa herkes mutlu olur, bazıları mutlu olup bazıları sürünmezdi. ben bunu anladım.
benim için aşk öfke ve kalp kırıklığı anlamına geliyor. çiftlere gıcık oluyorum hep. kadınlara da biraz öfkeliyim.
benim için aşk öfke ve kalp kırıklığı anlamına geliyor. çiftlere gıcık oluyorum hep. kadınlara da biraz öfkeliyim.
aşk, ışıktır... aşk, vermek, karşılıksız vermek, karşılığında kendini kaybetmek ve bu kaybetmekte tarifsiz olan benini bulmaktır...
aşkı bilmek lazım; bilmek başka, bildiğini sandığını bilmek başka!...
salih mirzabeyoğlu - tilki günlüğü 2. cilt- sf:32
aşkı bilmek lazım; bilmek başka, bildiğini sandığını bilmek başka!...
salih mirzabeyoğlu - tilki günlüğü 2. cilt- sf:32
“acı çekmemek için aşkı reddetmek gerekiyordu. bu da hayattaki kötülükleri görmemek için kendi gözlerini çıkarmak gibi bir şeydi."
Paulo Coelho
Ne bu aşk, nasıl hissettiriyor da insanlar bu denli üzerinde durup bambaşka fikirlere ayrışmışlar diye düşünüyor insan.
Paulo Coelho
Ne bu aşk, nasıl hissettiriyor da insanlar bu denli üzerinde durup bambaşka fikirlere ayrışmışlar diye düşünüyor insan.
"Tanrı'nın çılgın âşığı bir buseye feda eder hayatını."
karşılıksız olanı insanın canını çok yakar şüphesiz..
Cioran' ın da dediği gibi, bir suç ortağının teri içinde boğulmaktan fazlası değildir.
"üstelik, kendinde beyhude yere aradığını öteki'nde bulduracak kadar diri bir yanılsama kimde vardır ki? bize tüm evrenin sunamadığını, bağırsaklardaki bir sıcaklık mı sunacaktır? oysaki o yaygın -ve tabiatüstü- anormalliğin temeli de tam budur: bütün muammaları iki kişi çözmek -ve daha ziyade, askıya almak-; bir sahtekârlığın lütfuyla, hayatın içinde yüzdüğü o kurguyu unutmak; genel ıssızlığı ikili bir cıvıldaşmayla doldurmak; sonunda da -ki vecdin karikatürüdür bu- herhangi bir suç ortağının teri içinde boğulmak..."
"üstelik, kendinde beyhude yere aradığını öteki'nde bulduracak kadar diri bir yanılsama kimde vardır ki? bize tüm evrenin sunamadığını, bağırsaklardaki bir sıcaklık mı sunacaktır? oysaki o yaygın -ve tabiatüstü- anormalliğin temeli de tam budur: bütün muammaları iki kişi çözmek -ve daha ziyade, askıya almak-; bir sahtekârlığın lütfuyla, hayatın içinde yüzdüğü o kurguyu unutmak; genel ıssızlığı ikili bir cıvıldaşmayla doldurmak; sonunda da -ki vecdin karikatürüdür bu- herhangi bir suç ortağının teri içinde boğulmak..."
Bu saatten sonra karşı tarafın bu lafına asla inanmam. Çünkü inandık ve hayat belli süre ile karanlığa büründü.
“Aşk gibi sonsuz umutlar ve beklentilerle başlayan ve hiç şaşmadan yıkılan bir yatırım ya da faaliyet bulmak güçtür” demiş fromm abimiz.
Kızılötesi ve yaralı müzesi ile.
Kızılötesi ve yaralı müzesi ile.
sanırım benden giderek uzaklaşan şey. aşık olamıyorum. kimse de bana olmuyor. keşiş olacağım mağaralara kapanıp meditasyon yapacağım. iffet yemini de ederim.
"... Tanrı'nın çılgın âşığının, hayatını bir buseye feda edebileceğini düşünmekten büyük zevk alıyordu."
görsel
Azıyorum fena geceleri.
Azıyorum fena geceleri.
--spoiler--
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
--spoiler--
Özdemir Asaf
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
--spoiler--
Özdemir Asaf
iki rayı gibiyiz
bir tren yolunun
yakın olması
neyi değiştirir
son istasyonun.
Sunay Akın
bir tren yolunun
yakın olması
neyi değiştirir
son istasyonun.
Sunay Akın
bazıları için lanetle kuşatılmıştır. dikenli tellerle çevrilidir. ulaşmak istersen sadece yaranla, kanınla kalırsın. ötesi yok.
"Dürtme içimdeki narı, üstümde beyaz gömlek var." (Birhan Keskin)
içimdeki nar tanelerinin her biri ayrı bir kadını simgeliyor. Her kadın böyledir aslında. Çocuksu, şehvetli, kurnaz, saf, cesur, korkak, mutaassıp, flörtöz, özgüvenli, çekingen, tutkulu, sönük, şedid, müşfik... Her birimizin içinde bu küçük küçük nar taneleri var. Hepimiz karakterimize, fıtratımıza uygun olanı, bazen de şartlar olgunlaştığında diğer yanlarımızı açığa çıkarıyoruz. Ben daha çok çocuksu, tutkulu, saf, cesur, özgüvenli ve müşfik bir kadınım. içimden bir canavarın çıkabildiği durumlar çok nadirdir.
Esasen duyguları, gururu, tertemiz aşkı ayaklar altına alınmış bir kadının pençesini çıkarmasında şaşılacak bir şey yok. Fakat bütün mesele o pençeyle hasmını paramparça edememek... Hasmınıza derin bir tutku beslediyseniz onu mahvetmeniz hiç kolay olmuyor. içinizdeki hırsla, gururu incinmiş Züleyha'nın Yusuf'u zindana attırmak istemesini anlıyorsunuz ama sevdiğiniz adam Yusuf değil. Siz de Züleyha gibi gömlek yırtmaya çalışmayı bırakın; bunu aklınızdan bile geçirmeyecek kadar temiz bir şekilde sevdiyseniz işiniz çok daha zor oluyor. Keşke her şey net olsaydı ve o kişi Yusuf gibi değecek bir adam olsaydı...
Yine de iffetli olmayı tercih etseydi Züleyha'yı haklı bulacak raddeye geldiğimi fark ettiğimde kendimden korkmaya başladım. Binlerce yıl öteden kadın dayanışması deyin, kadınlık gururu deyin, ne derseniz deyin. Züleyha'nın yıllar süren acısını artık anlıyordum. Eskiden nefsiyle hareket ettiği için Hz. Yusuf ile evlenmeye layık bulamadığım, hakir gördüğüm, "Derdine bak yahu, rezil kadın!" dediğim kadının çektiklerini artık tahmin edebiliyordum. Fakat yine de vazgeçmek zorundaydım. Ben M.S. 21. yüzyılda yaşıyorum ve bu yüzyılda birine ömür harcamak hiç mantıklı değil. O yüzden hasmımı ve aşkımı önce kırbaçlayıp, sonra canı yandı diye üzerine kapanıp hıçkıra hıçkıra ağlayacağımı bildiğim için onu içimde tamamen yok etmem gerekiyordu.
En son Karabağ Savaşı'nda düşmana hissettiğim kin ve öfkeyi kendi milletimden olan, üstelik aşık olduğum adama hissettim. Oysa bir zamanlar o benim kimse bulamasın ve örselenmesin diye iç içe koyduğum sedef kakma, ahşap ve içi ipekle kaplı sandıkların içinde sakladığım inci tanemdi. Onun yol kenarında öylece duran basit bir çakıl taşı olduğunu fark ettiğimde çok acı çektim. Ona uygun olmayan, üzerinde sakil duracak ve her şeyiyle bol gelecek ama çok güzel, atlas kumaştan bir kıyafeti ona giydirmeye çalıştığımı anladım. Çünkü beni bir hayalin, umudun, tamamen yalandan ibaret bir dünyanın içine almış, bir illüzyon gösterisi sunuyordu. Artık bir gün, onun sahtekarlıktan bıkıp daha fazla devam ettiremediği bu oyunu sonlandırdım ve perde kapandı.
Nihayet uzun bir süre kırık cam parçalarının üstünde yürüdükten sonra düzlüğe çıktım. Canım eskisi kadar acımıyor ama izi kalacak. içimdeki narı dürtüp, parçalayıp en kötü ve zalim duygularımı açığa çıkaran fakat yine de masumiyetimi zedeleyemeyen, üstümdeki beyaz gömleği kırmızıya boyayamayan bu adamı affetmeyeceğim. Birkaç damla da olsa o gömlekte iz kalacak çünkü. Bana kalan ders şu oldu: Kimseyi ısrarla, hırsla, ne pahasına olursa olsun Allah'tan dilememeliyim. Çünkü olmayacak, olsa bile en büyük imtihanım olacak.
içimdeki nar tanelerinin her biri ayrı bir kadını simgeliyor. Her kadın böyledir aslında. Çocuksu, şehvetli, kurnaz, saf, cesur, korkak, mutaassıp, flörtöz, özgüvenli, çekingen, tutkulu, sönük, şedid, müşfik... Her birimizin içinde bu küçük küçük nar taneleri var. Hepimiz karakterimize, fıtratımıza uygun olanı, bazen de şartlar olgunlaştığında diğer yanlarımızı açığa çıkarıyoruz. Ben daha çok çocuksu, tutkulu, saf, cesur, özgüvenli ve müşfik bir kadınım. içimden bir canavarın çıkabildiği durumlar çok nadirdir.
Esasen duyguları, gururu, tertemiz aşkı ayaklar altına alınmış bir kadının pençesini çıkarmasında şaşılacak bir şey yok. Fakat bütün mesele o pençeyle hasmını paramparça edememek... Hasmınıza derin bir tutku beslediyseniz onu mahvetmeniz hiç kolay olmuyor. içinizdeki hırsla, gururu incinmiş Züleyha'nın Yusuf'u zindana attırmak istemesini anlıyorsunuz ama sevdiğiniz adam Yusuf değil. Siz de Züleyha gibi gömlek yırtmaya çalışmayı bırakın; bunu aklınızdan bile geçirmeyecek kadar temiz bir şekilde sevdiyseniz işiniz çok daha zor oluyor. Keşke her şey net olsaydı ve o kişi Yusuf gibi değecek bir adam olsaydı...
Yine de iffetli olmayı tercih etseydi Züleyha'yı haklı bulacak raddeye geldiğimi fark ettiğimde kendimden korkmaya başladım. Binlerce yıl öteden kadın dayanışması deyin, kadınlık gururu deyin, ne derseniz deyin. Züleyha'nın yıllar süren acısını artık anlıyordum. Eskiden nefsiyle hareket ettiği için Hz. Yusuf ile evlenmeye layık bulamadığım, hakir gördüğüm, "Derdine bak yahu, rezil kadın!" dediğim kadının çektiklerini artık tahmin edebiliyordum. Fakat yine de vazgeçmek zorundaydım. Ben M.S. 21. yüzyılda yaşıyorum ve bu yüzyılda birine ömür harcamak hiç mantıklı değil. O yüzden hasmımı ve aşkımı önce kırbaçlayıp, sonra canı yandı diye üzerine kapanıp hıçkıra hıçkıra ağlayacağımı bildiğim için onu içimde tamamen yok etmem gerekiyordu.
En son Karabağ Savaşı'nda düşmana hissettiğim kin ve öfkeyi kendi milletimden olan, üstelik aşık olduğum adama hissettim. Oysa bir zamanlar o benim kimse bulamasın ve örselenmesin diye iç içe koyduğum sedef kakma, ahşap ve içi ipekle kaplı sandıkların içinde sakladığım inci tanemdi. Onun yol kenarında öylece duran basit bir çakıl taşı olduğunu fark ettiğimde çok acı çektim. Ona uygun olmayan, üzerinde sakil duracak ve her şeyiyle bol gelecek ama çok güzel, atlas kumaştan bir kıyafeti ona giydirmeye çalıştığımı anladım. Çünkü beni bir hayalin, umudun, tamamen yalandan ibaret bir dünyanın içine almış, bir illüzyon gösterisi sunuyordu. Artık bir gün, onun sahtekarlıktan bıkıp daha fazla devam ettiremediği bu oyunu sonlandırdım ve perde kapandı.
Nihayet uzun bir süre kırık cam parçalarının üstünde yürüdükten sonra düzlüğe çıktım. Canım eskisi kadar acımıyor ama izi kalacak. içimdeki narı dürtüp, parçalayıp en kötü ve zalim duygularımı açığa çıkaran fakat yine de masumiyetimi zedeleyemeyen, üstümdeki beyaz gömleği kırmızıya boyayamayan bu adamı affetmeyeceğim. Birkaç damla da olsa o gömlekte iz kalacak çünkü. Bana kalan ders şu oldu: Kimseyi ısrarla, hırsla, ne pahasına olursa olsun Allah'tan dilememeliyim. Çünkü olmayacak, olsa bile en büyük imtihanım olacak.
Bazı insanlar çok güzel seviyorlar ve bazı insanlar da bu duyguyu katlediyorlar. Ben bu yazıdan bunu anladım. Çok sikik bir dünya bu be.
Bir dürtü.
Benim için kıl kadar incedir.
itildiğimi hissettiğim an koparıp atarım.
itildiğimi hissettiğim an koparıp atarım.
Aşırı bağlılık, sevi... Tanım bile ne olduğunu tam anlatamaz ve karşılayamaz. Öyle derin ve ulvi bir duygudur ki sosyete tikicanları bunu maddi bir şey sanırlar; ama karşılıksız ve sonsuzluğun nirvanaya eriştiği yerdir aşk. Seni istemese de ve kavuşulmasa da aşk net ve tek gerçek insan duygusudur.
Valla ben zamanında oldum ve acı çektim. Değecek veya değmeyecek bunu bilemezsiniz. Sonuçta aşk insanı gerçekten de kör ediyor. Çiftin ikisininde birbirlerine aşık olması aşırı zor durum. Öyle olursa akan sular durur. Lakin işin içinde gerçek aşk yoksa terk edilme vardır ki burada da yalancılık, yara bandı veya arzu denilen olgular sözkonusudur. Tek taraflı gerçek aşk yaşayanlara Geçmiş olsun.
M beden giydiği iddia edilen bir duygu durum bozukluğu.
ruhun tek avuntusunun böyle kir böyle karanlık ve azap dolu bir şey olması ne garip.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar