bugün
- gocu nerede8
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak8
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak4
- nickli başlık sözlüğe ihanettir2
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- nickli başlık açanlar kucağa alınacak3
- tadıldığına pişman eden şeyler7
- bir kadının en güzel bölgesi13
- gocu'nun heykeli4
- narlıdere2
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi6
- iran'ın abd üslerine misilleme saldırıları2
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak4
- true'nun iyice zıvanadan çıkması7
- dünyanın en güzel tatlısı12
- karaburun2
- true namussuzdur2
- allah varsa beni milli yapsın4
- uludağ sözlük cs 1 6 zirvesi2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları34
- barış yarkadaş2
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları10
- true'nun maaşı2
- 6 eylül fenerbahçe beşiktaş maçı4
- true nickli namussuz kadın düşkünü2
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak5
- maruf güneş4
- balık ekmek2
- çeşme de beach çalışanlarının vatandaşa saldırması3
- insanlığın kötülüklerini allah yok'a bağlamak2
- allah neden cinselliği yarattı2
- netanyahu'dan arjantin'e destek2
- ölüm fikrinin insanları çıldırtmıyor oluşu3
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi4
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- türklerin başarıları2
- surströmming2
- berra ahsen uslu2
- regl dönemi dengesizlikleri4
- türklerin ileri olduğu konular21
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı3
- allah varsa afrika daki çocuklar niye aç2
- ruhi çenet2
- memecoin2
- oğuzhan uğur7
- tron coin2
- dünya fenerbahçeliler günü3
- vantilatörü kendine çevirmek10
16 17 yaşından sonra hissetmesi pek mümkün olmayan duygudur. Belki şans eseri 20 li yaşların başında da hissedersiniz sonra biter.
Çok kıymetli bir duygu keşke geçmişe dönebilsek ve bu duyguyu hakeden kişilere yöneltip güzelce yaşasak.
Çok kıymetli bir duygu keşke geçmişe dönebilsek ve bu duyguyu hakeden kişilere yöneltip güzelce yaşasak.
adı var sadece kıymeti yok .
Boş işler.
hayat bazen bir anlık karşılaşmalarla değişir. benim hikayem de tam olarak böyle başladı. şu an 20 yaşındayım ama anlatacağım olaylar lise yıllarıma, beni bambaşka biri yapan o döneme ait.
sınıfta yeni bir okula naklim çıktı. küçük bir ilçede yaşadığım için, buradaki herkes birbirini tanıyordu. benim içinse her şey yeniydi. okula alışmaya çalışırken muhammed adında biriyle arkadaş oldum. hâlâ da dostluğumuz devam eder. o zamanlar muhammed'le her teneffüs bahçeye çıkar, goygoy yapar, milletle dalga geçerdik. tipik lise muhabbetleri işte…
bir gün, tam da böyle bir teneffüste, gözüm bir kıza takıldı. 1.60 boylarında, sarışın… o zamanlar farkında değildim ama inanılmaz güzel bir kızdı. yanında sevgilisi vardı ve her gördüğümde içimde anlamlandıramadığım bir his oluşuyordu. kıskançlık mı, sinir mi bilmiyorum ama ona karşı bir şeyler hissediyordum. her teneffüs onu gördükçe kendimi onu eleştirirken buluyordum: "bu nasıl bir kız ya?" ama asıl anlamadığım şey, neden sürekli ona dikkat ettiğimdi.
ben d şubesindeydim, o ise a şubesinde. aramızda herhangi bir etkileşim bile yoktu. ama hayat, bazen hiç beklemediğin sürprizler yapar.
o sıralar hayatımda büyük bir değişim yaşıyordum. 9. sınıfa kadar asosyal, gözlüklü, yazılımla ilgilenen bir tiptim. bir kere hoşlandığım biri olmuştu ama hüsranla sonuçlanmıştı. 10. sınıfın ikinci dönemine girerken spora başladım ve özgüvenim inanılmaz derecede arttı. artık her ortama daha rahat girip çıkabiliyordum. ve tam da bu dönemde sınıflar değişti.
ben artık a şubesindeydim.
o günü hiç unutmuyorum. cuma günü sonuçlar açıklandı ve sınıfa adım attım. keşke o kapıdan hiç girmeseydim diyorum bazen, çünkü içeriye adım attığım an hayatım değişti.
sınıfta tanıştığım ilk insanlardan biri ela oldu. ama bu tanışma, sıradan bir merhaba ile başlamadı. aksine, inanılmaz bir zıtlaşmayla, tartışmalarla… sürekli atışıyorduk. birbirimize su fırlatıyor, şakalar yapıyor, resmen okulun altını üstüne getiriyorduk. öyle ki, bir keresinde onun çantasını klozete bile sokmuştum! o da bana karşı boş durmuyordu, her fırsatta uğraşıyordu.
ama farkında olmadan bir oyunun içindeydik. bir gün yine tartışırken ona pat diye "sen benden hoşlanıyorsun!" dedim. o da hemen karşılık verdi: "ne hoşlanacağım senden! asıl sen benden hoşlanıyorsun!"
bu defa bunun kavgasını etmeye başladık. ama içten içe ikimiz de bir şeylerin değiştiğini hissediyorduk.
günler geçti, biz hâlâ birbirimizle uğraşıyorduk ama bu uğraşlar artık farklı bir anlam taşıyordu. sonra bir gün okulda deneme sınavı yapıldı. ela, sonuçlarından dolayı üzülmüş, sınıfta ağlıyordu. onu o halde görünce içim burkuldu. onca kavga, şaka, atışma… bunların hiçbiri önemli değildi o an.
herkesin önünde yanına gittim. bluzumun ucunu elime getirip gözyaşlarını sildim. "sen aptal bir kız değilsin, düzelteceksin. bu dünyanın sonu değil." dedim.
ela'nın arkadaşlarının o an aralarında fısıldaşarak beni övdüklerini fark ettim. o bakışları hissettim. ama en önemlisi, ela’nın gözlerindeki ifadeydi. o anı düşündüğümde hâlâ kalbim hızlanır.
birkaç gün sonra, okul bir sinema gezisi düzenledi. film avatar 2 idi.
geziden bir gün önce, ela beklenmedik bir teklifte bulundu:
"gel, bizimkilerle takıl. anlaşırsınız zaten, beraber vakit geçiririz."
bu sözleri duyduğumda içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. artık ela'ya gerçekten farklı bir gözle bakıyordum. eskiden sadece inatlaşmalar vardı, ama şimdi her an onunla olmayı istiyordum.
gezi günü sabah uyandım, okula gittik ve servislere bindik. ama moralim bozuldu, çünkü ben ikinci servisteydim, ela ise birincideydi. yol boyunca aklım ondaydı. avm’ye vardığımızda önce arkadaşlarımla yemek yedim, çünkü onlara söz vermiştim. ama sabırsızlanıyordum, hemen ela’nın yanına geçtim.
sohbet ettik, güldük, şakalaştık derken sinema salonuna girdik. yanına oturdum. ışıklar kapandı, loş ışıklar açıldı. içimde bir cesaret yükseldi. kalbim deli gibi atıyordu.
ela'ya döndüm, gözlerinin içine baktım ve hiç düşünmeden söyledim:
"ben senden hoşlanıyorum. benimle çıkar mısın?"
elini tuttum.
ela bir an şaşırdı. beklemiyordu. sonra tuttuğum elini diğer eliyle kapattı, bana baktı ve hafifçe gülümsedi:
"süründürsem mi, yoksa hemen kabul mü etsem?"
güldü… ve kabul etti.
o an, herşeye değerdi gerçekten herşeyime değerdi
(aşırı yazarlık bir tecrübem yok geçen olayların tamamı birebir bana şahsıma aittir noktalama işaretleri anlam bozuklukları var bazı yerlerde onların kusuruna bakmayın chatgpt ile düzeltebildim burda 4 yıllık bir hikaye yatıyor etkileşim alırsa düzenleyip düzenletyip eklerim çünkü hayatımı alt üst eden hikayeyi birilerine anlatmak içimi dökmek istiyorum artık dipnot=hikayede geçen isimler değiştirilmiştir gerçek bir karşılığı yoktur)
sınıfta yeni bir okula naklim çıktı. küçük bir ilçede yaşadığım için, buradaki herkes birbirini tanıyordu. benim içinse her şey yeniydi. okula alışmaya çalışırken muhammed adında biriyle arkadaş oldum. hâlâ da dostluğumuz devam eder. o zamanlar muhammed'le her teneffüs bahçeye çıkar, goygoy yapar, milletle dalga geçerdik. tipik lise muhabbetleri işte…
bir gün, tam da böyle bir teneffüste, gözüm bir kıza takıldı. 1.60 boylarında, sarışın… o zamanlar farkında değildim ama inanılmaz güzel bir kızdı. yanında sevgilisi vardı ve her gördüğümde içimde anlamlandıramadığım bir his oluşuyordu. kıskançlık mı, sinir mi bilmiyorum ama ona karşı bir şeyler hissediyordum. her teneffüs onu gördükçe kendimi onu eleştirirken buluyordum: "bu nasıl bir kız ya?" ama asıl anlamadığım şey, neden sürekli ona dikkat ettiğimdi.
ben d şubesindeydim, o ise a şubesinde. aramızda herhangi bir etkileşim bile yoktu. ama hayat, bazen hiç beklemediğin sürprizler yapar.
o sıralar hayatımda büyük bir değişim yaşıyordum. 9. sınıfa kadar asosyal, gözlüklü, yazılımla ilgilenen bir tiptim. bir kere hoşlandığım biri olmuştu ama hüsranla sonuçlanmıştı. 10. sınıfın ikinci dönemine girerken spora başladım ve özgüvenim inanılmaz derecede arttı. artık her ortama daha rahat girip çıkabiliyordum. ve tam da bu dönemde sınıflar değişti.
ben artık a şubesindeydim.
o günü hiç unutmuyorum. cuma günü sonuçlar açıklandı ve sınıfa adım attım. keşke o kapıdan hiç girmeseydim diyorum bazen, çünkü içeriye adım attığım an hayatım değişti.
sınıfta tanıştığım ilk insanlardan biri ela oldu. ama bu tanışma, sıradan bir merhaba ile başlamadı. aksine, inanılmaz bir zıtlaşmayla, tartışmalarla… sürekli atışıyorduk. birbirimize su fırlatıyor, şakalar yapıyor, resmen okulun altını üstüne getiriyorduk. öyle ki, bir keresinde onun çantasını klozete bile sokmuştum! o da bana karşı boş durmuyordu, her fırsatta uğraşıyordu.
ama farkında olmadan bir oyunun içindeydik. bir gün yine tartışırken ona pat diye "sen benden hoşlanıyorsun!" dedim. o da hemen karşılık verdi: "ne hoşlanacağım senden! asıl sen benden hoşlanıyorsun!"
bu defa bunun kavgasını etmeye başladık. ama içten içe ikimiz de bir şeylerin değiştiğini hissediyorduk.
günler geçti, biz hâlâ birbirimizle uğraşıyorduk ama bu uğraşlar artık farklı bir anlam taşıyordu. sonra bir gün okulda deneme sınavı yapıldı. ela, sonuçlarından dolayı üzülmüş, sınıfta ağlıyordu. onu o halde görünce içim burkuldu. onca kavga, şaka, atışma… bunların hiçbiri önemli değildi o an.
herkesin önünde yanına gittim. bluzumun ucunu elime getirip gözyaşlarını sildim. "sen aptal bir kız değilsin, düzelteceksin. bu dünyanın sonu değil." dedim.
ela'nın arkadaşlarının o an aralarında fısıldaşarak beni övdüklerini fark ettim. o bakışları hissettim. ama en önemlisi, ela’nın gözlerindeki ifadeydi. o anı düşündüğümde hâlâ kalbim hızlanır.
birkaç gün sonra, okul bir sinema gezisi düzenledi. film avatar 2 idi.
geziden bir gün önce, ela beklenmedik bir teklifte bulundu:
"gel, bizimkilerle takıl. anlaşırsınız zaten, beraber vakit geçiririz."
bu sözleri duyduğumda içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. artık ela'ya gerçekten farklı bir gözle bakıyordum. eskiden sadece inatlaşmalar vardı, ama şimdi her an onunla olmayı istiyordum.
gezi günü sabah uyandım, okula gittik ve servislere bindik. ama moralim bozuldu, çünkü ben ikinci servisteydim, ela ise birincideydi. yol boyunca aklım ondaydı. avm’ye vardığımızda önce arkadaşlarımla yemek yedim, çünkü onlara söz vermiştim. ama sabırsızlanıyordum, hemen ela’nın yanına geçtim.
sohbet ettik, güldük, şakalaştık derken sinema salonuna girdik. yanına oturdum. ışıklar kapandı, loş ışıklar açıldı. içimde bir cesaret yükseldi. kalbim deli gibi atıyordu.
ela'ya döndüm, gözlerinin içine baktım ve hiç düşünmeden söyledim:
"ben senden hoşlanıyorum. benimle çıkar mısın?"
elini tuttum.
ela bir an şaşırdı. beklemiyordu. sonra tuttuğum elini diğer eliyle kapattı, bana baktı ve hafifçe gülümsedi:
"süründürsem mi, yoksa hemen kabul mü etsem?"
güldü… ve kabul etti.
o an, herşeye değerdi gerçekten herşeyime değerdi
(aşırı yazarlık bir tecrübem yok geçen olayların tamamı birebir bana şahsıma aittir noktalama işaretleri anlam bozuklukları var bazı yerlerde onların kusuruna bakmayın chatgpt ile düzeltebildim burda 4 yıllık bir hikaye yatıyor etkileşim alırsa düzenleyip düzenletyip eklerim çünkü hayatımı alt üst eden hikayeyi birilerine anlatmak içimi dökmek istiyorum artık dipnot=hikayede geçen isimler değiştirilmiştir gerçek bir karşılığı yoktur)
şimdi size bir hikaye anlatacağım,
Bir gün zeus bir ziyafet verir, uyumsuzluk tanrısı olan eriş bu ziyafete çağırılmadığı için çok sinirlenir ve havaya ''en güzel olan için'' diyerek bir elma fırlatır. o sırada Hera, Athena ve Afrodit bu elma için hak idda ederler. Zeus'tan aralarında en güzelin kim olduğunu seçmesini isterler fakat zeus bu olaya karışmak istemez ve paris adında bir ölümlünün değerlendirmeyi yapacağını duyurur. tanrıçalar'ın hepsi parise vaatlerini yağdırır: Hera avrupanın ve asyanın kralı yapacağını söyler, athena savaşta kullanabileceği bilgeliği ve yetenekleri yani gücü vaat eder, afrodit ise tek bir şey vaat eder dünyanın en güzel kadınının aşkını..o zamanlar bu yunan kralı'nın karısı troyalı helendir. Paris, Afrodit'in önerisini kabul eder ve onu tanrıların en güzeli ilan eder. ne iki kıtanın hakimiyeti ne de güç, Helen'in aşkına kazanamaz.. Aynı zamanda bu olay heleni geri almak için yapılan truva savaşını başlatmıştır.
Bir gün zeus bir ziyafet verir, uyumsuzluk tanrısı olan eriş bu ziyafete çağırılmadığı için çok sinirlenir ve havaya ''en güzel olan için'' diyerek bir elma fırlatır. o sırada Hera, Athena ve Afrodit bu elma için hak idda ederler. Zeus'tan aralarında en güzelin kim olduğunu seçmesini isterler fakat zeus bu olaya karışmak istemez ve paris adında bir ölümlünün değerlendirmeyi yapacağını duyurur. tanrıçalar'ın hepsi parise vaatlerini yağdırır: Hera avrupanın ve asyanın kralı yapacağını söyler, athena savaşta kullanabileceği bilgeliği ve yetenekleri yani gücü vaat eder, afrodit ise tek bir şey vaat eder dünyanın en güzel kadınının aşkını..o zamanlar bu yunan kralı'nın karısı troyalı helendir. Paris, Afrodit'in önerisini kabul eder ve onu tanrıların en güzeli ilan eder. ne iki kıtanın hakimiyeti ne de güç, Helen'in aşkına kazanamaz.. Aynı zamanda bu olay heleni geri almak için yapılan truva savaşını başlatmıştır.
Hiç olmadım olmayı çok isterim zamanı geldi artık.
Emek beceri bilgi duyarlılık ve heyecan bekler bizlerden.
Bir isyandır o kanka.
Aşk bahçesi siktiriboktan bir diyar değildir ...
Bir isyandır o kanka.
Aşk bahçesi siktiriboktan bir diyar değildir ...
aşk bir bok beklemez be erektov, beklemediğin anda gelir, ağzına sıçar, ardına bakmadan uzaklaşır.
Aşk ikinin birliği, düşünmez varlığı dirliği, komaz yiğitte erliği. Maskaraya çevirir; Mecnun'un gönül çeşmine çirkin Leyla, huri kızı peridir. Alem hiçtir, öze de göze de görünmez; sofu softaya deli, can(ım) deliye onmaz seri... Ey çamur deryasının içindeki kayıp serseri! Aşkı bırakıp tutunmadasın bir kuru dala. Boyanmış her yanın ala mora. Kıblen Kabe idi ezelde, şimdi raydan çıktın, mesken ora bura. Kalpte kir, irin, pis pasak; tanrın yek para. Sanır mısın ki feraha erecek, öte alemde hep tatlı lokma yiyeceksin. Boş, lafügüzaf. Şimdi derler: Hürmüz mağlup oldu, Ehrimen'e yenildi. Bilmezler mi hiç, aydınlığın kıymeti karanlıkla bilindi.
pişmanlığın en zirve noktası .
tenefuste herkesten kacirmaya calistigim asili kolumsun. en hassas yerimsin. ve ben orayi baska kimseyle paylasmak istemiyorum.
nasil ki insanin bozulmamisi guzeldir, askin da safi en ozelidir.
ben dunya guzeli, dunya akillisi, dunya zengini olsam kim beni sevmez?
ama yuzumde sivilce cikinca da beni sevecek mi?
antidepresanlardan aptallastigimda da beni sevecek mi?
ıflas edip param kalmazsa da beni sever mi?
farkli farkli tanimlar ve beklentiler anlatiyorsunuz.
elbette mumkun.
ama aski kirletmeyin.
onlarin yeri bura degil.
ben dunya guzeli, dunya akillisi, dunya zengini olsam kim beni sevmez?
ama yuzumde sivilce cikinca da beni sevecek mi?
antidepresanlardan aptallastigimda da beni sevecek mi?
ıflas edip param kalmazsa da beni sever mi?
farkli farkli tanimlar ve beklentiler anlatiyorsunuz.
elbette mumkun.
ama aski kirletmeyin.
onlarin yeri bura degil.
Üç harflidir.
Üç harfli her şey, herkes tehlikelidir, kötüdür ve bi şekilde sizi üzer. üç harflilerden uzak durun.
Üç harfli her şey, herkes tehlikelidir, kötüdür ve bi şekilde sizi üzer. üç harflilerden uzak durun.
kavuşamayanlar
kötü bir şey. olupta mutlu olan görmedim.
Aşk derdiyle hoşem el çek ilâcımdan tabîb
Kılma dermân kim helâkim zehri dermândadır (Fuzûlî)
Arz-ı hâl etmeye câna seni tenhâ bulamam
Seni tenhâ bulacak kendimi aslâ bulamam (Ulvî)
Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâ'at (Sâbit)
Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne
Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne (Rasih)
Kılma dermân kim helâkim zehri dermândadır (Fuzûlî)
Arz-ı hâl etmeye câna seni tenhâ bulamam
Seni tenhâ bulacak kendimi aslâ bulamam (Ulvî)
Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir
Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâ'at (Sâbit)
Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne
Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne (Rasih)
Budur.
(img:#2436428)
(img:#2436428)
kalbin pir piri. gozlerden isik cikarmak. aptal aptal her seye gulmek. enerji ve sinerji. beni guzel bulsun diye hem cicili bicili elbiseler, hem seksi ic camasirlari. bicir bicir konusmalar. bir daha asla yalniz hissetmemek. huzunlendiginde seni guldurmesi. ımdat dediginde, bi fikrim var, cozucem demesi ve cozmesi. pit pit atan kalp. titreyen eller heycandan. cok sevmek. cok ask.
siradan bir duygu degildir ask.
siradan bir duygu degildir ask.
Hormon destekli Bir takım heyecanlı duygular bileşimi. Bence bir sanrı. gerçek değil, sanal birşey.
üç harf , boş .
"Seski iç çamaşırı" ile aşkın ne ilgisi var, anlayan beri gelsin!
Aşk öyle bir şeydir ki sonu yoktur başı kar,
Kendini unutur kaybedersin.
Aşk öyle bir şeydir ki sonu yoktur başı kar,
Kendini unutur kaybedersin.
bi tane çapkın çok sevdiğim bi kız arkadasım var. bu çağda aska inanıyorum diye gerizekalı olduğumu düşünüyor.
sanırım ben de aska inanmıyorum. hoslantılara inanıyorum.
kız demiş ki senle zeytin ekmek bile yerim.
oğlan demiş ki ben senle yemem.
sanırım ben de aska inanmıyorum. hoslantılara inanıyorum.
kız demiş ki senle zeytin ekmek bile yerim.
oğlan demiş ki ben senle yemem.
Aşk gençlikte güzel
Biriyle gelecekte zeytin yer miyim diye düşünmediğin zamanlarda.
Yaş ilerledikçe ayakları yere basan bir sevgi güzel
Zamanla güvenle inşa edilmiş öyle mi böyle mi düşünmeyeceğin. Büyüsünün aşkta olduğu gibi kısa sürede kaybolmayacağı bir sevgi.
Hem en iyi arkadaşın olmalı ki sıkmasın hem saygı olsun ki kırmasındjdnd.
Biriyle gelecekte zeytin yer miyim diye düşünmediğin zamanlarda.
Yaş ilerledikçe ayakları yere basan bir sevgi güzel
Zamanla güvenle inşa edilmiş öyle mi böyle mi düşünmeyeceğin. Büyüsünün aşkta olduğu gibi kısa sürede kaybolmayacağı bir sevgi.
Hem en iyi arkadaşın olmalı ki sıkmasın hem saygı olsun ki kırmasındjdnd.
Petek Dinçöz'ün 2013 yılında çıkan şarkısı.
Kararsızlık hat safada
Tatlı değnek iki ucu
Alenen dolaşmayı geçtim
Seni sevmek düşünce suçu
Bana ne ben anlamam işlerim
Tınmam en ağır suçu
Çekerim cayır cayır acısını
Gık demeden aşk bu
Kaidesi kuralı yok cahildir
Kitabı yok adı üstünde aşk
Hadi bismillah başlayalım
Tırsmayalım sakata gelmekten
Kim ne diyor takmayalım
Onların derdi çok bilmekten
Çok gülelim çok ağlayalım
Kim ölmüş sanki sevmekten
Üç harfliden gelsin ne gelirse
Korkma çarpılıp bölünmekten
Kararsızlık hat safada
Tatlı değnek iki ucu
Alenen dolaşmayı geçtim
Seni sevmek düşünce suçu
Bana ne ben anlamam işlerim
Tınmam en ağır suçu
Çekerim cayır cayır acısını
Gık demeden aşk bu
Kaidesi kuralı yok cahildir
Kitabı yok adı üstünde aşk
Hadi bismillah başlayalım
Tırsmayalım sakata gelmekten
Kim ne diyor takmayalım
Onların derdi çok bilmekten
Çok gülelim çok ağlayalım
Kim ölmüş sanki sevmekten
Üç harfliden gelsin ne gelirse
Korkma çarpılıp bölünmekten
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar