bugün
- sarımsak6
- pizza5
- pizza margarita4
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi11
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi8
- kavun2
- kesme mantı2
- sözlük gıybeti12
- kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler7
- nasıl birisiniz8
- hangi tatlısınız10
- fatma betül sayan kaya44
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- hoşlanılan kızın naber lan ezik diye mesaj atması4
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz7
- hiç olmayacak bir insana aşık olmak4
- napıyorsunuz8
- akp seçmeni16
- kız kardeşlerim6
- anın görüntüsü20
- sarma10
- gunluklerim aylik olmus11
- benim açık oylarım görünüyor mu3
- üniversiteye gitme nedeni5
- bu saatte uyumayan yazarlar ne yapıyor3
- sözlük erkeklerinin kaslı ve damarlı kolları4
- arkadaşlar naber ya8
- gece otobüsle yolculuk yapmak3
- ok mesajına cevap veren erkek6
- güney amerika3
- müzik2
- sevdiğiniz kişinin sakızını çiğner misiniz5
- mesajlaşırken btw yazmak9
- ismet birader2
- yaşlı ve bunak sözlük yazarları2
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak18
- tevratta anlatılan ensest ilişki13
- dünya4
- uruguay2
- yazarların güncel flört listesi7
- geceye bir tespit bırak5
- the merich7
- orhan gencebay2
- 195 cm geniş omuzlu hayvan gibi herif7
- 5 ekim 20264
- en toksik ilişkilerdeki seksin6
- göz teması kuramama9
- arkadaşlar ben neden sallanmadım7
- tekerlek toplayan cocuk17
entry'ler (6769)
“Belki de endişelendiğin gelecekte sen yoksundur.”
Pek güzel yazan bir yazar.
iyi yazmalar.
iyi yazmalar.
Özellikle şifrenizi unuttuğunuzu düşünüp değiştirme gafletinde bulunup da karşınıza bir benzer cümlesi çıkınca pek tilt edendir.
Nedendir bilmem ama gitmek kalmaktan hep daha basit gelmiştir bana. Rahatsızsam giderim, kötüyse giderim, bittiyse giderim. Gider gider dururum nihayetinde.
Bir şeyleri düzeltmek için uğraşmak zor gelir. Özellikle son dönemlerde.
Bu davranışımı zamanında uğraşıp uğraşıp sonuç alamamama yorsam da aslında içinde bir kırıklığın büyüdüğünün de farkındayım.
Ama sonuçta bir şeyleri düzeltmeme yahut yorulmama sebebiyet veren şeylerin içerisinde yer almak da benim için pek kolay değil artık. Fazla uğraştırıcı, yorucu.
Belki büyüdüm belki olgunlaştım ya da belki de tam aksi… küçüldüm, çocuklaştım. Bir çocuğun bir oyuncak için ağlaması, inat etmesi gibi inat ettim. Gittim. Bilmiyorum.
Tek bildiğim şu anda bir sebep sonuç ilişkisi içerisinde bulunmadan sadece aklıma geleni klavyeye döküyor olduğumdur. Muhtemelen tekrar dönüp okumam bile.
Neyse, devam edelim otopsi.
Her şey birilerinden uzaklaşmak ayrılmakla başladı. Belki bir yakının belki muhtaç olduğun kişi… ama sonuç olarak başladı. Çocukluğundan beri defalarca ev değiştiren sen her defasında bir şeyler değişecek umuduyla bakıyordun ve evet, genel kuralın aksine (nereye gidersen git kendinle gideceksen gitmiş, ayrılmış olmazsın sözü) bir şeylerin değiştiğini de gördün. Gerçi belki de fark etmeden kurala uyuyordun. Hiçbir olumsuzluğu sıkıntıyı peşinde götürmüyor yaşandığı yerlerde bırakıyordun. Yahut çalışıyordun. Bu kuralı biliyor muydun otopsi?
Başka çocuklar ayrıldıkları o yerler için genelde üzülseler de sen heyecanla ve umutla bir sonraki yaşayacağın yeri merak ettin. Bağlanmadın hiçbir yere. Bağlanamadın.
Çocuksun sen ya nasıl bağlanmaz sadece hayatına bir ders ve yaşantı için giren ve belli dönemlerde çıkması gereken insanlar yerler olarak bakardın her şeye? Fazla mantıklıydın otopsi.
Çocuktun sen. Kovalaman gerektiği yerlerde oturmamalıydın.
Neyse, sonuç olarak hep bir yerlere gittin. Başta küçük çaplı olan bu gitmeler büyüdü.
Sonuç olarak bir başka şehirde aradın kendini. Ve hatta belki buldun da… bulmaya çalışıyorsun. o kadar iyi geldi ki sana gitmeler. O kadar iyi hissettiriyordu ki seni yüz kez olsa yine giderdin.
Yüz kez daha.
Neyse varacağım yer aslında başka otopsi. Evet temelli bir gitme olmasa da önümüzdeki birkaç sene için zamanının çoğunu geçireceğin bir yere daha gidiyorsun. Bir başka şehre otopsi. Bunu sana giderken yazıyorum. Eminim ki küçük sen senelerce beklediğin bu şeyin yaşanmasına çok heyecanlandın. Büyük ya da küçüğüm bilinmez ama ilk kez sen hissediyorum. Küçük sen.
Hep gitmeleri kendisine pek iyi gelen sana umarım bu da iyi gelir. kendi değerine fazlaca ulaşırsın.
Unutmadan… içindeki o küçüğü seviyorum.
Görüşmek üzere.
Bir şeyleri düzeltmek için uğraşmak zor gelir. Özellikle son dönemlerde.
Bu davranışımı zamanında uğraşıp uğraşıp sonuç alamamama yorsam da aslında içinde bir kırıklığın büyüdüğünün de farkındayım.
Ama sonuçta bir şeyleri düzeltmeme yahut yorulmama sebebiyet veren şeylerin içerisinde yer almak da benim için pek kolay değil artık. Fazla uğraştırıcı, yorucu.
Belki büyüdüm belki olgunlaştım ya da belki de tam aksi… küçüldüm, çocuklaştım. Bir çocuğun bir oyuncak için ağlaması, inat etmesi gibi inat ettim. Gittim. Bilmiyorum.
Tek bildiğim şu anda bir sebep sonuç ilişkisi içerisinde bulunmadan sadece aklıma geleni klavyeye döküyor olduğumdur. Muhtemelen tekrar dönüp okumam bile.
Neyse, devam edelim otopsi.
Her şey birilerinden uzaklaşmak ayrılmakla başladı. Belki bir yakının belki muhtaç olduğun kişi… ama sonuç olarak başladı. Çocukluğundan beri defalarca ev değiştiren sen her defasında bir şeyler değişecek umuduyla bakıyordun ve evet, genel kuralın aksine (nereye gidersen git kendinle gideceksen gitmiş, ayrılmış olmazsın sözü) bir şeylerin değiştiğini de gördün. Gerçi belki de fark etmeden kurala uyuyordun. Hiçbir olumsuzluğu sıkıntıyı peşinde götürmüyor yaşandığı yerlerde bırakıyordun. Yahut çalışıyordun. Bu kuralı biliyor muydun otopsi?
Başka çocuklar ayrıldıkları o yerler için genelde üzülseler de sen heyecanla ve umutla bir sonraki yaşayacağın yeri merak ettin. Bağlanmadın hiçbir yere. Bağlanamadın.
Çocuksun sen ya nasıl bağlanmaz sadece hayatına bir ders ve yaşantı için giren ve belli dönemlerde çıkması gereken insanlar yerler olarak bakardın her şeye? Fazla mantıklıydın otopsi.
Çocuktun sen. Kovalaman gerektiği yerlerde oturmamalıydın.
Neyse, sonuç olarak hep bir yerlere gittin. Başta küçük çaplı olan bu gitmeler büyüdü.
Sonuç olarak bir başka şehirde aradın kendini. Ve hatta belki buldun da… bulmaya çalışıyorsun. o kadar iyi geldi ki sana gitmeler. O kadar iyi hissettiriyordu ki seni yüz kez olsa yine giderdin.
Yüz kez daha.
Neyse varacağım yer aslında başka otopsi. Evet temelli bir gitme olmasa da önümüzdeki birkaç sene için zamanının çoğunu geçireceğin bir yere daha gidiyorsun. Bir başka şehre otopsi. Bunu sana giderken yazıyorum. Eminim ki küçük sen senelerce beklediğin bu şeyin yaşanmasına çok heyecanlandın. Büyük ya da küçüğüm bilinmez ama ilk kez sen hissediyorum. Küçük sen.
Hep gitmeleri kendisine pek iyi gelen sana umarım bu da iyi gelir. kendi değerine fazlaca ulaşırsın.
Unutmadan… içindeki o küçüğü seviyorum.
Görüşmek üzere.
Ses, müzik ve o garip huzur o kadar hoş ki. ilk denk geldiğim andan beri defalarca dinlediğim bir nihat ilhan parçasıdır. Öneriler dâhilindedir.
--spoiler--
Şu yaşımda kalbim küsmüş
Mutlu bir insan küle dönüşmüş
--spoiler--
https://open.spotify.com/...&utm_source=copy-link
--spoiler--
Şu yaşımda kalbim küsmüş
Mutlu bir insan küle dönüşmüş
--spoiler--
https://open.spotify.com/...&utm_source=copy-link
Sorun da belki budur. Kimseyi üzmemeye çalışırken içinizde farkında olmadan birilerini iyi etme düşüncesi yatıyor olabilir. Ya da belki de sadece doğruyu göstermek istiyorsunuzdur. Birilerini kırıp üzmemek için öncelikle sizin bunlardan uzak durmanız gerekir, hâliyle bu tarz bir insan olduğunu anlayıp hissettiğiniz an ulaşmak enerji anlamında bile zamanla uzak kalmanızı sağlayabilir. Kolaylıklar.*
Ahahhwsd evet alalı olmuştur tabii ama benzerlik kediyle sınırlı kalmamış oldu.
Okunmaya başlanılan kitaptır, hakkında pek bir şey yazılmış çizilmiş olmasa da jack london’dan şüphem yok. Bakalım artıkın.
Yıkık mıdır bilemem ama şakayla karışık atmışsa muhtemelen komiğime gider ve ilgimi çeker konuşmaya başlarız gibi geldi.
“Gün olur küllerimden
ben yeniden doğar;
Akarım, taşarım, yol olur ben yaşarım.”
ben yeniden doğar;
Akarım, taşarım, yol olur ben yaşarım.”
Eğer kırılacak birisi olduğunu düşünüyorsanız konuşmayı kesmek istemeniz bile yeterince kırmaya müsait bir yapıdır. Asıl fikrinizi dolaylamadan umut vermeden doğrudan konuşmayı kesmek istiyorum diyerek belirtmeniz yeterli olacaktır. Açıklama istenirse de buna uygun bir şekilde konuşsanız kâfi. Üzülecek her şekilde üzülür. En azından net olmak önemli.
Sevginin de yetmediği anlar, ilişkiler vardır elbet.
Öyle bir vardır ki üstelik… Yemyeşil bir ormanda kupkuru bir ot gibi hissettirir.
Dünyanın en güzel ve birçok koşulda yaşamaya elverişli çiçeği de olsan temel gereksinimlerinden biri bile karşılanmadığı sürece bir hiçsin.
Belki ışığın, toprağın, suyun ve sana güzel sözler söyleyen, seni seven birisi vardı ancak uygun bir mevsimde değildin.
Uygun zamanda olmadıktan sonra ne kadar kötü bir durum olursa olsun diğer şeylerin ne gibi bir önemi kalabilirdi ki?
Kuruyup gidecektin…
Eksikler ve canlı farklılık gösterse de aslında her şey benzerdir.
Anlayış yok.
Saygı yok.
Düşünce yok.
Dinlemek yok.
…
Gerçekten seven kuruyup gitmene göz yumar mıydı?
Her gün bir dalını kesip heba eden o kişi… Bu hatalarını gerçekleştirdiği güzelliklerin arkasına, halının altına süpürülen bir toz gibi saklayabilir miydi?
Gerçi saklasa ne kadar sürerdi?
Nihayetinde öleceksin.
Eğer sevgi varsa yaşatmak vardır; öncelik yaşatmaktır, eksik ve yaşatılan şeylerle benim olsun değil.
Mutlu ve iyi olmasını sağlamaktır.
Sırf yanında değil diye mutsuz ve kötü olmasını istemek değildir sevgi.
Bir lotussan gölde, kaktüssen çölde yaşaman gerekir. Yerini değişmeye zorlanıp çürümemelisindir.
“Sevgi varsa var, teşekkür ederim ancak önce sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşamalıyım.” Unutulmamalıdır.
Tüm bunlar konuşulduğu hâlde bir şey düzeltmeyen ancak sadece seviyorum diyen insan da muhtemelen yerinizi değiştirmek için bırakın şefkati kökünüze bile dikkat etmeden gövdenizden koparıp peşinde götürmeye çalışıyordur.
Bir çocuk gibi, sanki “Bak, benim oyuncağım.” dercesine.
Kapının dışına kadar itip kaktıktan sonra kapıyı kapattığınız için size kızan insanlardan uzak durun.
Evet, belki sizi seviyor olabilir ancak siz de bir çiçeksiniz.
Unutmayın.
Öyle bir vardır ki üstelik… Yemyeşil bir ormanda kupkuru bir ot gibi hissettirir.
Dünyanın en güzel ve birçok koşulda yaşamaya elverişli çiçeği de olsan temel gereksinimlerinden biri bile karşılanmadığı sürece bir hiçsin.
Belki ışığın, toprağın, suyun ve sana güzel sözler söyleyen, seni seven birisi vardı ancak uygun bir mevsimde değildin.
Uygun zamanda olmadıktan sonra ne kadar kötü bir durum olursa olsun diğer şeylerin ne gibi bir önemi kalabilirdi ki?
Kuruyup gidecektin…
Eksikler ve canlı farklılık gösterse de aslında her şey benzerdir.
Anlayış yok.
Saygı yok.
Düşünce yok.
Dinlemek yok.
…
Gerçekten seven kuruyup gitmene göz yumar mıydı?
Her gün bir dalını kesip heba eden o kişi… Bu hatalarını gerçekleştirdiği güzelliklerin arkasına, halının altına süpürülen bir toz gibi saklayabilir miydi?
Gerçi saklasa ne kadar sürerdi?
Nihayetinde öleceksin.
Eğer sevgi varsa yaşatmak vardır; öncelik yaşatmaktır, eksik ve yaşatılan şeylerle benim olsun değil.
Mutlu ve iyi olmasını sağlamaktır.
Sırf yanında değil diye mutsuz ve kötü olmasını istemek değildir sevgi.
Bir lotussan gölde, kaktüssen çölde yaşaman gerekir. Yerini değişmeye zorlanıp çürümemelisindir.
“Sevgi varsa var, teşekkür ederim ancak önce sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşamalıyım.” Unutulmamalıdır.
Tüm bunlar konuşulduğu hâlde bir şey düzeltmeyen ancak sadece seviyorum diyen insan da muhtemelen yerinizi değiştirmek için bırakın şefkati kökünüze bile dikkat etmeden gövdenizden koparıp peşinde götürmeye çalışıyordur.
Bir çocuk gibi, sanki “Bak, benim oyuncağım.” dercesine.
Kapının dışına kadar itip kaktıktan sonra kapıyı kapattığınız için size kızan insanlardan uzak durun.
Evet, belki sizi seviyor olabilir ancak siz de bir çiçeksiniz.
Unutmayın.
Aslında garip gelse de bunun bilimsel sebepleri vardır.
“insan üzüldüğünde veya stresli bir duruma girdiğinde, beyin tehlike veya kriz anındaymış gibi tepki vererek kan dolaşımını hayati organlara odaklar.”
Vs vs.
“insan üzüldüğünde veya stresli bir duruma girdiğinde, beyin tehlike veya kriz anındaymış gibi tepki vererek kan dolaşımını hayati organlara odaklar.”
Vs vs.
Bunca şair yanılmış olabilir mii?