bugün
- sözlüğün en harbi kızı7
- sözlüğün en harbi erkeği7
- yakışıklı erkek denince akla gelen isim9
- spor ayakkabı6
- ölmedeyiz uludağ sözlük4
- israile atom bombası atmak8
- kadınların cinsel başlıkları eksilemesi7
- velvet60
- kendi klanına laf edilince hoplamak6
- yazarların favori giyim markası10
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar8
- kova burcunun su grubu yerine hava grubunda olması5
- 20 ağustos 2026 trabzonspor ferencvaros maçı4
- sözlükte tek kalsanız yazmaya devam eder misiniz3
- hayattaki en değerli şeyler8
- istanbulda sonbahar2
- friedrich hegel la bi cay icek14
- 2026 ekonomik krizi17
- sekiz aydır masturbasyon yapmıyor olmak7
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı5
- hangi ülkelerden ne alınabilir3
- insan olmaya ceyrek kala15
- binanın çatısına cami hoparlörü koymak3
- geceye bir fotoğraf bırak2
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
- crush3
- gecenin metal şarkısı2
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- sevişirken ölmek2
- sigara içmeyi bırakmak istememek8
- migros'a sorulacak tek soru23
- arkadaşlar sözlük hesabımı siliyorum4
- asosyal yazar2
- mohamed salah ghaly4
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı8
- evde soğuk kahve yapımı7
- eylül ayı2
- alparslan kuytul15
- vahdettin ingiliz mandası olma teklifi2
- aleksey batrakov28
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- bilinçaltı algılama6
- bazı yazarları koruma altına almak2
- gocu bey reyiz birader bey yazardır2
- reis2
- gocu3
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar7
- migros'tan alışveriş yapınca elit olduğunu sanmak6
- kadınları aşağılamanın moda olması7
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry8
entry'ler (6741)
Lego ağaç ev.
Genelde Kurtarılması gereken bir 3. Kişinin oluşmasına vesile olmakla sonuçlanır.
Hayatı hem hiç ölmeyecekmiş ve hem de o an ölecekmiş gibi yaşamamız gereken o dengeyi bozmaktır.
Belki de bir kaçış noktasıdır, bilinmez.
Belki de bir kaçış noktasıdır, bilinmez.
Öncelikle uyanamıyorum.
“Görünürde sürekli gülümsesem de içimde çaresizdim.”
(bkz: insanlığımı yitirirken)
(bkz: insanlığımı yitirirken)
insan, defter… En çok zararı kendinden görür. Kendi kendini bitiren kendisidir.
Kangren olan uzvunun daha fazla zarar vermeden kesilip atılması gerekirken yayılışını izlemek gibidir hayat. Farkında değilsin. Canın çok yanıyor belki ama öyle bir izlemeye dalmışsın ki… Acın tatlı geliyor. O ufak acıların gidişi büyük, büsbüyük acını gölgeliyor.
Herkes bir ağızdan konuşuyor. Herkes…
Sadece sen susuyorsun, her zaman olduğu gibi işte defter.
Kendine layık gördüğünü yaşıyorsun.
Hayır, sadece yaşamaya çalışıyorsun. Üstelik kangrenin tüm vücuduna yavaş yavaş yayılıyor olduğunu bilmeden.
Peki… Ben hangi andayım?
Kangren olan uzvunun daha fazla zarar vermeden kesilip atılması gerekirken yayılışını izlemek gibidir hayat. Farkında değilsin. Canın çok yanıyor belki ama öyle bir izlemeye dalmışsın ki… Acın tatlı geliyor. O ufak acıların gidişi büyük, büsbüyük acını gölgeliyor.
Herkes bir ağızdan konuşuyor. Herkes…
Sadece sen susuyorsun, her zaman olduğu gibi işte defter.
Kendine layık gördüğünü yaşıyorsun.
Hayır, sadece yaşamaya çalışıyorsun. Üstelik kangrenin tüm vücuduna yavaş yavaş yayılıyor olduğunu bilmeden.
Peki… Ben hangi andayım?
Şapırdatma bunlardan biri olmakla beraber tırnağın kağıda sürtme, diş gıcırtısı gibi seslerdir.
Bırakıp gitmek, kaçmak; kalıp savaşmak, çabalamaktan daha kolay geliyor.
Nereye gitti dedirten listedir.
Yaşama hevesim kalmadı. Aslında yaşama hevesinden çok hayatın bir boş gelmesi durumu ama uzun zaman sonra böyle bir hissin aniden yoklaması beklenmedikti ve beklenmedik şeyler beklenmedik sonuçlar getirir. Hep getirdi.
Gitmek istiyorum. Dünyada yer edinmemiş gibi hissederken bile gitmek istiyorum. Oysa gitmek, önce bir yere ait olmayı gerektirir ve ben bunu bile başaramadım. Yahut izin vermediler.
Oysa öyle bir gitmek hissiyle doluyum ki defter. Neresi olduğunu düşünmeden, bir planlama içerisinde bulunmadan... Sadece gitmek işte. Ait olduğumu hissetmediğim bu ortamdan ve hatta sadece ortamdan değil de içimdeki o benden göçmek.
içim kaçmak, dışım uzaklaşmak.
Hepsi gitmek işte, hepsi gitmek.
Öyle bir var değilmişim gibi hissediyorum ki üstelik; bana dair bir emare bırakmasın diye acımı, üzüntülerimi bile yük olsa dâhi kendimle götürmek istiyorum.
Bu denli sessiz gitmek istemek olur mu defter, hiç var olmamış gibi?
Yok olmak istiyorum.
Boğazım acıyor defter. Sessiz kalmaktan boğazım acıyor.
Sırtım kamburlaştı defter. Kimsenin yardımı olmadan dik duracağım diye sırtım kamburlaştı.
Ellerim titriyor defter. insanları üzmemek için sıktığım ellerim bizzat boğazımı sıkar oldu.
Ve bu denli gitmeyi isterken bile bunu dâhi başaramıyorum.
Gidememek bana kendimden gitmeyi öğretti ve ben sadece gitmek nedir biliyorum.
Hayır, bilmiyorum defter. Yarım biliyorsan bir şeyi, bilmiyorsundur hiçbirini.
Sadece kendinden gidecek kadar gitmek nedir biliyorum defter.
Sıcak bir yaz günü aniden kar yağmış da incecik kıyafetlerle kalmış gibi hissediyorum defter.
Hava pek bir sıcak ama öyle bir üşüyorum ki. Ait olmadığım bir yerde olduğumu iliklerime kadar öyle hissediyorum ki. Kalın giyinsem olmaz, ince giyinmeye de ne ruhum ve ne de bedenim kabul. Bilmiyorum defter. Çaresi nedir bu ait olamamanın? Ya konu bir "yer"den ibaret değil de benden kaynaklanıyorsa? Ne yapacağım defter?
Boş gelen bu yaşamda anlam bulmam gereken o şey ne?
Bilmiyorum.
Gitmek istiyorum. Dünyada yer edinmemiş gibi hissederken bile gitmek istiyorum. Oysa gitmek, önce bir yere ait olmayı gerektirir ve ben bunu bile başaramadım. Yahut izin vermediler.
Oysa öyle bir gitmek hissiyle doluyum ki defter. Neresi olduğunu düşünmeden, bir planlama içerisinde bulunmadan... Sadece gitmek işte. Ait olduğumu hissetmediğim bu ortamdan ve hatta sadece ortamdan değil de içimdeki o benden göçmek.
içim kaçmak, dışım uzaklaşmak.
Hepsi gitmek işte, hepsi gitmek.
Öyle bir var değilmişim gibi hissediyorum ki üstelik; bana dair bir emare bırakmasın diye acımı, üzüntülerimi bile yük olsa dâhi kendimle götürmek istiyorum.
Bu denli sessiz gitmek istemek olur mu defter, hiç var olmamış gibi?
Yok olmak istiyorum.
Boğazım acıyor defter. Sessiz kalmaktan boğazım acıyor.
Sırtım kamburlaştı defter. Kimsenin yardımı olmadan dik duracağım diye sırtım kamburlaştı.
Ellerim titriyor defter. insanları üzmemek için sıktığım ellerim bizzat boğazımı sıkar oldu.
Ve bu denli gitmeyi isterken bile bunu dâhi başaramıyorum.
Gidememek bana kendimden gitmeyi öğretti ve ben sadece gitmek nedir biliyorum.
Hayır, bilmiyorum defter. Yarım biliyorsan bir şeyi, bilmiyorsundur hiçbirini.
Sadece kendinden gidecek kadar gitmek nedir biliyorum defter.
Sıcak bir yaz günü aniden kar yağmış da incecik kıyafetlerle kalmış gibi hissediyorum defter.
Hava pek bir sıcak ama öyle bir üşüyorum ki. Ait olmadığım bir yerde olduğumu iliklerime kadar öyle hissediyorum ki. Kalın giyinsem olmaz, ince giyinmeye de ne ruhum ve ne de bedenim kabul. Bilmiyorum defter. Çaresi nedir bu ait olamamanın? Ya konu bir "yer"den ibaret değil de benden kaynaklanıyorsa? Ne yapacağım defter?
Boş gelen bu yaşamda anlam bulmam gereken o şey ne?
Bilmiyorum.
Bakışım bile yok. Gördüğüm an yol değiştiriyor, varlıklarını reddediyorum.
Modeli de pek hoş değil tabii ama görünüşünü beğenerek yapanlar için istisna.
Modeli de pek hoş değil tabii ama görünüşünü beğenerek yapanlar için istisna.