bugün
- yogartiksen11
- silvermist14
- hoşlanılan kızın utanıyorum hewal yapma demesi6
- dincilerin apoyu atatürk ten çok sevmesi9
- ideal bira bardağı6
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi24
- gitmek iyileştirir mi4
- ak partililerin apoya villa yaptırması3
- mors alfabesi ile dua etmek3
- gocu'ya özgürlük11
- ama kent uzlaşısı ve yeni parti tüzüğü2
- said nursi nin ajdar anık a verdiği ayar4
- kandırıldık allah bizi affetsin2
- sözlük hesabını sil perileri7
- civelek taburu2
- kahve ve sigara ile yağmuru izlemek6
- defter i hizan2
- gocu'nun çaylaklık durumu kaldırılsın7
- gocu11
- hiz oğlanı2
- aisu3
- hacıosmanoğlu'nun hakem soruşturması açıklaması2
- yanlışlıkla başkasının külodunu giymek3
- fatma betül sayan kaya49
- orta yaşlıların birbirilerine kanki demeleri3
- sabahları nefret edilen şeyler12
- yobaz ebeveynlere sahip olmak2
- dincilerin insanların yaşamına karışması3
- arkadaşlar beni neden sevmediniz4
- tek başına hastaheneye gitmek2
- aşk7
- müzik kursu2
- fon mağdurlarının ana para iadelerini beğenmemesi4
- yeşil parka giyen kız5
- farklı mısın4
- yazılımcıların maaş pazarlığında yaptığı hatalar3
- şiiri ayak kokan kadın4
- senden benden trilyonları çalanlar5
- türbanlı kız arkadaşıyla sevişmeyi düşünen erkek2
- tüik ve enag'ın eylül enflasyonu verileri3
- ne yazarsam yazayım çaylak olmuyorum4
- tulumba tatlısı4
- sarımsak6
- 4 ekim 2026 konohafest saldırısı3
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- cin filmleri4
- sözlük gıybeti12
- pazartesi sabah 7 de spor salonuna giden insan3
- riyad da ikinci mekke ittifakı toplantısı3
- kapatıcı kullanılmayan gün12
entry'ler (6769)
“Belki de endişelendiğin gelecekte sen yoksundur.”
Pek güzel yazan bir yazar.
iyi yazmalar.
iyi yazmalar.
Özellikle şifrenizi unuttuğunuzu düşünüp değiştirme gafletinde bulunup da karşınıza bir benzer cümlesi çıkınca pek tilt edendir.
Nedendir bilmem ama gitmek kalmaktan hep daha basit gelmiştir bana. Rahatsızsam giderim, kötüyse giderim, bittiyse giderim. Gider gider dururum nihayetinde.
Bir şeyleri düzeltmek için uğraşmak zor gelir. Özellikle son dönemlerde.
Bu davranışımı zamanında uğraşıp uğraşıp sonuç alamamama yorsam da aslında içinde bir kırıklığın büyüdüğünün de farkındayım.
Ama sonuçta bir şeyleri düzeltmeme yahut yorulmama sebebiyet veren şeylerin içerisinde yer almak da benim için pek kolay değil artık. Fazla uğraştırıcı, yorucu.
Belki büyüdüm belki olgunlaştım ya da belki de tam aksi… küçüldüm, çocuklaştım. Bir çocuğun bir oyuncak için ağlaması, inat etmesi gibi inat ettim. Gittim. Bilmiyorum.
Tek bildiğim şu anda bir sebep sonuç ilişkisi içerisinde bulunmadan sadece aklıma geleni klavyeye döküyor olduğumdur. Muhtemelen tekrar dönüp okumam bile.
Neyse, devam edelim otopsi.
Her şey birilerinden uzaklaşmak ayrılmakla başladı. Belki bir yakının belki muhtaç olduğun kişi… ama sonuç olarak başladı. Çocukluğundan beri defalarca ev değiştiren sen her defasında bir şeyler değişecek umuduyla bakıyordun ve evet, genel kuralın aksine (nereye gidersen git kendinle gideceksen gitmiş, ayrılmış olmazsın sözü) bir şeylerin değiştiğini de gördün. Gerçi belki de fark etmeden kurala uyuyordun. Hiçbir olumsuzluğu sıkıntıyı peşinde götürmüyor yaşandığı yerlerde bırakıyordun. Yahut çalışıyordun. Bu kuralı biliyor muydun otopsi?
Başka çocuklar ayrıldıkları o yerler için genelde üzülseler de sen heyecanla ve umutla bir sonraki yaşayacağın yeri merak ettin. Bağlanmadın hiçbir yere. Bağlanamadın.
Çocuksun sen ya nasıl bağlanmaz sadece hayatına bir ders ve yaşantı için giren ve belli dönemlerde çıkması gereken insanlar yerler olarak bakardın her şeye? Fazla mantıklıydın otopsi.
Çocuktun sen. Kovalaman gerektiği yerlerde oturmamalıydın.
Neyse, sonuç olarak hep bir yerlere gittin. Başta küçük çaplı olan bu gitmeler büyüdü.
Sonuç olarak bir başka şehirde aradın kendini. Ve hatta belki buldun da… bulmaya çalışıyorsun. o kadar iyi geldi ki sana gitmeler. O kadar iyi hissettiriyordu ki seni yüz kez olsa yine giderdin.
Yüz kez daha.
Neyse varacağım yer aslında başka otopsi. Evet temelli bir gitme olmasa da önümüzdeki birkaç sene için zamanının çoğunu geçireceğin bir yere daha gidiyorsun. Bir başka şehre otopsi. Bunu sana giderken yazıyorum. Eminim ki küçük sen senelerce beklediğin bu şeyin yaşanmasına çok heyecanlandın. Büyük ya da küçüğüm bilinmez ama ilk kez sen hissediyorum. Küçük sen.
Hep gitmeleri kendisine pek iyi gelen sana umarım bu da iyi gelir. kendi değerine fazlaca ulaşırsın.
Unutmadan… içindeki o küçüğü seviyorum.
Görüşmek üzere.
Bir şeyleri düzeltmek için uğraşmak zor gelir. Özellikle son dönemlerde.
Bu davranışımı zamanında uğraşıp uğraşıp sonuç alamamama yorsam da aslında içinde bir kırıklığın büyüdüğünün de farkındayım.
Ama sonuçta bir şeyleri düzeltmeme yahut yorulmama sebebiyet veren şeylerin içerisinde yer almak da benim için pek kolay değil artık. Fazla uğraştırıcı, yorucu.
Belki büyüdüm belki olgunlaştım ya da belki de tam aksi… küçüldüm, çocuklaştım. Bir çocuğun bir oyuncak için ağlaması, inat etmesi gibi inat ettim. Gittim. Bilmiyorum.
Tek bildiğim şu anda bir sebep sonuç ilişkisi içerisinde bulunmadan sadece aklıma geleni klavyeye döküyor olduğumdur. Muhtemelen tekrar dönüp okumam bile.
Neyse, devam edelim otopsi.
Her şey birilerinden uzaklaşmak ayrılmakla başladı. Belki bir yakının belki muhtaç olduğun kişi… ama sonuç olarak başladı. Çocukluğundan beri defalarca ev değiştiren sen her defasında bir şeyler değişecek umuduyla bakıyordun ve evet, genel kuralın aksine (nereye gidersen git kendinle gideceksen gitmiş, ayrılmış olmazsın sözü) bir şeylerin değiştiğini de gördün. Gerçi belki de fark etmeden kurala uyuyordun. Hiçbir olumsuzluğu sıkıntıyı peşinde götürmüyor yaşandığı yerlerde bırakıyordun. Yahut çalışıyordun. Bu kuralı biliyor muydun otopsi?
Başka çocuklar ayrıldıkları o yerler için genelde üzülseler de sen heyecanla ve umutla bir sonraki yaşayacağın yeri merak ettin. Bağlanmadın hiçbir yere. Bağlanamadın.
Çocuksun sen ya nasıl bağlanmaz sadece hayatına bir ders ve yaşantı için giren ve belli dönemlerde çıkması gereken insanlar yerler olarak bakardın her şeye? Fazla mantıklıydın otopsi.
Çocuktun sen. Kovalaman gerektiği yerlerde oturmamalıydın.
Neyse, sonuç olarak hep bir yerlere gittin. Başta küçük çaplı olan bu gitmeler büyüdü.
Sonuç olarak bir başka şehirde aradın kendini. Ve hatta belki buldun da… bulmaya çalışıyorsun. o kadar iyi geldi ki sana gitmeler. O kadar iyi hissettiriyordu ki seni yüz kez olsa yine giderdin.
Yüz kez daha.
Neyse varacağım yer aslında başka otopsi. Evet temelli bir gitme olmasa da önümüzdeki birkaç sene için zamanının çoğunu geçireceğin bir yere daha gidiyorsun. Bir başka şehre otopsi. Bunu sana giderken yazıyorum. Eminim ki küçük sen senelerce beklediğin bu şeyin yaşanmasına çok heyecanlandın. Büyük ya da küçüğüm bilinmez ama ilk kez sen hissediyorum. Küçük sen.
Hep gitmeleri kendisine pek iyi gelen sana umarım bu da iyi gelir. kendi değerine fazlaca ulaşırsın.
Unutmadan… içindeki o küçüğü seviyorum.
Görüşmek üzere.
Ses, müzik ve o garip huzur o kadar hoş ki. ilk denk geldiğim andan beri defalarca dinlediğim bir nihat ilhan parçasıdır. Öneriler dâhilindedir.
--spoiler--
Şu yaşımda kalbim küsmüş
Mutlu bir insan küle dönüşmüş
--spoiler--
https://open.spotify.com/...&utm_source=copy-link
--spoiler--
Şu yaşımda kalbim küsmüş
Mutlu bir insan küle dönüşmüş
--spoiler--
https://open.spotify.com/...&utm_source=copy-link
Sorun da belki budur. Kimseyi üzmemeye çalışırken içinizde farkında olmadan birilerini iyi etme düşüncesi yatıyor olabilir. Ya da belki de sadece doğruyu göstermek istiyorsunuzdur. Birilerini kırıp üzmemek için öncelikle sizin bunlardan uzak durmanız gerekir, hâliyle bu tarz bir insan olduğunu anlayıp hissettiğiniz an ulaşmak enerji anlamında bile zamanla uzak kalmanızı sağlayabilir. Kolaylıklar.*
Ahahhwsd evet alalı olmuştur tabii ama benzerlik kediyle sınırlı kalmamış oldu.
Okunmaya başlanılan kitaptır, hakkında pek bir şey yazılmış çizilmiş olmasa da jack london’dan şüphem yok. Bakalım artıkın.
Yıkık mıdır bilemem ama şakayla karışık atmışsa muhtemelen komiğime gider ve ilgimi çeker konuşmaya başlarız gibi geldi.
“Gün olur küllerimden
ben yeniden doğar;
Akarım, taşarım, yol olur ben yaşarım.”
ben yeniden doğar;
Akarım, taşarım, yol olur ben yaşarım.”
Eğer kırılacak birisi olduğunu düşünüyorsanız konuşmayı kesmek istemeniz bile yeterince kırmaya müsait bir yapıdır. Asıl fikrinizi dolaylamadan umut vermeden doğrudan konuşmayı kesmek istiyorum diyerek belirtmeniz yeterli olacaktır. Açıklama istenirse de buna uygun bir şekilde konuşsanız kâfi. Üzülecek her şekilde üzülür. En azından net olmak önemli.
Sevginin de yetmediği anlar, ilişkiler vardır elbet.
Öyle bir vardır ki üstelik… Yemyeşil bir ormanda kupkuru bir ot gibi hissettirir.
Dünyanın en güzel ve birçok koşulda yaşamaya elverişli çiçeği de olsan temel gereksinimlerinden biri bile karşılanmadığı sürece bir hiçsin.
Belki ışığın, toprağın, suyun ve sana güzel sözler söyleyen, seni seven birisi vardı ancak uygun bir mevsimde değildin.
Uygun zamanda olmadıktan sonra ne kadar kötü bir durum olursa olsun diğer şeylerin ne gibi bir önemi kalabilirdi ki?
Kuruyup gidecektin…
Eksikler ve canlı farklılık gösterse de aslında her şey benzerdir.
Anlayış yok.
Saygı yok.
Düşünce yok.
Dinlemek yok.
…
Gerçekten seven kuruyup gitmene göz yumar mıydı?
Her gün bir dalını kesip heba eden o kişi… Bu hatalarını gerçekleştirdiği güzelliklerin arkasına, halının altına süpürülen bir toz gibi saklayabilir miydi?
Gerçi saklasa ne kadar sürerdi?
Nihayetinde öleceksin.
Eğer sevgi varsa yaşatmak vardır; öncelik yaşatmaktır, eksik ve yaşatılan şeylerle benim olsun değil.
Mutlu ve iyi olmasını sağlamaktır.
Sırf yanında değil diye mutsuz ve kötü olmasını istemek değildir sevgi.
Bir lotussan gölde, kaktüssen çölde yaşaman gerekir. Yerini değişmeye zorlanıp çürümemelisindir.
“Sevgi varsa var, teşekkür ederim ancak önce sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşamalıyım.” Unutulmamalıdır.
Tüm bunlar konuşulduğu hâlde bir şey düzeltmeyen ancak sadece seviyorum diyen insan da muhtemelen yerinizi değiştirmek için bırakın şefkati kökünüze bile dikkat etmeden gövdenizden koparıp peşinde götürmeye çalışıyordur.
Bir çocuk gibi, sanki “Bak, benim oyuncağım.” dercesine.
Kapının dışına kadar itip kaktıktan sonra kapıyı kapattığınız için size kızan insanlardan uzak durun.
Evet, belki sizi seviyor olabilir ancak siz de bir çiçeksiniz.
Unutmayın.
Öyle bir vardır ki üstelik… Yemyeşil bir ormanda kupkuru bir ot gibi hissettirir.
Dünyanın en güzel ve birçok koşulda yaşamaya elverişli çiçeği de olsan temel gereksinimlerinden biri bile karşılanmadığı sürece bir hiçsin.
Belki ışığın, toprağın, suyun ve sana güzel sözler söyleyen, seni seven birisi vardı ancak uygun bir mevsimde değildin.
Uygun zamanda olmadıktan sonra ne kadar kötü bir durum olursa olsun diğer şeylerin ne gibi bir önemi kalabilirdi ki?
Kuruyup gidecektin…
Eksikler ve canlı farklılık gösterse de aslında her şey benzerdir.
Anlayış yok.
Saygı yok.
Düşünce yok.
Dinlemek yok.
…
Gerçekten seven kuruyup gitmene göz yumar mıydı?
Her gün bir dalını kesip heba eden o kişi… Bu hatalarını gerçekleştirdiği güzelliklerin arkasına, halının altına süpürülen bir toz gibi saklayabilir miydi?
Gerçi saklasa ne kadar sürerdi?
Nihayetinde öleceksin.
Eğer sevgi varsa yaşatmak vardır; öncelik yaşatmaktır, eksik ve yaşatılan şeylerle benim olsun değil.
Mutlu ve iyi olmasını sağlamaktır.
Sırf yanında değil diye mutsuz ve kötü olmasını istemek değildir sevgi.
Bir lotussan gölde, kaktüssen çölde yaşaman gerekir. Yerini değişmeye zorlanıp çürümemelisindir.
“Sevgi varsa var, teşekkür ederim ancak önce sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşamalıyım.” Unutulmamalıdır.
Tüm bunlar konuşulduğu hâlde bir şey düzeltmeyen ancak sadece seviyorum diyen insan da muhtemelen yerinizi değiştirmek için bırakın şefkati kökünüze bile dikkat etmeden gövdenizden koparıp peşinde götürmeye çalışıyordur.
Bir çocuk gibi, sanki “Bak, benim oyuncağım.” dercesine.
Kapının dışına kadar itip kaktıktan sonra kapıyı kapattığınız için size kızan insanlardan uzak durun.
Evet, belki sizi seviyor olabilir ancak siz de bir çiçeksiniz.
Unutmayın.
Aslında garip gelse de bunun bilimsel sebepleri vardır.
“insan üzüldüğünde veya stresli bir duruma girdiğinde, beyin tehlike veya kriz anındaymış gibi tepki vererek kan dolaşımını hayati organlara odaklar.”
Vs vs.
“insan üzüldüğünde veya stresli bir duruma girdiğinde, beyin tehlike veya kriz anındaymış gibi tepki vererek kan dolaşımını hayati organlara odaklar.”
Vs vs.
Bunca şair yanılmış olabilir mii?