bugün
- yemek yapmayı bilen yazarlar bakabilir mi6
- tevratta anlatılan ensest ilişki11
- akp seçmeni12
- 4 ekim 20263
- hamsili cilt kremi5
- plaza dili ve edebiyatı2
- ahmet san5
- ağrı kesici kullanamamak2
- internet6
- zorba arkadaşlar2
- sabahları nefret edilen şeyler8
- kuran da ali imran ve amram ailesi2
- anneanne2
- azerbaycan5
- telefon rehberinde bir kişi olması2
- fatma betül sayan kaya39
- anın görüntüsü13
- 4 ekim 2026 azerbaycan litvanya maçı2
- telefonların kullanıcıları dinlediği iddiası4
- instagram kızlar içindir3
- kız troller12
- sözlük yazarlarının saatleri3
- game factory2
- kalabalığı seviyor musunuz13
- göz teması kuramama5
- manifest3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı19
- müzik grupları2
- e ticaretin serbest piyasaya göre pahalı olması3
- mustafa sandal'ın gündemde olması5
- günün sözü3
- dede sözleri2
- true'ya özgürlük5
- kendine yalan söylemenin felsefesi2
- erkekler 4 bin yıldır aynı şeyi istiyor cinsellik2
- melih gökçek muhalif olsaydı2
- kedilerin yedigi ilginc seyler17
- tekerlek toplayan cocuk14
- kadın ile erkek arasında yaşanacak en güzel şey12
- adını bile bilmediğin bir sözlük kızına aşık olmak13
- gece 1 de 10 birayla gelen kız kanka9
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- yasin kol5
- ilham aliyevin türkiyeye nankörlük yapması8
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- maaş için birbirine katlanan insanlar4
- birini unutmak için başkasıyla birliktelik yaşamak11
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum14
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar17
- yalnızlık2
Gebze-Darıca Metro Hattı'nın sinyalizasyon sistemini sağlayacak şirket.
mühendisleri düzenli olarak katledilen şirket.
Teee 1997 yılında ürettiği 1919 model cep telefonuyla dönemin en önemli markalarından ericksson’dan daha kaliteli bir iş ortaya çıkarmış elektronik şirketi.
4 yıldır 16-17 lira civarlarında gezen hissesi borsa forumlarında çok komik yorumlara sebep olmakta.
Bir tanesi ciddi ciddi bizi sike sike milli oldu filan diyor. Bir başkası şirketi aramış telefona çıkan olmamış, ulan açsalar ne diyecektin?
Bir tanesi ciddi ciddi bizi sike sike milli oldu filan diyor. Bir başkası şirketi aramış telefona çıkan olmamış, ulan açsalar ne diyecektin?
çalıştığım şirkettir. system security engineer olarak hizmet ediyorum.
Aselsan'ın Katar'a satılması yeni bir Chp yalanıdır ama 20 Chp milletvekilinin kiraya verilmesi siyaset tarihine geçmiş bir gerçektir.
uluslararası bir müşterisi arasında 11 milyon 950 bin 760 dolarlık yurt dışı satış sözleşmesi imzalamış şirket.
https://tr.sputniknews.co...ozlesmesi-1051599256.html
https://tr.sputniknews.co...ozlesmesi-1051599256.html
hayırlı olsun ..... babalar gibi satmaya devam ...
ASELSAN resmi başvuru yaptı: "ASELSAN QATAR" ismi tescil edildi! Aselsan, Katar'a mı satılıyor?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BAE ve Katar temaslarıyla birlikte savunma sanayi şirketlerinin satılacağı iddiaları sonrası yeni bir gelişme yaşandı. ASELSAN, Türk Marka ve Patent Kurumu’na başvurarak, “ASELSAN QATAR” markasını tescil ettirdi. CHP'li Mahmut Tanal, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın yanıtlaması talebiyle soru önergesi verdi.
https://www.aykiri.com.tr...tar-a-mi-satiliyor/17593/
ASELSAN resmi başvuru yaptı: "ASELSAN QATAR" ismi tescil edildi! Aselsan, Katar'a mı satılıyor?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın BAE ve Katar temaslarıyla birlikte savunma sanayi şirketlerinin satılacağı iddiaları sonrası yeni bir gelişme yaşandı. ASELSAN, Türk Marka ve Patent Kurumu’na başvurarak, “ASELSAN QATAR” markasını tescil ettirdi. CHP'li Mahmut Tanal, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın yanıtlaması talebiyle soru önergesi verdi.
https://www.aykiri.com.tr...tar-a-mi-satiliyor/17593/
hisse senedi son 1 haftada %5.68, son 1 ayda %6.5 son 1 yılda %63.01 oranında değer kazanmış şirket.
üçüncü çeyrekte net kârı yüzde 224 artmış şirket.
Dünyanın sayılı askeri teknolojilerini üreten askeri sanayi devi.
AKP tarafından kurulmamıştır.
Akp döneminde bir iş başarmıştır.
kıbrıs barış harekatından hemen sonra kurulmuştur.
dışa bağımlılıktan kurtulmak, ambargolara karşı koymak için.
en büyük gelişimini ve ileri teknoloji ürünlerini çoğunu son 10 yılda gerçekleştirdi.
kurulduğu günden bugüne emeği geçenlere şükran borçluyuz.
dışa bağımlılıktan kurtulmak, ambargolara karşı koymak için.
en büyük gelişimini ve ileri teknoloji ürünlerini çoğunu son 10 yılda gerçekleştirdi.
kurulduğu günden bugüne emeği geçenlere şükran borçluyuz.
Getir götürlerini yapar.
Türk mühendislik kurumu desek yanlış olmaz galiba. Ancak mühendislerinin bazılarının şüpheli ölümleri ve bazılarının yurt dışına gitmesi onu zayıflatmış olmalı.
ASELSAN yabancısından çok daha yüksek nitelikte kamera yaptı.
Kanada'nın ambargosunu tersten koyduk.
Azerbaycan tarafından kullanılan TB2 BAYRAKTAR iHA sisteminde Kanada imalatı kameraların bulunması diplomatik bir krizi da getirmişti. Kanada, Karabağ Savaşı ile birlikte hem Azerbaycan hem de Türkiye’ye ambargo uygulamaya başlamış, kamera sevkiyatını durdurmuştu.
Kaynak:
https://tolgaozbek.com/sa...k-nitelikte-kamera-yapti/
Kanada'nın ambargosunu tersten koyduk.
Azerbaycan tarafından kullanılan TB2 BAYRAKTAR iHA sisteminde Kanada imalatı kameraların bulunması diplomatik bir krizi da getirmişti. Kanada, Karabağ Savaşı ile birlikte hem Azerbaycan hem de Türkiye’ye ambargo uygulamaya başlamış, kamera sevkiyatını durdurmuştu.
Kaynak:
https://tolgaozbek.com/sa...k-nitelikte-kamera-yapti/
Tebrikler, bu cihazlar 50 yıl önce yapılmalıydı.
50. yılını kutluyor.
1975'te dönemin başbakanı Bülent Ecevit tarafından kurulan bir devlet kurumu.
Resmi internet sitesi: https://www.aselsan.com/tr
görsel
Resmi internet sitesi: https://www.aselsan.com/tr
görsel
uğur mumcu'nun, 1978 tarihli yazılarından derlenen aselsan aş kitabı, anlık bir polemiğin çok ötesinde, keskin bir sosyal teoridir. mumcu, bu başlığı atarak milliyetçiliğin saf, tözsel bir duygu ya da ilke olmadığını, aksine, belirli maddi çıkarlar ve iktidar ilişkileri zemininde üretilen, pazarlanan ve tüketilen bir meta, bir "anonim şirket" olduğunu ilan eder.
mumcu'nun temel tezi, yurtseverlik ile milliyetçilik arasına kalın bir çizgi çekmesidir. onun için yurtseverlik, kurtuluş savaşı'nda somutlaşan anti-emperyalist bir duruştur; ülkenin doğal kaynaklarına, tam bağımsızlığına sahip çıkmaktır. Aselsan a.ş.'de defalarca "sömürge milliyetçiliği" olarak adlandırdığı ve mhp'nin temsil ettiği yapı ise bunun tam tersidir. bu milliyetçilik, nato'ya ve abd'ye olan bağımlılığı sorgulamaz; aksine, ülkenin asıl tehlikesini "komünizm" olarak kodlar ve bu mücadelenin gereği olarak emperyalist merkezlerle kurulan ilişkileri meşrulaştırır. mumcu, ataş rafinerisiyle ilgili yazısında, yabancı petrol şirketlerinin çıkarlarını savunanların nasıl "milliyetçi" geçindiğini teşhir ederken, bu ideolojinin ekonomik ve sınıfsal temelini gözler önüne serer. milliyetçilik, bu bağlamda, ulusal burjuvazinin ve onlarla işbirliği içindeki komprador unsurların çıkarlarını, "milli dava" kisvesi altında halka pazarlayan bir şirketin markası haline gelir. şirketin yönetim kurulu, siyasetçiler, bürokratlar ve sermaye sahiplerinden oluşur; şiddet ise bu şirketin pazarlama ve dağıtım ağını güvence altına alan güvenlik mekanizmasıdır.
bu yapının en temel özelliği, düşmanı dışarıda değil, içeride aramasıdır. "millet," homojen, kutsal bir bütün olarak sunulurken; bu bütünlüğün dışında kalanlar "vatan haini," "bölücü," "anarşist" olarak damgalanır. 1970'lerde bu düşman figürü öncelikle solcular, devrimciler ve sendikalı işçilerdi. mumcu, mhp'nin ve onunla ilintili yapıların (kontrgerilla, ülkü ocakları) sola yönelik şiddet eylemlerini, bu eylemlerin devlet içindeki uzantılarını ve arkasındaki siyasi koruma zırhını belgeleriyle ortaya koyar. bu şiddet, rastgele bir öfke patlaması değil, siyasi bir projenin parçasıdır: solun ve işçi sınıfı hareketinin yükselişini durdurmak, toplumsal muhalefeti ezmek ve düzenin bekasını sağlamak. bu, devletin ve egemen sınıfların şiddet tekelini, sivil faşist bir vekalet savaşıyla tabana yayma stratejisidir. Aselsan a.ş., bu şiddetin maliyetini yine halka ödetirken, karını egemenlerle paylaşır.
işte bu yapısal analizi günümüze taşıdığımızda, genel olarak sağ milliyetçiliğin işlevindeki sürekliliği görürüz. "düşman" tanımı, iktidar bloğunun ihtiyaçlarına göre esneklik gösterir. dün "komünistler" olan düşman, 1990'larda ve 2000'lerde kesin bir dille pkk lideri abdullah öcalan olarak kodlanmıştır. Savunma sanayi şirketleri varlığını ve halkla kurduğu duygusal bağı, neredeyse tamamen bu "düşman" üzerine inşa etmiştir. öcalan'ın idam edilmemesi veya onunla herhangi bir temas kurulması, en büyük "ihanet" söyleminin malzemesi olmuştur.
ancak, "devlet aklı(!)" ve iktidar bloğunun stratejisi değiştiğinde, aselsan a.ş.'nin de pozisyonunu güncellediğini görürüz. devlet bahçeli'nin, iktidar ortağı olduğu bir dönemde, "çözüm süreci" adı verilen ve bizzat devlet tarafından öcalan ile görüşmelerin başlatıldığı sürece yönelik tutumu, bu yapısal işlevin en net örneğidir. geçmişte başkası tarafından yapılması "teröristle masaya oturmak" ve "ihanet" olan bir eylem, iktidar bloğunun bir parçası olarak yapıldığında "devletin ali menfaatleri" adına atılmış bir adım haline gelebilir hatta bu süreci bizzat mhp lideri devlet bahçeli başlatır. burada ilkesel bir tutarlılık değil, pragmatik bir iktidar stratejisi devrededir. milliyetçiliğin ne olduğu, kimin yaptığına ve hangi amaca hizmet ettiğine göre yeniden tanımlanır. eğer eylem, mevcut iktidar bloğunun bekasına hizmet ediyorsa meşru, ona karşı bir konumda ise gayrimeşrudur. tıpkı uğur mumcu'nun dediği gibi: iktidarın parçası olan bir milliyetçilik, emperyalizme karşı değil, iç muhalefete karşı bir silah olarak kullanılır.
sonuç olarak, uğur mumcu'nun aselsan a.ş.'de sunduğu çerçeve, bir dönemin fotoğrafı olmanın ötesinde, türkiye'de sağ milliyetçiliğin yapısal bir analizidir. bu, milliyetçiliğin, ulusun ortak çıkarlarını değil, belirli bir sınıfın ve iktidar odağının çıkarlarını korumak üzere seferber edilen, içeriği konjonktüre göre doldurulan ve en büyük sermayesi "düşman" olan bir şirket olduğunu gösterir. bu şirketin varlığı, gerçek bir toplumsal barışın ve sınıfsal adaletin önündeki en büyük ideolojik engel olmaya devam etmektedir. mumcu'nun neredeyse yarım asır önce yaktığı bu ışık, bugünün karmaşık siyasi ilişkilerini anlamak için hala en güçlü projektörlerden biridir.
mumcu'nun temel tezi, yurtseverlik ile milliyetçilik arasına kalın bir çizgi çekmesidir. onun için yurtseverlik, kurtuluş savaşı'nda somutlaşan anti-emperyalist bir duruştur; ülkenin doğal kaynaklarına, tam bağımsızlığına sahip çıkmaktır. Aselsan a.ş.'de defalarca "sömürge milliyetçiliği" olarak adlandırdığı ve mhp'nin temsil ettiği yapı ise bunun tam tersidir. bu milliyetçilik, nato'ya ve abd'ye olan bağımlılığı sorgulamaz; aksine, ülkenin asıl tehlikesini "komünizm" olarak kodlar ve bu mücadelenin gereği olarak emperyalist merkezlerle kurulan ilişkileri meşrulaştırır. mumcu, ataş rafinerisiyle ilgili yazısında, yabancı petrol şirketlerinin çıkarlarını savunanların nasıl "milliyetçi" geçindiğini teşhir ederken, bu ideolojinin ekonomik ve sınıfsal temelini gözler önüne serer. milliyetçilik, bu bağlamda, ulusal burjuvazinin ve onlarla işbirliği içindeki komprador unsurların çıkarlarını, "milli dava" kisvesi altında halka pazarlayan bir şirketin markası haline gelir. şirketin yönetim kurulu, siyasetçiler, bürokratlar ve sermaye sahiplerinden oluşur; şiddet ise bu şirketin pazarlama ve dağıtım ağını güvence altına alan güvenlik mekanizmasıdır.
bu yapının en temel özelliği, düşmanı dışarıda değil, içeride aramasıdır. "millet," homojen, kutsal bir bütün olarak sunulurken; bu bütünlüğün dışında kalanlar "vatan haini," "bölücü," "anarşist" olarak damgalanır. 1970'lerde bu düşman figürü öncelikle solcular, devrimciler ve sendikalı işçilerdi. mumcu, mhp'nin ve onunla ilintili yapıların (kontrgerilla, ülkü ocakları) sola yönelik şiddet eylemlerini, bu eylemlerin devlet içindeki uzantılarını ve arkasındaki siyasi koruma zırhını belgeleriyle ortaya koyar. bu şiddet, rastgele bir öfke patlaması değil, siyasi bir projenin parçasıdır: solun ve işçi sınıfı hareketinin yükselişini durdurmak, toplumsal muhalefeti ezmek ve düzenin bekasını sağlamak. bu, devletin ve egemen sınıfların şiddet tekelini, sivil faşist bir vekalet savaşıyla tabana yayma stratejisidir. Aselsan a.ş., bu şiddetin maliyetini yine halka ödetirken, karını egemenlerle paylaşır.
işte bu yapısal analizi günümüze taşıdığımızda, genel olarak sağ milliyetçiliğin işlevindeki sürekliliği görürüz. "düşman" tanımı, iktidar bloğunun ihtiyaçlarına göre esneklik gösterir. dün "komünistler" olan düşman, 1990'larda ve 2000'lerde kesin bir dille pkk lideri abdullah öcalan olarak kodlanmıştır. Savunma sanayi şirketleri varlığını ve halkla kurduğu duygusal bağı, neredeyse tamamen bu "düşman" üzerine inşa etmiştir. öcalan'ın idam edilmemesi veya onunla herhangi bir temas kurulması, en büyük "ihanet" söyleminin malzemesi olmuştur.
ancak, "devlet aklı(!)" ve iktidar bloğunun stratejisi değiştiğinde, aselsan a.ş.'nin de pozisyonunu güncellediğini görürüz. devlet bahçeli'nin, iktidar ortağı olduğu bir dönemde, "çözüm süreci" adı verilen ve bizzat devlet tarafından öcalan ile görüşmelerin başlatıldığı sürece yönelik tutumu, bu yapısal işlevin en net örneğidir. geçmişte başkası tarafından yapılması "teröristle masaya oturmak" ve "ihanet" olan bir eylem, iktidar bloğunun bir parçası olarak yapıldığında "devletin ali menfaatleri" adına atılmış bir adım haline gelebilir hatta bu süreci bizzat mhp lideri devlet bahçeli başlatır. burada ilkesel bir tutarlılık değil, pragmatik bir iktidar stratejisi devrededir. milliyetçiliğin ne olduğu, kimin yaptığına ve hangi amaca hizmet ettiğine göre yeniden tanımlanır. eğer eylem, mevcut iktidar bloğunun bekasına hizmet ediyorsa meşru, ona karşı bir konumda ise gayrimeşrudur. tıpkı uğur mumcu'nun dediği gibi: iktidarın parçası olan bir milliyetçilik, emperyalizme karşı değil, iç muhalefete karşı bir silah olarak kullanılır.
sonuç olarak, uğur mumcu'nun aselsan a.ş.'de sunduğu çerçeve, bir dönemin fotoğrafı olmanın ötesinde, türkiye'de sağ milliyetçiliğin yapısal bir analizidir. bu, milliyetçiliğin, ulusun ortak çıkarlarını değil, belirli bir sınıfın ve iktidar odağının çıkarlarını korumak üzere seferber edilen, içeriği konjonktüre göre doldurulan ve en büyük sermayesi "düşman" olan bir şirket olduğunu gösterir. bu şirketin varlığı, gerçek bir toplumsal barışın ve sınıfsal adaletin önündeki en büyük ideolojik engel olmaya devam etmektedir. mumcu'nun neredeyse yarım asır önce yaktığı bu ışık, bugünün karmaşık siyasi ilişkilerini anlamak için hala en güçlü projektörlerden biridir.
BIST 100 endeksinde piyasa değeri 1 trilyon lirayı aşan ilk şirket olmuş. dolar bazında 22 milyar dolar civarı yaptığını düşünürsek ekonomimiz sahiden ski tutmuş.
tamamen yerli cep telefonu yapacağı söylentisi var.
heveslenip sevinmek istemiyorum zira erken seçim mevzuları var.
edit: hevesim kursağımda kalmasın.
heveslenip sevinmek istemiyorum zira erken seçim mevzuları var.
edit: hevesim kursağımda kalmasın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar