bugün
- akplisin yani27
- sözlük erkeklerinin bicepsleri79
- çirkin ama fakir erkek7
- akp li akp li bakan tip7
- ayak fetişizminin neresi sapıklık9
- duanın bir şeye yaramaması22
- ne yapıyorsun6
- aykirikadin13
- fon vurgunu50
- sözlüğün politize olması5
- at gözlüklü insanlar6
- fatma betül sayan kaya20
- sosyal medyadaki 10 önemli görgü kuralı3
- kalın dudaklı erkekler5
- neden 50 tane arap devleti var12
- lille galatasaray maçı saat 19 45 te trt 1 de3
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü8
- kürtaj hak mıdır sorunsalı7
- asla akp'ye oy vermem tabi ki devlet bahçeli6
- traveler of secret moments adamlığı6
- fingirdeklerin kabuklarına çekilmesi7
- az kişinin bildiği müthiş lezzetler7
- inek sütü içen cani3
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- kaynana donu yakma geleneği5
- dinden uzaklaşan avrupa'nın çöküşü6
- ben memeye meme demem halka arz edilmedikten sonra3
- akşamki tantana15
- şeytan2
- 9 5 çalışan ipneler12
- bugün uyuyakalmışım11
- sınanmamışlığın kibri2
- terlikle döven anne13
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması7
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
- 4858 yaşındaki ağaç2
- saatlerce sözlükte gezip entry girmeyen yazar7
- gazanfer metin nickli vitaminsiz3
- ekepeliler den kurtulacağını zanneden hayalperest5
- yan sen derdine benden ala mal yok yine sana9
- hoşlanılan kadının ayak falına bakmak2
- ne kadar hoşsun ama çok boşsun2
- sözlük yazarlarının seksi yaprakları6
- arap neferler9
- bismillahirahmanirahim4
- açtığınız başlığa entry girilmemesi7
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı22
- anonim yazar olmak3
- türküm doğruyum çalışkanım16
- hesabını gizleyen erkek yazar8
Ömrümün en güzel yıllarını alıp götüren şehirdir. Bir gençlik ulusta, Kurtuluş parkinda, gazi mahallesi, bahcelievler sabancı yurdu önünde heba olmuştur. Ama hiç pişman değilim bunları yaşamaktan. Keske yine o güzel günlere geri donebilsem...
1 yıl yaşadığım, giderken kimilerinin of çok sıkıcı şehre gidiyorsun sözlerine inat sevdiğim şehir. Kendi ritmi var bu şehrin. Ne izmir kadar rahat ne istanbul kadar akıcı ve ürkütücü. Kışı kış gibi yazı yaz gibi güzel. Baharı es geçmeyen şehir. Behzat ç. dizisinin sevmemde etkisi çok.
Sabah simit kokusu, metroda ucuz parfüm kokusu, bakanlıklar mesai sonu korna sesleri. Bunları hatırlamak hoşuma gidiyor. Dikimevi metrosu çıkışı falan ara ara oralar gelir aklıma hüzünlenirim.
Yaşanmaması gereken şehir çok yoruyor.
Ne sıcağı sıcak, ne soğuğu soğuk. Ortası yok. Mart Nisan ayı bir nebze güzel oluyor.
En anlamadigim şey ankara övuculugudur. Pembe hayallerde yasiyorsunuz ama bu şehirde oyle yerler var ki insanlarina sabredemezsiniz zaten multecileri de doldurdular. Her turlu sey var bu sehirde. En basit iste bile calişsaniz aptal anadolu comarlari hayatinizi zehir eder. He her yer cankaya gibi zaten.
iç Anadolunun evlerden ırak dünyaya bakış açısının şehirli köylü demeden herkese sirayet ettiği;
Ankara, Çorum, Yozgat, Kırıkkale, Kırşehir insanının harmanlanıp ortak acaip bir kültür oluşturduğu Türkiyenin bana en uzak insanlarının ve kafalarının yaşadığı şehir.
Düşene ilk tekmeyi vuracaklar cenneti.
Ankara, Çorum, Yozgat, Kırıkkale, Kırşehir insanının harmanlanıp ortak acaip bir kültür oluşturduğu Türkiyenin bana en uzak insanlarının ve kafalarının yaşadığı şehir.
Düşene ilk tekmeyi vuracaklar cenneti.
Messi lakabı.
Hep özlenen, en çok özlenen, hep özlenecek olan.
Ankara adı her geçtiğinde “Kalbim kül oldu eski bir kütüphane yangınında.” diyesim geliyor.
Ankara adı her geçtiğinde “Kalbim kül oldu eski bir kütüphane yangınında.” diyesim geliyor.
ilkbahar ve sonbahar hariç yaşanması gereksiz yer.
Ankara güzel memleket, yalnız ankarada yaşanmaz.
Şu sıralar öğlen saatlerinde sıcaklık dayanılmaz hale gelebiliyor. Eskiden bu kadar sıcak olmazdı.
Ankara bizim ama harbi çekilmez.
Genelde griliği hakkında edebiyat yapılmasına rağmen, her kavuşmamızda beni bütün renkleriyle selamlamıştır şehirim ankara.
Gece soğuk, gündüz ise sıcak bir seyri var bu aralar. insan sevmiyor canımın içi.
1 haftalığına şereflendirdiğim şehir. Yalnız niye daha önce söylemediniz çok eğlenceliymiş bu şehir he.
"ankara" dendiğinde bazıları hep denizinin olmamasını gündeme getririrler, bundan bir eksiklikmiş gibi söz ederler. ankara’ yı hep denizi olan şehirlerle kıyaslarlar.
bana göre, ankara’ da illa ki bir denizin olması gerekmiyor; ya da ankara’ da bir deniz olmamasını illa ki bir eksiklik olarak görmek gerekmiyor.
bir şehirde bir denizin olmamasını ben ankara’ ya çok yakıştırmışımdır.
deniz tuhaf şeydir, zaten. yüzünüzü denize verdiğinizde arkanızı dönersiniz,
insanlara. bu yüzden, ancak deniz şehirlerinde yalnız kalabilir insan,
denize kalır, kendine kalır...
ankara mı? bakacak tek şey insan yüzleridir. bu yüzden insanlar kırıp dökmeye cesaret edemez birbirini kolay kolay.
murathan mungan bir keresinde bunun için "ankara'da oturma odası ahlakı vardır" demişti, "oysa istanbul'da bıçaklar ortadadır." doğrudur; hem de nasıl ortadadır... denizin şımartması belki de, herkes bıçaklarıyla birbirinin peşindedir. dürüstlük mü bu? yoksa insanlarin birbirine bakması için denizden daha "enteresan" olması gerektiği için mi?
bana göre, ankara’ da illa ki bir denizin olması gerekmiyor; ya da ankara’ da bir deniz olmamasını illa ki bir eksiklik olarak görmek gerekmiyor.
bir şehirde bir denizin olmamasını ben ankara’ ya çok yakıştırmışımdır.
deniz tuhaf şeydir, zaten. yüzünüzü denize verdiğinizde arkanızı dönersiniz,
insanlara. bu yüzden, ancak deniz şehirlerinde yalnız kalabilir insan,
denize kalır, kendine kalır...
ankara mı? bakacak tek şey insan yüzleridir. bu yüzden insanlar kırıp dökmeye cesaret edemez birbirini kolay kolay.
murathan mungan bir keresinde bunun için "ankara'da oturma odası ahlakı vardır" demişti, "oysa istanbul'da bıçaklar ortadadır." doğrudur; hem de nasıl ortadadır... denizin şımartması belki de, herkes bıçaklarıyla birbirinin peşindedir. dürüstlük mü bu? yoksa insanlarin birbirine bakması için denizden daha "enteresan" olması gerektiği için mi?
bozkır.
Ankara’da kışla etrafını ateşe vermeye çalışan adamı nie serbest bıraktınız? Kimden talimat geldi’de serbest bırakıldı? Bu iş kötü kokuyor kötü şehridir..
yillar sonra tekrar gidecegim kent. sadece bir gunlugune. ufak bir is icin. gezecegim ama elbette. orada anilarim var. biraz onlari anmak isterim.
Bir türlü ısınamadığım şehir.
önüm arkam sağım solum sobe...
önüm arkam sağım solum bildiğin bozkır bir bok aq... daral gelir bana hep orda. ki yıllarca yaşadım.
önüm arkam sağım solum bildiğin bozkır bir bok aq... daral gelir bana hep orda. ki yıllarca yaşadım.
sonbahar’ da atakule’nin yanındaki botanik parkın kahverengiliğini adımlamayı, botanik park’ın hemen yanındaki atakule’nin en tepesinden ankara’ya bakıp, ayrancı’nın, kavaklıdere’nin, esat’ın, ulus’un, balgat’ın; ankara’ya ait her şeyin yerli yerinde olduğunu görmeyi, bir kış günü kuğulu park’ın beyaza bürünmesine eşlik etmeyi, ankara’nın, konuştukça ağızlardan buhar çıkartan soğuğunda kızılay’ın caddelerinde dolaşmayı, hemen hemen her adım başındaki dönercilerden birinde ekmek arası döner yemeyi, metroya ya da ankaray’ a binmek için bilet kuyruğuna girmeyi, gençlik parkı’nda ankara havaları eşliğinde çay içmeyi,
özlediğim şehir...
özlediğim şehir...
tanımlamaya kelimelerin yetmediği ömrümün büyük kısmının geçtiği/geçmeye devam ettiği gri şehir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar