entry'ler (41040)

friedrich hegel la bi cay icek

Heidi gel peter e gidek.

piano piano

italyanca “adım adım”
Demek.

anadolu insanının anlatıldığı kadar saf olmaması

Siyasal liderlerin taşra ziyaretlerinde lideri çevreleyenlerin davranışlarına bir bakın . Bir çıkar ilişkisi, derin bir samimiyetsizlik göstergesidir.

sabah uyndığında kemal kılıçdaroğlu olarak kalktın

- oğlum kalk okula geç kalacaksın.
+ analarından emdiği sütü memelerinden..

en kibirli yuzır

True umarım en kısa sürede ulaşırsın da o nun da kafasını alırsın.

masterchef cansu

gıcıklık dozunu biraz fazla kaçırmış bir karakter.

görsel

sözlük kızlarının burunları

Ucu geleciğimden parlak.

görsel

reyzen tevfik

Hiciv taşlama işlemcisidir.

sözlük yazarlarının şeftalileri

Kuşadası’ndan getirdim harikalar.

uzungöl'ün son hali

Hamsiköy usulü fırında sütlaca dönmüş.

kloru hesaplama deliği

Yüzme Havuzlarda olan deliktir.

mantıya ravioli demek

benzerliği var diye mantıyı italyan çöplüğüne yamamaya kalkmak, kültür hırsızlığına alkış tutmaktır.

18 temmuz 2026 taytlı valinin görevden alınması

Sosyal medya kurbanı olmuş. Nihayetinde burası iskandinavya değil.

bir insana akpliliği üzerinden saldırmak

Ülkeye "demokrasi, adalet ve özgürlük" vaat eden bir yapının, kendi içinde tam bir delege feodalizmi ve koltuk savaşı yürütmesi tam bir trajikomedidir.

bir insana akpliliği üzerinden saldırmak

Muhalif olmayı, sadece iktidara karşı konumlanmaktan ibaret sanan ve kendi içindeki devasa çürümeyi görmezden gelen zihniyet, Türkiye’nin yerinde saymasının en büyük sorumlularından biridir.

de leri ayırmayan kız

Gocucuğum küçük detayları büyüterek kendine kaçış yolları inşa etmeyi bırak lütfen evde kalacaksın bu gidişle.

evin en serin yeri

Evin en kuytu, en gölge, en güneş görmeyen yeridir.

iki kolun yanına düşsün

Bir beddua.

(bkz: Vurucun atlı gelsin)

metafor sıçmak

Değil mi ya edebi gevezelikle boğuşacağına hayvanlar gibi sevişmeli.

akbabalardan nefret etme sebepleri

geçen gece yine iç duruşmam var. bir yandan demleniyor, bir yandan da belgesel izliyorum..

bir an nara patlatma isteği beliriyor. tam narayı patlatacağım ki o sırada içimden bir dişi aslan ve peşinden dört yavrusu resmi geçit yapıyor.

vazgeçiyorum nara atmaktan.

rakı acımtrak. ağzım kekremsi. ya ezine olmasa!

peynir bastırıyor biraz.

ana! bir aslan yavrusu daha. bu, arkada mı kalmış, ne? sürünüyor sanki bu yavrucak. eyvah eyvah! arka iki ayağı tutmuyormuş meğer. davudi bir dış ses felçli olduğunu söyledi nitekim. sadece ön ayaklarıyla, annesine ve kardeşlerine yetişmeye çalışıyor zavallı... nasıl gayrete sürüyor arka ayaklarını nasıl da hayata tutunmaya çalışıyor. ah yavrum benim! keşke seni içinde bulunduğun mezbeleden çekip alsam, içimden söküp atsam! nafile.

velhasıl, boğazımı yakıyor çiğ anoson. bu yangının yayılması genizden, göğse doğru. nefes almak güç. gözyaşı tadında ter damlaları. ölüm korkusu da olsa diyeceğim ki bu bir kalp krizi. hemen kardiyologumu arayım. ama bu başka bir şey.

soruyorum; yol alması gereken anne aslan kötürüm bebesini ne kadar bekler? saydım tam beş kez. sonuncusu ayrılığa gebe bekleyiş veda niteliğinde pek hazin. anne dayanamadı döndü, bebesinin yanına kadar gitti. bir süre boyunlarıyla birbirlerini okşadılar, yalaştılar. kızıla çaldı gökyüzü ya anne artık yola koyulmalıydı. öyle de oldu. artık, anne şefkatinin verdiği güçle biraz daha sürünmeli bir süre daha ilerlemeli aslan yavrusu.

ta ki...

işte bundan dolayı akbabalardan nefret ediyorum.

bir orta asya inanışina göre akbabalar kötülüğü temsil edermiş. elimden gelse bir şaman açar ve afrika savanları üzerine şimşeklerimi çaktırırım.
© copyright 2005 - 2026