bugün
- tai lung26
- nervio varıdı nerede o8
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı7
- sözlük dayısı dövmek6
- anderson talisca4
- şile de ceyda yakova'nın öldüğü motosiklet kazası5
- psikolojik hastalığı olmayan sözlük kızı5
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- kadınların muhabbet etmeyi sevdiği erkek olmak4
- victor osimhen18
- ismet gurbuz 202411
- içki şişeleri3
- osuruktan şiirler89
- corpus hermeticus4
- anın görüntüsü19
- muslettin amca10
- hoşlanılan kızı çorbacıya götürmek4
- hiç hakiki sarışın kız görmemek5
- eski sevgilinin mesaj atıp ben aşık oldum demesi3
- burç soran kadının flörtleşmeye çalışıyor olması5
- semahta giysi üçetektir2
- yemeksepeti4
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması4
- su bardağı ile çay içmek4
- arkadaşlar selam4
- balkanlar da sarışın olmaması4
- kitap okuyorum sessiz olun4
- dolar isterse 100 olsun41
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- steam arkadaşı aranıyor5
- eski sevgiliyle 50 yıl sonra karşılaşmak5
- tortellini3
- 22 ağustos 2026 sıcak hava dalgası3
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı5
- mekke anlaşması5
- sade sodaya tek atan insan4
- koku hafızası2
- duşa giriyorum kimi düşüneyim2
- otogar tuvaleti4
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- domuz yemeyiz abi4
- antrikot2
- mustafa adıgüzel4
- g i l d e d l i l y28
- clemence baptista5
- kadının kalbine giden yol2
- hey yavrum be gelenlere bak4
- kadınınızı çalıştırır mısınız14
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
Banyo perdesini akıllara yerleştiren gerilim filmi. Bu filmi gören perdeli banyoda yıkanmaya korkar.
psycho yaramaz...
robert bloch' un aynı adlı romanından sinemaya uyarlanmış olan, kısmen ed gein' in hayatı ve suçlarından esinlenilse de farklı seri katillerden de izler taşıyan sosyopat bir otel görevlisini merkezine alan efsanevi film. yaratıcısı bloch '' bu tarz suçlar beni çok geriyor aslında, takip etmeyi sevmiyorum '' açıklamasını yapmış olsa da bir klasik konumundadır.
" hepimiz kendi özel tuzaklarımızın içindeyiz. ne yaparsak yapalım kurtulamıyoruz. "
1998 yapımı yeniden çekim hitchcock filmi. Orjinalini seyrettim ama hatırlamıyorum, Bates Motel sonrasında tamamlayıcı olması açısından izlemek istedim ve pişman olmadım. Filmin kusuru; çekilirken ne doksanlar sinemasının, ne de altmışlar sinemasının tekniklerinin tercih edilmemiş olması, bir bakıyorsunuz sanki doksanlar filmi izliyorsunuz bir bakıyor sanki altmışlar filmi, ortada çok fazla dengesizlik vardı. Cinsellikle alakalı sahneler daha gerçekçi olsun diye yapılmış ama gerekli değildi.
görsel
bir alfred hitchcock filmi.
sinema tarihinde büyük filmler vardır. dönemine damga vurmuş, gişe rekorları kırmış, inanılmaz paralar kazandırmış filmler.. alfred hitchcock'un psycho'su da bu filmlerden bir tanesi. kendisinin gişe anlamında en büyük başarısıdır.
Robert Bloch'un kısa, ucuz bir romanıdır aslında psycho. north by northwest filminden sonra, yapacak yeni bir film ararken, bu ucuz roman çıkar karsısına. Yanlış hatırlamiyorsam, sadece duş sahnesini okur ve etkilenir. daha sonra ise kitabin hakları alınır ve bütün kitapçılardan toplatılır. dönemin ünlü film stüdyoları filme destek olmaz, hitchcock evini ipotek ederek parayi bulur ve filmi yapar. O güne kadar kazanmadığı kadar büyük para kazanır ve şöhretinin zirvesini yaşar.
filmden uzun uzun bahsedecek değilim. Zira, kusursuza yakın, bildiğimiz harika bir hitchcock filmidir psycho.
yazının başında büyük filmler vardır demiştim, bunun sebebine gelelim. bir filmi büyük olarak tanımlamak için gerekli olan nedir? Büyük paralar kazandırması, gişede tüm zamanların en iyisi olması, kusursuza yakın olması, seyirciye hitap etmesi... liste uzar gider. lâkin, Alfred hitchcock'un psycho'su tüm bunları başarmanın yanında, zamana da direnmiştir.
1990'lı yıllarda filmin hakları satılır. gus van Sant's adında amerikali yönetmen, plan plan filmi tekrar çeker. Yanlış okumadınız, plan plan. Adeta hitchcock'u taklit etmeye çalışır fakat başarılı olamaz.
ilgili video: https://youtu.be/xI_4LT7BTm4
2013 yılında hitchcock adlı bir film çıkar. psycho filminin yapılış sürecine ve hitchcock'un hayatının bir kısmını beyaz perdeye taşır. Ayrıca, bu film ile ilgili de bir şeyler yazmıştım: (#42251725)
2017 yılında, 78/52: hitchcock's shower scene adlı bir belgesel yayınlanır. Ünlü yönetmenler hitchcock'un o klasikleşmiş duş sahnesini en ince ayrıntısına kadar inceler. her yönden inanılmaz yenilikci bir sahnedir. o güne kadar denenmemiş bir şeyler vardır ve dönemin amerika sinemasına aykırıdır. (Bu arada, küçük bir bilgi: hitchcock, duş sahnesinde kanlar siyah beyaz gözüksün diye filmi siyah beyaz çekmiş.)
Tüm bunların haricinde, hitchcock'un psycho'su, binlerce sayfalık tezlere, yazılara da konu olmuştur. şunu demek istiyorum, psycho sinema tarihinin en değerli, en büyük filmidir. zira, üstünden neredeyse 50 sene geçmesine rağmen bu kadar konuşulan, sevilen ikinci bir film yok.
Ayrıca, filmin tüyler ürperten o soundtrack'ini de unutmamak lazım.
O da şurada: https://youtu.be/DDtJUSYoLDE
bir alfred hitchcock filmi.
sinema tarihinde büyük filmler vardır. dönemine damga vurmuş, gişe rekorları kırmış, inanılmaz paralar kazandırmış filmler.. alfred hitchcock'un psycho'su da bu filmlerden bir tanesi. kendisinin gişe anlamında en büyük başarısıdır.
Robert Bloch'un kısa, ucuz bir romanıdır aslında psycho. north by northwest filminden sonra, yapacak yeni bir film ararken, bu ucuz roman çıkar karsısına. Yanlış hatırlamiyorsam, sadece duş sahnesini okur ve etkilenir. daha sonra ise kitabin hakları alınır ve bütün kitapçılardan toplatılır. dönemin ünlü film stüdyoları filme destek olmaz, hitchcock evini ipotek ederek parayi bulur ve filmi yapar. O güne kadar kazanmadığı kadar büyük para kazanır ve şöhretinin zirvesini yaşar.
filmden uzun uzun bahsedecek değilim. Zira, kusursuza yakın, bildiğimiz harika bir hitchcock filmidir psycho.
yazının başında büyük filmler vardır demiştim, bunun sebebine gelelim. bir filmi büyük olarak tanımlamak için gerekli olan nedir? Büyük paralar kazandırması, gişede tüm zamanların en iyisi olması, kusursuza yakın olması, seyirciye hitap etmesi... liste uzar gider. lâkin, Alfred hitchcock'un psycho'su tüm bunları başarmanın yanında, zamana da direnmiştir.
1990'lı yıllarda filmin hakları satılır. gus van Sant's adında amerikali yönetmen, plan plan filmi tekrar çeker. Yanlış okumadınız, plan plan. Adeta hitchcock'u taklit etmeye çalışır fakat başarılı olamaz.
ilgili video: https://youtu.be/xI_4LT7BTm4
2013 yılında hitchcock adlı bir film çıkar. psycho filminin yapılış sürecine ve hitchcock'un hayatının bir kısmını beyaz perdeye taşır. Ayrıca, bu film ile ilgili de bir şeyler yazmıştım: (#42251725)
2017 yılında, 78/52: hitchcock's shower scene adlı bir belgesel yayınlanır. Ünlü yönetmenler hitchcock'un o klasikleşmiş duş sahnesini en ince ayrıntısına kadar inceler. her yönden inanılmaz yenilikci bir sahnedir. o güne kadar denenmemiş bir şeyler vardır ve dönemin amerika sinemasına aykırıdır. (Bu arada, küçük bir bilgi: hitchcock, duş sahnesinde kanlar siyah beyaz gözüksün diye filmi siyah beyaz çekmiş.)
Tüm bunların haricinde, hitchcock'un psycho'su, binlerce sayfalık tezlere, yazılara da konu olmuştur. şunu demek istiyorum, psycho sinema tarihinin en değerli, en büyük filmidir. zira, üstünden neredeyse 50 sene geçmesine rağmen bu kadar konuşulan, sevilen ikinci bir film yok.
Ayrıca, filmin tüyler ürperten o soundtrack'ini de unutmamak lazım.
O da şurada: https://youtu.be/DDtJUSYoLDE
Çok basit bir kitaptan uyarlandığına insanın inanmakta güçlük çektiği film. Buna da Hitchcock tarzı deniyor işte. Kazandırdığı parayı sonuna kadar hak eder.
görsel
Güneşi gülüşüne nasıl sığdırdın?
Şaka tabii, o kadar da değil.
Ama şu gülüşe yine de bayılıyorum. Çok anlamlı.
Güneşi gülüşüne nasıl sığdırdın?
Şaka tabii, o kadar da değil.
Ama şu gülüşe yine de bayılıyorum. Çok anlamlı.
Counter strike 1.3 bot adı.
izleyeli çok oldu, güzel filmdi. Norman bates'in sondaki gülümsemesi aklıma kazınan bir detay olarak kalmış. Korkutucu ama bir o kadar da güzel bir gülümseme. Çok fazla şey ifade ediyor.
takıntıyı çok güzel işleyen bir filmdir. Oğlunun ölmüş annesine takıntısını işlemektedir.
yönetmeni alfred hitchcock'tur.
imdb top 35'tedir.
4 filmlik serinin başlangıcıdır.
yönetmeni alfred hitchcock'tur.
imdb top 35'tedir.
4 filmlik serinin başlangıcıdır.
korku filmlerinin ağa babasıdır. duş perdeli sahne bir klasiktir.
kafayı sıyırmış bir kadın kişi, patronunun parasını çalıp yeni bi hayata doğru yol alırken, yolun kenarındaki bi motelde geceyi geçirmeye niyetlenir. aha şimdi zçmıştır işte. bates motel'in genç, diri ve yakışıklı sahibi norman bates, filme psycho isminin layık görülmesini sağlayabilecek kadar sıyırmış bi insandır, hayır suratına baksan, "efendi, mazlum, utangaç, süt gibi çocuk" dersin, katiller belli etmez zaten.
hitchcockun 1960'da cektigi ve sonrasında yüzlerce korku filmine ilham olacak efsanevi korku filmi.
imdb 250'de 8,5 ile 33. sırada yer almaktadır
izlediğim site: http://unutulmazfilmler.p...tml?player=run&part=2
hitchcockun 1960'da cektigi ve sonrasında yüzlerce korku filmine ilham olacak efsanevi korku filmi.
imdb 250'de 8,5 ile 33. sırada yer almaktadır
izlediğim site: http://unutulmazfilmler.p...tml?player=run&part=2
Gerilim müziği son derece etkili, fazlasıyla kasvetli bir havaya sahip film.
--spoiler--
Norman bates'in annesinin kılığına girdiğini filmin ortalarında anlamıştım, bence bu bayağı anlaşılırdı. Marion'un kız kardeşinin norman'ın annesini bulduğu ve norman'ın tam o esnada içeri girdiği sahne şimdiye kadar izlediğim en iyi gerilim sahnesiydi. Yine norman'ın son sahnedeki gülüşü ve yüzünün silikleşmesi de akla kazınan türden.
--spoiler--
Gerilim konusundaki beklentilerimi sonuna kadar karşıladı kısacası.
--spoiler--
Norman bates'in annesinin kılığına girdiğini filmin ortalarında anlamıştım, bence bu bayağı anlaşılırdı. Marion'un kız kardeşinin norman'ın annesini bulduğu ve norman'ın tam o esnada içeri girdiği sahne şimdiye kadar izlediğim en iyi gerilim sahnesiydi. Yine norman'ın son sahnedeki gülüşü ve yüzünün silikleşmesi de akla kazınan türden.
--spoiler--
Gerilim konusundaki beklentilerimi sonuna kadar karşıladı kısacası.
2018 model breaking benjamin şarkısı. adamlar yapıyor işte ya.
`https://www.youtube.com/watch?v=_Y_a0PWlBr8`
daha fazla yeni bb şarkısı için;
(bkz: ember)
`https://www.youtube.com/watch?v=_Y_a0PWlBr8`
daha fazla yeni bb şarkısı için;
(bkz: ember)
Muse'nin drones albümünde geçen popülaritesi en fazla şarkısıdır. Sırf o şarkı uğruna iTunes'den orijinal albümü indirmiştim.
Şarkı girişi Drill Sergent adı verilen bölümle başlar. Genel olarak küfür niteliği ve bel altı muhabbetin döndüğü bu şarkıyı dinlemezseniz hayatınızı eksik sayabilirsiniz.
Ayrıca (bkz: Defector)
Şarkı girişi Drill Sergent adı verilen bölümle başlar. Genel olarak küfür niteliği ve bel altı muhabbetin döndüğü bu şarkıyı dinlemezseniz hayatınızı eksik sayabilirsiniz.
Ayrıca (bkz: Defector)
Alfred hitchcockun yönetmenliğini yaptığı gerilim klasiği.
Aynı zamanda da psikolojik bir film niteliği de taşır ve bu anlamda gerçekten başarılıdır.
Kurgusal olarak bir iki küçük kopukluk olsa da bir başyapıttır.
Ha bir de spoiler:
Janet Leigh erken ölüyor be..
Aynı zamanda da psikolojik bir film niteliği de taşır ve bu anlamda gerçekten başarılıdır.
Kurgusal olarak bir iki küçük kopukluk olsa da bir başyapıttır.
Ha bir de spoiler:
Janet Leigh erken ölüyor be..
bates motel dizisini izlerken dizi yapılmasına malzeme olan bu kült filmi de izleyeyim dedim dün gece. film malumunuz 5 filmlik 'Sapık' serisinin ilk filmi. alfred hitchcock abimiz 1960 yılında yapmış.
--spoiler--
sekreter Marion patronunu soyarak kaçar. Gecelemek için Bates Motel'e gider. motel sahibi Norman Bates (Anthony Perkins) hasta annesiyle birlikte yaşadığını anlatır. Marion'u yemek için eve davet eder. kız norman ve annesinin kavgasını duyar ve gitmekten vazgeçer. norman yemeği kızın odasına götürür ve iyi geceler dileyerek ayrılır. yemekten sonra Marion duştayken norman'ın annesi elinde kocaman bi bıçakla gelir ve kızı öldürür. Bir süre sonra odaya gelen Norman manzarayı görünce dehşete düşer. kızı duş perdesine sararak bataklığa atar. Marion'dan haber alamayan kız kardeşi, sevgilisi ve patronun tuttuğu dedektif olayın peşine düşerler. dedektif norman'dan şüphelenir ve annesi ile konuşmak ister. gizlice eve girer ve oracıkta bıçaklanarak öldürülür. kız kardeş ve sevgili de şerife gidip norman hakkında ihbarda bulunur. şeriften aslında Norman'ın annesinin yıllar önce öldüğünü öğrenirler. Eve giderler ve norman'ı yakalatırlar.
--spoiler--
filmin sonlarında norman'a tanı koyan psikiyatristin konuşması durumu açıklığa kavuşturuyor.
--çok fena spoiler geliyor--
norman bates annesine psikopat düzeyinde bağlı bir şizofrendir. aşırı korumacı annesi norma bates tarafından yetiştirilmiştir ve annesiyle normalden farklı bir ilişkisi vardır. içten içe annesine aşıktır. annesinin başka adamlarla birlikte olmasına dayanamaz ve annesiyle annesinin sevgilisini zehirleyerek öldürür. annesinin cesedini de mezardan çıkarıp evde saklamıştır. aynı şekilde annesinin de kendine aşık olduğuna kendisini inandırır ve ne zaman bir kadından etkilenecek olsa içindeki 'anne' karakteri onu ele geçirir ve norman'ın etkilendiği kadını öldürür. norman da kendine geldiğinde 'annesinin' işlediği cinayetle baş başa kalır.
--çok fena spoiler geldi--
ufak bi dip not: ilk kurbanını öldürüşü meşhur duş perdesinin arkasından kocaman bıçakla yaklaşan katil tiplemesinin babası olan o sahnedir. yanlış bilmiyorsam duş sahnesinin çekilmesi tam 6 gün sürmüş. ha bi de bates motel dizisiyle seriye başladığım için 1960'daki filmde kullanılan ev ve motelin dizide kullanıldığını görmek acaip hoşuma gitti.
--spoiler--
sekreter Marion patronunu soyarak kaçar. Gecelemek için Bates Motel'e gider. motel sahibi Norman Bates (Anthony Perkins) hasta annesiyle birlikte yaşadığını anlatır. Marion'u yemek için eve davet eder. kız norman ve annesinin kavgasını duyar ve gitmekten vazgeçer. norman yemeği kızın odasına götürür ve iyi geceler dileyerek ayrılır. yemekten sonra Marion duştayken norman'ın annesi elinde kocaman bi bıçakla gelir ve kızı öldürür. Bir süre sonra odaya gelen Norman manzarayı görünce dehşete düşer. kızı duş perdesine sararak bataklığa atar. Marion'dan haber alamayan kız kardeşi, sevgilisi ve patronun tuttuğu dedektif olayın peşine düşerler. dedektif norman'dan şüphelenir ve annesi ile konuşmak ister. gizlice eve girer ve oracıkta bıçaklanarak öldürülür. kız kardeş ve sevgili de şerife gidip norman hakkında ihbarda bulunur. şeriften aslında Norman'ın annesinin yıllar önce öldüğünü öğrenirler. Eve giderler ve norman'ı yakalatırlar.
--spoiler--
filmin sonlarında norman'a tanı koyan psikiyatristin konuşması durumu açıklığa kavuşturuyor.
--çok fena spoiler geliyor--
norman bates annesine psikopat düzeyinde bağlı bir şizofrendir. aşırı korumacı annesi norma bates tarafından yetiştirilmiştir ve annesiyle normalden farklı bir ilişkisi vardır. içten içe annesine aşıktır. annesinin başka adamlarla birlikte olmasına dayanamaz ve annesiyle annesinin sevgilisini zehirleyerek öldürür. annesinin cesedini de mezardan çıkarıp evde saklamıştır. aynı şekilde annesinin de kendine aşık olduğuna kendisini inandırır ve ne zaman bir kadından etkilenecek olsa içindeki 'anne' karakteri onu ele geçirir ve norman'ın etkilendiği kadını öldürür. norman da kendine geldiğinde 'annesinin' işlediği cinayetle baş başa kalır.
--çok fena spoiler geldi--
ufak bi dip not: ilk kurbanını öldürüşü meşhur duş perdesinin arkasından kocaman bıçakla yaklaşan katil tiplemesinin babası olan o sahnedir. yanlış bilmiyorsam duş sahnesinin çekilmesi tam 6 gün sürmüş. ha bi de bates motel dizisiyle seriye başladığım için 1960'daki filmde kullanılan ev ve motelin dizide kullanıldığını görmek acaip hoşuma gitti.
Muse'nin drones albümünde geçen popülaritesi en fazla şarkısıdır. Sırf o şarkı uğruna iTunes'den orijinal albümü indirmiştim.
Şarkı girişi Drill Sergent adı verilen bölümle başlar. Genel olarak küfür niteliği ve bel altı muhabbetin döndüğü bu şarkıyı dinlemezseniz hayatınızı eksik sayabilirsiniz.
Ayrıca (bkz: Defector)
Şarkı girişi Drill Sergent adı verilen bölümle başlar. Genel olarak küfür niteliği ve bel altı muhabbetin döndüğü bu şarkıyı dinlemezseniz hayatınızı eksik sayabilirsiniz.
Ayrıca (bkz: Defector)
Psycho killer diye bir şarkı vardı. Ritmi de epey iyi. Başlığı görünce aklıma geldi. Dinleyin derim.
uprising gibi gaza getiren muse şarkısı. muhteşem bi introsu var kendimden geçiyorum dinlerken.
ayrıca;
'love, it will get you nowhere'
ayrıca;
'love, it will get you nowhere'
system of a down'ın en sevdiğim parçalarından biri.
crysis te michael Sykes adlı dostumuzun lakabıdır.
saygılar sunuyorum azizim...
saygılar sunuyorum azizim...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar