bugün
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın6
- sevgiliye hitap biçimleri2
- en lezzetli balık15
- how'i met your mother marshall6
- asena keskinci2
- karşı cinsteki en itici özellik12
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin10
- ben geldim naneler13
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı12
- sabahları nefret edilen şeyler8
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum10
- yeni biriyle nerede tanışılır8
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- online listesindeki sıralama mantığı9
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
- mansur yavaş14
- gocu33
- online listesi neden kaldırıldı10
- karması eksi olan yazarların adam gibi adam olması8
- size takılan lakaplar7
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek6
- sorunlarını sevişerek çözen çiftler6
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- en son neye çok üzüldünüz12
- başta hak verilen sonradan eksilenen yazılar6
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız5
- inci sözlük8
- yerinde olmak istenen dizi karakterleri4
- game of thrones taki kerhaneci21
- true nickli yazar22
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği7
- tevrat geleceği dogru tahmin etti5
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- başkent istanbul olsun11
- tai lung vs gocu22
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi7
- bik bik vs sarapci koala hatayi4
- ağlamamak için kendini zor tutmak4
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- mamudo gurban niye doğdun9
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya6
- arkadaşlar5
- karması 4000'in altında olan yazarlar4
- 40 yaşına gelince kadınların kartlaşması7
- insanların sizden uzak durması7
- b c d y z i4
- iş yerindeki orospu çocukları8
- sevmediğin biriyle sevişmek3
- tai'nin mutfağına konuk olmak8
hayatınızda okuyabileceğiniz en güzel tasavvufi kitaptır. eğer başlayacaksanız, anlamadığınız yerler okursa yardım edebilirim.
iskerden pala nın yunus emre yi anlatan, yalın diliyle okunması kolay ve sürükleyici ve yine sürüklerken bilgilendirici ve yine bilgilendirirken, eşrefi mahlukat ın sırlarına vakıf olmamızı sağlayan bir kitabı.
yunus emre anadolu ya ruhunu vermiş, yunus emre insan sevgisinin sınırlarını zorlamış, yunus emre doğmuş, görmüş, bilmiş, olmuş ve nihayet ölmüştür bu dünyada.diğerinde beklemektedir imanı kavi olanları. allah nasip etse de yüzünü görsek.
yunus emre anadolu ya ruhunu vermiş, yunus emre insan sevgisinin sınırlarını zorlamış, yunus emre doğmuş, görmüş, bilmiş, olmuş ve nihayet ölmüştür bu dünyada.diğerinde beklemektedir imanı kavi olanları. allah nasip etse de yüzünü görsek.
Türkçedir.
anlaşılması zor kitap. ayrıca çok beğendiğim de söylenmez.
Farsçada ateş demektir. Bir d daha eklenirse doctor who'dan bir uzaylı oluverir bu kelime.
söz müzik Şebnem ferah a ait olan şarkı. şebonun bir konserde şarkıda geçen omzunda baş yok kısmını söylerkenki suratı hafızama kazınmıştır.
odun kelimesinden od-un, anlami ates olan sozcuktur. iskender pala nin ayni isimli kitabi vardir. edebiyat hocasinin sinavda sordugu kitaplardandir. hosumuza gitmemistir. hocadan da tiksinilmektedir. (sebebi cok, en basta akp li olmasi ve daha sonra okulda soma eylemi yaptirmamasi. turbanli gancik.)
bir iskender pala romanı.
Bu kitabı bir yazı musabakasında 4ücü yerin sahibi olarak kazanmıştım. Hala okumadım.
Bu kitabı bir yazı musabakasında 4ücü yerin sahibi olarak kazanmıştım. Hala okumadım.
Türkçede ateş demektir. Farsça Ateş sözcüğünü o kadar benimsemişiz ki od'u farsça sanıyoruz.
saray duvarlarının ötesinde iki kadın hatırlayacağım demiştim ya, bunlardan birisini düşündüğümde üzüldüğümü, diğerini düşündüğümde mutlu olduğumu hissetmişimdir hep. Hala da öyle hissederim. Sanki birinin içine dışına çevirseniz, diğeri karşınıza çıkardı bu iki kadının. Biri en tepedeydi, eliniN dokunduğu her şeyi altın yapacak güce sahipti, ama ihtirasları onu hak ettiği mutluluktan daima yoksun bıraktı. Diğeri en altta bulunuyordu ama temiz yüreği onu saadetin mücevherleri içerisinde yaşattı. Birinin maddesel zenginliği ruhunu aç bıraktı; diğerinin gönül zenginliği onu maddeyle donattı.
Ateş. Azerbaycan Türkçesinde.
Fakat ben her köye gidende ateşi sevdiğim için mangalı, semaveri hiç boş bırakmazdım. Tam da işi bilmediğim zamanlar doldururdum odunu ateşe. Anamlarla nenemler de kızardı
-otlama ateşin altını. Diye.
Bu ot ateş ilişkisini geçen gün farkettim. Farkında olmadan ateşe od diyordu bizimkiler.
Fakat ben her köye gidende ateşi sevdiğim için mangalı, semaveri hiç boş bırakmazdım. Tam da işi bilmediğim zamanlar doldururdum odunu ateşe. Anamlarla nenemler de kızardı
-otlama ateşin altını. Diye.
Bu ot ateş ilişkisini geçen gün farkettim. Farkında olmadan ateşe od diyordu bizimkiler.
Sadece azerbaycanda değil taa sibiryaya kadar tüm orta asyada ateş manasına gelir.
Sanırım gelmediği tek türkçedir anadolu türkçesi.
Sanırım gelmediği tek türkçedir anadolu türkçesi.
yeni okumaya başladığım iskender pala kitabı.
"Her ne ki ariyorsun; aradigin ancak sensin.iyinin de kotunun de fidani senin icinde buyur.her meyvenin ici kabugundan yegdir.sen goremiyorsun diye bu alem yok degildir.alemin varligini ancak kul olarak anlayabilirsin."
25 yıllık hayatımda okuduğum en güzel kitaptır. tasavvuf severlere tavsiye olunur..
bir yunus romanıdır.
bir yunus romanıdır.
(bkz: Ateş)
Sanat tarihçisi iskender Pala nın tasavvuf üzerine yazdığı bir yunus romanı.
şebnem ferah albümüdür.
iskender pala'dan bir yunus emre romanı.
kitap; okuru, iç anadolu'da o dönem en parlak dönemini yaşayan tasavvuf'un büyülü, efsunlu, huzur verici dünyasında keyifli bir yolculuğa çıkarıyor, yunus emre'den, mevlana'ya, hacı bektaşı veli'ye, geyikli baba'ya, zahir baba'ya, bir çok allah dostu'na can veriyor.
tüm bunların yanında kitapta dönemin siyasi ve sosyal yapısından, selçuklulardan, moğollardan, alamut fedailerinden, anadolu beyliklerinden de bahsediliyor.
araya serpiştirilen yunus emre şiirleri de pastanın üzerindeki çilek gibi bir tat bırakıyor.
hasılı mükemmel bir kitap. mutlaka ama mutlaka okuyun derim.
kitap; okuru, iç anadolu'da o dönem en parlak dönemini yaşayan tasavvuf'un büyülü, efsunlu, huzur verici dünyasında keyifli bir yolculuğa çıkarıyor, yunus emre'den, mevlana'ya, hacı bektaşı veli'ye, geyikli baba'ya, zahir baba'ya, bir çok allah dostu'na can veriyor.
tüm bunların yanında kitapta dönemin siyasi ve sosyal yapısından, selçuklulardan, moğollardan, alamut fedailerinden, anadolu beyliklerinden de bahsediliyor.
araya serpiştirilen yunus emre şiirleri de pastanın üzerindeki çilek gibi bir tat bırakıyor.
hasılı mükemmel bir kitap. mutlaka ama mutlaka okuyun derim.
şebnem Ferah'ın başarısız bir albümünün ve en başarılı şarkısının adıdır. resmen oktav şovu yapıyor.
iskender pala nın yunus emre 'nin hayatını konu aldığı sevdiğim romanı .
Eski türkçede ateş anlamına gelen bir kelime olduğu gibi iskender pala tarafından yazılan bir roman aynı zamanda bir şebnem ferah şarkısı diğer taraftanda antik yunanistan kökenli bir şiir türüdür.
9 mayıs 2013 tarihinde piyasaya çıkan vasat bir albümdür.
şebnem ferah'ın sesiyle ve kalitesiyle ilgili fikirleri değiştirmiş midir derseniz, bence tabi ki de hayır. ancak forumlardan, sözlüklerden, kendi çevremden, vb. takip ettiğim kadarıyla ben dahil birçok hayranını hayal kırıklığına uğrattığı ortada.
öncelikle onca bekleyişe sıcak bir liman olamayan bir albüm bu; can kırıkları ve benim adım orman albümlerini nasıl beklediğimi ve piyasaya çıktığında da tarzı sert de olsa duygusal da olsa, dinledikçe sıcak ve güvenli bir liman gibi hissettirdiğini biliyorum. ancak bu albümdeki şarkıların sözleri, tınısı gibi çoğu özelliği bana biraz zorlama gibi geliyor. kötü mü, hayır değil, ama bence harika da değil.
en çok beğendiklerim: od, bin yıldır, utangaç, ve tabi ki sesine çok yakışan çok yorgunum yorumu.
hiç beğenmediklerim: Kalbim Mezar, Savaş Boyası, Yarım
elbette birilerinin bir şeyleri beğenip beğenmemesi onları iyi ya da kötü yapmaz, fakat ben bu albümde ne kadın albümündeki bu aşk fazla sana ve yağmurlar gibi, ne artık kısa cümleler kuruyorum albümündeki bugün gibi, ne perdeler albümündeki sigara, sil baştan ve perdeler gibi, ne komple can kırıkları albümü gibi, ne de benim adım orman albümündeki istiklal caddesi kadar, eski ve yalnız gibi bir etki görüyorum... albümü biraz dinleyip hemen bu şarkıları açıp yüreğimize su serpmeler de bundan sanırım.
kısacası bu albümde önceki albümlerindeki şarkıların yarattığı etkinin zerresini yaşayamadım ben.
şebnem ferah'ın sesiyle ve kalitesiyle ilgili fikirleri değiştirmiş midir derseniz, bence tabi ki de hayır. ancak forumlardan, sözlüklerden, kendi çevremden, vb. takip ettiğim kadarıyla ben dahil birçok hayranını hayal kırıklığına uğrattığı ortada.
öncelikle onca bekleyişe sıcak bir liman olamayan bir albüm bu; can kırıkları ve benim adım orman albümlerini nasıl beklediğimi ve piyasaya çıktığında da tarzı sert de olsa duygusal da olsa, dinledikçe sıcak ve güvenli bir liman gibi hissettirdiğini biliyorum. ancak bu albümdeki şarkıların sözleri, tınısı gibi çoğu özelliği bana biraz zorlama gibi geliyor. kötü mü, hayır değil, ama bence harika da değil.
en çok beğendiklerim: od, bin yıldır, utangaç, ve tabi ki sesine çok yakışan çok yorgunum yorumu.
hiç beğenmediklerim: Kalbim Mezar, Savaş Boyası, Yarım
elbette birilerinin bir şeyleri beğenip beğenmemesi onları iyi ya da kötü yapmaz, fakat ben bu albümde ne kadın albümündeki bu aşk fazla sana ve yağmurlar gibi, ne artık kısa cümleler kuruyorum albümündeki bugün gibi, ne perdeler albümündeki sigara, sil baştan ve perdeler gibi, ne komple can kırıkları albümü gibi, ne de benim adım orman albümündeki istiklal caddesi kadar, eski ve yalnız gibi bir etki görüyorum... albümü biraz dinleyip hemen bu şarkıları açıp yüreğimize su serpmeler de bundan sanırım.
kısacası bu albümde önceki albümlerindeki şarkıların yarattığı etkinin zerresini yaşayamadım ben.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar