bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    eskişehir anadolu üniversitesi nin merkez kampüsünün adı.
    7 -25 ... stirkof
  2. 2.
    anadolu topraklarinin gormus oldugu en buyuk ozanlardan, en buyuk alimlerden birisi. yuz yillar oncesinde bile bugun anlasabilecek kadar sade ama dunyalara sigmayacak eserler uretmis guzellikler insani.
    23 ... laz pacino
  3. 3.
    bir çok yerde parklara verilen addır. (bkz: yunus emre parkı)
    3 -1 ... alligator
  4. 4.
    avare iken taptuk emre dergahına yolu düşmüş ilim yerine para istemiş sonra bundan pişman olup kendini ilmevermiş ozandır. derlerki taptuk emreden daha büyük olmuş mucizeleri daha iyimiş...
    bir tek gönül kırdın ise
    bu kıldığın namaz değil
    yetmişiki millet dahi
    elin yüzün yumaz değil diyerekten islamiyetin sadece namaz kılıp sakal bırakmaktan ibaret olmadığını asıl öğretilerinin öok daha derin olduğunu söylemeye çalışmış.

    mal sahibi mülk sahibi
    hani bunun ilk sahibi
    mal da yalan mülk de yalan
    var birazda sen oyalan diyerek kardeşim malı mülkü yapıyorsun da kime yapıyorsun.çalışanının hakkını verdinmi, vergini ödedinmi şeklinde sormayı amaçlamış davul zurna ile bile bu dediğinin anlaşılamayacağını tahmin edememiştir. eğer görseydi günümüzün sermaye sakalını alır asasını giderdi bu diyardan...
    14 ... karga
  5. 5.
    toplum olarak komple psikopata bağladığımız şu günlerde:

    yaradılanı severiz yaradandan ötürü

    sözünü sürekli hatırlamamız gereken mutasavvıf
    8 ... registerlater
  6. 6.
    13. yüzyılın ortalarında, Anadolu Sakarya ırmagı cevresinde bir köyde doğduğu ve 14. yüzyılın ilk yarılarında yine o civarda öldügü bilinen, türk milletinin islama ve hayata bakışını şiirlerinde çok güzel anlatmış olan halk ozanı,şair. Yaklaşık 700 yıldır Türk milleti tarafından dilden dile aktarılmış, türkü ve ilahilere söz olmuş, yer yer atasözü misali dilden dile dolaşmış mısralarıyla Yunus Emre, Türk kültür ve medeniyetinin oluşumuna büyük katkılar sağlamış bir gönül adamıdır.Tasavvuf ilminin anadoluya yayılmaya başladığı zamanlarda yaşamış olan yunus emre, dervişliği olgunlukla yoğurmuştur. tasavvufun amacı olan kamil insan olma yolunda Allah sevgisini rehber edinmiştir. kavgaya, hırsa, şekilciliğe, dini istismar edenlere karşı çıkmış ve halkı şiirleri ile uyarmıştır. yunus'un şiirleri öyle sevilmiştir ki günümüzde atasözleri kadar bilinir ve kullanılır olmuştur. hümanistliği ve insan sevgisi şiirlerinde o kadar yoğundur ki, "Yaradılanı hoş gör Yaradan'dan ötürü " mısrası bu özelliğinin Allah sevgisi ile nasıl bağdaştığını çok iyi anlatmaktadır. şiirlerinde büyük ölçüde türkçe ve hece vezni kullanması, şiirlerinin rahatça benimsenmesini ve günümüze kadar bozulmadan gelmesini sağlamıştır.

    divanından bir kaç örnek:

    Ben yürürm yana yana
    Aşk boyadı beni kana
    Ne akîlem ne divâne
    Gel gör beni aşk neyledi

    Yunus sen bu dünyaya niye geldin
    Gece gündüz Hakkı zikretsin dilin
    Enbiyaya uğramaz ise yolun
    Göçtü kervan kaldık dağlar başında

    ilim ilim bilmektir
    ilim kendin bilmektir
    Sen kendini bilmezsin
    Ya nice okumaktır.
    9 ... yuhako
  7. 7.
    Türk halk şairi. Hayatı efsanelerle dolu olan şairin, nerede doğduğu, nerede yaşadığı üzerine çeşitli bilgiler ve görüşler vardır. Genellikle, Sakarya dolaylarında doğduğu, bir süre buralarda oturup, Konya, Şam ve Azerbaycan'a gittiği söylenir.

    Eserlerinin çoğunda hece ölçüsünü kullanan şair, kimi eserlerinde aruz ölçüsünden örnekler vermiştir. Tasavvuf felsefesinin, Türk dilindeki en iyi anlatımı Yunus Emre'nin şiirlerinde kendini bulmuştur. Varlık-yokluk, insan, tanrı, ölüm kavramlarını şiirlerinde en iyi biçimde yansıtmıştır.

    Tüm eserlerinde coşkun bir lirizm görülür. Halk diliyle, halk için yazmıştır. Divanındaki ilahi ve nefesleri 360 kadardır. Ahmet Adnan Saygun, şiirlerinden bir bölümünü Yunus Emre Oratoryosu adı ile bestelemiş, eser Amerika ve Avrupa'da başarı ile çalınmıştır.

    ESERLERi :

    Yunus Emre Divanı, Risalet'ün Nushiyye.
    7 ... death lord
  8. 8.
    Hayatı

    Sakarya kıyılarında, Sivrihisar\'ın Sarıköyünde yaşayan yoksul bir çiftçidir. Kurak giden bir önceki yılın ardından tohumsuz kalır. Tohumsuz kalan Yunus, eşeğine dağdan topladığı alıçları yükler ve doğruca tohumluk bulmaya yola koyulur. Yolu Hacı bektaş tekkesine düşer. Onüçüncü ve ondördüncü yüzyılda anadoluda bektaşiliğin yaygın olduğu, bu mezhebin fakir fukaraya arka çıktığı bir dönemdir. Yunus eşeğine yüklediği alıçlara karşılık buğday ister. Hacı Bektaş kendisine sordurur; Buğday yerine alıçlarına karşılık nefes versem olurmu? Yunus buğday isterim diye tutturur. Hacı Bektaş her alıç için bir nefes vereyim der, Yunus olmaz der. Hacı Bektaş alıç\'ın her çekirdeğine on nefes vereyim der. Yunus buğday diye diretince, Hacı Bektaş da eşeğinin taşıyabileceği kadar buğday verir kendisine. Yunus mutlu bir şekilde Sarıköy\'e dönerken, yolda bir düşüncedir başlar kafasında, kendi kendine söylenir. \"- Bu insan büyük bir insan olmasa buğday vermezdi bana.\" çiğlik ettiğini anlar, döner geriye. \"- Alın bu buğdayı ben nefes istiyorum.\" der. Hacı Bektaş da onu Tapduk Emre\'nin tekkesine yollar, senin kilidi ona verdik diyerek.

    Yunus bunun üzerine gidip tapduk\'a başvuruyor. Tapduk\'un dergahında herkes bir iş görür, kimi toprakta, kimi işlikte çalışır, kimi duvar örer: Yunus\'a da odun taşıma işini verirler. Kırk yıl sırtında odun taşır Yunus. Hemde öyle bir taşırki özene bezene. Her getirdiği odun dümdüzdür. Neden diye soran birine; Bu tekkeye odunun bile eğrisi giremez demiş Yunus.

    Uzun süre tekkeye hizmet ettikten sonra tekkeden ayrılmış Yunus. Yolda erenlerden yedi kişiye rastlamış, yoldaş olmuş onlarla. Her akşam erenlerden biri içinden geçirdiği bir insan adına Allah\'a dua ediyor hemen bir sofra geliyormuş ortaya. Sıra Yunus\'a geldiği akşam o da dua etmiş; Yarabbi, demiş, bunlar hangi kulun adına dua ettilerse ben de onun adına yalvarıyorum sana, utandırma beni. O akşam iki sofra birden gelmiş. Erenler şaşırıp kimin adına dua ettiğini sorduklarında Yunus\'a. O da siz söyleyin önce diyor. Erenler Tapduk\'un dervişlerinden Yunus diye biri var, onun adına, diyorlar. Yunus bunu duyar duymaz hiç bir şey söylemeden tekkeye dönüyor.

    Anabacıya, yani şeyhin karısına sığınıyor. Anabacı diyor ki Yunus\'a: Yarın sabah tekkenin eşiğine yat. Tapduk apdest almak için dışarı çıkarken ayağı sana takılır. Gözleri iyi görmediği için bana sorar: Kim bu diye? Yunus derim ben de. Hangi Yunus derse çekil git, başka bir tekke ara kendine. Ama bizim Yunus mu? derse anla ki gönlünden çıkarmamış seni hala seviyor. O zaman kapan ayaklarına bağışlamasını dile. Yunus yatıyor eşiğe ve sabah Tapduk\'un ayakları takılıyor eşikte yatana. Kim bu diye soruyor. Anabacı da Yunus diyor. Tapduk Emre de bizim Yunus mu? diye sorunca Yunus sevincinden ağlayarak ayaklarına kapanıyor Tabduk\'un ve tekrar tekkeye giriyor.

    Yunus Tabduk\'un tekkesinde varabileceği en yüksek mertebeye varıyor. Ama tabduk, erenlerin bile Anadolu da belli bir yerde kalmaları gerektiğine inanıyormuş. Yunus\'sunda tekkede oturup kalacağını görünce. Sen artık erenlerden oldun diyerek elindeki değneyi havaya savurup: Git bu değneğin düştüğü yeri bul ve orada yaşayıp orada öl, demiş. Yunus yıllar yılı o değneği aramış ve bulduğu yere yerleşip orada ölmüş.

    Kaynak:Yunus Emre /Sabahattin Eyuboğlu cem yayınevi 1991 -Yunus Emre/Rıdvanoğlu Elif Yayınları 1999
    7 ... aquarius
  9. 9.
    (bkz: yunus emre anadolu lisesi)
    4 -1 ... 6.4.r.1.$.h
  10. 10.
    pınar altuğ, paris hilton gibi zırvalara ilgi duyan 80 sonrası apolitik gençliğin farkına varması ve kavraması zor olan anadolu ereni, biçare derviş.

    yunus emrem bu dünyada
    iki kişi kalır derler
    meğer hızır ilyas ola
    abu hayat içmiş gibi
    10 -1 ... diyonsos