bugün
- kolye54
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı15
- bileklik19
- kedi9
- fenerbahçe16
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun9
- beşiktaş15
- anadolu çomarları3
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek13
- bu ekonomide hala kadın çalışmamalı diyen tip3
- gençlerbirliği 0 galatasaray 14
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u8
- saat4
- timsah7
- galatasaray15
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- tır şoförü olmayı istemek12
- türkiye17
- kim kimi neden sevmiyor14
- zebra4
- papağan4
- yogartiksen40
- 6 ayda bir yıkanmak5
- sevgiliye cartier hediye etmek6
- her şeye neden diye sormanın yan etkileri3
- fuhuş yaparken yakalanan sözlük yazarı2
- fuhuş yaparken yakalanan travesti polis memuru2
- ölen kediyi çöpe atmak vs gömmek4
- bursaspor3
- ona bir şey söyle7
- ilkokul bebesine türbanı savunmak66
- osmanlı6
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı3
- evi ev yapan şeyler5
- fil2
- 17 ekim 2026 erzurumspor eyüpspor maçı5
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- azerilerce tokatlanan akpli8
- futbol15
- güneşli sıcıcık bir edirne günü6
- aşk12
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- istanbul11
- vatan için savaşmayacağını söyleyen genç adam4
- yağmur10
- sözlük kadınlarına 15 bin tl hibe ediyorum6
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- nervio adlı yazara uyarı11
- birinci nesil yazar görememe sorunsalı6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak21
şiddet içeren, şiddet karşıtı bir film.
waiting for the miracle adındaki leonard cohen imzalı soundtrack ile allahsal bir forma dönüşmüş kült film.
3 kişi izlemeye çalıştığımız fakat 42. dakikasında havlu attığımız bu rezalet filmden sonra yapılan bazı yorumlar :
- 8. dakikadan sonra, neden devam ettiğimizi sürekli sorguladım...
+ bu işkenceyi kendimize yaptığımıza inanamıyorum, dehşet verici...
# şeftali çok sulu ve güzeldi, armut ideal sertlikteydi...
sözlüklere baktım; hakkında neredeyse olumsuz yorum yok. sanattan amma da anlıyormuşsunuz lan kitapsızlar. tamam birbirimize söz verdik film hakkında olumsuz yorum yapmıycaz diye ama ben dayanamadım çocuklar.
acınızı paylaşıyorum.
- 8. dakikadan sonra, neden devam ettiğimizi sürekli sorguladım...
+ bu işkenceyi kendimize yaptığımıza inanamıyorum, dehşet verici...
# şeftali çok sulu ve güzeldi, armut ideal sertlikteydi...
sözlüklere baktım; hakkında neredeyse olumsuz yorum yok. sanattan amma da anlıyormuşsunuz lan kitapsızlar. tamam birbirimize söz verdik film hakkında olumsuz yorum yapmıycaz diye ama ben dayanamadım çocuklar.
acınızı paylaşıyorum.
kurgusu muhteşem olan bir film. dünya çirkinleşirken biz de çirkinleşiyoruz diyor.
--spoiler--
mallory' nin ev sahnelerindeki sit-com espirisi married with children' a göndermedir.
babanın ismi de "ed" dir.
--spoiler--
öfkeli bi gününüzde tekrar izlemek çok tuhaf dürtülere yol açabiliyor. mallory gibi bi kız arayıp duruyorsunuz sonra.
ayrıca: http://fizy.com/q/shitlist#s/1cw85v
mallory' nin ev sahnelerindeki sit-com espirisi married with children' a göndermedir.
babanın ismi de "ed" dir.
--spoiler--
öfkeli bi gününüzde tekrar izlemek çok tuhaf dürtülere yol açabiliyor. mallory gibi bi kız arayıp duruyorsunuz sonra.
ayrıca: http://fizy.com/q/shitlist#s/1cw85v
beğenilirlik açısından 2 bölüme ayırdığım filmdir.mallory ve mickey'in hapishaneye girmeden öncesi ve sonrası.zira öncesi ne kadar sıkıcı ise, sonrası da o kadar sıradışıdır.
katil doğanlar
bu film, şiddet ögeleriyle kurgulanmış olsa da, aslında bir aşk filmi.
dikkat: bu entryde filmin konusuna yönelik bilgiler vardır.
oliver stone ve quentin tarantino'nun bu filmdeki birlikteliği -her ne kadar aralarında tartışmalara yol açmış olsa da- mükemmel bir kokteylin ortaya çıkmasını sağlamış.
filmdeki karakterleri, mickey ve mallory knox'u iyice anlamak gerek bu filmin tadına varmak için...
yönetmenin ustalıkla kullandığı geri dönüşlerle bize gösterdiği çocukluk yıllarını incelediğimizde; mickey'in üvey babası tarafınan sürekli dövülen, öz annesi tarafından istenmeyen bir çocuk olduğunu ve mallory'nin öz babası tarafından tecavüze uğrayan, öz annesi tarafından umursanmayan bir çocuk olduğunu görüyoruz. ve bu iki mutsuz çocuk, bu iki yaralı karakter; birbirlerine tutunmayı başardıkları anda yalnızca kendilerinden ibaret bir dünya kurup, dünyanın geri kalanına tüm birikmiş öfke ve şiddetlerini kusmaya başlar. gereksiz şiddettir bu, ama onlara uygulanan da gereksiz şiddet değil miydi?
filmdeki polis karakteri muhteşem işlenmiş; katilin polisten daha masum olduğuna inanmanızı sağlıyor. o da yaralı bir çocukluktan gelmiş ve şiddetini ulu orta sergilemek yerine, üniformanın altına gizlemeyi ve sinsi bir saldırganlık geliştirmeyi başarmış.
filmin en güçlü karakterlerinden biri olan televizyon haber starı, inanılmaz ölçüde gerçekçi; medyadaki kokuşmuşluğun ve çıkarcılığın vurgulu bir temsilcisi. şiddeti algılayış biçimi ile akıllarda yer edecek bir karakter olarak filmde çok önemli bir kavramı dolduruyor.
cezaevi müdürü karakterinde, kapatılmışlığın türlü oyuncukları göz önüne serilmekte; cezaevindeki insanlıktan uzak yaklaşımlar, en az mahkumları olduğu kadar, izleyiciyi de tedirgin etmekte...
filmde çok az yeri olmakla birlikte, kızılderili karakteri, saf iyi niyeti bize ve mickey ile mallory'ye gösteriyor.
filmi izlerseniz, filmdeki ana sahnelerin yanı sıra, verilen da ayrıntılara dikkat edin. yönetmen, - o büyücü görüntü yönetmeninin de katkısıyla- anlatmak istediği her şeyi arka planda veriyor. konuyla ilgisiz olduğunu düşündüğünüz bir yılan, koşan atlar, tavşan, akrep gibi arka plan görüntüleri; bu muhteşem kurguyu daha da belirginleştiriyor. özellikle kızılderili'in çadırında mickey ve mallory'nin üzerine düşen yazılar, eczane sahnesindeki ve mallory ile polisin hücrede konuşma sahnesindeki animasyonlar, mallory'nin ailesinin sit-kom tarzındaki trajedisi, mickey'in ütü yapan annesi, diğer kızılderililerin ruhları, ölü geyiğin gözleri ve kapanış jeneriği; size neredeyse filmin kendisi kadar çok şey anlatabiliyor.
müziklerin kullanılışı da ayrı bir başarı olmuş. sahnenin sizi soktuğu ruh haline, o anda çalan müzikten daha başka bir müziğin yakışmayacağını hissediyorsunuz.
.*
bu film, şiddet ögeleriyle kurgulanmış olsa da, aslında bir aşk filmi.
dikkat: bu entryde filmin konusuna yönelik bilgiler vardır.
oliver stone ve quentin tarantino'nun bu filmdeki birlikteliği -her ne kadar aralarında tartışmalara yol açmış olsa da- mükemmel bir kokteylin ortaya çıkmasını sağlamış.
filmdeki karakterleri, mickey ve mallory knox'u iyice anlamak gerek bu filmin tadına varmak için...
yönetmenin ustalıkla kullandığı geri dönüşlerle bize gösterdiği çocukluk yıllarını incelediğimizde; mickey'in üvey babası tarafınan sürekli dövülen, öz annesi tarafından istenmeyen bir çocuk olduğunu ve mallory'nin öz babası tarafından tecavüze uğrayan, öz annesi tarafından umursanmayan bir çocuk olduğunu görüyoruz. ve bu iki mutsuz çocuk, bu iki yaralı karakter; birbirlerine tutunmayı başardıkları anda yalnızca kendilerinden ibaret bir dünya kurup, dünyanın geri kalanına tüm birikmiş öfke ve şiddetlerini kusmaya başlar. gereksiz şiddettir bu, ama onlara uygulanan da gereksiz şiddet değil miydi?
filmdeki polis karakteri muhteşem işlenmiş; katilin polisten daha masum olduğuna inanmanızı sağlıyor. o da yaralı bir çocukluktan gelmiş ve şiddetini ulu orta sergilemek yerine, üniformanın altına gizlemeyi ve sinsi bir saldırganlık geliştirmeyi başarmış.
filmin en güçlü karakterlerinden biri olan televizyon haber starı, inanılmaz ölçüde gerçekçi; medyadaki kokuşmuşluğun ve çıkarcılığın vurgulu bir temsilcisi. şiddeti algılayış biçimi ile akıllarda yer edecek bir karakter olarak filmde çok önemli bir kavramı dolduruyor.
cezaevi müdürü karakterinde, kapatılmışlığın türlü oyuncukları göz önüne serilmekte; cezaevindeki insanlıktan uzak yaklaşımlar, en az mahkumları olduğu kadar, izleyiciyi de tedirgin etmekte...
filmde çok az yeri olmakla birlikte, kızılderili karakteri, saf iyi niyeti bize ve mickey ile mallory'ye gösteriyor.
filmi izlerseniz, filmdeki ana sahnelerin yanı sıra, verilen da ayrıntılara dikkat edin. yönetmen, - o büyücü görüntü yönetmeninin de katkısıyla- anlatmak istediği her şeyi arka planda veriyor. konuyla ilgisiz olduğunu düşündüğünüz bir yılan, koşan atlar, tavşan, akrep gibi arka plan görüntüleri; bu muhteşem kurguyu daha da belirginleştiriyor. özellikle kızılderili'in çadırında mickey ve mallory'nin üzerine düşen yazılar, eczane sahnesindeki ve mallory ile polisin hücrede konuşma sahnesindeki animasyonlar, mallory'nin ailesinin sit-kom tarzındaki trajedisi, mickey'in ütü yapan annesi, diğer kızılderililerin ruhları, ölü geyiğin gözleri ve kapanış jeneriği; size neredeyse filmin kendisi kadar çok şey anlatabiliyor.
müziklerin kullanılışı da ayrı bir başarı olmuş. sahnenin sizi soktuğu ruh haline, o anda çalan müzikten daha başka bir müziğin yakışmayacağını hissediyorsunuz.
.*
bonnie ve clyde ın uyarlaması olsa da türdeşlerinden farklıdır.
şiddete, sebeblerine, kanuna, kanun koyucu ve uygulayıcılarına psikolojik bakışlar atar.
sadece kronolojik değil, sebeb sonuç bağlamında suça ve şiddete dair çıkarımlar sunar.
en önemlisi karakterleri günümüze taşıyarak medyanın üstlendiği rolle, şiddetin varacağı boyutları yakalamaya çalışır.
şiddete, sebeblerine, kanuna, kanun koyucu ve uygulayıcılarına psikolojik bakışlar atar.
sadece kronolojik değil, sebeb sonuç bağlamında suça ve şiddete dair çıkarımlar sunar.
en önemlisi karakterleri günümüze taşıyarak medyanın üstlendiği rolle, şiddetin varacağı boyutları yakalamaya çalışır.
leonard cohen eşliğinde seyretmeye doyulmayan postmodern bir yapım. içerisinde bolca seks ve şiddet barından, şiddeti meşrulaştırmaya çalışan amerikan kültürünün bir nevi eleştirisi olan oliver stone filmi.
''yıldızlara baktığımda bileceğim ki; sen de aynılarına bakıyor olacaksın..''
''yıldızlara baktığımda bileceğim ki; sen de aynılarına bakıyor olacaksın..''
çok manyak bir film. defalarca izledim gene izledim. bazı filmlerin böyle bir özelliği var. insanın boş vakti çok oldu mu nostalji yapma fırsatı da oluyor.
(bkz: natural born killer)*
amerikan kültürüne çok güzel giydiren, filmi izlerken bu yapımda kesin quentin tarantino var dediğiniz film.
--spoiler--
çöl sahnesinde mallory ve mickey'in kulübede kızılderili adamla konuşurken üzerlerine demons ve too much tv. yansır.
--spoiler--
--spoiler--
çöl sahnesinde mallory ve mickey'in kulübede kızılderili adamla konuşurken üzerlerine demons ve too much tv. yansır.
--spoiler--
yüzük mevzusunu iyi işlemiştir 12 13 yaşlarında izlenirse aşka sevgiye dair insana güzel izler bahşeder.
tarantino oliver abimize biraz kızmış bu filmden sonra fakat oliver stone, tarantino'nun tarzını tarantino'dan daha iyi yansıtmış bu filmde.
filmde geçen aşağıdaki diyalog bir başkadır.
- Söylesene nasıl oluyor da sıradan bir insana, masum birine bakıp sonra da onu öldürebiliyorsun?
+ Masum mu? Kim, sen mi?
- Cinayet konusunda öyleyim kesinlikle.
Sadece cinayet her canlı şöyle ya da böyle bunu yapıyor. Mesela ormanı ele al. Türler, diğer türleri öldürüyor. Buna orman da dahil, sadece adına cinayet değil endüstri deniyor. Ama ölmeyi hak eden pek çok kişi tanıyorum.
alıntıdır:
http://www.replikler.net/...lers-katil-doganlar-1994/
- Söylesene nasıl oluyor da sıradan bir insana, masum birine bakıp sonra da onu öldürebiliyorsun?
+ Masum mu? Kim, sen mi?
- Cinayet konusunda öyleyim kesinlikle.
Sadece cinayet her canlı şöyle ya da böyle bunu yapıyor. Mesela ormanı ele al. Türler, diğer türleri öldürüyor. Buna orman da dahil, sadece adına cinayet değil endüstri deniyor. Ama ölmeyi hak eden pek çok kişi tanıyorum.
alıntıdır:
http://www.replikler.net/...lers-katil-doganlar-1994/
şiddet içeren bir aşk filmi olmakla birlikte robert downey jr. abimizin nasıl kaliteli bir aktör olacagının en net sinyallerini verdiği kült film.
insan doğasını daha iyi anlatan bir film var mı arkadaş.
yok, öyle bir kadın da yok.
yok, öyle bir kadın da yok.
şiddet olgusunu en ince ayrıntısına kadar incelendiği ve bizim de kemiklerimize kadar hissettiğimiz oliver stone filmi. senaryo ise quentin tarantino' ya ait...
şiddet, filmlerdeki ve televizyon programlarındaki yani genel olarak medyadaki şiddet, polis şiddeti, sokaklardaki şiddet, politik şiddet, nedensiz şiddet; kısacası fiziksel ve psikolojik şiddetten anlatının tüm paralel öykülerinde bahsediliyor. Filmde işlenen görüntüler izleyicide film içinde başka bir film varmış algısı yaratıyor. Mesela, renkli bir görüntü izlerken aniden araya siyah beyaz bir sahne giriyor, bu gerçeği yakalamak için kasıtlı olarak stone' un yorumu diyebiliriz.
2000 sonrası vahşileşen modern bireyin portresini futuristik olarak önümüze sundukları 94 yılına ait katil doğanlar da filmin en dikkat çeken sahnesi, bize yan öykü olarak sunulan sitcom sahnesi. Burada medya ve televizyon dünyasının çarpık görüşünü, medyanın nasıl toplumu sansür ve filtrelediğini ortaya koymak amaçlanmış. Taciz sahnesi klasik komedi filmi tarzında gösterilmiş.
rahatsız ediciliği beni tatmin etmekte.
kült film.
şiddet, filmlerdeki ve televizyon programlarındaki yani genel olarak medyadaki şiddet, polis şiddeti, sokaklardaki şiddet, politik şiddet, nedensiz şiddet; kısacası fiziksel ve psikolojik şiddetten anlatının tüm paralel öykülerinde bahsediliyor. Filmde işlenen görüntüler izleyicide film içinde başka bir film varmış algısı yaratıyor. Mesela, renkli bir görüntü izlerken aniden araya siyah beyaz bir sahne giriyor, bu gerçeği yakalamak için kasıtlı olarak stone' un yorumu diyebiliriz.
2000 sonrası vahşileşen modern bireyin portresini futuristik olarak önümüze sundukları 94 yılına ait katil doğanlar da filmin en dikkat çeken sahnesi, bize yan öykü olarak sunulan sitcom sahnesi. Burada medya ve televizyon dünyasının çarpık görüşünü, medyanın nasıl toplumu sansür ve filtrelediğini ortaya koymak amaçlanmış. Taciz sahnesi klasik komedi filmi tarzında gösterilmiş.
rahatsız ediciliği beni tatmin etmekte.
kült film.
tarantino'nun bir dönem takık olduğu "bonnie and clyde" tipi senaryolarından bir başkası. oliver stone tarafından yönetilmiştir. kültlüğü tartışılır.
1994 yapımı suç, dram filmi. başrollerinde (bkz: juliette lewis) ve (bkz: woody harrelson) oynamaktadır. yönetmeni oliver stone'dur. imdb puanı 7.3'tür.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar