bugün

entry'ler (44)

yurtdışında üniversite okumak

amerika'daki iyi üniversitelerin çoğu öğrencilerin burs başvurusunu ayrıca değerlendirir, yani "yıllık elli bin döleri bastı da harvard'a girdi salak" biraz çamur atmak gibi oluyor bazı durumlarda. ama ingiltere'de öyle değil, uluslararası öğrencilere çok burs vermiyorlar.

sözlükçülerin formspring sayfaları

http://www.formspring.me/sarkuthoca

kadını delikli hayvan olarak gören kitle

kızlarda hoş durmayan davranışlar başlığına bir göz atmak, bu kitlenin mensuplarını deşifre edecektir. haydi bakalım.

kenan evren in en büyük atatürkçü olması

(bkz: evren ölmedi içimizde)
(bkz: bandista)

evlenmeden veren her kız orospudur

önermenin kendisi neresinden tutsan elinde kalır; o bir yana da--

ben nedense hep böyle fikirlerin muhafazakar erkeklerden çıktığını ve sağduyusu olan pek çok insanca, özellikle de kadınlarca, içten içe de olsa yanlış bulunduğunu düşünürdüm. öyle değilmiş. patriarkal toplumumuzun şahane ahlak anlayışı kadınların da beyinlerine sinmiş: hacettepe üniversitesi nüfus etütleri enstitüsü'nün, türkiye nüfus ve sağlık araştırması 2008'in sonuçlarına göre türkiye'deki beş kadından dördü kadının evlendiğinde bakire olması gerektiğine inanıyormuş.

ne güzel!

araştırmanın diğer çarpıcı ve ürkütücü sonuçları: http://www.radikal.com.tr...10.2009&categoryid=77

her şeyi genellemenin dayanılmaz hafifliği

bu ne demek? her şeyi genelleyen insan içten içe bir huzursuzluk, bir rahatsızlık, bir hafiflik hissediyor demek. neden? çünkü x'in dayanılmaz hafifliği başlıklarının fikir babası (ıy, seksist, fikir ebeveyni diyceksin) milan kundera, varolmanın dayanılmaz hafifliği'nde hafifliği dayanılmaz bir şey olarak resmeder. anlaşıldı mı? evet.

bugünkü soru-cevap formatında entry girme oturumumuzun da sonuna geldik, başka sevimsiz entrylerde görüşmek dileğiyle esen kalın!

trois couleurs bleu

üçlemenin kesinlikle en güzel filmi.

sözlükte kız olmak

öncelikle (bkz: sözlükte kadın olmak)

neden böyle iki ayrı başlık var? çünkü sözlükteki namuslu bacılarımıza haşa "sen sevişmişsin" diyerek dil uzatmış olmayalım; naggader ayıb bir şey!

sözlükte kız olmak (bakire olmak değil, genç bir dişi olmak), cinsellikle ilgili entry girdiğin anda, pek çok erkek tarafından, sadece ve sadece cinsellikten söz edebiliyor olmandan mütevellit tanımadığın kişilerle yatma fikrine açık olduğun mesajının algılanması demek oluyor. girdiğin entry'nin içeriğindeki bilginin lise biyolojisi ötesinde olmaması bir şey ifade etmiyor, "bu karı yollu" mesajını almış aslan erkeklerimiz, belki bize de düşer diye "ellere şapur şupur bize yarabbi şükür mü?" temalı özel mesajlarını kaleme almaya koyulurlarken sağduyu dolu hemcinslerimiz de sözlü/yazılı tacizin, bu ortamda cinsellikten söz etmişliğimizin doğal sonucu olduğunu düşünüyorlar.

acı olan, cinsellikten söz ediyor olma öncülünün, konuşanın bakire olmadığı sonucuna götürüyor olması değil; bakire olmayan insanın partneri konusunda hiç seçici olmadığının düşünülmesi. ama biliyoruz hepimiz bunun nedenini: aynı mantaliteye göre dinsiz adamdan da her türlü bokluk beklenir: ahlakın tek kaynağı din; namusun yegane göstergesi bekarettir.

almanyada tek dil tek millet

çok manidar bir analoji.

ayn rand

zizek'in hakkında "the one who came closest to writing 'capitalist manifesto' was ayn rand." dediği ittirme felsefeci.

dil devrimi

ortalama bir lise öğrencisinin, sadece yüz yıl önce yazılmış bir metni anlayamamasının doğurduğu trajik kuşak farkına ve kültürel kopukluğa değinecektim; bir sürü duyguya, duruma, fikre incelikle değinen ve sırf doğu kökenli bir dilden geliyor diye türkçeden çıkarılıp yerine "türkçe"si konmamış binlerce kelimeden dem vurup giden kelimelerle beraber nasıl düşüncemizin de kaba ve bayağı bir hal aldığını anlatacaktım; edebiyat ve sosyal bilimler literatürünün "artsüremsel anlatım", "düşünceleri açımlamak" falan gibi zorlama ifadelerle nasıl karikatürize edildiğine de sarkastik yollardan değinip bitirecektim bu entry'yi.

ama hiç gereği yok. nasıl olsa bu topraklara atatürk'ten önce düşünce adamı gelmemiştir; cumhuriyetten önce yazılan her şey gerici, zararlı ve gereksizdir; günlük kullanım diline yerleşmiş kelimeleri atmak haşa dili kuşa çevirmek değil onu arındırıp temizlemek, mis pak etmektir. bizim anlı şanlı kültürümüz bu şekilde aktarılmaktadır. gerek yoktur efenim, böylesi daha iyi.

bayan mı kadın mı sorunsalı

daha önceki entry'lerde belli belirsiz değinilmiş ama tekrar belirtelim: bayan kelimesi de dil devrimiyle konuşma diline girdi. feminist literatür, bayan kelimesinin, kadın'ı cinsel bağlamından/çağrışımından soyutladığını ve aseksüel bir insan dişisi ortaya koyduğunu söyleyerek çok doğru bir noktaya parmak basar. çoğumuzun gülüp geçtiği kendine-kadın-denince-aşağılanmış-hissetme-durumu da bu cinsiyetsiz bayan'ın varlığının bir sonucu aslında, yetişkin dişiye hitap eden kadın kelimesine cinsiyetsiz bayan alternatifi sunulunca kadın kelimesine cinsellikle dolu "kötü" çağrışımlar yükledik. yoksa kadın'la kız'ın birbirinden yaşla değil bekaretle ayrılması ingilizcede ya da fransızcada yok. biz biraz cinsiyetçiyiz: toplum hayatına giriş 101.

ateistlerin türk halkı olmadığı gerçeği

mantık ya da sağduyuyla açıklanamayacak bir önermenin sonuna "gerçeği" lafını ekleyip başlık açınca çok güzel oldu, birden ikna olduk. afferim.

yaban

türk edebiyatındaki ilk tezli romanmış. öyle tez olmaz olsun anasını satayım. romandaki iki benzetmeden biri köylüleri hayvanlarla bir tutuyor, birkaç yüz sayfalık acının sonunda insanın aklında kalan "bu köyü adam olmaz azizim, bizim onları eğitmemiz lazım" tarzı iğrenç bir elitizm oluyor. "samsun'dan doğan güneş" temalı yapış yapış propoganda pasajlarından hiç bahsetmeyeyim, adam resmen meclisteki yerini sağlamlaştırmaya çalışmış.

bi de bence iletişim'in kapak tercihi ticari amaçlar açısında çok talihsiz: anladık kitap rezil de, abi, adamın piyasadaki en ibiş, en ampul kafalı resmini basmışlar kitaba. yani aslında çok ayıp böyle demek ama. allahım sen affet yarebbim.

astor piazzola

oblivion'ı insanın yüreğine dokunur.

beğenilme amacı gütmeden yazmak

beğenilme amacı gütmeden yazmak, yani mesela kızın birine "bir şey sorabilir miyim?" deyip olumlu cevap alınca "ne kadar güzelsiniz!" demek. yani mesela kız beğenmese de olur, yeter ki ben yazayım? değil mi ama?

en iyisi ben bi çıkıp hava alayım.

r harfini söyleyemeyenlerin sempatik sayılması

genetik gibin bir şey. sebebinin bebekleri sevimli bulmamızla aynı olduğunu düşünüyorum. yani içimdeki darwinist bu şekilde uyduruyor sanki. yani çocukları sevimli bulup koruyup kollamaya programlanmışız ya hani? oldu mu?

en mükemmel sevgili

nasıl olmuş da yazılmamış? tabiy ki de (bkz: mr darcy)!

fatima spar un die freedom fries

fevkaladenin fevkinde bir grup. freedom fries'ın da amerikalıların fransızlarla dalga geçmek için uydurduğu bir laf olduğunu öğrenmemize vesile olmuştur.*

bandista

bestesini yorumladıkları balkan ezgilerinin bazılarının orijinal hali everything is illuminated'ın soundtrack albümünden dinlenebilir. bir de kara çocuk raksı'ndaki içli vokale hastayız.

(bkz: amari szi amari)*
© copyright 2005 - 2026