bugün
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir7
- yengeç burcu erkekleri ölsün kampanyası11
- iyi futbol oynar mısınız9
- kemal kılıçdaroğlu16
- filistin in ermeni soykırımını tanıması39
- spor yapmayan erkek6
- gizem altunsoy2
- gerizekalı yazarlar zirvesi7
- matematikte en büyük ve en küçük sayının olmaması3
- matrix'deki zencinin torbacı olması6
- mustafa kemal atatürk13
- amsızlık4
- tebrikler 2026'nın ilk 6 ayını boşa harcadınız2
- dünyanın en ünlü dört keli3
- sözlükte siyaset tartısmak2
- devlet4
- ankara'nın nato zirvesi hazırlıkları3
- samuel chukwueze'nin trabzonspor'a transferi4
- israil de haredi krizi büyüyor2
- nutuk4
- pasif agresif yönetici2
- pandela24
- atatürk'ü sevmemek8
- saraca finch house9
- en son ne aldınız3
- burçlar hakkında bilgi sahibi olan erkek2
- ona bir şey söyle11
- birazdan temmuza giriyoruz13
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması21
- türkçülük4
- meksika7
- gece gece aniden gelen 1 buçuk adana yeme isteği3
- nickini değiştiren yazarlar3
- 1 temmuz 2026 fransa isveç maçı12
- en son seviştiğin zaman3
- yazarların akıl hocaları9
- devlet bahçeli4
- yengeç burcu zamanında olmamız8
- tai lung17
- 0 0 717
- futbol34
- 2026 dünya kupası39
- rabia naz vatan3
- iktidar değişince aktroller ne olacak sorunsalı15
- 30 haziran 2026 fildişi sahili norveç maçı10
- avrupa klima krizi2
- velvet52
- sevişirken yapılması gerekenler8
- dünya17
- israil12
hayatını yollara adamış, zaten hayatın uzun bir yol olduğuna inanmış, kafası bir hayli karışık, kafasının bu karışıklığını kağıtlara yansıtmış yazar.
bir beat kuşağı yazarıdır.
(bkz: yolda)
(bkz: yolda)
en ünlü kitabı yolda, lakin en başarılı kitabı zen kaçıkları'dır. beraber vakit geçirdiği, kitaplarında adı geçen diğer beat kuşağı yazarları; william s. burroughs, allen ginsberg ve neal cassady'dir.
(bkz: beat generation)
daktilonun başına oturup hiç kalkmadan romanı yazıp bitirmek gibi duyduğum en ilginç denemelerden birine imza atmış yazar. bu kadar bilinmesine ve önemine rağmen topu topu 5 kitabı türkçe'ye çevrilmiş ve bu beş kitabın en önemlisi olan 'yolda' ise taaa 93'te kıyı yayınları tarafından basılmış olduğu için bulunamamaktadır. 'zen kaçıkları' rivayetlere göre en önemli ikinci eseri olup acele edilmezse baskısının tükenme ihtimali bulunmaktadır. son olarak geriye üç kitap kalıyor ki bunlar parantez yayınlarından çıkmış, tarafımca okunmuş olup içlerinden sadece 'pic' önerilir. paris'te satori ve yalnız gezgin sarmamıştır. bir daha yazar ismine değil kitaba göre seçim yapmalı denmiştir zamanında. son olarak parantez yayınlarının aznavur pasajı'nın alt katında olduğunu belirtelim ki %50 cepte kalsın.
avrupa ve amerika beatniklerinin oluşturduğu çok önemli katmanların sözcüsüdür. genç ve soru soran, geleneklerin ve otoritelerin buyurduğu kalıpları ve düşünce alışkılarını devirmek isteyen, onların yerine kendilerine özgü yepyeni ve taptaze yaşam biçimleri ve fikirler yaratmaya çalışan insanlardır, onun sözcülüğünü ettiği kimseler. kerouac'ın yapıtlarında buldukları coşku, içtenlik, espri ve sevgiyle, hüzünle yüklü yaşam tutkusu bu yeni insanların, yazarı, kendi yaklaşımlarının bir simgesi olarak almalarına yol açar.
varoluşçu amerikalı yazar. planlama ve gelecek kaygısı sözlüğünde yoktu. üretkenliğiyle tanınmaktadır. eserleri; jean paul sartre' nin özgürlük anlayışı ve friedrich wilhelm nietzsche' nin nihilizminden yansımalara yer vermektedir. umutsuzca özgür yaşamak, kesinlikle eserlerinin ana temasını oluşturur.
--spoiler--
herkes kendi kurallarına göre yaşamalı. ben daha çok çılgın insanları kaale alırım. yaşamak için çıldıranları, içlerindeki ateşi tutkuyla besleyenleri.
--spoiler--
--spoiler--
neal cassidy ile çıktığımız yolculuğun sonunda bolca kahve ve benzedrin alarak kendimi bir otel odasına kapattım. çok uzun bir ruloyu daktiloma yerleştirdim, yolculuk yapar gibi yazacaktım, yolda yolunu kaybetmiş, arayışta olan bir gezgin gibi yazacaktım. üç hafta sonra yolda bitti, olması gerektiği tarzda olduğu gibi, caz gibi.
--spoiler-- *
--spoiler--
herkes kendi kurallarına göre yaşamalı. ben daha çok çılgın insanları kaale alırım. yaşamak için çıldıranları, içlerindeki ateşi tutkuyla besleyenleri.
--spoiler--
--spoiler--
neal cassidy ile çıktığımız yolculuğun sonunda bolca kahve ve benzedrin alarak kendimi bir otel odasına kapattım. çok uzun bir ruloyu daktiloma yerleştirdim, yolculuk yapar gibi yazacaktım, yolda yolunu kaybetmiş, arayışta olan bir gezgin gibi yazacaktım. üç hafta sonra yolda bitti, olması gerektiği tarzda olduğu gibi, caz gibi.
--spoiler-- *
..
futboldan daha eğlenceliydi yazmak..
kısa süre içinde okuldan ayrıldım ve içmeye başladım.
bayağı bir içiyordum.
beni utandıran babamı utandırmıştım ya da utandıramamıştım bile.
bunun için gurur duymuyordum,
üzülmüyordum da..
futboldan daha eğlenceliydi yazmak..
kısa süre içinde okuldan ayrıldım ve içmeye başladım.
bayağı bir içiyordum.
beni utandıran babamı utandırmıştım ya da utandıramamıştım bile.
bunun için gurur duymuyordum,
üzülmüyordum da..
yıldızların arasına ağ örmeye çalışan bir örümcek çılgınlığında,
tek bir mumla dünyayı aydınlatmaya kalkanları severim.
tek bir mumla dünyayı aydınlatmaya kalkanları severim.
yıldızları o kadar çok izledim ki onların birer sözcük olduğunu düşünüyorum artık..
(bkz: on the road)
"Şimdiki gençlerin tek derdi, üniversiteye girmek, evlilik öncesi cinsellikte fazla ileri gitmemek, iyi bir iş, ev, araba edinmek, çocuk sahibi omak...Yazarken bile sıkılıyorum bunlardan.Aslında başka insanların hayatına karışacak biri değilim.Herkes kendi kurallarına göre yaşamalı.Ama ben daha çok çılgın insanları kaale alırım.Yaşamak için çıldıranları.içlerindeki ateşi tutkuyla besleyenleri.yıldızların arasına ağ örmeye çalışan bir örümcek çılgınlığında tek bir mumla dünyayı aydınlatmaya kalkanları severim.
Neredeyse tüm hayatım boyunca seyahat ettim ve yazdım.Günlük kaygılarla ömür tüketen insanlar gördüm.Otuz dört yaşına kadar araba kullanmadım, hiç ehliyetim olmadı.Çocukluğundan beri araba kullananlar ve ilk fırsatta ehliyet sahibi olanlar tüm ömürlerini ev-iş arasında yol yaparak harcarken ben dünyayı gezdim.Garip bir tezat...."
Neredeyse tüm hayatım boyunca seyahat ettim ve yazdım.Günlük kaygılarla ömür tüketen insanlar gördüm.Otuz dört yaşına kadar araba kullanmadım, hiç ehliyetim olmadı.Çocukluğundan beri araba kullananlar ve ilk fırsatta ehliyet sahibi olanlar tüm ömürlerini ev-iş arasında yol yaparak harcarken ben dünyayı gezdim.Garip bir tezat...."
https://www.youtube.com/watch?v=2NPdeJ_X0YU&feature=related
(bkz: yeraltısakinleri) kitabıyla tanıdığım yeraltı edebiyatı insanı
--spoiler--
ben düşünmekten yoruldum, benim yerime de düşünür müsün? benim yerime ilgilenir misin insanlarla, yalanla, ihanetle, yâlnızlıkla ? geceleri birdenbire bastıran sağanak yağışlı korkuları alır mısın yamacımdan? gündüz gözüyle sevemiyorum kimseyi. yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin?
giderek yaklaşıyor ve çoğalıyor sorular. bir cümlenin içinde virgül olmayı beklerken, nedendir bu noktaların kelimelerime yaptığı tecavüz? beni bu saldırılara karşı koruyabilir misin? korktuğumun farkındayım, bu yüzden konuşmuyorum. küçük bir çocuğun, hiç bilmediği bir şehirde kayboluşunu ve bir köşede kıvrılarak sessizce ağlayışını yaşıyorum sanki. tek farkımız, ben bildiğim bir şehirde kayboldum ve gözyaşlarının asil olduğunu bilmeyen insanların arasında ağlamaya çalışıyorum. bu çabam da sonuçsuz kalacak, biliyorum. beni benim yerime bağışlar mısın?
oysa, garipliğimi sudan sebeplerle süslemeyin dedim. sevecekseniz yıpratmadan, acıtmadan ve okşayarak sevin dedim. ellerimin küçüklüğü çocukluğumdan kalma, saçlarımın dağınıklığı rüzgârdan, beni rüküş oyunlarınızın içine almayın, oynayamam dedim. çok sonraları farkettim kendi kendime konuştuğumu. beni deli sanacaklar. ya da sanmayacaklar, delilik bu ! benim adıma saklayabilir misin isyanlarımı özenle? çığlığımı tutar mısın düşmesin yere? bir gün, işime yarayabilirler.
yağmur yağıyor. biraz sonra bütün çıplaklığımı giyinip, çocukluğumla ona gideceğiz. belki ıslandığımda kaybolacak bu buruk gülümsemeler. belki unutacağım incindiğimi. yüreğimin ağrıyan yanlarını belki söküp atacağım, açlıktan ağzı kokan sokak köpeklerine. kollarımı gökyüzüne kaldırıp, şarkılar söyleyeceğim belki, şarkılarım yağmura .. olur da bana bir şey olursa, şarkılarımı sahiplenir misin?
kırgınım, çok yorgunum. yanıyor bir yerlerde, derinlerde gönlüm..geçtiğim yollarda bıraktım sözlerimi ya da bırakmak zorunda kaldım, emin olamıyorum. gidenlerin geride bıraktıkları gözü yaşlı ayak izlerini sayarken üzerime giydirilmiş olabilir suskunluklar..yoksa ben de bilirdim, güneşin izniyle aldığım gülüşleri her daim dudaklara yapıştırmayı. yaşım kadar geçtim hayattan ve sevdadan ve ayrılıklardan ve artık ben de korkuyorum herkes gibi, senin gibi sevmekten. canımı acıtmadan üzerimden alabilir misin bu korkuları..? kırgınlıklarımı kazıyarak beni aşkla barıştırabilir misin yeniden..? ben senin bir zaman dokunduğun kadındım. neden sessizce gittiğini, konuşmaya gerek kalmadan gözlerinle anlatabilir misin..?
bütün bunları yapabilecek kadar yürekli misin bilmiyorum. cesaret sadece güç gösterisi değildir çünkü. şimdi, şimdi yaşadığın yerde kal ve sakın konuşma. ceplerinde biriktirdiğin bozukluk sevişmelerden biri değilim ben. ya da sisli bir havada görmeden yanlışlıkla çarptığın biri hiç değil..bunun ne olduğunu, ne anlama geldiğini anlayabilir misin..?
tedavülden kalkıyor zamanla bütün sorular ve kaybolup gidiyor uzayın derin boşluğunda, kimse üzerine alınmadan.suskunluğunu ve cevap veremeyişlerini, çocuk ruhunun bastırılmış serseriliğine veriyorum. daha zamanın var, elbet bir gün sende öğreneceksin konuşmayı. beden unutsa bile yürek unutmaz yaşadıklarını..bunu o garip gönlüne öğretebilir misin ?
ama biliyorum..benim yerime yapamayacağın şeylerde var. benim için sevemezsin şiiri, müziği, aşkı ve beni yüreğimin çıldırtan iyimserliği neleri yapabileceğini merak etse de, kırgınlıklarım beynimi uyuşturup gururumun yüzeyde olması için direniyor. bu yüzden ne sesime, ne yoluma, ne de sohbetime düşme..en azından en azından bunları benim için yapar mısın..?
--spoiler--
ben düşünmekten yoruldum, benim yerime de düşünür müsün? benim yerime ilgilenir misin insanlarla, yalanla, ihanetle, yâlnızlıkla ? geceleri birdenbire bastıran sağanak yağışlı korkuları alır mısın yamacımdan? gündüz gözüyle sevemiyorum kimseyi. yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin?
giderek yaklaşıyor ve çoğalıyor sorular. bir cümlenin içinde virgül olmayı beklerken, nedendir bu noktaların kelimelerime yaptığı tecavüz? beni bu saldırılara karşı koruyabilir misin? korktuğumun farkındayım, bu yüzden konuşmuyorum. küçük bir çocuğun, hiç bilmediği bir şehirde kayboluşunu ve bir köşede kıvrılarak sessizce ağlayışını yaşıyorum sanki. tek farkımız, ben bildiğim bir şehirde kayboldum ve gözyaşlarının asil olduğunu bilmeyen insanların arasında ağlamaya çalışıyorum. bu çabam da sonuçsuz kalacak, biliyorum. beni benim yerime bağışlar mısın?
oysa, garipliğimi sudan sebeplerle süslemeyin dedim. sevecekseniz yıpratmadan, acıtmadan ve okşayarak sevin dedim. ellerimin küçüklüğü çocukluğumdan kalma, saçlarımın dağınıklığı rüzgârdan, beni rüküş oyunlarınızın içine almayın, oynayamam dedim. çok sonraları farkettim kendi kendime konuştuğumu. beni deli sanacaklar. ya da sanmayacaklar, delilik bu ! benim adıma saklayabilir misin isyanlarımı özenle? çığlığımı tutar mısın düşmesin yere? bir gün, işime yarayabilirler.
yağmur yağıyor. biraz sonra bütün çıplaklığımı giyinip, çocukluğumla ona gideceğiz. belki ıslandığımda kaybolacak bu buruk gülümsemeler. belki unutacağım incindiğimi. yüreğimin ağrıyan yanlarını belki söküp atacağım, açlıktan ağzı kokan sokak köpeklerine. kollarımı gökyüzüne kaldırıp, şarkılar söyleyeceğim belki, şarkılarım yağmura .. olur da bana bir şey olursa, şarkılarımı sahiplenir misin?
kırgınım, çok yorgunum. yanıyor bir yerlerde, derinlerde gönlüm..geçtiğim yollarda bıraktım sözlerimi ya da bırakmak zorunda kaldım, emin olamıyorum. gidenlerin geride bıraktıkları gözü yaşlı ayak izlerini sayarken üzerime giydirilmiş olabilir suskunluklar..yoksa ben de bilirdim, güneşin izniyle aldığım gülüşleri her daim dudaklara yapıştırmayı. yaşım kadar geçtim hayattan ve sevdadan ve ayrılıklardan ve artık ben de korkuyorum herkes gibi, senin gibi sevmekten. canımı acıtmadan üzerimden alabilir misin bu korkuları..? kırgınlıklarımı kazıyarak beni aşkla barıştırabilir misin yeniden..? ben senin bir zaman dokunduğun kadındım. neden sessizce gittiğini, konuşmaya gerek kalmadan gözlerinle anlatabilir misin..?
bütün bunları yapabilecek kadar yürekli misin bilmiyorum. cesaret sadece güç gösterisi değildir çünkü. şimdi, şimdi yaşadığın yerde kal ve sakın konuşma. ceplerinde biriktirdiğin bozukluk sevişmelerden biri değilim ben. ya da sisli bir havada görmeden yanlışlıkla çarptığın biri hiç değil..bunun ne olduğunu, ne anlama geldiğini anlayabilir misin..?
tedavülden kalkıyor zamanla bütün sorular ve kaybolup gidiyor uzayın derin boşluğunda, kimse üzerine alınmadan.suskunluğunu ve cevap veremeyişlerini, çocuk ruhunun bastırılmış serseriliğine veriyorum. daha zamanın var, elbet bir gün sende öğreneceksin konuşmayı. beden unutsa bile yürek unutmaz yaşadıklarını..bunu o garip gönlüne öğretebilir misin ?
ama biliyorum..benim yerime yapamayacağın şeylerde var. benim için sevemezsin şiiri, müziği, aşkı ve beni yüreğimin çıldırtan iyimserliği neleri yapabileceğini merak etse de, kırgınlıklarım beynimi uyuşturup gururumun yüzeyde olması için direniyor. bu yüzden ne sesime, ne yoluma, ne de sohbetime düşme..en azından en azından bunları benim için yapar mısın..?
--spoiler--
zamanında, bir yazar olarak gelişimini ginsberg ve burroughs'a daha iyi bir şekilde anlatmak için dokuz maddelik bir liste hazırlamıştır. sonraları "essentials of spontaneous prose" adıyla yayımlanan bu liste, kerouac'ın on the road'da başlattığı ve the subterraneans romanı ile iyice doruğa çıkardığı "spontane düzyazı" hakkındaki düşüncelerini aktarır. türkçesi şuradan okunabilir:
http://hangiaraamk.blogsp...yaznn-temelleri-jack.html
http://hangiaraamk.blogsp...yaznn-temelleri-jack.html
10.000 maniacs'ın şarkısı vardır bu muhtereme hey jack kerouac deyu...
yol arkadaşımız, gözleri her daim parlayan hüzünlü dost. üzülme ulaaaaannn!!
Benim iLgimi ceken insanLar deLi oLanLardir... Yasamak icin deLi oLan konusmak icin deLi oLan herseye ayni anda ihtiras duyan... Hic bir zaman esnemeyen ya da siradan bir sey söyLemeyen.
Beat kuşağının ilahı. Kitabı başucu eserimdir; ha sorsan, en fazla otostop ile üniversiteden merkeze gitmişliğim var; ama hep o yaşam tarzının hayalini kurarım. Belki emekli olduktan sonra YOLDA'yı tekrar okuyup, yapamadığım milyonlarca şeyi yapma fırsatı bulurum.
(bkz: yer altı edebiyatı)
jack london ve woody guthrie gibi zamanının çığır açan sanatçılarına imrenmiş ve kendisini yollara vurmuştur. beat akımı denilince akla gelen kişidir kanımca bunun nedeni erken yaşta ölmesidir.
bu adamı okuyup hippi takılan bir sürü züpe var.halbuki salinger, kerouac için bir lise talebesinin karalamaları derken haklıydı.beat kuşağı yazarlarının çoğu güya açıksözlü ve argo geçinip prim yapmaya çalışan yazarlar. bu memlekete hala bukowski diyen binlerce öküz var.nasıl okuyorsunuz lan bunları.bu ergen ağzı bozuk taşra edebiyatı sığ felsefe yuvası.okuyacaksanız marquezi vargası felan okuyun bunları değil yani.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar