bugün

/790
çok "kendini beğenmiş" bir taraftar kitlesine sahip takımdır.

neymiş. onlar bank asya'da oynarlarsa, biz de onları izleyecekmişiz. yuh yahu. kendinizi nasıl bir dev aynasında görüyorsunuz yeğenim? işimiz gücümüz yok; sizin tavşanlı linyit spor maçınızı merak ediyorduk.

kendileri dışında kimse tarafından da "sevilmediklerini" bilirler. bunun sebebini de "başarılı" olmalarında falan ararlar. e kuzum; bu kadar "kendini beğenmişlik" sevilmez elbette. sokakta da sevilmez, mahallede de sevilmez, okulda da sevilmez. az biraz gerçekçi olun. bu kadar uçmayın a canlarım.

başarının "sevilmeme" durumu ile ilgisi yok. gs 4 yıl üst üste şampiyon olurken; avrupa'da kupalar alırken bile, sizin kadar "sevilmeme" durumu yoktu. hatta çoğu yerde "sevgiyle" karşılanıyordu. e mütevazi olup, başarıyı kaldırınca kimse "gıcık" kapmıyor. "5'te 5 yaptık. en büyüğüz" veya "türkiye'nin 1/4'ü çok mutlu." gibi kendi kendinize triplere girince bir tür "tiksinti" durumu oluşuyor tabi diğer insanlarda. bunun başarıyla alakası yok. sevilmemenizi de "en büyük" olmanıza falan bağladıkça, daha da antipatik oluyorsunuz. çünkü "görmemişlik", çok sempatik bir davranış biçimi değil.
küme düşsün düşmesin, olanlar örtbas edilsin edilmesin, türk spor tarihinin en büyük rezilliğini yaşamış takım. bu travma uzun yıllar geçmez, insanların gözündeki bu leke uzun yıllar silinmez.
ayrıca taraftarı da bu süreçte sınıfta kalmıştır. bu kişilere sahip çıkmış, arkasında durmuş, şikeye ortak olmuştur.
bu tavırla, şike aziz yıldırım ve bazı yöneticilerin değil, fenerbahçe kulübü ve camiasının utancı haline gelmiştir.

ayrıca;

biz küme düşersek marka değeri düşer, lig mahvolur, kimse futbol izlemez, digiturk kepenk kapatır, tribünler boşalır, milyar dolar kaybolur vs..

sekter get lan.
rezilliğinizle oturacağınıza, utanıp kendinize geleceğinize hala bik bik yapıyorsunuz.
o değil de, bunlara kim beddua etti de duası kabul oldu tanımak isterdim doğrusu. adamlar resmen tarihe gömülüyorlar. "bu gemiyi allah bile batıramaz" diyenlere cevaben titanik'i batıran allah'ım, bunları da mı batıracaksın yoksa?
Başarılı kulüp.
Kendisinden beklenen; karşılaşılan her spor branşında yendiği rakibine "yenildin ama, benden büyüksün" demesi.
Dünya çapında tesisler yapıp "ya aslında sizin bahçe düzeni bizim hepsinden iyi haaa" demesi.
Ulan armut kafaları siz sınıfın en yakışıklı ve çalışkan çocuğuna da kıldınız zaten.
Üniversitede arabası olan arkadaşınızı da içten içe sevmezdiniz. Hele arabaya almıyorsa dıştan da sevmezdiniz.
Asker de komutan postasına da ayar olurdunuz.

Siz hep sizden iyisini sevmediniz. Ne farkı var benden dediniz. Şimdi başka bahane uydurmayın. Birbirimizi tanıyoruz.
şike ile başarılı olup, yarrak yarrak konuşan taraftara sahip takımdır.
istisna olarak g.s taraftarının sikine takmadığı kulüptür.
siktik soktuk diye ağlayan melislere sahip şikeci takım. o hakemleri satın alarak, takımlara para vererek yenersiniz zaten anca. 'kodumun şikecileri' demiş bir düşünür zamanında.
Konuştuklarımızı ağızlarına almayı seven karşı takım taraftarları olan takımdır.
Çok alma lan alışkanlık yapar.

Şike konusuna gelirsek velevki yaptık. (Ben inanmıyorum. Fakat eski zamanlarda yapılmış olduğunu da düşünüyorum) Şimdiye kadar hiç birinizin tuttuğu takım böyle bir şey yapmadı değil mi? Teşvik primi vermedi, araya adam koymadı.

Valla bravo sütten çıktıktan sonra merede ikamet ediyorsunuz ak kaşıklar.

Bir önceki entrymde yazdığım gibi birbirimizi tanıyoruz. Kendinizi kandırsanız da içiniz de bir yerler de siz de biliyorsunuz.
Merak etmeyin biz de biliyoruz.
Şimdi kendi kapınızın önüne, hadi çocuğum annen çağırıyor.
30 puan keserek lige başlatmak ne demek? bu adamlar şike yapmış. e kardeşim madem şike var neden bank asya' ya gönderilmiyor? daha ortada fol yok yumurta yok ama eğer fener lige -30' la başlarsa bu türk futbol tarihne kara bir leke olarak geçer. koyu bir beşiktaş taraftarıyım ama eğer beşiktaş' da şike yaptıysa düşürülsün fener' de!!!
türk insanının zihniyetini bir kez daha anlamama sebep olmuş takım. fener destekcilerini gördükce deliriyorum. suçu, suçluyu, haksızlığı bu kadar mı sever olduk ? bu kadar mı meşrulaştırır olduk ? tamam ortada ıspatlanmış bir şey yok belki beklemek lazım ama eminim fener aklanamayacak ve aziz yıldırım için deliren adamlar olacak. yahu zihniyetinizi sikeyim sizin nasıl insanlarsınız siz? suç ulan bu yasal değil ! emek hırsızlığı ! kul hakkı ! neyini savunuyorsun ?

bu zihniyet "yesin ama yapsın","adam yiyor ama yapıyor helal olsun" zihniyetindeki insanlardır !

millet olarak psikolojimizi düzeltmemiz lazım..
"Ece Görgün"'ün yazısından alıntıdır;

Şunda bir hemfikir olalım önce: şikeyi camialar ve onların şanlı tarihleri değil, kişiler yapar. Kişilerin yaptığı soysuzluklar, gafletler ve hıyanetler bir kulübün şampiyonluk sayısını, oynadığı kümenin derecesini, tüm zamanlar total puanını değiştirebilir belki ama bizim ne o renklere olan aşkımız, ne de o camianın büyüklüğü üstünde bir etkisi söz konusu olamaz.

Dolayısıyla sarı-lacivert renklere gönül verenler anlamalı ki bugün sorgulanan da bunlar değildir. Ve Fenerbahçenin değerlerine leke sürecek bir şey varsa bu asıl, ortada işlenen bir suç varsa eğer bunun cezasız kalmasıdır. Şampiyonluk denen şey 1 seneden, bir kupadan ibarettir ama ama geride 100 küsur senelik bir geçmiş ve sayısız kupa vardır. Muhafaza edilmesi gereken geçmistir ve gelecektir. Bunun için gerekirse bu günden elbette vazgeçilebilir.

Biliyorum, bugünden vazgeçmek, eldekini kaybetmek gibi kavramlar zamanın ruhuna uygun düşmüyor. Vahşi kapatilizmin kişiliklerimize enjekte ettiği "ne olursa olsun kazan, başarılı olmak için her yol mübahtır" söylemlerine uymamak sanki artık doğamıza aykırı bir şey. Haksız kazancın kötü bir şey olduğu, alınterinin, dürüstlüğün kutsallığı, başkasından gaspedilen hakkın haram olduğu gibi modası geçmiş klişeler artık eski Yeşilçam filmlerinin bir köşesinde kaldı yalnızca.

Ama sokağa dökülmeye hazırlanan Fenerbahçe taraftarları kendilerine sormalı: Çocuklarına bırakmak istedikleri Fenerbahçe, kendi iktidarlarını ve hırslarını futbolun, klüplerinin önüne koymuş 3-4 adamın sporun ruhuna aykırı eylemleriyle şampiyon olmuş bir Fenerbahçe mi? Bu adamlar suç işledilerse, Şampiyonlar Ligi hatırına yanlarına kâr mı kalmalı?

Hadi öyle oldu. Yıllar sonra biri çıkıp itiraf ettiğinde şikeyi. Bu adamı savunmak için sokağa çıkıp yürüdüğünü hatırlayıp utanmayacak mısınız? Çocuğuna Fenerbahçenin büyüklüğünü, geçmişini anlatırken sıra 2010-2011 sezonuna geldiğinde ne söyleyeceksin?

"Sen ne dediklerine bakma çocuğum, biz o sene şike şike şampiyon olduk. Unutma, kazananlar hep haklıdır. Tarih hep kazananları yazıyor bak. Zaten tarihi de kazananlar yazar genelde. Anlayacağın başarıya ulaşmak için fırsat buldun mu kullanacaksın. Hile yapmışsın, başkasına haksızlık olmuş. Bırak bunları kaybedenler düşünsün. Kazananlar geriye bakmaz, daima ileriye bakar"

Kusura bakmayın, ben çocuğuma bunları söylemek istemezdim. Ortada suç varsa, bir ceza da olmalıdır. Zaten çok fazla görmezden geldğimiz bu basit kuraldan hiçbir şey uğruna vazgeçemeyiz. Ben ortada bir suç var diyecek konuma, bilgiye, kanıta sahip değilim elbette. Olasılıklar üstüne konuşuyorum. Peki siz ortada bir suç olmadığına dair kesin bilgiye ve kanıta sahip misiniz? Sokağa dökülmeden önce bunu bir düşünün derim...
hala acayip bir "görmemişlik" duygusuyla "sizi her branşta yendik", yok "çok acaip tesislerimiz var", yok "üniversitede arabası olanı da sevmezsiniz" diyen bir taraftara sahip olmaya devam eden spor kulübüdür. yahu neyi anlatmaya çalışıyorsunuz? büyükseniz bunları niye ikide bir "görmemişlikle" anlatmaya çalışıyorsunuz.

e şampiyon olmuşsunuz. herkes oluyor aq. bu kadar "büyükleneneni" bu kadar "abartanını" görmedim. e tesisi varmış. ulan şu türkiye'de "şu kadar acayip soyunma odam var" diye bu kadar övünen başka bir taraftar var mıdır? neymiş? "üniversitede arabası olanı da sevmezdiniz zaten". yooo. arabası olan arkadaşımın arabasına biner gezerdim. gayet de severdim. ha ikide bir "benim arabam var olm" diyen, ota b.ka arabası olduğunu göstermeye çalışan, arabasıyla "görmemişlik" yapanı sevmezdim evet. kimse de sevmez zaten aq.

başarılıysanız, bir sene şampiyon olduysanız; efendice oturun tadını çıkarın. 5 yıl üstüste şampiyon olup gs'nin rekorunu kırın. avrupa'da başarılı olun; kupalarınızla dövün gs'yi. ne aq iki tane maç kazanıp bir sene şampiyon olup; kazandığınız başarının 100 misli bir "görmemişlik" yapıyorsunuz dostum? e millet de kıl oluyor ondan sonra. elinizden şampiyonluğun alınacak olması; "mahallenin görmemiş gıcık zengin oğlanının bakkaldan sopa yemesi" kadar mutlu ediyor kitleyi. insanlar da buna seviniyor. sonra o, öve öve bitiremediğiniz; milletin "avrupa şampiyonu" olsa bu kadar görmemişlik yapıp, tantanası çıkartamadığı şampiyonluğunuzun "şikeyle" kazanılmış olma ihtimali; insanların "hoşuna" gidiyor işte. çünkü gıcık ettiniz. çünkü "görmemişlik" yaparak, "benim çok acayip tesislerim var oğliiiim. sizinki bahçe. benim aziz babam da bana bu yaz bisiklet alacak. taaam mi oğliiim." diyerek herkesi böyle bir "tiksintiyle" doldurdunuz. e insan bu. "düşünce" de "yardım elimi uzatıyım" demiyor doğal olarak. "ilahi adalet" diyor geçiyor. sonra "ağlama melis" oluyor...
Haksızlığı savunmayan taraftarları olan takım. Haksızlık varsa her türlü cezaya boynumuz kıldan ince diyen taraftardır.
Hatta -30 puanınızı alın bize lazım değil, biz bir alt ligden efendi gibi başlarız diyen taraftadır da.

Taraftarın söylediği; 4-5 bilemedin 6-7 büyükler ve dahi küçükler diye adlandırılan tüm takımların aynı bokun laciverti bordosu kırmızısı siyahı olduğu yönünde.

Yarın öbür gün aynı iddialar diğer takımlar adına yapıldığında aynı tepkiyi verecek taraftarların şimdi niye bu tepkiye şaşırdığı merak edilmektedir.
gs taraftarı sikine takmıyormuş, ulan senelerdir dışarda içerde bir yerine takan biz değil miydik, sikine takmak için önce ona sahip olmak lazım, siz sizde onanı biliyorsunuz her sene gelip biz takıyoruz size sikimizi.
2000 yılında alınmış bir büyük -büyükü tekrar vurguluyorum- büyük başarının ekmeğini 2011 yılında hala yemeye çalışanların. "olm biz deriz ama, siz büyüğüz diyemezsiniz" aymazlığında olmalarına anlam veremeyen taraftarların tuttuğu güzel kulüp.
O vakit siz de 2001 yılında başka bir şeylere sevinseydiniz. Her fırsatta "bizim kupamız var olm " tutumunda olmayın. Biz de anlayalım ayıbımızı.
şakirt hükümetimizin futbola olan merakı malumunuzdur. rte' nin kasımpaşa ,ibb, i.melih gökçek' in hacettepe, ankara spor gibi kulüplere verdikleri destek sportif başarı anlamında sonuçsuz kalınca rte. abimiz gözünü fenerbahçe kulübüne dikmiştir. soruşturma sonucunda fenerbahçenin başına imam hatip mezunu bir başkanın gelmesi muhtemeldir.Allah tüm fenerbahçelilere sabır versin.
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
görsel
radikal gazetesi yazarın cengiz çandar'ın, geçmişe ve bugüne ışık tutan yazısı:

--spoiler--

gerçekten 'şike operasyonu' mu?

medya yöneticilerinin bir bölümü hiçbir şeyi sorgulamadan, polise inanma yolunu çoktan ve kendiliğinden seçti bile.

şike operasyonu’ mu gerçekten? yoksa, ‘fenerbahçe operasyonu’ mu; ya da ‘aziz yıldırım operasyonu’ olmasın...
doğma büyüme beşiktaşlı ve beşiktaş kulübü kongre üyesi olduğunu açıklayan ismet berkan’ın önceki gün sosyal paylaşım sitesi twitter’da yazdığı şu satırlara gözüm takıldı, televizyonda (a haber) kelimesi kelimesine okudum:
“şike operasyonu beni hiç rahatsız etmiyor, aksine bu operasyon sayesinde sevinmeye de hazırdım ama polisin operasyonunu kamuoyuna satma çabası beni işkillendirdi, bugün yaşananlar daha beter işkillendiriyor beni. büyük resimde bir şeyler dönüyor, ama ne?”
ismet berkan’ın sözünü ettiği, o gün emniyetten alındığı açıklanan ve polislerin aziz yıldırım’ın evine pazar sabahı gidişini gösteren görüntülerin televizyon kanallarında sunumuydu. araya ‘şike operasyonu’nda ele geçirilen (aziz yıldırım’la ilişkisi yok) 8 ruhsatsız silahın görüntüleri de sokuşturuluyor.
görüntülerde bir suçun suçüstü ortaya çıkarılması yok elbette. ama böyle bir algı yaratılıyor. aziz yıldırım üzerinde. tipik bir psikolojik harekât örneği. daha ifadesi bile alınmamış birinin kamuoyu nezdinde infazı sağlanıyor.
psikolojik harekât
üstelik bu, gizli olması gereken hazırlık soruşturması sırasında yapılıyor. polis, medyaya –daha önce de yazdım- cömert bir servis yapıyor. medya, hiçbir hukuk ve ahlak filtresinden geçirmeden, eline tutuşturulanı yayımlayarak psikolojik harekâta aracılık yapıyor.
tıpkı 28 şubat’ta yaptığı gibi. tıpkı o dönemde mağdurlarından birinin ben olduğu ‘andıç’ta yapıldığı gibi.
hukuk ayaklar altına alınarak ‘adalet’e nasıl ulaşılacaksa, o yol izleniyor.
medya yöneticilerinin bir bölümü hiçbir şeyi sorgulamadan, polise inanma yolunu çoktan ve kendiliğinden seçti bile.
oysa medya boru-trampet takımıyla üç gün üst üste gürültüyle açıklanan ‘bilgiler ve bulgular’ın bir bölümü fos çıktı. örneğin, karabükspor’dan fenerbahçe’ye transfer olan nijeryalı futbolcu emenike’nin bavul bavul para aldığı ve fenerbahçe karşısında maça çıkmadığı, bunun belgelerinin bulunduğu öne sürülmüştü. açın bakın pazartesi-salı günkü gazetelere.
emenike serbest bırakıldı. var olduğu iddia edilen görüntüler ise hiç ortaya çıkmadı.
aziz yıldırım’ın beşiktaş-fenerbahçe maçından önce futbol federasyonu başkanı’na telefon edip cüneyt çakır’ı maç hakemi olarak istediği ve maçtan önce cüneyt çakır’la görüştüğü manşetlere çıkmıştı.
ne oldu? bunun gerçek olmadığı ortaya çıktı. örnekleri saya saya bitiremeyiz.
bu şekilde yürütülen bir ‘operasyon’un, milyonlarca fenerbahçeliyi, ‘temiz eller operasyonu’ olduğuna ikna edemezsiniz. fenerbahçeliler, bunun aziz yıldırım üzerinden yürütülen bir ‘fenerbahçe operasyonu’ olduğuna kanaat getirmeye başladılar.
bunu kim, niçin, ne amaçla yapıyor? cevabını bulamadıkları, benim de cevabını araştırdığım soru bu.
lube ayar’ın soruları
ne ki, fenerbahçelilerin önemli bir bölümü, bunun ‘dürüst’ bir ‘şike operasyonu’ olduğuna ilişkin kül yutmuyor. alın size bir fenerbahçe taraftarı olan, ödül sahibi bir gazeteci, 12 yıllık yargı muhabiri lube ayar’ın twitter’da yazdıkları:
“anlamak istemeyenlerle işim yok. ama algı sorunu olanlara tekrar anlatabilirim. hadi başlayalım” diye söze girmiş. kayda düşsün:
1) polis, 2004’ün son haftalarında ‘dinlemede’ydi! yani, rize-akçaabat ve rize-beşiktaş maçında olacakları biliyordu. soru: ne yaptılar?
2) maçlar oynandı, lig bitti, soruşturma bitti. bursaspor küme düştü. şike konuşmaları savcı selim berna altay’a geldi (hrant dink cinayeti davasının savcısıydı. cç) soru: savcı ne yaptı?
3) 2005’te dava başladı. ben dosyayı aldım. bazı belgeleri yayımlayan milliyet, şike belgelerine burun kıvırdı. soru: geçti mi bir yıl?
4) milliyet’in spor ödülleri töreninde m. ali şahin’e bu belgeleri anlattım, önceki haberlerimi övüp kartını verdi. soru: bakan ne yaptı?
5) juventus (italya’nın ünlü futbol takımı cç) küme düşürüldü. ben apar topar datça’dan çağrıldım, bir kısmını yazdım (türkiye’deki şike soruşturması cç), bir kısmı veto yedi. soru: geçti mi 2 yıl?
6) bakan (m. ali şahin) ntv’nin canlı yayınına çıktı. haluk yürekli istedi, telefonla bağlanacaktım. ama bakan istemedi, konuşamadım. soru: sizce neden?
7 bakan yayında ‘iki yıllık zamanaşımı süresi doldu, yapacak bir şey yok’ dedi. soru: bu sürenin nasıl geçtiğini anladınız mı?
8) milliyet’ten cemal ersen’e konuşan türkiye futbol federasyonu başkanı haluk ulusoy, ‘bu belgeler yok’ dedi. soru: diyecek söz bulabiliyor musunuz?
9) sedat ergin (o sırada milliyet genel yayın yönetmeni cç) fenerbahçe muhalefetinin (aziz yıldırım’ın muhalifleri) telefon konuşmalarını içeren bölümü silip attı, ‘yıldırım lehine yazı istemem’ dedi. sorum yok!
10) milliyet’te sedat peker’in ünlülerle yaptığı telefon konuşmalarını koyduğum dosyadan şansal büyüka’nınkiler yok oldu! bulamam mı sandınız?
11a) habertürk’teyken fatih altaylı kimsenin yapamadığını yaptı, rüştü’nün (o dönemde fenerbahçe’nin kaptanı, kaleci rüştü reçber) dövülmesine ilişkin telefon konuşmalarını kanal 1 haber’de yayımladık.
11b) ertesi gün spor basınının sedat peker’le ilişkisini kanıtlayan ikinci bandı hazırladık. sabah, altaylı beni çağırdı ve şöyle dedi...
‘11c) bugüne kadar başbakan, cumhurbaşkanı, mit, ordu yazdım, ama böyle bir şey ilk defa başıma geliyor. bu bandı yayımlamasak olmaz mı?’
11d)altaylı, ‘mehmet ağar’ından şenes erzik’ine, fatih terim’inden tahir kıran’ına aramayan kalmadı’ dedi. sorum yok!”
kocaman’dan alex’e
“türk futbolu çökmeli, yeniden inşa edilmeli... 1958’den beri bütün lig incelensin... benim ağırıma giden, fenerbahçe’nin öne çıkarılması” diyen türk futbolunun ahlak abidesi, fenerbahçe teknik direktörü aykut kocaman’ın onur ve emek adına niçin çırpındığını şimdi anlıyor musunuz?
türkiye’de futbol oynayanlar arasında bir başka ahlak abidesi olan fenerbahçe kaptanı alex’in dün basın toplantısı düzenleyip “biz burada alın terimizi biliyoruz. biz hiçbir maçı lekeli kazanmadık. hak ederek kazandık. şu an net bir şey yokken bu konular hakkında vereceğim bir cevap yok. ben gerçekler üzerine cevap veririm. benim için fenerbahçe şampiyondur” diyerek niçin isyan ettiğini anladınız mı?
fenerbahçelilerin niçin olan biteni ‘dürüst’ amaçlı bir ‘şike operasyonu’ olarak görmediğini anlayabiliyor musunuz?
başka sorum yok...

--spoiler--
bank asya 1. lig'e kendi isteğiyle gitmesi gereken takım. avrupa'da kupaları yok, bari asya'da bitane alsınlar lan.
çamur at izi kalsın. ne güzel demiş atalarımız. bugünlerde sürekli olarak örnek gösterilen juventus örneğine gelin biraz daha yakından bakalım ve olayın iç yüzünü bilmiyorsak öğrenelim.

-----olayların başlangıcı-----

juventus 2006 yılında finansal ve sportif açıdan real madrid ve manchester united ile birlikte dünyanın en güçlü 3 futbol kulübünden biriydi. toplamda 29. serie a şampiyonluğuna giderken aynı zamanda son 5 yılda dördüncü şampiyonluğunu kazanmış ve formasına üçüncü yıldızı takmasına bir adım kalmıştı.
sezonun sonlarına doğru başta inter’in ikinci başkanının yönetimindeki la gazzetta dello sport olmak üzere birçok medya organı calciopoli’nin açılışını ‘’juventus serie c’ye düşüyor’’ haberleriyle yaptı. daha ortada doğru düzgün bir iddianame bile hazırlanmamışken, mahkeme henüz başlamamışken nasıl bu kanıya vardıkları bir yana serie b yerine serie c’ye telafuz edip yaptıkları yönlendirme ölümü gösterip sıtmaya razı etmekten başka bir amaç taşımıyordu.
davaya konu olan 4 takım vardı. juventus, milan, lazio ve fiorentina. sonradan bunlara reggina’da katıldı.
suçlamalar şu şekildeydi.

fiorentina: başkan diego della vale, lazio başkanı claudio lotito ile birlikte maç ayarlamak istedi.

lazio: lotito, della vale’nin teklifi reddetmiş olsa bile bunu figc’e bildirmemek ile suçlandı.

milan: yönetici leonardo meani’nin hakem atamalarından sorumlu pierluigi pairetto ile bağlantısı ortaya çıktı. maç ayarlama ile ilgili kesin bir delil bulunmasa bile, milan’a haksız avantaj sağlama söz konusu olabilirdi. milan kulübü olaydan ciddi bir ceza almadan kurtuldu çünkü ikinci başkan adriano galliani kendisinin durumdan haberi olmadığını ve meani’nin kulübün emri ile değil kendi tasarrufu ile hareket ettiğini iddia etti.

juventus: yöneticiler luciano moggi ve antonio giraudo’nun hakem atamalarından sorumlu diğer şahıs paolo bergamo ile iletişim kurdukları görüldü. maç ayarlamaya dair bir delil bulunmamasına rağmen bu bağlantılar juventus’a haksız avantaj sağlamış olabilirdi.

davanın konusunu oluşturan iddialar bu kadar basit olmasına rağmen yukarıda bahsettiğim medya tarafından korkunç bir yönlendirme kampanyası için mahkeme ile aynı anda düğmeye basılmıştı.
moggi’nin bergamo’ya bir maserati hediye etmesi, hakem paparesta’yı maçtan sonra soyunma odasına kilitlemesi gibi efsaneler gazetelerde yer almaya başladı. sonradan palavra olduğu somut deliller ile kanıtlanmış olan bu zırvalar şu an bile birçok inter’linin zihninde gerçekler olarak yerini korumaktadır ve bir tartışma sırasında argüman olarak ileriye sürülmektedir.

maserati olayı: moggi’nin fiat ile olan ilişkisini kullanarak hakemlere be bazı yetkililere araba verdiği iddia edildi. ancak sonradan bu maseratilerin paralarının sahipleri tarafından ödendiği belgelendi.

paparesta olayı: moggi’nin hakem paparesta’yı maçtan sonra soyunma odasına kilitlediği iddia edildi. bu iddia calciopoli ile ilgili şehir efsanelerinin en büyüğü haline geldi. ‘’hakem kaçıran, hakem döven moggi, mafya moggi ve moggi’nin sistemi’’ gibi söylemler bu iddia ile birlikte ortaya çıktı. sonradan stadyum kamera sistemi gösterdi ki hakem paparesta staddan olması gereken saatte ayrılmıştı. zaten kendisi de böyle bir olayın hiçbir zaman yaşanmadığını açıklamıştı ancak bu açıklama medyada iddianın yarısı kadar yer bulmadı.
bununla birlikte moggi ve giraudo’nun hiçbir zaman bir hakem ile telefon görüşmesi yapmadığı belgelendi.

-----juventus’a yapılan diğer suçlamalar-----

gea menajerlik şirketinin faliyetleri: moggi’nin italya’daki pek çok menajerlik şirketinden biri olan gea’yı kullanarak transfer piyasasını juventus lehine yönlendirdiği iddia edildi.

sonuç: moggi, gea üzerinde bir gücü bulunmadığını kanıtladı. bununla birlikte gea’nın tüm faaliyetlerini federasyonun çizdiği sınırlar dahilinde devam ettirdiği kanıtlandı.

uluslar arası sim kartlar: moggi’nin bu kartları hakemler ve yetkililer ile kişisel görüşmelerinde kullandığı iddia edildi. böylelikle bütün görüşmeleri gizli kalacaktı..

sonuç: moggi bu kartlar vasıtası ile hiçbir hakem ile bağlantı kurmadığını kanıtlayarak sim kart davasını da kazandı.

maç ayarlama girişimleri: davaya konu olan maçlar. bunlar bile davanın maskaralığı konusunda fikir sahibi olmaya yetiyor.
udinese’li oyuncuların juventus ile oynayacakları bir sonraki maçta cezalı duruma düşmelerinin sağlandığı iddia edildi. giampiero pinzi bunlardan biriydi. ancak söz konusu maçta oyuncunun cezalı duruma düşmediği ve juventus’a karşı sahada olduğu anlaşıldı. diğer oyuncu marek jankulovski rakibini yumrukladığı için haklı bir şekilde oyundan atılmıştı.

juventus’un bir sampdoria maçını ofsayttan attığı gol ile 1-0 kazandığı iddia edildi. sonradan maçı aimo diana’nın ofsayttan attığı gol ile sampdoria’nın kazandığı anlaşıldı. durum ortaya çıktığında maç hemen başka bir juve-sampdoria maçı değiştirildi ancak o maçta da hiçbir usulsüzlüğe rastlanmadı.

bir parma-lecce maçının berabere bitmesinin planlandığı iddia edildi. moggi ve giraudo’nun olayla bağlantısı olmadığı anlaşıldı. zaten maç temize çıktı.

diğer bir iddia moggi’nin kendi maçları ve diğerlerinin maçları için hakem atamaya müktedir olduğu yönündeydi. sonradan atamaların otomatik yapıldığı ve bir usulsüzlük yaşanmadığı anlaşıldı.

sonuç olarak: hiçbir maçın ayarlanmadığı, ayarlanmaya kalkışılmadığı kanıtlandı.

peki juventus ne üzerine idam cezasına mahkum edildi?
unsportsmanlike conduct (article 1)
sportmen olmayan davranışlar (madde 1)

bu davranışlardan kasıt moggi ve giraudo’nun hakemleri atamadan sorumlu bergamo ile görüşmüş olmasaydı. bunun cezai yaptırımı cüzi puan silme idi.

işte bu noktadan sonra kara el devreye giriyor.

federasyon başkanlığına yeni atanan guido rossi(eski telecom italia ve inter ikinci başkanı) yeni bir madde oluşturmaya karar verdi. hakemleri atayanlar ile yapılan görüşmelerin birden fazla olması halinde hepsinin bir havuzda biriktirilmesi ve bu görüşmelerin muhataplarının ''şike ilgili hiçbir delil elde edilmese bile’’ maç ayarlamaya kalkışmak ile itham edilmesi kararlaştırıldı.

o güne kadar böyle bir yasanın varlığı mevcut değildi. ve birkaç ufak ihlali toplayıp daha büyük bir suç ile eş görüp buna göre bir ceza verme usulü de mevcut değildi. aynı mantığa göre üç defa yere tükürmek bir araba çalmak veya üç korner bir penaltıydı.

bu yeni oluşturulmuş madde sadece juventus için uygulandı.

dava spor mahkemesinde 3 haftada görüldü ve juventus -30 puan ile serie b’ye düşürüldü. davaya konu olan 2004/2005 sezonu ile birlikte 2005/2006 sezonunun şampiyonluğu juventus’tan alındı. moggi ve giraudo 5 yıl futboldan men edilirken puan cezası yapılan itiraz üzerine -9’a kadar düştü.

diğer takımlara göstermelik cezalar verilirken milan’ın 2006’a sezonuna ait puanlarının silinmesiyle birlikte 2006 sezonu şampiyonluğu garip bir şekilde ligi üçüncü tamamlayan inter’e armağan edildi. milan’a verilen 2006’ya dair puan silme cezası milan’ın şampiyonlar ligi’ne gitmesine müsaade edecek kadar makul tutuldu. milan ertesi sezon şampiyonlar ligi’ni kazanarak 150 milyon €’luk bir ek gelir elde etti.

davanın juventus’a toplam maliyeti ise yaklaşık 400 milyon € oldu. dönemin en yüksek forma reklamı ücretini veren tamoil sponsorluktan çekilirken takımın hisse değerleri dibe vurdu.

teknik direktör fabio capello istifa etti ve takımın önemli 7 oyuncusu satıldı. juventus, moggi ve giraudo’dan sonra takımı yönetmesi için göreve getirilen fiat’ın fabrika müdürü cobollo gigli, tenis organizatörü(!) fransız jean-claude blanc ve moggi döneminde yanında su taşıyan alessio secco önderliğinde mazisine yakışmayacak 4 sezon geçirdi. yöneticilerin vasıfsız oluşu, amatörlükleri ve futbol ile ilgilerinin olmayışı juventus’ta adeta ikinci bir calciopoli etkisi yaptı. juventus’u bir iş olarak gören bu memurlar üstlerinde başarısız olsalar bile bir baskı hissetmediklerinden juventus’a çok sayıda finansal ve sportif hezimetler tattırdılar.

bunlar maddi sonuçlardı. futbolcular gider, yenileri alınır. para gider, yine kazanılır. 2 şampiyonluk çalınmış, 27 tane daha var. ama bu davanın manevi sonucu daha yaralayıcıydı. olaya hiç de vakıf olmayan dünyanın heryerinden insanların gözünde juventus şike ve şaibe ile anılır oldu. ülkemizde de tv programlarında juventus ile alay edildi hatta bir maçta beşiktaş ile husumeti bulunan bir takımın taraftarları tribünlerinde ‘’şikenin rengi her yerde aynı’’ şeklinde pankart açtı.

bunu söyleyenlere acaba hangi maçın şatılmış olmak bir yana şaibeli ilan edildiğini sorsanız cevap veremezler. hangi hakem juventus tarafından ayarlandığına hükmedilip ceza almış diye sorsanız cevap veremezler. ancak ezber okumaya devam ederler.

luciano moggi, davanın sonuçlandığı günden bugüne işi sivil mahkemelere taşıdı. gea ve sim kart davalarını kazandı. hesapta sahtecilikten aklandı.

2006 davasının yargıçları davaya konu olan 2004/2005 sezonunu legal yani temiz ilan etti. bununlar birlikte juventus’un serie b’de geçirdiği 2006/2007 sezonu ve serie a’ya çıktığı ilk sezon olan 2007/2008 sezonu adiconsum’un yaptığı araştırma neticesinde hakem hatalarının sıklığı konusunda rekor kırdı. serie a gerçekten de artık temizdi(!)
inter kulübü sahibi massimo moratti ve başkanı giacinto facchetti başta olmak üzere serie a’da oynayan 20 kulübün 11’inin yöneticilerinin hakem atamalarından sorumlu kişilerle yaptığı telefon görüşmeleri geçtiğimiz günlerde ortaya çıkarıldı. bu görüşmelerin varlığından 4 yıl önce de haberdardık ancak bu kayıtlara bugün, moggi’nin avukatlarının uzun süren araştırması sonucunda ulaşıldı.

napoli’de devam eden mahkemede 2006 davasının soruşturmasında görevli attilio auricchio tam anlamıyla köşeye sıkıştırıldı. daha önceden deliller ile oynamak suçundan sabıkası bulunan auricchio, 2006 yılında ulaştığı bu telefon kayıtlarını neden mahkeme heyetine sunmadığı sorulduğunda bu görüşmeleri gördüğünü ancak dava ile ilgisi olmadığını düşünüp göz ardı ettiğini söyledi. bu savunması salonda gülüşmelere neden oldu.

yeni çıkan telefon kayıtları gösterdi ki facchetti, moratti ve galliani’nin hakem atamalarını yapan bergamo ve pairetto ile kurdukları ilişki ileri seviyediydi. galliani ile konuşurken milan’dan ‘’biz’’ diye bahseden ve milan’ın juventus’a kaybettiği maçı bir travma olarak niteleyen bergamo, facchetti ile yaptığı konuşmada ise ‘’beraber kazanmaktan’’ bahsediyordu.

bu görüşmelerden basına yansıyanların içeriğine bir başka başlıkta değineceğim.

peki ama neden sadece juventus cezalandırılmış, şampiyonlukları, onuru, parası, oyuncuları elinden alınmış, sadece geçmişi değil geleceği de çalınmıştı?

bu mevzu ile ilgili en çok söylenenlerden biri de şu; koskoca juventus suçsuz yere küme düşürülecek, kimsenin sesi çıkmayacak ha!?

tabi ki bunu söyleyenlerin kulübün içindeki güç dengelerinden ve juventus’un büyük patronların iş anlaşmalarına kurban verildiğinden haberi yoktu.

juventus ve fiat’ın sahibi gianni agnelli 2004 yılında vefat ettiğinde onun hisseleri kızının oğulları olan john ve lapo elkann’a kaldı. yönetim ise luca di montezemolo’nun eline geçti. montezemolo, moggi’den hiç hazzetmiyordu. gianni agnelli ise moggi’ye her zaman güvenmişti. agnelli varlığının tasfiye sürecinde bu soyadını taşıyan tek erkek olan andrea agnelli(gianni’nin kardeşi umberto’nun oğlu) yönetimden uzaklaştırıldı. sıra moggi ve giraudo’ya gelmişti.
kulüp üzerinde %100 tasarruf sahibi olmak isteyen montezemolo ve john elkann için moggi’yi göndermek elbette kolay değildi. onun döneminde juventus fırtına gibi esmiş ve moggi özellikle transfer piyasasında guru olarak anılmaya başlamıştı. kulübe ait bir kısım hisseyi de elinde bulunduran moggi’yi sıradan bir memur gibi görevden uzaklaştırmak mümkün değildi.

bu noktada montezemolo’nun eline bir taşla iki kuş vurma fırsatı altın bir tepside sunuldu. i̇ş ortağı massimo moratti ona moggi’den kurtulmayı ve ferrari’nin f1 arabaları için tim’in sponsorluğunu teklif etti. bu iddiayı destekleyen 3 önemli olay yaşandı.

1-) juventus’un üst mahkeme olan tar’a yapacağı itiraz son dakikada geri çekildi. kamuoyunda bu itirazın sonuç vereceği ve juventus’un serie a’da kalacağı beklentisi yüksekti.

2-)söylediğim gibi tim ferrari’nin f1 sponsoru oldu.

3-)yukarıda tetikçi olarak bahsettiğim juventus’un küme düşürüldüğü 2 aylık dönemde federasyon başkanlığı yapan ve sonra istifa edip tim’in başkanlığına geçen eski inter ikinci başkanı guido rossi, fiat’ta danışmanlık görevine getirildi.

tim'e ait olan alice, ferrari'nin f1 sponsoru oluyor - 24 mayıs 2006
http://www. grandprix. com/ns/ns16853.html

mahkeme döneminde juventus asla gerçek anlamda savunulmadı. şimdi bile kulüpten yapılan açıklamalar bir çekince taşıyor. çünkü moggi’nin masumiyeti onların ihaneti anlamına geliyor.
bugün temize çıkma adına tek umudumuz yine moggi’nin şahsi olarak verdiği hukuk savaşı. kulüp yönetimi ise bu işi çoktan unutmuş durumda. onur mücadelemize tek elimiz bağlı halde devam ediyoruz.

-----kim kimdir?-----

isimlerin çokluğu ve medyamızın bu işle pek ilgilenmemesinden kaynaklanabilecek doğal bir kafa karışıklığına engel olmak için olayla ilgili belli başlı kişi ve kurumları sıralıyorum.

luciano moggi: 1994-2006 arası görev yapan sportif direktörümüz. bu dönem takımın beyni, kısaca birinci adamdı. 2006 calciopoli mahkemesinde hakem atamalarını yapan kişiler ile irtibat kurup juventus’a haksız avantaj sağladığı iddiası ile futboldan 5 yıl süre ile men edildi.

antonio giraudo: dönemin juventus yöneticisi. moggi sportif olaylar ile ilgilenirken giraudo daha çok sponsorluk anlaşmaları vs işin finansal kısmı ile ilgileniyordu. moggi ile birlikte futboldan 5 yıl süre ile men edildi.

gianni agnelli: juventus kulübünün 2004 yılında vefat eden sahibi. onun ölümü ile birlikte calciopoli tezgahı sahneye konmuş, illegal telefon dinlemelerinin emri verilmiş ve onun sağlığında mümkün olmayacak şekilde juventus göz göre göre küme düşürülmüştür.

luca di montezemolo: ferrari ve fiat’ın başkanı. bizim ilgilendiğimiz kısmı bu komploda çiyanın başı oluşu. pragmatik bir iş adamı olan montezemolo, moratti’nin şahsi dostu ve iş ortağı. juventus’un aleyhinde hiçbir delil bulunamadan küme düşürülmesi için olay italya sınırları içinde kalmalıydı. uluslar arası mahkemelere yapılacak bir itiraz karşı tarafın ipliğini pazara çıkarabilirdi. bunun için juventus içinde birileriyle irtibat kurulması gerekti. bu adam luca di montezemolo oldu. montezemolo’nun hangi nedenlerden ötürü juventus’u tabiri caiz ise sattığına yukarıda değindim.

john ve lapo elkann kardeşler: gianni agnelli’nin ölümü ile mirası devralan kardeşlerin bu mirastaki payının meşruluğu tartışmalıdır. gianni agnelli’nin kızı margherita agnelli ve bir yahudi yazar olan alain elkann’ın oğullarıdırlar. dedelerinin juventus ile ilgili duygularını paylaşmamış, juventus’un küme düşürülmemesi için hiçbirşey yapmamış ve juventus’un küme düşürülmesine engel olabilecek olan tar’a yapılacak itirazı son dakikada geri çekmişlerdir. sonradan anlaşılmıştır ki juventus, luca montezemolo’nun massimo moratti ile bağlayacağı iş anlaşmalarına kurban verilmiştir.

massimo moratti: internazionale kulübünün sahibi. kulübü babası ancelo moratti’den devraldığından beri astronomik harcamalarına rağmen serie a’da ve avrupa'da başarıya ulaştıramamıştır. tim(telecom italia mobile) adlı şirket vasıtası ile moggi ve kendi futbolcuları da dahil pek çok şahsın telefonunun illegal olarak dinlenme emrini vermiş, 2006’daki dava böylece ortaya çıkmıştı.

tronchetti provera: inter kulübü ana hissedarlarından ve massimo moratti’nin dostu. inter’e forma reklamı veren pirelli’nin yıllar boyu başkanlığını yaptıktan sonra 2001 yılında telecom italia’nın başına geçti. yasadışı telefon dinlemeleri massimo moratti’nin talimatı ve tronchetti provera’nın aracılığı ile gerçekleşti.

giacinto facchetti: dönemin inter başkanı. 2006 yılında davanın sonuçlanmasının hemen ardından hayatını kaybetti. 2006’dan bu yana facchetti’nin hakem atamalarından sorumlu şahıs paolo bergamo ile yaptığı telefon görüşmelerinin varlığı konuşuldu. bergamo kendisini en çok arayan ismin facchetti olduğunu açıklamıştı. telefon kayıtlarının varlığı ancak şimdi, 2010 yılının nisan ayında moggi’nin avukatlarının yaptığı araştırma sonucu ortaya çıkarılıp napoli’de devam eden mahkemeye sunuldu.

guido rossi: bu mesele ile ilgili kilit şahıslardan biri. bir tetikçi ve görev adamı olarak tarif edebileceğimiz guido rossi vazifesini tam başarılı ile gerçekleştirdikten sonra layığıyla ödüllendirildi. mahkeme sürecinde iki aylığına federasyon başkanlığına getirilmiş, juventus’un küme düştüğü süreçte mahkemede birçok usulsüzlük yaşanmış, o zamanda kadar var olmayan yasalar oluşturulurak juventus’un olmayan delillere rağmen küme düşürülmesi sağlanmıştır. görevini eksiksiz yere getirmenin verdiği mutluluk ile federasyon başkanlığından istifa eden rossi, massimo moratti tarafından telecom italia başkanlığına getirilerek ödüllendirilmiştir. rossi daha sonra montezemolo ve elkann ailesinin yönetimindeki fiat’a danışman olmuştur. bu gelişme elkann’ların ihanetini belgeleme açısından önemlidir.

paolo bergamo: eski italyan hakem. dönemin hakem atamalarından sorumlu şahsı. moggi’nin kendisi ile yaptığı telefon görüşmeleri juventus’un küme düşürülmesi ile sonuçlandı. sonradan kamu ile paylaşılan kayıtlarda moggi’nin bir hazırlık maçı haricinde bergamo’dan hakem siparişinde bulunmadığı anlaşıldı. giacinto facchetti ile yaptığı görüşmelerin ise moggi ile yaptıklarından çok daha ciddi olduğu ortaya çıktı.

peirluigi pairetto: bergamo gibi hakem atamalarından sorumlu iki şahıstan biri. calciopoli davası neticesinde 3 yıl ceza aldı.

franco carraro: dönemin i̇talya federasyonu(figc) başkanı. 1967-71 yılları arası milan başkanlığı yaptı. 2006 yılında bergamo ile yaptığı bir görüşmede lazio’nun küme düşmemesi gerektiğini belirttiği ortaya çıkınca istifa etmek zorunda kaldı.

adriano galliani: milan maçlarını izlerken tribünlerde sıkça rastladığınız ağlak suratlı kel adam. milan ikinci başkanı. calciopoli davasında sadece 5 ay ile cezalandırıldı. ancak cezalı olduğu dönem ronaldo’nun transferini bizzat yürütmesinde bir sakınca görülmedi. yeni çıkan ses kayıtlarında en az moggi kadar hakemleri atayan şahıslar ile irtibat halinde olduğu görüldü.

leonardo meani: bir telefon görüşmesinde hakem kafası koparmaktan bahseden milan yöneticisi. 2006’da olay sadece onun üzerine havale edildi ve kendisi 2.5 yıl ceza alırken kulübü bu işten sıyrıldı. nasıl oluyor derseniz, başbakanın takımını küme düşürmek sıkar diyorum.

-----kurumlar-----

figc: italya futbol federasyonu. telecom ile uzan süreli bir sponsorluk anlaşması bulunan federasyon bu kuruma ciddi biçimde bağımlı.

tim: telecom italia mobile. dinlemeleri yapan kuruluş. federasyonun ana sponsoru ve gelir kaynağı. massimo moratti, tronchetti provera, guido rossi gibi üst düzey inter hissedarları ve yöneticilerinin güdümündeki bu kurum kendi futbolcuları da dahil pek çok kişiyi illegal takip ederek adeta bir suç ağı oluşturdu. tim, christian vieri'nin telefonlarının dinlendiğini anlaması ile birlikte özel hayatı ihlal gerekçesi ile eski futbolcu tarafından dava edildi.

la gazzetta della sport: inter ikinci başkanının yönetimindeki i̇talya’nın yüksek tirajlı spor gazetesi. juventus’un küme düşürülme sürecinde yönlendirme amaçlı yalan haberler ile juventus’un adının şikeciye çıkarılması konusunda kamuoyu oluşturmada baş rol oynadı.

-------------------------------------------------------------
fenerbahçenin tü kaka aziz yıldırımın kötü adam olduğu oyunda diğer sahnelere de bakalım isterseniz.

“bursasporlu bekir ozan şampiyonluk kutlamaları sırasında trabzonspor kalecisine teşekkür etti. ‘biz onunla sürekli konuşuyorduk’ dedi maçla ilgili olarak. ‘benden ne istiyorsa almaya hazırım. birlikte de abd’ye uçacağız’ dedi. fatih tekke için taraftarlar ‘gol at şampiyonluk resminde sen de ol’ dediler. bunların hepsinden rahatsızlık duyacaksak hiçbir yere varamayız.”

karabük kalecisi: ben trabzonluyum dedi.. ve kanıtladı: https://www.youtube.com/watch?v=Su9Yrz1FF4o

gençlerbirliği'li oyuncular: trabzon için oynadık dedi..

arda turan: inşallah trabzon şampiyon olur dedi ( gs 1 trabzon 2)

bursaspor: fener maçı sonrası (0-0 biten maç) trabzona borcumuzu ödedik dediler...
avusturya'da da şikeden küme düşmüştür. yahu nasıl bir takım bu allah aşkına ya.

http://webarsiv.hurriyet.....tr/2001/07/06/308315.asp
bir samsunsporlu olarak kesinlikle küme düşmesini istemediğim takımdır. arkadaş biz o kadar imkansızlıklara rağmen, kahpeliklere rağmen, yusuf ziya gibi eski başkanlara rağmen boşuna mı çıktık lan bankasya'dan süper lige? Fener'e 3-4 atması,arkayı fenerlemesi, şampiyonluğa giderken bize koyulması sahte de olsa, şikeyle de olsa 2 dakika 2 ay şampiyonluk kutlayamamaları güzel oluyordu.

işin şakası, taraftar çekişmelerini vs geçersek şike Türkiye liglerinin malesef ki gerçeği olmuştur. Bu BJK'de de , GS'de de vs yeri geldiğinde yapılmıştır, kimse buna dur demediği için fenerbahçe yöneticileri eşşeğin bilmem tarafına su kaçıracak şekilde yapmıştır ve ihale onlara kalmıştır. Umarım fener'e kalan ihale öncelikle bütün büyük takımlara, sonra da mali yokluklardan ötürü kendi takımlarıda şikeye yol veren anadolu kuluplerine ve büyük takıma transfer olmak için takımlarını satan şerefsiz futbolculara ders olur. böylece daha güzel bir lig izleriz. Fenerbahçeliler de eminim yıllar sonra Türk futbolu temizlenirse aziz yıldırım ve tayfasının fenerbahçe'ye çektirerek aldıkları bu dersin değerini anlarlar ve iyi ki de olmuş derler. Ha tabi keşke ihale bjk'ye, TS'ye, GS'ye kalsaydı da öyle futbol temizlenseydi de diyeceklerdir normaldir. Bununla beraber Bu konuda yönetimi suçlamayan, FB'nin adını ayaklar altına alınmasından rahatsız olmayıp "ne olursa olsun şampiyonluk bizim olsun" diyece FBlilere de allah akıl fikir ihsan eylesin.
koyu bir fenerbahçe taraftarı olaraktan, suç kanıtlanırsa mahkeme tarafından, küme düşmeye razıyız. ama suç kanıtlanır küme düşürülmezse bu takım o zaman lekenir 104 yıllık çınarımız. son karara kadar beklenilmesi lazım. şuanda bol keseden konuşmak yanlış olur.
--spoiler--
Yu 8:7 Durmadan aynı soruyu sormaları üzerine doğruldu ve, «Aranızda günahsız olan, ona ilk taşı atsın!» dedi.
--spoiler--
ligden düşeceğini pek zannetmediğim takım. zaten haberler de bu yönde.
lige 15-25 puan civarı geriden başlar, şampiyonluğu da geri alınır muhtemelen.
© copyright 2005 - 2026