bugün

image comics tarafından 2003 yılından beri yayınlanan pek leziz bir zombi çizgi romanıdır. robert kirkman tarafından yazılır, charlie adlard tarafından çizilir.

zombi salgını sonucu dünyanının sonunun gelmesini ve rick grimes isimli polis memuru ile yanındaki bir grup insanın hayatta kalma mücadelesini anlatır. en son 61. sayısı yayınlandı. yeni sayılarını beklemekteyiz.

kanaatimce, 2007'de 4 bölüm halinde yayınlanan raise the dead'den daha kalitelidir.
(bkz: dead man walking)
robert kirkman'ın en iyi çalışmasıdır. insanları ''olduğu'' gibi gösterir.

bölüm sonları lost tadındadır. önce ''hasssiktir lan!!?!?'' dedirtir. sonra daha fazla bekleyemeyeceğinizi anlarsınız ve bir sayı daha okursunuz. bir bakmışınız ki 1 haftada 30 sayı okumuşunuz.* *
ilk 6 sayısını tony moore adında ki yetenekli ama tembel çizer çizmiştir. 6. sayıdan sonra belli bir süre boyunca tony moore, çizgi romanın sadece kapağını çizmiştir. daha sonra onu da bırakmıştır.
ekim ayında televizyon dizisi başlayacak olan çizgi roman.
Dizi olmasına rağmen makyajlar üzerine çok çalışıldığı belli olan dizi. Pek çok filmde böyle ayrıntılı makyajlar yok. biraz mantık hataları, salak karakterler var tabi. ayrıca şerifin tüm dünya zombilerce yendiği bir dünyada hala o şerif şapkasını takmasını komik bulduğumu söylemeliyim. Umarım bu tarz hatalar düzeltilir.
--spoiler--
ilk bölümünde şerifin atını yedi ibne zombiler. bütün kadroyu yeseler bu kadar üzülmezdim.
--spoiler--
ilk bölümü oldukça beğenilen dizi.
çizgi romanın tadını vermiştir umarım.
ilk iki bölümünü izlemiş biri olarak diyebilirim ki " olmuş hacılar bu dizi." giderek güzelleşeceği aşikar yalnız iğrençliğin dozajı bazı sahnelerde katlanılmaz dereceye çıkabiliyor. sözün özü ,azcık mide isteyen dizi.
güzel bir zombi dizisi. eğer daha güzel olması için bu zombi olayının nasıl ortaya çıktığını, nasıl yayıldığını güzelce açıklamaları lazım. amerikan hükemetinin tesislerinden kaçan bir virüs şeklinde yaparlarsa dizinin bir özelliği kalmaz.
başroldeki şerifin karısı, ilk bölümden kocasını aldatması garibime giden bunun haricidinde ilk bölümden iyi izlenim veren dizidir. dizideki mekanların ve efektlerin yüsek bütçeyle hazırlanmış olduğunu görüyoruz. umarım ilerleyen bölümlerde beklentileri verebilir.
sırf sarah wayne callies için bile izlenmeye değen yapım.. her ne kadar biz kendisine hala michael scofield abimizin yengesi gözüyle baksak da, severek izliyoruz.
--spoiler--
ilk iki bölümünü izledim. çok başarılı buldum. izleme listesine bir dizi daha eklendi sanırım. bazı zamanlar iğrençliğin dozajını kaçırsalar da film tadında bir dizi olduğundan kaçırılmamalı diyorum. midesi sağlam olanlar izleyebilir.
özellikle bölüm sonları ilginç. ilk iki bölümde de sonları iyi yapmışlar. makyajlar iyi. görsel efekt olarak mükemmel olmasa da iyi. oyunculuklar da fena değil.
pilot bölüm bence çok güzeldi. şerif rick şehri o halde gezerken empati kurmayı başarırsanız nasıl iyi oynadığını anlarsınız. onun da sayesnde pilot bölümden dizi'ye bağlanıyorsunuz zaten.
1.bölüm'DE atın ölümüne bayağı üzüldüm yalnız. bir de keşke şu dam'daki herif geberseydi diyorum. hani şu redneck olan dallama. ileride kesin bizimkilerin başına bela olacak bu adam.
bir de benden söylemesi. 1. ve 2. bölüm'De sık sık gösterdiler ya bir zombi'yi. askerlik arkadaşını görmüş gibi bizim tahtalı köy şerif'ine bakıyordu hani. o da ileride hikaye'ye dahil olur kesin.
ileride olacaklara dair bir tahminim de şerif'in kaltak karısının kendisini ortağıyla aldatması sebebiyle, bizim şerif o yardım ettiği sarışın kadınla ilişki yaşamaya başlayacaktır.
--spoiler--
inşallah ilk 2 bölüm'DEki ivmesiyle güzel bir şekilde devam eder.

(bkz: walk dead people walk)
ilk iki bölümünü de beğendiğim dizi. Bu çizgi romanın dizisine ihtiyacım varmış resmen diyebilirim. Tamamen bağlı kalmayıp daha çok esinlenerek yapmaları daha iyi olmuş sanki. Eğer asıl olaylar başladığında da bu tempoyu sürdürürlerse, daha doğrusu yükseltirlerse, bizi yine güzel günler bekliyor a dostlar.

(bkz: güzel günler göreceğiz zombili günler)
2010 yapımı dizi.

ayrıca; trailer şarkısı "paris motel - mr. splitfoot" dur.
Pilot bölümden sonra 2. bölümüylede beğeni toplayan zombi tarzı yapımları seven kitlece ilgiyle takip edelecek 2010 yapımı dizi.
--spoiler--
ilerde ilk bölümde kasabada bıraktığımız siyahi abimiz ve oğlu bir de çatıda kelepçeli kalan psikopat abimiz Merle Dixon'ın hikayeye tekrar dahil olacağını tahmin ediyorum. T-Dog alet çantasını devirdi ordan testereyi alıp kurtulacak Dixon ve bizimkilerin başına bela olacak zombilerden çok ondan korkmak lazım.
--spoiler--
güzel bir diziye benzemesi bir yana daha izlemedim. muhtemelen her zombi filmini zevkle ve heyecan ile seyretmem dışında, sonucunda tam bir tatmin alamamam ile sonuçlanabilir.
amma velakin öyle değildir. nedeni ise artık romero'nun eski ve tadı kaçmış zombi hikayeleri yok, makyajlar fotoğraflardaki görüntüsü ile çok güzel bir izlenim bıraktı.
zaten zombi filmlerinin vazgeçilmezi kurtuluş mücadelesi olması, bunun dışında dünyayı kurtarmak gibi ütopik bir amaç *olsaydı muhtemelen hiç başlamazdım.
değişik bir fikir olmuş dizi olarak çekilmesi hem de mantıklı. nedeni derseniz zombi filmlerindeki inanılmaz mantık hatası.. 1 buçuk saatlik kurtuluş gibi değil, her bölümünde ayrı bir heyecan yaşayacağız gibi bir şey işte. muhtemelen güzel olacak,

diye
ümid
ediyorum

bakalım bakalım nasıl bir dizi göreceğiz...
ilk 3 bölümü izlemeyenler için spoiler uyarısı
--spoiler--
--spoiler--
--spoiler--
lan arkadaşın vuruldu hastaneye yatırdın ve arkadaşının karısını ormanda pompalıyorsun hiçbir şey yokmuş gibi. kamp kurmuşsun mal mal takılıyorsun orda. insan bi gider hastaneye bakar öldü mü kaldı mı bu adam diye. sen ne biçim ortaksın pezevenk! ayrıca lori kaltağı pompacının kocan öldü lafına neden inandın merak ediyorum kocan hastaneye yattığında kocanın durumunu sen takip edicen haberi pompacıdan almayacan quarry fahişesi seni.
--spoiler--
edit: iş bu entry s1e6 itibarıyla bazı noktalarda geçerliliğini yitirmiştir.
ilk 3 bölümünü bir oturuşta seyrettiren süper dizi. zombi ve kıyamet sonrası dünya kurgularına hasta olanlar için birebir.

diziyi sevdim, inceliyorum. zombi türlerine ilgim var ve dizi beni şimdiye kadar hayal kırıklığına uğratmadı. aksine; beklentilerimin epey ötesinde çıktı.

10 bölüm yayınlansın neyin ne olduğu daha iyi belli olur. en önemlisi ve yegane beklentim ise dizinin standart zombi dizileri gibi 5-6 bölüm sonra bitmemesi. bizim de şöyle 5-6 sezonluk bir dizimiz olsun yahu.

! bundan sonrası spoiler içerebilir, dizideki zombiler ile alakalı yorumlar içermektedir.

dawn of the dead ile 28 days/weeks later filmleri karışımı zombiler var bu dizide. yani zombiler geçmiş yaşamlarından esintiler taşıyabiliyor (ilk sahnelerdeki zenci abinin karısının öldüğü eve dönme çabası, ilk sahnedeki çocuğun yerden oyuncak bebeğini alması vs.) ve alet edavat kulanıyorlar (alışveriş merkezine girerken zombinin elindeki sanırım akü tarzı bir şeyle cama vurması), aynı zamanda koşuyorlar. gene virütal bir durum var ortada sanırım (henüz bilmiyoruz.) ve ısırılınca, ten temasında falan zombiye dönüşüyor(muş) insanlar. (henüz şahit olmadık.)

zombilere bu diziyle beraber eklenen en güzel, mantıklı durum ise; zombilerin neden birbirlerini yemedikleri. cevap şu; leş kokusu yüzünden. çünkü insanlar taze et kokuyor ve zombiler leş kokuyor. çürümüş eti kim sever ki? çok mantıklı.

diğer taraftan "beyinlerinde bir şey var" tarzı konuşmalarla pek çok gönderme yapmışlar. kafasını kestiğinizde bir zombi ölmüyor. beynini dağıtmanız lazım. açıkçası bizim küçüklüğümüzde zombiler onlarca parçaya bölünerek etkisiz hale getirilebiliyordu. bu son filmlerdeki beyin dağıtma mevzusuyla oldukça farklı ve kırılgan yaratıklar oldular, ama artık koşabiliyorlar ve alet kullanabiliyorlar.

ışığa ve sese duyarlılar. ışığın ve sesin geldiği yöne gidiyorlar. akılsız hayvanlar genelde bunu yapar. mantıklı. söylemekte yarar var; sürü mantıkları yok, beraber çalışmıyorlar. 28 gün/hafta sonra serilerinde de beraber çalışmazlardı ama sürü mantıkları vardı. dawn of dead te ise sürü mantığının yanında beraber çalışan zombiler görmüştük. dizinin sonraki bölümlerinde bir evrim olacak mı hep beraber göreceğiz.
dizinin 2.sezonunun ekim 2011'eeylül 2011 de olabilir ertelendiği söylentileri ortada dolaşmaktadır. *
--spoiler--
dünya genelinde 25 şehirde (istanbul, New York, Washington, Boston, Chicago, San Francisco, Los Angeles, Madrid, Roma, Taipei, Hong Kong, Singapur, Dubai, Sofya, Belgrad, Johannesburg, Londra, Lizbon, Sao Paolo, Buenos Aires, Santiago, Karakas, Bogota, Mexico City ve Guatemala) 26 Ekim'de güneşin doğuşuyla birlikte yüzlerce zombi kılığındaki oyuncunun yer aldığı tanıtım filmi çekildi. Etkinliğin istanbul Ortaköy'de yapılan Türkiye ayağına 5 makyözün yaptığı makyajla hazırlanan 40 kişilik grup katıldı.

Ortaköy Meydanı'nda saat 06.00'da toplanan ve yurt dışından gelen malzemelerle Dükkan-ül Hayal ekibinden 5 makyözün yaptığı makyajla hazırlanan 40 kişilik grup, insan yoğunluğunun yaşandığı saat 09.00'da Ortaköy sokaklarında ve caddesinde insanların içine karıştı. Hayko Cepkin ve Beste Bereket'in de katıldığı grup, vatandaşların şaşkın bakışları arasında çekimlerini tamamladı. Etkinliğin fotoğraf çekimlerini Mehmet Turgut ve Fethi Karaduman yaptı.
--spoiler--
görsel
görsel
görsel
zombi konulu amerikan dizisidir.
bu da pek yakında yeni domaine geçireceğim fan sitesi: http://thewalkingdead.torrentrat.com/ * *
not: bu da forum sayfası: http://thewalkingdead.torrentrat.com/forum/
-- s01e04 --
- hey kid, what'd you do before all this?
- delivered pizzas. why?
- ("mantıklı" dercesine başıyla onaylar)
-- s01e04 --
Geyikleri de güzel olan dizidir.
film tadında dizidir. bu anlamda spartakus e benzemektedir. bu büyük prodiksiyonu aylar sonra, çok daha popüler olduğunda, bölümleri birikmiş halde ardarda izlemek vardı; lakin sabredemedik.aylar sonra bu başlığı okuyup dizi konusunda fikir sahibi olmak isteyen okuyucuya 2. sezon'u bekle derim.
(bkz: the walking dead)
taşınması için gammaz oluyorum..

hahahaa yaşasın kötülük!! *
bugün 4.bölümü yayınlaşmış olan film tadında dizi
izlenmesi şart.
pek bir sevdiğim dizi.Resident evil tadındadır. severim *
4. bölüm itibari ile...
--spoiler--
-o çocuğun pizzacı olduğunu şerefsizim biliyordum. tam pizzacı tipi var.
-psikopat kardeşlerden bizim grup ile takılanı diğer kardeşe göre bir hayli uzlaşmacı ve mantıklı çıktı.
-kesik elin hatrına hem silahları almayı unuturlar hemde alet kutusunu boşverirler diyordum. ama unutmadılar, güzel bir detay...
- elemanın "insanı çiğ çiğ yiyen cehennem köpekleri" cidden korkunçtu.
-sarışın kızın ısırılırkenki oyunculuğu resmen dökülüyordu. ısırıldıktan 2-3 saniye sonra çığlık atması bi tarafa kaçmaya bile yeltenmedi.
--spoiler--
--spoiler--

4.bölümünü yeni izledim. çok güzeldi. özellikle hastane sahnesi ve oradaki tayfayla diyaloglar iyiydi. allahtan yaşlı teyzecik geldi de vuruşmadılar.
şu merle'nin kardeşi merle'ye oranla daha iyi ve uzlaşmacı çıktı. bu şaşırtıcıydı. diğer bir şaşırtıcı ve üzücü olan şey, bölüm sonundaki kamp'a yapılan zombi saldırısı ve güzeller güzeli amy'nin zombilerin akşam yemeği olmasıydı. artık dizi'De güzel bir dişi kalmadı diye düşünüyorum.
lori kaltağı geberseydi daha iyi olurdu. galiba lost'daki kate'i, ezel'Deki eyşan'ı, the oc'Deki marissa'yı da düşününce her dizi'yE bir tane kevaşe ve sinir bozucu kadın karakter koyma geleneği başladığını anlıyoruz. gerçi şimdi'ye kadar kocasını aldatmaktan başka bir şey yapmadı (gerçi daha da ne yapacaksa) ama yakında üst'e bile çıkacaktır. kocasının değil tabi "trip" olarak diyorum.
umarım bu bölüm'Deki tempo ileriki bölümlerde düşmez. şu rüyasında geleceği gören adam ve tek elli redneck merle de tempo'nun düşmesini engeller diye düşnüyorum gerçi.

--spoiler--
Diğer bölümlere aittir.(4'ten sonrası)
--spoiler--
Önce birkaç sonraki bölümde olacakları yazayım. Bunlar bir çiftliğe gidiyorlar kamptan ayrılıp. Orada çiftçi ahırında zombi besliyor. Sonra cümbüş kopuyor. fazla ayrıntıya girmedim ki dayanamayıp bakanlara etkisi az olsun. *
--spoiler--
--spoiler--
Dizinin son bölümlerine kadar pizzacı çocuk yaşayacak. Keza çizgi romanın son çıkacak 79.kısmında kapak güzeli pizzacıdır. *
--spoiler--
ikinci sezonu ertelenmiştir.
5. bölüm itibari ile...
--spoiler--
-gayet iyi bir bölümdü , "ısırılan adamın ısırıldığını gizlemesi sonra grup içinde zombiye dönüşüp birini daha ısırması" klişesi ezildi.
-zombiye dönüşen kızını/tanıdığını öldürmeye kıyamayıp ısırılan kişi klişesi de ezildi. sıktı kafasına kızının. ayrıca bir önceki bölümde oyunculuğu dökülen sarışın kızımız zombi iken resmen oscarlık oyunculuk çıkarmıştır.
-zombi filmlerinin bir diğer klişesi olan "zombiye dönüşür dönüşmez zart diye saldıran insan" klişesi de ezilmiştir. yavaş yavaş kımıldamaya başlamış , vücut fonksiyonları ağır ağır yerine gelmiştir.
-o sığınak mıdır nedir orası tam manasıyla cephanelik gibiydi. en az 10 tane m-16 saydım. 1 tane de cephane kutusu vardı. ağır makinalılar ise 3 civarındaydı. insan oraları bir yoklar. m 16 lan o borumu?
-o sığınaktaki adamın paranoyaları enteresandı. şüphelendi herhalde ısırılan var mı diye o yüzden açmakda tereddüt etti.
--spoiler--
diziyi takip eden sözlük yazarlarının cayır cayır yanarak, büyük bir azimle herkesin takip etmesini istediği bunun için cayır cayır spoiler verdiği dizidir. bölümler biraz biriksin derim takipçilere, sonra daha bir azimle överiz. 2. sezon teklike de gerçi; umarım spartakus olayına dönmez !
dizide sarah wayne callies beni zombilerden bile daha çok ürkütüyor o bakışları o tipi yok mu bu kadar itici ve soğuk olunabilir. sırf o kadın yüzüden diziyi rahat izleyemiyorum prison breakde de bana aynısını yaşatıyodu bu dizide de bütün güzel dizilerde bu kadını görmek zorundamıyım rol bile yapamıyor bi yerine kazık girmiş gibi duruyor ancak.

dizi zamanı öldürmek için iyi bir silah.
dün itibariyle ilk iki bölümünü izlediğim dizi.
--spoiler--
güzel olmuş, zombi olayı klişe olsa da konuyu iyi ve farklı işliyorlar. tek kusuru iğrençliğin ara sıra had safhaya ulaşması. bağırsaklar, iç organlar falan midemi bulandırdı özellikle. daha önce de zombi yapımları izlemişliğim var ama bu biraz daha abartılı. neyse o sahnelerde yine midem kalkarsa gözümü hafiften kısmayı veya kafamı çevirmeyi deneyeceğim. zavallı zombiler, aslında ölüler ama onları geri döndüren şey her ne ise geride kalan tek güdü açlık oluyor. ama beyinlerinde az biraz hatıra da kalıyor sanırım; zira zenci kadın evin kapısının önünde bir şeyler anımsar gibi bakıp duruyor, içeri sanki sadece karnını doyurmak için değil, hatıralarını yaşatmak ve çocuğuyla kocasına kavuşmak için girmek istiyor gibiydi.
--spoiler--
Resident evil,28 hafta sonra,gün batımından şafağa filmleriyle (!) karşılaştırılabilecek performansa sahip olan bir dizidir.

Efendim öncelikle zombi konusunun işlendiği bir dizi yapmak, reyting ve imdb notuna göre sezon anlaşmalarına karar verildiğinden,çok mantıklı gelmiyor insana.Fakat sonradan dizinin çizgi romandan yola çıkılarak yapıldığını öğreniyor ve bir parça rahatlıyoruz.

Eğer korku filmlerine ilginiz varsa, özellikle ilk bölümdeki odağı toparlama yetisinin yetersizliğine şahit olacaksınız.28 gün sonra filmindeki Jim gibi Rick de hastanede uyanıyor, ve yine şehir bomboş. Koskoca şehirde iki kişiyle karşılaşan Rick hayır biz burada kalıyoruz diyen Morgan ve oğlunu şehirde bırakıyor.Ellerine tutuşturduğu telsize de nitro oksijen tüpü bağlamış olacak ki,4 bölüm sonra bile Morgan'a ulaşmaya çalışmasına şahit oluyoruz.

Şehirden ayrılan Rick,zaten iki avuçluk benzini olmasına rağmen hastaneye geri dönüp tam bir türk vicdanıyla güzeller güzeli yarı bedenli ablamızı öldürüyor.O kadar büyük ve açık bir alanda hepsi ölmüş zaten mantığıyla ateş etmek de dahiyane.

Atlantaya doğru yol alırken elbette benzini bitiyor kahramanımızın.Benzin aramak için durmuşken bulduğu kamyonu anahtarı olmadığı için çalıştıramayan Rick,yalnızca 2 bölüm sonra kontağa soktuğu bir tornavidayla bunu başarabiliyor.

Merle çatıdayken anahtarın deliğe düşmesiyle mesaj mı verdiniz sevgili senaristler,aha da bak ettiğini buldun diye anlayamadım ama çok gereksiz buldum ben tüm o merle düzeneğini,yakıştıramadım yani.

Bir de şu her zombi ısırığında çişimi getiren su sesi var.Her türlü sesle karşılaştık korku filmleri boyunca,kıhhwoaaaarh fakat bu en koftisi sanıyorum,yamaha orglarının hazır melodileri gibi.

Neyse efendim,bu kadar yerdik şimdi beğendiğim kısımlara gelelim.Makyaj kesinlikle şimdiye kadar gördüğüm en iyi makyajlardan biri.Sadece bilgisayarla yok etme tekniklerinden faydalanmamışlar, o üç saniye gösterip fona verilen çığlıkla kadrajdan çıkartılan makyöz ürünü olmadıkları aşikar. ilk bölümdeki şirin kızımızın pis bacaklarından, hastane bahçesinde sürünen ablamıza, kamptaki kavga sahnesinden, zombi saldırısına, atın tüketimi esnasındaki emeklerin önünde eğiliyorum.

Bazı oyuncular hariç, genel olarak karakterlerin sağlam oturduğu kanısındayım. Şimdiye dek Morgan ve oğlu bu bölüm gelir artık derken bir anda yer değiştirmeleri sonucunda şaşıran ve mutlu olan seyirci haline gelmem de cabası.

Her ne kadar ilk bölümlerde pizzacı asyalı nın fazlaca odak noktası olduğunu düşünsem de özellikle kampa dönmelerinden sonra ilgi terazisinin çok iyi dengelendiğini düşünüyorum.

Bir aşk üçgeni bulunmasına, bir sürü çocuk olmasına rağmen, 28 serisindeki duygusallığı kopya etmemesi de bence artı bir özellik.

Jim'in psişik güçlerinin ilk ısırık sonrası etkileri yenip tekrar aralarına katılmasını sağlayabilecek mi merak ediyorum.Umarım tutmadı kaldıralım cezasına mahkum olmayan bir yapım olur.ileriki bölümlerle görüşmek dileğiyle.
aynı zombi sürekli çeşitli mekanlarda gezinmektedir. bizzat gördüm, ilk şehirde daha sonra da sığındıkları dağ başında.
halen daha ölmedi sanırım.
ilk 5 bölümde tempo giderek düşmektedir. tamam zaten böyle bir yapımda action aramıyoruz ama konunun akıcılığı ve hikayenin gidişatı tıkandı gibi. eğer tüm yapım bir nevi survivor a bağlanıp asıl arkadaki hikaye es geçilecekse boşuna izliyoruz bunu da...
ilk iki bölümünü izledikten sonra kafama tek bir şey takıldı.
--spoiler--
--spoiler--
bir insan arkadaşının karısıyla nasıl beraber olur lan? sen ne menem bir orospu çocuğuymuşsun? önce bir hastaneye gidip öldüğünü teyid etmez mi insan evladı? soktumun piçi seni... tamam sakinim. sakinim...
--spoiler--
--spoiler--
ben hep bekledim. "özellikli zombiler" diye.

uçan, hızlı koşan, daha güçlü olan vs...* bu evrimleşmiş ve mutantlaşmış özellikli zombiler mutlak olacak/olmalı diye ama yok. aynı safsatalar vs. hoş bunlar bedava da olmuyor farkındayım ama dizide belirtilen bütçe oldukça fazlaydı. ee! bunun da geri dönüşümü için diziyi canlı kılmak ve yer aldığı türle * * paralel olmalı diye düşündüm. seyirciyi doyuracaklar diye düşündüm fakat konu tıkandıkça tıkandı, kendini doyuramaz hale geldi.

şimdi de 1 yıldan fazla süre diziye ara verildiği haberleri çıktı. eğer bu haber doğru ise kesinlikle unutulup seyrini kaybedecek.
he hoş, üzülecek miyim? -yoo. banane lan.
(bkz: 28 gün sonra)
final de nihayet ateş edebilen bir asker gördük. tıkır tıkır saydırdı m-16 sıyla.
etraftada sebil gibi kaynayan bu silaha neden kimse gereken kıymeti göstermiyor?

üstelik yaşlı amca neden sarışın kadını kurtarmaya çalıştı da zenci için pek uğraşmadı?
ulan ırkçı değilmisiniz 1000 senede geçse aynısınız be...
6. bölümüyle sezon finaline girmiştir. 2.sezonun büyük ihtimalle 2011 ekim'inde başlayacak olması sinirleri biraz bozmuştur.
son zamanların en güzel yapımlarından birisi. gerçekten heyecanla takip edilmiş ve bize left 4 dead'i hatırlatmıştır. bu kadar kısa sürmesinin (ilk sezon için) en önemli sebebi pahalı bir yapım olmasından kaynaklıdır. yürüyen ölüler patlamalar vs. pahalıdır efendim. *
güzel dizi vesselam. zombi yaşayan ölü falan filan çok fantastik şeylermiş gibi dursada,bu dizide o kadar gerçekçi o kadar etkileyici yansıtılmışki. pencereden bakınca aşağıda dolanan herkesi yaşayan ölüler gibi yürüyomuş zannediyorum, o derece.yok lan yok o kadar değil. hadi tamam anasını satıym o kadar ya.
fena bütçeli, fena aksiyonlu, fena kısa dizi.
konu güzel, çekimler güzel, oyunculuklar eh işte ama senaryo gerçekten kötü. mis gibi bir konuyu resmen heba ediyorlar. senaryo yazımında belli başlı teknikler vardır, ders olarak okutulur. mesela geriye doğru giden bir sayaç, son anda kurtulan insanlar, heyecanı yükselt, zirveye gelince biraz sakinleştir falan filan. bu tekniklerin yaratıcılığı kısıtladığını düşünüyorum. belli ki bu dizinin senaristleri tüm bu derslerdeki öğeleri teker teker yerine koyup yazıyorlar. ama bu kurallara uymaya çalışırken de pek çok şeyi göz ardı ediyorlar.
halbuki çok güzel bir çizgi roman var elde, aynen işlesene konuları, niye oynuyorsun ayarlarıyla? çizgi romanda çok mantıksız bazı şeyler de yok değil, onları tırpanla bitti gitti işte.
1.sezon 6.bölümden sonra duraksamış 2011 de 2.sezon olarak devam edecek olan zombik dizisi.
(bkz: tutan dizi neden ara verir)
2. sezonu ekim 2011'de yayınlanmaya başlayacak.
1.sezon son bölümde biraz sıkıcı olsa da diğer 5 bölümü tadından yenmez.2.sezonu merakla bekleyenlerdenim bu sefer 6 bölüm yerine sezon 2 13 bölümden oluşacakmış bu iyi haber,kötüsü ise ekim 2011 de yayınlanacak olması.bakalım hepberaber bekliyoruz.
kesinlikle diğer zombie dizi/film(!)lerden farklı olduğunu düşündüğüm zombie dizisi.

ayrıca; "niye ekim ulan niye?"
mükemmel bir mini dizi. 6 bölümden müteşekkil ilk sezonu bildiğimiz dizilere hiç benzemiyor tam bir film tadında.

kıyamet temalı, tüm insanlığın yitip gittiği, devletin-sistemin çöktüğü ve bir grup insanın hayatta kalmaya çalıştığı zombi filmlerinden hoşlanıyorsanız bu dizi tam size göre. 1 bölümünü izleme niyetiyle başlayıp sabaha kadar ard arda 5 bölümü izlemek zorunda kaldım. sabah ezanını duyunca artık son bölümü bırakıp yattım.

dizide bana tanıdık gelen simalar; The Boondock Saints'in irlandalı psikopatı norman reedus, silent hill'in cybil'ı Laurie Holden, prison break'ten beridir tek taraflı aşk yaşadığım Sarah Wayne Callies ve zilyon tane filmden, özellikle cliffhanger'dan Michael Rooker. bu saydıklarımdan hiçbiri de başrolde değil.