bugün

/386
cesaret.
aynı saatlerde kanal d de oynayan çgh deki Yılmaz e zulmünden bizi kurtarmış dizi.
reytinglerde ki yerini iyice sağlamlaştırmış dizidir. 30. bölüm itibari ile total'de 7. sırada, a/b'de ise 3. sıradadır geçen haftada ki gibi. 30. bölüm gerçekten çok güzeldi. adam olamayan ama kimsenin adamı da olmayan behzat amirimize saygılarımızla...
--spoiler--
uefa şampiyonu bile nerdeyse küme düşecek, gençlerin durumu gene iyi.
--spoiler--
Ankaranın Arka Sokaklarını Son derece Samimi bir şekilde anlatan ve tek bölümünü bile kaçırmadığım dizidir Çok önemli oyuncular ağırlanıyor dizide Konuk oyuncularda dahil izlenilesi bir dizidir.
hayaletin ;

--spoiler--
"başım döndü ya la"
--spoiler--

repliği yardırmıştır.
30. bölümü bana 1 saat 40 dakkada her duyguyu yaşatmıştır.
30. bölümle aşmış dizidir. türkiyede söz sahibi olanlara, gücü elinde bulunduranlara, insanlara baskı yapabilme gücüne sahip olanlara çomak sokulmuştur. harun karakteri cuk oturmuş oyuncusuna, bunu 30. bölümle bi kez daha ispatlamış oldular.

ayrıca;

--spoiler--
biz de mutsuz oluruz.
--spoiler--
--spoiler--
behzat:sen ne gördün bi' anlat bakalım la.
tanık:söylemiştim size dün akşam ne gördüğümü.
behzat:iyi la, bi' daha söyle.
tanık:albayı gördüm...odasında...üniformasını giymişti...sıkıntıyla yürüyordu.
behzat:sıkıntıyla yürü"yor"du.(harun'a dökerek)sen hiç sıkıntıyla yürü"yor" musun odanda?
harun:yok...ben yürümüyorum.zaten benim odam bi iki adım, yürüsemde bi anlam ifade etmiyo.
behzat:hmm...sen bize bi' göster bakalım, albay nasıl sıkıntıyla yürü"yor"du.
tanık:anlamadım?
behzat:göster diyorum lan göster işte.nasıl yürüyodu.sıkıntıyla yürü hadi bakalım.
tanık:siz dalga mı geçiyorsunuz benimle?! bütün gece beklettiniz şimdi de yürü mürü diyorsunuz. bana böyle davranamazsınız. ben vergisini veren, vatanını milletini seven, dürüst bi' vatandaşım.
behzat: dürüst vatandaş niye yalan ifade veriyo o zaman a....a koyduğumunun çocuğu!!!
tanık: bu sözleriniz için davacı olucam. beni artık burada tutacak bi' sebebiniz yok. o yüzden gitmek istiyorum.
behzat: haa...git...istediğimiz zaman gelirsin nasıl olsa.
tanık: beni tehdit mi ediyorsunuz?
behzat: hee tehdit ediyoz. s...r g..t lan!s...r g..t!
harun: bi de kalkmış bana milletvekili gibi konuşuyo. vergisini veren vatandaşmış.
--spoiler--
Son sahnesiyle ortalıgın amuğa koymustur resmen.4 Bir yana savrulmus hayatlar teması gercekten cok iyi işlendi.Harunun bira içtigi merdivenler,Akbabanın çaresizligi,Hayaletin yeniden aşık olma çabaları ve Behzat ın karmasık duyguları.Arsivlik bir bölümdü.
Ç. si çözülemeyen ankarada çekilen ve ilgi gören dizi.
--spoiler--
29.bölümde cevdet tahtaya şüphelileri yazarken KMA(kar maskeli adam) kısaltmasını kullanmıştı. 30. bölümde de SSKla ve HY kısaltmalarını gördük. emrah serbes bu kısaltmalarını behzat ç. kitaplarında da kullanıyordu. KASS(kendini ahmet sanan süleyman) gibi. dizide de görmek hoş oldu.
--spoiler--
ezberbozan , belkide hayatı diğer diziler gibi masal alemi olarak değil direk tüm çıplaklığıyla yüzümüze vurduğu için severek izlediğimiz bir yerli dizi.
dünkü bölümü, gerçekten inanılmazdı sözlükcan.

gerek işlediği konu, gerek heyecan, gerek aşk, o kovalamaca, harun'un durumu, behzat abimizle* savcının durumu falan.

--spoiler--
bu diziyi izlemeyeni ajdar öpsün
--spoiler--
severek izlediğimiz bir dizi. tüm entry'leri okuyamadım.

naçizane bir sorum var. dizide durmadan içilen biranın markası nedir? sadece ankara'da mı satılıyor? o biradan takılayım biraz diyorum. bilen varsa allah rızası için şu markayı yazsın.
-artık yeter behzat, bu ne tanığa küfür etmişsin.

+küfür? küfür yok.

-nasıl yok amına koyduğumun demişsin.

+öyle demedim.

-ne dedin?

+amına kodumun dedim.

-yaaa?

+evet daha yumuşak benim dediğim zararsız hali.
Gerçekten en iyi bölümlerden biriydi dün akşamki bölüm. Hayaletin o aşık olma sahnesinde ki "başım döndü ya la" cümlesi bana hem kahkaha attırmış, hem de içimi ısıtmıştır efendim. Ayrıca savcı esra ile behzat ç'nin öpüşme sahnesindeki behzat ç'nin bıyıkları ne hoştu öyle ? Sonunda bir türk dizisindeki sevişme sahnesinden tahrik olabildim ya, gözüm açık gitmez.
harun'un kokoş teyzenin ardından 'yaşlııı' diye bağırmasıyla gülmekten alta sıçırtan dizidir.
yahu o değil de, çekle birlikte şule'nin 2. el arabası da gitti, ben ona yanıyorum.
seda bir ara elflere benzedi , bir an yüzüklerin efendisi izliyormuş gibi oldum resmen, sanki ayrıkvadi'de takılıyolarmış gibi geldi, hazır nisan yağmurundan çıldırmış boz'a çalmadan önce yemyeşil olmuş doğa varken ayrıkvadi tadı da yaşardık be. neden olmasın. bizim vadimiz de ankara sonuçta.
30. bölüm sağlam iz bırakmıştır, asla unutulmaz...
31. bölüme kaç gün kaldı? diye düşündüren dizi. tatilin son günü, pazar gününü bekleyeceğim hiç aklıma gelmezdi.
--spoiler--
* hayalet'in selim'e "tek çocuk musun sen" diye sorduğu an süperdi. insan paylaşmayı bilmeli beyler, yoksa şekil a selim gibi olursunuz.
* eda lan, taş kalpli misin nesin? harun utanmasa kapının önünde yatacak, hala afra tafra yapıyosun çocuğa. selim'in seni boynuzladığını öğren de göreyim seni. harun sen de yüz verme lan! ama verirsin sen, zaafın var. neyse.
* hayalet'in kısa ama "iz bırakan" aşkı da güzeldi. her sevdiği de bi cezaevine girmese olmaz. senaristler, yapın hayalet'e bir güzellik artık!
* senaristlere bağırıp duruyorduk, akbaba hakkında biraz bilgi verin, bir şeyler öğrenelim diye. gelen esrarengiz telefon ve akbaba'nın cinayet haberlerinin arkasına sakladığı fotoğraf... fotoğraftaki hatunu ben mine tugay 'a benzettim, bakalım. inşallah kadroya katılan yeni oyunculardan olur o da.
* zafer algöz hep dizide kalsa ya la.
* "tabak güzel ama çekin a... k....". işte bu yüzden seviyoruz seni behzat, adamım.
* o kıl müdürü bir tek ben mi i. melih gökçek 'e benzettim?
* ve savcı esra'nın behzat'a olan sitemi, aşkını itiraf edişi... sonra o sevişme sahnesi... işte budur, uzun zamandır beklediğimiz olaydı. erdal b. , eşin * seni o sahneden sonra kıskanmadıysa bir daha da kıskanmaz.
--spoiler--

ve son olarak iz bırakanlar unutulmaz 'la yazımızı noktalayalım. behzat ç. izleyin, izlettirin.

http://fizy.com/#s/12f5m1

edit: spoiler eksikliği
bir ankara polisiyesi izlediğim 2 diziden biri. aksamda oracıkta götürdü ya la savcıyı!
dün akşamdan beri otuzuncu bölümün son kısmını dönüp dönüp izliyorum. tarih yazmıştır ama bir iki eleştirim olacak...

-behzat ç'nin ödül törenindeki konuşması-

1- verilen tabağa "behzat ç" yazacaklarına bir şekilde ç'den sonrasını kapatabilirlerdi. tıpkı masasının üzerinde adının yazdığı zımbırtıyı gençlerbirliği anahtarlığıyla kapattıkları gibi.
2- "bugün buraya gelmemin tek nedeni, o da içimden geçenleri söylemek" kötü bir tümce. tamam, behzat kâğıttan okumuyor falan ama bu kadarı battı.
3- behzat'ın "vicdanımı kirlettiniz" demesinin akabinde kamera izleyenleri gezerken şaşırmış gibi yapmak için alt dudağıyla çenesini kaplayan lâvuğa ayar oldum. onu düzeltmeyen yönetmene ayrı ayar oldum. bu ne lan!
4- "tabak iyi ama çekin amına koyayım ben" kulağa güzel geliyor ama önemli olan o tabağın temsil ettikleriydi. parayı harcarsın biter ama o tabağı bir yerlere koymak ve gördükçe "kendimi sattım" demek var. çeki yırttıktan sonra tabağı da yere atıp kırmasını beklerdim.
5- emniyet müdürü neyse o badem bıyık, herif kızmalıydı ama oyunculuğu yetmedi.
6- ödül töreninde cinayetçilerden neden yalnızca üçü vardı? eda, selim ve ziraât mühendisi eleman neredeydiler?
7- "sen kimsin dümbük" sözünü duyacağımı bile bile belirtmeden geçemeyeceğim: bu sahnede erdal beşikçioğlu'nun bazı vurgu ve eslerini beğenmedim.
8- csi tarzı geçişlere ayar oldum.

-behzat ç - savcı esra yüzleşmesi-

1- behzat'ın armağan ettiği ve kırılan biblo neden sehpadaydı ve nasıl sapasağlamdı?
2- behzat'ın neden ağladığını sorması üzerine esra'nın söze "behzat, sen akıllı bir adamsın ama konu kadınlara gelince biraz salaklaşıyorsun galiba" diye girmesi fazla kör göz ve parmak ilişkisi olmuş.
3- iki karakterin de kendi kendilerini gaza getirmek için şarabı fondiplemeleri battı. biri yapsa neyse de ikisi birden yapınca yönetmen talimatı oluyor işte.

canan ergüder'in bu kısımdaki tonlamaları, esleri, nidaları falan on numaraydı. onu da belirtmeden geçmeyeyim. özellikle şarabı fondipledikten sonraki soluğuna hasta oldum. o titreme, heyecanı o kadar net verdi ki... heyecanlanmadan, sesi titremeden ilân-ı aşk edilmez. ediliyorsa yalandır.
© copyright 2005 - 2026