bugün

behzat ç.

dün akşamdan beri otuzuncu bölümün son kısmını dönüp dönüp izliyorum. tarih yazmıştır ama bir iki eleştirim olacak...

-behzat ç'nin ödül törenindeki konuşması-

1- verilen tabağa "behzat ç" yazacaklarına bir şekilde ç'den sonrasını kapatabilirlerdi. tıpkı masasının üzerinde adının yazdığı zımbırtıyı gençlerbirliği anahtarlığıyla kapattıkları gibi.
2- "bugün buraya gelmemin tek nedeni, o da içimden geçenleri söylemek" kötü bir tümce. tamam, behzat kâğıttan okumuyor falan ama bu kadarı battı.
3- behzat'ın "vicdanımı kirlettiniz" demesinin akabinde kamera izleyenleri gezerken şaşırmış gibi yapmak için alt dudağıyla çenesini kaplayan lâvuğa ayar oldum. onu düzeltmeyen yönetmene ayrı ayar oldum. bu ne lan!
4- "tabak iyi ama çekin amına koyayım ben" kulağa güzel geliyor ama önemli olan o tabağın temsil ettikleriydi. parayı harcarsın biter ama o tabağı bir yerlere koymak ve gördükçe "kendimi sattım" demek var. çeki yırttıktan sonra tabağı da yere atıp kırmasını beklerdim.
5- emniyet müdürü neyse o badem bıyık, herif kızmalıydı ama oyunculuğu yetmedi.
6- ödül töreninde cinayetçilerden neden yalnızca üçü vardı? eda, selim ve ziraât mühendisi eleman neredeydiler?
7- "sen kimsin dümbük" sözünü duyacağımı bile bile belirtmeden geçemeyeceğim: bu sahnede erdal beşikçioğlu'nun bazı vurgu ve eslerini beğenmedim.
8- csi tarzı geçişlere ayar oldum.

-behzat ç - savcı esra yüzleşmesi-

1- behzat'ın armağan ettiği ve kırılan biblo neden sehpadaydı ve nasıl sapasağlamdı?
2- behzat'ın neden ağladığını sorması üzerine esra'nın söze "behzat, sen akıllı bir adamsın ama konu kadınlara gelince biraz salaklaşıyorsun galiba" diye girmesi fazla kör göz ve parmak ilişkisi olmuş.
3- iki karakterin de kendi kendilerini gaza getirmek için şarabı fondiplemeleri battı. biri yapsa neyse de ikisi birden yapınca yönetmen talimatı oluyor işte.

canan ergüder'in bu kısımdaki tonlamaları, esleri, nidaları falan on numaraydı. onu da belirtmeden geçmeyeyim. özellikle şarabı fondipledikten sonraki soluğuna hasta oldum. o titreme, heyecanı o kadar net verdi ki... heyecanlanmadan, sesi titremeden ilân-ı aşk edilmez. ediliyorsa yalandır.
© copyright 2005 - 2026