bugün

/400
başkent.
her sene istisnasız "ankara'ya öyle yakışırdı ki kar" yazmayanın başına bir şey geliyor galiba.
şu an yüksek bölümlerine yoğun kar yağan güzide ilimiz.
Şuan yağmuruyla bizi ıslatan bir an önce karın yağmasını istediğim güzel memleketim.
"şimdi ve sonra, ne zaman Ankara'ya kar yağsa elim, gönlüm, çocukluğum buz tutar."
Zamanında beytepe de okumuş biri olarak ankara yı iyi bilirim. Rüzgarı soğuk soğuk çarpar adamın suratına valla. Hele beytepe ninki aman aman.
uzaktan bakınca istanbul, izmir, bursa gibi diğer metropollere göre daha sıkıcı görünen ama içinde yaşadıkça daha bir sevilen güzel şehir.

ulus cebeci çankaya la bize her yer angara *
kar yağdığını duyunca şuanda özlem duyduğum, şuanda kocatepe kahve evinde kahvemi yudumlarken dışarıyı seyretme hayalini kurduğum çocukluğumun geçtiği şehir.
an itibariyle sulu karı görmüş şehir. akşama doğruda karı görür bizde rahatlarız.
istanbulda otururken asla gitmem yerleşmem dediğim yer . Büyük konuşmayacaksın.
soğuğu vurdumu tam vurur.
https://www.youtube.com/watch?v=bPsEh9zO7AE
sivasın soğuğu askerde görüldükten sonra havaalanında iç hatlar çıkışında asfaltı bile öpülen şehir.

ben bu soğuğa razıyım arkadaş. hem ne hoş o soğukta biz kızılaydan tunalıya falan yürürdük çok da güzel olurdu hafif çakırken.
başkentimiz olan şehir. türkiyemdeki tek sevmediğim şehir diyebilirim. ısınamıyorum abi elimde değil. insanları ayrı alem zaten. neyseki yolum oraya hiç düşmüyor.*
yine ellerimizin kulaklarımızın soğuktan çatlayacak gibi olduğu sonra da uyuşmaktan çeşitli küfürlere maruz kalmış şehir. bu nasıl bir kuru ayazdır böyle.
Bugun golbasinda bizleri sogugunun mogana yansimasiyla buyuleyen, egodan indikten sonra kulaklarimizin dusmesine neden olacak kadar soguk olan guzel sehir.
dondurmaya başlamış olan gri şehir.
"aşaaaları" soğuk, "yokarları"nda hayat olmayan şehir.
(bkz: 4 aralık 2013 ankara soğuğu)
kalın giyinmenize rağmen titreyerek yürüdüğünüz cebeci yokuşunda, kafanızda *binbir türlü dertle giderken eski elbiselerle seyyar satıcılık yapan insanları* görürsünüz.
1 dk bile bu havada yürünmez derken o adam akşama kadar oturacaktır orda.

ayazıyla insana şükrettiren kenttir ankara.
her gün yaptığım gibi bu günde evden çıktım ve yaklaşık 15 dakika durağa yürüdüm. sabahın yedi buçuğu. sanki ilk 1 dakikadan sonra birleri kulağımı kerpetenler ile aynı anda sıkıyor, suratıma iğne batırıyordu. ellerimi yemin ederim hissetmedim sanki biri çekiçle vursa cam gibi kırılacak o kadar kötü bir soğuk vardı. birde eskişehir yolunda otobüs bekleyince geçen arabaların rüzgarı zaten yeterince ızdıraplı olan rüzgara eklenince adeta kasap gibi kesti. bu arada hava sabah -7 idi. bir dükkanın tabelasında gördüm.
nefes alırken burnumu acıtan, burnum düştü herhalde diye düşündüren soğuk şehir. daha doğrusu buzzz gibi şehir.
Güzeldir, hoştur da bide şu soğugu olmasa tadından yenmez.
20 küsür senedir bu şehirde yaşamaktayım. ilk defa bu kadar ayaz gördüm sabah sabah.
gömlek, süveter, hırka, palto.. bunlara rağmen donuyorum. tamam senin ayazını seviyoruz ama bu ne yavrum ya. ayıptır vallahi ayıp.
Havada güneş varken çükünüzün bir anda donmasına yol açan şehir. Bu nasıl bi Ayaz diye insan düşünüyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026