bugün
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- nervio'ya evlenme teklif etmek30
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak15
- mutlu günleri beklemek15
- en lezzetli balık12
- yeni evli çift aktiviteleri12
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı10
- vajinaya dil atmak16
- gece uyanıkları3
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar20
- sözlük kızlarının çorapları11
- yerde para bulmak8
- nervio abla15
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum15
- motorsiklet5
- güney kore34
- sözlüğe hareket getirecek şey6
- kedimin yatağıma kusması6
- kimsenin sizi sevmemesi16
- ıspartalıları sevmemek8
- sözlük kızlarına hallenen erkek yazarlar8
- para kazanmak6
- rusyada neden kızlar şımarık değil sorunsalı9
- ümit kocasakal19
- from gold from dust36
- kış gelince kısa etek ince çorap modası8
- en son ne aldınız13
- ismail kartal19
- nervio'nun peşinden koşan yazarlar9
- muslettin amca ile edirne genelevine gidiyoruz6
- porsche4
- mersin10
- nervio tarzı entry girmek24
- bir sözlük erkeğine patik hediye etmek8
- sözlükte götü çok kaldırılmış kızlar8
- bir sözlük kızının çoraplarını hediye olarak almak8
- instagram da artan erotizm sebebi10
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları12
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması19
- ayak sevecek kadar abaza olmak10
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması4
- sinemada yiyişen sevgililer9
- ayağa boşmalmak10
- kuru amlı10
- 2026'nın yaşayan en seksi erkeği6
- seks hikayesi yazan trajedi yazarı6
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı9
- okumuş kültürlü insandan nefret eden tip6
- kitapçıda dakikalarca vakit geçiren dallama7
- iyi geceler arkadaşlar ben uyuyorum2
haluk leventin konserlerinde es gecmedigi bir parcasidir.
ankara ankara
ey iyi kalpli üvey ana! (cemal süreya)
ey iyi kalpli üvey ana! (cemal süreya)
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanı.
denizi olmayan,beton yığını,saat 11,00 oldu mu hayatın öldüğü,düzen abidesi sevgili başkentimiz.hakkaten şairin de dediği gibi ankaranın sadece istanbula dönüşü sevilir.yazın çok sıcak olduğu gibi kışın dondurucu bir soğuğu vardır.saat 5,30 oldu mu sokaklarda takım elbiseli amcaların,tayyörlü teyzelerin dolaştığı güzide bir şehrimizdir.kızılayda yaklaşık 50 metre arayla üst geçitleri olup,üst geçit olmalı burda diye ağladığınız yerlerde üst geçit olmayan biricik şehrimizdir. ama bütün bunlara rağmen de düzeni ile insana bir iç huzuru veren şehirdir.şöyle de bir gerçek vardır ki sevilmemesine rağmen her insan evladının en az bir kez görmek istediği bir yerdir.
anadolunun bozkır kasabasına milyar dolarlar dökülerek yapılmış suni şehir, hiçbir şekilde türkiyenin başkentliğini haketmemiş ve haketmeyen memuristan, ülkenin takozu, mesarif abidesi.
insana kendini yanlız hissettirmeyecek kadar kalabalık, boğmayacak kadar sakin ve huzurlu şehir... içtiğin çayın tadının bile farklı olması, yediğin simidin kokusuna karışan muhabbetler, kışın ortasında içilen kış nargilesi, gece yarısı çıkagelen boza, samimiyeti laubalilikle karıştırmayan şehir. bürokrasinin babası da olsa babacan şehir...insanının içindeki insanlık hala ölmemiş şehir...
Ankara'nın taşına bak
Gözlerimin yaşına bak
Uyan uyan Gazi Kemal
Şu feleğin işine bak!
Kılıcını vurdum taşa
Taş yarıldı baştan başa
Uyan da bak Gazi Kemal
Başımıza gelen işe.
Ankara'nın dardır yolu
Düşman aldı sağı, solu.
Sen gösterdin Paşam bize
Böyle günde doğru yolu
ankaralı turgut öncesi böyle güzel türküleri olan başkentimiz.
Gözlerimin yaşına bak
Uyan uyan Gazi Kemal
Şu feleğin işine bak!
Kılıcını vurdum taşa
Taş yarıldı baştan başa
Uyan da bak Gazi Kemal
Başımıza gelen işe.
Ankara'nın dardır yolu
Düşman aldı sağı, solu.
Sen gösterdin Paşam bize
Böyle günde doğru yolu
ankaralı turgut öncesi böyle güzel türküleri olan başkentimiz.
kökenini anchor (ing. çapa) manasına gelen aslında bağlayan anlamında türetilen (bkz: angora) sonunda eşsiz benzersiz bir şehre dönüşen, iklimleri sert olan-yazı yaz kışı kış- başkenttir.
(bkz: bursa ya gelince ankara yi ozlemek)
(bkz: bursa ya gelince ankara yi ozlemek)
kuralların şehri. otobüs için bile sıraya girilir, sırayı bozanı toplum kınar, dışlar... *
en güzel yanı kendisi için yazılan şarkı ve şiirlerdir.
(bkz: yılmaz erdoğan)
(bkz: vega)
(bkz: gider bu)
bir de bu var tabi;
(bkz: ankaranın en güzel yani istanbul a dönüşüdür)
(bkz: yılmaz erdoğan)
(bkz: vega)
(bkz: gider bu)
bir de bu var tabi;
(bkz: ankaranın en güzel yani istanbul a dönüşüdür)
hemen hemen 4 mevsiminide gördüğüm başkent olmasaydı boktan bir yer olcak olan şehir yazı yaz değildir kışıda cehennem gibidir zaten başkent olmasının sebebide konuşlanmasının stratejik değeridir, memur kentidir. Belki egeli olduğum için turistik çevrelere alışkınım ama, bi çamuru var ankaranın çıkmıyor pabuçtan tutkal gibi.
yılmaz erdoğan'ın muhteşem şiirlerinden... müziğini de deniz erdoğan yapmıştır.
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar..
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar...
Kimse keman çalmaz belki ama
Çok keman çalınsın balolarında
Diye yapılmış
Gri
Sisli
Binalar...
Alnının ortasında
Ciddi bir devlet asabiyeti.
Çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
Bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
Bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz Ama tanrım neyi?)
Kahve önü çatlak mozaik
Bel kemiğine tehdit
Kürsüler üstünde
Çok sigara içen
Öğrenciler
Bir daha asla yaşayamayacağı
Aşkları teğet geçerken
Hep onu sevmeyenleri severek
Hep onu sevenin gözlerinden
Kalabalıklara kaçarak
Karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
Yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
Bir izmirli güzele dayatmak varken
(Hep kardeş olacak değiliz ya, Yaşasın halkların sevgililîğî!)
Soyut bir sevdaya
Beşik kertilmiş olan
Dağda çoban,
Şehirde şark çıbanı sayılan,
Fırat'ın büyük elleri
Ararat'ın kız yelleri
Cilo'nun derin nefesleri
Hülasa kente hukuk mukuk okun
Mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
Anadolu çocukları,
Ankara' ya
Öyle yakışırdı ki kar
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar
Belki balkona Kar seyretmeye çıkar diye
Sevdiğimiz kızlar
Çok dibimiz donmuştur
Ve çoğu zaman
Bu kar mevzuu
Kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
Hiçbir şey
Kapalı bir dükkan kadar
Hüzünlü gelmez insana
Ankara'da,
Yoksa bugün bir hayat
Yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
O kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
O okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
Tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
Bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
O kadar aç oturrnadım sofraya
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar
Çok yabancı bir soluk duyulur bazı
Bilinmez bir dilin ıslığından
Anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
Öyle deme Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
Bu kadar insanın neden Ankara'yı sevdiğini anlamadan
Ankara'da yaşamak
Yollarına hep sevdiğimiz insanların
Adlarını vermediler ama
Biz her duvara
Bilvesile onların adını yazarak yaşadık
Kül ve betondan mürekkep
Yaşadıkça yaşanılası gelen
O tuhaf bozkır kokusunda.
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar.
Asfaltlar ışıldar...
Bir günden bir sürü gün yapan
Mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
Hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
Rakıyı bol sulu içen
Dokunmasın için deği!
Çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
Hep kağıtlara bakarak,
Hep kağıtlardan bakarak
Hem Neşet Ertaş' ı hem Bülent Ersoy' u
Aynı anda sevmeyi başararak,
Karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
Çok beğenmeyerek ama
Yine de bu tasarrufunu takdir ederek
Boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
Hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
Yürüyen...
Memurlar.......
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar..
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar...
Biz,
Şimdi kapalı birr kuruyemişçi
Dükkanının
-ki bütün plan kar altında
Tuzsuz ay çekirdeği çitieyip
Yanı sıra bafra içmektir-
Kötü ışıklandırılmış vitrininden
Umutsuzca içeri bakan,
Kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
Merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
Zırt pırt geri istemektedir-
Doğduğu yer yüzünden
Doğuştan kavgacı zannedilen ama
Pek çoğu kavgadan nefret eden
Kavgacı
Esmer
Cesur
Korkak
Çoğu kürt
Çoğu türk
Çocuklardık...
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar....
Ha sonra
Belki Ahmed Arif'in aklına
Hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara'' yı
O'nun kadar sevemeyecek
-bir şiir islenir:
Kar altındadır varoşlar
Hasretim,nazlıdır ankara.....
Ustam yine sen bilirsin ama
Hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar...
Asfaltlar ışıldar...
Yalanlar...
Şimdi ve sonra
Ne zaman Ankara'ya kar yağsa
Elim gönlüm,
Çocukluğum buz tutar.*
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar..
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar...
Kimse keman çalmaz belki ama
Çok keman çalınsın balolarında
Diye yapılmış
Gri
Sisli
Binalar...
Alnının ortasında
Ciddi bir devlet asabiyeti.
Çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
Bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
Bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz Ama tanrım neyi?)
Kahve önü çatlak mozaik
Bel kemiğine tehdit
Kürsüler üstünde
Çok sigara içen
Öğrenciler
Bir daha asla yaşayamayacağı
Aşkları teğet geçerken
Hep onu sevmeyenleri severek
Hep onu sevenin gözlerinden
Kalabalıklara kaçarak
Karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
Yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
Bir izmirli güzele dayatmak varken
(Hep kardeş olacak değiliz ya, Yaşasın halkların sevgililîğî!)
Soyut bir sevdaya
Beşik kertilmiş olan
Dağda çoban,
Şehirde şark çıbanı sayılan,
Fırat'ın büyük elleri
Ararat'ın kız yelleri
Cilo'nun derin nefesleri
Hülasa kente hukuk mukuk okun
Mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
Anadolu çocukları,
Ankara' ya
Öyle yakışırdı ki kar
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar
Belki balkona Kar seyretmeye çıkar diye
Sevdiğimiz kızlar
Çok dibimiz donmuştur
Ve çoğu zaman
Bu kar mevzuu
Kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
Hiçbir şey
Kapalı bir dükkan kadar
Hüzünlü gelmez insana
Ankara'da,
Yoksa bugün bir hayat
Yaşanmayacak mı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
O kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
O okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
Tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
Bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
O kadar aç oturrnadım sofraya
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar
Çok yabancı bir soluk duyulur bazı
Bilinmez bir dilin ıslığından
Anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
Öyle deme Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
Bu kadar insanın neden Ankara'yı sevdiğini anlamadan
Ankara'da yaşamak
Yollarına hep sevdiğimiz insanların
Adlarını vermediler ama
Biz her duvara
Bilvesile onların adını yazarak yaşadık
Kül ve betondan mürekkep
Yaşadıkça yaşanılası gelen
O tuhaf bozkır kokusunda.
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar.
Asfaltlar ışıldar...
Bir günden bir sürü gün yapan
Mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
Hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
Rakıyı bol sulu içen
Dokunmasın için deği!
Çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
Hep kağıtlara bakarak,
Hep kağıtlardan bakarak
Hem Neşet Ertaş' ı hem Bülent Ersoy' u
Aynı anda sevmeyi başararak,
Karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
Çok beğenmeyerek ama
Yine de bu tasarrufunu takdir ederek
Boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
Hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
Yürüyen...
Memurlar.......
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar..
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar...
Biz,
Şimdi kapalı birr kuruyemişçi
Dükkanının
-ki bütün plan kar altında
Tuzsuz ay çekirdeği çitieyip
Yanı sıra bafra içmektir-
Kötü ışıklandırılmış vitrininden
Umutsuzca içeri bakan,
Kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
Merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
Zırt pırt geri istemektedir-
Doğduğu yer yüzünden
Doğuştan kavgacı zannedilen ama
Pek çoğu kavgadan nefret eden
Kavgacı
Esmer
Cesur
Korkak
Çoğu kürt
Çoğu türk
Çocuklardık...
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar....
Ha sonra
Belki Ahmed Arif'in aklına
Hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara'' yı
O'nun kadar sevemeyecek
-bir şiir islenir:
Kar altındadır varoşlar
Hasretim,nazlıdır ankara.....
Ustam yine sen bilirsin ama
Hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar...
Asfaltlar ışıldar...
Yalanlar...
Şimdi ve sonra
Ne zaman Ankara'ya kar yağsa
Elim gönlüm,
Çocukluğum buz tutar.*
kışın kuru ve soğuk hava sebebiyle ellerde oluşan çatlakların insanda ciddi kan kaybına yol açtığı, yazın sabahları hırkayla başlanan günlerin sonunda "off bu hırkayı atıp kurtulmak istiyorum" dedirten havası kirli döneri güzel geceleri sakin ama eğlenceli yaşamanın kolay olduğu izlenimini bırakan memleket başkenti
herşeyi özledim ya dönerini bile ki hergün yemekten bıktığım halde özledim ankaralı olmayan biri bu duyguyu anlayamaz sanırım onlara göre ankara deniz bile olmayan kurak bi şehir ama benim için çok önemli bi yer
anıtkabir olmasa hiçbir anlamı kalmayacak olan, mecburi gidişlerde 2 gün kalınsa bile can sıkan şehir. binaları gibi insanlarının çoğu da gri gibi sanki. herkes aynı tip. çıplak ayakla şarkı söyleyip eğlenen bir insan yok mesela orda. ne bileyim bir şeyler eksik işte.
ne kadar monoton ve gri olsa da, ne kadar bir su birinkintisine bile hasret kalsanız da, insanda anlamsız bir bağımlılık yaratan, gelmesi kadar gitmesi de zor olan şehir.
seni görmeli her bahtı kara..
ankaralı olmayan çoğu kişinin orijinal bi yorum yaptığını düşünerek "ıyy ne banal şehir gri ,sıkıcı, gezilcek yer yok ,başkent olmasa bi boka yaramaz,denizi de yok" falan dediği ama alışınca sevilen, istanbula göre daha huzurlu, güzel bi şehir.
yani tamam denizi yok da ona da yapcak bşi yok kardeşim.
yani tamam denizi yok da ona da yapcak bşi yok kardeşim.
kendisinden daha doğudaki illere gidildiği ve geri dönüldüğünde melih gökçek'in elinden öpülesi bir şehir (bkz: melih gökçek)
arkadaşımda kaldıgım birbucuk hafta içerisinde heryeri adım gibi ögrendigim şehir.atakulesiyle bütün bir Ankara'yı ayagınızın dibinde görebiliyorsunuz. tunalı ve cankaya havalı, sosyetik semtlerinden olur. cayyolu semti şehir dışında binaları ve parklarıyla ayrıca temiz havasıyla yazlık yerleri andırır.(bir de havuzu olsa) kızılay gençligin gittiği yerdir. asıl karmaşa olarak görünen tek yer kanımca.kütüphanesinin ve Kocatepe camisinin büyüklüğü karşısında hayran kalabilirsiniz.Anıtkabir'in bulundugu ve siyaset, politikanın yaşandıgı şehir.Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki çok hızlı ve kargaşa dolu bir yaşantıya sahip olmasa da insanları oldukça temiz , saygılı , içten insanlardır.
üzerine yazılmış en güzel şiir aşağıda olan şehir.
Hey gidi Ankara hey!
Beni de benzettin ya kendine!
Astın suratımı, resmileştirdin beni
Hey gidi Ankara hey!
Beni de benzettin ya kendine
Yüzümde bürokrat gülümsemesi
Içimde politik çıkmazlar
Kaçıncı aşktı tattığım aksamlarında
Kızılayda yürüyemeden elele
Bir gecelik duygu esnemesinde
Yalnızlığımla kendimi evime attığım
Tadamadan mevsimlerini doya doya.
Kaybettim kendimi;
Herhangi bir sokağın, herhangi bir ayrımında
Geçerken ömrüm giriş katlarında
Üşüdüm, titredim;
Otuz yaşıma girerken bir yaz akşamında
Bekar evlerinin soluk aydınlığında
Kötü alışkanlıklar edindim
Hiçbir kıza yalan söylemedim Ankara
Ama bir ebruli aksamda
Ezan seslerine karıştı çığlıklarım
Oyalıyormuşum meğer kendimi geçici heveslerle
Kır çiçekleri açıverdi yüreğimde
Sen aşk de buna, ben çıkmaz sokak
Ankara!
Delik olan cebime koyacaktım tüm hüzünleri
Yine şiirler çalıp;
şairlerin soluk nefesli kitaplarından
şarkılar, şarkılar düzecektim ona
Ve Ankara;
Çelik renkli gecelerine dağıttığım aşklarımdan
Taç yapacaktım sarı saçlarına
Gözlerindeki yeşilden sürecektim antik yalnızlığıma
Ikimizin de paylaşacak bir şeyi olacaktı hayatta
Anlarsın ya!sen Ankara, ben ve o...
Üç kişilik bir dünya kuracaktık
Gözyaşlarının kahkahaya karıştığı şu dünyada;
Duygu sevinecekti
Telefon edip Zeynepe
"Evleniyormuş" diyecekti
Ve Çankayadan bir rüzgar esti
Kıskandın ya bizi!
Helal olsun sana
Su ölümlü dünyada
Kendin gibi bir dünya görmeden
Boğacaksın öyle mi kalabalık kaldırımlarında beni?
Hüzne doyacağım öyle mi?
Senin gibi gecekondularında
Benim gibi bozkır çocuğu
Meram akşamlarında;
Çiçeklerin nasıl olgunlaştığını bilirim ben
Çözmüşken tamda şifresini hayatin
Korkma Ankara, korkma!
Yazılmamış bir şiirin okundukça çoğalan ilk kelimesinde
Akıp giderken kaderimiz iki ayrı yöne
Mutlak buluşacak vuslat denizinde
Ankara korkma!
Okuduğu duaları anamın ikimizi de kurtaracak
Hiç ummadığın bir günde
şöyle güneş burcundayken sevinçlerin
Sen bana alışacaksın bende sana...
Ankara
Hey gidi Ankara hey!
Beni de benzettin ya kendine!
Astın suratımı, resmileştirdin beni
Hey gidi Ankara hey!
Beni de benzettin ya kendine
Yüzümde bürokrat gülümsemesi
Içimde politik çıkmazlar
Kaçıncı aşktı tattığım aksamlarında
Kızılayda yürüyemeden elele
Bir gecelik duygu esnemesinde
Yalnızlığımla kendimi evime attığım
Tadamadan mevsimlerini doya doya.
Kaybettim kendimi;
Herhangi bir sokağın, herhangi bir ayrımında
Geçerken ömrüm giriş katlarında
Üşüdüm, titredim;
Otuz yaşıma girerken bir yaz akşamında
Bekar evlerinin soluk aydınlığında
Kötü alışkanlıklar edindim
Hiçbir kıza yalan söylemedim Ankara
Ama bir ebruli aksamda
Ezan seslerine karıştı çığlıklarım
Oyalıyormuşum meğer kendimi geçici heveslerle
Kır çiçekleri açıverdi yüreğimde
Sen aşk de buna, ben çıkmaz sokak
Ankara!
Delik olan cebime koyacaktım tüm hüzünleri
Yine şiirler çalıp;
şairlerin soluk nefesli kitaplarından
şarkılar, şarkılar düzecektim ona
Ve Ankara;
Çelik renkli gecelerine dağıttığım aşklarımdan
Taç yapacaktım sarı saçlarına
Gözlerindeki yeşilden sürecektim antik yalnızlığıma
Ikimizin de paylaşacak bir şeyi olacaktı hayatta
Anlarsın ya!sen Ankara, ben ve o...
Üç kişilik bir dünya kuracaktık
Gözyaşlarının kahkahaya karıştığı şu dünyada;
Duygu sevinecekti
Telefon edip Zeynepe
"Evleniyormuş" diyecekti
Ve Çankayadan bir rüzgar esti
Kıskandın ya bizi!
Helal olsun sana
Su ölümlü dünyada
Kendin gibi bir dünya görmeden
Boğacaksın öyle mi kalabalık kaldırımlarında beni?
Hüzne doyacağım öyle mi?
Senin gibi gecekondularında
Benim gibi bozkır çocuğu
Meram akşamlarında;
Çiçeklerin nasıl olgunlaştığını bilirim ben
Çözmüşken tamda şifresini hayatin
Korkma Ankara, korkma!
Yazılmamış bir şiirin okundukça çoğalan ilk kelimesinde
Akıp giderken kaderimiz iki ayrı yöne
Mutlak buluşacak vuslat denizinde
Ankara korkma!
Okuduğu duaları anamın ikimizi de kurtaracak
Hiç ummadığın bir günde
şöyle güneş burcundayken sevinçlerin
Sen bana alışacaksın bende sana...
Ankara
ben senin benimle tunalı hilmi caddesine gelebilme ihtimalini sevdim
yılmaz erdogan
ankara yı sevmek kolay is deil insanı sevmek lazım önce
yılmaz erdogan
ankara yı sevmek kolay is deil insanı sevmek lazım önce
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar