bugün
- boşalırken anıran erkek6
- fon vurgunu39
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması8
- sergen yalçın9
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek7
- acı soslu süs domuzu7
- özelden gelen saçma mesajlar12
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur12
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- devlet putu2
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- fenerbahçe 5 slavia prag 13
- yemek yapmayı bilmeyen erkek3
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor5
- clemence baptista16
- kim bu erzincanlı9
- annenin felsefe profesörü değil ev hanımı olması2
- memeleri ile gündeme oturan yazar2
- devletin bisiklet ehliyeti zorunluluğu3
- nohut köftesi3
- haberler3
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması10
- mercimek makarnası5
- günü geçmiş buz gibi süt4
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz6
- palmiye4
- kylie jenner4
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- kolye140
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- anın görüntüsü17
- pavyon bu dünya4
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- hakkını helal etmeyen anne3
- toplantı bitmek üzereyken soru soran çalışan3
- tabiat4
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak6
- murat ağırel4
- s'i l v'e r m'i s t15
- platon un mağara alegorisi10
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- saraca'ya uzaylı soruları4
- hakkını helal etmeyen evlat2
- kemal kılıçdar3
bir çok tanımı olan ama bence aşk kısa sürelidir.dakikalar sürer.aşık olduğun kişiyi gördüğünde o kalbinin hızla atması ve senin davranış bozukluklarındır.sadece bu.ötesi yok.fazlada irdelenmemeli
geldiğinde hayatımı toz pembe yapan, gülüşüyle içimi ısıtan, bakışıyla bedenimi üşüten, ağladığımda beni teselli eden,bana sarıldığında kendimi güvende hissettiren o kişinin gittiğinde dünyamı karartmasıdır. ilk başlarda adını anarken mutlu iken sonraları adını anmamın bile canımı yakmasıdır aşk...
nerde ne zaman geleceği belli olmayan..
gerçeğini bulmak çok zor. bulunca da elinde tutmak. mutlaka bir şey oluyor be kardeşim.
tek kişilik duygu. aşık olanı ilgilendirir her daim, asla aşık olunanın karşılık vermesi önem taşımaz.
aşık olunan da aynı duyguları yaşamaya başlar ise, bir müddet sonra ilişki başlar ve her ilişki aşkın ölüm fetvasıdır aslında.
aşık olunan da aynı duyguları yaşamaya başlar ise, bir müddet sonra ilişki başlar ve her ilişki aşkın ölüm fetvasıdır aslında.
12 saatlik mesainin ardından, 6 saat sonra başlayacak mesaiye inat, o'nun gülümsemesini görebilmek için bilgisayar başında sabahlamaktır aşk.
birlikte olmaktan keyif almaktır. herşeyi paylaşabilmektir. bir olabilmektir. ne olursa olsun inanmaktır.
ihtiras...
Doğru kişiyle yaşandığında herşeyden zevk almaktır. Her zorluğu beraber aşabileceğini sanmaktır ama ne yazık ki her güzel bir şeyin sonu olduğu gibi bununda sonu vardır.
En sevdiğim aşk tanımı şöyledir: Ayrımlar ayrımları doğurur aşkın ise hiçbir tamlayana ihtiyacı yoktur başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındadır merkezinde ya tam dışındadır hasretinde.. Elif Şafak .Aynı zamanda sözlükte hakkında 222 sayfa entry girilmiş başlığın adıdır.
3günlük eğlence.
bugün o yüce değere ulaşmak için önümde kat edilmesi az bir mesafe kalmış durumda.
istemeden gelen yaşanıldığı taktirde anlaşılabilendir.
sadece o mutlu olsun diye anlatamazsınız bazen...
yoğun duygu fırtınasıdır. baş döndürür, insanı salağa çevirir. korunmaya çalışsanız da, açık bir yer illaki bulur.
nasıl bir acıdır bu?
nasıl bir iç çekiştir? bazen aklım almıyor daha 16 yaşında tattım o acıyı.
önce ikibüklüm oluyorsun, küçükken eski evimin balkonunda kumlarla oynamak için annemin aldığı tasa su doldurup karıncaları atar nasıl büküldüğünü seyreder gülüp geçerdim, bilmezdim ilerde benimde öyle olacağımı.
işte öyle oluyorsun,kabuğuna sığınan yavru karınca gibi...
sonra etrafa bakınıyorsun biliyorsun nereye baksan onu göreceksin.
hafızan siliniyor hiçbirşeyi tutamıyorsun aklında hipnoz edilmiş deli gibi boş boş bakıyorsun etrafa, bir sızı hissediyorsun ama yerini bulamıyorsun, aynı sırtımda biryerde kaşınan yeri yokladığım halde bulamamam gibi.
susuyorsun çıt çıkmıyor odanda ve yanlız kalıyorsun, içten içe özlem duygun artıyor ve onu istiyorsun, hiç yoktan bir gülüşünü bekliyorsun o ise sigaranın sonu gibi tükeniyor, çeksen bitecek bıraksan dumanlaşacak, çaresiz kalıyorsun çırpınıyorsun, o ise gülüyor ...
kızıyorum çaresiz olduğumu söyleyip bağırıyorum ne bu diyorum? ne bu?
yaklaşarak fısıldıyor kulağıma ve
aşk diyor
aşk
bir buse konduruyor yanağıma ve uzaklaşıyor.
şaşkınlıkla bakıyorum arkasından ve sadece "bu gidişindemi aşk" diye sorup duruyorum...
nasıl bir iç çekiştir? bazen aklım almıyor daha 16 yaşında tattım o acıyı.
önce ikibüklüm oluyorsun, küçükken eski evimin balkonunda kumlarla oynamak için annemin aldığı tasa su doldurup karıncaları atar nasıl büküldüğünü seyreder gülüp geçerdim, bilmezdim ilerde benimde öyle olacağımı.
işte öyle oluyorsun,kabuğuna sığınan yavru karınca gibi...
sonra etrafa bakınıyorsun biliyorsun nereye baksan onu göreceksin.
hafızan siliniyor hiçbirşeyi tutamıyorsun aklında hipnoz edilmiş deli gibi boş boş bakıyorsun etrafa, bir sızı hissediyorsun ama yerini bulamıyorsun, aynı sırtımda biryerde kaşınan yeri yokladığım halde bulamamam gibi.
susuyorsun çıt çıkmıyor odanda ve yanlız kalıyorsun, içten içe özlem duygun artıyor ve onu istiyorsun, hiç yoktan bir gülüşünü bekliyorsun o ise sigaranın sonu gibi tükeniyor, çeksen bitecek bıraksan dumanlaşacak, çaresiz kalıyorsun çırpınıyorsun, o ise gülüyor ...
kızıyorum çaresiz olduğumu söyleyip bağırıyorum ne bu diyorum? ne bu?
yaklaşarak fısıldıyor kulağıma ve
aşk diyor
aşk
bir buse konduruyor yanağıma ve uzaklaşıyor.
şaşkınlıkla bakıyorum arkasından ve sadece "bu gidişindemi aşk" diye sorup duruyorum...
''hani hem herkes duysun, hem kimseler duymasın istersin ya...''
kiminin yaşam, kiminin ölüm sebebidir aşk.....
çok sevmene rağmen mutluluklar dileyebilmektir bazen başkasıyla.
şimşeğin çaktığı anı 7 yıl sonra bile hatırlayıp, 4 yıl boyunca bitmesi için tanrı ya yalvarıp, 6 yıl sonra tekrar karşılaşıldığında konuşacak hiçbir şeyin kalmadığının, çekim gücünün sıfırlandığının farkına varılarak 2 eski tanıdık olarak mekandan uzaklaşmaktır.buna rağmen aşk sürer, aşık olunduğu zannedilen kişiye karşı değil, bu simanın üzerine yapıştırılan mükemmel karaktere karşı.durumun farkına varılmasıyla aşk ve inancı sona erer.
çoğu insanın bahanesidir. bazen de kaçışı. kimisi bilir ne istediğini, kimisi farkında bile olmaz. aşk filmlerini izleyip ağlayan sonrasında aşığına, aşık olduğuna acılar çektiren insanlar var bu dünyada. aşk derler geçerler. çok severler facebook olsun msn olsun iletilerine, resimlerine koyarlar aşk bu süper şey, çok değerli benim için, ah aşk ah. ama sonuç kocaman bir sıfır. rol yapmaya gelince herkesin dayanağı. iş gerçeğe dönüşünce herkesin kaçışı.
Aşk, Tanrının insanlara bu hayattaki en büyük armağanıdır.
Aşk; hayatı,insanları çılgınlar gibi sevmektir.
Ben aşkı Elif Şafak'ın aşkıyla anlatmaya çalışacağım.Kendini kendi yekparenliğini başkasının vücuduyla bir bütün haline gelmesi. ya da
Hiç biraz da olsa aldırış ettiniz mi?
Bazen bir kitap okursunuz asdece ve sadece hayal dünyasını anlattığından sizde sadece okumuş olmuş olursunuz. Bazı kitaplar da vardır ki öyle hayatlar öyle yaşamlar öyle aşklar anlatır ki hayatınızda derin yaralar açar, derin sevdalar oluşturur. Her ne kadar elif şafak'ın kendisini sevmesem de aşk adlı kitabıda bu türden bir kitap.Mevlana ile şems manevi boyuttaki(?) (gerçi maddiyata geçse ne yazar) aşklarının nasıl da iki farklı bedeni yek vucut haline getirdiğine şahit olursunuz. Toplumun kalıpyargılarının cahillerin kurucusu, savunucusu, kollayıcısı olduğu kalıpyargılarının nasıl toplumu yönlendirdiğini ortaya serer bu kitap. ya Şems gibi asi ya Mevlana gibi uysal ya da cahil kitlenin kendisi oluruz. Cahil kitleyi bir kenara bırakırsak şems olmak zor olduğundan Mevlana olup Şems gibi dostluklar edinmeliyiz diğer seçenek olarak.Kitapta ki Ella nın da hayatı böyle. Varlık içinde , hiç bir zorluk çekmeden monoton bir hayat sürmekte. Yani tam Mevlana nın kendisini simgelemekte. fakat karşısına Aziz yani Şems çıkınca hayata aslında yeni
başladığını kendisi de fark eder.
Peki Şems olamıyoruz.Bu Mevalana olacağımız anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır. Mevlana gibi durgun bir deniz ya da Şems gibi çağıl çağıl çağlayan bir ırmak değil isek olabileceğimzi diğer şey ise o cahil kitlenin ta kendisidir. Kendi yanlışlarını görmeyen, kendi hatalarını görmeyen, sürekli başkalarını sırf kendi düşüncesine uymuyor diye yargılayan o kesimin ta kendisi oluruz. Şems in güzide bir kuralıyla yağmuru mu kesiyorum:
¨
otuzikinci kural: Aranızda ki bütün perdeleri tek tek kaldırın ki tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.Bilhassa putlardan uzak dur, dost.Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. inancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama.¨
Umarım bununla tanrı denince sadece tanrı kavramı, doğru denince sadece dini kurallar,put denince sadece şirk akla gelmiyordur. Gelmemeli ki cahil kesimden bir farkımız olsun. gelmemeli ki Şems in büyüklüğünü kavrayabilelim.
Hiç biraz da olsa aldırış ettiniz mi?
Bazen bir kitap okursunuz asdece ve sadece hayal dünyasını anlattığından sizde sadece okumuş olmuş olursunuz. Bazı kitaplar da vardır ki öyle hayatlar öyle yaşamlar öyle aşklar anlatır ki hayatınızda derin yaralar açar, derin sevdalar oluşturur. Her ne kadar elif şafak'ın kendisini sevmesem de aşk adlı kitabıda bu türden bir kitap.Mevlana ile şems manevi boyuttaki(?) (gerçi maddiyata geçse ne yazar) aşklarının nasıl da iki farklı bedeni yek vucut haline getirdiğine şahit olursunuz. Toplumun kalıpyargılarının cahillerin kurucusu, savunucusu, kollayıcısı olduğu kalıpyargılarının nasıl toplumu yönlendirdiğini ortaya serer bu kitap. ya Şems gibi asi ya Mevlana gibi uysal ya da cahil kitlenin kendisi oluruz. Cahil kitleyi bir kenara bırakırsak şems olmak zor olduğundan Mevlana olup Şems gibi dostluklar edinmeliyiz diğer seçenek olarak.Kitapta ki Ella nın da hayatı böyle. Varlık içinde , hiç bir zorluk çekmeden monoton bir hayat sürmekte. Yani tam Mevlana nın kendisini simgelemekte. fakat karşısına Aziz yani Şems çıkınca hayata aslında yeni
başladığını kendisi de fark eder.
Peki Şems olamıyoruz.Bu Mevalana olacağımız anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır. Mevlana gibi durgun bir deniz ya da Şems gibi çağıl çağıl çağlayan bir ırmak değil isek olabileceğimzi diğer şey ise o cahil kitlenin ta kendisidir. Kendi yanlışlarını görmeyen, kendi hatalarını görmeyen, sürekli başkalarını sırf kendi düşüncesine uymuyor diye yargılayan o kesimin ta kendisi oluruz. Şems in güzide bir kuralıyla yağmuru mu kesiyorum:
¨
otuzikinci kural: Aranızda ki bütün perdeleri tek tek kaldırın ki tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.Bilhassa putlardan uzak dur, dost.Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. inancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama.¨
Umarım bununla tanrı denince sadece tanrı kavramı, doğru denince sadece dini kurallar,put denince sadece şirk akla gelmiyordur. Gelmemeli ki cahil kesimden bir farkımız olsun. gelmemeli ki Şems in büyüklüğünü kavrayabilelim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar