bugün
- gocu nerede8
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- sözelci3
- allah varsa beni milli yapsın6
- karaburun4
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- uludağ sözlük ü ayağa kaldıracak fikir3
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı12
- fena gizli aşk yaşıyoruz kadınla2
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak4
- sözlüğün kanayan yarası2
- dernekler kanununa muhalefet2
- allah neden cinselliği yarattı3
- nick içeren başlıklar direk engellensin2
- tadıldığına pişman eden şeyler7
- nickli başlık sözlüğe ihanettir2
- bir kadının en güzel bölgesi13
- gocu'nun heykeli4
- nickli başlık açanlar kucağa alınacak3
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi6
- dünyanın en güzel tatlısı12
- true'nun iyice zıvanadan çıkması7
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak4
- narlıdere2
- iran'ın abd üslerine misilleme saldırıları2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları34
- true namussuzdur2
- uludağ sözlük cs 1 6 zirvesi2
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları10
- barış yarkadaş2
- 6 eylül fenerbahçe beşiktaş maçı4
- true'nun maaşı2
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak5
- true nickli namussuz kadın düşkünü2
- çeşme de beach çalışanlarının vatandaşa saldırması3
- balık ekmek2
- insanlığın kötülüklerini allah yok'a bağlamak2
- ölüm fikrinin insanları çıldırtmıyor oluşu3
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- maruf güneş4
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi4
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- türklerin ileri olduğu konular21
- netanyahu'dan arjantin'e destek2
- regl dönemi dengesizlikleri4
- türklerin başarıları2
- surströmming2
- berra ahsen uslu2
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı3
- vantilatörü kendine çevirmek10
entry'ler (237)
evlilik evresidir.
onlar bulmadılar ama vaktiyle filistin askısını kendileri bulmuş gibi sahiplenip kullandılar.
bence asıl düşünülmesi gereken, dizlerinin üzerinde başbakandan özür dilemesi değil, o anki bakışları. hayatımda gördüğüm, en içten, en sevgi dolu bakışlar. adam gerçekten seviyor dostum.
öffff çok sıkıcı gelmiyor mu bu muhabbetler. "çok acı çekiyorum ama hep gülümsüyorum" "gülümsemem bir maske, acılarımı saklıyorum ardında" kafası. niye acı çekiyorsun diye sorulsa bir cevabı yok. işte buna varoluş acıları deniliyor. neden var olduğunu kavramaktan yoksun bünyelerin çekeceği bir acı.
peki ama 25 yaşına gelip, neden bir hiç olarak görür insan kendisini? çünkü yaşam amacı yoktur. çok acınası bir durum.
peki ama 25 yaşına gelip, neden bir hiç olarak görür insan kendisini? çünkü yaşam amacı yoktur. çok acınası bir durum.
evlenince geçeceğini zannedenler için gelsin; yok öyle bir dünya. nikahta keramet var eyvallah ama beklentinin de bokunu çıkartmamak gerekir.
altına yazılan her kelamın nefret suçu içerdiği söylem. Nefretiniz kadar suçlusunuz. Ve siz çok suçlusunuz.
erkek. sadece erkek. tam da yasal sistemin istediği, yoğurduğu, eğip büktüğü bir erkek yüksel aytuğ. evet bugünkü yazısıyla ilgili söylüyorum elbette bunların hepsini.
tam bir erkek gibi davranıp, olimpiyatlarda gördüğü kadın bedenleri üzerinden kendi iştahını temsil edenler ve etmeyenler olarak bir algı ile izlemiş. memelerin küçüklüğü, kalçaların darlığı, omuzların genişliği rahatsız etmiş yükselciğimizin estetik kadın algısını.
kafasında evirmiş çevirmiş, sonra bir de kadın örgütlerine bağlamış mevzuyu. ve demiş ki, bunun için de harekete geçsinler. sanırım herkesi kendi cehalet düzeyinde zannetmek gibi bir rahatsızlığı mevcut. hatta cehaletinin ve erkekliğinin sınırlarını kanıtlamak istercesine sporun şiddetinden bahsetmiş. kadınların memelerinin küçük olmasını da buna bağlamış. enteresan. bu noktaya nasıl gelir bir insan bilemiyoruz. çünkü erkek değiliz. bu kafaya ancak erkek olanlar mı erebiliyor? hayır. sadece erkek olanlar değil. cinsiyetiniz çok büyük bir rol oynamıyor aslında.
sistemin yarattığı erk'in buyruklarına boyun eğmiş olmak yeterli. yani sisteme yamanma çabası da diyebiliriz.
ayrıca yüksel aytuğ özelinden genele giderek bir şey daha eklemek lazım; bu zihniyet kadın cinsini "meme"den ibaret görüyor. memen,n büyüklüğü oranında kadın oluyorsun onların gözünde. yanii aslında yaptıkları tüm bu yorumlar kendi nefsleri ve iştahları dolayısıyla da açlıkları ile ilgili.
tam bir erkek gibi davranıp, olimpiyatlarda gördüğü kadın bedenleri üzerinden kendi iştahını temsil edenler ve etmeyenler olarak bir algı ile izlemiş. memelerin küçüklüğü, kalçaların darlığı, omuzların genişliği rahatsız etmiş yükselciğimizin estetik kadın algısını.
kafasında evirmiş çevirmiş, sonra bir de kadın örgütlerine bağlamış mevzuyu. ve demiş ki, bunun için de harekete geçsinler. sanırım herkesi kendi cehalet düzeyinde zannetmek gibi bir rahatsızlığı mevcut. hatta cehaletinin ve erkekliğinin sınırlarını kanıtlamak istercesine sporun şiddetinden bahsetmiş. kadınların memelerinin küçük olmasını da buna bağlamış. enteresan. bu noktaya nasıl gelir bir insan bilemiyoruz. çünkü erkek değiliz. bu kafaya ancak erkek olanlar mı erebiliyor? hayır. sadece erkek olanlar değil. cinsiyetiniz çok büyük bir rol oynamıyor aslında.
sistemin yarattığı erk'in buyruklarına boyun eğmiş olmak yeterli. yani sisteme yamanma çabası da diyebiliriz.
ayrıca yüksel aytuğ özelinden genele giderek bir şey daha eklemek lazım; bu zihniyet kadın cinsini "meme"den ibaret görüyor. memen,n büyüklüğü oranında kadın oluyorsun onların gözünde. yanii aslında yaptıkları tüm bu yorumlar kendi nefsleri ve iştahları dolayısıyla da açlıkları ile ilgili.
kendisi gerizekalı paratoneridir.
özellikle cinsiyetç küfürlerdir bunlar ve bize şunu kanıtlarlar; erkekler tek bir işi kadınları karıştırmadın, onları kullanmadan, aşağılamadan, metalaştırmeden yapamamaktadırlar.
çoğ enteresan vesselam.
fakirler hep çok fakirlerdir. çünkü onlar fakirleştikçe zenginler daha da zenginleşir. kitlelerin yoksulluğu, zümrelerin cebini doldurur.
fakirler hep çok fakirlerdir. çünkü onlar fakirleştikçe zenginler daha da zenginleşir. kitlelerin yoksulluğu, zümrelerin cebini doldurur.
hepimizde ama hepimizde bir parça dahi olsa olan kişilik bozukluğudur.
kapitalizm sadece ceplerimize saldırmaz, evet. aynı zamanda kimliklerimize, kişiliklerimize, cinselliğimize, cnsiyetimize, inancımıza, düşlerimize ve açıkcası bizi biz yapan her şeye, inanılmaz bir saldırı gerçekleştirir. hiç ara vermeden hem de, her sabah günün ilk eşıkları ile başlar saldırılarına.
o kadar yoğun, o kadar sinsice saldırır ki, ryalarımızı bile ele geçirir. bu durum, yani bizi biz yapan bizi insan yapan her anımızın kapitalizm tarafından bunca kontrol altında olma hali, farkında olmasak dahi, kişiliklerimizde yıpranma, değişme ve bozılma gösterir.
zevklerimiz, algımız tamamen kapitalizm tarafından belirlenir, bizi olmadığımız bir biz haline, hiç çaktırmadan getirir.
kapitalizm sadece ceplerimize saldırmaz, evet. aynı zamanda kimliklerimize, kişiliklerimize, cinselliğimize, cnsiyetimize, inancımıza, düşlerimize ve açıkcası bizi biz yapan her şeye, inanılmaz bir saldırı gerçekleştirir. hiç ara vermeden hem de, her sabah günün ilk eşıkları ile başlar saldırılarına.
o kadar yoğun, o kadar sinsice saldırır ki, ryalarımızı bile ele geçirir. bu durum, yani bizi biz yapan bizi insan yapan her anımızın kapitalizm tarafından bunca kontrol altında olma hali, farkında olmasak dahi, kişiliklerimizde yıpranma, değişme ve bozılma gösterir.
zevklerimiz, algımız tamamen kapitalizm tarafından belirlenir, bizi olmadığımız bir biz haline, hiç çaktırmadan getirir.
hayatın her alanında karşımıza çıkan söylemlerdir.
çocukken ailemizin içinde duymaya başlarız ilk, anne - baba kavgalarında, ebeveynlerimizin televizyonda, gazetede gördüğü bir haber ya da konu karşısında kendi doğru tanımlarına uymayan her şeye karşı geliştirdiklerine tanıklık ederiz.
sokakta duyarız sonra, mahalle maçlarında, oyunlarda, sevimeyen mahalle çocuklarına karşı edilen küfürlerde duyarız.
biraz büyüyüp okula başladığımızda, alasını okulda duyarız. hocalarımızdan, sınıf arkadaşlarımızdan. yaşadığımız ülkenin remi ideoloji aygıtlarından en önemlisi olan okullar, bu resmi ideolojinin dışına düşen hiç bir şey'e karşı hoş görülü değillerdir. ve bu söylemi geliştirir, işin daha vahimi bizlerinde geliştirmesi gerektiğini öğretir, geliştirmemenin öteki olduğunu empoze ederler.
okul bitip üniversiteye gittiğimizde, üniversitelerimizde duyarız nefret söylemini. düşünmemiz gereken, inanmamız gereken bir algılama hali vardır, düşünceler bütünü vardır. bunların dışında düşünenler ve inananlar lanetlenir her daim, kavgalar çıkar, yer yer kan dökülür. bazen nefret söylemini biz geliştirirz bu durumlarda ve bazen de nefret söylemine biz maruz kalırız.
üniversiteden mezun olup işe başladığımızda, iş yerimizde, dahil olduğumuz sosyal ortamlarda her daim haşır neşirizdir nefret söylemiyle. ama çocukluktan beri duymaya alışmış olmanın bir vurdum duymazlığı da hakimdir bizlere. yadırgamaz, yanlış bulmaz, düzeltmek için müdahale etmeyiz.
eş cinsellere karşı, bzden olmayan halklara karşı ama özellikle de kadınlara karşı geliştirilir bu söylem. ve hatta taraftarlar arasında dahi en sık kullanılan argmanlar bu nefret söylemine çıkar.
peki kadın denilen varlığa karşı nasıl geliştirirz bu söylemi? şöyle ki, ortada birileri tarafından tanımlanmış (kim olduğunu bilmiyoruz, ama araştırmalarımız sürüyor) bir kadın profili vardır. eve erken saate giren, içkiyi dozunda içen, sokakta sigara içmeyen, sakız çiğnemeyen, erkekler ile münasebetine her daim dikkat eden, evlenmek için hazırlanan, evlendiğinde harika bir gelinlik giyen ve evlendiği adamı asla aldatmayan, onun çocuğunu doğurup iyi annelik eden, çalışıyor ise parasını kocasına veren, ama genelde evde çocuk bakması gereken bir kadındır bu. bu kadın tanımına çıkan her kadın bizim için: orospu'dur. orospu kelimesi, para kazanmak için erkekler ile yatan kadın demektir. yani karnını doyurmak için bedenini satan kadın. bu kötü, pis ve ahlaksız kadındır. eğer bir kadın yukarıdaki kadın imgesine uymuyor ise, toplum tarafından kabullenilmiş bu orospuluk statüsüne ulaşır. ya da düşer.
peki nefret söyleminden nasıl arınacağız? bu sandığımız kadar kolay olmasa gerek. en hümanist, en empati kurma yeteneğine sahip insanlar dahi, bu öğretilmişliğin dışına çıkamıyorlar ne yazık ki. bir şekilde hayatımızın br yerlerinde bu söylemlerden nasipleniyoruz. bir arkadaşımız ile şakalaşırken dahi kullandığımız dil, arkadaşımızı aşağılamıyor aksine, ona htap ederken kullandığımız tanımın kitlesini tümüyle aşağılıyor genelde.
ama imkansız değildir elbette, öncelikle kafamızda resmi ideoloji tarafından tanımlanmış bir takım kelimelerin, bir takım toplumsal algıların ve grupların bizim için tanımlarını doğru düzgün yapmalıyız sanırım.
çocukken ailemizin içinde duymaya başlarız ilk, anne - baba kavgalarında, ebeveynlerimizin televizyonda, gazetede gördüğü bir haber ya da konu karşısında kendi doğru tanımlarına uymayan her şeye karşı geliştirdiklerine tanıklık ederiz.
sokakta duyarız sonra, mahalle maçlarında, oyunlarda, sevimeyen mahalle çocuklarına karşı edilen küfürlerde duyarız.
biraz büyüyüp okula başladığımızda, alasını okulda duyarız. hocalarımızdan, sınıf arkadaşlarımızdan. yaşadığımız ülkenin remi ideoloji aygıtlarından en önemlisi olan okullar, bu resmi ideolojinin dışına düşen hiç bir şey'e karşı hoş görülü değillerdir. ve bu söylemi geliştirir, işin daha vahimi bizlerinde geliştirmesi gerektiğini öğretir, geliştirmemenin öteki olduğunu empoze ederler.
okul bitip üniversiteye gittiğimizde, üniversitelerimizde duyarız nefret söylemini. düşünmemiz gereken, inanmamız gereken bir algılama hali vardır, düşünceler bütünü vardır. bunların dışında düşünenler ve inananlar lanetlenir her daim, kavgalar çıkar, yer yer kan dökülür. bazen nefret söylemini biz geliştirirz bu durumlarda ve bazen de nefret söylemine biz maruz kalırız.
üniversiteden mezun olup işe başladığımızda, iş yerimizde, dahil olduğumuz sosyal ortamlarda her daim haşır neşirizdir nefret söylemiyle. ama çocukluktan beri duymaya alışmış olmanın bir vurdum duymazlığı da hakimdir bizlere. yadırgamaz, yanlış bulmaz, düzeltmek için müdahale etmeyiz.
eş cinsellere karşı, bzden olmayan halklara karşı ama özellikle de kadınlara karşı geliştirilir bu söylem. ve hatta taraftarlar arasında dahi en sık kullanılan argmanlar bu nefret söylemine çıkar.
peki kadın denilen varlığa karşı nasıl geliştirirz bu söylemi? şöyle ki, ortada birileri tarafından tanımlanmış (kim olduğunu bilmiyoruz, ama araştırmalarımız sürüyor) bir kadın profili vardır. eve erken saate giren, içkiyi dozunda içen, sokakta sigara içmeyen, sakız çiğnemeyen, erkekler ile münasebetine her daim dikkat eden, evlenmek için hazırlanan, evlendiğinde harika bir gelinlik giyen ve evlendiği adamı asla aldatmayan, onun çocuğunu doğurup iyi annelik eden, çalışıyor ise parasını kocasına veren, ama genelde evde çocuk bakması gereken bir kadındır bu. bu kadın tanımına çıkan her kadın bizim için: orospu'dur. orospu kelimesi, para kazanmak için erkekler ile yatan kadın demektir. yani karnını doyurmak için bedenini satan kadın. bu kötü, pis ve ahlaksız kadındır. eğer bir kadın yukarıdaki kadın imgesine uymuyor ise, toplum tarafından kabullenilmiş bu orospuluk statüsüne ulaşır. ya da düşer.
peki nefret söyleminden nasıl arınacağız? bu sandığımız kadar kolay olmasa gerek. en hümanist, en empati kurma yeteneğine sahip insanlar dahi, bu öğretilmişliğin dışına çıkamıyorlar ne yazık ki. bir şekilde hayatımızın br yerlerinde bu söylemlerden nasipleniyoruz. bir arkadaşımız ile şakalaşırken dahi kullandığımız dil, arkadaşımızı aşağılamıyor aksine, ona htap ederken kullandığımız tanımın kitlesini tümüyle aşağılıyor genelde.
ama imkansız değildir elbette, öncelikle kafamızda resmi ideoloji tarafından tanımlanmış bir takım kelimelerin, bir takım toplumsal algıların ve grupların bizim için tanımlarını doğru düzgün yapmalıyız sanırım.
genel kanı sadece kadınların başına geldiği yönündedir. ama her genelleme gibi bu genelleme de yanlıştır.
her 6 erkekten 1'i cinsel tacize maruz kalmaktadır. ve tacizcilerinin %99'u erkektir. (tecavüz)
cinsel taciz'de bulunanlar ile ilgili olarak bir aklama çabası; "cinsel olarak uyarılmış kendine hakim olamamış günahkar" tanımıdır. ancak bu tacizci'nin aklanmasından başka hiç bir işe yaramaz. oysaki tecavüz; karşımızdaki kişiye nefretimizi kusma şeklidir.
tecavüzclerin, akıl hastası, aylak, işsiz güçsüz olduğunu söylemek yine onları aklamanın bir yoludur maalesef ki.
oysaki tecavüz erkek egemen sistem içinde üstü kapalı olarak var edilen, gayet ideolojik bir olaydır. erkek egemen toplum tecavüzü, cinsel tacizi tamamen yasaklamaz. o'nun yerine tecavüze ve tacize uğrayana bir takım yasaklar ve emirler getirir. misal, kadınların ayak bileğine kadar örtünmesi...
cinsel tacizlerin %33'ü mağdurun evinde gerçekleşir. yani güvendiğimiz, sevdiğimiz ve belki de aşık olduğumuz insanlar tarafından tecavüze, tacize uğrarız. tacevüzclerimiz ve tacizcilerimizin bir çoğu toplum içinde saygın insanlardır. (meslek sahibi: doktor, memur vs..)
ve ayrıca: [email protected]
her 6 erkekten 1'i cinsel tacize maruz kalmaktadır. ve tacizcilerinin %99'u erkektir. (tecavüz)
cinsel taciz'de bulunanlar ile ilgili olarak bir aklama çabası; "cinsel olarak uyarılmış kendine hakim olamamış günahkar" tanımıdır. ancak bu tacizci'nin aklanmasından başka hiç bir işe yaramaz. oysaki tecavüz; karşımızdaki kişiye nefretimizi kusma şeklidir.
tecavüzclerin, akıl hastası, aylak, işsiz güçsüz olduğunu söylemek yine onları aklamanın bir yoludur maalesef ki.
oysaki tecavüz erkek egemen sistem içinde üstü kapalı olarak var edilen, gayet ideolojik bir olaydır. erkek egemen toplum tecavüzü, cinsel tacizi tamamen yasaklamaz. o'nun yerine tecavüze ve tacize uğrayana bir takım yasaklar ve emirler getirir. misal, kadınların ayak bileğine kadar örtünmesi...
cinsel tacizlerin %33'ü mağdurun evinde gerçekleşir. yani güvendiğimiz, sevdiğimiz ve belki de aşık olduğumuz insanlar tarafından tecavüze, tacize uğrarız. tacevüzclerimiz ve tacizcilerimizin bir çoğu toplum içinde saygın insanlardır. (meslek sahibi: doktor, memur vs..)
ve ayrıca: [email protected]
bu kızın yaşadıklarını anlatmaya gerek yoktur. bir çok sebebi olabilir. ama ben böyle bir kız tanıdım. çok aşık olmuş bir kızdı bu. ama nasıl çok. böyle kıvrılarak uzanırdı koltuğa, sonra o çok aşık olduğu çocuk (ikisi de çocuktu lan) hep severdi saçlarını. en çok saçlarını severdi. korkma, her şey iyi olacak derdi.
sonra bir gün, her şeyin iyi olmayacağı ortaya çıktı. çocuk ölüm orucuna yatırdı bedenini. her şey sevdiğine verdiği sözü tutmak içindi. daha güzel bir ülke için, gencecik bedenini ölüme yatırdı çocuk.
çocuğun bedeni eridikçe, kızın bedeni de eridi. çocuğun bedeni küçüldükçe, kızın bedeni de küçüldü. minnacık kaldılar, şu kocaman dünyada. sonra bir gün, üstüne bastı dünya, küçük kalmış bedeninin çocuğun.
son nefesini verirken çocuk, kız sabahın beşinde, bağırarak uyandı. sarsılarak ağladı. kabus görmüştü hayatında ilk defa. ve o günden sonra bir daha hiç rüya görmedi. sadece kabuslar.. sadece...
günlerce kimseden haber çıkmadı. kız anlıyordu. anlamamak için uğraştıkça, kaçtıkça gerçekten, gerçek peşine düşüyordu kızın.
kız 18indeydi sanırım. saçları beline gelirdi. her bir telinde, sevdiceğinin izini taşırdı.
kapısı çaldı kızın. üç yoldaş geldi kapısına. kız konuşturmadı onları. biliyordu. bildiğini, sevdiklerinden duymak istemedi. üç yoldaş, gitti.
duvarlar büyüdü, pencereler küçüldü o gün. o gün, güneş battı dünyada. cezalandırdı dünyayı. bir daha doğmadı da zaten.
bir kaç gün yatağından çıkamadı kız. sonra bir sabah hiç bir şey olmamış gibi, çıktı yataktan. evlerinin hemen karşısındaki kuaföre gitti.
- merhaba, saçlarımı kestireceğim.
- uçlarını mı?
- hayır hepsini. kökünden.
.
kuaförler kesmeye kıyamayacaklarını söylediler. kızın yüzü öfkeden kızarmaya başladı.
eve döndü. makası aldı. dibinden kesti saçlarını. itina ile sardı kağıda. sonra bir poşete koydu.
ve ne gariptir ki, o günden sonra bir daha kimse ama hiç kimse, korkma her şey iyi olacak güzel kız, demedi ona. ısrarla sormasına rağmen, demeye cesaret edemedi kimse.
sonra bir gün, her şeyin iyi olmayacağı ortaya çıktı. çocuk ölüm orucuna yatırdı bedenini. her şey sevdiğine verdiği sözü tutmak içindi. daha güzel bir ülke için, gencecik bedenini ölüme yatırdı çocuk.
çocuğun bedeni eridikçe, kızın bedeni de eridi. çocuğun bedeni küçüldükçe, kızın bedeni de küçüldü. minnacık kaldılar, şu kocaman dünyada. sonra bir gün, üstüne bastı dünya, küçük kalmış bedeninin çocuğun.
son nefesini verirken çocuk, kız sabahın beşinde, bağırarak uyandı. sarsılarak ağladı. kabus görmüştü hayatında ilk defa. ve o günden sonra bir daha hiç rüya görmedi. sadece kabuslar.. sadece...
günlerce kimseden haber çıkmadı. kız anlıyordu. anlamamak için uğraştıkça, kaçtıkça gerçekten, gerçek peşine düşüyordu kızın.
kız 18indeydi sanırım. saçları beline gelirdi. her bir telinde, sevdiceğinin izini taşırdı.
kapısı çaldı kızın. üç yoldaş geldi kapısına. kız konuşturmadı onları. biliyordu. bildiğini, sevdiklerinden duymak istemedi. üç yoldaş, gitti.
duvarlar büyüdü, pencereler küçüldü o gün. o gün, güneş battı dünyada. cezalandırdı dünyayı. bir daha doğmadı da zaten.
bir kaç gün yatağından çıkamadı kız. sonra bir sabah hiç bir şey olmamış gibi, çıktı yataktan. evlerinin hemen karşısındaki kuaföre gitti.
- merhaba, saçlarımı kestireceğim.
- uçlarını mı?
- hayır hepsini. kökünden.
.
kuaförler kesmeye kıyamayacaklarını söylediler. kızın yüzü öfkeden kızarmaya başladı.
eve döndü. makası aldı. dibinden kesti saçlarını. itina ile sardı kağıda. sonra bir poşete koydu.
ve ne gariptir ki, o günden sonra bir daha kimse ama hiç kimse, korkma her şey iyi olacak güzel kız, demedi ona. ısrarla sormasına rağmen, demeye cesaret edemedi kimse.
kaşar kızlardır. liseli bunlar yeaa.
zaten kızlar hep ciyak ciyak bağırır, sokakta, yatakta falan. yuh!
sokakta küfür eden, sokakta böğüre böğüre konuşan erkekler yok mu hiç? etrafımız onlarla dolu. hatta burada da onlarca var onlardan.
ama sokakta biraz yüksek sesle konuşan her kadın "kaşar"dır. yuh!
hepinizi kaşar yemekten men ediyorum.
zaten kızlar hep ciyak ciyak bağırır, sokakta, yatakta falan. yuh!
sokakta küfür eden, sokakta böğüre böğüre konuşan erkekler yok mu hiç? etrafımız onlarla dolu. hatta burada da onlarca var onlardan.
ama sokakta biraz yüksek sesle konuşan her kadın "kaşar"dır. yuh!
hepinizi kaşar yemekten men ediyorum.
kemalizm'den kurtulduğu gibi kurtulur.
ama aslolan akp'den kurtulmak mıdır? yani şimdi akp'nin varlığı ortadan kalkarsa, akp'nin kitlelerinin zihniyeti mi değişecek? akp'yi var eden düşünce mi değişecek?
işte kemalizmin en büyük sorunu bu, kendisine düşan bellediklerini yok etmeye çalışıyor. oysaki onlar ile birarada yaşama tahammülü her şeyi değiştirebilirdi.
ama aslolan akp'den kurtulmak mıdır? yani şimdi akp'nin varlığı ortadan kalkarsa, akp'nin kitlelerinin zihniyeti mi değişecek? akp'yi var eden düşünce mi değişecek?
işte kemalizmin en büyük sorunu bu, kendisine düşan bellediklerini yok etmeye çalışıyor. oysaki onlar ile birarada yaşama tahammülü her şeyi değiştirebilirdi.
buraya bir resmini, kopyasını vs. koyamayacağım, ama anlatabileceğim karikatürlerdir..
sanırım 16 - 17 yaş civarındaydık ve çok heyecanlıydık. devrimin leman - penguen gibi dergiler tarafından desteklendiğini sanır, hiç üşenmeden mahallelerimize gönderilmeyen bu dergilere ulaşmak için, mrkezi yerlere kadar yürürdük.
sanırım öküz dergisinde gördüm bu karikatürü ben.
kadın uçaktadır. uykuya dalacaktır, camdan dışarıyı seyreder.
camın hemen önünde 10-12 yaşlarında bir erkek çocuğu, elinde tiner ile, bilmem kaç fit yükseklikte uçağın yanında uçmaktadır. kadının gözleri faltaşı gibi açılmıştır. çocuğun gözleri, tinerden olsa gerek, kısılmıştır. çocuk kadına şöyel der: korkma teyze, sadece hayal görüyorum!
şimdi 28 yaşındayım. 12 yıl önce gördüğüm bu karikatür hala aklımda, ruhumda taşıyorum. o çocuğun acısını hala içimde taşıyorum.
sanırım 16 - 17 yaş civarındaydık ve çok heyecanlıydık. devrimin leman - penguen gibi dergiler tarafından desteklendiğini sanır, hiç üşenmeden mahallelerimize gönderilmeyen bu dergilere ulaşmak için, mrkezi yerlere kadar yürürdük.
sanırım öküz dergisinde gördüm bu karikatürü ben.
kadın uçaktadır. uykuya dalacaktır, camdan dışarıyı seyreder.
camın hemen önünde 10-12 yaşlarında bir erkek çocuğu, elinde tiner ile, bilmem kaç fit yükseklikte uçağın yanında uçmaktadır. kadının gözleri faltaşı gibi açılmıştır. çocuğun gözleri, tinerden olsa gerek, kısılmıştır. çocuk kadına şöyel der: korkma teyze, sadece hayal görüyorum!
şimdi 28 yaşındayım. 12 yıl önce gördüğüm bu karikatür hala aklımda, ruhumda taşıyorum. o çocuğun acısını hala içimde taşıyorum.