bugün
- gocu'nun heykeli4
- bir kadının en güzel bölgesi13
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak7
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- tadıldığına pişman eden şeyler7
- allah varsa beni milli yapsın4
- true nickli namussuz kadın düşkünü2
- gocu nerede4
- insanlığın kötülüklerini allah yok'a bağlamak2
- allah neden cinselliği yarattı2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları34
- 6 eylül fenerbahçe beşiktaş maçı4
- çeşme de beach çalışanlarının vatandaşa saldırması3
- ölüm fikrinin insanları çıldırtmıyor oluşu3
- migros ta 69 95 tl'ye satılan buzlu bardak5
- türklerin başarıları2
- surströmming2
- berra ahsen uslu2
- allah varsa afrika daki çocuklar niye aç2
- ruhi çenet2
- bozuk paraların kullanılmaz hale gelmesi5
- memecoin2
- tron coin2
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı3
- regl dönemi dengesizlikleri4
- ezgi dalgıç2
- haluk levent bahis yazışmaları3
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak11
- fenerbahçeye 500 lira basmak2
- dünya fenerbahçeliler günü3
- pelin karahan2
- 2000 tl ile yapılabilecekler3
- rojin kabaiş2
- jhon lucumi2
- ekrem imamoğlu3
- masaj bekleyen yazarlar3
- türklerin ileri olduğu konular21
- ruh sağlığı için uzak durulması gereken şeyler4
- vantilatörü kendine çevirmek10
- dünyanın en güzel tatlısı11
- ona bir şey söyle13
- hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak3
- bugün sağlığın için ne yaptın9
- seni seviyordum ama sen beni anlamadın3
- iphone 17 pro max2
- eksileyen yazar ezikliği2
- pazar günü mesai yapmak3
- ayakkabıya sinen ayak kokusu3
- 17 yaşındaki kızı sevene pedofili demek2
Ben aşkı Elif Şafak'ın aşkıyla anlatmaya çalışacağım.Kendini kendi yekparenliğini başkasının vücuduyla bir bütün haline gelmesi. ya da
Hiç biraz da olsa aldırış ettiniz mi?
Bazen bir kitap okursunuz asdece ve sadece hayal dünyasını anlattığından sizde sadece okumuş olmuş olursunuz. Bazı kitaplar da vardır ki öyle hayatlar öyle yaşamlar öyle aşklar anlatır ki hayatınızda derin yaralar açar, derin sevdalar oluşturur. Her ne kadar elif şafak'ın kendisini sevmesem de aşk adlı kitabıda bu türden bir kitap.Mevlana ile şems manevi boyuttaki(?) (gerçi maddiyata geçse ne yazar) aşklarının nasıl da iki farklı bedeni yek vucut haline getirdiğine şahit olursunuz. Toplumun kalıpyargılarının cahillerin kurucusu, savunucusu, kollayıcısı olduğu kalıpyargılarının nasıl toplumu yönlendirdiğini ortaya serer bu kitap. ya Şems gibi asi ya Mevlana gibi uysal ya da cahil kitlenin kendisi oluruz. Cahil kitleyi bir kenara bırakırsak şems olmak zor olduğundan Mevlana olup Şems gibi dostluklar edinmeliyiz diğer seçenek olarak.Kitapta ki Ella nın da hayatı böyle. Varlık içinde , hiç bir zorluk çekmeden monoton bir hayat sürmekte. Yani tam Mevlana nın kendisini simgelemekte. fakat karşısına Aziz yani Şems çıkınca hayata aslında yeni
başladığını kendisi de fark eder.
Peki Şems olamıyoruz.Bu Mevalana olacağımız anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır. Mevlana gibi durgun bir deniz ya da Şems gibi çağıl çağıl çağlayan bir ırmak değil isek olabileceğimzi diğer şey ise o cahil kitlenin ta kendisidir. Kendi yanlışlarını görmeyen, kendi hatalarını görmeyen, sürekli başkalarını sırf kendi düşüncesine uymuyor diye yargılayan o kesimin ta kendisi oluruz. Şems in güzide bir kuralıyla yağmuru mu kesiyorum:
¨
otuzikinci kural: Aranızda ki bütün perdeleri tek tek kaldırın ki tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.Bilhassa putlardan uzak dur, dost.Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. inancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama.¨
Umarım bununla tanrı denince sadece tanrı kavramı, doğru denince sadece dini kurallar,put denince sadece şirk akla gelmiyordur. Gelmemeli ki cahil kesimden bir farkımız olsun. gelmemeli ki Şems in büyüklüğünü kavrayabilelim.
Hiç biraz da olsa aldırış ettiniz mi?
Bazen bir kitap okursunuz asdece ve sadece hayal dünyasını anlattığından sizde sadece okumuş olmuş olursunuz. Bazı kitaplar da vardır ki öyle hayatlar öyle yaşamlar öyle aşklar anlatır ki hayatınızda derin yaralar açar, derin sevdalar oluşturur. Her ne kadar elif şafak'ın kendisini sevmesem de aşk adlı kitabıda bu türden bir kitap.Mevlana ile şems manevi boyuttaki(?) (gerçi maddiyata geçse ne yazar) aşklarının nasıl da iki farklı bedeni yek vucut haline getirdiğine şahit olursunuz. Toplumun kalıpyargılarının cahillerin kurucusu, savunucusu, kollayıcısı olduğu kalıpyargılarının nasıl toplumu yönlendirdiğini ortaya serer bu kitap. ya Şems gibi asi ya Mevlana gibi uysal ya da cahil kitlenin kendisi oluruz. Cahil kitleyi bir kenara bırakırsak şems olmak zor olduğundan Mevlana olup Şems gibi dostluklar edinmeliyiz diğer seçenek olarak.Kitapta ki Ella nın da hayatı böyle. Varlık içinde , hiç bir zorluk çekmeden monoton bir hayat sürmekte. Yani tam Mevlana nın kendisini simgelemekte. fakat karşısına Aziz yani Şems çıkınca hayata aslında yeni
başladığını kendisi de fark eder.
Peki Şems olamıyoruz.Bu Mevalana olacağımız anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır. Mevlana gibi durgun bir deniz ya da Şems gibi çağıl çağıl çağlayan bir ırmak değil isek olabileceğimzi diğer şey ise o cahil kitlenin ta kendisidir. Kendi yanlışlarını görmeyen, kendi hatalarını görmeyen, sürekli başkalarını sırf kendi düşüncesine uymuyor diye yargılayan o kesimin ta kendisi oluruz. Şems in güzide bir kuralıyla yağmuru mu kesiyorum:
¨
otuzikinci kural: Aranızda ki bütün perdeleri tek tek kaldırın ki tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.Bilhassa putlardan uzak dur, dost.Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. inancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama.¨
Umarım bununla tanrı denince sadece tanrı kavramı, doğru denince sadece dini kurallar,put denince sadece şirk akla gelmiyordur. Gelmemeli ki cahil kesimden bir farkımız olsun. gelmemeli ki Şems in büyüklüğünü kavrayabilelim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar