bugün
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- fon vurgunu39
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması8
- sergen yalçın9
- boşalırken anıran erkek5
- özelden gelen saçma mesajlar12
- acı soslu süs domuzu7
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur12
- hakkını helal etmeyen evlat3
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- devlet putu2
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- fenerbahçe 5 slavia prag 13
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- yemek yapmayı bilmeyen erkek3
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor5
- clemence baptista16
- aynı anda 2 ayakla merdiven çıkmak3
- kim bu erzincanlı9
- annenin felsefe profesörü değil ev hanımı olması2
- nohut köftesi3
- devletin bisiklet ehliyeti zorunluluğu3
- haberler3
- mercimek makarnası5
- günü geçmiş buz gibi süt4
- memeleri ile gündeme oturan yazar2
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz6
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- palmiye4
- kylie jenner4
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- kolye140
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- pavyon bu dünya4
- anın görüntüsü17
- hakkını helal etmeyen anne3
- toplantı bitmek üzereyken soru soran çalışan3
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak6
- s'i l v'e r m'i s t15
- murat ağırel4
- platon un mağara alegorisi10
- tabiat4
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- saraca'ya uzaylı soruları4
Ben aşkı Elif Şafak'ın aşkıyla anlatmaya çalışacağım.Kendini kendi yekparenliğini başkasının vücuduyla bir bütün haline gelmesi. ya da
Hiç biraz da olsa aldırış ettiniz mi?
Bazen bir kitap okursunuz asdece ve sadece hayal dünyasını anlattığından sizde sadece okumuş olmuş olursunuz. Bazı kitaplar da vardır ki öyle hayatlar öyle yaşamlar öyle aşklar anlatır ki hayatınızda derin yaralar açar, derin sevdalar oluşturur. Her ne kadar elif şafak'ın kendisini sevmesem de aşk adlı kitabıda bu türden bir kitap.Mevlana ile şems manevi boyuttaki(?) (gerçi maddiyata geçse ne yazar) aşklarının nasıl da iki farklı bedeni yek vucut haline getirdiğine şahit olursunuz. Toplumun kalıpyargılarının cahillerin kurucusu, savunucusu, kollayıcısı olduğu kalıpyargılarının nasıl toplumu yönlendirdiğini ortaya serer bu kitap. ya Şems gibi asi ya Mevlana gibi uysal ya da cahil kitlenin kendisi oluruz. Cahil kitleyi bir kenara bırakırsak şems olmak zor olduğundan Mevlana olup Şems gibi dostluklar edinmeliyiz diğer seçenek olarak.Kitapta ki Ella nın da hayatı böyle. Varlık içinde , hiç bir zorluk çekmeden monoton bir hayat sürmekte. Yani tam Mevlana nın kendisini simgelemekte. fakat karşısına Aziz yani Şems çıkınca hayata aslında yeni
başladığını kendisi de fark eder.
Peki Şems olamıyoruz.Bu Mevalana olacağımız anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır. Mevlana gibi durgun bir deniz ya da Şems gibi çağıl çağıl çağlayan bir ırmak değil isek olabileceğimzi diğer şey ise o cahil kitlenin ta kendisidir. Kendi yanlışlarını görmeyen, kendi hatalarını görmeyen, sürekli başkalarını sırf kendi düşüncesine uymuyor diye yargılayan o kesimin ta kendisi oluruz. Şems in güzide bir kuralıyla yağmuru mu kesiyorum:
¨
otuzikinci kural: Aranızda ki bütün perdeleri tek tek kaldırın ki tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.Bilhassa putlardan uzak dur, dost.Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. inancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama.¨
Umarım bununla tanrı denince sadece tanrı kavramı, doğru denince sadece dini kurallar,put denince sadece şirk akla gelmiyordur. Gelmemeli ki cahil kesimden bir farkımız olsun. gelmemeli ki Şems in büyüklüğünü kavrayabilelim.
Hiç biraz da olsa aldırış ettiniz mi?
Bazen bir kitap okursunuz asdece ve sadece hayal dünyasını anlattığından sizde sadece okumuş olmuş olursunuz. Bazı kitaplar da vardır ki öyle hayatlar öyle yaşamlar öyle aşklar anlatır ki hayatınızda derin yaralar açar, derin sevdalar oluşturur. Her ne kadar elif şafak'ın kendisini sevmesem de aşk adlı kitabıda bu türden bir kitap.Mevlana ile şems manevi boyuttaki(?) (gerçi maddiyata geçse ne yazar) aşklarının nasıl da iki farklı bedeni yek vucut haline getirdiğine şahit olursunuz. Toplumun kalıpyargılarının cahillerin kurucusu, savunucusu, kollayıcısı olduğu kalıpyargılarının nasıl toplumu yönlendirdiğini ortaya serer bu kitap. ya Şems gibi asi ya Mevlana gibi uysal ya da cahil kitlenin kendisi oluruz. Cahil kitleyi bir kenara bırakırsak şems olmak zor olduğundan Mevlana olup Şems gibi dostluklar edinmeliyiz diğer seçenek olarak.Kitapta ki Ella nın da hayatı böyle. Varlık içinde , hiç bir zorluk çekmeden monoton bir hayat sürmekte. Yani tam Mevlana nın kendisini simgelemekte. fakat karşısına Aziz yani Şems çıkınca hayata aslında yeni
başladığını kendisi de fark eder.
Peki Şems olamıyoruz.Bu Mevalana olacağımız anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır. Mevlana gibi durgun bir deniz ya da Şems gibi çağıl çağıl çağlayan bir ırmak değil isek olabileceğimzi diğer şey ise o cahil kitlenin ta kendisidir. Kendi yanlışlarını görmeyen, kendi hatalarını görmeyen, sürekli başkalarını sırf kendi düşüncesine uymuyor diye yargılayan o kesimin ta kendisi oluruz. Şems in güzide bir kuralıyla yağmuru mu kesiyorum:
¨
otuzikinci kural: Aranızda ki bütün perdeleri tek tek kaldırın ki tanrı'ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yahut yargılamak için kullanma.Bilhassa putlardan uzak dur, dost.Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. inancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama.¨
Umarım bununla tanrı denince sadece tanrı kavramı, doğru denince sadece dini kurallar,put denince sadece şirk akla gelmiyordur. Gelmemeli ki cahil kesimden bir farkımız olsun. gelmemeli ki Şems in büyüklüğünü kavrayabilelim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar