bugün

/636
''Aşk nedir? Kişinin kendinden çıkma gereksinimi. insan tapıcı bir hayvandır.
Tapmak kendini adamak ve orospulaşmaktır. Ve her aşk orospuluktur.''
Küçük iskender
hayatta olmaması gereken ilk şeylerden biridir. (bkz: yer etmeyiniz) (bkz: uğraşmayınız)
insana 4 yıllık yazarlık hayatının en uzun entrysini yazdırır. hem de çok güzel yazdırır.
aşk, aşk ve aşk...

Özlemek midir aşk?
Dokunmak mıdır aşk?
Yanında olmasını istemek midir aşk?
Onsuz zamanın durması mıdır aşk?
Hayatını ona empoze etmek midir aşk?
Gece yatarken ve sabah kalkarken ilk aklına düşünmedir aşk?

Ne dir bu bilinmez aşk?

Bilmeden yaşıyor ve bilmeden tüketiyoruz biz bu aşkı, öyle var sayıyorum ben. Ve bunca zamandır bilinmeyen bir şeyi, bu saatten sonra nasıl bileceğiz, hiç bir fikrim yok.

Ama bilmeden olsa, ihtimalini yaşamayı bile seviyorum ben aşkın.

Ya bu sefer aşksa?

kimbilir...
kelime olarak artık yanlızca şiirlerde iyi duran, günümüz koşullarında her kavram ve ihtiyacın abartılması ve hor kullanılması sebebiyle, içi boşaltılmmış kelimelerden herhangi biridir, aşk.*
aşk; hala mümkün olmayan.
bazen acının en dibinde volta atmaktır.
bu öyle bir ateş ki;
ne tamamen yakıp bitiriyor
ne de küle dönüyor...

ağır ağır yakıyor.
aşk nasıl bir destandırki yazıldıkça bitmiyor, baktığım herkes onu yazmaya devam ediyor, kimisi hüzünlü kimisi ise deliliği hiç bukadar benimsememişçesine coşkulu. belkide aşkın sırrı yazılması hiç bitmeyen bir destan olmasıdır kim bilir.
Koydum seni suyun yerine
Dağıldı yüzün
Bir bataklık otu gibiydi ellerin
Kavradı taşların altında yıkanan günü

Yerinden kaldırıp bir ağacı
Uyuttum seni
Habersiz benden
Çevirdi ağzın nehirlerini

Yulardan boşanmış bir tay gibi
Devrildi gök üstümüze
Öptüm seni
Biraz yana döndü güneş o kadar

ÖZEL ARABUL.
istatistiki veriler ışığında;
uludağ sözlük te dört yılda hakkında 226 sözlük sayfasında 5631 adet,
ekşi sözlük te onbir yılda 410 sayfada 10236 adet tanım yapılan ve hala da yapılmakta olan.

insana, allahım bana neler oluyor?! onu düşündüğüm/gördüğüm zaman sanki midemde kelebekler uçuşuyor hislerini yaşatan; en güzel duygu yoğunluğu.

"ey ask sen nelere kadirsin"
gelip geçici olan kimyasal bir şey.
banka kredisine benzer. nasıl bankadan kredi aldığınız gün cebiniz para görür, istediğinizi alırsınız işte aşk da öyledir. ilk günler çok mutlusunuz, uçarsınız sevinçten. gözlerin hiç bir şeyi göremez olur. gel zaman git zaman gerçekler su yüzüne çıkar. artık o eski heyecan kalmaz. önceleri göremediğiniz o hataları, kusurları görürsünüz, problemler başlar. ayrılık kendini gösterir, acı ve acı çekersin.
bankanın kredi geri ödeme zamanı gelir, bazen parayı denkleştiremezsiniz, faizler biner. zorlanırsınız, problemler başlar, aşk acısı kadar olmasa da acı çekersiniz, uykularınız kaçar. aşık olmadan önce faiz oranlarına ve seçeceğiniz bankayı iyi seçin derim.
aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: şahidin yoksa davayı kazanamazsın.
mevlana
vücuda herhangi bir yolla giren virüsten daha tehlikeli olabilir.ruhu esir alır.insanı aptallaştırır,serseme çevirir.karşılıklı olduğunda tadına doyum olmaz.
inorganik mitokontrik hormon derken çok ciddiydim. mitokontrik mi gerçekten emin değilim. şu an tamamen uyduruyor da olabilirim. ama hormon yani. çikolatada da var diyorlar aynı hormon. zaten mantıklı bir insana aşk mı çikolata mı diye de sorsanız bu soruya asla aşk diye cevap vermez.

aşk ile mantığın yolları ayrılalı çağlar oldu çünkü. aşkla birlikte zeka, hayal gücü karşısında yere serildi adeta. aşk denen illet hayal gücünün de yardımıyla bizi bir yandan sonsuzluğa heveslendirirken bir yandan da imkansızlığa hapsetti.

aşk mı çikolata mı dedik ya. eğer aşk diyorsanız bu soruya, aptalsınızdır demiyorum tamam. şimdi sizi burda türlü hakaretlere maruz bırakırsam entrynin akıbeti pek hoş olmaz. bugünlerde ne yapsam rüyamda acısını çekiyorum zaten. normal insanlar rüyasında takım elbiseli adamlar, teknolojik toplantı odaları, hareketli karikatürler ve menemen görürken, ben görmek istemediğim insanlarla kendimi aynı mekanda sütlaç yerken ve nihat genç dinlerken görüyorum.

aman neyse eğer o soruya aşk diye cevap verme cesaretini kendinizde buluyorsanız, bu mucizevi aldanışa, hayırlı anormalliğe ve sigortalı, tescilli dengesizliğe hazırsınız demektir.
ben çikolatada ısrarcıyım. ama bunların hepsine de hazırım.

velhasılı aşk tuhaf şey. belki kalbimiz yerine aklımıza uysak, bu tuhaflıktan büyük heyecanlar çıkarabilirdik.
ama aşk hiçbir çağda güvenli bir heyecan olmadı canlarım. var mı aşkın kendisini manasızlığa kelepçelemesini hatta aşağılayıcı bir uslupla imha etmesini göze alabilen?
yoksa;

dağılabilirsiniz.
altına işemek gibidir aşk...
işersin, herkes görür; ama sıcaklığını yalnız sen hissedersin...
beceremediğimdir. bi türlü bi insanı sevip onun tarafından da sevilme işini beceremiyorum. neden olmuyor bilmiyorum açıkçası, tahminlerim de yok. kafa yormak da istemiyorum. olacağına varsın. olmayacaksa da olmasın.
"aşk en sevdiğim orospu benim..
bense onun s.kip attığı son müşterisiyim"
demiş bir yazar..
argo margo ama ne de hoş söylemiş..
bok gibi bir duygu. yarısında çıktım.
trabzon ekmeğinin köşesini bulabilmektir..
insanın kendisi için yanıp tutuşmasıdır.
uyku haplarıyla uyumanıza neden olabilir. haplarıyla dedim çünkü bünyeniz domuz gibi güçlüyse çeyreği normal bi insanı 8 saat uyutan ilaçtan 2 tanesi anca yatıştırır sizin kalbinizi...
her daim acıtandır.
sanki aşk susmuş dedim.
aşk hiç susar mı dedi.
sen susuyorsun ya dedim.
ben aşk mıyım dedi.
Aşksın dedim.
sustu.
© copyright 2005 - 2026