sevdiği entry'ler

bütün suçlar yasal olsaydı

işleyemezdik yasal olduklarından. konu kilit.

dünya bankacılar günü

1 haziranda kutlanıyor. bi de dünya geri dönüşüm alüminyum briketlemiciler günü varmış, herhalde onu da bekleyeceğiz.

yapay zeka sözlük moderatörü

yakında bir yapay zeka moderasyonu şikayetleri değerlendirip, entry silme, çaylak yapma işlerini değerlendirecek.

ve yapay zekanın promptu açık ve şeffaf olacak. herkes görecek.

(bkz: uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt u)

edebiyatın felsefe ve bilimden üstün olması

üstünlük lafını hiç sevmiyorum doğrusu. ama edebiyatın yaptığı iş bambaşka bir şey. çoğu zaman felsefe de bilim de o noktaya ulaşamıyor. felsefe bir problemi çözmek için her şeyi soyutlar, mesafeye çeker, kavramlaştırır. bilim ölçer, tekrar eder, doğrular. ikisi de insanı anlamaya çalışıyor elbette. ama kavramlar ve modeller üzerinden.

edebiyat ise tam tersi. içeriden girer konuya. acıyı ispat etmeye kalkmaz, hissettirmeye çalışır. dostoyevski’nin raskolnikov’u cinayet işledikten sonra vicdanının nasıl yavaş yavaş çöktüğünü düşün. hiçbir psikoloji dersi ya da kitabı o derinliği yakalayamaz. çünkü edebiyat veriyi değil, deneyimi aktarır. aristoteles de boşuna dememiş şiiri tarihten daha felsefi diye. tarih olanı anlatır, şiir olabilecek olanı. edebiyat da gerçekliği kopyalamaz. onun olası versiyonlarını açar önümüze. bu yüzden hem felsefeden hem bilimden çok farklı bir epistemik araç bence.

tanpınar bu ayrımı en güzel yaşamış isimlerden biriydi. bergson’u, proust’u derinden sindirmiş bir adam. hem şair hem romancı hem düşünce adamı. aynı soruları soruyordu ama sistematik bir felsefe kitabı yazmadı hiç. çünkü söylemek istedikleri sisteme sığmıyordu. zamanı, hafızayı, kimliği bir denklemle değil, mümtaz’ın o derin huzursuzluğuyla anlatmak zorundaydı.

son olarak şunu diyeceğim: felsefe ölüm nedir diye sorar. bilim ne zaman ve neden öldüğümüzü hesaplar. edebiyat ise birinin öldüğü odada oturur… ve bir daha oradan kalkmaz.

öcalan mit ilişkisi

Bugün bazıları, eleştirel düşünen herkesi “MiT ajanı” olmakla suçluyor. Oysa Öcalan’ın 2013–2015 arasında imralı’da kayda geçen sözlerine bakıldığında (Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı inşa - imralı Notları), devletin istihbarat aygıtına yönelik en sistematik övgülerin bizzat kendisinden geldiği açıkça görülür.

Onun söyleminde MiT; “direnişçi”, “reforme olmuş”, “çözüm yanlısı” ve “devlet içindeki en akıllı kurum” olarak tanımlanır.

1. MiT’i Darbeden Kurtaran Öcalan
Öcalan kendini yalnızca barış sürecinin değil, bizzat MiT’in de kurtarıcısı olarak sunar:

“Darbeyi önledim. MiT’i düşürselerdi Türkiye’de tüm kaleler düşmüş olacaktı. Hakan Fidan tutuklansaydı sonra sıra Başbakan’a gelecekti. Benim bu süreci canlandırmam darbeyi engelleme sorumluluğu duymamdandır.” (s.17)

Bu sözlerle Öcalan, MiT’i “devletin kalesi” olarak tanımlar ve kendini o kaleyi ayakta tutan özneye dönüştürür. Yani devletin en stratejik kurumunu çöküşten kurtardığını ilan eder.

2. “Direnişçi” ve “Reforme Olmuş” Bir MiT
Öcalan’ın anlatısında MiT artık eski MiT değildir; askerî vesayetten kurtulmuş, “direnişçi” bir kurumdur:

“Kontrgerilla ABD merkezlidir. Yargı ve emniyeti ele geçirdiler. MiT askerden güçlü çıktı. Savcı çağırdı, gitmediler. Bana göre bu bir direniştir.” (s.20)

Bu cümle, MiT’i ulusal bağımsızlığın taşıyıcısı olarak konumlandırır. Öcalan’ın ifadesiyle MiT artık “direnişçi”dir, yani ABD ve Cemaat etkisine karşı duran bir güç.

3. Hakan Fidan’a Övgüler: “Entelektüel, Usta, Samimi, Ciddi”
Öcalan defalarca Hakan Fidan’ı yüceltir:
“Ayrıca Hakan bey entelektüel biridir... Fikir söylerler ama dayatmazlar. MiT reforma uğradı, değişti artık.” (s.45)

“Hakan bey samimi geliyor bana.” (s.99)

"Hakan Bey bu işleri ustaca bilir." (190)

“Hakan beyde görülen ciddiyet yüksek. Siyasi arenaya da giriyor artık. Umarım bu yaklaşımını siyasete de taşıyabilir.” (s.415)

Burada açıkça Fidan, devletin “akıllı yüzü”, “çözüm üreticisi” olarak yüceltilir.

4. Emre Taner ve Hakan Fidan: “Devlet içinde iki Akıllı insan”
“Devlet içinde iki tane akıllı insan çıktı: Emre Taner ve Hakan Fidan.” (s.225)

Öcalan’a göre devletin akıl merkezini oluşturan bu iki MiT müsteşarı, “demokratik çözüm”ün taşıyıcılarıdır. Onları övmesi sadece kişisel sempati değil; MiT’i devletin “yenilenmiş yüzü” olarak meşrulaştırma çabasıdır.

5. MiT’i Suçlardan Arındırmak ve “Paralel Devlet”e Yüklemek
Öcalan, MiT’in karıştığı iddia edilen her olayda kurumu temize çıkarır. Sakine Cansız cinayetinde dahi MiT’i korur:

“Sakine cinayeti de bu tür grupların işidir... Sterk TV ‘MiT kaynaklı’ demiş. Pek mümkün değil ama düşüneceksiniz... Demek ki darbe hâlâ devam ediyor.” (s.17)

Benzer biçimde:

“Devletin de hepsi sorumlu değil. Şimdi tüm suçları MiT’e yıkıyorlar. işte şimdi Hakan’a suçu yüklüyorlar. Milyonda bir de olsa benim de kuşkum var.” (s.242)

Burada Öcalan, MiT’i sistematik biçimde aklar; Roboski, Paris, Yüksekova gibi olaylarda da suçu “Cemaat”e yükler:
“Roboski, Paris, 6–7 Ekim... bunların hepsi MiT’e yıkılmak isteniyor. Bunların hepsini Cemaat yapıyor.” (s.407)

Bu savunma çizgisi, MiT’i “temiz”, “vatansever” ve “demokratik çözüm yanlısı” bir güç olarak yeniden kurar.

6. KCK’nin Kuruluşu: Emre Taner’le “Yasal Çerçevede”
Öcalan, KCK’nin kuruluşunu dahi MiT’le eşgüdüm içinde tanımlar:

“Demokratik çözüm istiyorsanız demokratikleşmenin önünü açın. Emre’ler zamanında da KCK’yi bu şartla inşa ettim.” (s.239)

“Bunlar şimdi KCK’yi MiT kurdu diyorlar... Burada biz E[mre]… beylerle tartıştık. Onlara yeni bir örgüt gerekiyor dedim. PKK illegal kalıyor. Legal örgütü KCK olarak kuracaktım.” (s.421)

Bu cümleler açık biçimde, KCK’nin devletin bilgisi ve rızasıyla, Emre Taner’in dönemiyle bağlantılı olarak doğduğunu gösterir.

7. Kobani’nin Kurtuluşu: MiT’in Müdahalesi
Öcalan, Kobani’nin kurtuluşunu bile MiT’e mal eder:

“29 Kasım’ı da hatırlayalım... MiT’in özel müdahalesi oldu. Zaten Kobani’yi de o kurtardı. Ben ilk defa burada söylüyorum.” (s.406)

Yani MiT yalnızca barış sürecinin değil, sahadaki askeri direnişin de belirleyici gücü olarak sunulur. Bu söylem, devletin güvenlik aparatını “Kürt halkının kurtarıcısı” konumuna taşır.

8. MiT’in Yeniden Yapılanması ve Sürecin Sahipliği

“Ben hem Emre Taner hem de Hakan Fidan’ın duruşunu gördüm. MiT’in yeniden yapılanmasını gördüm ve bu süreci başlattım.” (s.264)

Bu ifadede Öcalan, MiT’in dönüşümünü hem gözlemleyen hem de “başlatan” aktör olduğunu iddia eder. Böylece kurumun yeniden yapılanmasını kendi siyasi vizyonuna bağlar.

9. Hakan Fidan’ın Siyasete Taşınması: Öcalan’ın Onayı
“Sanırım Hakan Bey de Dışişleri Bakanı olacak... Önemlidir. Tek başına bu işe başladı... Bulunduğu kurum önemlidir, ama Dışişleri Bakanlığı da önemlidir.” (s.349)

Burada Hakan Fidan’ın yükselişi, Öcalan tarafından “stratejik” bir kazanım olarak onaylanır. Bu da onun MiT’e ve temsil ettiği devlet aklına duyduğu güvenin ifadesidir.

Gerçek MiT Söylemi Kimin?
Öcalan’ın imralı Notları’ndaki bu ifadeler, MiT’e dair açık bir meşrulaştırma, savunma ve sahiplenme çizgisi oluşturur.
Kendini MiT’i ve devleti “darbelerden kurtaran”, MiT’i “direnişçi” ilan eden, MiT yöneticilerini “entelektüel” ve “samimi” olarak tanımlayan bir lider figürü vardır karşımızda.
Bugün Öcalan’ı eleştiren herkese “MiT ajanı” diyenlerin, önce şu soruyu sorması gerekir:

Kim MiT’i daha fazla savunmuştur?
Kobani’yi MiT’in kurtardığını, KCK’yi Emre Taner’le birlikte kurduğunu, MiT’in “direnişçi” olduğunu, Hakan Fidan’ın “entelektüel” olduğunu söyleyen ben miyim, yoksa Öcalan mı?
işte bütün bu alıntılar ortada.
Gerçek metinler yalan söylemez

kaptan

orhan gencebay ve hülya avşar'ın oynadığı film.
filmin yönetmeni zeki alasya.

görsel

capulet kızı olmak

Capulet, sonu yoktu bir gün ayrılacaktık...

-romeo altun.

özdemir erdoğan'ın cem yılmaz mason demesi

masonlar bu kadar düşük zekalı olmazlar genelde.

mısır piramitlerini kürtlerin yapması

düşükte olsa bir ihtimal açık ve net.

sözlük yazarlarının korkuları

Geçen günlerde oğlumu okula bıraktım eve dönüyorum. Bir adam çöp konteynırını karıştırıyordu. Yanında arabası. Benim de çok mal bir huyum var ; kötü enerjiyi hissedince kitlenip kalıyorum. Nasıl anlatayım örümcek benim için kötü enerji mesela eve girer girmez hissederim. O adama öylece bakmaya başladım. Adam da dönüp bana baktı ve bir şeyler söyledi. Kulaklarım az işittiği için anlamadım. Ama bakışları, hali tavrı hoşuma gitmedi. O gün bugündür cebimde portakal gazı taşıyorum. Geçen haftada yolun ortasında bir araba durdu. Ne yolcu indirdi ne de park etti. Hızlanıp gittim. Neden kendimi hiç güvende hissedemiyorum? bilmiyorum. Eşim korktuğunu belli etme diyor hep. Böyle bir şey mümkün mü? Yarım aklım var onu da böyle kaybedeceğim.

pkknin türkiye den çekilmesi

sakin ol şampiyon, bp avrupa’da da tüm istasyonları yerel firmalara devrediyor ... kisaca BP her yerde kapatıyor.

Mazda da akıllı olsayd kardeşim…
Benim ülkemde benim kurallarıma uyacak.
Yoksa güle güle hadi canım.

Evet, PKK artık yok. Ekonomik getirisi bir tarafa, en önemlisi huzur var hocam fena mı?

var mı gençler gözaltına alınmak isteyen

Hacettepe Üniversitesi’nde rezervasyonlu yemek sistemini protesto eden öğrencilere kahraman, şerefli türk polisinin bir sorusu.
"emir almak başka, keyif almak başka" yazmış biri. ne kadar doğru.
bunlara emir kulu diyenlere gelsin amk. video burada

burçlar yok astroloji yalan

inanmasanızda saygı gösterin..

faizin islamda haram olduğu gerçeği

aga bu kitabın ilk indiği sene 610 lan. bist yok, Nasdaq yok, viop yok, arbitaj, Akreditif, çapraz kur, eft, tahvil, bono, likidite, vergi, fon, kredi, swap, negatif gelir, forward işlemleri, enflasyon... hiç bi sik yok yani. e tabi öyle bi ortamda sktr edin ya faizi dersin rahat rahat.
kitapta var yok noktasından yola çıkarsan aynı yukarda pi511 in dediği gibi demek ki islamda ekonomi yok amk.

faiz tartışmadan önce bence bi enflasyon tartışın. göreyim bakayım o tartışmadan faizsiz sıyrılabiliyor musunuz.

cennet cehennem

görsel
© copyright 2005 - 2026