bugün
- hewal ebo18
- herkesin artık tanım yapması6
- kahvaltıda kavurma yiyen kız tatlılığı5
- kahveye değil mekana para veriyorsunuz8
- dışarıda kahve içmenin lüks haline gelmesi11
- kuran da namaz yok19
- katatespizartmasi6
- en iyi simit hangi şehirdedir10
- lahmacunu elle yiyen kız6
- velvet'e aşık olmamak mümkün değil5
- bursa vs edirne6
- gürcistan8
- kendine bir öğüt ver7
- ısparta simidi8
- pforzheim şu an 36 derece4
- erkeklerin öküzlük sorunu12
- yukarı kattan gelen ahh sesi5
- ateistlerin temel hatası7
- ağızdan araba sesi çıkarmak2
- gocu11
- intersection karma resim sergisi2
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj9
- benkimki9
- mülkiyetçi aşk3
- eski üst segment mi yoksa yeni alt segment mi3
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları7
- simit ile gevrek arasındaki farklar10
- atatürk'ün kızları2
- hac kesin kayıt işlemleri başladı2
- grup sexte sevgilisine sert davranan adamı öldürdü7
- bu entry 80 artı alsın masklavi'yi chpli yapıyorum6
- yahoo2
- ben ıspartada yaşıyorum4
- z kuşağı7
- sözlük yazarlarının saatleri15
- instagram7
- ioçk adamdır2
- erdal beşikçioğlu6
- bir gammaz çetesinin daha çökertilmiş olması2
- pembeyavuz2
- kadınlar arası rekabet7
- 25 yaşındaki ergenin sözlükte akıl vermesi3
- ırkçı damgası yememenin yolu2
- şekersiz çay içenlerin takdir beklemesi2
- kadınlara alınabilecek hediyeler6
- bir geçmiş olsun alırım artık4
- selamun aleyküm2
- velvet19
- memduh bashgan2
üstünlük lafını hiç sevmiyorum doğrusu. ama edebiyatın yaptığı iş bambaşka bir şey. çoğu zaman felsefe de bilim de o noktaya ulaşamıyor. felsefe bir problemi çözmek için her şeyi soyutlar, mesafeye çeker, kavramlaştırır. bilim ölçer, tekrar eder, doğrular. ikisi de insanı anlamaya çalışıyor elbette. ama kavramlar ve modeller üzerinden.
edebiyat ise tam tersi. içeriden girer konuya. acıyı ispat etmeye kalkmaz, hissettirmeye çalışır. dostoyevski’nin raskolnikov’u cinayet işledikten sonra vicdanının nasıl yavaş yavaş çöktüğünü düşün. hiçbir psikoloji dersi ya da kitabı o derinliği yakalayamaz. çünkü edebiyat veriyi değil, deneyimi aktarır. aristoteles de boşuna dememiş şiiri tarihten daha felsefi diye. tarih olanı anlatır, şiir olabilecek olanı. edebiyat da gerçekliği kopyalamaz. onun olası versiyonlarını açar önümüze. bu yüzden hem felsefeden hem bilimden çok farklı bir epistemik araç bence.
tanpınar bu ayrımı en güzel yaşamış isimlerden biriydi. bergson’u, proust’u derinden sindirmiş bir adam. hem şair hem romancı hem düşünce adamı. aynı soruları soruyordu ama sistematik bir felsefe kitabı yazmadı hiç. çünkü söylemek istedikleri sisteme sığmıyordu. zamanı, hafızayı, kimliği bir denklemle değil, mümtaz’ın o derin huzursuzluğuyla anlatmak zorundaydı.
son olarak şunu diyeceğim: felsefe ölüm nedir diye sorar. bilim ne zaman ve neden öldüğümüzü hesaplar. edebiyat ise birinin öldüğü odada oturur… ve bir daha oradan kalkmaz.
edebiyat ise tam tersi. içeriden girer konuya. acıyı ispat etmeye kalkmaz, hissettirmeye çalışır. dostoyevski’nin raskolnikov’u cinayet işledikten sonra vicdanının nasıl yavaş yavaş çöktüğünü düşün. hiçbir psikoloji dersi ya da kitabı o derinliği yakalayamaz. çünkü edebiyat veriyi değil, deneyimi aktarır. aristoteles de boşuna dememiş şiiri tarihten daha felsefi diye. tarih olanı anlatır, şiir olabilecek olanı. edebiyat da gerçekliği kopyalamaz. onun olası versiyonlarını açar önümüze. bu yüzden hem felsefeden hem bilimden çok farklı bir epistemik araç bence.
tanpınar bu ayrımı en güzel yaşamış isimlerden biriydi. bergson’u, proust’u derinden sindirmiş bir adam. hem şair hem romancı hem düşünce adamı. aynı soruları soruyordu ama sistematik bir felsefe kitabı yazmadı hiç. çünkü söylemek istedikleri sisteme sığmıyordu. zamanı, hafızayı, kimliği bir denklemle değil, mümtaz’ın o derin huzursuzluğuyla anlatmak zorundaydı.
son olarak şunu diyeceğim: felsefe ölüm nedir diye sorar. bilim ne zaman ve neden öldüğümüzü hesaplar. edebiyat ise birinin öldüğü odada oturur… ve bir daha oradan kalkmaz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar