bugün
- yasakçı zihniyet14
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu8
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız7
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması3
- kadın öğretmenler4
- sözlükte aşk yaşayacak kadın olmaması sorunsalı4
- felsefe9
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti3
- ismail kartal12
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması6
- ekşi sözlük16
- alparslan kuytul8
- apo orospu çocuğu değildir demek9
- içki içen akp li6
- tarikatlar ve cemaatler5
- vatan sevgisi imandandır2
- metal müzik dinleyen imam3
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- seri eksiciyi yemleyip asıl mevzuda kilitlemek2
- zorunlu eğitim10
- yahudilerin istihbaratta cinnileri kullanması6
- tulumba tatlısı9
- bahçeliden gündem yaratacak seçim sistemi çıkışı6
- habaş'ın yerli otomobil projesi5
- açlıktan karnına taş bağlayan peygamber4
- bugün ne yapsam4
- evde lahmacun yapmak6
- enayimiknatisi ile kavga etmek11
- sözlükte kavga çıkmasının sebebi10
- iran barışı reddederse kötü olur huckabee2
- rüzgar2
- cristiano ronaldo4
- okul formalarının dayatılması3
- insanı yoran duygular3
- osuruktan şiirler47
- yobazlar3
- teknofaşizm4
- erecto birader birader bay2
- tıp okumanın avantajı5
- ağzıma almam diyen kız4
- keşke dediğiniz bir anı yazar mısınız11
- maddi dünyayı yöneten kabala tarikatı3
- menzil cemaatinde rekabet alevlendi6
- gemilerin denizde yüzmesi2
- sevgilinin omuzlarına ceketini atmak2
- zeki olmanın avantajları8
- ayak fantezisi3
- ismet gürbüz11
- çağla idi5
ralph fiennes' in tüyler ürpertici seri katil diş perisi' ni başarıyla canlandırdığı polisiye gerilim filmi. thomas harris' in aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanmıştır.
ülkemizde çeşitli şubeleri bulunan bir uzakdoğu restoranıdır.
hannibal dizisinin baz aldığı kitap ve film.
mr. d.'nin kadınları neye göre seçtiğini, babaannesinden gördüğü psikolojik şiddetin nasıl tablo olayına geçtiğini falan bir türlü kavrayamadığım film. ayrıca filmin en akılda kalıcı yanı edward norton'ın berbat sarı saçları.
thomas harris' in ince eleyip sık dokuduğu, ana karakter will graham' ı da kendisinden kaynak alarak ürettiği eser.
--spoiler--
'' uzaktan eve baktığımda onu denizin ortasındaki bir tekne gibi görürdüm. ''
--spoiler--
roman ve dizi arasında farklılıklar bulunmaktadır. dizidekinin aksine romanda will graham, hannibal lecter' in hastası değildir. yukarıdaki cümleyi will graham, hannibal lecter' e dizide, içini dökerken telafuz etmiştir.
--spoiler--
'' uzaktan eve baktığımda onu denizin ortasındaki bir tekne gibi görürdüm. ''
--spoiler--
roman ve dizi arasında farklılıklar bulunmaktadır. dizidekinin aksine romanda will graham, hannibal lecter' in hastası değildir. yukarıdaki cümleyi will graham, hannibal lecter' e dizide, içini dökerken telafuz etmiştir.
izmir'de sevgi yolu çıkışında bulunan bir çin lokantası.
zamanında, lisede okurken, japon kültürü meraklısı arkadaşlarım vardı. benim de onlardan aşağı kalır yanım yoktu, o ayrı. anime izliyoruz, japonca öğrenmeye çalışıyoruz, kanjiyi sökmeye çalışıyoruz falan derken japon yemeklerinden de yemeye karar verdik. acaba çin lokantasında japon yemekleri de var mıdır diye bir merak içerisindeyiz tabi. zira çevremizde japon lokantası diye bir yer yok. mecburen buraya gelicez. ilginç diyaloglar yaşanıyor bu arada ama.
-gidelim soralım bence. sushi var mı sizde diyelim
+japonlarla çinliler sevmez lan birbirlerini. sushi yoktur orda
-lan soralım diyorum işte
*kung-fu biliyodur abi onlar
-yani?
*biz japon muyuz lan diyip dalmasınlar bize
derken, korku içinde gittik sorduk sushi var mı diye. olmaz mı yeğenim burası çin lokantası diyen bir amcayla karşılaştık ciddi ciddi. o an ısındım buraya. masalara geçtik direk. birer tabak köpek balığı yüzgeci çorbası, en ucuzundan olmak üzere sushi, ortaya da karides cipsi diye bir şey söyledik. çubukları tutma olayına daha önceden çalıştığımız için sorun yaşamadık. gerçi çatal kaşık da koymuşlar ama, çin lokantasına gelmişiz, çubuk kullanmamak ayıp olur diye düşündük. her neyse, köpek balığı yüzgeci çorbası tam anlamıyla iğrençti. belki güzeldi, bilmiyorum ama, köpek balığı lan. yenir mi amk? sushi geldi arkasından. tabi ki wasabi ile birlikte. sushi beklentilerimin üstünde çıkmıştı. wasabi de öyle. o ne acıdır yarabbi? burnumdan duman çıktığını, burun kılcallarımın hepsinin teker teker yandığını, dilimin zaten ortadan kaybolduğunu hissettim. allah'tan etkisi uzun sürmüyor. recep ivedik'teki gibi saatlerce koşturtacak bir durum yok yani ortada. yakıyor ama yemeği zehir etmiyor. sushi'yle birlikte ortaya söylediğimiz karides cipsini de bitirdik.
neler yemiştik tekrar edelim. bir çorba, 6 parçadan oluşan sushi, ortaya da karides cipsi. kişi başı 60'ar lira ödeyip kalktık. aç kalktık hem de. ordan çıkıp cebimizde kalan son 10 lirayla burger king'e girdik. haftanın kalanını da parasız geçirdik. çok maldık biz lisedeyken.
zamanında, lisede okurken, japon kültürü meraklısı arkadaşlarım vardı. benim de onlardan aşağı kalır yanım yoktu, o ayrı. anime izliyoruz, japonca öğrenmeye çalışıyoruz, kanjiyi sökmeye çalışıyoruz falan derken japon yemeklerinden de yemeye karar verdik. acaba çin lokantasında japon yemekleri de var mıdır diye bir merak içerisindeyiz tabi. zira çevremizde japon lokantası diye bir yer yok. mecburen buraya gelicez. ilginç diyaloglar yaşanıyor bu arada ama.
-gidelim soralım bence. sushi var mı sizde diyelim
+japonlarla çinliler sevmez lan birbirlerini. sushi yoktur orda
-lan soralım diyorum işte
*kung-fu biliyodur abi onlar
-yani?
*biz japon muyuz lan diyip dalmasınlar bize
derken, korku içinde gittik sorduk sushi var mı diye. olmaz mı yeğenim burası çin lokantası diyen bir amcayla karşılaştık ciddi ciddi. o an ısındım buraya. masalara geçtik direk. birer tabak köpek balığı yüzgeci çorbası, en ucuzundan olmak üzere sushi, ortaya da karides cipsi diye bir şey söyledik. çubukları tutma olayına daha önceden çalıştığımız için sorun yaşamadık. gerçi çatal kaşık da koymuşlar ama, çin lokantasına gelmişiz, çubuk kullanmamak ayıp olur diye düşündük. her neyse, köpek balığı yüzgeci çorbası tam anlamıyla iğrençti. belki güzeldi, bilmiyorum ama, köpek balığı lan. yenir mi amk? sushi geldi arkasından. tabi ki wasabi ile birlikte. sushi beklentilerimin üstünde çıkmıştı. wasabi de öyle. o ne acıdır yarabbi? burnumdan duman çıktığını, burun kılcallarımın hepsinin teker teker yandığını, dilimin zaten ortadan kaybolduğunu hissettim. allah'tan etkisi uzun sürmüyor. recep ivedik'teki gibi saatlerce koşturtacak bir durum yok yani ortada. yakıyor ama yemeği zehir etmiyor. sushi'yle birlikte ortaya söylediğimiz karides cipsini de bitirdik.
neler yemiştik tekrar edelim. bir çorba, 6 parçadan oluşan sushi, ortaya da karides cipsi. kişi başı 60'ar lira ödeyip kalktık. aç kalktık hem de. ordan çıkıp cebimizde kalan son 10 lirayla burger king'e girdik. haftanın kalanını da parasız geçirdik. çok maldık biz lisedeyken.
Etkileyici filmdir.Kuzuların Sessizliği'nin aksine katilin peşindeki polis Hannibal'ın gölgesinde kalmamıştır.Film bittiğinde Will Graham'a ayrı, Edward Norton'a ayrı saygı duyulur.Son sahneleri de bitirici vuruşu çok iyi gerçekleştirir.
Ayrıca film ile ilgili bir ayrıntı vermem gerekirse yönetmen; yazarın, Hannibal'ın ağzından vurguladığı Hannibal ile Graham'ın benzerliğini bir-iki sahnede vermeye çalışmıştır.
Hücrenin camına yansayan belirsiz Hannibal görüntüsü ile Graham'ın yan yana duruşu:
görsel
Aynada kendisine bakan Hannibal ile arkadaki belirsiz Graham silüeti
görsel
Ayrıca film ile ilgili bir ayrıntı vermem gerekirse yönetmen; yazarın, Hannibal'ın ağzından vurguladığı Hannibal ile Graham'ın benzerliğini bir-iki sahnede vermeye çalışmıştır.
Hücrenin camına yansayan belirsiz Hannibal görüntüsü ile Graham'ın yan yana duruşu:
görsel
Aynada kendisine bakan Hannibal ile arkadaki belirsiz Graham silüeti
görsel
the silence of the lambs'den daha kötü, hannibal'dan daha iyi; serinin en son çekilen ama konu olarak ilk filmidir. ayrıca bu filme kadar ralph fiennes'in bu kadar çekici ve yakışıklı bir erkek olduğunun farkına varmamıştım.**
"Yara izlerimiz bize geçmişin gerçek olduğunu hatırlatan bir güçtür, en iyisini kimin verdiğini sakın unutma" der Dr. Hannibal Lecter filmin sonunda. Bir yara izi edindikten sonra artık geçmiş hep seninledir, her yere taşırsın kendinle birlike. Belki içerdeki yaralar daha derindir ama onlarla istemediğin müddetçe yüzleşmeme özgürlüğün vardır. Fakat bedenindeki, tenindeki bu yeni oluşum unutmak istediğin, kaçtığın kalbindeki yaralarla seni buluşturur, her daim oradadır artık, somuttur, çünkü o artık sensindir. Zaman geçip de o izi, yeni seni sevmeye çalışırken, yani bir nevi geçmişle barışmaya çalışırken düşünmeden edemezsin.. Vicdan da günün birinde kişinin karşısına geçip kendinden hesap soracak kadar somut bir varlığa dönüşüyor mu, o sen, sen o oluyor mu?..
serinin kesinlikle en zayif halkasi.cogu olay gercek anlamda aydinlatilmadan film bitiyor.bu ebeveyn baskisi psycho,carrie ve daha onlarca korku filmine konu oldugu icin farkli bir sekilde sunulmayinca artik sikmaya basliyor.edward norton in oyunculugu oldukca vasat.anthony hopkins ise sadece gozlerle nasil inanilmaz oyunculuk sergilenir ders veriyor.filmin en etkileyici sahnelerini ise;gazeteci ile ejder arasindaki sahneler ve tablo yeme sahnesi olarak gosterebilirim.katilin yapili oldugunu nasil tahmin ettiklerini,hannibal in hucresinden yaptigi telefon gorusmelerinin nasil olur da dinlenmedigini ya da dinleniyorsa emekli polisin adresini istemesini niye normal karsiladiklarini anlamak mumkun degil.muzikler son derece alisilmis duzeyde.hicbir ozellikleri yok.ama son sahnede gulumsetmiyor da degil.
izledikten sonra hayatımın çizgisini değiştiren film ötesi.
' o losyonun altından korkunun kokusunu alıyorum. çok korkuyorsun will ama korkak değilsin. benden korkuyorsun. yine de buraya geldin. bu utangaç çocuktan korkuyorsun ama onun peşine düşüyorsun.
anlamıyor musun will? beni yakaladın çünkü birbirimize benziyoruz. hayal gücümüz olmasa diğer aptal sürüsünden bir farkımız kalmazdı. korku, yeteneğimizin bedeli. ama onu yenmene yardım edebilirim.'
hannibal'ın filmin 35. dakikasındaki hapishane sahnesinde, kendisini yakalamış olan ve yeni bir seri katilin peşinde olduğu için kendisinden yardım istemeye gelen polis will ile arasında geçen konuşmada beni koparan monoloğudur. özellikle 'korku yeteneğimizin bedelidir' kısmında ağzımdan bir ıslık sesi çıkmıştır kendiliğinden. (bkz: oha falan olmak)
anlamıyor musun will? beni yakaladın çünkü birbirimize benziyoruz. hayal gücümüz olmasa diğer aptal sürüsünden bir farkımız kalmazdı. korku, yeteneğimizin bedeli. ama onu yenmene yardım edebilirim.'
hannibal'ın filmin 35. dakikasındaki hapishane sahnesinde, kendisini yakalamış olan ve yeni bir seri katilin peşinde olduğu için kendisinden yardım istemeye gelen polis will ile arasında geçen konuşmada beni koparan monoloğudur. özellikle 'korku yeteneğimizin bedelidir' kısmında ağzımdan bir ıslık sesi çıkmıştır kendiliğinden. (bkz: oha falan olmak)
1986'da michael mann tarafından manhunter adıyla çekilen bir ilk versiyonu da mevcuttur.
(bkz: ralph fiennes)
gazetecinin dilini yeme sahnesinde oha yok artık dediğim son sahne de ise çocuğa ne olduğunu çok merak ettiğim izlerken gerçekten insanı geren gerilim filmi..
Anthony Hopkins'i anlatmaya gerek yok, Edward Norton'un sağlam oyunculuk sergilediği, kurgusu sağlam izlenilmesi keyifli bir film.
thomas harris'in kitabı.. ve tabi uyarlanan filmin adı..
izlemeye gittiğimde film boyunca uyumuştum, pek bişey hatırlamıyorum şahsen film hakkında. ama hastaydım yani, film güzelmiştir belki..
izlemeye gittiğimde film boyunca uyumuştum, pek bişey hatırlamıyorum şahsen film hakkında. ama hastaydım yani, film güzelmiştir belki..
gercekten geriyor bu film.Hele sonunda evlerinde bişeyler oluyordu.Cocuk odada yalnız mıydı neydi..Guzel film.
serinin en son çekilen fakat konu itibari ile ilk filmi..
Anthony Hopkins Edward Norton Ralph Fiennes Harvey Keitel Emily Watson Philip Seymour Hoffman ....
böyle inanılmaz bir kadronun bulunduğu 2002 yapımı korku gerilim filmi.Anthony Hopkins yine hannibal lecter karakteriyle karşımızda.
böyle inanılmaz bir kadronun bulunduğu 2002 yapımı korku gerilim filmi.Anthony Hopkins yine hannibal lecter karakteriyle karşımızda.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar