bugün
- erkeği karizmatik gösteren şeyler11
- 1 80 boyunda kadın olmak9
- izmirin en güzel semtleri12
- netflix yapımı izleyen erkek gizli eşcinseldir9
- kırşehir de gece hayatı4
- queen ravenna ifşası8
- 22 ekim 2026 trabzonspor hearts maçı9
- bir tırcı sevmek11
- fırın sütlaç3
- türkiye23
- fransa da sokağa çıkma yasakları10
- istanbul6
- sözlüğün 1 60 boyunda kızlara olan düşmanlığı4
- uçanyarrak317
- akepe dönemi15
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- hayatın son gününde yapılabilecekler3
- cinler ve akıl hastalığı2
- herkes en sevmediği 3 yazarı açıklamalı2
- türkiyenin geleceği5
- dizel partikül filtresi2
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- uefa şampiyonlar ligi6
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- marmara2
- ben geldim naneler12
- migros ta satılan 1 alana 1 bedava rotring kalem9
- insanların eylemleri de allah'tan mı2
- iran meclis başkanı kalibaf'ın abd'ye seslenmesi2
- la loba22
- uludağ sözlük te çok karı kız var diyorlar8
- lille osc7
- anın görüntüsü24
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- engineer2820
- futbol16
- sözlüğün kerhaneye dönmesi2
- teomancalmasur6
- lille6
- kitap okumanın bir sike yaramaması5
- ömür boyu yalnız kalmak istemek3
- nickin yanında yaş da yazsın16
- nervio'nun ayakları17
- hastane acil bölümü7
- galatasaray14
- fransa14
- gürcü ile kürtçü6
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- eski sevgilinin bıraktığı iz15
- avrupa7
insanoğlunun bulduğu en büyük icatlardandır.
taştan üretilen kağıt
====
HER gün onlarca davetiye ulaşır bizim Muhaberat Servisi'ne...
Zarf tomarlarını elime tutuşturduklarında içimi hep bir hüzün kaplar.
Zira her zarfın, her sayfanın bir ağaç yaprağına mâl olduğunu bilirim; içim acır.
Ama dün elime geçen davetiyeye nasıl sevindim bilemezsiniz.
Yapı endüstrisindeki son buluşların tanıtılacağı Material Connexion istanbul'un açılış davetiyesiydi.
Üzerinde kocaman harflerle 'Bu kağıt eskiden bir taştı' yazıyordu.
Davetiye ile birlikte bir de taş gönderilmişti...
Meğer taştan kağıt üretme teknolojisi ile hazırlanmış. Yani görünen o ki, artık kağıda ulaşmak için ormanları heba etmeyeceğiz.
Bu yöntemin maliyeti konusunda herhangi bir bilgim yok.
Bunu 4 Ekim'de Fulya'daki Yapı Endüstri Merkezi'nde düzenlenecek açılış partisine gittiğimde öğreneceğim.
Ama taştan üretilen kağıdın,geleneksel kağıda oranla yüzde 50 daha az enerjiyle üretildiğini, anti- toksin olduğunu (zehirsiz), yırtılmadığını, doğada 6-9 ay arasında kolayca çözünebildiğini, katlanabilir, kesilebilir, kokusuz, su geçirmez, mikrodalgaya girebilir ve geri dönüştürülebilir olduğunu öğrendim.
Yaşasın bilim insanları...
Mecazi anlamıyla söylemiyorum, yakında ekmeğimizi de taştan çıkaracaklar, biliyorum...
Yüksel Aytuğ
====
HER gün onlarca davetiye ulaşır bizim Muhaberat Servisi'ne...
Zarf tomarlarını elime tutuşturduklarında içimi hep bir hüzün kaplar.
Zira her zarfın, her sayfanın bir ağaç yaprağına mâl olduğunu bilirim; içim acır.
Ama dün elime geçen davetiyeye nasıl sevindim bilemezsiniz.
Yapı endüstrisindeki son buluşların tanıtılacağı Material Connexion istanbul'un açılış davetiyesiydi.
Üzerinde kocaman harflerle 'Bu kağıt eskiden bir taştı' yazıyordu.
Davetiye ile birlikte bir de taş gönderilmişti...
Meğer taştan kağıt üretme teknolojisi ile hazırlanmış. Yani görünen o ki, artık kağıda ulaşmak için ormanları heba etmeyeceğiz.
Bu yöntemin maliyeti konusunda herhangi bir bilgim yok.
Bunu 4 Ekim'de Fulya'daki Yapı Endüstri Merkezi'nde düzenlenecek açılış partisine gittiğimde öğreneceğim.
Ama taştan üretilen kağıdın,geleneksel kağıda oranla yüzde 50 daha az enerjiyle üretildiğini, anti- toksin olduğunu (zehirsiz), yırtılmadığını, doğada 6-9 ay arasında kolayca çözünebildiğini, katlanabilir, kesilebilir, kokusuz, su geçirmez, mikrodalgaya girebilir ve geri dönüştürülebilir olduğunu öğrendim.
Yaşasın bilim insanları...
Mecazi anlamıyla söylemiyorum, yakında ekmeğimizi de taştan çıkaracaklar, biliyorum...
Yüksel Aytuğ
Sinan çetin'in 80'li yıllarda başından geçen bir olaydan uyarlanmış yasaklara ve yasakçılara sağlam laf sokan bir yapıt.
çok sağlam bir konusu olan, oyunculuğuyla, senaryosuyla kendini tamamlamış teknik yönden de hiçbir şekilde eksiği olmayan bir türk filmidir.
sıkılmadan izlenen, anlaşıldığı takdirde iz bırakabilecek bir yapıttır.
lakin, filmin finalinde gösterilen görüntülerde küba, ruanda, iran, bosna gibi bölgelerdeki katliamlarla istiklal mahkemelrinin bir tutulması beni üzmüştür.
sıkılmadan izlenen, anlaşıldığı takdirde iz bırakabilecek bir yapıttır.
lakin, filmin finalinde gösterilen görüntülerde küba, ruanda, iran, bosna gibi bölgelerdeki katliamlarla istiklal mahkemelrinin bir tutulması beni üzmüştür.
kalemle birlikte benim kutsalım!
ne tutabilir ki bir kitabı kokusuna varıp yapraklarını hissederek okumanın hazzını...
ne tutabilir ki bir kitabı kokusuna varıp yapraklarını hissederek okumanın hazzını...
boş bir film. kağıtların gereksiz olduğunu düşünen bir yapımcı- senarist, kimliğinin kağıttan olduğunu unutmuş, kişisel benliğinin o kağıtla dik durduğunu anımsayamamış sanırım. ayrıca herkes için özgürlük demişler de, bu ülkede 8 şehirli bir devlet olsa, çoğu topraklarda yeni türemiş, işgal edilmiş olsa çok daha mı iyi? he tamam dediğiniz oldu yasalara uymadık. ülke falan elde edildi. 8 şehri kalmış devlete de kağıt kağıt dersin, onu da yıkarsın.
özet: terörizme en güzel örnek film olmuş, sinan çetin'e de çok yakışmış.
özet: terörizme en güzel örnek film olmuş, sinan çetin'e de çok yakışmış.
dolu bir film. kağıdın, makası yendiği dönemleri başarılı bir şekilde göstermiş film.
kâğıt, hamur haline getirilmiş, çeşitli nebati maddelerden yapılan, üzerine yazı yazılan, ince, kuru yapraktır.
ince bitki liflerinin keçeleşmesi ile meydana gelen bugünkü kağıdın ilk olarak m.s. 1. yüzyılda çin'de yapıldığı sanılmaktadır.
insanoğlunun hayatının bir parçası olan yazı, daha önceleri, düz konik, taş ve ağaç gövdeleri ile killi topraktan yapılmış yazı levhaları üzerine yazılmaktaydı.
kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Ka%C4%9F%C4%B1t
ince bitki liflerinin keçeleşmesi ile meydana gelen bugünkü kağıdın ilk olarak m.s. 1. yüzyılda çin'de yapıldığı sanılmaktadır.
insanoğlunun hayatının bir parçası olan yazı, daha önceleri, düz konik, taş ve ağaç gövdeleri ile killi topraktan yapılmış yazı levhaları üzerine yazılmaktaydı.
kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Ka%C4%9F%C4%B1t
Film çekmek isteyen bir genç, oğlunu eczacılık okuyo sanan bir baba, rejisör olmak isteyen oğluna destek çıkan bir anne. Film çekmek isteyen genç film çekmek için ankara'dan izin alması gerekiyor (babasının eczacı dükkanı açsın diye hipotek ettirdiği evin parasıyla filmi çekıyor tabi) ama burdaki müzeyyen adlı katı devlet memuru karakteri izni vermiyor. Film çekilirken izin alınamaz diyerek, bu arada hipotek olan ev için haciz de geliyor ve baba bu anda kendini vuruyor. O memur karakter de bu genc hakkında savcılığa dılekce gönderiyor , cenaze anında genc de polısler tarafından alıkoyularak hapse atılıyor. 4 sene hapisten sonra , bu defa ankara'daki o bınaya bır caycı olarak gırıyor, müzeyyen'ın köylüsu oldugunu falan soyluyor. Kendıne yakınlastırıyor, bu arada da kendı odasında muzeyyen hakkında savcılık beyanı falan hazırlıyor, ve memur acığa alındıktan sonra onu eve çağırıyor ve unutulmaz bir ders veriyor...
Bir kağıtın nelere mâlolduğunu, aileyi yıktığını, o zamanki totaliter yönetim ve memurları, kanunların çelişkisini , yani 80'leri müthiş bir şekilde özetleyen bir film.
"her yasak, kendi isyancısını yaratır. "
"isterse bir kağıt bir bireyin, bir ailenin, bir toplumun kafasını uçurur. Devletin kağıdının yüzü en keskin kılıçtan daha keskindir. "
" - bu iğne beni ne kadar yaşatacak?
* şu an için hayat ikimiz için de aynı , ikimiz de yaşıyoruz, ikimizin de ne kadar yaşayacağı belli değil. "
özetle , izleyin, izlettirin ....
Bir kağıtın nelere mâlolduğunu, aileyi yıktığını, o zamanki totaliter yönetim ve memurları, kanunların çelişkisini , yani 80'leri müthiş bir şekilde özetleyen bir film.
"her yasak, kendi isyancısını yaratır. "
"isterse bir kağıt bir bireyin, bir ailenin, bir toplumun kafasını uçurur. Devletin kağıdının yüzü en keskin kılıçtan daha keskindir. "
" - bu iğne beni ne kadar yaşatacak?
* şu an için hayat ikimiz için de aynı , ikimiz de yaşıyoruz, ikimizin de ne kadar yaşayacağı belli değil. "
özetle , izleyin, izlettirin ....
Ağaçtan yapılan beyaz düz, çizgili çeşitleri bulunan, kalemle yazıla bilen cisim.
- insan nedir bilir misin olric ?
* Nedir efendimiz ?
- Ağaçları kesip onlardan kağıt yapan, sonra da o kağıtlara "Ağaçları Koruyunuz" yazandır.
*
* Nedir efendimiz ?
- Ağaçları kesip onlardan kağıt yapan, sonra da o kağıtlara "Ağaçları Koruyunuz" yazandır.
*
tamamen mantık hatalarıyla dolu sinan çetin filmidir ve dersim olaylarıyla-uğur mumcu yu
nasıl bir araya getirdi ''mağdur'' olarak şaşılmaktadır!..
ya da hürriyet, işgal altında olsaydık daha olurdu gibi saçmalıklarla doludur...
10 üzerinden 5 lik bir filmdir!...
nasıl bir araya getirdi ''mağdur'' olarak şaşılmaktadır!..
ya da hürriyet, işgal altında olsaydık daha olurdu gibi saçmalıklarla doludur...
10 üzerinden 5 lik bir filmdir!...
saçma bir filmdir.
Uçak yapımında kullanılan ince, hafif materyal.
yapımına dair detaylı bir video için:
https://www.youtube.com/watch?v=MPe21I4jNYA
not: bu video'dan sonra ben nasıl kağıt israfı yapayım sözlük! artık her şey geri dönüşüm kutusuna...
https://www.youtube.com/watch?v=MPe21I4jNYA
not: bu video'dan sonra ben nasıl kağıt israfı yapayım sözlük! artık her şey geri dönüşüm kutusuna...
çinliler tarafından üzerine yazı yazılması için icat edilen ancak türkler tarafından oynayan nesneleri sabitlemek için kullanılan, genellikle ince ve beyaz nesne.
Bürokrasiyi eleştireyim derken, kavramları karıştırıp sıçıp sıvayan Sinan Çetin filmi... Yine de izlenmesi gereken, en azından kafanızda oluşacak sorularla birlikte, nasıl bir düzen olması gerektiği hakkında düşünmenizi sağlayacak olan filmdir.
--spoiler--
Kanunsuzluğu bireysel özgürlüğün temeline oturtan ve asıl özgürlüğün kanunların olmadığı bir toplum düzeninde yakalanabileceğini savunan bir film gibi görünmesinin yanı sıra, bu sırada da bürokrasiyi eleştiren bir film niteliği taşıyor. Bürokrasiden yakınırken, filmin sonunda bir anda istiklal Mahkemeleri'ni, Deniz Gezmiş'leri görüyoruz. Peki eleştirilen ne? Toplumun yozlaşmış kısımları mı, yoksa anarşizmin hakim olduğu bir sistem mi ya da ikisi birden mi?
Sinan Çetin, toplumsal özgürlük ile bireysel özgürlüğü birbirine karıştırıyor. Gerçi bu iki kavramın sorgulanması film ile sağlanıyor, burası ayrı bir konu, ancak Sinan Çetin'in amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Filmin bürokrasi eleştirisi getirdiği kısımları eleştirmek söz konusu değil; ancak işin içine devlet hizmet etmek için var sorunu girince, bu hizmetin nasıl olması gerektiği sorusuna da bir cevap vermeniz gerekir. Dedik ya, niyet bağcıyı dövmek. Devlet dediğiniz kavram, asıl olarak bireysel özgürlüklere değil; toplumsal özgürlüklere yönelik girişimlerde bulunur. Asıl olan toplumsal özgürlüklerdir. Toplumsal özgürlüğün sağlandığı ölçüde, bireysel özgürlüklere yönelir. Toplumsal özgürlükler, bireysel özgürlüklerin garantisi konumundadır. Bu yüzden toplumsal özgürlükler uğruna, bireysel özgürlükler kısıtlanabilir. Buna hukuk dilinde "kamu yararı" denir. Şimdi bunu tartışmaya açabilirsiniz, bu konu hakkında iki kelam edebilir, bu durumu eleştirebilirsiniz. Ancak bu konuya giriyor ve hiçbir söyleminiz olmuyor ise burada getirdiğiniz eleştiri havada kalmaktan başka bir işe yaramaz. Sinan Çetin'in yaptığı da budur, kendince ortada bir sorun vardır ama bu sorun için bir yanıtı yoktur.
Filmin Sinan Çetin boyutunu göz ardı edecek olursak, film, en azından bazı kavramları sorgulamanızı sağlaması açısından olumlu yön taşıyor. Filmin size verip verebileceği en değerli nokta burası. Sinemasal değer açısından ise olmamış bir film. Mesaj dediğiniz kavram masada size hazır bir şekilde size sunuluyorsa bu sinema değildir. Bu şekilde, sadece fikirlerinizin propagandasını yaparak kendi egonuzu tatmin edersiniz; ancak yaptığınız şey film olmaz.
--spoiler--
--spoiler--
Kanunsuzluğu bireysel özgürlüğün temeline oturtan ve asıl özgürlüğün kanunların olmadığı bir toplum düzeninde yakalanabileceğini savunan bir film gibi görünmesinin yanı sıra, bu sırada da bürokrasiyi eleştiren bir film niteliği taşıyor. Bürokrasiden yakınırken, filmin sonunda bir anda istiklal Mahkemeleri'ni, Deniz Gezmiş'leri görüyoruz. Peki eleştirilen ne? Toplumun yozlaşmış kısımları mı, yoksa anarşizmin hakim olduğu bir sistem mi ya da ikisi birden mi?
Sinan Çetin, toplumsal özgürlük ile bireysel özgürlüğü birbirine karıştırıyor. Gerçi bu iki kavramın sorgulanması film ile sağlanıyor, burası ayrı bir konu, ancak Sinan Çetin'in amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Filmin bürokrasi eleştirisi getirdiği kısımları eleştirmek söz konusu değil; ancak işin içine devlet hizmet etmek için var sorunu girince, bu hizmetin nasıl olması gerektiği sorusuna da bir cevap vermeniz gerekir. Dedik ya, niyet bağcıyı dövmek. Devlet dediğiniz kavram, asıl olarak bireysel özgürlüklere değil; toplumsal özgürlüklere yönelik girişimlerde bulunur. Asıl olan toplumsal özgürlüklerdir. Toplumsal özgürlüğün sağlandığı ölçüde, bireysel özgürlüklere yönelir. Toplumsal özgürlükler, bireysel özgürlüklerin garantisi konumundadır. Bu yüzden toplumsal özgürlükler uğruna, bireysel özgürlükler kısıtlanabilir. Buna hukuk dilinde "kamu yararı" denir. Şimdi bunu tartışmaya açabilirsiniz, bu konu hakkında iki kelam edebilir, bu durumu eleştirebilirsiniz. Ancak bu konuya giriyor ve hiçbir söyleminiz olmuyor ise burada getirdiğiniz eleştiri havada kalmaktan başka bir işe yaramaz. Sinan Çetin'in yaptığı da budur, kendince ortada bir sorun vardır ama bu sorun için bir yanıtı yoktur.
Filmin Sinan Çetin boyutunu göz ardı edecek olursak, film, en azından bazı kavramları sorgulamanızı sağlaması açısından olumlu yön taşıyor. Filmin size verip verebileceği en değerli nokta burası. Sinemasal değer açısından ise olmamış bir film. Mesaj dediğiniz kavram masada size hazır bir şekilde size sunuluyorsa bu sinema değildir. Bu şekilde, sadece fikirlerinizin propagandasını yaparak kendi egonuzu tatmin edersiniz; ancak yaptığınız şey film olmaz.
--spoiler--
(bkz: alex schoeller)
net.
net.
üzerine yazı yazılabilen katlanıp küçültülebilen bir madde.
sinan çetinden pek hazetmem ama bu film olmuş. yeni izlediğim için baya bir hayıflandım, bir film kendini sıkmadan izletiyorsa konu ve oyuncular başarılı ise olmuş demektir. ve bu film gerçekten on numara olmuş, öner erkan cuk oturmuş rolüne. zira filmi kendisi için izlemeğe karar vermiştim ama film beni şaşırttı. bu kadar güzel olabileceğini düşünmemiştim, özellikle emrahın müzeyyenle olan diyalogları efsane. sonundan memnun kalmasam da, türk sinemasından bu denli anlamlı bir film çıkması takdire şayan. ayrıca önere bir kere daha aşık oldum, o ne piskopat bakışlardır, o ne güzel müzeyyen deyiştir. izleyin izlettirin efendim, pişman olmazsınız.
Sinan Çetin'in filmlerinden bir tanesi konusu hakkında yorum yapmayacağım ama filmdeki efektler çok zayıf ve bu kadar kötü kamera geçişleri özellikle yapılmış sanılıyor gerçekten kötü. Turk Web TV üzerinden bedava izleyebilirsiniz.
büyüklüğü ne olursa olsun, 7 defadan fazla katlanamaz.
Şu an kullanilan kağıdı avrupalılar geliştirmiştir. Köken olarak taaaa çin e dayanan kâğıt kültürü, ipek ve pamuktan yapılmakta idi. Neyse ki haçlı seferleri ile avrupaya giden uzakdoğu icadı ilk baslarda maliyeti nedeni ile pek revaçta olmamış. Bunun üzerine kafa yoran europa insani, aklederek kağıdı, pacavradan ve selülozdan yapmayı başarmıştır.
Tebrikler !
Tebrikler !
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar