bugün

eski bir ilimiz. (bkz: hicaz)
turklere dusman amerikalılara kopek olan millet. ayrica turk kalelerini yıkmaları ile meshurdurlar
sanılanın aksine oldukça ırkçı bir ülkedir.suudiler hep kayırılırlar normal araplara nazaran...süper tembel bir millettir.
(#290733)

2006 almanya dünya kupası öncesi deli bir şeyhe sahip ülke

FUTBOLA ŞERiAT GELiRSE
'Gol atınca sarılanın yüzüne tükürün'

FIFA kurallarını islama aykırı bulan Suudi Arabistanlı Şeyh, bir fetva ile 15 maddelik yeni futbol kurallarını açıkladı

ŞENOL ÇALABAKAN Frankfurt

FIFA'nın kurallarını islama aykırı bulan Suudi Arabistanlı Şeyh Abdullah El Najri, 15 maddelik bir fetva yayımlayarak 'kâfirlerin kurallarına uyulmamasını' istedi.
Alman Focus dergisi, şeyhin yeni futbol kurallarından bazılarını şöyle sıraladı:

Saha çizgisi ve hakem yok.
Kırmızı ve sarı kart yok.
Forma değil, normal kıyafetler ya da pijama kullan.
Gol attıktan sonra sarılmak isteyenlerin yüzüne tükür.
Futbolu sadece Allah'a hizmet için oyna.
Vücudunu cihada hazırla.
Futbol zaman geçirme ya da eğlencelik bir oyun değildir.
Batı ülkelerinde 'şaka' olarak nitelendirilen fetva, Suudi Arabistan'da büyük destek buldu. Al Vatan gazetesi, fetvaya uyan bazı oyuncuların, Hıristiyan ve Yahudi futbolunun taklit edildiği gerekçesiyle kulüplerinden ayrıldıklarını yazdı. FIFA kurallarının kafirlerin eseri olduğunu öne süren bazı aşırılar ise, islamın dünya futboluna hizmet edecek yeni kurallar koyması gerektiğini düşünüyor.

Kart yerine kırbaç!
Şeyh El Najri'nin fetvasının, FIFA'ya 1959'da üye olan Suudi Arabistan'ın futbol kültürünü temelden sarması bekleniyor. Fetvaya göre, faul yapılması halinde şeriat kuralları uyarınca ceza veriliyor. Örneğin rakibini yumruklayan El ittihad Kulübü'nün oyuncusu, şeriat mahkemesince 20 kırbaç ve 20 gün hapisle cezalandırıldı.
Fetva, ülkede entelektüel kesimden tepki görürken, Focus bazı kuralların yeni olmadığını yazdı. Dergi, ülkede 1875'e kadar kalenin üst direğini bir bezin oluşturduğunu, 1933'e kadar formalarda numara, 1966'ya kadar da yedek oyuncu kuralı olmadığına dikkat çekti.

http://www.milliyet.com.t.../11/01/yasam/axyas02.html
cami için oyna
imam için oyna
ümmet için oyna
Suudi arabia

sözleriyle dünya kupasının resmi bestesini yaptığım ülke.
elcezireli bir spiker: 'el arabia* sıfır ingiltere dokuz, allahtan ümit kesilmez dakika seksen dokuz* '
2006 dünya kupası muhtemel 11 i

- Mohammad Al-Deayea

- Hamad Al-Montashari
- Redha Takar
- Ahmad Al-Bahri
- Ahmad Al-Doukhi

- Saoud Kariri
- Khaled Aziz
- Nawaf Al-Temyat
- Mohammad Al-Shalhoub

- Sami Al-Jaber
- Yasser Al-Qahtani
kadınların tek başlarına dışarı çıkmalarının yasak olduğu ülke.
bazı vatandaşlarımızın pek bir özentisi olduğu, şeriatla yönetilen rezillikler ülkesi
petrolleri bitince ne bok yiyeceklerini cümle alemin merak ettiği ülke.
2002 dünya kupasına nazaran bu sene çok daha iyi bir performans ortaya koyan ve bir rezalet daha yasamadan turnuvayı tamamlamayı basaran hacı yeşili.
(bkz: 4te devre 8de biter)
israil'in lübnan'a girip yüzlerce müslümanı katletmesine, "asıl suçlu hizbullah" diyerek israil'e destek çıkan ülke. hz. muhammed'in (sav) o mübarek kemikleri sızlıyor.
ucaga binildigi an, toplumun zeka seviyesinin anlasıldıgı andır..adamın teki cep telefonunu hosteslerin uyarmasına ragmen ısrarla kapatmadı.. neden acaip kuralları olduguna sasılmaz.
toplum bilinci sıfır, ferdi, birlikte hareket etmek nedir, düşünce sahibi olmak nedir bilmeyen, ögrenmeye de çalısmayan,sopa zoruyla birlikte yaşadıkları hissi veren toplumun üzerinde yasadıgı yarısı çöl olan ülke.
o kadar çok paraları vardır ki ne yapıcaklarını şaşırış zengin insanlar mall yapmaktan kendilerinden geçmişlerdir. herşeyin aşırı büyük olması artık insanın sinirini bozmaya başlıyor bi süreden sonra.
turistik amaclı gelinemez ayrıca bu ülkeye..
gecen yazımın 1 bucuk ayını bu yazımın ise 1 ayını üzerinde geçirdiğim/geçireceim ülke aynı zamanda.
kadınların araba kullanması yasaktır.
abaya denen siyah çarsaflar içinde dolasmak zorunludur.
ahlaksızlık hat safhadadır.
dünyanın en büyük magzaları bu ülkededir.ve o kadar kıyafetin nerde giyildigi, hele o kadar leopar desenli tanga ve binimum iç çamaşırlarının nerde giyildiği niye giyildiği merak konusudur...
alışveriş delisi, parasını ne yapacagını şaşırmış zengeinler pek çoktur.
sakalsız tek bir erkek görmedim daha ben.
içki bilindigi gibi yasaktır.
her evin çevresi kocamanduvarlarla çevrilidir.
campound denen yabancılara rahatca konaklama olanagı saglayan site benzeri, asker korumasında yerler vardır. bu bölgenin dahilinde istediğiniz kıyafetle istediğiniz gibi dolasabilirsiniz. her şeyinizi de buralardan saglayabilirsiniz. marketi, spor salonu, restoranları mevcuttur.
sokaklarda insan görmek çok zordur.sıcaktan dolayı herkes dev gibi olan mall ların içine dolusur. sokakta gezmek zaten anlamsızdır çünkü dısarda pek bişiy yoktur.
sonuçta gitmek bile anlamsızdır.
petrolün ekonominin lokomotifi olduğu lakin azalması sonucu ufak zamlar yapılan ülke. insanlarının tembelliği sıcakla doğru orantılıdır. öğlen güneşinde aa bu yerler acaba ne kadar sıcak deyip çıplak ayakla yere basılmaması gereken arap devletidir aynı zamanda. orada bulunduğum bir dönemde bir benzin istasyonu görevlisinin elinde benzin pompasıyla toz kalkmasın die yerleri ıslattığına şahit olduğum ülke.
içinde barındırdığı dini değerleri bir kenara bırakırsak, kesinlikle beş para etmez bir siyasi düzeni olan, kendileri bile farketmedikleri bir kuklacılık, mandacılık düzeni yaşayan ülke.
dünya insanları bir şekilde filistin'de yaşanan zülmü protesto ederken, bu ülkenin kralı türkiye'ye gelmiş, yeni ekonomik atılımlar yapmak için kolları sıvamıştır.
işte bu kadar dünya meselelerine, haksızlıklarına, savaşlarına duyarlı (!) bir ülkedir arabistan.
adı üstünde arabistandır,petrol içinde yüzseler de "yağı bol bulunca kıçına sürenlerin memleketi" etiketi değişmeyecektir...
konsolosluklari isi olan insanlara zulm etmekten zevk duyar. hangi ulke olursa olsun farketmez sadece amerika ve ingiltere buna istisna olur. kufurun binbir turlusunu hak ederler. yalniz dikkat etmek lazimdir kufurde. sadece gorevlilere kufur etmek lazimdir. fazlasi kula zarar verir
islami benliklerinin çok büyük bir bölümünü kaybetmiş, hz. muhammet (s.a.v.) soyuna yakışmayan, gözleri paradan başka bişey görmeyen, israil-lübnan savaşında, israil' i destekleyen insanların yaşadığı ama hak etmediği kutsal toprak.
2006 yılında vizesi dolduğu halde çıkış yapmayıp hacılık için ülkede kalan 500 kadar türkü, 2007 yılında türkiye'den alacağı hacı kontenjanından düşüreceğini beyan etmiştir.
ingilizlerin kurduğu vahhabi mezhebinin insansıları
temizlik imandan gelir sözünden yola çıkacak olursak, arapların da imanlı olduğunu varsayarak tabi, temiz olmaları gerektiği sonucuna varırız. tabi yok öyle bi şey..
yaşadığım olay aynen şöyle gelişti:
samsonite mağazasına * girdim ve notebook çantası bakıyorum. çantanın kullanışlı olup olmadığı sonucuna çantanın ceplerini inceledikten sonra karar vereceğim için çantanın içindeki kağıt parçalarını boşaltıyorum ve boş olan çantanın ceplerine bakıcam...
tabi çantanın içince kağıt veya gazete olsaydı bunları yapacaktım, ama çantanın içinden heriflerin kıçını sildiği boklu tuvalet kağıdı çıktı.
çantayı tezgaha fırlattığım gibi kendimi dükkanın dışına attım.
- mutavva denilen din polisleri vadır. erkekler namaz vakitlerinde camiye gidip namaz kılmak zorundadırlar. * namaz vakti camiye gitmeyen erkeğin vay haline.
- namaz saatlerinde bütün iş yerleri kapalı olmak zorundadır *
- erkekler serbest kıyafetle gezebilir, kadınlar abaya denilen kara çarşaflarla gezmek zorundadır *
- erkekler genelde güneşten ve sıcaktan korunmak için beyaz giyinirler, kadınlara ise siyahtan başka renkle görünmek yasaktır *
- kadınların araba kullanması yasaktır, zira ehliyet almaları yasaktır.
- o da bi şey mi? kadınların nüfüs cüzdanları bile yoktur, yani nüfusta kayıtlı bile değiller. *
- bir çok lokantaya, fast food yemek yenecek yere sadece erkekler girebilmektedirler. bazılarında bayanların dışardan yemek alabileceği ladies's window vardır. erkekler mekanın içinde, masalarda, klimalı ortamda yemeklerini yerken bayanlar eğer varsa ladie's windowdan yemeğini alır, kaldırımda kedilerden, arap, hintli ve pakistanlı erkeklerden boş yer kalmışsa kendine bir yer bulur, eciş bücüş sokakta yemeğini yemeğe çalışır.
- ladie's window tabiki her yerde yok. olmadığı nerde ne yapılır? bayanlar tanıdıkları erkeklere yalvarmaya başlarlar;
kız: noolur çok acıktım bana bi yemek alıp gelir misin?
erkek: bu sıcakta hiç işim olmaz dışarı çıkamam şimdi.
- kadının mal mülk, para sahibi olamadığı ülkedir.
- türkiye'deki vitrinlerde rastlayamayacağınız abiyeler suudi arabistan'daki vitrinlerde mevcuttur.
- türkiye'de kullanılamayan dekolteyi arabistanda çok rahat kullanmak mümkündür. *
- mağazaları, türkiye'de eşi benzeri bulunamayacak derecede başarılı iç çamaşırlarına ev sahipliği yapmaktadır.

edit: niye eksiledin ki? yalan mı? hepsi gerçek! *
hiç ırmağı olmayan ülke.
berber,resepsiyonist gibi meslekleri kendilerine yakıştırmayıp * başka ülke vatandaşlarına yaptıran ülke.*
Hz. Muhammed'in doğduğu evin üstünü her tarafından kablolar sarkan ve klima motorlarıyla sarılan bir kütüphaneye çeviren, ecyad kalesini yıkan, hiç tarih bilinci olmayan Hz Muhammed'in emanetlerine bile doğru dürüst sahip çıkmayan insanların yaşadığı ülke... (Osmanlı nın eski dönemde oraya yaptıklarına bakın Arapların o zenginlikte oraya yaptıklarına bakın, Osmanlı döneminde(sanırım Abdülhamid zamanı) hicaz demiryolu yapılırken tren yolunun altına keçeden örtüler serilmiştir, nedeni ise mekke ve medine de Peygamber Efendimiz ve Sahabeler yattıkları için tren sesinden mezarlarında rahatsız olmamaları amaçtır. Hicaz demiryolu dönemin en sessiz demiryolu hattıydı)
yüzölçümü: 2.149.690 km²,
nüfusu: 27.020.000,
gsmh: 314 milyar amerikan doları olan,

arap ve islam ülkesi.

arap yarımadası'nın büyük bir bölümü bu ülkenin topraklarıdır.
süleyman demirel'in okumak isteyen türbanlı kızlara gitmelerini telkin ettiği, ne telkini yahu dayattığı ülke..petrol zenginidir..krallıkla yönetilir ve islam dünyası için kutsal olan yerleşim birimlerini içinde barındırır..
hz. nuh'un 3 oglundan biri olan sam'dan turemis halkin yasadigi ulkedir.
monarşiyle yönetilen "ülke"?
hakiki* arapların çok ama çok az olduğu, tembel ve çıkarcı, din olarak vehhabi, petrol ve hac sayesinde dünyanın parasını kazanan, ingiliz ve amerikan sevdalısı siyah fellahların ülkesi.

tıpkı iran örneğinde olduğu gibi, bazılarının "şeriatla yönetiliyor, kafa kol kesiyorlar" diye islamiyete çamur atmak için mükemmel bir fırsatın ismidir aynı zamanda. ama ne iran'ın ne de suudi arabistan'ın şeriatla falan alakası vardır. birisi şiidir, birisi vehhabi. kendi kafalarına göre yasalar çıkarıp, milletin organlarını kesmeleri, herhangi bir delil ya da kıstas olamaz.
Resmi adi: Suudi Arabistan Kralligi
Baskenti: Riyad
Diger önemli sehirleri: Mekke, Medine, Cidde, Taif, Demmam, Dahran, Bureyde.
Yüzölçümü: 2.150.000 km2
Nüfusu: 23,000.000 (2000 tahmini). Nüfusun % 77.5'i sehirlerde yasamaktadir.

Dil: Resmi dil de konusulan dil de Arapça'dir.

Din: Resmi din Islâm'dir ve halkin % 99'u Müslümandir. Müslümanlarin çogu sünni ve büyük çogunlugu Hanbelidir. Az sayida da Sii vardir. Müslümanlarin disinda az sayida hiristiyan ve Dogu dinleri mensubu mevcuttur.

Cografi durumu: Ortadogu ülkelerinden sayilan ve Arap Yarimadasi'nin büyük bir kismini kaplayan Suudi Arabistan kuzeyden Ürdün ve Irak, kuzeydogudan Kuveyt, dogudan Basra Körfezi, Katar ve Birlesik Arap Emirlikleri, güneydogudan Umman, güneyden Yemen, batidan Kizildeniz'le çevrilidir. Topraklarinin % 1'i tarim alani, % 39'u otlak, kalani çöl ve kumsaldir. Suudi Arabistan'a sicak ve kurak bir iklim hâkimdir.

Yönetim sekli: Suudi Arabistan krallik rejimiyle yönetilmektedir. Kral oldukça genis yetkilere sahiptir. Yasama yetkisi de kralin elindedir. Anayasaya göre ülkede uygulanacak yasalarin seriata dayanmasi gerekir. Ancak pratikte bu konuda birçok pürüz mevcuttur. Anayasayi degistirme yetkisi kralin elindedir. Kral 1993'te 60 üyeli bir Danisma Meclisi olusturdu ve üyelerinin tamamini bizzat kendisi belirledi. Ancak bu meclisin yetkileri oldukça sinirlidir ve sadece kral istedigi zaman toplanmaktadir. Seriatin normalde bütün herkese karsi islemesi gerekirken Suudi Arabistan'da "siyade" denilen ve kralla onun çevresindeki kisilerin olusturdugu sinifin yargi dokunulmazligi vardir. Yönetim kadrosunu olusturanlarin büyük bir çogunlugu Suud ailesine mensuptur. Kendilerine "emir" denilen idari bölge yöneticilerinin tamami Suud ailesine mensuptur. Bütün üst kademe yöneticileri kral tarafindan tayin edilir. Onlar da kendi emirlerinde çalisacak kisileri tayin ederler. Dernek yöneticilerine varincaya kadar bütün yetkili kisiler tayinle belirlenir, hiçbir yerde seçim yoluna gidilmez. Yardim kuruluslari ve dernekleri kurma ve kurdurma yetkisi sadece devletin elindedir. Her ne amaçla olursa olsun toplanti ve tören için özel izin gerekir. Suudi Arabistan, BM, IKÖ (Islâm Konferansi Örgütü), Arap Birligi, Körfez Isbirligi Konseyi, OPEC (Petrol Ihraç Eden Ülkeler Teskilati), IMF (Uluslararasi Para Fonu), Islâm Kalkinma Bankasi gibi uluslararasi örgütlere üyedir.

Idari bölünüs: 13 idari bölgeye ayrilir.

Tarihi: Bilindigi üzere bugün Suudi Arabistan yönetiminin elinde olan topraklar Islâm'in besigi olan topraklardir. Bu itibarla bu topraklarin Islâmi tarihi Resulullah (a.s.)'in peygamber olarak ortaya çikmasiyla baslamis, rasid halifeler, Emeviler ve Abbasiler dönemleriyle devam etmistir. Bazi küçük karisikliklar ve ayaklanmalar müstesna tutulursa bu dönemlerde bu topraklar sürekli hilafeti temsil eden devletin yönetimi altinda olmustur.

1258'de Abbasiler'in Bagdat'taki varliklarina Mogollar tarafindan son verildikten kisa bir süre sonra Misir'da yönetimi ellerinde bulunduran Memlükler, Abbasi halifelerini yanlarina çagirmis ve hilafetin burada kendi himayelerinde devam etmesini saglamislardir. Böylece bu tarihten sonra bugünkü Suudi Arabistan'in hükmettigi Arap Yarimadasi'nin yönetimi Memlükler'in eline geçti. 1517'de Kanuni'nin Memlük saltanatina son vermesinden sonra hilafetin Osmanlilara geçmesiyle birlikte kutsal beldeleri içinde bulunduran Arap Yarimadasi'nin yönetimi de Osmanlilarin eline geçti.

Arabistan topraklarinin Osmanli yönetiminde oldugu dönemde 1740'larda bu bölgede Vehhabilik hareketi olarak bilinen itikadi hareket ortaya çikti. Hareketin öncüsü Muhammedu'bnu Abdilvehhab 1744'te Riyad yakinlarindaki Der'iyye kasabasina yerleserek orada bir kabilenin baskani olan Muhammedu'bnu Suud ile isbirligi yapti. Bu isbirliginden Vehhabi isyanlari dogdu. Isyancilar Osmanlilardan bagimsiz olarak kendi inançlarina ve düsüncelerine göre sekillenen bir devlet kurmak istiyorlardi. Muhammedu'bnu Suud'un 1765'te ölümü üzerine Vehhabi isyanlarinin askeri ve siyasi liderligini oglu Abdülaziz üstlendi. Isyan çok sürmeden Arabistan'a yayildi ve isyancilar 1803'te Mekke'yi ele geçirdiler. Osmanli Devleti bu isyanlari bastirmak için Misir valisi Mehmed Ali Pasa'yi görevlendirdi. Mehmed Ali Pasa'nin oglu Tosun'un komutasindaki bir ordu 1812-13'te Medine, Mekke ve Taif'i vehhabilerden geri aldi. Daha sonra Mehmed Ali Pasa bizzat kendisi Abdülaziz'in üzerine yürüdü. Baslangiçta direnen Abdülaziz 1814'te ani bir sekilde öldü ve kuvvetleri dagildi. Mehmed Ali Pasa'nin gönderdigi Kavalali Ibrahim Pasa 1818'de Der'iyye'ye girerek isyancilari yenilgiye ugratti. Muhammedu'bnu Abdülvehhab'in oglu Der'iyye kadisi Süleyman'i da öldürdü. Ibnu Abdilvehhab'in diger oglu Ali de haccda yakalanarak öldürüldü. Ibrahim Pasa Abdülaziz ibnu Suud'un oglu Abdullah'i ve çocuklarini yakalayarak Istanbul'a gönderdi ve bunlar 17 Aralik 1819'da burada idam edildiler. Ancak Vehhabi hareketi durmadi. Osmanli ordularinin önünden kaçan Türki ibnu Abdillah, Vehhabi kuvvetleri yeniden toparlayarak 1821'de Riyad'i baskent yapan bir Vehhabi devleti ilan etti. Bu yönetim baslangiçta askeri hareketlerle, 1843'ten sonra da Osmanli Devleti'ne tabi olmayi kabul ederek 1891'e kadar ayakta kalmayi basardi. 1891'de dagilan bu yönetimi II. Abdülaziz ibnu Suud 1902'de yeniden toparlayarak Riyad merkezli Vehhabi yönetimin kurulusunu ilan etti. II. Abdülaziz, Arabistan yarimadasinda gücünü artirmak için Ingilizlerle isbirligi yapti. Sonraki yillarda Arabistan'in diger bölgelerini de ele geçirerek topraklarini genisletti. Abdülaziz 26 Aralik 1915'te Ingiltere'yle özel bir anlasma imzaladi. Anlasmaya göre Abdülaziz'in ele geçirdigi topraklarin kesin yönetimi ona ait olacak, ondan sonra da yönetim çocuklarina geçecekti. Ancak bu topraklarin yöneticileri hiçbir sekilde Ingiltere'nin aleyhinde olmayacaklardi.

I. Dünya Savasi'nin Osmanli Devleti'nin aleyhine sonuçlanmasi üzerine Ibnu Suud yönetimi 1921'den sonra Hâil, Tâif, Mekke, Medine ve Cidde'yi de ele geçirdi. Abdülaziz ibnu Suud 5 Aralik 1924'te Necd ve Hicaz krali olarak ilan edildi. 27 Mayis 1927'de Ingilizlerle yapilan anlasmayla "Necd ve Hicaz Kralligi" bagimsiz bir devlet statüsü kazandi. 1932'de devletin adi "Suudi Arabistan Kralligi" olarak degistirildi. Abdülaziz ibnu Suud'un kralligi 9 Kasim 1953'e kadar sürdü. Onun arkasindan oglu Suud ibnu Abdülaziz kral oldu. Onun 2 Kasim 1964'te ölümünden sonra yerine kardesi Faysal ibnu Abdülaziz geçti. Onun 25 Mart 1975'te yegeni tarafindan öldürülmesi üzerine yerine kardesi Hâlid ibnu Abdilaziz geçti. Onun 13 Haziran 1982'de ölümünden sonra da yerine kardesi Fehd ibnu Abdilaziz geçti. Fehd ibnu Abdülaziz kardesleriyle arasindaki saltanat rekabetinde ABD'den destek gördü ve kralliga geçmesinden sonra da ülkeyi tamamen ABD güdümüne soktu. 17 Ocak 1991'de baslayan Körfez Savasi'nda da ABD'nin öncülügündeki müttefik kuvvetlere en büyük lojistik destegi Suudi Arabistan verdi.

Dis problemleri: Suudi Arabistan'in Körfez krizinde takinmis oldugu tavir Irak'in yani sira Yemen ve Sudan'la da arasinin açilmasina yol açti. Suud yönetimi Yemen'in söz konusu krizde Irak'in tarafini tutmasi yüzünden ülkesinde çalisan 1 milyon Yemenliyi sinir disi etti. Fakat sonraki dönemlerde iliskilerde bir yumusama oldu. Benzer problemleri Sudan'la da yasadi.

Suud yönetimi içerdeki insan haklari ihlalleri ve baskici uygulamalari yüzünden çesitli uluslararasi insan haklari kuruluslarinin da hedefi haline geldi. 1993'te sürekli bu tür kuruluslarla basi dertteydi. Uluslararasi Af Örgütü ve daha baska insan haklari kuruluslari bu ülkedeki insan haklari ihlalleriyle ilgili oldukça kabarik raporlar yayinladilar.

Iç problemleri: Ülkedeki despotik kraliyet rejimine ve insan haklari ihlallerine karsi tepkiler son yillarda iyice su yüzüne çikmaya basladi. Bu yüzden çesitli üniversitelerde ve bakanliklarda görevli aydinlar 1993 Mayis'inda bir bildiri yayinlayarak yönetimi seriat ilkelerine dönmeye ve seriatin insanlara saglamis oldugu haklari güvenceye almaya çagirdilar. Ancak çok geçmeden bu bildiriye imza atanlarin hepsi görevlerinden uzaklastirilarak birçogu tutuklandi. Buna ragmen üniversite çevrelerindeki rahatsizlik devam etti ve ayni yilin Agustos ayinda 60 ögretim görevlisi kraldan, tutuklananlarin serbest birakilmalarini istedi. Çok geçmeden bazi imamlar ve din alimleri de yönetimin baskici ve Islâm'a aykiri uygulamalarindan duyduklari rahatsizligi dile getirdiler. Bu gelismeler üzerine de çok sayida imam görevden uzaklastirildi ve birçogu tutuklandi. Yönetim simdilik kendisine yönelik tenkitleri ve tepkileri zorla susturmaya çalisiyor. Ancak bu metodun uzun vadeli bir çözüm olmayacagi, gittikçe yayginlasan rahatsizligin ileride ciddi bir patlamaya yol açmasinin ihtimal dahilinde oldugu görülüyor.

Islami Hareket: Suudi Arabistan yönetiminin uyguladigi siki baski politikasi ve örgütlenmeye karsi getirilen yasaklar bu ülkede örgütlü bir Islâmi faaliyet yürütülmesine imkân vermemektedir. Hâlen faaliyet yürüten kuruluslarin tamami devlete baglidir ve devletin resmi politikasini savunmak zorundadir. 100 bin kisilik bir orduya sahip olan Suudi Arabistan'in 300 bin kisinin çalistigi bir istihbarat örgütünün bulunmasi sebebiyle cemaat çalismalari yürütülmesi de oldukça zor olmaktadir. Basta Müslüman Kardesler olmak üzere kendi ülkelerinde Islâm'i devlete hâkim kilmayi amaçlayan cemaatlerin Suudi Arabistan'da faaliyette bulunmasi yasaklanmistir. Ibnu Abdilvehhab'in görüslerine dayandirilan resmi davet çalismalarinin amaci ise Suud yönetiminin izledigi politikaya bir mesruiyet zemini olusturmak ve özellikle gençler arasinda resmi sansürden geçmemis fikirlerin yayilmasina firsat vermemektir.

Para birimi: Suudi Arabistan Riyali

Kisi basina düsen milli gelir: 7070 dolar

--spoiler--
http://www.enfal.de/sarab.htm
--spoiler--
ortadoğu cografyasındaki hemen tüm ülkeler gibi özgürlüğün olmadığı ülke.
petrol olmasa bugün açlıktan kırılan afrika ülkelerinden hiç farkı olmazdı.
petrolun getirdiği zenginliğin bir kısmı halka-o da sadece arap olana-bagışlanarak
bu kölelik düzenini devam ettiriyorlar.hemen bütün yasakların-kısıtlamaların,
keyfiyetin arkasında bu kölelik düzeninin devam ettirilmesi isteği var.
kişinin-kişilik haklarının olmadığı bir ülkede hukuk olmaz.

(bkz: colden gelen din)
bugün okuduğum bir habere göre adamın teki karısını boşamış. evet normal bir olay boşanmak ama ilginç kısım şu; adamın karısı evde yalnız iken tv de bir erkek sunucuyu izlemiş ve bu sunucu aileden değilmiş, yetkili merci de bu dayanaklara dayanarak çifti boşamış.

inanılmaz ama essah.
ırmakta su savaşının tadına asla varamıycak insanların yaşadığı ülke.çünkü Suudi Arabistan`da hiç ırmak yoktur.
400 yıldır olmak istedigimiz ve özendiğimiz toplumun, ülke kurmuş hali... Arap toplumunun yüzde yüzünü oluşturduğu ada ülkesi. Zira bunlarda fazla kafa olmayıp (bkz: Peygamber gelen milletler) o televizyonlarda gördüğümüz zengin arap tiplemesi sadece kraliyet ailesi ve onun etrafındakilerden oluşmaktadır. 4 karı alır, kadınlara develerden az değer verirler. insan ya da insancık topluluklarıdır. Tabiki bütün araplar böyle değildir ama, bu tarz yaşayan insanlarların yüzde doksanı araptır.
bir kaç rakam verelim

27.600.000: nüfus
5.6 milyonu arap olmayanlardan oluşuyor.
2 milyon hacı her yıl bu ülkeyi ziyaret ediyor.
4.7 milyon: başkent riyad ın nüfusu. riyad ülkenin en çok yağmur alan bölgesiymiş. yine de su ihtiyacını iran körfezine uzanan yüzlerce kilometrelik borular yardımıyla karşılıyor.

nüfusunun yüzde yüzü müslüman. zaten müslüman olmak vatandaş olmanın şartlarından biri.

0: ülkedeki ehliyetli bayan sürücü sayısı.

264 milyar: (varil) ülkenin mevcut petrol rezervi.

90: ülkenin petrol kaynaklı ihracat gelirlerinin yüzdesi.

7000: suudi kraliyet ailesi üyelerinin sayısı.
para basilmasindan ba$ka herhangi bir$ey icin efor sarfetmedigini du$undugum insanlarin ulkesi.

efor sarfetmeye gerek yoktur zaten. hali hazırda afrikalı işçiler köpek gibi çalıştırılmayı beklemektedirler..

(bkz: medeniyet)
ulkenin duzensiz de olsa en cok yagıs alan bolgesi riyad olmayıp mekkenin de icinde bulundugu
gorece daglık hicaz bolgesidir.

(bkz: colden gelen din)
kabeye saygısızlıkta sınır tanımayan ülkedir. kabenin etrafına kabeden uzun binalar inşa ederek bi bakıma kıyamet alametlerini gerçekleştiren arap ülkesidir. nitekim elin gavuru bile daha saygılıdır kutsal mekanımıza.

(bkz: yazıklar olsun)
herkesin dalga geçtiği(başta ben), düzen olarak ülkemizden bin kat iyi bir ülke
ülkenin prensinin aynı zamanda citigroup'un en büyük hissedarı olduğu ülke.

(bkz: http://money.cnn.com/...e...tm?postversion=2007110917)
(bkz: citigroup)
cidde kentinde berberlik yapan bir türk vatandaşına ''allah a küfretme'' suçlamasıyla baş kesilerek idam edilme cezası veren kimi ümmet soysuzlarının kardeşlerinin yaşadığı ülke. devlet büyük(!)lerimizin, bu vahşi ülkenin kralının kaldığı otele gidip, 10 kasımlarda üstün hizmet madalyaları vermesi ne kadar işe yarayacak bu ilginç süreç sonunda göreceğiz.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8672577.asp?m=1
amerikan ekonomisini ayakta tutan sermayenin önemli kaynaklarından biri.
şer ocağı, her santimetrekaresinden nefret ettiğim pislik ülke. gittikleri ülkelere bi milyon uçakla giden şeyhlerini s.ktiğimin ülkesi. kadınları, yoksulları ezen, dinleri imanları para olan soysuzların ülkesi. ne var ki, petrolün bitebileceği olasılığını hayrettir ki düşünebilmiş olan bu pisliklerin, hiçbir fosil yakıtın kullanılmadığı, geri dönüşüm manyağı bir "gelecek şehri" yaratmak içi harekete geçtiklerini okumuştum bir yerde. tabi, kendi kafaları basmayacak, petrol parası konuşacak bu şehiri inşa etmek için.
(bkz: ecyad kalesi)
1900'lerin başlarında orta odğu'da hemen hemen her ülkede darbeler gerçekleşirken, yöneticiler ve rejimler değişirken, darbe yaşamayan, yönetimin kayıtsız şartsız suud hanedanlığında bulunduğu ülke.

işin sırrı şuradadır ki, 1900'lerin başlarında petrolün önemini anlayan avrupa ve a.b.d petrol şirketleri ırak, iran, suriye, ürdün petrolleri için kıyasıya bir yarrış içindeyken suudi arabistan'daki petrol daha bilinmiyordu. bu yüzden bu saydığım ülkelerdeki egemenlik mücadelesi gittikçe kızıştı. imzalanan bir petrol anlaşması, alaşmadan memnun olmayan bir batılı ülke, ve söz konusu orta doğu ülkesinde hemen darbenin olması ve yönetimin değişmesi. hemen başka bir anlaşma... başka bir hoşnutsuz batılı ülke vs...

batılı devletler suudi arabistan petrollerinin farkına vardıklarında ise dünya iki savaş arası dönem dediğimiz sınavdan geçiyordu. 1. dünya savaşı'nda toprakları savaş alanı olan avrupalı devletler belini doğrultamazken, sosyalist rusya iç savaş ile çalkalanırken, savaş boyu silah satmış, voliyi vurmuş, sonradan savaşa girerek savaşı bitirmiş olan a.b.d dünyanın başat gücü olmuştu. avrupa'da ekonomik kriz başgösterirken orta doğu'da ipler a.b.d'nin elindeydi. dolayısıyla suud petrolleri de... suudi arabistan ise a.b.d'ye hiç zorluk çıkarmadan petrolünün büyük kısmını a.b.d'ye satmayı kabul etti. tabi bir şartla... dış güvenliğinin sağlanması. işte bu yüzden suriye'de, ırak'ta sürekli darbe olurken suudi arabistan'da 100 küsür yıldır tartışmasız süren bir suud otoritesi mevcut. işte bu yüzden a.b.d piyasasının büyük bölümü suud sermayesi ile ayakta. ve işte bu yüzden a.b.d afganistan'a, ırak'a götürdüğü özgürlüğü! suudi arabistan'a götürmüyor.*

bırakın kadınlara hayvan muamelesinin yapılmasını, sırf özgürlüğün, bağımsızlığın parayla satılmasından ötürü nefret ettiğim ülkedir. islamiyet'in doğduğu coğrafyanın bu halde olması içler acısı. şöyle de bir gerçek var ki, bu adamlar altın sıçsalar, o petrolden gelen sermaye bitmez. o kadar da zenginler. ve görülüyor ki suud hanedanlığının otoritesi ve insanlara yaptığı baskı, zulüm daha çok devam edecek.
islam düşmanlığının en büyük taraftarları ; Arabistan yarım adasında yaşayan götlerini altın varaklı tuvalet kağıtlarına silip petrol işeyen prens kral gibi insanlar tarafından yönetilen ülke.üstelik bu kral vd... kafadan bütün islam ülkelerine parmak atmış ülkeler ile işbirliği içindedirler. **
erkeklerinin dünyada tek olduklarını sandığı ve her kadına rahat ulaşabilecekleri gibi semsemce fikirlere sahip, şeriatın yanında her türlü iğrençliğin yaşandığı, dini kendi yaşamlarına göre değiştirmiş, dünyadan, adaletten, özgürlükten, eşitlikten habersiz yaşayan ülke.
g7ye eklenmesidüşünülen ülkelerden birisi..para var huzurvar para yok hayat gereksiz..
petrol bitince afrika'dan daha yoksul hale düşecek ülke.