bugün
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı24
- claudian clouds11
- sözlükte en az sevdiğiniz yazar12
- tai lung45
- lezbiyenlik kul hakkına girmektir7
- öğretmenlerin 3 aylık tatillerinin bitmesi6
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet4
- mucizelere inanıyor musunuz6
- cinlerin insanlarla ilişkiye girmesi8
- büyü yapan sözlük yazarları9
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- eşşek arısı tarafından sokulmak3
- 15 ocak 20033
- türk kızları keko erkek mi seviyor12
- dünyayı kimler yönetiyor4
- instagram da bazı fotoğrafların büyümemesi4
- gökten çikolata yağması4
- baba parasıyla artistlik yapmak5
- ruhi çenet4
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması6
- sözlükte feyk hesabı olan yazarlar4
- nervio6
- düşün ki o bunu okuyor3
- ilk insanlar ilk insan olduklarının farkında mıydı3
- salça yapan sözlük kızı10
- eşşek arıları neden eşşeğe benzemiyor2
- kendini eleştirebilen insan7
- askerde yaşanılan zorluklar6
- enayimiknatisii21
- deizm ateizme giden yolun kavşağıdır3
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- ruhi çenet'in hasidikler videosu3
- victor osimhen9
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- büyü yaparken etik kurallar nelerdir5
- görgüsüz insan modeli3
- sözlükte kavga oluyor hissi4
- şeytan'ın ağır işsiz olması4
- sözlükteki gollumlar3
- cem yılmaz'ın sigarayı bırakması2
- sibel can'ın kilo alıp verdiği dönem4
- başaran aksu2
- sözlüğün en taşaklı kadını4
- gabriel sara2
- gollum3
- melih gökçek16
- popülerlik büyüsü2
- aleksey batrakov15
- çağlar söyüncü2
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği11
Bürokrasiyi eleştireyim derken, kavramları karıştırıp sıçıp sıvayan Sinan Çetin filmi... Yine de izlenmesi gereken, en azından kafanızda oluşacak sorularla birlikte, nasıl bir düzen olması gerektiği hakkında düşünmenizi sağlayacak olan filmdir.
--spoiler--
Kanunsuzluğu bireysel özgürlüğün temeline oturtan ve asıl özgürlüğün kanunların olmadığı bir toplum düzeninde yakalanabileceğini savunan bir film gibi görünmesinin yanı sıra, bu sırada da bürokrasiyi eleştiren bir film niteliği taşıyor. Bürokrasiden yakınırken, filmin sonunda bir anda istiklal Mahkemeleri'ni, Deniz Gezmiş'leri görüyoruz. Peki eleştirilen ne? Toplumun yozlaşmış kısımları mı, yoksa anarşizmin hakim olduğu bir sistem mi ya da ikisi birden mi?
Sinan Çetin, toplumsal özgürlük ile bireysel özgürlüğü birbirine karıştırıyor. Gerçi bu iki kavramın sorgulanması film ile sağlanıyor, burası ayrı bir konu, ancak Sinan Çetin'in amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Filmin bürokrasi eleştirisi getirdiği kısımları eleştirmek söz konusu değil; ancak işin içine devlet hizmet etmek için var sorunu girince, bu hizmetin nasıl olması gerektiği sorusuna da bir cevap vermeniz gerekir. Dedik ya, niyet bağcıyı dövmek. Devlet dediğiniz kavram, asıl olarak bireysel özgürlüklere değil; toplumsal özgürlüklere yönelik girişimlerde bulunur. Asıl olan toplumsal özgürlüklerdir. Toplumsal özgürlüğün sağlandığı ölçüde, bireysel özgürlüklere yönelir. Toplumsal özgürlükler, bireysel özgürlüklerin garantisi konumundadır. Bu yüzden toplumsal özgürlükler uğruna, bireysel özgürlükler kısıtlanabilir. Buna hukuk dilinde "kamu yararı" denir. Şimdi bunu tartışmaya açabilirsiniz, bu konu hakkında iki kelam edebilir, bu durumu eleştirebilirsiniz. Ancak bu konuya giriyor ve hiçbir söyleminiz olmuyor ise burada getirdiğiniz eleştiri havada kalmaktan başka bir işe yaramaz. Sinan Çetin'in yaptığı da budur, kendince ortada bir sorun vardır ama bu sorun için bir yanıtı yoktur.
Filmin Sinan Çetin boyutunu göz ardı edecek olursak, film, en azından bazı kavramları sorgulamanızı sağlaması açısından olumlu yön taşıyor. Filmin size verip verebileceği en değerli nokta burası. Sinemasal değer açısından ise olmamış bir film. Mesaj dediğiniz kavram masada size hazır bir şekilde size sunuluyorsa bu sinema değildir. Bu şekilde, sadece fikirlerinizin propagandasını yaparak kendi egonuzu tatmin edersiniz; ancak yaptığınız şey film olmaz.
--spoiler--
--spoiler--
Kanunsuzluğu bireysel özgürlüğün temeline oturtan ve asıl özgürlüğün kanunların olmadığı bir toplum düzeninde yakalanabileceğini savunan bir film gibi görünmesinin yanı sıra, bu sırada da bürokrasiyi eleştiren bir film niteliği taşıyor. Bürokrasiden yakınırken, filmin sonunda bir anda istiklal Mahkemeleri'ni, Deniz Gezmiş'leri görüyoruz. Peki eleştirilen ne? Toplumun yozlaşmış kısımları mı, yoksa anarşizmin hakim olduğu bir sistem mi ya da ikisi birden mi?
Sinan Çetin, toplumsal özgürlük ile bireysel özgürlüğü birbirine karıştırıyor. Gerçi bu iki kavramın sorgulanması film ile sağlanıyor, burası ayrı bir konu, ancak Sinan Çetin'in amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Filmin bürokrasi eleştirisi getirdiği kısımları eleştirmek söz konusu değil; ancak işin içine devlet hizmet etmek için var sorunu girince, bu hizmetin nasıl olması gerektiği sorusuna da bir cevap vermeniz gerekir. Dedik ya, niyet bağcıyı dövmek. Devlet dediğiniz kavram, asıl olarak bireysel özgürlüklere değil; toplumsal özgürlüklere yönelik girişimlerde bulunur. Asıl olan toplumsal özgürlüklerdir. Toplumsal özgürlüğün sağlandığı ölçüde, bireysel özgürlüklere yönelir. Toplumsal özgürlükler, bireysel özgürlüklerin garantisi konumundadır. Bu yüzden toplumsal özgürlükler uğruna, bireysel özgürlükler kısıtlanabilir. Buna hukuk dilinde "kamu yararı" denir. Şimdi bunu tartışmaya açabilirsiniz, bu konu hakkında iki kelam edebilir, bu durumu eleştirebilirsiniz. Ancak bu konuya giriyor ve hiçbir söyleminiz olmuyor ise burada getirdiğiniz eleştiri havada kalmaktan başka bir işe yaramaz. Sinan Çetin'in yaptığı da budur, kendince ortada bir sorun vardır ama bu sorun için bir yanıtı yoktur.
Filmin Sinan Çetin boyutunu göz ardı edecek olursak, film, en azından bazı kavramları sorgulamanızı sağlaması açısından olumlu yön taşıyor. Filmin size verip verebileceği en değerli nokta burası. Sinemasal değer açısından ise olmamış bir film. Mesaj dediğiniz kavram masada size hazır bir şekilde size sunuluyorsa bu sinema değildir. Bu şekilde, sadece fikirlerinizin propagandasını yaparak kendi egonuzu tatmin edersiniz; ancak yaptığınız şey film olmaz.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar